Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ah o Alevi-fobiniz yok mu?
11-12-2013, 03:19 AM
Mesaj: #1
Ah o Alevi-fobiniz yok mu?
Hunharca öldürülen insanların durumu ile insanları diri diri yakmak için tezgâh kuranları eşitleyip, “mağdurluk” kavramıyla açıklamaya ve aklamaya çalışmanın, Başbakan’ın Madımak davasının zaman aşımına uğraması sonrasındaki “Hayırlı olsun” yaklaşımından farkı var mı?
2013-11-12, 01:04:18Okunma: 00 Yorum
resim
Sonunda mecliste başörtülü milletvekilleri de oldu. Gerçi başları örtülü halde milletvekilliğine aday olup, kazanıp gelmediler ya, olsun.
Üstelik mecliste, AKP’nin köpürttüğünün aksine hiç de öyle kavga döğüş, hır gür yaşanmadı. Kadın vekillerin feminist hareketin rüzgârıyla sarstığı mecliste, Şafak Pavey’i saymazsak, kadınların neredeyse ortaklaştıkları bir oturum oldu. Kadınlar olarak bunu çoktan hak etmiştik. Kısmet, başörtüsü konusunaymış. Sırada, meclise pantolon ile girme ve kılık kıyafet yönetmeliğinde yasakçı her ne varsa onu pratikle boşa düşürme eylemleri olmalı. Aksi takdirde sadece başörtüsü ile sınırlı kalacak kılık kıyafet değişikliği, İslamcı baskının yanı sıra, yasakların aşılması değil, bizzat cinsiyetçi bir yasak olarak kadınlar için sorun olma potansiyeli taşıyacaktır.

Bugün başörtüsü ile meclise giren kadınların pantolon konusunda destek olacaklarına dair beyanları mevcut. Sözlerinin arkasında duracaklarına inanmak istiyor ve daha fazlasını bekliyoruz. Gördüğümüz kadarıyla meclis “feminist” kadın milletvekillerinden oluşmakta. Demek ki diyoruz, kadınların hayatlarının daha özgür olabilmesi için meclisteki kadın vekillerimiz parti ayrımı gözetmeden yan yana durabilir. Bu, düne göre sanki daha mümkün.

Kadınlara yönelik erkek şiddetinden eğitim hakkına, çalışma koşullarının düzeltilmesinden eviçi bakım emeğinin kamusallaştırılmasına, eviçi işlerde çalışan kadınların sosyal güvence hakkına dek çeşitli konularda kadın milletvekillerinin acilen yapmaları gereken çok şey var. Meclise gelmesi an meselesi olan kadın istihdamı paketini özellikle anımsatmak isteriz.

Kadın vekillerden her kim bu görevlerinden uzak durur, bu ve benzeri konularda üzerine düşenleri layıkıyla yapmazsa, öldürülen, eve kapatılan, dövülen, aşağılanan kadınların yaşadıklarına göz yummuş olacak.

MHP’den CHP’ye, AKP’den BDP’ye ve HDP’ye tüm partilerin kadınları, 31 Ekim günü mecliste gurur duyduğumuz bir kadın dayanışması sergilediler. Çıtamızı yükselttiler. Bizleri daha çok yüreklendirdiler. Ve biz milletin kadınlardan oluşan kısmı olarak kadınların ölümü durdurulsun diye ısrar ediyoruz. Cinsel taciz, mobing ve tecavüzler son bulsun istiyoruz. Buradayız, birlikte daha güçlü olacağımıza inanıyoruz diyoruz.

Aleviye demokrasi yok

Aleviler başta olmak üzere tüm inanç grupları başörtüsü konusunda ağız birliği ettiler yasaklanamaz diye. Ancak nedense iş Alevilere gelince Müslümanlar –çok az bir kısmı hariç- hâlâ aynı yerdeler: Alevi-fobi.

Sizi bilmem ama ben sık sık şu hisse kapılıyorum: Bu ülkede demokratik birçok mesele Alevilerin özgürlüğü meselesinden daha kolay çözülür. Çünkü Alevi adını duyunca tüyleri diken diken olan milyonlarca insan var bu ülkede. Hâlâ Alevi kelimesini küfür diye kullanan Müslüman aileler var. Hâlâ Alevilerin elinden yemek yenmez diye yeni nesillerin beynine fitne eken zavallılar var. Hâlâ Aleviler mum söndürüyor diye anlatan, yazan sefiller var. Ve bunu dinleri adına yapıyorlar.

Bunlara deseniz ki Alevi-fobiksiniz, yüzünüze anlamsız anlamsız bakarlar. Onlara göre o kadar doğaldır ki Aleviyi aşağılamak, ne dediğinizi dahi anlamaz, anlamlandırmazlar. Kötü olan zaten Alevliğin kendisi, sizin ona ilişkin tutumunuz değil ki. Ne fobisi?

Tüm Müslümanları aynı kefeye koymuyorum ve çok az sayıda Müslümanın bu ülkede başka inançlara karşı yeniden yeniden üretilen nefret söylemine karşı direndiğini biliyorum. Bunun çok önemli olduğunun da farkındayım.

Ancak geçtiğimiz hafta Tarafsız Bölge adlı programda mücadele arkadaşım, eylemlerde defalarca yan yana olduğum sevgili Hidayet Şefkatli Tuksal’ın sözleri kabul edilir gibi değildi.

Tuksal programın bir yerinde “Türkiye’de uzun yıllar çoğunluk olan inanç sahipleri mağdur oldu” diyor ve Alevilerin kendilerini hiç anlamadığından “yakınıyor.” Neden? Hem çoklar hem de mağdur! Hak yerine sayısal üstünlükten bahsediyor. Mağdur oldukları için de kahrediyor.

ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş kendisini “Ama siz yakılmadınız” diye uyarınca, Tuksal kendini frenleyemiyor “Yakmak da bir mağduriyettir” diyor. Taş’ın ısrarcı müdahalesi ile de yakanların nasıl “mağdur” olduklarını “açıklıyor.”

Ahmet Hakan, Tuksal’ı eleştiren, kınayan tweetleri programda okumayarak aynı fikri “gizlice” desteklemiş oldu.

Bu tartışma Türkiye’de demokrasinin ne kadar yol aldığını göstermesi açısından önemli. Kendine Müslüman demokrasisi. Niye mi? Türkiye’de demokrasi mücadelesi verenlerin durduğu yer burası olunca, demokrasi de kendine demokratlık hududunda tepinip duruyor.

Hunharca öldürülen insanların durumu ile insanları diri diri yakmak için tezgâh kuranları eşitleyip, “mağdurluk” kavramıyla açıklamaya ve aklamaya çalışmanın, Başbakan’ın Madımak davasının zaman aşımına uğraması sonrasındaki “Hayırlı olsun” yaklaşımından farkı var mı?

Merak etmekteyim, mesela kaç Müslüman insan 3 Kasım günü Alevi mitingine gelip, “Bugün hepimiz Aleviyiz” diyebilecek? Kıyaslamak için değil, başkasının hakkını kendi hakkımız kadar savunup sahiplenebiliyor muyuz? Esas mesele bu. Alevi literatürüne göre konuşursak “sır” burada.

Bitirirken özellikle sormak isterim, İslamofobiden yakınanlar, içlerindeki Alevifobiden arınacaklar mı? Duyamadım, yüksek sesle lütfen.

GÜLFER AKKAYA
My Last Threads


Alevi forum,alevi köyleri,alevi türküleri,alevi ünlüler,alevi sözleri,alevilik nedir,alevi nedir
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir