Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Alevilerin zihninde kırılma noktası
05-09-2016, 03:21 PM
Mesaj: #1
Alevilerin zihninde kırılma noktası
Alevilik İslam’ın yorumu mu, yoksa mezhep mi? Alevilerin bugün yaşadığı sorunların temelinde yatan asıl sebep ne? Osmanlı mı Cumhuriyet dönemi mi? Akademisyenler, Alevi toplumunun temsilcileri anlattı.


SAMİ BAYRAKTAR
AK Parti iktidara geldiğinde kapağını açtığı ilk dosyalardan biri Alevilerin sorun ve talepleriydi. 2009-2010 yılları arasında yapılan 7 çalıştay ve sayısız toplantı, birikmiş problemleri siyaset sahnesine çıkardı. Bir taraftan da sorunları ilk ağızdan dinleme ve diyalog yolunu açarak konuyu toplumun gündemine taşıdı. Ancak aradan geçen sürede yasal bir adım atılamadı. Yazı dizimizde Alevilerin sorunlarının tarihi temellerini ve bugüne yansımalarını, Diyanet’in ve Alevilerin ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü cemevlerini, Alevi açılımının neden sonuç vermediğini ve çözüm önerilerini ele alacağız...

İSLAM’IN YORUMU MU?

Yüzyıllara dayanan Alevi-Sünni ayrışmasında temel tartışma başlıklarından biri, Aleviliğin ne olduğu meselesi. Alevilik İslam’ın bir yorumumu mu?, mezhep mi?, Anadolu halk inanışı mı?, gelenek ve kültür mü, yoksa İslam dışı bir inanç mı?

İLAHİYATÇILARIN BAKIŞIYLA ALEVİLİK

‘Alevilik İslam’ın neresinde?’ sorusu, kaçınılmaz olarak Sünni İlahiyatçıları tartışmanın içine çekiyor.

* Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara, Aleviliği İslam’ın içinde bir mezhep olarak görüyor: Benim bakışım, Aleviliği İslam içinde bir mezhep olarak görmeye yatkın. Fakat alıştığımız türden, örneğin Şiilik’teki gibi başı sonu belli, kaynakları belli bir mezhep değil bu. Güçlü bir tasavvufi geleneğe sahip, eski Türk inançlarıyla yoğrulmuş ama kitabi değil sözlü temellere sahip olduğu için zaman ve zemine göre çok farklı kültürel görüntüler verebilen bir dini olguyla karşı karşıyayız.

* Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretin Üyesi Prof. Dr. İlyas Üzüm,Aleviliğin mezhep olduğu görüşüne katılmıyor ve şu tarifi yapıyor:
Alevilik, 10’uncu yüzyıldan itibaren İslam’ı kabul etmeye başlayan göçebe oymakların bu yeni dini eski Orta Asya inanç ve gelenekleriyle bir şekilde bağdaştırdıkları sosyo-kültürel yapıdır. Alevilik ne İslam dışı bir inanç, ne kelâmî ya da fıkhî anlamda bir mezhep ne salt bir sufi harekettir. Aksine bünyesinde Şiî, Hurufî, batınî, tasavvufî öğeler taşıyan ‘bağdaştırmacı’ bir inanç ve gelenektir.
* Eski İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’ya göre Aleviliğin tanımını Aleviler yapmalı. Çağrıcı’nın tarif karmaşasını ortadan kaldırmak için teklifi ise; Alevi geleneğinin bilimsel düzeyde tespit edilmesi ve başlıca Alevi kaynaklarının yayımlanması:

Doğru bir tanım ancak bu sayede netleşecektir. Çünkü bu yapılmayınca, Alevilik adına aklına esen bir şeyler söylemekte ve garip tanımlamalar yapılmakta, tuhaf çelişkiler yaşanmaktadır. Örneğin bir yandan ‘Alevilerin, devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ideallerini paylaştıkları’ söylenirken bir yandan da Cumhuriyet Türkiyesi’nin sünnî bir devlet olarak kurulduğu ileri sürülmektedir.

ALİ’SİZ İSLAM OLMAZ

Aleviler, Aleviliğin İslam dışı bir inanç olarak gösteren yaklaşımlardan rahatsız. Aleviliğin İslam’la bağı, ‘Alisiz Alevilik olmaz’ cümlesiyle özetleniyor. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, Aleviliğin İslam’la ilişkisi konusunda şunları söylüyor:
Bu sizin tamamen İslam’ı nereden algıladığınıza bağlı. İslam derseniz ki camidir, namazdır, Ramazan orucudur, Hacdır, zekattır o zaman biz İslam değiliz. Ama biz de diyoruz ki o Emevi İslamıdır. İslamın özünün bunlarla alakası yoktur. Bize göre ilk semah dönen Hazreti Muhammed’dir Kırklar Cemi’nde. Bu değerler silsilesiyle Alevilik kabul edilir. Ali’yi çıkarttığın zaman Alevilik çok manasız bir noktaya gelir.

ALTERNATİF DEĞİL

Liberal Düşünce Topluluğu Alevi Araştırmaları Direktörü Şenol Kaluç, Aleviliğin ne olduğu konusundaki tartışmayı anlamsız buluyor ve ekliyor: Alevilik ve Sünnilik hiçbir zaman birbirinin alternatifi olamaz. Alevilik karşılaştırılacaksa Mevlevilik, Kadirilik, Rıfailik gibi tarikatlarla karşılaştırılabilir.

TRAVMAYA YOL AÇAN KIRILMA NOKTALARI

‘Alevilerin hafızasında travmaya yol açan kırılma noktaları neler?’ sorusuna verilen cevaplar ortak:
* Yavuz Sultan Selim döneminde Kızılbaşların uğradığı takip ve ölümler.
* 1826’da II. Mahmud döneminde Yeniçeri Ocağı’nın lağvedilmesiyle birlikte Alevi Bektaşi dergahlarının kapatılması.
* Cumhuriyet döneminde tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla Alevi dergahlarına el konulması.
* Dersim katliamı, Maraş-Çorum olayları ve son olarak Madımak hadisesi.


SORUNUN KAYNAĞI CUMHURİYET DÖNEMİ


Yavuz Sultan Selim dönemindeki meselenin itikadi değil siyasi olduğunu anlatan Liberal Düşünce Topluluğu Alevi Araştırmaları Direktörü Şenol Kaluç, “Doğu’da Şah’ın yükselişi olmasaydı ve bu çıkış Anadolu’da yankı bulmasaydı muhtemelen böyle bir çatışma hiçbir zaman olmayacaktı” diyor. Alevilerin yaşadıkları sorunların bütün yükü Osmanlı’ya yüklenebilir mi? Kaluç, Alevilerle devlet arasındaki ilişkinin Aleviliğin külliyen yokedilmesine dönüşmediğini belirtiyor.

RESMEN YASAKLAMA

Kaluç’a göre bugünkü sorunların kaynağı Cumhuriyet dönemi uygulamaları: Alevilik hem resmen hem de fiilen yasaklandı. Alevi tarihi sol-Marksist-Kemalist bir bakış açısıyla üretildi. Çaldıran gibi uzak olayların sürekli hatırlatılmasıyla zihinlerde yaratılan illüzyona büyük bir kesim samimiyetle inanıyor.

BUGÜNKÜ BAKIŞIN TEMELİ OSMANLI’DAN

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, Sünni kesimdeki Alevi bakışının temelinde Osmanlı döneminin olduğunu dile getiriyor.
Ali Kenanoğlu, günümüzde Sünni kesimdeki Alevilere bakışın temelinde Osmanlı döneminde yaşananların yattığını söylüyor. ‘Mum Söndü’ iftirasını bunun en açık örneği olarak gösteriyor, o dönemin toplum üzerindeki olumsuz izlerinin silinemediğini belirtiyor. Bununla birlikte Kenanoğlu da Kaluç gibi Cumhuriyet dönemine işaret ediyor: Osmanlı Alevileri inkar etmiyor. Alevi Bektaşi dergahlarının postişinlerine beratlar verildiği süreçler de yaşanıyor. Ama değiştirilmesi, dönüştürülmesi gereken, zaman zaman da katledilmesi gereken bir toplum olarak görüyor. Ancak Cumhuriyet Osmanlı’dan daha geri bir tavırla Aleviliği tümden reddediyor. Oluşturduğu Diyanet kurumundan tutun yasalarında, anayasasında inançsal bütün tavırlarında Aleviler diye bir toplum yok, Alevilik diye bir şey yok. Herkes Müslüman, herkes Sünnidir anlayışı var.

İTİKADİ Mİ SİYASİ Mİ?

Alevilerin devletten talepleri hangi temele dayanıyor? İtikadi mi, siyasi mi, sosyal mi? Eski AK Parti Milletvekili ve Alevi Açılımı Koordinatörü Reha Çamuroğlu, “Alevilerin talepleri itikadi talepler değil. Sosyal ve siyasal talepler” diyerek toplumdaki ötekileştermiye, nefret söylemine, devlet kadrolarındaki ayrımcılığa dikkat çekiyor. Ali Kenanoğlu’na göre ise talepler hem itikadi hem sosyal hem de siyasi boyutlar taşıyor.

DERSİM YALNIZ BIRAKILDI


Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, Dersim katliamını Aleviler için travma yaratan olaylar arasında saymadı. Kenanoğlu, bunun gerekçesini şöyle açıkladı: Türkmen Alevilere Kürtlerin ayaklanması bastırıldı denildi. Kürtlere de Kızılbaşların ayaklanmasının bastırıldığı söylendi. Ne Aleviler sahip çıkabildi Dersimlilere ne Kürtler. Sonuç olarak, Dersim katliamı bütün Alevi hafızasına ortak bir acı olarak yansımadı. Dersim, son 5 yıldır Alevilerin gündemine girebildi. Ben de bir Türkmen Alevisiyim, bunu bir içeleştiri olarak alıyorum.

İÇİNDEN ÇIKILMAZ MUĞLAKLIK

Aleviliğin nasıl tanımlanacağı meselesi Alevi Çalıştaylarının da zorlu gündem maddeleri arasındaydı. Bu zorluk, 2011 yılında yayımlanan nihai rapora şöyle yansıdı: Günümüzde Alevilik pek çok açıdan birbirini dışarıda bırakan tanımlamalarla içinden çıkılmaz bir muğlâklığa çekilmek istense de gerçekte o, İslâmi gelenek içinde şekillenmiş bir düşünce biçimidir. “Hak-Muhammed-Ali” üçlemesi içinde tarikat adâb ve sistematiğinin belli başlı bileşenlerini yansıtan özerkliğiyle Alevilik, başından beri bu ölçülerle şekillenmiş bir inanç ve erkân yoludur.

karar.com
My Last Threads


Alevilik; Hak Muhammed Ali,12 İmam ve Ehlibeyt yoludur.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir