Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Alevilik Ali ile Başlanmadı !
05-18-2015, 06:04 PM
Mesaj: #1
Alevilik Ali ile Başlanmadı !
Türklerin ana yurdu OrtaAsya’dır.Kü rtler ana yurdu olan Mezopotamya bölgesinde yaşıyorlardı. Tek dinleri Zerdüşlük’tü. Toprak, hava, su ve ateşi kutsuyorlardı. Daha sonraları Zerdüşlük’ten esinlenerek Aleviliği benimsediler.

Alevilik, birçok dinin iyi yönlerini almış kendi felsefesinde yoğurmuş, ona kendince bir biçim vermiş. Çağın şartlarına göre kendini yenilemiş, kardeşliği, hoşgörüyü, insancılığı ön pilana almış bir yaşam biçimidir. Günümüzde ise: Yoksulluğun, ezilmişliğin, zülmün, soygunculuğun olmadığı, eşit paylaşımın olduğu, herkesin kardeşçesine yaşadığı, tabiatın tahrip edilmediği bir dünya yaratma mücadelesidir Alevilik.

640 yılında İslam orduları komşu ülkelere sefere başladılar. Ya İslamlığı kabul edecektin, ya da şimdi olduğu gibi göç edecektin. İslamlığı kabul etmeyen 300 bin Kürt –Türk-Arab kılıçtan geçirilerek öldürüldü..

Müslümanlığı kabul etmeyen Alevi Kürtler-Türkler-Arablar göç etmek zorunda kalmışlar. Bu gün Alevi köylerin %90’nı verimsiz, yol geçmez dağ yamaçlarındadır . Gerçek nedeni ise: düzeni yönlendirenler, onlara yaşama hakkı tanımadıklarıdı r. İbadet ederlerken bile, biri görür diye köyün dışına nöbetçi dikerlerdı cemlerinde…

Asırlardır hep “öteki” olarak adlandırılan, horlanan, haksızlığa karşı hep baş kaldıran, ölümlere, sürgünlere gönderilen, kuyulara doldurulan, derileri yüzülen, 17 yaşlarında bile asılan, Alevilerdır.

Geçen aylarda TV kanalın birinde, bir dede (Hıdır Dede) konuşurken aynen şöyle dedi: “Alevilik Hz. Ali ile başladı…..”. O’nu dinliyen genç beyinlerde, Aleviliğin Ali ile başladığını, ondan önce Aleviliğin olmadığını öğrenmiş olacaklar. Kanımızca, bu dede bazılarına yaranmak veya ev ödevini yapan bir öğrenci…. Çünkü gerçek hiçde sayın dedenin söyledığı gibi değil. Alevilik, Ali doğmadan yıllar önce vardı. Alevilik, Zerdüşlük’ten beri vardı. Alevilik, doğmatik öğelerden ziyade hayatın gerçeklerine dayanır.

Hz. Ali, Alevi değildir. Hz. Muhamed’in damadı ve amcasının oğludur. Ali, Müslümanlığı kabul eden ilk insandır.

Alevilerin, Ali’ye ve çocuklarına sahip çıkma olayına gelince: Hz. Muhamed’in ölümünden sonra, halifeliğe kim layık anlayışında yapılan haksızlıklara Ali haklı olarak karşı çıkmıştır. Mühür olayını hepınız biliyorsunuz. Bu gün yapılan komploların benzeri. Ali’nin ölümünden sonra, Muaviyenin Hüseyin’e ve kardeşlerine yapılan suikastlar, Hüseyin’in zalime boyun eğmeyişi, dünya malına kendisini satmayışı ve şehitlik şerbetini içmiş olması… İşte Aleviler, bu ailenin onurlu yaşam şeklini kendilerine rehber etmişler. Ve hatta bazı Aleviler daha ileri giderek Ali’yi tanrı katına çıkarmışlar. Derviş Ali bunu şöyle yorumlar: “Yeri göğü arşı kürsü yaratan/ Men Ali’den başka tanrı görmedim/ Yaradup kulunun kısmetin veren/ Men Ali’den başka tanrı görmedim” der. Oysaki, islam inanışına göre, tanrı dışındaki tüm canlı ve cansız varlıklar yaratılmıştır. Bir tek tanrı ölümsüzdür. Diğer bir deyişle insanoğlu fanidir, yani ölümlüdür. Ali’nin anası ve babası vardır. Yaratılmıştır. Her insan gibi O’da ölmüştür. Yine Alevi ozanlardan biri derki: “yer su, gök duman iken Ali vardı”. Oysa genel kanıdır: yer, gök ve bahçeler oluştuktan sonra, insanoğlu Adem ile Hava anadan çoğaldılar. Nasıl oluyor da yer gök oluşmadan Ali var oluyor? Bu sadece insanların Ali’ye karşı gösterdikleri sevgilerinin, olağan üstü tezahürüdür.

Bazı Aleviler düzene iyi görünmek, çıkar ilişkiler veya öyle öğretildiği için, Aleviliği müslümanlığa yamalamak istiyorlar. Ve hatta bazı Aleviler derki: “gerçek Müslüman biz Alevileriz namaz da, oruç da bizim”. Alevilikle Müslümanlık birbirinden çok farklı şeylerdır.

Şunu peşinen söylemeliyimki, hiç bir din ve inanç öbüründen üstün değildir.

Kısaca farklıklarını belirtirsek:

Müslümanlıkta namaz var. Alevilikte niyaz ve cem. Müslümanlıkta, Allah gökte aranır. Aleviler muminin kalbinde… yani insanda arar. Alevilikte, “insan eksik bir tanrı,Tanrı ise mükemmel bir insandır”. İyiliğide kötülüğüde yapan insandır. “Ne ararsan sen senden ara” sözü boşuna söylenmemiştir. Müslümanlıkta ölünce cennet ve cehennem vardır. Alevilikte cennet ve cehennem bu dünyadadır. Bunu merhum Ozan Mahzuni Şerif şu dizesiyle tanımlar: "gidip gelmeyen bir yer yok yık benim için” der. Müslümanlıkta öldükten sonra diriliş vardır. Alevilikte, kişi sağlığında yaptığı hizmet oranında öldükten sonra, insanlar arasında anılır, manevi bazda yaşatılır. Pir Sultan’lar, Eba Müslüm’ler, Nesimi’ler, Seyid Rıza’lar ve daha dünmüş gibi aramızdan ayrılan Ozan Mahzuni Şerif’ler gibi… Ayrıca Alevilikte, musaiplik ve eline, beline, diline sahip olma düstürü vardır. Birde günümüzde modern toplumlarda yargılama aşamasında baş vurulan Juri’nin yerini Alevilerde daha geniş halk mahkemeleri mevcuttur cemlerde. Orda verilen en ağır ceza, toplum içinde toplumla ilişkisi kesilir. Kişi yaşarken ölü sayılır halkın nazarında….

Sayın Başbakan demişti: “Ali’yi sevmek Alevilikse, ben daha çok Aleviyim”. Sayın okuyucular öyleyse: Şii’lerin hepsi Alevi. Olmaz öyle şey. Yukarda da izaha çalıştığım gibi Alevilikle İslam çok farklıdır: Alevi’likte tek eşlilik, İslam’da dörde kadar yolu vardır. İslam’da haremlik selamlık vardır. Alevi’likte kardeşçesine birlite oturulur. Müslüman’lıkta iki kadının tanıklığı, bir erkeğin şahadetine eşittir. Alevi’likte cinsiyet farkı yapılmaz. Herkes eşit haklara sahip- miras dahil olmak üzere. Müslüman’lıkta, Müslüman olmayanlara ‘Gavur’ gözüyle, Aleviler ise 72 millete kardeş gözüyle bakar…

Geçen yıllar da bir vatandaş, resmi mercilere baş vurdu, dedi ki: “Ben bir Aleviyim. Nüfüs cüzdanımdaki İslam ibaresini kaldırın. Yerine Alevi yazın”. Diyanetten görüş istenmiş. Diyanet: "Alevilik diye bir inanış yoktur. Bunlar İslam’ın alt guruplarıdır” demişti. Alevi varlığını kabullenmiyorla r.

İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı 12.12.2005 de Ülkede Özgür Gündem gazetesinde: "Aleviliğin İmam Hatip Liselerinde okutulması, Alevi Dedelerin de İlahiyat Fakülteler’inde yetiştirilmesi… . İslam Aleviliği bilen gençler yetiştirilmeli… .”demiş.

Türkiye, bir ulus-devlet olduğu için, özünde asimilasyoncudu r. Sürekli üst kimliğini empoze ederek, Türklüğü öne çıkarır, alt kimliklerde ki dilleri yasak eder. Bazen de dini kimliğini öne çıkarır alt kimliklerde ki inanışların özgürce kullanmasını önler. Onları yok sayar. Alevi’nin Cem Evi’ne cümbüş evi der. İbadet için, camiyi önerir. Bu ulus-devletin asimilasyoncu özelliğinden kaynaklanıyor.

Çoğunluğun görüşü o dur ki Alevi’lik, doğmatik kurallara rağbet etmeyen, İslam inanışından tamamen farklı, değişimin kuralları içerisinde kendisini yeniliyen ve çağdaş kuralları harmanlıyan bir yaşam biçimidir…

YAZAR: Ali ERDOĞAN

My Last Threads
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir