Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Alevilik Bir Tarikat Değildir!
07-05-2013, 10:11 PM
Mesaj: #1
Alevilik Bir Tarikat Değildir!
Yüzyıllarca Alevi varlığını reddeden egemen dinsel anlayışın temsilcisi bazı ağız ve kalemlerin günümüzdeki iz sürücüleri şimdilerde Aleviliği tarikat kalıbına sokma uğraşısı içine girmiş bulunuyorlar.

Güya Alevilik itikatta Maturidî, amelde Hanefi bir Sünni tarikat imiş!

İnsan, hala mı bu körlük, hala mı bu anlamsız inat, demeden edemiyor.

Öncelikle bilinmesi icap eden mühim mevzu, tarikat kavramının Alevilikteki manasının Sünni egemen çevrelerin anladığından farklı olduğudur.

Bir kelimenin her yerde ve her durumda aynı anlama gelmeyeceği gibi en yalın semantik gerçeği göz ardı ederek Alevi terminolojisindeki “tarikat” ve “ehl’i- tarik” gibi ifadeleri Sünni terminolojiye uygun şekilde anlamlandırmak bilimsel dürüstlüğe ne derece uygundur?

İnsaf ediniz; şayet Alevilik Sünni tarikatlar gibi bir tarikat olup amelde ve itikatta “Ehl’i- Sünnet ve’l – Cemaat” denilen mezhebi yapı dahilinde idiyse neden bunca Alevi önderi güya sapkınlık suçlamasıyla idam, sürgün vb. insanlık dışı uygulamaya maruz bırakıldı?

Bakınız; 1826 yılında Osmanlı Kadıları tarafından idamla yargılanan Alevi önderi, Hacı Bektaş Postnişin’i Hamdullah Çelebi Hazretleri Aleviliği nasıl anlatıyor:

“Biz; Ehl’i - Sünnet ve’l – Cemaat mezhebinden değiliz. Zira Ehl’i – Sünnet ve’l – Cemaat mezhebi sapkınlık ve bid’attir. Can korkusu olmadan doğruyu söylediğimin tutanaklara geçirilmesini istiyorum. Mahkemenizin ve şu andaki devletinizin İslam diniyle yakından uzaktan alakası yoktur.”

İşte bakın; “Biz ne Maturdîyiz ne de Hanefî’yiz!” diyor zamanın en büyük Alevi önderi. Malum olduğu üzere Maturdî ve Hanefi mezhebi Ehl’i – Sünnet ve’l- Cemaat diye tabir olunan mezhebi yapıya dahildir. Dedemiz bunu reddediyor. Üstelik konuşmasının devamında kendilerinin bir mezhebi olduğunu ve adına da “ Âl – i Resul Mezhebi” yani peygamber soyunun mezhebi denildiğini beyan ediyor. Devamında dedemiz, sadece Aleviliğin gerçek İslam olduğunu da ısrarla söylüyor.

Mahkeme, dedemizi, adamları ile birlikte ülkeyi fesada vermekle suçladığında ise yanıt şu oluyor:

“Ülkeyi fesada vermedik. Adamlarım dediğiniz, Oğuz Türkmenleridir. Çoluk çocuk konar göçer yaşarlar. Onların Şeriat - ı Muhammediye’yi inkar diye bir durumları yoktur. Bunu söylemek küfür ve günahtır.”

Mahkeme, sorularının devamında ise, Hamdullah Çelebi’ye neden mensuplarının namaz kılmadığını, bu nedenle kendilerinin zındık ve dinsiz olduklarını iddia eder. Hamdullah Çelebi ise verdiği yanıtta;

“Bizler salat -ı daimdeyiz. Daima Allah’la beraberiz. Salatı inkar etmiyoruz. Cem ve cemaatimizin toplantısında Türkçe dua ettiğimiz doğrudur… Kuran’ın dua olan kısımlarını okuruz.”

Namaz ile ilgili tartışmada Hamdullah Efendi verdiği bir diğer yanıtta ise;

“Biz Müslümanlar, dergahımıza gelen bacılarla, kardeşlerle Allah’ın birliğine inanan kişileriz. Ecdadım Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanırız. Kitabullahtan ayrılmayız… Gündüzleri Oğuzlarımız işiyle meşguldür. Geceleri yolumuza, erkanımıza katılmaya niyet ederiz. Kıyamda bulunuruz. Nefesler kıraat ederiz. Pir’in Huzuru Meydanı Hak Divanıdır. Rükû ederiz. Duaya durur, sücûd ederiz. Edep üzere otururuz. Bütün bu dergah cemlerini ayetlere, Kuran’a uyarak yaparız.”


Hasılı kelam söze konu mahkemede dedemiz Hamdullah Çelebi, Aleviliğin geleneksel yapısına uygun bir biçimde savunmasını yapıyor. İbadetlerinin cem, oruçlarının Muharrem olduğunu, Türkçe ibadet ettiklerini, camilerde değil meydan evinde (cem evi) yol ve erkan yürüttüklerini apaçık bir şekilde söylüyor. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için merhum Cemal Şener’in “İdamla Yargılana bir Alevi Dedesinin Savunması” adlı kitabına müracaat edebilirler.

Böyleyken hala Alevileri camiye, namaza ve ramazan orucuna çağırmak, Aleviliğin aslında Hanefi bir tarikat olduğunu iddia etmek asimilasyoncu bir misyonerliğin daniskası değil midir?

Diyanet İşleri Başkanlığının eski ve hali hazırdaki mensup ve yetkilileri artık bu misyonerlikten vazgeçmelidirler. Misyonerliklerini bölünmeye karşı birliği savunma zeminine oturtma söylemleri de son derece çirkindir. Kimin birleştirmeye, kimin bölmeye çalıştığı aslında gün gibi ortada değil midir?

Öte yandan birkaç Avrupa ülkesinde Aleviliğin resmi manada “kendine özgü bir inanç” olarak tanımlanıp kabul edilmesinden kaygı duyulması da zavallılıktan başka bir şey değildir. Batı dünyasında din ve mezhep kavramlarının İslam dünyasından farklı anlamda kullanıldığı malumdur. Buna göre Batı’da bizim Hıristiyan mezhepleri dediğimiz; Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık bir din gibi kabul edilir ki zaten mezhep diye bir kavram pek yaygın değildir. Aleviliği de bu çerçevede “ kendine özgü bir inanç” olarak nitelemelerinde en azından dinî açıdan herhangi bir sorun yoktur.

Eğer Türkiye, kendi yurttaşlarının en tabiî taleplerini reddetme konusundaki bu anlamsız ısrarını sürdürürse ve Alevileri tarikat kalıbına sokma manasızlığına devam ederse elbette ki Batı’da da böylesi kararlar alınacaktır.

Artık devletimiz şu gerçekleri kabul etmek zorundadır:

Alevilik bir tarikat değildir.

Alevilerin ibadeti cem, ibadethanesi cem evidir.

Alevilerin orucu Muharrem ve Hızır oruçlarıdır.

Alevileri namaza ve camiye çağırmak devletin görevi değildir.

Cem evleri bir tarikat merkezi değildir.

Cem, bir tarikat zikir töreni değil aslî bir ibadet biçimidir.

Camilere tanınan bütün haklardan cem evleri de yararlanmalıdır.

Sünni din görelilerine tanınan bütün haklardan Alevi inanç görevlileri de yararlanmalıdır.

Sünni din görevlisi yetiştiren Kur’an Kursları, İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakülteleri gibi Alevi inanç görevlisi yetiştirecek okullar açılmalıdır.

Okullardaki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde Alevilik özgün kimliğine uygun bir biçimde verilmelidir.

Seçmeli olarak okutulan Temel Dinî Bilgiler dersinde Alevilik için de kitap hazırlanmalı ve Alevi öğrencilerin bu dersi almaları sağlanmalıdır.

Hükümetimiz ve başbakanımız, tedavülden kalkmış bazı görüşleri hala dillendirmeyi sürdüren bir kısım eski ve yeni Diyanet görevlilerinin yanıltıcı beyan, mektup ve demeçlerine itibar etmemelidir.


Allah’ın selamı gerçeği söyleyenlerin üzerine olsun!

Mustafa Cemil KILIÇ
My Last Threads


Alevilik; Hak Muhammed Ali,12 İmam ve Ehlibeyt yoludur.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir