Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)
08-05-2013, 11:40 PM (Bu Mesaj 08-05-2013 11:47 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : Dede-baba.)
Mesaj: #1
Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)
Degerli canlar...

Mustafa Kemal'in bektaşiliği üzerine ve Atatürkçülüğün bektaşilikten etkilendiği üzerine sosyolok ve felsefeci ve tarihçi Bilim adamlarının araştırmalarını size sunmak istedim

Prof. Dr. Yaşar N. Öztürk Tarih Boyunca Bektaşilik s. 204. sayfasında şöyle diyor.

"...Atatürk'ün, andığımız devrede, başlattığı harekete destek sağlamada, yanına almakta büyük yararlar gördüğü dinsel kadrolar içinde Bektaşi'lerin ön sırayı tuttukları anlaşılıyor. Bu öylesine belirgindir ki, bazı yazarların bu olguya takılarak Atatürk'ün bir "bektaşi" olduğunu söylemeleri mümkün hale gelmiştir." (1)

Prof. Dr. Öztürk'ün bazı yazarlar bu olguya takılarak "Atatürk'ün bir ‘bektaşi" olduğunu söylemeleri bile mümkün hale geldi dediği yazar; 1977 yılında yaptığı; "İslam et Jeunnesse en Turquied'aujourd'hui" adlı eseri ile tanınan Sabine Dirks'dir. S. Dirks, Atatürk'ün Bektaşi olduğunu savunan yazarlardan birisidir. (2)

Gene bir başka batılı sosyal bilimci ve Anadolu'da Alevilik-Bektaşilik konularının da araştırmacısı; John Kingsley Birge; The Bektashi Order of Dervishes adlı kitapta Atatürk ve Alevilik ilişkisini şöyle değerlendiriyor:

"Cumhuriyet ilkeleri ile Bektaşilik ilkeleri bir ve aynıdır. O halde Bektaşilere göre, Cumhuriyetin gelişi ile tarikata ihtiyaç kalmamıştır. Çünkü amaç gerçekleşmiştir." (3)

Mustafa Kemal ile Anadolu Alevi Bektaşiliği'nin milli mücadele sırasındaki karşılaşmasını araştırmacı yazar Adil Gülvahaboğlu şöyle ifade ediyor:

"...Mustafa Kemal'in arayışı Bektaşi toplumunda yaşıyordu. Tarihte pratiğinde vardı. Ancak hukukileşmesi ve siyasallaşması gerekiyordu. Mustafa Kemal bunu yaptı... Lâiklik, bağımsızlık, dilde ve kültürde ulusçuluk, halk egemenliğine geçiş, kadın hakları... gibi yeniliklerdeKemalist güç Bektaşilik kaynağına dayanıyordu..."(4)

Anadolu Alevileri, tarihte Osmanlı'nın her türlü toplumsal haksızlığına karşı başkaldırdıkları için sayısız kitle katliamına uğramışlardır. Yaşamlarını sürdürebilenler de kendilerini Osmanlı'dan saklamak için kuş uçmaz, kervan geçmez, köy, mezra, kom ve yaylaklarda her türlü toplumsal nimetten uzak yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır

Halifeliğin osmanlıya geçişinden beri bu yönetime karşı mücadele veriyorlardı. Bu nedenle; paşidaha, hilâfete ve emperyalizme karşı savaşa girecek olan Mustafa Kemal ve kadrosu için en doğal güç; Rumeli ve Anadolu'daki Alevi halk idi. Milli Kurtuluşçu kadro ve Alevi-Bektaşilerin düşmanı ortak idi.

Alevi-Bektaşilerin Atatürk sevgisi bugün Anadolu'nun taşına toprağına, uçan kuşuna, esen yeline sinmiştir. Hacıbektaş'taki ardıç ağacından, Kazdağı'ndaki yörük çadırına kadar bu böyledir.


Yararlanılan Kaynaklar

1-Prof. Dr. Yaşar N. Öztürk Tarih Boyunca Bektaşilik s. 204

2-Sabine Dirks, İslam et Jeunnesse en Turquied'aujourd'hui

3-John Kingsley Birge; The Bektashi Order of Dervishes

4-Adil Gülvahaboğlu,HacıBektaş Veli s. 190

Degerli canlar...

Kurtuluş savaşının en başından itibaren Aleviler Ata'nın yanında yer almıştır.. simdi size, Atatürk'ün Hacı Bektaş dergahına uğraması ve Buradaki dede-baba tarafından hacı Bektaşa bağlı Tüm ocaklara gönderilen Emir nameden bahsetmek istiyorum..

....Mustafa Kemal Paşa, Hacıbektaş'ta bir gece kalmış, harem dairesinde ağırlanmıştır. 24 Aralık 1919 Cuma günü de Hacı Bektaş Veli'nin türbesini ziyaret etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Niyazi Baba arasında yapılan üçlü görüşmeyle Dergah Paşa'ya destek sözü vermiştir.

Nitekim TBMM açıldığında Çelebi Cemalettin Efendi Kırşehir Mebusu ve TBMM başkan vekili olarak mecliste yer almıştır.

Çelebi Cemalettin Efendi'nin vefatının ardından Çelebi olan Veliyyettin Efendi 25Nisan 1923 tarihinde yayımlanan ve Alevileri TBMM Hükumetini desteklemeye çağıran bildirinin sahibidir. Bildiri şöyledir:

"....Anadolu'da Bulunan Dedem Hacı Bektaş Veli Hazretlerine Samimi Sevgisi Olan Bütün Ocak Sahibi Sevenlerine:

Bu milleti tekrar dirilterek bağımsızlığımızı temin eden, varlıkları tüm İslam milletinin övünç kaynağı olan, Türkiye Millet Meclisi Reisi, Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin yayımlamış oldukları beyanname hepimizin malumudur.

Gazi Paşa'nın vatanın yüceltilmesive geliştirilmesi için bizlerden istemiş olduğu tüm arzularını yerine getirmek boynumuzun borcudur. Milletimizi kurtaracak ve bizleri mutluluğa eriştirecek, ancak onun yüce fikirleridir. Bunu inkar edenlerin bizimle kesinlikle ilgisi yoktur. Yüce tarikatımızın tüm mensuplarına, Gazi Paşa Hazretlerinin işaret ettiği adaylardan başkasına oy vermemelerini, vatanımızın kurtuluşunun ancak bu şekilde gerçekleşebileceğini özellikle tavsiye eylerim.

Bu vasiyetlerimi tutmayanlar bizden değildir. Hak erenler onlara hiçbir zaman yardım etmez. Yine söylüyorum ki, bu vatanı ve milleti kurtaracak ancak Mustafa Kemal Paşa'dır. Onunla beraber olanlar ise, mukaddes vatanımızın has evlatlarıdır. Hiçbir kimsenin sözünü dinlemeyiniz. Sözümden hiçbir şekilde dışarı çıkmayınız. Sizin mutluluğunuzu düşünen, sizi kölelikten kurtaracak olan, ancak Büyük Millet Meclisi Reisi ve hepimizin büyüğü olan Mustafa Kemal Paşa Hazretleridir...."

Allah Eyvallah

Kaynak: Mazhar Müfit Kansu (Atatürk'le Beraber, 1986)

Atatürk ve Alevilik


Alevi olmanın şartı

“Atatürk ve Aleviler” üzerine çalışan araştırmacı yazar Cemal Şener, Aleviler arasında Atatürk sevgisinin, “tutku düzeyinde” olduğuna dikkat çekerek şu çarpıcı ifadeyi kullanıyor:

“Atatürk adeta Alevi olmanın şartı gibidir.”

Atatürk’ün Ankara’da Seymen Alayı’yla karşılandığını hatırlatan Şener, Aleviler ile Atatürk arasındaki ilişkinin gelişimini şöyle özetliyor:

“.....Mustafa Kemal, Hacıbektaş dergahına Alevilerin Kurtuluş Savaşı için desteklerini istemeğe geldiği zaman Osmanlı padişahı tarafından idam suçlusu olarak aranıyordu. Hacıbektaş dergahındaki Dede, Baba ve dergahtaki dervişler O’nu adeta kutsal kurtarıcı olarak karşılarlar , saygı, destek ve sevgilerini sunarlar. Dergahın kasasında bulunan, 1.800 adet altın bizzat Dede ve Baba tarafından Mustafa Kemal’e takdim edilir.

Tekkelere ihtiyaç kalmadı

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının Aleviler’in Atatürk ve devrimlerine bağlılığını sarstığı savunulur. Oysa Topkapı Abdullah Baba Dergahı’ndan Yusuf Ziya Baba ve Naki Baba’nın 11 Eylül 1925’te ilan ettiği ve Nejat Birdoğan tarafından yayımlanan bildiri Atatürk varken inançlarını korumak, ilme ulaşmak için “tekkelere” ihtiyaç duymadıklarına işarettir:


“....İnsanlık aleminin ve Bektaşi taifesinin asırlardır halaskar (kurtarıcı) olarak beklediği Mehdi-i Sahipzaman efendimiz Hz.leri zuhur etmiştir (ortaya çıkmıştır/belirmiştir). Yüze Reis-i cumhurumuz Mustafa Kemal Paşa Hz.lerinin bedenleriyle vürud eden(gelen) halaskarın teşrifleri ile cümle alem-i İslamın ve bu arada Güruh’u Naci taifesinin canları ve malları ve huzurları tahtı emniyete (güvence altına) alınmıştır. Ol saye-i Alilerinin ve tekkelerin sebeb-i mevcudiyeti (var olma nedenleri) ortadan kalkmıştır. Bizlere düşen , Halaskarın emr-i alilerine (yüce buyruklarına) muti olup (baş eğip) badema ilm’el dünyayı tedris eden (dünya bilimlerini okutan) Cumhuriyet’in mektebatına (okullarına) ve ol yol ile ilm-i insaniyeye vusulettir (insanlık bilimlerine ulaşmaktır)...”



Başkan vekili Aleviydi

Atatürk ise ilk TBMM kurulduğunda dergahın dedesi Cemalettin Efendiyi meclis başkan vekilliğine getirir. 20 Alevi milletvekili mecliste yer alır. 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması bahane edilerek Hacıbektaş Dedesi Hamdullah Efendi, Kırşehir’de şeriat mahkemesinde 8 dede ile birlikte idam ile yargılanırken,

Atatürk dergah dedesine 1.TBMM’de 1. başkan vekilliği görevi vermiştir. Bu yaklaşım doğrultusunda Anadolu, Rumeli ve Ortadoğu’daki tüm Aleviler topyekün olarak Kurtuluş Savaşı’nın ve daha sonra da Atatürk devrimlerinin yanında yer almışlardır. Aleviler tarihlerinde ilk defa insan, yurttaş, vatandaş, eşit yurttaş olma hakkını kazanmışlardır.”

Atatürk ve Alevilik, Atatürk Alevi midir?


Atatürk/Alevilik ve Gizlenen Gerçekler..BELGE VE KANITLARLA ATATÜRK ALEVİDİR

Resmi anlatıda pek dillendirilmeyen bir gerçek, Mustafa Kemal'in, Bektaşiliğe yakınlığıdır. Herşeyden önce Atatürk'ün Bektaşiliğe yakınlığı, Yaşadığı Selanik ve genelde Rumeli bölgesindeki Bektaşi dergahlarının yoğunluğundan kaynaklanır. Acaba Atatürk'ün Bektaşiliğe yakınlığı, ve ilgisi sadece yaşadığı yerdeki Bektaşi Nufusundan mı kaynaklanmakta? Yapılan araştışmalar, Atatürk ve Aleviler arasındaki bağın, sanılanın dışında, ilgi ve sevginin ötesinde olduğunu gösteriyor.

Mustafa Kemal’in soyu Anadolu’ya dayanmaktadır. Yörük Türkmen kökenlidir. Mustafa Kemal’in mensup olduğu soya Kızılcalı Türkleri denir. Oğuzların kızıl oğuz boyundandır. Kızılca bölüklü, Kızılcaörenli adı da verilir. Selanik’teki kayıtlarındaysa ”Karakocalılar” olarak geçmektedir. Mustafa Kemal’in sülalesi olan Kızılcaoğulları, Rumeli Aleviliğinin Anadolu koludur. Bu kolun anayurdu Tokat –Almus Tozanlı vadisidir. Bugün burada yaşayanların tümü de Alevidir.

Bu bölgeye yerleştirilen Yörük Türkmen boyları 1410 yıllarında Tokat, Çorum, Amasya, Sivas ve Reşadiye dolaylarındaki Kızıl Özenliler yurdu olarak bilinen bölgede “Kızıl Ahmetliler Beyliği” adıyla bir beylik kurmuşlardır.

Osmanlı Hükümdarlarından II.Murat’ın Amasya Valisi Yörgüç Paşa’nın bu beylik üzerine düzenlediği sefer sonucunda beylik ortadan kaldırıldı. Kızıl Ahmetliler beyliği halkının bir kısmı zindanlara doldurularak, dumandan boğdurularak öldürülmüştür. Bir kısmı da Anadolu’ nun çeşitli yerlerine dağıtılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün baba soyu, Bu olay nedeniyle Konya'ya yerleşmiştir...

Bundan sonraki tarihsel süreç içerisinde, Fatih Zamanında Rumeli'nin Türkleştirilmesi sürecinde aile, Konya/Karaman'dan gelerek Manastır Vilayeti'nin Debre-i Balâ Sancağı'na bağlı Kocacık'a yerleşmişlerdir. Kocacık, bugünkü Makedonya Cumhuriyeti'nde Arnavutluk sınırına yakın olan Debre şehrine bağlı bir nahiyedir. Aile sonradan (muhtemelen 1830'larda) Selanik'e göç etmiştir.

Mustafa Kemal’in dedesi Kırmızı Hafız Ahmet’tir. Mustafa Kemal’in Nüfus kayıdı “Yörük tayifesinden “ diye geçmektedir. Mustafa Kemal’in babası da nüfus kütüğünde Kızılhafız oğlu Ali Rıza diye yazılmaktadır. Mustafa Kemal, on yaşlarında Selanik’teki Kızılbey sokakta bulunan ilkokula yazılmıştır. Kızıl sözcüğü genellikle Alevi Bektaşilere takılan bir addır. Mustafa Kemal’in babasının ismi Ali Rızadır. Ali Rıza, Ehli beyt soyunun Sekizinci İmam’ın ismidir.

Mustafa Kemal’in duygu ve düşüncelerinde Namık Kemal’in büyük tesiri sözkonusudur. Namık Kemal de bir Bektaşi idi. Yine Bektaşi olan Abdulkerim Paşa’nın Mustafa Kemal’le yazışmalarında, özel Bektaşi şifreleri kullanmaları onun Bektaşiliğine dair bir kanıt olarak ileri sürülen bir başka kanıttır.. Zira bu şifreler tarikata girmeyen kimseye verilmezdi..

Falih Rıfkı Atay, "Çankaya" kitabında, Kılıçoğlu Hakkı'ya atfen, Mustafa Kemal'in, Harbiye yıllarında tatillerde Selanik'e geldiğinde, Bektaşi Şeyh Rıfat Efendi'nin tekkesine gidip, dervişler halkası içinde ayinlere katıldığını yazar. Mustafa Kemal de Nutuk'ta, Selanik'ten arkadaşı olan Abdülkerim Paşa ile telgraflaşmalarını anlatırken Paşa'nın, kendisine "Kutb-ul akrap" yani "Kutuplar kutbu" diye hitap ettiğini anlatır. Bu Bektaşiliğin en üst derecesi için kullanılan bir terimdir..

Yararlanılan Kaynaklar

1-Türk Kültürü Dergisi, "Atatürk'ün baba soyu" Sayı; 145
2- Falih Rıfkı Atay, "Çankaya"
3-Mazhar Müfit Kansu , Atatürk'le Beraber, 1986
4- Mete Tuncay , Milliyet sanat sayı:246.s:25
5-Mustafa Cemil Kılıç, Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik, s. 193.-204
6-Cemal Şener, Atatürk ve Aleviler, Ant yayınları, s.14
7-A. Celalettin Ulusoy, Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Alevi – Bektaşi Yolu. S.104.
8- Ankara, Atatürk ve Aleviler, Can Dündar http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=423

TAMİM:

"... Şimdiye kadar memurların Alevi kızlar ile evlenmesi ve Alevi çocukların mektebe alınması yasak eilmişti..

Bu yasaklar kaldırılmıştır.

badema dini nikahların İmam cafer mezhebi ile kıyılmasını bütün vilayet ve kaza müftüleri ile köy imamlarına kadar iblağını rica ederim..."

Gazi Mustafa Kemal

Mustafa Kemal'den önce Aleviler memuriyete alınmıyor.. Hatta memurların Alevi kızlar ile evlenmesi bile yasaklanmıştı.. yine Alevilerin okutulmaları da yasaktı..

Mustafa Kemal tüm haksızları giderendir... Alevileri eşit vatandaş statüsünde kabul ettirendir.



Kaynak:

1- Üç Mart 1341 tarihli Büyük Millet Meclisi " Muaviye taraftarlarının Muaviye Lehine ( Dini esasları tahrif ettiklerine) dair alınan kararlar hakkında" tamim kararı

2- Kur'an'da Hikmet, tarihte hakikat, halil ÖZTOPRAK, s. 7

3-Kur'an da İbadet Müslüman'a Saadet,halil ÖZTOPRAK, Hüseyin Erdoğan s. 36

Atatürk'ün Çocukluğu ve Bektaşi Dergahı Geçmişi
Atatürk'ün Çocukluğu ve Bektaşi Dergahı Geçmişi




Kılıçığlu Hakkı bey Atatürk'ün çocukluk arkadaşlarından olup, geçmişini en iyi bilenlerdendir...

Selanikte Mustafa Kemal'in ailesinin bağlılık ve saygı duydukları Bir bektaşi Şeyh'i vardır: Şeyh Rıfat Efendi...

Şeyh Rıfat Efendi, orada kendi adıyla anılan bektaşi dergahının Şeyhidir. Kılıçoğlu hakkı bey'in de kayın babası olan Bu bektaşi şeyhi, Zübeyde hanımın evliliğinde aracı olacak kadar aileye yakındır..

M. kemal, idadi ( lise) ve harp okulu yıllarında, yaz tatillerinde Selanik'e geldiğinde, şeyh Rıfat Efendi'nin bektaşi dergahına devam etmektedir.

Kılıçoğlu Hakkı bey'in yazar Falih Rıfkı Atay'a yazdığı mektubunda Atatrük'ün bu yanı şöyle dile getirilir:

"... Ailecek pek yakındık. Zübeyde Mollayı ikinci defa kocaya veren benim büyük kaynatam şeyh Rıfat Efendi'dir.

Mustafa kemal tatillerde selanik'te sılaya geldiği vakit büyük kaynatamın tekkesine gelir, ayin günlerinde dervişler halkasına katılarak, hûuu diye kanter içinde kalıncaya kadar döner, durudu.."



Kaynak:

1- Falih Rıfkı ATAY, ÇANKAYA, bateş yayınları, İst. 1980, s. 31.

2- Baki ÖZ, Hz. Ali'den M. Kemal'e Aleviliğin Tarihçesi, Can yayınları, S.142-143

Bektaşi Dergahı Piri Cemalettin Efendi ve Mektupları






"... Vatan çaresiz ve perişanken siz ve arkadaşlaAlevi-Bektaşiler, Kurtuluş savasşının her safhasında, Mustafa kemal'in yanında olmuşlardır..

Nitekim, siterseniz; Cemaletttin Efendi'nin Ali Fuat Paşaya gönderdiği bir mektuptan bir bölüm sunalım:rınız, vatanı kuırtarmak için meydana atıldınız. üçüncü ordu eski müfettişi MUSTAFA KEMAL PAŞA ve eski bahriye nazırı Hüseyin Rauf Bey'in etrafında toplanarak, bağımsızlık ve özgürlüğümüzü sağlamak yolunda Tanrı'nın takdirini ve ulusun hayranlık ve minnetine sahip olan kutsal bir emeği yürütüyorsunuz. Bu gerçek artık ulusça bilinmektedir. ben ve bütün din kardeşlerimiz, bütün varlığımızla sizlerin yanında yer almak ve her özveriyi kucaklamak çabasındayız...."

HACIBEKTAŞ DERGAHI POSTNİŞİ CEMALETTİN EFENDİ

7 ARALIK 1919


kaynak:

1- Baki ÖZ, Hz. Ali'den Mustafa Kemal'e Aleviliğin Tarihçesi. s.148

Fedai baba'ya ait olan ve Atatürk'ün Hacı bektaş dergahı'nda İkrar vererek Alevi bektaşi oluşunu işleyen bir değişi sunmak istedim


Kâinata Nizam Veren Kutup Sultanı Sensin Atatürk
Gayıp Ricâl Mahiyetinde Sayebanı Sensin Atatürk

Peyik Hazretleri Bağladı Nusret Kılıcın Beline
Adüyû Düşmanların Sahib Kıranı Sensin Atatürk

Bu Halk Zulmette Kalmış İken Çıkardın Aydınlığa
Dünyanın Şem-i Çırağı Mahi Tabanı Sensin Atatürk

Eski Dünya Revnak Tuttu Yeniden Buldu Hayat
Cumhuriyet Devrinin Semavati Sensin Atatürk

Kâfire Şecaat Gösterip Bir Hamlede Kahreyledin
İslâm Mümin Kardeşlerin Ümid İnanı Sensin Atatürk

Mareşallik Kazandın Âlemde İsmin Oldu Nâmıdar
Rûyi Zemin Halifesi Kâşif-i Burhanı Sensin Atatürk

Senin Bu Eserini Çarkı Devran Unutmaz
Her Maddenin Aslı Yani Göfer Kânı Sensin Atatürk

Aşık Fedai Beyit Eder Zamanın Önderine
Bu Asrın Hükümdarı Sahip Zamanı Sensin Atatürk

Fedayi Baba

Atatürk'ün Hacı Bektaş dergahına uğraması ve Buradaki dede-baba tarafından hacı Bektaşa bağlı Tüm ocaklara gönderilen Emir name



Çelebi Cemalettin Efendi'nin Alevileri TBMM Hükumetini desteklemeye çağıran bildirinin sahibidir. Bildiri şöyledir:

"....Anadolu'da Bulunan Dedem Hacı Bektaş Veli Hazretlerine Samimi Sevgisi Olan Bütün Ocak Sahibi Sevenlerine:

Bu milleti tekrar dirilterek bağımsızlığımızı temin eden, varlıkları tüm İslam milletinin övünç kaynağı olan, Türkiye Millet Meclisi Reisi, Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin yayımlamış oldukları beyanname hepimizin malumudur.

Gazi Paşa'nın vatanın yüceltilmesive geliştirilmesi için bizlerden istemiş olduğu tüm arzularını yerine getirmek boynumuzun borcudurMilletimizi kurtaracak ve bizleri mutluluğa eriştirecek, ancak onun yüce fikirleridir. Bunu inkar edenlerin bizimle kesinlikle ilgisi yoktur.. Yüce tarikatımızın tüm mensuplarına, Gazi Paşa Hazretlerinin işaret ettiği adaylardan başkasına oy vermemelerini, vatanımızın kurtuluşunun ancak bu şekilde gerçekleşebileceğini özellikle tavsiye eylerim.

Bu vasiyetlerimi tutmayanlar bizden değildir. Hak erenler onlara hiçbir zaman yardım etmez. Yine söylüyorum ki, bu vatanı ve milleti kurtaracak ancak Mustafa Kemal Paşa'dır. Onunla beraber olanlar ise, mukaddes vatanımızın has evlatlarıdır. Hiçbir kimsenin sözünü dinlemeyiniz. Sözümden hiçbir şekilde dışarı çıkmayınız. Sizin mutluluğunuzu düşünen, sizi kölelikten kurtaracak olan, ancak Büyük Millet Meclisi Reisi ve hepimizin büyüğü olan Mustafa Kemal Paşa Hazretleridir...."

Allah Eyvallah

Kaynak: Mazhar Müfit Kansu (Atatürk'le Beraber, 1986)

Atatürk ve Alevilik




Aleviler arasında Atatürk sevgisi tutku düzeyindedir. Nitekim bu durumu gerek yazıları ve görüşleri gerekse duruşuyla ifade eden cemal ŞENERDİR.

Şenere göre Atatürk sevgisini adeta “Alevi olmanın şartı” tır.

Kuşkusuz paralel yönde düşünen sadece cemal şener değildir.Milli Mücadele’de aktif rol oynayan dersim milletvekili Diyap Ağa dahi Atatürk’ün Hz. Ali’nin izlerini taşıdığını düşünüyordu


Zaman zaman etnik bölücü gruplarla yan yana getirilmek istenen Aleviler, 1950’li yıllara kadar cenaze törenlerinde dahi Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okuduklarını, yıllık kurbanlarını Cumhuriyet Bayramı’nda kestiklerini bilmek gerekir. Ve bilmek gerekir ki, Aleviler, devlete ve kurucusuna sevgi gösterilerini, o tarihten sonraki “cumhuriyet hükümetleri”nin baskıları sonucu bırakmak zorunda kalmışlardır.


Fitne girişimlerine rağmen cemevlerinin büyük bölümünde Hz. Ali ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin yanında Atatürk resmi de hala yer almaktadır. Atatürk’ün bütün kamu kurumlarından silinmeye, suç deliline dönüştürülmeye meyledildiği bir dönemde, bu, “milliyetçi” olduğu iddiasındaki çok kişi ve kurumun gösteremediği kadar net bir tavır, duruş olsa gerek..

Atatürk'ü İnkar eden bizden değil!!!


Bursa’yı ziyaretinde Atatürk’ü gören bir Alevi’nin, 1993 yılında Prof. Dr. Çetin Yetkin’e gönderdiği mektupta “O biz Bektaşi ve Aleviler için Ali’nin ruhu tecelli etmiş bir ikinci Ali’dir...” ifadesini kullanması da gösterir ki, aralarındaki bağ kutsallaşmıştır.


Benzer biçimde Diyap Ağa, Atatürk’ün sırtında Hz. Ali’nin elinin izini ve mührünü gördüğünü düşünmekten alamamıştır kendini.


Atatürk’ün tam anlamıyla “kurtarıcı” sayıldığı, Mecitözü Kaymakamı’nın Konya Valisine gönderdiği “Alevilerin Mustafa Kemal Paşa’yı mehdi diye anmaya başladıklarını” bildiren meşhur telgrafıyla sabittir.

Veliyeddin Çelebi de Cumhuriyet’in ilanına kısa bir zaman kala (25 Nisan 1923) yayımladığı şu bildiri ile Atatürk’le birlikte hareket etmeyenleri “kendilerinden saymayacakları”nı duyurmuştur:


“....Bu milleti yeniden yaratarak bağımsızlığımızı sağlayan, varlığı bütün İslam dünyasına onur kaynağı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi, Gazi namlı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin (...) vatanın yücelmesi ve yükselmesi konusundaki her arzusunu yerine getirmek, bizlerin en birinci görevidir. Milletimizi kurtaracak, mutluluğumuzu sağlayacak, onun koruyucu düşünceleridir. Bunu inkar edenlerin bizimle asla ilgisi yoktur...”


On üçüncü imam!
Hüsnü Merdanoğlu’nun Operatör Doktor Celal Kılıç’tan aktardığı anekdottaki sahiplenmeye bakın:


“....Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı bir köyden iki kişi, eşeklerine yükledikleri buğdayı, şehre satmaya küfürlü içerikürmektedirler. Yokuşu çıkarken, eşeklerden biri yükün ağırlığı ile yürümekte güçlük çeker. Eşeğin sahibi, ”yetişin ya on üç imamlar beni yolda bırakmayın“ der. Diğer yolcu ”arkadaş benim bildiğim imamlar on ikidir. Sıkıntıdan imamların sayısını bile unuttun“ diye eleştirir. Eşeği zorda kalan yolcunun yanıtı anlamlıdır: ”Asıl sayıyı şaşıran sensin. Benliğimizi kimliğimizi kazandıran, şu yollarda rahatlık içinde yolculuk etmemizi sağlayan, Osmanlının zulmünden eşkıyanın, uğursuzun, hırsızın baskısından kurtaran Atatürk’ü unutan sensin...“

Selman Taşcı, makale

Alevi olmanın şartı

“Atatürk ve Aleviler” üzerine çalışan araştırmacı yazar Cemal Şener, Aleviler arasında Atatürk sevgisinin, “tutku düzeyinde” olduğuna dikkat çekerek şu çarpıcı ifadeyi kullanıyor:

“Atatürk adeta Alevi olmanın şartı gibidir.”

Atatürk’ün Ankara’da Seymen Alayı’yla karşılandığını hatırlatan Şener, Aleviler ile Atatürk arasındaki ilişkinin gelişimini şöyle özetliyor:

“.....Mustafa Kemal, Hacıbektaş dergahına Alevilerin Kurtuluş Savaşı için desteklerini istemeğe geldiği zaman Osmanlı padişahı tarafından idam suçlusu olarak aranıyordu. Hacıbektaş dergahındaki Dede, Baba ve dergahtaki dervişler O’nu adeta kutsal kurtarıcı olarak karşılarlar , saygı, destek ve sevgilerini sunarlar. Dergahın kasasında bulunan, 1.800 adet altın bizzat Dede ve Baba tarafından Mustafa Kemal’e takdim edilir.

Tekkelere ihtiyaç kalmadı

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının Aleviler’in Atatürk ve devrimlerine bağlılığını sarstığı savunulur. Oysa Topkapı Abdullah Baba Dergahı’ndan Yusuf Ziya Baba ve Naki Baba’nın 11 Eylül 1925’te ilan ettiği ve Nejat Birdoğan tarafından yayımlanan bildiri Atatürk varken inançlarını korumak, ilme ulaşmak için “tekkelere” ihtiyaç duymadıklarına işarettir:


“....İnsanlık aleminin ve Bektaşi taifesinin asırlardır halaskar (kurtarıcı) olarak beklediği Mehdi-i Sahipzaman efendimiz Hz.leri zuhur etmiştir (ortaya çıkmıştır/belirmiştir). Yüze Reis-i cumhurumuz Mustafa Kemal Paşa Hz.lerinin bedenleriyle vürud eden(gelen) halaskarın teşrifleri ile cümle alem-i İslamın ve bu arada Güruh’u Naci taifesinin canları ve malları ve huzurları tahtı emniyete (güvence altına) alınmıştır. Ol saye-i Alilerinin ve tekkelerin sebeb-i mevcudiyeti (var olma nedenleri) ortadan kalkmıştır. Bizlere düşen , Halaskarın emr-i alilerine (yüce buyruklarına) muti olup (baş eğip) badema ilm’el dünyayı tedris eden (dünya bilimlerini okutan) Cumhuriyet’in mektebatına (okullarına) ve ol yol ile ilm-i insaniyeye vusulettir (insanlık bilimlerine ulaşmaktır)...”



Başkan vekili Aleviydi

Atatürk ise ilk TBMM kurulduğunda dergahın dedesi Cemalettin Efendiyi meclis başkan vekilliğine getirir. 20 Alevi milletvekili mecliste yer alır. 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması bahane edilerek Hacıbektaş Dedesi Hamdullah Efendi, Kırşehir’de şeriat mahkemesinde 8 dede ile birlikte idam ile yargılanırken,

Atatürk dergah dedesine 1.TBMM’de 1. başkan vekilliği görevi vermiştir. Bu yaklaşım doğrultusunda Anadolu, Rumeli ve Ortadoğu’daki tüm Aleviler topyekün olarak Kurtuluş Savaşı’nın ve daha sonra da Atatürk devrimlerinin yanında yer almışlardır. Aleviler tarihlerinde ilk defa insan, yurttaş, vatandaş, eşit yurttaş olma hakkını kazanmışlardır.”


Fedai baba'ya ait olan ve Atatürk'ün Hacı bektaş dergahı'nda İkrar vererek Alevi bektaşi oluşunu işleyen bir değişi sunmak istedim


Kâinata Nizam Veren Kutup Sultanı Sensin Atatürk
Gayıp Ricâl Mahiyetinde Sayebanı Sensin Atatürk

Peyik Hazretleri Bağladı Nusret Kılıcın Beline
Adüyû Düşmanların Sahib Kıranı Sensin Atatürk

Bu Halk Zulmette Kalmış İken Çıkardın Aydınlığa
Dünyanın Şem-i Çırağı Mahi Tabanı Sensin Atatürk

Eski Dünya Revnak Tuttu Yeniden Buldu Hayat
Cumhuriyet Devrinin Semavati Sensin Atatürk

Kâfire Şecaat Gösterip Bir Hamlede Kahreyledin
İslâm Mümin Kardeşlerin Ümid İnanı Sensin Atatürk

Mareşallik Kazandın Âlemde İsmin Oldu Nâmıdar
Rûyi Zemin Halifesi Kâşif-i Burhanı Sensin Atatürk

Senin Bu Eserini Çarkı Devran Unutmaz
Her Maddenin Aslı Yani Göfer Kânı Sensin Atatürk

Aşık Fedai Beyit Eder Zamanın Önderine
Bu Asrın Hükümdarı Sahip Zamanı Sensin Atatürk

Fedayi Baba

My Last Threads
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir