Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bitmeyen bilmece
11-16-2015, 01:10 AM
Yorum: #1
Bitmeyen bilmece
Bu coğrafyanın inanç haritasında büyük ve önemli bir yer kaplamasına rağmen Alevilik ve onun çatısı altında yer alan kolları, son yıllara değin ciddi bir araştırma hazinesine sahip olamadı. Gerek Alevilik’e yönelik tarihten gelen bakış açısı, gerek bu açının da şekillendirdiği akademik körlük sebebiyle, bu konuda pek fazla çalışma okuyamadık. Ancak yalnızca bir inanç olmanın ötesinde, bir halkın kültürü ve kimlik algısıyla yakından bağlantılı olan Alevilik meselesi artık akdeminin de ilgi sahasına girmişe benziyor.


İletişim Yayınları’ndan çıkan Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik, böyle bir ilginin ürünü. Derlemenin içindeki makalelere göz attığımızda, Alevilik üzerine çalışmanın neden “zor” olduğuna değinenleri, Kızılbaşlık-Alevilik-Bektaşilik ayrımları üzerine duranları, tarihsel gelişimi içinde Alevilik’in farklı yönlerini ele alanları görüyoruz. Aslında cevabı aranan sorular, uzun süredir soruluyor: Alevilik müstakil bir kimlik midir? Çeşitli milliyetçiliklerle Alevilik arasında nasıl bir ilişki var? Bir de, elbette, Alevilik’in İslam’la olan ilişkisi nasıl konumlandırılmalı?
Alevi kimliğinin şimdiye kadar tam anlamıyla oluşmamış olmasının temel nedenlerinden biri, Alevi inanç ve kültürünün en önemli ayağı kabul edilen statik ve şekilci kalıpları dışlama ilkesi olmalı. Bu, Alevilik’in bizzat kendi içinde barındırdığı bir açmaz. Her ne kadar belli bir akidesi ve bunu takip edecek şekilde, kimi noktalarda ortaklaşılan kurallar manzumesi olsa dahi, temel kural olan şekilci olmama (bu sayede yeni ve işleri anlaşılması daha güç bir hale sokan inorganik kural yaratmama) düsturu, bilhassa günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda Alevi kimliğini yekpare bir bütün haline getirmeye yahut da belli başlı ölçütler ile farklı anlayışların hemfikir olabileceği ortak bir zemin yaratmaya çalışanların işini zorlaştırıyor.
Öz’ü kavrayabilmek adına yaratılan şekiller, Alevi tarihinin her döneminde ikinci planda kalmış ve Hakikat’in (Öz’ün algılanabilir kısmı) topluluk üyelerince kabulü, aidiyet konusunda öncelikli sayılmıştır. Aksi olsaydı, şekle dayalı bir standartlaşma öngören iki başat İslam mezhebi (Burada iki temel mezhep ile anlatılmak istenen şey, kendisini dört hak mezhep olarak tanımlayan Ehl-i Sünnet ile diğer bir ortodoksi olan Şii İslam ve aralarındaki kamplaşmadır) gibi, ‘’Kıyamda eller-kollar iki yanda serbest mi bırakılır, yoksa önde mi bağlanır?’’a benzer tartışmalar üretmemiz ve bu tartışmayı da yüzyıllar boyunca sürdürerek nihayetinde hiçbir sonuca varamamış olmamız lazım gelirdi. Bu nedenle, Alevilik söz konusu olduğunda, ne şimdi ne de geçmişte tarik gibi ibadet/ritüel şekillerinin ve zaman zaman bu şekillerin alternatifi olarak kullanıma sokulan öteki şekillerin -anlık ve kısıtlı- kimlik oluşturmada etkin bir rol oynadıklarını düşünüyorum. Bu farklılıklar, dönemin siyasi taraflaşmalarında kullanılan genelgeçerlerin bir toplamı; geçmişe dair yapılan okuma ve analizlerde ise ana kimliğin haricinde alt kimlik olarak algılanmalı.

Bektaşi ve Kızılbaş
Alevilik elbette içinde birçok çeşitliliği barındıran bir alan. Aleviler içerisinde, Türk milliyetçiliği ve Kürt ulusal hareketinin yörüngelerinde yer alan ve bunlara ait örgütlenme pratikleri ile yazılı-görsel çalışmalar üreten kitle bir yanda; sistem karşıtı sol-sosyalist söylem ve politikayı öncelik kabul edenler beri yanda; tüm bunların haricinde, İslâmî referansları daha sık kullanan ve bu referanslar ile hareket edenler öte yanda duruyor. Alevilik’in kendisine dair çok daha başka ve hayati ihtiyaçları olduğunu savunan hizip ise cabası olsun. Temelde aynı toplumsal tabana yaslanan ve hemen hemen aynı inanç ve ritüellere sahip olan, ama varoluşlarını farklı politik kanallarda sürdürmek zorunda kalan yahut tercih eden herbir grubun, tıpkı Bektaşi/Kızılbaş örneğinde olduğu gibi kategorik olarak ayrı ayrı isimlendirilmesi işten bile değildir. Hem politik alandaki şekil münasebeti hem de inanç ve ibadet alanındaki ufak farklılıklar, çok parçalı etno-dinsel Alevi tarihinin onlarca gruba ayrılmasına neden gösterilebilir uzak gelecekte. Ancak bu, olsa olsa tarihsel gerçeklere yaslanmayan ve tamamiyle şekil üzerinden oluşturulan bir tarifleme ve ayırt etme methodunun hatalı bir ürünü olabilir. İlgilenenler için önemi yüksek olan derlemenin ıskaladığı bir nokta varsa, o da bahsi geçen tarza dayalı bir tarih okuması ve izahatlarıdır. Derlemenin tamamı için bunu diyemesem de, kimi makalelerin yazarları, öne sürdükleri fikirler ile ortalama bir okuyucunun kafasında fazla keskin bir Alevi-Bektaşi-Kızılbaş ayrımının canlanmasına neden oluyor. Bu da bizi Alevilik’in netleştirilmesi ve günlük ihtiyaçları doğrultusunda ona yetebilen, sağlıklı bir kimlik kazandırılması noktasından uzaklaştırıyor.
Ancak bu eksik, kitabın önemine bir zeval getirmiyor. Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik bu konuyu kendine uğraş edinenlerin, ilgi dereceleri farklı olacak şekilde Alevilik’i merak ve araştırma objesi kabul edenlerin büyük bir minnet ile okuyabilecekleri bir çalışma olmuş. Temennimiz, Alevilik üzerine yapılan bu tip çalışmaların kısa sürede toplum için birer faydaya dönüşmesidir.

[Resim: ALEVI_k.jpg]


Alevilik, Bektaşilik
Derleyen: Yalçın Çakmak, İmran Gürtaş
İletişim Yayınları
2015, 568 sayfa, 34 TL.

Dedelerin arşivlerindeki belgeler
Vefailik, Bektaşilik, Kızılbaşlık kitabında yer alan makalelerin biri hariç tümü, 1990’lı yıllarda yaşanan Alevi kültürel canlanışını takiben gün yüzüne çıkmaya başlayan, Alevi dede ailelerinin özel arşivlerindeki belge ve yazmalara dayanmaktadır. Bu önemli yeni yazılı kaynaklar Alevi-Bektaşi tarihinin ana meseleleri hakkında bize yepyeni veriler ve mevcut kalıpların ötesinde taze ve çok daha nüanslı bakış açıları sunmakla kalmamakta, aynı zamanda Anadolu dinsel ve kültürel tarihine dair “büyük hikâye”yi de önemli noktalarda tashih etmektedir.

Vahiy dışı felsefi bir din
Anadolu Aleviliği, bilimsel kaygı sürekli canlı tutularak gerçekleştirilen Anadolu Aleviliğinin felsefesine-inancına, öğretisine ve erkânına yönelik bir eser. Anadolu Aleviliği, “bilge” olarak karşımıza çıkan erenlerin felsefesidir, bu anlamda vahiy dışı felsefi bir dindir/inançtır; bir eren öğretisidir, bu anlamda bilimsel bir kuramdır tezinin savunulduğu kitapta inançsal ve nesnel kaynaklar da yorumlanıyor.

[Resim: ALEVIkutu1.jpg]


ALEVİLİĞİ
Felsefesi, İnancı, Öğretisi, Erkanı
Esat Korkmaz
Berfin Yayınları
2015, sayfa, 30 TL.

kırmızıhaber.com

alevi haberleri
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


[-]
 ()
Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi