Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çetin Doğan Alevi mi
11-09-2013, 01:09 AM
Mesaj: #1
Çetin Doğan Alevi mi
“Fiziki olarak İzzettin Doğan’a çok benziyor; soyadı da Doğan. Alevi olması çok büyük ihtimal… Fazlasıyla cumhuriyetçi-laik, Atatürkçü… ABD hegemonyasına karşı, yurtsever, inancın-inanç tacirliğinin kışlaya nüfuz etmesine karşı, ilkelerinden hiç taviz vermiyor, ‘işimizi’ zorlaştırıyor, öyleyse hakkında bir senaryo yazın, gereği yapılsın…
Süründürün!”

[Resim: belge_habeeerrr.jpg]


Üstteki kupür; imalatın ve talimatın en çarpıcı kanıtı! Böyle bir talimat yoksa bu tamamı akıl ve mantık ötesi olan kupür neyin nesi? Adam Alevi mi; hayır… “Bizden olan birlik komutanları” ne demek; e o halde böyle bir kepazeliğe inanmak için ya aptal ya da vicdansız olmak gerekmez mi?
“Görevli” gazetelerden biri olan Akit’in iki gün önceki (06 Kasım 2013) manşetini ve bu kolektif imalatı görüp, diğer benzer yazılan-konuşulanları ardı ardına getirince bir talimatın gerçekliğine inanarak, çoktandır tasarladığım, benim açımdan bir ahlak ve insani sorumluluk noktasına gelen bu yazıyı yazmaya karar verdim. Kendisini tanımamama karşın vicdanım kanamaya devam edecekti.

Ya bütün suçlamalar, böylesi iftira ve düzmece savlara dayalıysa? Vicdanıma nasıl hesap verecektim; Hakk’ın divanına nasıl duracaktım?

Hikâye şöyle;
2010 Ocak ayının son günleriydi. Meşhur “Alevi Çalıştayları” nedeniyle üç gün süreyle iktidarın kimi akıl daneleri ve Alevi-Bektaşi kurumlarının ileri gelenleriyle birlikte Kızılcahamam’da bulunuyorduk. O akşam yemek sonrası; Çalıştayın Moderatörü Sn. Necdet Subaşı (Çalıştaydaki başarısından sonra Diyanet Strateji Dairesi Başkanı yapıldı), Sn. Arif Sağ ve Başbakanlık Başdanışmanı Sn. İbrahim Kalın’la birlikte yürüyüşteyiz. Farklı konulurdan söz edilirken Sn. Subaşı aniden durdu ve “Murtaza Bey bişey soracağım, yanlış anlama sadece öğrenmek istiyorum” dedi.

Belli ki, soruyu birlikte hazırlamışlardı ve alacakları yanıt Onlar için önemliydi. Sonrasında olanlara, Sn. Çetin Doğan’a yaşatılanlara ve artık bir işkenceye dönüşen trajediye baktığımızda, gerek Sn. Subaşı gerekse Sn. Kalın’ın da içinde olduğu iktidar-cemaat çevresi taa o günlerde başlayan bir toplumsal kanaati ve sonrasındaki yargıyı inşa ediyorlardı. Belki de bu yüzden, Sn. Subaşı da Sn. Kalın da oldukça heyecan ve merak içindeydiler; sorularının önyargı gibi anlaşılmasından veya yanıtlanmamasından dolayı endişeliydiler.

Ama yazdıkları senaryonun boşa çıkmaması bakımından; “evet Alevidir” diyerek önyargılarını “onaylamam” için dua ediyor gibiydiler! Devleti bunlar yönetiyorlardı, hallerine bakıp, “bunlar nasıl insan-yönetici, ne saçmalıklara inanıyor, neler tasarlıyorlar” diyerek, ülkem ve milletim adına acı hissettiğimi gayet net anımsıyorum.

“Hayır” dedim; “Alevi değil!”

KOMUTANIN ALEVİLİKLE UZAKTAN BİLE İLGİSİ YOKTU

Sn. Doğan’ın Alevi olup olmadığını bilmiyordum ama devletin geleneğini-kahrolası önyargısını biliyordum. Orduda terfi sırası gelen Albay Aleviyse, eğer konusunda yeri doldurulamayacak denli uzman ise ve o görevi ifa edecek başka bir general adayı yoksa tuğgeneralliğe değin terfi ettiriliyor, ondan öte ağzıyla alıcı kuş bile tutsa terfisine izin verilmiyor, emekli ediliyorlardı. Yıllardır askeri ve sivil bürokrasiyi izlediğim / bildiğim için “hayır” dedim, “kesinlikle değil.” Birbirlerine baktılar; “ama çok benziyor, soyadı da Doğan” diyerek konuyu kapattılar.
Hayal kırıklığı içindeydiler… Çetin Doğan’ın Alevi kökenli olması, işlerini çok kolaylaştıracaktı. Hem her türlü meymenetsizliğin, din düşmanlığının, statükonun dindarları hedef almasının, o dönemde Tayyip Erdoğan’ın mahkûm edilerek siyaseten önünün kesilmiş olmasının başlıca müsebbiplerinin Aleviler olduğu yalanı-yargısı kamuoyu nezdinde güçlenmiş olacak, hem de Balyoz-Ergenekon davaları içine atılan yüzlerce cumhuriyetçi-Atatürkçü subayın yargısız infazına kamuoyundan ve ana akım medyadan rahat destek alınacaktı. Aynı süreçte “cumhuriyetin gasp ettiği Alevi hakları AKP Hükümeti tarafından iade ediliyor” mizanseni ve riyakârlığıyla güya Çalıştay yapılıyor olması da başka bir iki yüzlülüktü…

Belgeler, senaryolar, bir gecede el değiştiren gazete köşeleri, tv yorumcuları, Nagehan-Ilıcak benzeri kolektiflerden yapılan servisler gırla gidiyordu…

Anladım ki, iktidara-cemaate yakın zihniyetin karanlık dehlizlerinde gerçekten gariban bu general hakkında akıl almaz bir cadı kazanı kaynatılıyordu ve tek nedeni gerici güruha karşı olmasıydı. Kurtla kuzu misali suçlu ya da suçsuz bu adamı yemeye karar vermişlerdi. Halen sürdürülen ve önü-ardı gelmeyen yalanlardan sonra, Sn. Çetin Doğan’ın Alevi olmasının ihtimali bile, bir nolu zanlı durumuna gelmesinin en bariz nedeni olmuştu. Oysa Maçkalı bir Çerkez olan komutanın Alevilikle uzaktan bile ilgisi yoktu…

İhtimali bile en affedilmez suç olan nitelik; Alevilik .

MHP'NİN GÜNAHINI DA GÖZ ARDI ETMEMEK GEREK

Hiç kuşkusuz AKP hükümetin hedef aldığı Sn. Doğan ve benzer “suçluların” başına gelenin, yıllar yılı içerde kalıp sonra beraat etmiş olanların müsebbibinin tek başına AKP Hükümeti olduğunu iddia etmek doğru olmaz. En başta bugün “özel hayata müdahale edemezsiniz; oy verdiğime pişmanım; elim kırılaydı; bu kadar zırvaya ben bile bahane bulamam” diyerek kazan kaldıran aymaz liberallerin, “yetmez ama evet” diyen salak solcuların, ne olduklarını, nereye yaslanacaklarını kestiremeyen, bir türlü ideolojik yön tayini yapamayan ve AKP’yle özdeşleşerek hiç lüzumu kalmayan MHP’nin günahını da göz ardı etmemek gerek.

Bunca kesin ve keskin bir yargıda bulunmam çok mu afakî?

Hayır, az bile… Yargıladığım zihni dünya Sünnilik değil… Asla… Aleviler, Türkiye demokratlarıyla çok yakın dayanışma ve gönül birliği içindedirler. Birbirlerini iyi bilirler. Bunu söylemek bile gereksiz… Ancak şu gerçeği de görelim; cumhuriyetin ilanından buyana yer altında üretilip, alttan alta kaynatılan, sonra muktedir ve otoriter olan bir niyet ve zihniyet var. Bunlar dedikodu ve insanlık dışı iftiralarla kendi kendilerini motive ediyor ve İslam devleti düşüne engel gördükleri başta Aleviler olmak üzere herkesi hedef alıyorlar. Nefretin en temel nedeni bu… İnşa etmek üzere epey mesafe aldıkları Yeni Türkiye senaryosunda Aleviler, demokratlar, solcular, liberaller yoktur! Tamamı iftira olan senaryolarla kendi dünyalarını ve dünyalıklarını tahkim etmeye çalışıyorlar!
Çetin Doğan senaryosu da yalan, Tayip Erdoğan’ı Alevi yargıçların mahkûm ettiği de yalan, orduda/yargıda Alevi egemenliği-vesayeti olduğu da yalan, yalan, yalan…

Başlarına taş düşse “Alevi” diyorlar.

Belli ki, Çetin Doğan Katıksız bir Atatürkçü… İlkelerini ve medeniyeti savunuyor. Türbana sarınan şeriat devleti özlemcilerine fırsat vermiyor… Bunlar çok tehlikeli, çok büyük suç; coook!
Yurt savunması için emanet edilen silahı, seçilmiş iktidara çevirerek ihtilal yapmak bana göre de suç. Hem de en büyüğünden… Cunta geleneğini, döngüsünü tasvip etmek aklımdan bile geçmez. İhtilaller gericiliği-ırkçılığı beslemiş, ülkenin kalkınmasını ve demokrasinin yeşermesini engellemiştir. AKP de iktidarını esasen ihtilallere borçludur ama bu başka bir mevzudur.
Herhangi biri ihtilal hazırlığı içindeyse ve sübuta ermişse, kişiyi bu suçla eleştirmek ve iftiraya-mizansene başvurmadan suçlamak başka, “şöyle inanır, laiktir, cumhuriyetçidir, çağdaş kıyafetten yanadır” demek ve cumhuriyetin doğrultusunu, temel niteliklerini suç gibi göstermek, karalamak, yargıdan önce mahkûm etmek alçaklığı başka şeydir.

Murtaza Demir

Odatv.com
My Last Threads


Alevilik; Hak Muhammed Ali,12 İmam ve Ehlibeyt yoludur.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir