Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Dinci Ve Kinci
06-09-2013, 11:07 PM
Mesaj: #1
Dinci Ve Kinci
İzleyince dondum kaldım, nutkum tutuldu. Aklım işlevini yitirdi. Olamaz, dedim. İnsan bu kadar vahşileşemez, hayvanlaşamaz… Yok, yok! Hayvan değil bunlar, hayvanlara hakaret ettim, onlardan özür dilerim. Hayvan olsalar eyvallah deriz… Zira hayvanların da acıma duyguları var, yaşamı avına bağlı olasına rağmen! Bu yaratıklar başka âlemin varlıkları. Bu çağda bu vahşilik olmaz. İnsan olduğuma isyan ettim. Bunların sınıfından bir insan olmak insanlığıma hakaret olarak kabullendim.

Cem TV de haberleri izliyorum. Suriye’den gelen bir haberdi (başka kanallarda göremedim) bu. Görüntüdeki barbar vahşi, sözüm ona Suriye’de özgürlük savaşçısıydı. Bu topraklara özgürlük ve adalet getireceklerdi. Mısır’a, Libya’ya, Irak’a getirdikleri gibi! Bu kutsal emelleri uğruna bir askeri öldürmüş, göğsünü yarıyordu. Çokta rahattı. Olamaz, dedim. Herhalde bu kadar zevkle doğradığı yemek için kestiği hayvandır, onu doğruyordur. Ama boğazladığının ayakları gözüküyordu. Kurbanı askerdi. Asker pantolonu üzerindeydi. Gayet rahattı, işini çok iyi yapıyordu. Kurbanının göğsünü yardı, kalbini çıkardı, kameraya karşı yemeğe başladı. Konuşuyordu vahşi ama dilini anlamıyordum. İyi ki de bu vahşinin, adam eti yiyen barbarın inancına, kültürüne dahil değildim. Aynı dili konuşmuyordum.

İsyanım bu görüntüyle başladı.

Kanımı donduran, insanlığımdan utandıran işte bu görüntüydü. Tarih tekerrür ediyordu. Yüce peygamberin amcası ve koruyucusu 1400 yıl evvel çölde şehit edilmiş ve başındaki kadın ciğerlerini yiyordu. Tarih böyle yazıyordu. Bu kadın melun Muaviye’nin melun anası Hinde idi. Bu vahşeti okumuştuk ama şahit olmamıştık. Şimdi melun Muaviye’nin ve oğlu melun Yezit’in soydaşları, yandaşları, kandaşları tarihi tekerrür ettiriyordu. Bu melunların hayranları, aynı nesebin devamları, bunların raiyye (sürü) leri, günümüzde bu lainlere unvan verip hazret etmiyorlar mı?

Hz. Muaviye, Hz. Yezit… Sıkı durun Hz. Vahşi (r.a). v.s. (Bir takvimde okudum, kusurumu bağışlayın)

Bu melunların yandaşları 14 asır sonra dün olduğu gibi bu günde Şam topraklarını kana buluyorlardı. Onca akıtılan kana doymamışlar. Peygamber evladının kutsal kanları az gelmiş…

Onların kanları yeterli gelmemiş, yüreklerini ferahlatmamış... Ebu Cehillerin intikamına yetmemiş. Kan gerekli hem de çok kan. Emevinin kutsal intikamının alınması için…

Gün bu gündür!

Onların ardılları, yandaşları vahşet yapıyorlardı. Vahşetlerine de cihat deyip kutsallık veriyorlardı. Caniliklerini kutsala izafe ederek… Kutsalı pis davalarına alet ederek…

Muaviye hortlamıştı, ruhu bayram ediyordu. Katliamdaşları onun kaldığı, bıraktığı yerden aynı zulmü işliyorlardı. Yerde boğazlanan askerin tek suçu vardı, ülkesinde askerlik yapmak ve en önemlisi ve büyük suçu da Ali evladı olmak yani Alevi olmaktı!

Bunları din adına, kutsal cihatları adına yapıyorlardı. Kardeşlerini parçalıyorlardı. Müslüman Müslüman’ı boğazlıyor, parçalıyor ve kalbini çıkarıp yiyordu. Medeni dünyada seyrediyordu. Âlemi kucaklamakla misyonlaşmış dinin resmettiklerine bakın ve de vicdanınız varsa, birazcık insan yüreği halen taşıyorsanız, birazcık merhamet duygusu kalmışsa bunları iyi tanıyın. Karşı durmaya gücünüz yetmiyorsa lanetleyin, yüreğinizde mahkum edin… Bilin ki bunları affetseler de, övseler de, tarafgir olsalar da tarih ve insanlık haysiyeti, onuru, ahlakı affetmeyecektir.

Dünün Yezitlerini etmediği gibi!...

Bilin, tanıyın bunları… Bunlar hem cihatçı ve hem de (Haşa) Müslüman…

Dindar ve kindarlar...

Amaç bu değil miydi? Kindar ve de dindar nesil!

Namaz kılan, oruç tutan, sakal, cübbe giyip (gerçek dindarları tenzih ederek) ülkelerini ve ülkemizi kan gölüne çevirenler.

Din bu mu?

Allah bunu mu istiyor?

Suçsuz bir insanı öldürmek tüm insanları öldürmekle itham ediyor bu dinin kutsal kitabı.

Emperyalizme ülkelerini peşkeş çekmek için ayaklanmışlar. Din adına, cihat adına, emperyalizm adına kutsal ittifak kurup, kutsal savaşlarını! veriyorlar.

İmam Hüseyin’in mübarek başı mızraklar ucunda Şam sokaklarında dolaştırılırken minarelerden ezanı muhammediye okunuyordu. Dedesi Muhammed Mustafa’dan şefaat dileniyordu. Sevinçten salyaları akarak bayram edenlerde vardı o gün. Adlarına Emevi deniliyordu. Bu gün Emeviler yok ama ideolojileri canlı olarak yaşanıyor ve de yaşatıyorlar. Bu kutsal ittifaka tarafız, taraf olduğumuz içinde karşılığın da askerlerimizi, polislerimizi, halkımızı katlederek ödüyorlar. Yani vefalıdırlar. Ahde çok vefalıdırlar.

Kendi ülkelerinin ihanetçileri!

Allah aşkına, Muhammed aşkına, Muhammedi İslam bu mudur? İslam kardeşliği son zamanlarda moda deyim. Bu vahşilerle kardeş olmak, dindaş olmak, bin kere tövbe, derim… Rabbime bin şükürler ederek şunun altını çizmek istiyorum; ne mutlu bize ki İmam Ali’nin safında mü’min yani Alevi olmuşuz. Hakkaniyeti, hukuku ön planda tutarak, insanı yücelterek, merkez edinerek. Barbarlıktan, vahşilikten beri olarak, tevalla, teberra diyerek Alevi olmuşuz... Gerçeğe Hû demişiz, gerçeğe Hakk demişiz.

Yani Emevi olmamışız, Hakka, haklıya taraf olmuşuz. Hakka ikrar demişiz. Dönmemiş Hakk’ın yolundan… Melun Muaviye’ye, Ebu Cehil’e, Yezit’e, Mervan’a taraftar olmamak.

Saf ve duru Alevi olmak.

İşte Alevilik burada var; Cebiri, şiddeti, kini ve nefreti yasaklamış. Yetmiş iki milletin birliğini dilemiş. Bırakın insana kıymayı, onun gönlünü kırmak bile Tanrıyı kırmakla eş sayılmıştır. “İncinsen de incitme” denmiş. “Bir kez zalim olmaktansa, bin kez mazlum olmak daha yeğdir” deyip zalimliği reddetmiş. İnsan olamayanları ibadetine bile alıp gönülleri kirletmemiş, raiyyeliği (sürü) kabul etmemiştir.

Doğranan askerin suçu bu!

Bu inancı yüreğinde taşıyan genç asker yatırılmış doğranıyor.

Suçlu… Öylesine suçlu ki, doğranıyor, canı vahşice alınıyor, yüreği kanlı - kanlı yeniliyor!

Suçu ülkesini savunmak… Suçu ülkesini vahşi emperyalizmin kucağına atmamak. Buna seyirci kalmamak. Raiyye olmamak.

Ve en büyük suçu da İmam Ali’ye taraf olup Alevi olmak. Muaviye’ye de düşman olmak.

Kısa bir süre önce bu filmi izlemiştik. Elinde mikrofon, cübbeli ve sakallı biri “Muaviye’nin askerleriyiz” diye bağırıyordu. Muaviye’ye asker olmak, yağlı pilavına kaşık sallamak tabiî ki bedel gerekiyordu. İşte o bedel emperyalizmin safında olarak ve kardeşlerinin ciğerlerini söküp yiyerek ödeniyordu.

Muaviye olmayı, lanetlenmeyi kolay mı sandınız?

Ahh insanlık, vah insanlık!

14 asır öncesi tarih tekerrür ediyor. İnsanlıkta raiyye olmuş seyrediyor. Hiçbir zalim, zalimliğini destek almadan sürdüremez. İnsanların kardeşçe yaşadığı çiçek bahçelerini tahrip ediyorlar. Sadece Muviye’nin sevdiği rengi hakim kılmak istiyorlar. Ve insanlıkta bu barbarlığı, bu vahşeti seyrediyor. Alkışlıyor. İnsan haklarıymış, din ve vicdan özgürlüğüymüş. Onlar kendileri için, vahşi kapitalizmin çıkarları için geçerli.

Neylesin çölün Arap’ı bunları! Zaten onlara da gerekli değil.

Dünyanın gözleri önünde kendi liderleri Kaddafi’yi parçalamadılar mı? Dünya seyreyledi. Bu vahşettir demedi. Her şey mubahtı. Petrolleri kendileri akacak olduktan sonra bin tane Kaddafi varsın kurban olsun. Çok mu önemliydi.

Cahilin elinde işte din buydu. Tehlikeliydi dün olduğu gibi. Kıyma makinesi ile kutsalları adına insan eti doğruyorlardı.

Allah ile aldatıyorlardı.

Ebu Cehiller, Muaviyeler, Yezitler, Haccaclar ve bu günün çağdaş! Benzerleri.

Bir yandan “Allah, Allah” sadaları çıkarıp, öte yandan insanları boğazlamak, yüreğini çıkarıp yemek, ülkelerini taş taş üstünde bırakmayarak harabeye çevirmek, binlerce insanların kanını sebil etmek bu sahtekarlar “namazla / ibadetle aklanacaklar, paklanacaklar ve cennetle cihat ettikleri için ödüllendirilecekler… Hatta onun bunun dinine imanına kalite kontrolü yaptıklarından ötürü yarın cennette hurilerle ödüllendirileceklerdir!!!

Namazlı niyazlı, cübbeli, sakallı, cihatlı, elleri kanlı, yürekleri kinli mübarek adamlar!

Dünya insanlığı bu yamyamları izleyecek ve bunların temsil ettiği dini, vicdanı sorgulayacak. Ve modern dünya bunlara bakıp işte bunların dini, Müslümanlığı, diyecek…

Dindar ve kindarın adresini sormaya gerek yok. Bunlar her yerdeler, Sivas’ta “Allah-u Ekber” deyip insan yakarlarken, domuz bağı ile ellerini ayaklarını bağlayıp canlı canlı insanları toprağa gömerlerken, Maraş’ta kadın, çocuk demeden insanları doğrarlarken her yerde görürsünüz. Dini, ırkı, rengi, şekli önemli değil, insan kılığında canilikleri önemli. Hz. Ali’yi de Hz. Hüseyin’i de, Seyyid Nesimi’yi de, Fazlullah’ı da, Hallac-ı Mansur’u da doğrayan, katleden bu mervani düşüncenin adamlarıdırlar.

Adam dedim haşa iki ayaklı güruhlardır..

İyi tanımak, iyi bilmek gerekiyor bunları. Çünkü gün onların günüdür.

Bütün dünyalıkları caniliklerine devam etsinler diye sebil edilmiş.

Öküz altında buzağı arayanlar “kutsala saldırı” diye beni yargılayacaklar.

Haşa! Bin kere haşa!

İslam bu değil ki! İslam insanları birbirinden ayırmaz. Kardeşliğini diler. Varlığın tevhidini ister. Selam ve selamete çağrı yapar. Kur’an’da ki ayrım sadece iyiler ve kötülerdir. Yani müminler, münafıklardır… Bunlara münafık kelimesi de az gelir, masum kalır.

Bunların temsil ettiği din, Muaviye’nin dinidir, Allah’ın değil.

Melun Muaviye’de bunları pis mezarında izledikçe cehennemlik ruhu bayram edip seviniyordur, ebter olmadığı için…

Ha bir de İblis bayram ediyordur. Benim suçum bunların kutsallar adına izafe ettiklerinin yanında çok masum kalır, sadece âdeme secde etmedim ben, Tevhidi lanet halkası boynuma takılması pahasına korudum, diyordur… Yeryüzünde artık benim gibi İblislere gerek kalmadı. Çok şükür ki İblislerim çoğaldı, yerim boş kalmadı, diyordur.

İblislere duyurulur…

ALİ RIZA UĞURLU
My Last Threads


Alevi forum,alevi köyleri,alevi türküleri,alevi ünlüler,alevi sözleri,alevilik nedir,alevi nedir
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir