Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Doğa bilimi olarak Alevilik: Hz. Ali ve Astro ALi
11-17-2015, 01:37 AM
Yorum: #1
Doğa bilimi olarak Alevilik: Hz. Ali ve Astro ALi
Alevilik tarihini, Hz Muhammedin ölümüyle birlikte ortaya çıkan Hilafet kavgaları ile başlatmanın doğal sonucu , Aleviliği Ali ile birlikte anıp , onu mezhepsel bir ritüel olarak kabul etmektir.Oysa Alevilik inancı , insanlığın varoluşuyla birlikte gelişen ilk inanç sistemidir. İnsanoğlu , kadim dönemlerden bu yana yaşadığı evrenin sırlarını araştırırken, temel düşünce sistemi olarak varoluşu ve maddi hayatın oluşumu hakkında izlenimler edinmiş , tüm bu olup biteni zihninde bir takım sorularla aydınlatma yoluna koyulmuştur.
İşte tam da bu andan itibaren doğa olaylarına ilişkin merak ve şüphe , düşüncelerinin temel taşını oluşturmuştur. İnsan oğlu, evrim ağacının , evrenin ve gezegenlerin oluşumunu ve gelişim aşamalarını her zaman takip etmeyi sürdürmüştür ama bunu yaparken, çevresine duyarlı bir vatandaş olarak değil tabi, her fenomenin gelişim yasalarıyla organizması sarsılarak uyarılan , bir canlı refleksiyle hareket etmiştir.Panteist bir inanç olarak Alevilik de , tabiata duyulan bu ilginin sonucu olarak , doğa olaylarını yorumlama ve onu anlamaya çalışmakta edinilen sistematik bilgilerin , kuşaklar boyunca aktarımı sayesinde günümüze dek varlığını kaybetmeden süre gelmiştir.
Semavi dinlerden önce var olduğu ispatlanan Şamanizm, Zerdüştlük , Ezidilik , Bektaşilik, Alevilik (A-luwi) ve bu inançlara mensup Otokton (yerleşik) halk olan Türkmen (Turuk Mana , Tarukoman, Terekeme), Kurdi(karduha, kurri), Alevi(Ali-Oli, Luwi-A, Lulubi) Ezidi(Estanu, Asitane, Ezda) ve adını sayamayacağım bir çok klan ve topluluklar, Anadolu adıyla anılan bu bereketli topraklarda binlerce yıl birlikte kardeşçe yaşamışlardır. İlginçtir ki bu hakların hepside ANADOLU’yu , “Tanrılar Yurdu” v.b anlamlarına gelen( Hititçe KUR URU HATTI, Akadça MAT HATIM ve Sümerce Anat-Oli..) adlarıyla anmışlardır.
Hititler, Hattiler ve Luviler adlarını HADAT ALİ’den alan kardeş halklardır.Luvice HA DATA olarak yazılan bu isimler, dilimize Hüda, Hüdeyda, Dede ve Kürtçeye Xweda diye geçmiştir. Luwice Ali ile Aluwi adı ise, Alevi olarak varlığını korumuştur. Arapça Allaw (alev) adı tamamen fonetik benzeşme olup “alev” adı Aluwi den gelmedir. Lu, Lı “ışık” anlamına gelip Luwicedir.Sümerler bu kelimeyi olduğu gibi alıp , Lu Lu ikilemesiyle kulanmışlardır. Tıpkı Za Za gibi. Günümüz Türkçesinde cümleyi pekiştirme anlamında kullanılan sık sık, tek tek, kat kat v. b ikilemeler, fonetik olarak bu dillerle olan bağımızın kuvvetli bir işaretidir. “Lu” sözcüğü ışık anlamıyla öteki dillere de olduğu gibi geçmiştir.Ör: Latince Lux, İngilizce Lıght, Almanca Lıcht, Fransızca Lumıere, İtalyanca Luce gibi Işık anlamı taşıyan bütün sözcüklerin kökenini oluşturmuştur.Kürtçe ve Kırmanç dillerinde “Le” ve “Lo” seslenme ünlemi olarak kullanılmaktadır. Luwi dilinde “Işık, ateş” anlamına gelen Lu -Le sümerogramı, canlı hayatın ateş koru halinde ki güneşten meydana geldiğini, bunun sonucu olarak ta ilk insanın Lu( Güneşin oğlu) Le (Güneşin kızı) olduğu bilinmektedir. O halde günümüz dillerine de olduğu gibi geçen “Lu“ sümerogramı, Işığın bir canlı olduğu mesajını vermektedir.
Alevilikte(A-luwi) ölüm inancı yoktur yani bir şeyin ölerek yok olacağına inanç yoktur. Ölümle birlikte O şey başka bir canlının besini olarak o canlının vücuduna geçer ve onda hayat bulur yani sonsuz bir döngüye girer. Bütün canlılar öldükten sonra bedenlerini ilk önce akbabalar, leş kargaları v.b hayvanlar, kuşlar yemeye başlar; sonra sinek ve böcekler ve daha sonra gözle görülmeyen küçük canlı organizmalar besin zinciri oluştururlar.Onlar hayatın sonsuz olduğunu, canın bedeni terk ettikten sonra bedenin çürüyeceğini ve toprağa karışarak , başka bir canda yaşayacağına inanırlar ki bu inanç evrim teorisiyle bire bir örtüşmektedir.
Alevilikte bu döngüye “Devriye” inancı denmektedir. Devir sözcüğü dönmek , dolanmak bir şeyin kendi çevresinde dönmesi yada yörüngesi üzerinde dolanması, zaman, çağ anlamlarına gelir. Tasavvufta devir terimi insanin yaradılışı konusunda geliştirilen kuramın adıdır. Aleviliğe göre insan evrenin özüdür, evrenden süzülmüştür. Var olan alemlerin en alt basamağındaki madde alemine düsen varlık önce ( su, ateş, hava, toprak) sonra mahlukat, bitki, hayvan; ardından insan biçiminde görünür. Ama devir burada bitmez, insan belirli aşamalardan geçerek insan-i kamil olur. Sonrada kendi varlığından geçerek yokluk içinde varlığı bulur. Yani tanrısal güce ulaşır. Kısacası yine aslına başlangıç noktasına ulaşır. Yani ölür ve başka canlarda hayat bulur.İnsan-ı kamiller için ölüm kavuşmadır. Hasretin sonra ermesidir. Canın cananla bütünleşmesidir. Alevilikte bu bütünleşmeye Murat(mêrad, mêrd, mêr) denir. Ölenler için murada erdi ya da kırmanci dilinde merdo, mêrî denir. Alevi ozanların dilinden düşürmedikleri şu söz materyalist felsefeninde temel dayanağıdır “Ölen Tendir, Can ölmez”. Canlı faaliyetin son bulduğu ama hareket yasalarının devam ettiği vurgusu alevi tradisyonlarında bu şekilde yer bulmaktadır .
Bu kadim inanışa göre Canlı Hayat , arştaki bir kandilden yani Nur’dan başlatılmaktadır. Buda ilk akılla serüvenine başlamıştır. Kademe kademe dolaşmaktadır. Işık inancı bütün Alevi ozanlarınca dile getirilirken Yer, gök, kısaca herşey bu kaynaktan hayat bulmaktadır. Öncesiz ve sonrasızdır.
Işık; Hakk’tır , Çêrağ’dır, Ocak’tır, Alev’dir, Mum’dur. Hem sembol olarak yaşatılır hem gerçek olarak kutsanır. Karanlığın karşıtıdır. Hem doğa olarak aydınlıktır, hem düşünce olarak aydınlıktır.Bütün nesneler ancak ışıkta görülür.Işık, Alevi inancında Gerçek’tir, Hakikat’tir, işte o yüzden cemlerden önce uyandırılır (yakılır), sonra sırlanır(saklanır). Bu nedenledir ki Aleviler ateşe su dökmezler, onu küllerin altında saklayarak hayatın sonsuzluğunu taklit ederler.
Hayat ateşin yanmasıyla birlikte varolmuştur. Gezegenler güneşteki patlamalarla savrulan parçaların zamanla soğuyarak katılaşması sonucu meydana gelmiştir. O halde hayat güneşle birlikte vuku bulmuştur. Güneşten kopmuş ve tekrar güneşe düşerek son bulacaktır. Sonra yeniden doğacak ve tekrar son bulacaktır. Bu döngü her yokoluşla bir varoluşun sonsuz derecedeki tekrarıyla savaşıp duracaktır. Maddenin sonsuz olduğu ve kimyasal dönüşümler sonucu fiziksel değişimler geçirdiği bilimsel bir ispattır.Dolayısıyla Aleviliğin , hayatın başlangıcı olarak nur -u kandili (güneş, ışık)çıkış yeri olarak görmeleri ve bütün deyişlerinde , nefeslerinde buna değinmeleri, bu varoluşu çok iyi kavradıklarının göstergesidir. Astronomiyi bütün yaşamlarına uyarlayan , ev ve kutsal mekanlarını buna göre oluşturan (ibadethanelerindeki tavan penceresi , astronomi sembolleri), giyim kuşamlarındaki mistik mesajlar (üçgen başlık, uzun sakal ) ve kozmik yapıyı teatrel olarak analattıkları semahları…
Semah ritüelindeki kompozisyona dikkat ettiyseniz semahı , eşit sayıda canlar (kadın-erkek) yuvarlak bir halka oluşturacak şekilde bir araya gelerek , ateşin etrafında (güneşi simgeler) el, ayak ve bedensel hareketlerle hem kendi eksenleri hem de bir daire etrafında ve dünyanın dönüş yönünde dönerek gerçekleştirirler ; hareket ve döngü halindeki evreni stilize eden muhteşem bir gösteridir semah .Cem ritüeli başladığında yere serilmiş bir postun üzerinde , elinde sazıyla (tambur, kopuz)dede oturmaktadır. Cem tutulurken Dede (Dadat, Xweda, Hadat) saz eşliğinde gulwanglar (deyiş, beyit) söyler ve pervaneler (semaha katılanlar) semah dönmeye başlarlar. İşte tam o andan itibaren güneşin etrafında dönmekte olan gezegenler taklit edilir sanki. Evrenin senkretik(uyarlanmış)dönüşü semahla gerçekleşir ve sonsuz devinim başlar.
Alevi dünya görüşünün teatral ve görsel bir seremoni ile anlatımı olan, cem töreninin temel taşı niteliğindeki semah, mevcut görsel ve içerdiği anlam boyutuyla, tarihin tanık olduğu hiçbir dinsel inanç töreninde yoktur. Semahla özdeş olan Alevilik dünyevi bir anlayıştır; herhangi bir dinsel, mezhepsel ve uhrevi bakış açısıyla açıklanamaz. Zira semah :Samu, Sema, Sami=gökyüzü demektir. Semah dönmek, hareket ve döngü halindeki evrenin, insan figürleriyle sembolik ve görsel bir anlatımdır. Semah dönen canların huşu içinde Hak’la Hak olduğu, yani insanın doğayla bütünleştiği anlayışı, Aleviliğin ideolojisi Bâtıni felsefenin temel ilkeleriyle örtüşmektedir. Semah dönen kadın erkek figürü, her anlamda Aleviliğin eşitlikçi felsefesinin temel sembolüdür
Hattuşa yazılı kaynaklarında ve kil tabletlerde üzerine İ.Ö 2000-3000 yıllarına ait kabartmayla işlenmiş figürlerde , elinde saz tutan kral ve 12 ay’ı temsil eden 12 insan figüründe semah kompozisyonu temsil edilmiştir. Yine Eski Çağdan günümüze ulaşan kabartmalarının pek çoğunda bir elinde güneşin ve bereketin simgesi 'nar' diğer elinde dolunay biçiminde bir 'ayna' ile birlikte “Ma”tasfir edilmiştir.Ma inancı Alevilikte Güneş kursuyla sembolize edilir.Alevilik inancının temelini , daha öncede belirttiğimiz gibi Evrendeki kozmik yapı oluşturur. Bütün gezegenlerin Güneşten kopan parçacıklarla oluştuğuna olan inanç, henüz Kopernik teleskobunu gökyüzüne çevirmeden önce, Alevi deyiş ve nefeslerinde yerini almıştır.
Genç Abdal:
"Yoğ iken yerle gökler ezelden / Kudret kandilinde pünhan Alidir
Kün deyince bezm-i elestten evvel / Alemi var eden sultan Alidir."
Pir Sultan
Yer yoğ iken, gök yoğ iken varolan
Arş yüzünde kandildeki nur olan
Gahi merkez olup gahi yer olan
Ali'dir ki şah-ı merdan Ali'dir"
Burda bahsedilen “Ali” kültü Hz. Ali değildir ; sadece o kavramların içerisinde saklanan Ay ve Güneş inancının ta kendisidir.Zira ikinci dörtlükteki Pir Sultanın nefesinde yer ve gök yok iken kandil(güneş)deki nur Ali’dir (Oli, Ulu)denilmekte. Bu da Ali’yi evrenin merkezine koymaktadır ki M.S 599 da doğan Hz. Ali evrenin bu dörtlükteki yaratıcı formu olamaz.
Alevilikteki 4 Kapıya göre Ali:
1) Ali Şeriat kapısında Arslandır
2) Ali Tarikat Kapısında Şah-ı Merdan
3) Ali Marifet Kapsında Büyücü (Veli, Evliya-Ermiş)
4)Sırr-ı Hakikat Kapısında Ali’den başka Allah yoktur.
denmektedir.
Dolayısıyla Elinde çift uçlu kılıçla İslamın yayılması için binlerce baş kesen,
fetih yapan, namazında niyazında, dininde diyanetinde olan, çok kez evlenen, Ömer’i, Ebubekiri, Osmanı tanıyan ve onlara kız verip, onlardan kız alan bir şahsiyet Alevilerin Ali’si değildir.
Neden değildir ? açıklayalım.
Alevilik cihadı reddeder. Alevilikte Yunus Emre’nin dediği gibi şeriat, din ve diyanet yoktur. Namaz yoktur. Alevilikte çok eşlilik yasaktır. Aleviler Ömeri, Osman’ı ve Ebubekir’i reddeder adaletsiz bulur. Alevilik Fetih kabul etmez ;yanar, asılır, yüzülür; ama mecbur kalmadıkça silah kuşanmaz.
Bundan dolayıdır ki yazının girişinde ele aldığım anafikri burada bir kez daha deklare etmekte fayda görmekteyim
“Alevilik İslamın bir mezhebi değil, gökyüzü kavimlerinin bir sentezidir”
Royê Surê
Politik Aktivist


blog.radikal.com
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


[-]
 ()
Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Coğrafik olarak Aleviler Admin 0 1,735 08-03-2013 02:39 AM
Son Yorum: Admin

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi