Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hamza Aksüt: Erdoğan Çınar'ın İpi ile Kuyuya İnenlere
05-22-2014, 01:00 PM
Mesaj: #1
Hamza Aksüt: Erdoğan Çınar'ın İpi ile Kuyuya İnenlere
Paulikien tarihini Alevi tarihi olarak tercüme eden Erdoğan Çınar, bu sitede kendisiyle yapılan bir röportajda, yazdıklarım ve kişiliğim hakkında bazı iddialarda bulundu. Bilindiği gibi, "Erdoğan Çınar Skandalı" adında bir yazı kaleme alarak sayın Çınar'ın düştüğü yanlışları açıklamaya başladım. Daha sonra, "Denize Düşen Çınar Luvi İngilizcesine Sarılır" ve "Erdoğan Çınar'ın Katakulli Teknikleri" adındaki yazılarımla Çınar'ın manipülasyonunu netleştirdim.


ERDOĞAN ÇINAR'IN İPİYLE KUYUYA İNENLERE


Paulikien tarihini Alevi tarihi olarak tercüme eden Erdoğan Çınar, bu sitede kendisiyle yapılan bir röportajda, yazdıklarım ve kişiliğim hakkında bazı iddialarda bulundu. Bilindiği gibi, "Erdoğan Çınar Skandalı" adında bir yazı kaleme alarak sayın Çınar'ın düştüğü yanlışları açıklamaya başladım. Daha sonra, "Denize Düşen Çınar Luvi İngilizcesine Sarılır" ve "Erdoğan Çınar'ın Katakulli Teknikleri" adındaki yazılarımla Çınar'ın manipülasyonunu netleştirdim.


Sayın Çınar, yazdığı kitaplarda kullandığı metinleri kasıtlı olarak yanlış çevirmiştir. Oysa Çınar, kendisine sorulan soruyu yanıtlarken "Ortada bir çeviri sorunu yok. Ortada bir kitap çevirisi de yok zaten" diyor. Aynı ifadede kadim Alevi tarihini "Ortodoks kilisesinin ve Bizans imparatorluğunu n küfür dolu metinlerinin arasından ve ortaçağ karanlığının içinden bulup çıkarmaya çalıştığını" belirtiyor. Demek ki, Çınar metin çevirisi yapmış. Ortada bir kitap çevirisi yok da bir kitabın bazı paragraflarının çevirisi var. Zaten Çınar'a, kitabı tümüyle çevirdin diyen yok.


Çınar, bir iki tümce sonra, söylediğini unutarak şöyle diyor: "Bu metinlerin içinde Pir Sultan Abdal'ın efsane haline gelmiş hüzünlü ve onurlu hikayesi de var. ... Ben bin üç yüz elli yıl öncesinin belgesini koyuyorum ortaya da sen dört yüz yıl öncesinin belgesini neden bulamıyorsun?"


Görüldüğü gibi Çınar, belgeden söz ediyor. Demek ki belge çevirmiş. Bizans belgeleri herhalde Türkçe değil. Pir Sultan Abdal'ın öyküsü dediği olay ise Constantine adındaki papazın taşlanarak öldürülmesi. Olay, Pir Sultan Abdal'ın öyküsünü değil, Hıristiyanlığın ilk şehidi Stephan'ı anımsatıyor. Constantine'i taşlatan Symeon, bir St Paul hayranı. Kendisine St Paul'ün bir piskoposu olan Titus'ün adını takıyor. Constantine'den sonra synekdemoi oluyor. St Paul'ün de hikayesi aynı. Symeonla aynı rolde. Zaten bu konuyu Erdoğan Çınar Skandalı başlıklı yazımda ayrıntılı olarak anlattım.




Çınar'ın kitaplarındaki çeviri paragraflarının sayfa numaralarının bazılarını veriyorum:


Aleviliğin Kökleri 137, 142, 143, 148


Kayıp Bir Alevi Efsanesi: s.143, 144, 145, 146, 147, 152, 158, 159, 160, 161, 162, 163


Görüldüğü gibi ortada bir çeviri de var, çeviri sorunu da var. Erdoğan Çınar'ın yazdıklarını doğru anlamak için şöyle bir sözlük kullanmak gerekir:


Church (kilise): Alevi ocağı


Didaskalos (öğretici): pir


Didaskalos: rehber


Synekdemoi: pir


Cibossa/Kibossa: (Şebinkarahisar 'ın güneyinde bir köy): Sivas. (Oysa Sivas'ın Bizans dönemindeki adı Sebasteia.)


Cibossa/Kibossa: Yıldız dağı ya da Sivas. (Oysa, Sivas'ın Bizans dönemindeki adı Sebasteia.)


Macedonian: Mananakian


Constantine: Pir Sultan


Silvanus: Pir Sultan


Sergius: İbrahim Sani ve Durhasan Dede


God (Hıristiyanları n tanrısı): Hakk


Death (ölüm). Hakk'a yürümek


Gospel (İncil): Aleviliğin yolunu anlatan kitap


Apostle (St Paul'ün mektupları): Aleviliğin yolunu anlatan başka bir kitap


Erdoğan Çınar: Hamza Aksüt. (Sayın Ünsal Öztürk, yazdığı yanıtta Erdoğan Çınar'ın görüş değiştirdiğini belirtiyor. Çınar, cümledeki Hamza Aksüt'ü, Erdoğan Çınar olarak 'tercüme' ediyor.)


Batı: Güney (Yıldız dağını Şebinkarahisar' ın güneyinde bir yer olarak yazıyor. Oysa güneyinde değil, batısında.)


Carbeas: Battal Gazi


Chrysocheir: Hüseyin Gazi


Divriği'deki Paulikien beyliği: Divriği Alevi Devleti


Mananalis: Tunceli, Erzincan ve Elazığ illerinin tümü ile Sivas ve Malatya illerinin bir bölümünü kapsayan bölge. (Oysa Mananalis, Çınar'ın kullandığı Bizans metinlerinde bir köy.)


Paulikien: Alevi


Çınar'a göre, "Pir Sultan'a ilk taşı evlatlığı attı. Halbuki Erdoğan Çınar bunu yol oğlu olarak değiştirdi" demişim. Böyle bir şey yok. Constantine'e taşı atıp öldüren Justus.


Çınar, Alevi ocaklarının Arap soylu olduğunu öne sürdüğümü iddia ediyor. Dedelerin Arap, Türk, Kürt soylu olması kadar doğal bir şey olamaz. Ben kitabımda böyle bir iddiada bulunmuyorum. Benim kitap Alevi toplulukların tarihini dede ocaklarıyla birlikte ele alan bir tarih çalışması. Ancak, Erdoğan Çınar'da bir Arap alerjisi var. Bu alerjinin gereği olarak, Çınar, dört beş milyon Alevi Arap kardeşimize hakarete varan ifadeler kullanıyor.


MUSA KAZIMLILIK KONUSU


Benim kitabın sonuç bölümünde şöyle yazıyor:


"Dede ocakları için varılan (Çınar bunu verilen olarak yazmış) sonuçlardan biri de ezici çoğunluğunun Musa Kazımlı olmasıdır... Altıncı imam Cafer-i Sadık'tan sonra imamlık konusunda iki grup ortaya çıkmıştı. Bunlardan birincisi, İmam Cafer'in büyük oğlu İsmail'i imam olarak tanıyanlardı ki, bunlara İsmaili dendi. İkinci grup ise Musa Kazım'ı imam olarak tanıdı ve daha sonra imamların on ikincisi Muhammed'i Mehdi olarak kabul etti. İşte dede ocaklarındaki Musa Kazımlılığı bu bağlamda ele almak gerekir." (Aleviler, s. 414-415)


Eğer bu yorum İslamcılık ise Erdoğan Çınar da en az benim kadar İslamcıdır. (Çınar benim Musa Kazımlı ifadesini Musa Kazımcı olarak tahrif ediyor.)


Çınar kitabında 'Anadolu Bektaşiliğini' İsmaililiğe bağlıyor:
"Hermes'in öğretisi Moğol baskısı ile Asya'daki yurtlarını bırakarak Sabahi egemenliği altındaki Kuhuzistan bölgesi üzerinden Anadolu'ya göçen Türkmenler eli ile Anadolu'ya taşındı. Anadolu Bektaşiliğinin gizemli kaynağı oldu." (Aleviliğin Gizli Tarihi, s.210)

İsmaililer, Musa Kazım'ın kardeşi İsmail'i imam ve mehdi olarak tanıyanlardır. Erdoğan Çınar Anadolu Bektaşiliğini Musa Kazım'ın kardeşi İsmail'e bağlamaktadır. Bu durumda Erdoğan Çınar, kendi mantığına göre İslamcı olmaktadır. Sayın Çınar, Musa Kazımlılık iddiasını dile getiren dedeleri cahillikle suçlamaktadır ki bu dedelerden acilen özür dilemelidir.


Musa Kazımlılık söyleminde bulunan dedelerimizin bir kısmının adlarını veriyorum. Hacı Bektaş ocağından Veliyettin Ulusoy, Münir Ulusoy; Dede Garkın ocağından Hüseyin Dedegarkınoğlu; Ali Seydi ocağından Ahmet Şahin, Ali Şahin, Kanber Şahin; Şah İbrahim ocağından Hasan Yıldırım, Arap Ali Gazioğlu; Sarı Sultan/Saltuk ocağından Kasım Yılmaz; Cibali Sultan ocağı dedeleri, Köse Süleyman ocağı dedeleri, Kazımoğulları/Musa Kazım ocağı dedeleri.


Sayın Çınar, benim 'Kapalıçarşı İngilizcesi' ile çeviri yaptığımı söylüyor. Hangi tümcelerin çevirisinde hata varsa bunu belirtmesi okura saygı açısından daha uygun olur. O zaman Çınar'ın Grekçe ya da İngilizce çevirisindeki ustalığı öğrenmiş oluruz. Eğer yukarıda verdiğim listedeki gibi bir sözlük kullanmam gerektiğini söylüyorsa ben böyle komik bir duruma düşmem.


Sayın Çınar, Alevi örgütleriyle bir ilişkiden söz ediyor. Hemen belirteyim; kendi köyümün derneği dışında hiçbir kurumun üyesi değilim. Ancak, Alevi kurumların tümünün gönüllü hizmetkârıyım. Onların çağırısı benim için hem bir onur hem de Alevilik konusunu işlemem için bir fırsattır. Ayrıca, herhangi bir kurum yöneticisiyle samimiyetim dahi yoktur.


Sayın Çınar, Ünsal Öztürk'ün basımevine kağıt borcu olduğunu ve bu borcu ödemek için benim kitabın satışına bel bağladığını iddia ediyor. Son derece yakışıksız bir ifade. Sayın Öztürk'ün Alevilikle ilgili yayınladığı kitaplardan para kazanmak gibi bir beklentisi yoktur. Yalnızca yolumuzun rayına oturması için yayınlamaktadır bu kitapları. Üstelik, sayın Ünsal Öztürk'ün herhangi bir basımevine borcu olmadığını ve olamayacağını onu tanıyan herkes bilir. Son derece komik bir iddia. Sayın Çınar, benim üç beş kuruşa tenezzül ederek kitap yazdığımı öne sürüyor ki, hiç yakışmıyor.


Müslümanlığın Mekke ve Medine'de ortaya çıktığını, ancak, mücadelenin çok geçmeden Mezopotamya'ya taşındığını belirttim. Sayın Çınar, bu ifadeden benim İslamcı olduğum sonucuna varmak istiyor. Benim buradaki kastım, Aleviliğin oluşum coğrafyası olan Mezopotamya'nın aynı zamanda Ali taraftarlarıyla Emeviler arasındaki savaşların da coğrafyası olduğunu belirtmekten başka bir şey değil. Örneğin, Ali ile Muaviye arasındaki savaş, Urfa'nın güneyinde, Rakka'nın kuzeyinde, Fırat kenarında bir eski kale olan Sıffin'de yapıldı. Sayın Çınar'a Arap, Ali, Mezopotamya gibi terimleri hiç kullanmayacaksı n. Ama, İncil, Tevrat gibi konulara gelince çok esnek olacaksın. Böyle bir şeyi ben kabul edemem. (Sayın Çınar, on altıncı yüzyılın Alevi komutanı Nur Ali Halife'den söz ederken onun adındaki Ali'yi çıkarıyor ve Nur Halife olarak sunuyor. Bu kadar Ali alerjisini hangi Alevi kabul eder, cem yapan hangi dede kabul eder, bilmiyorum.)


Sayın Çınar'ın iddialarının en renklisi, kendisiyle yapılan röportajda kullandığı şu ifadedir:


"Kaldı ki her iki yerin (Şebinkarahisar ile Yıldız dağının HA) üzerinden ekvatora paralel çizgiler geçirin bakın bakalım Yıldız dağı güneyde kalıyor mu kalmıyor mu?"


Ben bir şey demiyorum. Yorum okurların...


Sayın Çınar, AKP'nin Alevi açılımı gibi konuları da benimle ve sayın Ünsal Öztürk'le irtibatlamaya çalışıyor ki, kuruntu ya da paniğin belirtisi.


Sonuç olarak, Erdoğan Çınar, Paulikien tarihini Alevi tarihi gibi sunarken suçüstü yakalanmıştır. Bunun verdiği panik ve öfkeyle iftira, karalama, yalan söyleme gibi yollara başvurmaktadır ki, buna devam ederse okurlar gereken notu verecektir. Zaten şimdiye kadar olan tartışmalarda okurların önemli bir bölümü şaşkınlığa uğramıştır. Hele sayın Çınar'ın son kitabında Alevi ocağı olarak sunduğu Mananakian, Epaphroditus, Efes, Achean, Laodikyan'la ilgili bölümlerle tanışanlar katıla katıla gülmekten kendini alamamaktadır.


Sayın Çınar, Alevilik tarihi konusunda yanlış bir yola girmiştir. Olabilir, insan yanlışa düşebilir. Bunun da çaresi vardır. Özeleştiri yapar ve yeniden yazmaya başlar. Aksi takdirde okur gözünde daha perişan durumlara düşecektir. Hiçbir kardeşimizin bu duruma düşmesini istemem.


Okurlara sevgi ve saygılarla...

Hamza AKSÜT

http://www.zohreanaforum.com/alevi-haber...nlere.html
My Last Threads


Alevi forum,alevi köyleri,alevi türküleri,alevi ünlüler,alevi sözleri,alevilik nedir,alevi nedir
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir