Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hızır orucu nedir ve Hızır kimdir ?
01-25-2016, 07:07 PM (Bu konu en son: 01-29-2016 Tarihinde, Saat: 12:27 AM düzenlenmiştir. Düzenleyen: çerağ.)
Yorum: #1
Hızır orucu nedir ve Hızır kimdir ?
Hızır orucun aslı şudur: Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin hazretleri hastalanmıştı. Hz. Fatıma validemiz, âlemlere rahmet olarak gönderilen babası Hz. Muhammed’in yanına varır ve pek üzgündür. Allah’ın Resulü, kızının bu halini görünce ona ne için bu kadar üzgün olduğunu sorar.

Fatıma validemiz:
“Baba, çocuklar çok hasta yatıyorlar,
bir türlü ateşlerini düşüremedim” der.
Allah’ın Resulü: “Çocuklar için üç gün oruç adağında bulun” der.
Hz. Fatıma validemiz, çocukların şifa bulması için üç günlük adak (nezir) oruç adağında bulunur ve oruca niyet eder.
O vakit Hz. Ali efendimiz ile birlikte çocukların bakıcısı Fıdda da oruca niyet ederler. Allah’ın hikmetidir ki, o gün çocuklar iyileşmişlerdir.
Oruca niyet etmişlerdir, ancak o gün Hz. Ali’nin evinde yiyecek hiçbir şeyleri yoktur. Hz. Ali efendimiz, o günkü kazancı ile on iki avuç arpa alır ve eve getirir. Hz. Fatıma validemiz, bu arpayı el değirmeninde un eder ve üçe ayırır. Birinci bölümünü ekmek yapıp beş parçaya ayırır.
Oruçlu oldukları günün akşamı, oruç açacakları bir saatte bir fakir, kapılarını çalar: “Ey Muhammed’in Ehl-i Beyt’i ! Kapınıza miskinlerden bir fakir geldi, açım, beni doyurunuz ki Allah’ta sizleri cennet sofralarında doyursun” der.

O vakit Hz. Ali efendimiz, Hz. Fatıma’ya:
“Ey insanların en hayırlısının kızı Fatıma! Görüyor ve duyuyor musun. Kapımızda zor durumda ve aç olduğunu söyleyen bir fakir var ne yapmamı istersin?” der.
Hz. Fatıma validiemiz: “Bu hususta benim sana karşı en ufak bir itirazım olmaz, sen nasıl istersen öyle olsun” der.
Bunun üzerine; Hz. Ali, Hz. Fatıma validemiz , Fıdda ve çocuklar, kendi lokmalarının tamamını fakire verirler ve kendileri, su ile oruçlarını açarlar.
İkinci günü Hz. Fatıma validemiz, ayırdığı unun ikinci kısmı ile bir ekmek yapıp, beş parçaya ayırdı. Ancak akşam olup tam oruç açacakları bir saatte bir yetim aç olduğunu söyler ve yiyecek bir şeyler ister. Birinci günkü gibi Hz. Ali ve tüm aile fakire verdikleri gibi, lokmalarını bu defa yetime verirler.
Üçüncü günü Fatıma validemiz, ayırdığı unun son bölümü ile yine bir ekmek yaptı. Üçüncü günün akşamı, tam oruç açacakları bir saatte, tekrar bir esir gelip kapılarını çaldı ve yiyecek bir şeyler istedi. Hz. Ali ve ailenin tamamı, yine lokmalarını esire verirler; kendileri, su ile oruçlarını açtılar.
Dördüncü günü, Hz. Ali Efendimiz, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i yanına alıp, Hz. Muhammed’in hanesine geldiler. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, açlıktan bitkin bir vaziyette idiler.

Hz. Peygamber’imiz. Torunlarının bu halini görünce:
“Ya Ali ! Çocukların bu hali nedir?” diye sordu.
Hz. Peygamber Efendimiz, her iki torununu alıp Hz. Ali’nin evine geldiler. Eve gelince, kızı Hz. Fatıma’yı da bitkin ve solmuş bir vaziyette görünce, çok üzüldüler.
Tam o sırada Hz. Ali’nin hanesine Cebrail nazil oldu ve
şu ayeti getirdi:
-Mealen: Onlar kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirdiler. “Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden korkarız” derler. İşte bu yüzden Allah onları, o günün fenalığından esirger, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.”
(İnsan Suresi, 7, 8 ,9 ,10)
Abdül Baki Gölpınarı, bu olayla ilgili olarak şunları yazıyor. Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhe ve sellem) efendimiz, daha sonra oruçla ilgili olarak Hazret-i Ali’ye: “Oruçlu olduğunuz üç gün boyunca hanenize gelen kimse, Hızır Aleyhiselam idi” buyurdular. Cenab-ı Allah, Hızırı göndererek, sizin sabrınızı sınadı” dedi.
Görüldüğü gibi, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Fıdda ve çocukların tutmuş oldukları bu üç günlük oruç, onların yolundan giden tüm âlem halkına Farz olmuştur. Aleviler de Ehl-i Beyt ve Hızır aşkına ve Allah rızası için bu üç günlük orucu tutarlar ve arkasından da Cem evinde toplanarak tutulan oruçların, kesilen kurbanların kabulü için Allah’a dua ve niyazda bulunulur. Buna Hızır cemi denir.

Oruç, sadece aç kalmak değildir. Oruç, tüm bedenin oruçlu olma halidir. Oruçlu olan kimse, Eliyle, Diliyle, Beliyle kısacası, tüm azaları ile oruçlu olmalıdır. Oruç aynı zamanda nefsin islâh edilmesi için yapılan bir ibadettir.
Hızır kimdir ve ne için Hızır nebi denmiştir?
Hızır: Sözlük anlamı, içenlere ölümsüzlük veren “Âbı hayât”ı içmiş bulunan ve kul sıkıştığı zaman imdadına yetişen meşhur nebidir. Halk arasındaki rivayetlere göre, Âbı Hayatı, Hızır ve İlyas Peygamberler bulup içmiştir ve ölümsüzlüğe kavuşmuşlardır. Böylece Hızır karada, İlyas, denizde darda kalanların yardımına koşan kimseler olarak bilinirler.
Hızır, “hazır” kelimesinden gelen bir sözdür. Hızır’ın oturduğu yerin yeşil olmasından dolayı, ilk bahar ve yeşilliğin de simgesi olarak ifade edilir. Hıdırellez, Hızır İlyas gibi gibi isimlerle de anılırlar.
Tasavvufta ise “Âb-ı Hayat”, mânevi feyze, neşeye, zevke işarettir. Kur’an’ı Kerim’in Kehf Suresi, 60-82. ayetleri, Musa Peygamber ile kendisine Tanrı tarafından ilim verilmiş olan genç arkadaşı arasında geçenler anlatılır.
Musa Peygamber ile kullardan bir kul olarak bildirilen bu genç kimse, “Hızır” dır ve Allah tarafından Musa’yı irşat etmek için görevlendirilmiştir.

Hızır, aslında bir velidir. Bilindiği gibi, Tanrı buyrukları Peygamberlere, Cebrail adlı bir melek tarafından “vahiy” olarak, velilere ise ilham olarak gönderilir. Ancak Cenab-ı Allah, bazı seçilmiş veli kullarına, kendi buyruklarını “vahiy” olarak bildirir ki, bu veliler, “Hızır” dır. Hızır göreviyle görevlendirilen bu velilere, Tanrı buyruklarını ilham olarak değil de vahiy olarak aldıkları için, “Hızır Nebi” denir.
Hızır, Allah tarafından Musa Peygamber’i irşat etmek üzere görevlendirilmiştir. Kendisine Tanrı tarafından ilim verilmiş olan Hızır, Musa’ya bâtın ilmini öğretti. Demek ki, peygamber dahi olsa, her kulun bir rehbere ihtiyacı vardır.
Bozatlı Hızır, hepimizin yardımcısı olsun.
Ya Bozatlı Hızır, darda olanların darına , imdadına sen yetişesin, darda buğda koymayasın.. ..

alıntıdır...
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:16 AM (Bu konu en son: 02-28-2018 Tarihinde, Saat: 02:24 AM düzenlenmiştir. Düzenleyen: Admin.)
Yorum: #2
RE: Hizir orucu ve hizir
Halk dilinde Hıdır Abdal gerçek ismi ile bilinir. Yaşamı ve türbeleri şunlardır.:

Birinci yaşamı Mekke’de Hz.Muhammed,
İkinci yaşamı Balım Sultan,
Üçüncü yaşamı Sultan Süleyman,
Dördüncü yaşamı Çoğ Baba,
Beşinci yaşamı Sultan Basri,
Altıncı yaşamı Hıdır Abdal,
Yedinci yaşamı Hıdır İlyas’tır.


Kaynak: Pir Zöhre ANA

Hayırlı perşembeler. Hızır yardımcımız olsun ...

http://www.zohreanaforum.com/alevilik-be...post164647
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:18 AM
Yorum: #3
RE: Hizir orucu ve hizir
Emanetim sana boz atlı hızır
Cephede yavruya yardım eyle
Dakika deme saat deme
Senden başka kanadı kolu yoktur boz atlı hızır

Kıblacaha yönümüz emanetim sana boz atlı Hızır
Her nerde olursa yavrunun tut elinden
Emanetim sana boz atlı Hızır
Senden başka yoktur kanadı kolu boz atlı Hızır

Yazda kışda yağmurda yaşda
Kılavuzu sensin boz atlı Hızır
Havada karada denizde gezen sensin
Senden başka yoktur kanadı kolu boz atlı Hızır

Hancı Aşık derki yavru senin
Cümle kullarına yetiş
Herkesin gönlünü gören sensin
Senden başka yoktur kanadı kolu boz atlı Hızır
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:18 AM
Yorum: #4
RE: Hizir orucu ve hizir
Muhammed- Ali'nin ışığı,
Hasan Hüseyin'in sesi,
Cümle müminlerin çağırdığı,
Hızır Zöhre Ana sen yetiş.

Bayrağa uzanmış kirli eller,
Atama küfrediyor lanetli diller,
Vatan toprağını tüketti itler,
Hızır Zöhre Ana sen yetiş.

Allah diyeni kınıyor imansız,
Atatürk'ü sevmiyor, dinsiz kitapsız,
Aleviliğe düşman saltanatta soysuz
Hızır Zöhre Ana sen yetiş.

http://www.zohreanaforum.com/alevilik-be...post164647
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:19 AM
Yorum: #5
RE: Hizir orucu ve hizir
Komşum HIZIR ile ilgili doğu tarafında gerçek olarak bilinen bir olayı anlattı. Bende bunu sizlerle paylaşmayı istedim.

Doğunun kışları çetin olduğu için adamın birisi alış-veriş için dışarı çıkmış ve dönüşünde de tipiye yakalanarak evivin yolunu kaybetmiş. Artık donmak üzere iken aklına bir şey gelmiş ve "alevilerin "HIZIRI" beni burdan kurtarırsan sana evdeki öküzü kurban edicem" demiş ve adam en sonunda kendini evinin kapısının önünde bulmuş. Bunu gören eşi çok şaşırmış ve bu havada donmadan nasıl geldiğini sormuş. Adam eve girdikten sonra olayı eşine anlatmış ve eşi "kurbanı kesecekmisin?" diye sormuş.
Adamda "ne keseceğim ben HIZIRI kandırdım" demiş.
Sonra adam sabah yatağında ölü olarak bulunmuş. Eşi dostu ve akrabaları öküzü kesip cenaze yemeği vermek istemişler ve ölen adamın eşi karşı gelmiş.
Onlara; Bu HIZIR'ın kurbanıdır demiş ve HIZIR için kestirmiş, tabiki akrabalarıda buna tepki göstermişler ve kadını dışlamışlar.
Burada söylenmek istenen "HIZIR" mezheb ayrımı yapmadan çağıran herkezin yanında olan büyük bir evliyadır. ALLAH bizleri onların yolundan ayırmasın, şefaatinden mahrum etmesin.
HIZIR CÜMLEMİZİN YOLDAŞI OLSUN.

http://www.zohreanaforum.com/alevilik-be...post164647
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:21 AM
Yorum: #6
RE: Hizir orucu nedir ? Hızır Kimdir ?
Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir.


Anadoluda binlerce mekan ve yerin adı Hızır ismiyle çağrılır. Kur`an ve Tevrat`ta adı anılır. Halk inançlarında Peygamber sayılır. Hızır İlyas bayramı, Hızır postu, Hızır suyu, Hızır dağı, Hızır ziyareti ve Hızır orucu vs. gibi isimlerle anıla gelmiştir .



Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir. Cem ve Semah Cem Evinde yapılır. Cem Evi yoksa Talib ve Pir hangi mekanı uygun görürse Cem orada o mekanda bağlanır.


Anadoludaki Kızılbaş Aleviler`de Hızır, özlem ve umudun atlısıdır.



İnancımızda en yüce ve ulu makamın sahibi olan bir erdir. Hızır Aleyselam veyahut Hızır Nebi, Boz Atlı Hızır olarakda çağrılır. Abu hayat, ölümsüzlük suyu içmiştir. Tabiyata can veren odur, darda kalanlara yardım eden odur. Ak sakallı bır Pir-i fanidir.Gezindiği yerlerde çayır çimen biter, güllük gülüstanlık olur. Uğradığı hanede bolluk ve bereket eksilmez. Rüyasına girdiği kişinin derdine derman, yarasına ilaç olur. Bin yıllardır Anadolu Alevileri bu inancını hep canlı ve saklı tutar. Anadolu Alevileri için bazen Ali görünmüş, bazen Pir Hünkar olarak gelmiş, vakti gelmiş Pir Sultan olup mazlumun yanında belirmiş. Alevi Ulularının canlı bedeninde görünen Hızır`ın kendisi olduğuna inanılır. Yeri ve zamanı geldiğinde insanı sorgulayan, yeri geldiğinde insanı ödüllendiren, dilekleri ve istekleri, özlemleri yerine getirdiğine inanılan, Anadolu Kızılbaş Alevi ve Bektaşilerin tanrı misyonunu yüklediği düş varlığıdır.



Dua okundu hazıra / Boz-At ile düşmüş yola



Destur verildi Hızır`a / Kara gözlüm cark ederek



Anadoludaki Kızılbaş Alevilerin gelenekselleşmiş inanç kültürü içinde en önemli ay Hızır ayıdır. Kışın şubat ayının ilk haftasından başlayıp şubat sonuna kadar, dört hafta boyunca Alevilerin yerleşim birimlerinde, üç gün oruç tutulur. Tutulan orucun kutsal gerekçesi binlerce yıl önceki mitolojik söylenceye dayanır. Nuhun gemisinin tufanda, fırtınaya yakalanması ve insanların bu felaketten kurtulmak için „Yetiş ya Hızır, bizi kurtar.“ Diye feryad edip yalvarmalarından dolayı duaları kabul olur ve fırtına diner, gemi ve içindekiler sağ salim kurtulurlar. O günden başlayarak kurtulan topluluğun üç gün oruç tuttuğu söylencesi günümüze kadar gelmiştir.

Bundan 40 sene önceye kadar Anadoludaki Alevilerin yaşadığı küçük yerleşim birimlerinde, Hızır günleri başladığında, evlerde zevkli bir çalışmaya girerlerdi. Evin her tarafı güzel bir şekilde temizlenir. Toprak evlerin tabanı ve duvarları beyaz toprakla şerbetlenerek sıvanır ve evin içini hoş bır koku kaplar. Yün yataklar havalandırılır bütün çarşaflar yıkanır ve gelecek misafirlerin şahsında haneye Hızır uğrayacağına inanılır. Alevilerde mihman Alidir deyip daima misafirin geleceği hesaplanarak ön hazırlık yapılırdı. Ambarlardan bir miktar buğday boşaltılıp saçta kavrulduktan sonra el ile çevrilen taş değirmende öğütülerek, temiz bir leğen veya sininin üzerine un elekten geçilerek dökültükten sonra,üzerine temiz bir tülbent veya çarşaf örtülerek evin el ayak deymeyeceği tenha ve yüksek bir yerine koyulurdu. Ev halkı içindeki gençler genellikle, niyet tutarak bu işi zevkle yaparlardı. Bir gün sonra tepsinin üzerindeki örtü açılır, şayet bir iz varsa, tutulan dileğin yerine geleceğine inanılırdı. O eve Hızırın uğradığı söylenirdi.


Orucun üçüncü günü sabahı bu el değirmeninde öğütülen irmiğe benzeyen undan yemek yapılır. Bu yemeğe halk dilinde kavut denilir. İçine tereyağı ve şerbet dökülerek bütün köy halkı hane hane dolaşıp, lokmalarını yiyip dualarını yaparlar. Kurbanı olanlar kurbanlarını keserler.


Hızır ayı başladığı günlerde Cem`ler yapılır, lokmalar dağıtılır, kabirler ziyaret edilir. Dedeler taliplerini sorar talipler Pirlerinin yolunu gözler.


Bin yıllardır kutsiyetine inandığımız Hızır ve Hızır günleri için Aleviler ve onların yol kılavuzluğuna soyunan dedeler, kendi ecdatlarının gösterdiği direngenliği göstererek bu inanç günlerini yaşatmışlar. Günümüzde Alevi örgütlenmesi içinde olsun veya olmasın, bütün Alevilerin yürekli bir şekilde korkmadan, “Komşular ne der?”, “İş arkadaşları ne der?”, “Siyasiler ve hükümet ne der?” diye ikilemeye girmeden Alevi inanç günlerini geçmişteki gibi özünü bozmadan, çağdaş bir anlatım ve bu günün genç kuşaklarının kabulleneceği en uygun rituelleri işleyerek ve hiç bir tarafa savrulmadan yaşatmalıdırlar.


Bir bütün olarak Aleviler nerde olursa olsun kutsiyet`ine inandığımız ve kutsallık taşıdığı için günümüze kadar geldiğini bildiğimiz değerleri iyi korumalıyız.


Örgütlü güç olarak hepimiz bir ağızdan sesli haykırarak sahip çıkmalıyız. Cem evlerine, Ceme, Semaha, inancımızın olmazsa olmaz, değerleri olarak bakıp yozlaştırmadan bizden sonraki kuşaklarında sahiplenmesini sağlamalıyız.


Son zamanlarda Cem evleri diye Alevi kurum ve kuruluşlarının el yordamıyla sahiplendiği mekanlara girildiğinde, oranın bir ibadet havası vermediği göze çarpıyor. Eğer Cem evi ibadet yerimiz ise!, ki öyledir. O zaman oranın ayrı bir ağırlığı ve kutsiyeti olmalıdır.


Binanın bir odasının veya salonun bir köşesinin, bu kutsiyet havasını vereceği şekilde donatıp orayı ibadet yeri olarak belirlemeli ve bunu herkesin mutlaka bilmesi lazım. İnanç merkezleri diye kurduğumuz sahiplendiğimiz yerler, çay-kahve içilen, eylencelerin yapıldığı mekanlara dönüşmemeli. Bu böyle devam ederse hem abes kaçar, hemde diğer inanç kurumları karşısında, Alevi kurum ve kuruluşlarını zor durumlara düşürebilir.

Bütün uygarlıklarda ibadethaneler, büyük veya küçük, daima ve her dönem, sükunet ve sessizliğin hakim olduğu mekanlardır. Bu mekanlara nezaket kurallarına göre girilir ve zerafetle oturulur. Huşşu içerisinde ibadete durulur ve haz alınır, ruhen doyulur. Bin yıllardır semaha bir kutsallık yüklemişiz ve hep cemlerimizde ve ibadet mekanlarımızda semaha durmuşuz. Elbetteki Anadolunun her tarafında değişik yerleşim birimlerinde yerleşen Aleviler arasında değişik figürlerle dönülüyor. Elbetteki saz ve deyiş olmadan Semah dönülmez. Alevilerin unutmaması gereken bir husus var. Özellikle Alevi gençliğinin duyarlı olması gereken bir konudur. İnancımızın kutsallık yüklediği bu yüce değeri olan Semah rituel`lerini düğün salonlarından ve türkü barlardan çıkarmalıyız. Semahı olur olmaz her siyasi ve politik kimlikli Aleviliği bilmeyen politikacıların oturduğu tribünlerin önündeki alanlarda, meydanlarda dönmeyelim. Örgütlü güç olarak bundan böyle bu değerlerimize sahip çıkalım. İnanç gizemlidir. Her şatafatlı ve eylenceli olan mekanlarda semah dönüldükçe bu gizem ve kutsallıktan çok şey alıp küfürlü içerikürüyor. Aleviler Semah´ı seyirlik yapmamalıdırlar ve hep bir ağızdan konuşmalıyız.


İçinde bulunduğumuz bu kutsal Hızır ayında bütün Alevi Dedeleri, Alevilikteki bütün değerleri özünü bozmadan güzel anlatmalıdırlar. Gözümüz gibi koruduğumuz AABF ve ona bağlı birimleri yukarıda deyindiğimiz konular hakkında duyarlı davranırlarsa, özverili çalışırlarsa bu yüce inancın değerleri bozulmadan bizden sonraki nesile, çocuklarımıza güzel bir miras olarak kalır.


Boz Atlı Hızır cümle Canların muradını vere.



Hasan Kılavuz
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:21 AM
Yorum: #7
RE: Hizir orucu ve hizir
HIZIR

Perşembemi bağlamıştır cumaye
Sahte namaz kılıyorlar havaye
Bağırıyo boşa çıktı semaye
Uydurdu kaydırdı kitap hedaye

Dilindeki benim herkes söylüyo
Yerine gelince alim oluyo
Yalancı sakalla hacı oluyo
Vermem şefaatımı mahrum kalıyo

Kırk yaşında geldi durdu önüme
Aklı sıra sanki geçti yerime
Şahımerdan derler benim pirime
Vermem şefaatımı o da kalmış sütüme

İçlerinden seçilir mi Muhammed
Aliyel Murteza hepsi bir külfet
Kayıp etti yolumu nevsi çeker et
Bilmezler Ali'yi ister Muhammed

Ehlibeyt Muhammed'in yapısı
Namazda okunur Elham Kulfusu
Dinin islam ise budur doğrusu
Kelimeyi Şahadet getirir derler sorusu

Hakikat namazın beş buçuk eder
Herşeyimi değiştirdi kafirler neyler
Doldurur camiye hakikat gizler
Sonunda yiyorlar Ali'den teber

Yetişmiş mansura atası Ali
Cennet mekanında kurdu yerini
Şimdi sıra sende bastırak dili
Kırarım Zöhreme uzanan eli

Çaresiz dertlerin Dermanı Benim
Kurumuş dalların meyvesi yerim
İlkbahar ayında coşturan selim
Muhammet Ali'ye söyleyen dilim

Kafirin yanına kalacak sanma
Bozulur Peygamber ocağı korkma
Ne olur Sultanım kafana takma
Hançerler sokuyor bağrına yorma

Bozuldu düzeni kalmadı taktı
Bir ateş attıda sinamı yaktı
Durulmuş suyuma zehiri kattı
Yine yaktı beni cana bıraktı

Düşman düşmüş yine benim peşime
Gece gündüz fırsat yoktur işime
Bozatlı hızırım girsin düşüme
Kerpedenler soktum hele dişine

''Hıdır Abdal, halk dilinde gerçek ismi ile bilinir. Yaşamı ve türbeleri şunlardır: 1. yaşamı Mekke'de Muhammed, 2. yaşamı Balım Sultan, 3. yaşamı Sultan Süleyman, 4. yaşamı Coğ Baba, 5. yaşamı Sultan Basri, 6. yaşamı Hıdır Abdal, 7. yaşamı HIZIR İlyas'tır.''


Semah, kutsal ibadetimizdir. HAK Aşkı için yapılır. Düğünlerde, konserlerde, eğlence merkezlerinde gösteri niteliğinde sergilenmesi yanlıştır. Şahımerdan Ali'nin, 12 İmamların, Ehlibeytin o mübareklerin erenlerin adları gelişigüzel yerlerde anılarak semah adı altında yapılan gösteriler son derece yanlış ve günahtır. Semah Hak içindir, seyir için değil. Malesef bu konuda alevi kesim çok duyarsız. Değerlerimize sahip çıkmaya davet ediyorum herkesi. HAk aşkı için gerçeğe Hü...

Ala gözlü Ali'miz var,
Hacı Bektaş-ı Velimiz var
Baldan tatlı dilimiz var
Sevgiye semah döneriz

Bir lokma bir hırka deriz
Biz insanları severiz
Savaşın ortasında
Barışa semah döneriz
GERÇEĞE semah döneriz

YANAR KÜL OLUR YİNE DÖNERİZ...
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:22 AM
Yorum: #8
RE: Hizir orucu ve hizir
Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir.

Anadolu’da binlerce mekan ve yerin adı Hızır ismiyle çağrılır. Kur`an ve Tevrat`ta adı anılır. Halk inançlarında Peygamber sayılır. Hızır İlyas bayramı, Hızır postu, Hızır suyu, Hızır dağı, Hızır ziyareti ve Hızır orucu vs. gibi isimlerle anıla gelmiştir .

Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir. Cem ve Semah Cem Evinde yapılır. Cem Evi yoksa Talib ve Pir hangi mekanı uygun görürse Cem orada o mekanda bağlanır.

Anadolu’daki Kızılbaş Aleviler`de Hızır, özlem ve umudun atlısıdır.

İnancımızda en yüce ve ulu makamın sahibi olan bir erdir. Hızır Aleyselam veyahut Hızır Nebi, Boz Atlı Hızır olarakda çağrılır. Abu hayat, ölümsüzlük suyu içmiştir. Tabiyata can veren odur, darda kalanlara yardım eden odur. Ak sakallı bır Pir-i fanidir.Gezindiği yerlerde çayır çimen biter, güllük gülüstanlık olur. Uğradığı hanede bolluk ve bereket eksilmez. Rüyasına girdiği kişinin derdine derman, yarasına ilaç olur. Bin yıllardır Anadolu Alevileri bu inancını hep canlı ve saklı tutar. Anadolu Alevileri için bazen Ali görünmüş, bazen Pir Hünkar olarak gelmiş, vakti gelmiş Pir Sultan olup mazlumun yanında belirmiş. Alevi Ulularının canlı bedeninde görünen Hızır`ın kendisi olduğuna inanılır. Yeri ve zamanı geldiğinde insanı sorgulayan, yeri geldiğinde insanı ödüllendiren, dilekleri ve istekleri, özlemleri yerine getirdiğine inanılan, Anadolu Kızılbaş Alevi ve Bektaşilerin tanrı misyonunu yüklediği düş varlığıdır.

Dua okundu hazıra / Boz-At ile düşmüş yola

Destur verildi Hızır`a / Kara gözlüm cark ederek

Anadolu’daki Kızılbaş Alevilerin gelenekselleşmiş inanç kültürü içinde en önemli ay Hızır ayıdır. Kışın şubat ayının ilk haftasından başlayıp şubat sonuna kadar, dört hafta boyunca Alevilerin yerleşim birimlerinde, üç gün oruç tutulur. Tutulan orucun kutsal gerekçesi binlerce yıl önceki mitolojik söylenceye dayanır. Nuhun gemisinin tufanda, fırtınaya yakalanması ve insanların bu felaketten kurtulmak için „Yetiş ya Hızır, bizi kurtar.“ Diye feryad edip yalvarmalarından dolayı duaları kabul olur ve fırtına diner, gemi ve içindekiler sağ salim kurtulurlar. O günden başlayarak kurtulan topluluğun üç gün oruç tuttuğu söylencesi günümüze kadar gelmiştir.

Bundan 40 sene önceye kadar Anadoludaki Alevilerin yaşadığı küçük yerleşim birimlerinde, Hızır günleri başladığında, evlerde zevkli bir çalışmaya girerlerdi. Evin her tarafı güzel bir şekilde temizlenir. Toprak evlerin tabanı ve duvarları beyaz toprakla şerbetlenerek sıvanır ve evin içini hoş bır koku kaplar. Yün yataklar havalandırılır bütün çarşaflar yıkanır ve gelecek misafirlerin şahsında haneye Hızır uğrayacağına inanılır. Alevilerde mihman Alidir deyip daima misafirin geleceği hesaplanarak ön hazırlık yapılırdı. Ambarlardan bir miktar buğday boşaltılıp saçta kavrulduktan sonra el ile çevrilen taş değirmende öğütülerek, temiz bir leğen veya sininin üzerine un elekten geçilerek dökültükten sonra,üzerine temiz bir tülbent veya çarşaf örtülerek evin el ayak deymeyeceği tenha ve yüksek bir yerine koyulurdu. Ev halkı içindeki gençler genellikle, niyet tutarak bu işi zevkle yaparlardı. Bir gün sonra tepsinin üzerindeki örtü açılır, şayet bir iz varsa, tutulan dileğin yerine geleceğine inanılırdı. O eve Hızırın uğradığı söylenirdi.

Orucun üçüncü günü sabahı bu el değirmeninde öğütülen irmiğe benzeyen undan yemek yapılır. Bu yemeğe halk dilinde kavut denilir. İçine tereyağı ve şerbet dökülerek bütün köy halkı hane hane dolaşıp, lokmalarını yiyip dualarını yaparlar. Kurbanı olanlar kurbanlarını keserler.

Hızır ayı başladığı günlerde Cem`ler yapılır, lokmalar dağıtılır, kabirler ziyaret edilir. Dedeler taliplerini sorar talipler Pirlerinin yolunu gözler.

Bin yıllardır kutsiyetine inandığımız Hızır ve Hızır günleri için Aleviler ve onların yol kılavuzluğuna soyunan dedeler, kendi ecdatlarının gösterdiği direngenliği göstererek bu inanç günlerini yaşatmışlar. Günümüzde Alevi örgütlenmesi içinde olsun veya olmasın, bütün Alevilerin yürekli bir şekilde korkmadan, “Komşular ne der?”, “İş arkadaşları ne der?”, “Siyasiler ve hükümet ne der?” diye ikilemeye girmeden Alevi inanç günlerini geçmişteki gibi özünü bozmadan, çağdaş bir anlatım ve bu günün genç kuşaklarının kabulleneceği en uygun rituelleri işleyerek ve hiç bir tarafa savrulmadan yaşatmalıdırlar.

Bir bütün olarak Aleviler nerde olursa olsun kutsiyet`ine inandığımız ve kutsallık taşıdığı için günümüze kadar geldiğini bildiğimiz değerleri iyi korumalıyız.

Örgütlü güç olarak hepimiz bir ağızdan sesli haykırarak sahip çıkmalıyız. Cem evlerine, Ceme, Semaha, inancımızın olmazsa olmaz, değerleri olarak bakıp yozlaştırmadan bizden sonraki kuşaklarında sahiplenmesini sağlamalıyız.

Son zamanlarda Cem evleri diye Alevi kurum ve kuruluşlarının el yordamıyla sahiplendiği mekanlara girildiğinde, oranın bir ibadet havası vermediği göze çarpıyor. Eğer Cem evi ibadet yerimiz ise!, ki öyledir. O zaman oranın ayrı bir ağırlığı ve kutsiyeti olmalıdır.

Binanın bir odasının veya salonun bir köşesinin, bu kutsiyet havasını vereceği şekilde donatıp orayı ibadet yeri olarak belirlemeli ve bunu herkesin mutlaka bilmesi lazım. İnanç merkezleri diye kurduğumuz sahiplendiğimiz yerler, çay-kahve içilen, eylencelerin yapıldığı mekanlara dönüşmemeli. Bu böyle devam ederse hem abes kaçar, hemde diğer inanç kurumları karşısında, Alevi kurum ve kuruluşlarını zor durumlara düşürebilir.

Bütün uygarlıklarda ibadethaneler, büyük veya küçük, daima ve her dönem, sükunet ve sessizliğin hakim olduğu mekanlardır. Bu mekanlara nezaket kurallarına göre girilir ve zerafetle oturulur. Huşşu içerisinde ibadete durulur ve haz alınır, ruhen doyulur. Bin yıllardır semaha bir kutsallık yüklemişiz ve hep cemlerimizde ve ibadet mekanlarımızda semaha durmuşuz. Elbetteki Anadolunun her tarafında değişik yerleşim birimlerinde yerleşen Aleviler arasında değişik figürlerle dönülüyor. Elbetteki saz ve deyiş olmadan Semah dönülmez. Alevilerin unutmaması gereken bir husus var. Özellikle Alevi gençliğinin duyarlı olması gereken bir konudur. İnancımızın kutsallık yüklediği bu yüce değeri olan Semah rituel`lerini düğün salonlarından ve türkü barlardan çıkarmalıyız. Semahı olur olmaz her siyasi ve politik kimlikli Aleviliği bilmeyen politikacıların oturduğu tribünlerin önündeki alanlarda, meydanlarda dönmeyelim. Örgütlü güç olarak bundan böyle bu değerlerimize sahip çıkalım. İnanç gizemlidir. Her şatafatlı ve eylenceli olan mekanlarda semah dönüldükçe bu gizem ve kutsallıktan çok şey alıp küfürlü içerikürüyor. Aleviler Semah´ı seyirlik yapmamalıdırlar ve hep bir ağızdan konuşmalıyız.

İçinde bulunduğumuz bu kutsal Hızır ayında bütün Alevi Dedeleri, Alevilikteki bütün değerleri özünü bozmadan güzel anlatmalıdırlar. Gözümüz gibi koruduğumuz AABF ve ona bağlı birimleri yukarıda deyindiğimiz konular hakkında duyarlı davranırlarsa, özverili çalışırlarsa bu yüce inancın değerleri bozulmadan bizden sonraki nesile, çocuklarımıza güzel bir miras olarak kalır.

Boz Atlı Hızır cümle Canların muradını vere.

Hasan Kılavuz

29 Ocak 2006, Hamburg
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
01-29-2016, 12:22 AM (Bu konu en son: 01-29-2016 Tarihinde, Saat: 12:24 AM düzenlenmiştir. Düzenleyen: çerağ.)
Yorum: #9
RE: Hizir orucu ve hizir
Hızır Bereketi
Gazi ASLAN
Alevi kültürünün önemli niteliklerinden olan Hızır orucumuz kabul, bereketi cümlemizin üzerine olsun.
Alevi inanışına göre, Hızır ölümsüzlüğün sırrına ermiş insandır. Çıkışı çok eskidir ve üç ana kaynağı vardır.
1-Gılgamış Destanı. 2-İskender Efsanesi 3- İlyas ile Haham Yeşua bin Lebi hakkındaki Yahudi efsanesi. Üç efsanenin de ortak noktası ölümsüzlüğü arama ve Hızır’ın abu hayat denilen suyu bulması ve içerek ölümsüzlüğe erişmesi ile sonuçlanır.
Hızırda üç gün oruç tutulur ve üç günün sonunda kavut cemi yapılır. Her hanede yapılan kavut unu evin bir köşesine serilir, sabah Hızır’ın ayak izi aranır. Hızır’ın uğradığı evde çuvallar bitmez, tekneler dolup taşar. Bastığı yer cayır çimen olur. Ekinler boy verir bolluk ve bereket olur. Elini dokununca hastalar sağalır bütün yaralar iyileşir. Halk arasında ayağında kırmızı pabucu, üzerinde çiçeklerle bezenmiş cübbesi olan ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır.
Hızır kültü Anadolu Aleviliğinde önemli niteliklere sahiptir.
Anadolulun çetin kış günlerinde 13–14–15 Şubat ta ekmeğinin ve hayvanlarının yiyeceği samanının bittiği zamanda sıkıntısına çare aramakta rahata ulaşmanın umudunu taşımaktadır.
Dardadır darda olana Hızır yetişir. İnsan umutsuz kalırsa biter. Hızır umuttur.
Anadolu Aleviliğinde Enel-Hak felsefesinin en güzel örneği Hızır geleneğidir. Hızır ölümsüzdür, Hızır insan tanrıdır. Hızır İnsanı tanrılaştırmanın ya da tanrıyı insanlaştırmanın uygulanmış halidir. İnsan kendi özündeki, gönül evindeki en iyi duygu ve düşünceyi anlayıp kavradığında mutlak darda olana yardımcı olacaktır. Halkımız Hızır gibi yetiştin demesi bundandır. Hallacı Mansur felsefesinin Asya Şaman değerleriyle kaynaşmasının ürünü dür. Altaylarda yaradan gök sakallı bir ihtiyar olarak insanların karşısına çıkar. Buyruk da buna benzer örnekler vardır.’’ve dahi sıfat hesabiyle hak Teala on dört yaşında ayın on dördüncü gecesi gibi ve günün kaba kusluk vaktinde bir güzel bakire kız suretinde göründü.’’ Bu iyilik bekleme, güzelliği görmeyi, isteme ve yardım edilerek, güçlükleri paylaşma, acıları dindirme isteğidir. Pir Sultan’ın söylediği "çok keramet var insanda" dediği gibi insan kendindeki iyiliklerin keşfini anlayıp dışa vurmasıdır. İnsanın insanlaşması ve insanlığa hizmete yönelmesidir
Hızır haksıza karşı duruştur. Hızır ve İlyas kardeşler abu hayat suyunu bulmaları için görevlendirilmişler ama suyu bulduklarında krala vermemişlerdir. Kral suyu içerse ölümsüz olacak ve insanlara hep zülüm edecek demişler suyu kendileri içerek insanlığa hizmete dönüştürmüşlerdir.
Hızır bereketin simgesi, "Hızır uğrasın" en sık kullanılan bereket umududur. Hace Bektaş’ta bereket örneğine çokça rastlanır. Hece Bektaş’a kalabalık bir topluluk ziyarete gelir. Kadıncık Ana evde hiç un bulunmadığını bildirir. Hace Bektaş bütün un çuvallarını silktirir. Biriken bir avuç unu yoğurup "Hızır uğrasın" der ve üstünü örter. Ekmek pişirmeye başlarlar hamur bitmez, köyün bütün gelinleri ve kızları gelir pişirirler günlerce bitmez. Ancak örtüyü açmak suretiyle hamuru bitirirler.
Hızır hayattır. Diriliğin tazeliğin simgesidir. Yarınların umududur. Gittiği yerde Ölümü kovar, her şeye can verir umut aşılar. Her yıl altı mayısta kardeşi İlyas’la buluşarak doğaya can verir.
Hızır yoldaşınız olsun
Gazi ASLAN
http://www.banazkoyu.com - 11 ŞUBAT 2009


BOZATLI HIZIR


Elaman Mürvet huzura geldik
Yardım eyle bize bozatlı Hızır
Yüz sürüp yerlere yardım diledik
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Toplanmış canlar dua ediyor
Hızır gelir diye herkes bekliyor
Çağıran kişiye yardım ediyor
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Mümin olan yüzün hep Hakka döner
İrfan meydanında kaynayıp pişer
Diz çökmüş önünde affını diler
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Seni seven canlar elini açmış
Hızır günü diye duaya durmuş
Nebilik velilik tek sana gelmiş
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Mümin ikrarına sadık olunca
Kusurunu ele alıp gelince
Ağlayıp sızlayıp af dileyince
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

Kemter derviş diler özüne himmet
Mahrum etme beni eyle mürüvet
Evliya embiyanın yüzü suyu Mürüvvet
Yetiş yardım eyle bozatlı Hızır

BOZATLI HIZIR

Umutsuzların umudu
Yetiş ya Bozatlı Hızır
Gaip erenlerin adı
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Bereketi veren sensin
Ağları güldüren sensin
Menzile erdiren sensin
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Yolcuya yolunu açan
Dertlilere derman saçan
Günahtan kusurdan geçen
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Açları doyurucusun
Kavgayı ayırıcısın
Haklıyı kayırıcısın
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Haksın ve hakkın varlığı
Aydınlat bu karanlığı
Zalime göster darlığı
Yetiş ya Bozatlı Hızır

İSYANİ gönül katında
Hem derviş hem pir zatında
Hem zahirde hem batında
Yetiş ya Bozatlı Hızır

Yetiş Medet yetiş Bozatlı Hızır
Üç gün imiş şu dùnyanin sefası
Bağrıma sokuldu hicran piltesi
Niçin bilmem maşuk meyil çilesi
Yetiş Medet yetiş Bozatlı Hızır

Gene daldım dostum gözler yaşına
Gurbetin cilvesi yağdı başıma
Firkatin yùzù sùrùldù yùzùme
Yetiş Medet yetiş Bozatlı Hızır

Acem dağa gitmiş padişah sultan
Adavet şerbeti içmiş mehriban
Yùrù bre bitti kervan dondù devran
Yetiş Medet yetiş Bozatlı Hızır

Imani’yem tükenmez mihnet halı
Gônlùmde bir güzelin zùlfù teli
Maðribde eser mi dostların yeli
Yetiş Medet yetiş Bozatlı Hızır.
Hüseyin ÖZVEREN


Not: Görüş ve düşünceler yazarlara ait olup sitemizle bir ilgisi bulunmamaktadır.
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


[-]
 ()
Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Alevilikte Hızır inancı ve Hıdırellez çerağ 0 2,052 05-06-2017 11:05 PM
Son Yorum: çerağ
  Halk dilinde Hızır Nasıl Anlatılır ? çerağ 1 2,495 03-11-2016 05:02 AM
Son Yorum: çerağ
  Muharrem Orucu-Muharrem Orucu nedir? çerağ 3 3,602 02-27-2016 12:24 AM
Son Yorum: çerağ
  HIZIR GÜLBENGİ çerağ 0 2,794 02-13-2016 04:18 PM
Son Yorum: çerağ
  Hızır Ve Hacı Bektaş Veli çerağ 0 2,183 12-21-2015 10:14 PM
Son Yorum: çerağ
  Muharrem Orucu nedir, Muharrem Orucu nasıl tutulur? Admin 0 3,073 11-12-2013 04:48 PM
Son Yorum: Admin
  Muharrem Orucu nedir, Muharrem Orucu nasıl tutulur? bektasi 0 3,221 10-26-2013 03:02 AM
Son Yorum: bektasi

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi