Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İlhanlılar ve Alevilik
08-07-2013, 06:07 PM (Bu Mesaj 08-07-2013 06:27 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : Dede-baba.)
Mesaj: #1
İlhanlılar ve Alevilik
Moğol İmparatorluğu'nun batı kolu olan, İlhanlılar Aleviliği benimsemiştir. Gazan han ve Olcayto dönemlerinde Şiilik Resmen devletin resmi mezhebi olmuştur.

Olcayto han, Alevilik/ batıniliğin yayılmasına çabalar, Birçok kitap yazdırır, dağıtır... Hz. Ali adına para bastırır. üzerine " Ali Veliyullah" İbaresini Koydurur, Ülke topraklarında , Ebubekir, ömer, osman gibi halifelerin anılmasını isim olarak koyulmasını yasaklar..


Örneğin Barak baba, Moğolların şeyhi, Piri Olarak bilinir..


Barak baba özellikle Gazan Han(1295- 1304) ve oğlu Olcaytu Hudabende(1304- 1317)’nin saygısını görmüştür. Saray ve Tatar halkı tarafından sevilip sayılmaktadır.

Halkın, Alevi İslamı benimsemesini sağlamıştır. Onun saray ve halk tarafından benimsenmesinde, Moğol şamanlığına benzer bir inanç görünümü sergilemesininde rolü olmuştur.

Oniki İmamcı Şiiliğin Moğol yönetimince benimsenmesi, resmi mezhep olarak alınması ve ülkede hutbelerin Oniki İmam adına okutulması Barak Baba sayesinde olmuştur.

Halk arasında da “Moğollar’ın şeyhi”, “Tatar şeyhi” ve “Barak Suvar” olarak adlandırılmaktadır.


Barak Baba, sarayda oldukça saygındır. Elçi kurullarında o da görevlendirilmektedir. 1306 yılında Memlüklü sultanıyla görüşmek için bir dervişler topluluğuyla Şam’a gönderilmiştir. Şeri İslama uymayan tutumu oldukça tepki çekmiştir.

Bir yıl sonra da Geylan emiri Kutlu Şah’a elçi olarak gönderilmiştir. Geylan emiri şeyh ve Müslüman olmasına karşın Barak Baba’nın Sünni İslam dışı tutumuna aşırı tepki göstermiş,

“Müslüman biri olarak Müslüman olamayanlara yardımcı olmaması gerektiği gerekçesiyle”

kaynar su ile dolu kazana atıp, diri diri yakarak öldürmüşlerdir.

1307 yılında öldürtmüştür.

Olcaytu Hudabende bu olay üzerine Geylanlılar’ı asker göndererek cezalandırmış ve şeyhinin ölüsünü Azerbaycan’daki Sultaniye kentine getirtmiş ve orada gömerek kendisine bir türbe yaptırmıştır. Dervişlerine vakıflar ayırmış ve zaviyeler yaptırmıştır.


Bu Devleti Timur ortadan kaldırır.




Kaynak:

1- Hz. Ali'den Mustafa Kemal'e Aleviliğin Tarihçesi

2- http://tr.wikipedia.org/wiki/Barak_Baba

2- http://www.alevibektasi.org/tbaki.htm

İLHANLI DEVLETİNİN TÜRK VE ALEVİDİR.
Soğuk bir kış gecesi doğdu Hülagü Han, bozkırın orta yerinde karların üstüne.

Annesi daha o ınga ınga diye ağlamaya başlamadan ölmüştü. Karların üstünde yapayalnız ve çaresiz kalan bebek Hülagü'yü dişi bir Bozkurt incetmeden büyük bir sevgi ile dişlerinin arasına alarak dedesi Çingiz Han'ın otağına küfürlü içerikürdü. Çingiz han kısa bir sürede acı gerçeği öğrendi. Torunu daha doğar doğmaz anadan öksüz kalmıştı. Vay benim başıma gelenler nedir dedi. Oturdu küçük bir çocuk gibi ağladı. Sonra birden koca bir imparator olduğunu anımsayarak ayağa kalktı hemen iki rekat namaz kıldı ve çocuğun kulağına ismini üç defa seslendi. Hülagü, Hülagü, Hülagü.


Çocuğun annesi bir Türk beyinin kızı olduğu içindir ki Çingiz Han torununa çok eski zamanlarda kullanılan bir Moğol ismini koymuştu. Çingiz Han'ın amacı çocuğun bir Türk olduğu gerçeğini hiç bir zaman öğrenmemesiydi.

Çocuk kısa sürede büyüdü, kılıç kuşandı, ata bindi, ava çıktı ve gün geldi büyük Türk- Alevi devleti olan İlhanlı Devletini kurdu.
Hülagü Han , Çingiz Han soyunda olmakla birlikte gerek yaşam tarzı, gerek dünyaya bakış açısı ve olayları irdeleyiş şekli ile bu soya hiç benzemiyordu.

En küçük bir sorun karşısında bile kanını taşıdığı; Mete Han, Kutluk Bilge ve daha sonra kendi kanını taşıyacak Çağrı ve Tuğrul bey, Alparslan ve gibi büyük Türk sultanları gibi düşünüyor ve yaşıyordu. Dedesi Çingiz Han'ın Türk olduğu gerçeğini yıllarca saklama çabası sonuçsuz kalmış ve bir türk olduğunu öğrenmişti.

Devletini kurup merkezini de Tebriz olarak belirledikten hemen sonradır ki; tüm beylerini toplayarak '' Madem ki İslam dinini seçtik, madem ki artık bizde ümmeti müslümanız o zaman ata dinimize çok benzeyen ve asıl Türkler tarafından kabul gören, asıl bozulmamış, saf kan Türk olan Alevilerin mezhebini seçelim'' dedi.

Beylerden Sarıuygurlu Cabbar el Abuzer karşı çıkacak oldu. Tiz elden kellesi vuruldu.
Ve o tarihten yıkılış tarihine kadar İlhanlı devleti Türk ve Alevi devleti olarak bayrağını göklerde dalgalandırmasını bildiler.
Rivayet odur ki; devlet yıkıldıktan sonra Anadoluya göçen erleri, gizliden gizliye yeni kurulan Osmanlı beyliği içerisine sızmış kısa zamanda kendilerini ispatlayarak beylik içerisinde önemli görevlere gelmişlerdir. Kimisi haremden sorumlu olmuş kimisi kazasker kimisi ise serasker olmuştur. Ama en önemlisi ve tarihçilerin gözünden kaçıp benim gözümden kaçmayan gerçeklik şudur ki; BU İNSANLARIN BİR KISMI YENİÇERİOCAĞININ İÇİNE SIZARAK BU OCAĞI ALEVİ- BEKTAŞİ DERGAHI HALİNE GETİRMİŞLERDİR. Bu sırlarının ortaya çıkmaması içinde ellerinden geleni arkalarına koymamışlardır.

SONUÇ YERİNE:
İlhanlı devleti Türk ve Alevi kökenli bir devlet olup, gizliden gizliye bir alevi dergahı olan Yeniçeri ocağınıda kurmuşlardır.

My Last Threads
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir