Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Müsahiplik nedir ve Müsahiplik Erkânı
06-19-2015, 04:13 PM (Bu Mesaj 06-19-2015 04:14 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : çerağ.)
Mesaj: #1
Müsahiplik nedir ve Müsahiplik Erkânı
“Eşitlik Kardeşliği Bir Yol Kardeşliğidir
Yol ise Talibi Rızalık Şehrine küfürlü içerikürür”

Gerçeğe Hü!..

Cennet’ten Ali’ye bir niyaz geldi
Ali’ye Terceman gelen elmalar
Ali’m koldadı da yüzüne sürdü
Ali’ye terceman gelen elmalar

Elmasın elmasın seni aşlarlar
Meyveni yerler de dalın taşlarlar
Cümle günahların hep bağışlarlar
Ali’ye terceman gelen elmalar

Elmasın elmasın rengine boya
Cümle melaikler donunu giye
Kadrini bilmeyen kabuğunu soya
Ali’ye terceman gelen elmalar

Elmasın elmasın misk ile anber
Kokuna birikir cümle peygamber
Etin Fatma ana kabuğun kamber
Ali’ye terceman gelen elmalar

Cebrail elmayı cennetten aldı
Getirdi AIi’ye terceman sundu
Ali’m kokladı da Hüsey(i)ne verdi
AIi’ye terceman gelen elmalar

Pir Sultan Abdal‘ım vahdettir vahdet
Çiğidinden oldu düldül gibi at
Bir adın seyfullah okunur ayet
Ali’ye terceman gelen elmalar

Musahiplik, bir adaylık süresini yaşamak bakımından, kemerbestlik süresinde işaretlenír. Eşleşme ikrarı gerçekleşmeden ve evlenmeden musahiplik meydanı açılmaz ve sözleşmeye de bağlanmaz. Adaylar işaretlendikten sonraki süreçte tayin edilen mürebbi ve rehber (reyber) denetiminde, yol ve erkân açısından adaylar eğitilirler. Bu süre ne kadar uzarsa eğitim ve öğretim de o kadar uzar. Bu süre zarfında adayların yetişmesi anne ve baba kadar, hatta onlardan da ağırlıklı olarak rehber ve mürebbiye bağlıdır. Onlardan da sorulur. Eş olma ikrarından yani evlenme işleminden sonraki süreçte, musahip adaylarının kendilerini hazır hissettikleri, rehber ve mürebbinin de bu hazırlığı onadığı bir anda, meydan için gün tespit edilir ve gün tarihi pire de bildirilir.

Bu hazırlığın en temel kuralı, kadın eşlerin musahipliğe “rızalık” vermeleridir. Eğer onlar rızalık vermezlerse o erkân gerçekleşmez. Erkek kardeşler musahipliği işaretler ama kadın kardeşler onaylarlar. Onlar onaylamazsa erkân yürümez. Birinci ve önemli basamak budur. Kadın kardeşlerin verdiği rızalığa bağlı olarak, lokmalar hazırlanır, talibe haber verilir, cem derlenmeye başlar. Kardeşler, eş ya da musahiplik meydanı için beyaz, yakasız gömlek hazırlarlar. Beyaz, arınmanın, durunmanın, öz temizliğinin işareti olarak değerlendirilir .

Musahip cem ayini için “ceprail” ya da “terceman” adı verilen kanlı kurban kesme “Buyruk” adlı kitaplarda erkân olarak belirtilmiştir. Kanlı kurban geleneği bir erkek kültüdür. Bir savaş kültüdür. Kızılbaş Alevilik ile bağdaşmaz. Musahiplik erkânıyla ise hiç mi hiç bağdaşmaz. Musahiplik lokması, bir baş “elma”dır. Musahiplik konusunun başında Pir Sultan Abdal’dan bir nefes aktardım. Gerçekte “terceman”ın ne olduğu bizzat Pir Sultan Abdal tarafından belirtilmektedi r. Birçok vesileyle ve birçok meydanda bunu açıkladığımızda kimi yol softalarının homurdandıkları na çok tanık oldum. Yolun ulusunu takip etmeyen açıktır ki yönünü başka kâbelere dönmüştür. Pir Sultan Abdal ile aynı bağlamda, Yol ve erkânı bozmaya kalkan kimi dedeleri ve pirleri Kul Himmet şöyle dara tabi tutuyordu:

Bir düveyi yardı yedi dördünüz
Dedeler siz yağmadan mı geliyorsunuz

Musahip meydanında sadece musahip olanlar bulunur ve her “dört baş bir beden” musahibe bir elma lokma olarak verilir. Elma, dört baş için dörde pay edilir.

Yemin edenler elmaya
Zülfükar-ı Mürteza’ya
Geriden tel çektiler
Biz uymayız eşkıyaya

sözü, işte bu erkâna işarettir. Bir Kızılbaş için “elma lokması” sadece musahiplik erkânının lokması değil, toplum için önemli sayılan birçok konuda “ikrar” vermeyi gerektiriyorsa, bu tür ikrarlarda da “elma lokması”, ikrarın mührü olarak alınır.

Aşk ile!
Cennetten Ali’ye bir niyaz geldi
Ali’ye terceman gelen elmalar
Ali’m kokladı da yüzüne sürdü
Ali’ye terceman gelen elmalar

Musahiplik erkânının yürütülmesi, iki kişilik ve iki başlı olan “ocak aile”yi, daha büyüyen ve paylaşan “yol ailesi” haline getirir. Bu özellik hiçbir şekilde hatırdan çıkartılmamalıd ır. Biyolojik kardeşlik, burada sona ermese de ikinci plana atılıyor. Yol kardeşliği öne çıkıyor ve esas alınıyor. Musahiplik makamı ve açtığı ocak, Kızılbaş toplumsal örgütlülüğünün temelini ve çekirdeğini oluşturur. Bu birim ve bu birimin özellikleri doğru anlaşılmadan ne yol ne de erkân doğru anlaşılır.

Meydan açılmadan bir iki gün önceden musahip (bıraye, müsavi) adaylar, rehberleri ve mürebbileriyle birlikte pir makamına çıkartılırlar. Pir herkesi meydan ve erkân sırasına göre görür. Konuyu enine boyuna sorar soruşturur. Hazırlığın ne boyutta olduğunu anlar. İkrardan ve görgüden geçmeye ne kadar hazırdırlar, ne kadar değildirler bunu netleştirir. Henüz kardeşler arasında “dört baş bir beden” olmaya hazır bir akıl ve ruh birliğine ulaşılmadığına kanaat getirirse, kardeşlere “pişmek ve olgunlaşmak” için süre verir ve evlerine gönderir. Bu, birkaç günlük bir süre olabileceği gibi bir yıla kadar da uzatılabilir.

Yok eğer hazır olunduğuna ilişkin tam bir inanç oluşursa, meydan açılması için destur verilir. Rehber meydan hazırlığını derhal yönlendirir. On iki hizmet erbabına meydan için görevleri bildirilir. Her hizmetli hizmetinin gerekleri doğrultusunda eğitildiği için ne yapacağını bilir ve cem evi meydan hazırlığını, herkes üstüne düşeni yerine getirerek tamamlar.

Musahip meydanının açıldığı gece bütün kadın erkek talipler cem olurlar. Cem olan taliplerin cümlesi de musahiplidir ve o meydanda her can musahibiyle var olur. Meydan açılır ve hizmet makamları yerlerini alırlar. Hizmetlerin ve post makamlarının düzenlenişi “On İki Ocak” başlığı altında ifade ettiğimiz gibidir.
Pirlik makamı yerini aldığında zakir Pirliğe yönelik bir erkân açar:

Gerçeğe Hü!..
Gaipten delil göründü
Pirim hoş geldin hoş geldin
Bizi sevip sevindirdi
Pirim hoş geldin hoş geldin

İki can idik birleştik
Muhabbet kapusun açtık
Şükür didara eriştik
Pirim hoş geldin hoş geldin

Üstümüze yol uğrattın
Gevher aldın gevher sattın
Bal oldun şerbet ezdin
Pirim hoş geldin hoş geldin

Bir ağaçta güller biter
Dalında bülbüller öter
Şahıma bergüzar gider
Pirim hoş geldin hoş geldin

Böyle Şah Hatayi‘m böyle
Pirim destur versin söyle
Şaha benden niyaz eyle
Pirim hoş geldin hoş geldin

Meydan kapısından meydana girecek her talip, gözcünün meydana bildirmesiyle içeri alınır. Gelen talip, rehber postunda oturan ve pire vekâlet eden rehber önüne gider dar olurlar. Rehber önüne varıncaya dek dört kez dururlar ve baş keserler. Meydanı selamlarlar. Dört kez durmanın anlamı, “Dört Kapı Kırk Makam” hakkı içindir.

Her baş kesme, sağ elin baş parmağı dudaklara küfürlü içerikürülüp niyaz etme ve pençe açıp göğüs üzerine, baş parmak boynun yönünü gösterecek şekilde, durarak baş eğme ve selamlamadır. Bu arada, sağ ayak baş parmağı sol ayak baş parmağı üzerine konularak ayaklar birleştirilir. Birinci duruşta rehber, “merhaba şeriat erenleri”, ikinci duruşta, “merhaba tarikat erenleri”, üçüncü duruşta, “merhaba marifet erenleri”, dördüncü duruşta, “merhaba hakikat erenleri” diyerek selam seremonisini tamamlar ve birlikte rehber önüne varıp dar olurlar.

Dara duran talip:
“Aşk ile erenler!.. Yüzüm yerde özüm darda, tenim terceman canım kurban, ben fakirden incinmiş gücenmiş bir can var ise buyursun dile gelsin, Hakk’ın meydanındayım, Mansur’un darındayım. Kırdığım varsa tamir edeyim, döktüğüm varsa doldurayım, açtığım varsa örteyim ki, meydan erenleri bana rızalığını versin. Hakk meydanında tek can tek nefes olalım. cümle ile cem olalım. Gerçeğe hü!.. Yuf münkire” der.

Rehber meydana sorar;
“Gerçeğe Hü!.. Erenler!
Bu canlar Hakk meydanındadır Mansur ile dardadır. Dardan inip cem olmak dilerler. Bu canlara diyeceği olan var mıdır? Varsa meydan onlarındır, destimiz de onlardadır. Buyursunlar dile gelsinler. Eğer söylenecek söz yok ise yada burada söylenmeyecek ise bu kapıdan çıkıldığında, ağızlar mühürlene, canlar hakkında kovu kaybet edilmeye. Ebediyyen susula” der.

Bunun üzerine, eğer meydana giren ve dara duran canlar hakkında şikayeti olan varsa dile gelir söyleyeceğini söyler, Konu meydanda görüşülür. Sonuca bağlanır ve cem için rızalık alınır. Ancak bu takdirde o canlar, meydanda cem’e oturabilirler.

Eğer bir şikayet yoksa, bütün meydan “eyvallah” ya da “Aşk ile” der baş keserler. Bu, cem için rızalık verildiği anlamınadır. Rehber bunun üzerine dardaki canlara gülbanklarını okur ve cem olmaları için dardan indirir. Rehber ile karşılıklı niyazlaşan canlar, cem için gösterilen yere otururlar. Meydan tümüyle talibe açılıp talipler yerlerini aldıklarında, bu kez, erkek musahip kardeşler önde kadın kardeşler arkada, yalın ayak başları açık ve kemersiz, beyaz giysileriyle meydana alınırlar. Mürebbileri sol başlarındadır. Kadın kardeşler çapraz dururlar. Yani, birinci erkek kardeşin eşi ikinci erkek kardeşin arkasında; ikincininki de, birincinin arkasındadır. Kadın kardeşler erkek kardeşlerin işaret parmaklarından elifi bir tutuşla tutarlar.

Bu şekilde meydan kapısında yerlerini alırlar. Meydancı rehbere pirin makama geleceğini bildirir. Rehber ayağa Kalkar ve meydan erenlerine “edep erkân canlar” der ve meydan erenleri ayağa kalkıp dar olurlar.

Önde pir ana, ardında pir olmak üzere meydana girerler. Meydanda üç kez durup baş keser ve Dar olurlar. Pir ananın elleri üzerinde Horasan postu vardır. Pir ana divan önüne geldiğinde iki dizi üzerine çöker ve elindeki posta üç kez niyaz eder. Ayağa kalkıp pire ve meydana döner. Pir dizleri üzerine çöker ve ana önünde dar olur. Post için elvermesini diler.
Pir ana meydana sorar: “Canlar pirimizin posta oturup erkân yürütmesine el verilmiştir. Meydan erenlerinden pirimize rızalık var mıdır? Razı mısınız?.. Razı mısınız?” der.

Eğer meydan erenlerinden rızalık var ise, “Aşk ile erenler” diyerek pir anayı üç kez onaylarlar. Bunun üzerine pir ana pire, bir gulbank verir ve postu üç kez öperek teslim eder. Pir postu üç kez öper ve divandaki yerine serer. Pir ana divandaki kendi makamına, pir de kendi makamına geçerek otururlar. Sonra meydan erenlerini buyur eder ve herkes yerine oturur. Reyber önce pir ana ile sonra pir ile niyazlaşarak o da yerine oturur.

Sonra pirin işaret vermesiyle zakir, on iki hizmet görevlilerini, bir davet nefesi okuyarak meydana çağırır. Buna, Erkân Gulbankı da denir. Gulbankta görevi belirtilen hizmetli meydana gelerek dar olur. Süpürgeci süpürgesi ile, delil çerağ tepsisi ile, lokmacı tepsi üzerine konmuş niyazlıklarla (eIma) meydanda dar olurlar. Pir tarafından meydana, hizmetliler hakkında, bir diyeceği olanın varolup olmadığı sorulur. Hizmetliler için rızalık alındığında. hepsine birden, hizmet gulbankı verilir. Gulbanktan sonra niyazlık tepsisi, pir önüne bırakılır.

Sonra, musahip kardeşler için çerağ (delil) uyandırılır. Dört kapı hakkına dört mum hazır bulundurulur. Delilci, her mumu teker teker “Aşk ile Bismişah! Şeriat hakkı, tarikat hakkı, marifet hakkı, hakikat hakkı için” diyerek uyandırır. Buna delil ya da çerağ uyandırmak denir. Sonra delilci, kendi hizmeti için pir önünde dar olur:

“Aşk ile!..
Uyandırdım çerağımı dört kapı, kırk makam aşkına. Hakk ceminde görüldü vardan var eden Hakk’ın aşkına! Dört can bir bedende can olacak, cem olacak, edep erkan görüp haldaş olacak. Bu meydandan el-rıza alıp kardaş olanlar aşkına, hal ehli aşkına, yol ehli aşkına! Dar-ı didar gören nur cemaller aydın ola! Akşamlar hayır ola! Hayırlar feth ola! Şerler def ola!.. Gerçeğe hü! Yuf münkire! Yuf münafıka, yuf benliğe! derim pirim ve pir nefesi dilerim.”

Pir çerağ hizmetlisine bir gulbank okur:

“Aşk ile!..
Hizmetin kabul ola, verdiğin hizmet seninle ola. Makbul ola. Yüzün ak ola. İsteğin dileğin feth ola. Durduğun dar, yürüdüğün yol seninle ola, aydınlık ola, itibarını artıra!.. On iki ocak, mürşidi pak, on iki nur-u iman, on dört masumu pak, on yedi kemerbest hakkı için meydanımıza nur gele, aydınlık gele cehalet def ola! Bu meydandan her haneye nasip gide!.. Hızır yoldaşın ola!.. Dil bizden ola, kerem Hazreti Pirden ola. Gerçeğe Hü!.. Yuf münkire, yuf nekire!..”

Delilci dardan inip makamına çekildiğinde rehber devreye girer:
“Bismişahl Halla Halla! Aşk ile erenler! Dem ola, edeb erkân yürüye!..” der.
Bütün meydan erenleri duruş ve oturuşlarını düzeltir erkân durumu alır, “Gerçekler Aşkına olsun” der baş keserler.

Rehber önde, sol başta mürebbi, onun yanında iki erkek musahip kardeşler sağ eller sol ellerin üzerinde boyun hizasında, göğüs üzerinde kemend-dest olurlar. Sağ ayak baş parmağı sol ayak baş parmağı üzerine konur ve ayaklar birlenir. Bu duruş görgüde dar duruşudur. Buna, “dar nizamı” denir. Kadın kardeşler sol el üstte olacak şekilde sol el sağ omuza doğru sağ el sol omuza doğru çapraz kemend-dest olurlar. Keza onların da ayakları ifade ettiğimiz gibi birlenir. Böylece meydana pir önüne yürürler.

Meydana üç adım yürünür rehber durur, “merhaba şeriat erenleri” der. Pir “Gerçeğe hü! Ya şeriat yolcusu nereden gelip nereye gidiyorsun?” diye seslenir. Musahipler sağ ayak baş parmağı sol ayak baş parmağına dokunacak şekilde yine Dar olup baş keserler. Meydan erenleri, “Hü!.. Gerçekler Aşkına Olsun!” der baş keserler. Musahip adaylarının bu duruşu masumiyetin ifadesidir. Çocuğun ana rahminden doğuşuna işarettir ve çocuk saftır, paktır, masumdur. Musahiplik ise ikinci doğuştur Kızılbaş yolağında. Bunun dışındaki açıklamalar ne yoldur ne erkân.

Rehber pire, “şeriatten gelip tarikata yol alıyoruz destur olursa” der. Pir, “gidemezsiniz” diye karşılık verir ve altısı birden, geriye çekilerek yine eşiğe gelirler. Tekrar üç adım atıp meydana girerler ve cümleten yukarda belirtildiği gibi dar olurlar.

Rehber: “merhaba tarikat erenleri!..” der
Pir devreye girer: “Gerçeğe hü tarikat yolcusu! Nerden gelip nereye gidiyorsun” diye tekrar sorar. Rehber: “tarikattan gelip marifete gidiyoruz” diyerek cevaplar. Musahipler dar olup baş keserler. Meydan erenleri, “Hü!.. Gerçekler Aşkına OIsun!..” der ve baş keserler. Pir, “gidemezsiniz” der. Söz tamamlanınca tekrar erkânı bozmadan eşiğe gelirler. Bu kez aynı işlem, marifet kapısı için tekrarlanır ve pirin sorusuna rehber: “Marifetten gelip hakikata gidiyoruz” diye cevap verdiğinde, bütün dar meydanı sessizleşir. Bu içe kapanmadır. İç muhasebesi yürütülmektedir bu anda.

Pirin sesi duyulur:
“Bismişah! Halla Halla!.. Orada durun erenler!.. Hakikat kapısı sır doludur. Yolu yokuştur. Borandır kıştır. Yokuşlar geçit vermez, boran kış aman dinlemez! Bu yol demirden leblebidir yiyemezsiniz, bu yol ateşten gömlektir giyemezsiniz! Bu kapı teslimi rızalık kapısıdır. Rızalık lokmasını yiyemezsiniz. Candan geçilir ama yoldan geçilmez. Can kurban edilir ama ikrar kurban edilmez. Bu sebeple meydan erenleri size gelme gelme derler. Düşündünüz mü? Özünüz ve sözünüz bir midir? İçinizde kuşku kalmaya varın bir daha düşünün!” der.

Rehber: “Gerçeğe Hüü!.. Pirim, Hızır ile yoldaş, Mansur ile dardaşız. Hakk meydanındayız, dar-ı didardayız. Gerçekler meydanında üryan büryanız. Bu meydanda saklıya, gizliye, yalana, iki yüzlülüğe yer yoktur. Rehber, mürebbi, talip halleştik, dört baş bir beden olmaya kavilleştik!.. Hak sahiplerinden el rıza alınmıştır. Gerek ki, meydan erenlerinden de alına, birliğe yetile!.. Bedenimizi zahiren, canımızı batınen hak yoluna verdik, talip olduk. Sırdan içeri girdik. Güruh-u Naci didarına nail olduk. Sırdan içeri sır vardır duyduk. Menzilimizdedir . Ser verir sır vermeyiz. Cefasına, sefasına kavli karar ettik. Şüpheyi, ikiliği yüreğimizden sildik, süpürdük. Dört can tek nefes birliğe yettik. Halimizi Hakk huzurunda erenler meydanına serdik. Dar bizim, didar meydan erenlerinindir, Pirimizin hak nefesi bizimle ola! Gerçeğe hü!..”
Pir: “Eyvallah erenler! Vereceğiniz ikrar sonsuza kadar.sizinle olsun. İkrarınız lmanınıza yoldaş olsun! Hak sahiplerisırdaş olsun, gözcü olsun, sahip olsun!..” der ve meydan erenlerine seslenir “Hü!.. Aşk ile meydan erenleri!.. Canlar Hakk meydanında birliğe yetmeye ikrar verip iman etmeye hazırlar. Hâlâ Dar-ı Mansur’dalar. Dilleri tercüman canları kurbandır. Bu meydanda, bu erkâna söyleyeceği olan var mıdır? Duydunuz, dinlediniz. Yol erkân sahibisiniz. Diyeceği olan adalet ve vicdan üzerine diyeceğini desin? El-rıza versin, diyeceği olan yoksa, ağzını ebediyyen mühürlesin” diye sorar.

Meydan tarafından: “Aşk ile erenler!” denip baş kesme gerçekleştiğind e, rızalık verildiği, kimsenin diyeceği olmadığı anlaşılır. Ve pir meydana: “Hakk da sizlerden razı olsun, Hızır yardımcınız olsun” der teşekkür eder.

Sonra dardakilere ve meydana döner “Gerçeğe Hü erenler! ikrar için erkân olsun” der. Rehber; “Edep erkan! Gerçeğe Hü!” der ve asıl erkân bundan sonra başlar. Meydan sükût eder. Divanın sol tarafına “on dört masum-u pak” girer, Sağ tarafında “on yedi kemerbest” yer alır. Böylece erkân yürür.

Kadın kardeşler öndeki kardeşlerin baş parmaklarından elifi olarak çaprazlamasına tutarlar. Erkeklerin boşta kalan elleri, dizleri üzerine serbest bırakılırlar ve dördü birden başlarını hafif öne eğerler. Bir kemeri rehber alır sağ baştaki erkek kardeşin önüne, diğer kemeri mürebbi alır sol baştaki erkek kardeşin önüne gelir. Pir ikrar gülbangını okumaya başlar ve kardeşler de pirin söylediklerini tekrarlarlar.

“Gerçekler Aşkına Olsun!
Düşünceyi doğru düşüneceğim, sözü doğru söyleceğim, işimi doğru yapacağım! (burada durulur ve kemer erkek kardeşlerin beline bir kez dolanır, meydan erenleri, “Gerçekler Aşkına!..” der başkeser).

Elime-ülkeme, dilime-lisanıma, belime ve bilime sahip olacağım! (sözün burasında da durulur ve kemerler bir kat daha dolaınır. Meydan erenleri “Gerçekler Aşkına!” der).

Eşime-yoldaşıma, haldaşıma, işime ve aşıma sadık olacağım. İkrar verir iman ederim! (kemerler üçüncü dolanır ve düğümlenir. Meydan erenleri “Gerçekler Aşkına!..” der) ikrar verir iman ederim! (ikinci düğüm). İkrar verir iman ederim (üçüncü düğüm ve meydan erenlerinden “Gerçekler aşkına!..” diyerek rızalık gelir).

Pir: “Eyvallah erenler! Darik için edep erkân” der.
Rehber, erkek kardeşleri, başları pirlik makamına dolayısıyla ocağa dönük olacak şekilde yere yüz üstü uzandırır, ayaklar eşikten yanadır ve parmaklar bitişiktir. Üstlerine beyaz bir örtü örtülür. Kadın kardeşler, bu kez birbirlerinin ellerinden tutar ve erkek kardeşlerin ayak uçlarına diz çöker otururlar. Buradaki ritüel, yani yürütülen erkân, “ölme ve yeniden doğma”dır. Hakk’tan gelip Hakk ile Hakk olmadır. Doğum kapısından doğarak gelip kendini gerçeklemedir. Kendini gerçekleyen Hakk’tır. Meydan erenleri, rehber, mürebbi dar-ı didardadır. Pir üç boğumlu darikini alır ve musahip kardeşlerin üstüne gelir.

Pir Darik’ini eline alır: “Gerçekler aşkına! Ya Hakk sahibi Ana Naciye nazarını esirgeme! Ya Hızır, ikrarlarına haldaş ol, yollarına yoldaş ol şaşırmasınlar. Ya vardan var eden, doğan doğuran, esirgeyen, bağışlayan, dar-ı didarına kabul eyle. Üçler, beşler, on iki nur, on dört masumu pak, on yedi kemerbest katarından ayırma! Ocaklarını gür, nasiplerini bol, sofralarını bereketli, soy ve süreğini hayırlı uğurlu kıl! Ay ve gün hanelerini şenlendire, ışığından sıcağından, ateşinden mahrum etmeye. Rehbersiz, pirsiz, mürşitsiz, ikrarsız kalmayalar! Dört can sekiz ata hak biline! Zalimlerin şerrinden korunalar! Muhanete mutaç olmaya, haksızın kapısından hacet dilenmeyeler! Hakk sırr-ı yüreklerinde hakikat ola, muhkem ola. Hakk’a yeteler, insanı en yüce hak bileler! Gerçeğe Hü!..” der.

Darik ile üç kez musahiplerin sırtlarını sıvazlar. Onları kutsar. Meydan erenleri, “Gerçekler Aşkına Hü!..” der ve rızalık verirler.

Pir nasihat ederek yol evlatlarına erkânı bildirir:
“Yılda yedi meydan, on iki aşura, üç Hızır (Hızır günlerinin başlangıcıdır, 16 Şubatta başlar), dördü Hızır perşembesi (Hızır günleri dört hafta sürer ve her Perşembe günü tutulması gereken oruç kastedilmektedi r) olmak üzere kırk sekiz perşembe orucu haktır!

Ne yalan söyleyeceksiniz ne de yemin edeceksiniz. Dedi-kodu yapmayacaksınız . Tamah etmeyeceksiniz, kin tutmayacaksınız . Elinizle koymadığınızı almayacaksınız. Gözünüzle görmediğinizi gördüm demeyeceksiniz. Kulağınızla duymadığınızı duydum demeyeceksiniz. Özünüz ve sözünüz, öz öze, yüz yüze olacak. Aldığınız gibi vermesini de bileceksiniz. Kimsenin hakkını kimsede koymayacaksınız . Çocuklarınıza sahip olacaksınız. Çocuklarınızın hakkını her zaman kendinizden önde gözeteceksiniz ki görev istemeye hakkınız olsun” der ve son bir gulbank daha okur.

“Bismişah!.. Naz, niyaz, durduğunuz dar verdiğiniz ikrar, Hakk defterine yazılsın. Yolunuz aydınlık, menziliniz pak olsun. Hakk meydanında yeriniz, erenler gönlünde muhabbetiniz olsun. Hızır ikrarınızı berkarar eylesin! Saklasın, beklesin! Gerçeğe Hü!..” der.

Gülbank bititikten sonra pir; “ikrarınızın mühürü bu elmadır” der. Önündeki tepside hazır bulunan bir elmayı dörde böler ve her birine bir dilim verir. Karşılıklı niyaz ile elma lokmaları alınır ve orada yenilir. Bu işlem bitince pir; “kalkın görüşün” der. Musahip kardeşler erkâna uygun olarak kalkar, önce, bacı-kardeş görüşürler. Sonra, Pir ile görüşürler. Görüşme, cemal-cemaledir. El etek öpmek erkân değildir. Pirin, rehberin ve mürebbinin üç kez omuzlarına niyaz olunur. Sonra on dört masumu pak önünde dar olurlar. Sonra on yedi kemerbest önünde dar olurlar. Sonra da tüm meydan erenleriyle görüşülür, niyazlaşılır. Bu bittikten sonra rehber, musahipleri eşiğe yakın bir yerde meydan halkasına katarak oturtur.

Süpürgeci meydana gelir ve meydana üç kez süpürge vurur. Gulbankını okur. “Hü! Gerçekler Aşkına! Ya Hızır! Ya Ana Fadime! Nur ile nur idik, biz kırk bacı idik Güruh-u Naci idik, Naciye kapısından Şit geldik. Şit ile Naciye’den sır geldik. Dar gördük meydan gördük. Kırkların ceminde süpürgeci olduk, arılığa duruluğa kapı olduk nasip dağıttık. Gerçekler aşkına, yol verdik düşküne! Aya, güne Hızır aşkına Halla halla!.. derim, pirim.” (“aya güne Hızır aşkına” dediğinde üç kez süpürgesini meydana süpürme edecek). Süpürgeci pir nefesini alır.
Pir:
“Aşk ile.. Bismişah!.. Hakk nuru meydanda nurlandı. Meydanımız paklandı. Meydanımız Hakk ile haklandı. Güruh-u Naci evvelinde pak idi. Evvel ahir Hakk idi. Ne hoş geldi nefesi. Sırdan sır oldu nefesi. Üçler Hakk’ı bilene, ondan nasip alana. Seri verdik yoluna. Doğruya karar kılına. Nefesi hak ola. Hizmeti pak ola. Hızır yardımcısı ola. Gerçeğe Hü!..”

Süpürgeci ile pir, rehber ve mürebbi görüştükten sonra meydana saki gelir ve şilan şerbeti (kuşburnu), ikrar şerbeti olarak sunulur. Saki, bir bardak doldurur ve pir önünde dar olur:

“Destur pirim hak için dolu geldi. Dolumuz on iki ocaktan, on iki nur için geldi. Dem ola devran yürüye, pirim himmet eyleye” der.

Pir; “Aşk ola” diye yanıt verir. Saki elındeki doludan bir damla delil kabına damlatır ve şerbet dolusunu pire uzatır. Niyazda bulunur. Bir dolu rehbere uzatır, “aşk-ı nur ola” der ve rehber ile niyazlaşır. Bir dolu da mürebbıye verir ve onunla da niyazlaşır. Sonra, bir dolu musahibe bır dolu aşinaya verir. Aşina ile musahip eşlerle pay ederler. Herkes birbirinin dolusundan bir yudum alır. Saki “Aşkı nur ola, gittiği yer dert görmeye, arılığın dururluğun kâbesı ola” der. Cemal cemale cümlesi niyazlaşırlar. Sonra saki meydan erenlerine sırayla ikrar şerbetini dağıtır.

Meydana zakir girer. Üç nefes bir donzdeh (on iki) soyler.

Gerçeğe Hü!..

Murteza Ali’yi candan seversen
Aç can gözünü gafletten uyandır
Musahipsiz ile durup oturma
Bir içim su verse külli ziyandır

Rehberin önünde pire uyuldu
Yalan gerçek şu meydanda duyuldu
Varlığından geçen üstad sayıldı
Hakk bilir ötesin ol Şaha âyandır

Can gözü örtüktür hakkı göremez
Üstadın yoluna doğru varamaz
Hakk meydanında sualimi veremez
Hali yoktur dört kapıda yabandır

Şah Hatayi‘m senin derdin deşilmez
Acısı olmayanlar derde duş olmaz
Mürşidsiz rehbersiz yollar açılmaz
Güruhu Naci eteğinde elimiz vardır

Bir can bir cana özenip gelince
El uzatmayınca etek tutulmaz
Rehberinden tevbe okunmayınca
Yuma onun insanlığın bilinmez

Kâmil rehberdir özünü yuyan
Ol gerek kanidir suyunu koyan
Varıp Hakk Ceminde yerini bulan
Musahipsiz onun özü yuyulmaz

Musahibi olanın özü yuyulur
Hakk Cemine elsiz ayaksız varılır
Kahrı küfrü lütfu hep iman olur
Aşnasız işleri varsa da olmaz

Aşna gerek imiş yola gitmeye
Cehd eyleyip dost gediğin aşmaya
Dört kapı içinde bir ev yapmaya
Mürşidsiz dört kapıdan geçilmez

Mürşid olur dört kapıdan girilir
Özün teslim edip rıza sürülür
Mü’min ise nurdan kefen sarılır
Pirsiz cemde meydan alınmaz

Hatayi‘m turaba indirdi teni
Aleme nur ile doldurdu seni
Pirin Meydanında aklasın teni
İkrarsız cehennem Od’ûnda yanmaz

Zahid hu demeyi inkâr eyleme
Ne içün çağırır insan hu deyü
Hu demenin aslı nedir nedendir
Eyleyeyim sana beyan hu deyü

Evvel hu ahir hu Allahu ekber
Sıfat-ı zatından doğdu bu güher
Şahı Merdan Ali’dir ol cevher
Pinhan idi ayan oldu hu deyü

Aşkın tecellisi çün başa geldi
Gevher eriyip derya cuşa geldi
Çerh-ı Felek anda cünbişe geldi
Dem bu demdir döner devran hu deyü

Anlar gizli idi ol illa mekânda
Mustafa Murteza bir idi anda
Lâfeta okuyup karşı gelende
Yedi kez çağırdı sultan hu deyü

Aşık aşıkuna yar yare karşu
Naz u niyaz eder settare karşu
Nice yüz bin yıllar didare karşu
Baktılar kaldılar hayran hu deyu

Bir üzüm danesi ol Şah elinde
Kırklara verildi kısmet gününde
Hakk habibullah mi’rac yolunda
Şey’enlillah dedi Selman hu deyu

Ol üzüm danesün getürdü Selman
Kırklar da ol demde olmuştu üryan
Muhammed şerbetten nûş etti ol an
Saki kadeh sundu peyman hu deyu

Kırklar içti ol şerberten mest oldu
Şah-ı Merdan cümlesinden üst oldu
Ser ü puş bağlandı kemerbest oldu
Semaha girdiler üryan hu deyü*

Kırkların birine neşter uruldu
Aktı kan cümleden ispat olundu
Hakk muhammet anda mevcut bulundu
Hu Allah çağırdı irfan hu deyü

Hu demenin aslı böyledir böyle
Zahid nedir sözün gel beri söyle
Tasdik iman getür şehadet eyle
Gel sende bu renge boyan hu deyu

Hatayi bu meydan serihoş olalı
Can gözü tecelliye duş olalı
Hakk habib aşkına yoldaş olalı
Hayali gönlümde mihman hu deyü

*Nefes okunurken, “Ser u puş bağlandı kemerbest oldu / Semaha girdiler üryan hu deyu” denildiğinde, Pir destur verir semah için meydan açılır. Hak eden canlar semaha dururlar. Zakir Kırklar Semahı’na meydan açar, meydan Kırklar Semahı’na durur. Zakir pervaza pençe vurur. Meydanda semah birlenir, canlar pervaz vurur. Zakir yeniden doğuş der ve semah ağırlaşır. Canlar gulbanka secde ederler, kol kol saf olurlar. Pir semah için gulbank verir. Canlar pir ile ve birbirleriyle niyazlaşırlar. Otururlar.

Meydana sofracı ya da bir diğer adıyla lokmacı girer. Yukarda da işaret ettik, diğer yiyeceklerin yanında her musahip için konulmuş bir adet elma musahip lokması olarak verilir. Her elma dörde pay edilerek musahipler arasında yenilir. Bu, “dört baş bir beden olmaya” işarettir. Erkân üzere ikrar lokması için hizmet gulbankı okunur ve lokmalar dağıtlır. Lokmalar erkân üzere pirin desturuyla yenilir. Herkes lokmasını yeyip bitirdikten sonra pir, sofra gulbankını okur ve sofralar toplanır.

Zakir devreye girer. Yine erkân üzere deyiş ve donzdeh’ler okur. Cem birlenmeden önce Pir, musahip kardeşleri teker makama çağırır. Kutsal ocağın manevi huzurunda musahip kardeşin kulağına, yolun sır erkânını açıklar. Pirin yaptığı açıklamayı sadece talip ve pir ana duyar. Pir Ana makamı, pirin sol başındadır. Bütün makamlardan yücedir bu makam hakkı.

Pir’den talibe:
“Gerçeğe hü erenler!.. Ölmeden önce ölünüz. Bu gatha’nın (gotın=ayet) anlamını anladık mı? Şeriat evinden gerçeğe ulaştığında, sana da hakikatı söylüyorlar. Gerçi, sen bu gerçeği ömründe bin kez işittin. Ancak, ne olduğunu düşündün mü? Eğer düşünmedinse bak anlatayım.

Sen dış görünüşte babanın oğlusun. Ancak gerçeği temsil eden Hakk erenler böyle düşünmez. Sen gerçekte ananın oğlusun. Bu kapıda hamlık olmaz. Bu kapı ince uzun bir yolun sonundadır. Teknede hamur misali yoğrulacak, örste demir misali dövüleceksin. Olgunlaşacak, pişeceksin. Bu yol sırr-ı hakikate giden ariflik yoludur. Sen hangi babanın oğlusun? Senin hangi babanın oğlu olduğunu da anandan başka kimse bilmeyecektir. Çünkü, bu hak onundur. Sorgu sual gününde, evrenin mahşerinde, Hakk meydanında sen ananın adıyla anılacaksın. Ananın künyesiyle dar olacaksın. Hakk’a yürüdüğünde son söz olarak sana da bu gerçek telkin edilecektir. Çünkü, senin başlangıcın ve ilk vatanın ananın rahmidir. Sen doğum kapısından doğup geldiğinde bir bel oğlu olarak gelirsin. Bu, bedenin can bulup cana gelmesidir ve haktır. Hakk anadan hakikat olur. Bir babanın oğlu olmak bu kapıda, senin sadece bedeninle ilgili bir konudur. Ruhsal doğumunla ilgisi yoktur. Eş olma erkânıyla öldün ve yeniden dirildin yolumuzun şeriat kapısı budur. Şimdi sen ana ocağında pişeceksin. Yolun evladı olarak pişecek yoloğlu olacaksın. Her Kızılbaş hanesini kendi öz hanen bileceksin. Yol kardeşini, yol kardeşinden ayırmayacaksın. Kemlikten, hamlıktan koruyacaksın. Erenler sırrını muhkem tutacak ikrarsıza, imansıza sır vermeyeceksin. Sır kapısı, Fadime kapısıdır. Bu sırrı cümle sırlardan önde tutacaksın. Soy sürek haktır. Cümlesi doğum kapısından kendini gerçekler. Cümle gerçekler aşkına hü! Yuf münkire yuf nekire!”

Talip: “Gerçekler Aşkına olsun pirim! Sırrı Hakk, erkânı pak bildim. Nur-u nebi keremi Ali, sildim süpürdüm! Cümle azalarımı mühürledim! Sırrım için serimi veririm, ben ikrarımı hak bilirim! Gerçeğe hü!” der. Yüzü yerde özü darda Pir Anaya niyazda bulunur. Sonra pir önünde ayağa kalkar görüşürler. Reyber ile görüşürler. Sonra meydan erenleriyle görüşürler. Erkân tamamlandığında zakir üç nefes okur:

Gerçeğe Hü!
Vardım Kırklar yaylasına
Gel beri ey can dediler
İzzet ile selam verdim
Gir işte meydan dediler

Erenler kalbi ganidir
Yuduğu özü arıdır
Gelişin kandan beridir
Gel söyle ihvan dediler

Yerli yerinde durdular
Yerlerinden yer verdiler
Ortaya sofra serdiler
Lokmamıza bana dediler

Gördüğünü gözün ile
Beyan etme sözün ile
Ondan sonra bizim ile
Ol sen de mihman dediler

Şah Hatayi‘m nedir halin
Gulbank edip kaldır elin
Kesegör giybetten dilin
Cümlemiz yeksan dediler.

İkinci nefes:

Aşıklıktan dem vurmasın
Can gözünü açmayanlar
Dostluk davasın çalmasın
Varlığından geçmeyenler

Benliğini atamazlar
Varın yoğa satamazlar
Dosta meyil katamazlar
Gerçek yolu seçmeyenler

Son vermeyen kıyl ü kale
Bülbülü olmayan güle
Eremez hakikat hale
Dosta doğru uçmayanlar

Gayet severler zengini
Ararlar nakış rengini
Göremez bir mutlu günü
Kibirlikten kaçmayanlar

İBRETİ insanı tanı
Özü sözü bir olanı
Dost yoluna vermez canı
Aşk şarabın içmeyenler

Üçüncü Nefes:

Sekâhum sırrını söyleme sakın
Sakla kulum beni saklayım seni
Gevheri zatın-i açmagıl sakın
Sakla kulum beni saklayım seni

Elde, ayağında. dilde, gözünde
Hakkını tanıyıp her bir sözümde
Canından içeri kendi özünde
Sakla kulum beni saklayım seni

Dizilmiş katere gerçekler pirler
Hakkın rızasıyla hakka giderler
Hakiykat sırrını söyleme derler
Sakla kulum beni saklayım seni

Bilen demez, diyen bilmez bu hâli
Bildiğini deme sözün misali
Aşıklar sakladı bul kemâli
Sakla kulum beni saklayım seni

Genç Abdal’ım sakla sen seni senden
Hakk seni saklasın can ile tenden
Hakk buyurdu seni benden, beni senden
Sakla kulum beni saklayım seni

Zakir nefeslerini bitirdiğide baş keser “Gerçeğe Hü erenler!” der, sazını öper yanına indirir.

Rehber: “Edep erkân, el ele el Hakka yete! Meydan erenleri gerçeğe hü!..” der, cem birlenecek ve erkân mühürlenecektir . Meydan toparlanır; “Aşk ile Erenler!” denir, erkân için başkesilir, el ele verilip dar olunur.

Pir: “Aşk ile Erenler! Bismişah Halla Halla! Akşamlar hayrola! Hayırlar fethola! Şerler def ola! Münkir münafık mat ola! Gördüğümüz dar, verilen ikrar bizimle ola, hayır hasenet getire! Yolumuzu yolsuza, uğursuza, ikrarsıza düşmeye!.. Hanemize Hızır uğraya, Mansur gözcü ola! Her haneye meydanımızdan nasip gide, darda olanın darına, car dileyenin carına yete. İkrar iman her cana nasip ola! Her hizmetlinin hizmetini hakka yetire! Ana Fadime’nin şefaatinden, kimseyi mahrum bırakmaya!.. Hanenize yürek ferahlığı yüreklerimize dost sıcaklığı gide! Sevgi imanımız ola!.. Muhabbet mihmanımız! Dem ola devran ola! Soy sürek hayırlı ola, nurlu ola. Canlar bir ola! Birliğe yete! Çerağlar, ağızlar, gözler mühürlene! Her can gönül kapılarını açık tuta! Can gözü nazar eyleye! Gerçeğe hü! Yuf münkire, yuf münafıka. yuf benliğe!..”

Meydan erenleri: “Gerçekler Aşkına Olsun!..” der baş keserler. Birbirleriyle niyazlaşırlar. Sonra pir ana sol başta olmak üzere pir, rehber, mürebbi saf olurlar. Meydan erenleri sırasıyla pir anadan başlayarak cem makamıyla niyazlaşır, aşk-ı muhabbet eda ederler. Delilci delili mühürler. Meydandan en son delilci, meydancı, kapıcı ve gözcü çıkarlar.

Kızılbaş Alevilikte Yol Erkân Meydan
Haşim Kutlu – Yurt Kitap Yayın

http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/M...%C4%B1.jpg

My Last Threads
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Varto’da hakka yürüme erkanı: Yolunuzu erkanınızı özüyle yaşayın çerağ 0 515 06-08-2017 02:19 AM
Son Mesaj: çerağ
  Alevilikte, “Dar” erkanı çerağ 0 1,101 12-22-2016 03:25 PM
Son Mesaj: çerağ
  Alevilikte hakk’a yürüme erkâni çerağ 0 1,480 07-20-2015 03:37 PM
Son Mesaj: çerağ
  Musahiplik nedir? Ne zaman ve hangi şartlarda ortaya çıkmıştır? Anıtkabir 0 1,372 08-07-2013 09:56 PM
Son Mesaj: Anıtkabir

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir