Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
NAMAZ VE ALEVİLİK
08-03-2013, 03:08 PM (Bu Mesaj 08-03-2013 03:27 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : Dede-baba.)
Mesaj: #1
NAMAZ VE ALEVİLİK
Degerli Canlar,

Bir takım forumlarda Alevilik islam dışı gibi gösterilmeye Salat'n da (namaz) , abdestinde alevilikte olmadığı konuşulmaktadır....

Şimdi namaz yada alevi- bektaşi terminolojisiyle Niyaz konusundaki gerçekleri sunalım..

Öncelikle Namaz kelimesinden başlayalım; "Namaz" kelimesi türkçedir. Bize farsça dan "NEMAZ" KELİMESİNDEN geçmiştir. Dolayısıyla Kur'ran da "namaz" kelimesi yoktur.

Kur'an da... İnsan-ı Kamil seviyesine ulaşmak için kulların herşeyin yaratıcısı olan Tanrı'ya ibadet etmeleri tavsiye edilir (bu ayetlerin genelde sonunda BUNU YAPMANIZ HAYRINIZADIR DER)

İBADET ise, orjinal haliyle Kur'ran da iki şekilde yer alır. Bunlar; SALAT yani... "bedenen yapılan ibadetler" ki buna alevi-bekataşi islam anlayışında NİYAZdır.... Diğeri ZİKİR "dil ile yapılan ibadetler....

Peygamber Efendi'miz salatın sadece bir çeşidi olan Namazı göstermiştir.(İbadetin sadece namazdan ibaret olmadığını; salat yada zikirin birbirine üstünlüğü bulunmadığını bunların Allah'a ulaşmak için birer vasıta olduğunu dile getirmiştir)

Kur'ran da salatın bir çeşidi olan namaz da üç unsurun mutlaka...(kıyam, secde ve rukü) bulunması gerektiği belirtilmiştir. Yani bizim Ayin-i Cemlerde kıldığımız namaz gibi, (Ayin-i Cem'lerde tevhid kısmında...

Peygamber'in mihracını (Miraçlama kısmı da denir) anlatan değiş-Nefes'lerde.. Dede-baba ile birlikte Bütün Cemaat ayağa kalkar.. Rukuya eğilir.... Sonrasında secdeye varır... (her perşemde saaat 20. 00 civarında CEM Tv 'dede bu vardır... izleyin) Dede-baba Cemate izin verdiğinde... Tekrar eski konuma gelinir.. Bu iki rekat sünni namazıyla aynıdır...

Namazın zamanı konusuna ve mecburiyeti konusuna gelince, Allah ibadetin şirkten uzak ve tam teslimiyet içinde riyadan ayrılmışını kabul eder... Kur'anda namaz için açık olarak sabah erken.. gün ortası... ve gece.. vakti önerilir.. (Bahsedilen zamanlar ibadet için arab yarım adasında en uygun vakitlerdir.

Şöyleki sabahın erken vakti insanın zihni boş olur. Kendini tamamen ibadete verebilir ki... Gün ortası.... Arap yarım adasında sıcaklıktan dolayı günümüzde bile bütün işlerin bırakıldığı insanların tamamen dinlenmeye çekildiği andır. Gece vaktide insanlar artık işlerini ve güçleini bırakmışlar evlerine dönmüşlerdir kendilerini ibadete verebilirler. Yine bu konuda da...Kur'ran ibadet için en uygun zamanın gece olduğunu ve hatta yanlız basına yapılanının daha makbul olduğunu söyler.

Yani Kurran İbadetin bu saatlerde yapılmasını tavsiye etmiştir. AYETTE HER GÜN BU SAATLERDE İBATEDİN YAPILACAĞI İBARESİ YOKTUR. AYRICA AYET ARAP YARIMASI KOŞULLARINDA İNDİĞİ İÇİN ZAMANLARDA ORAYA GÖREDİR. AYET DEĞİŞİK COĞRAFYALARA GELENEKLERE VE GÖRENEKLERE GÖRE GÜNÜN KOŞULLLARINA GÖRE YORUMA AÇIKTIR...

Alevi -Bektaşi islam anlayışı Namazı Zikirle Birleştirmiştir. Farz olan namaz.. Riyadan.. şekilcilikten uzak olarak tam bir teslimiyet içinde.. Ayin-i Cemlarde kılınır.... Ayin-i cemler ise Genellikle Hafta da en az bir kez (perşembeyi Cumaya bağlayan akşamları= Buna 48 perşembe ibadeti denir.. Sünniler bunu cuma günleri ve öğle namazıyla birlikte kılarlar ) farzdır..


Bu, topik bu iddialara yanıttır.

Saygılarımla, Degerli Canlar

Cemal Cemale Niyazın Kur'an-i dayanakları
Degerli canlar..

Çoğu bilinenin aksine Alevi-Bektaşi erkanında da namaz vardır.... Namazı bilenler ise bu seferde.. Neden halka namazında sizler birbirinizin yüzüne bakarak namaz klıyorsunuz? der...veya kabeye neden dönmüyorsunuz?

Bu suallere Kur'ani cevaplar vererek.. başlayalım.. ama önce namaz (Niyaz) ın Alevi-Bektaşilikteki anlamı üzerinde duralım..

Alevilerin Ayin-i cem de kıldıkları namaz, iki rekat olup, sadece farzlar vardır. sünni namazındaki sünnetler burada yoktur. Alevi namazında şekilden ziyade öz önem taşımaktadır. Alevi namazında secdenin nasıl olması konusunda bakınız İmam Caferi Sadık'n buyruğunda neler deniyor?

Alevi, ayini cem de namaz esnasında baş secdede iken, kendi kendini dara çeker, o ana değin yaptıklarını ölçer, yargılar kendi özü ile yüzleşir, hiç kimsenin tanıklığı olmadan, şikayeti bulunmadan özünü yargılar, ve de kendi suçunu kendi gözü ile görür. Secde bir çeşit aynadır. Çünkü secde de sadece tanrı ve kişinin kendi vicdanı vardır. O Tanrı ki her şeyi görücü ve bilicidir. Bu nedenle Alevi ölmeden ölür, hesabını burada verir ve öle gider öte tarafa, yine bu nedenledir ki ayin-i cem başlarken pir herkesin birbirinden razılık almasını şikayeti suali olanı olup olmadığını cemaate sorar.

Alevi namazında kıble cemal cemaledir ( yüz yüzedir). Hakkın evi gönüllerdir. Çünkü Alevi anlayışında, aynı Mekke de... hacıların birbirinin yüzüne bakarak kadın erkek karışık kıldığı namaz gibi, yada Aynı kırklar ceminde İki cihan sultanı Muhammed Mustafa'nın kıldığı gibi..... Niyaz cemal cemaledir (yüzyüze)

İsmi Şah Bism-i Şah Allah Allah, hayırlar fet ola, şerler def ola Hak-Muhammed-Ali yol göstericimiz ola, Gerçeğin demine hu diyelim...

" Ben size şah damarınızdan daha yakınım" ( Kaf Suresi 16. ayet)

" Üç kişi bir araya gelirse, dördüncüsü benim. Dört kişi bir araya gelirse, beşincisi benim." ( Mucadile Suresi 7. ayet)

Degerli Canlar.... Alevi Bektaşi İnancında Tanrı İnsandan ayır değildir... Bu nedenle Ayin-i Cemlerde cemal cemal'e Niyaz olunur...


" İnsanlardan aklı , idraki olmayanlar diyecekler ki:

" Bunları yöneldikleri kıbleden döndüren sebep de nedir?

Ey Muhammed, Allah'a yönelenleri kıblesinden çevirenlere de ki

Doğu da Allah'ındır Batı da .

O, Dilediğine doğru ve düz yolu buldurur...:".
Bakara Suresi 142


Doğuda Tanrı'nındır Batı da Tanrı'nın.
Her ne yöne baksan.. Gör Tanrı cemalin

Ne Tarafa dönersen bil ki.. Hakk'ı görürsün
Tüm varlıklarda O vardır. Doğru bakarsan görürsün

Şüphe yok ki Tanrı'nın Rahmeti bol. Lütfu Bol
O her şeyi Bilendir. yeter ki sen kutlu ol.
(Bakara suresi: ayet 115)


Yüce Allah hepinizin kıldığı namazı
Kırklar namazı niyetine kabul ve makbul eyleye ,
Allah Eyvallah, şeyhen İlallah.
Hu diyelim gerçekler demine...

Saygı ve Sevgilerimle Degerli Canlar...

Alevi-bektaşi İnancında Namaz ve Sünni/Şii Namazından Farklılıkları
Degerli canlar..

Şimdide Alevi-bektaşi İnancındaki namaz/niyazın genel özelliklerini inceleyelim..

Alevi-bektaşi islam Ekolünde, Namaz İbadeti, "cem" adını almaktadır. Namaz'a "halka namazı" yada "Niyaz" adı verilmektedir. Cem ibadeti İslam ve Kur'an daki namaz buyruğunun uygulanma biçimdir. Teolojik olarak kaynağı Kırklar meclisidir.. icra edildiği mekan Cem Evleridir.

Genel Özellikleri:

1-Alevi-bektaşi islam ekolünde namaz Allah2a yakarış ve dua etkinliğidir, ibadettir. bu etkinlik bireysel olarak yapılabileceği gibi toplu olarakta yapılabilir.

2-Namazın ( Dua/zikir anlamı ötesinde, bedensel olarak yapılan ruku-Secde-kıyam dışında ) belli bir şekli ve şemali yoktur. her toplum kendi kendi kültürü/gelenekleri belli bir şekli içerisinde bir takım şekiller oluşturabilir. asolan niyettir.

3-Namazın zaman ve mekan sınırlaması yoktur.. bu anlamda günlük beş vakit yada üç vakit namaz söz konusu değildir... bu anlamda sünni/şii namazlarındaki vakit ve şekil unsurları tümüyle zorlama yorumlara aynı şekilde, Arap ve Fars halklarının kültürlerine dayanmaktadır.

Bu nedenle namazı belli bir şekle hapsetmek, Kur'ani değildir... Kur'an da Allah yatarken, ayaktayken, otururken ibadet edilebileceğini net biçimde belirtmiştir.

4-Alevi-bektaşilerin namaz /niyaz (halka namazı) konusundaki geliştirdikleri içtihat ve yorum, mensup oldukları kültürün doğal bir sonucudur. Bu bağlamda cem ayini, İslamın İbadet emrinin Alevi-bektaşi uygulama biçimidir.

5-Alevi-bektaşinin ibadeti cem ayinidir. başka türlü ibadet Alevi inanç kültüründe olmadığı gibi Alevi-bektaşi geleneğine de aykırıdır...

6- Cem ayini, İçerisinde barındırdığı "dara Durma" yani KIYAM, Tecella ve Temenna yine Rukü ve defelarca icra edilen secde... İslamın İbadet buyruğunu karşılayan en güzel ritüeldir.

7- cem Ayini dışında başka türde bir namazı benimsemek yada bunu savunmak Aleviliğin eritilmesi, asimilasyonu çabasından başka bir şey değildir.

8-Kur'anda vakit belirtilmeden, açıkça belirtilen tek İbadet Cuma İbadetidir. Alevi-bektaşilerin Cem Ayininin Yapılış vakti, yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece, Cuma İbadeti vaktidir... Cuma İbadeti vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin herhangi bir bölümünde İbadet ifa edilebilir.

9-Cuma namazı yada Cuma ibadeti Kur'an da Kadın-erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara emredilmiştir. Bu bağlamda, Alevi-bektaşi kadın erkek birlikte cem yapmaları Kur'ansal buyrukla örtüşen Peygamber ve 12 İmam sünnetine uydgun bir ibadettir...

Saygı ve Sevgilerimle

Sünni Namazı neden günlük ve beş vakittir? Analizi ve Çelişkileri?
Degerli canlar...

Bugün sünni anlayışta günlük vakitli kılanan namazı ele alacağız ve neden vakitli kıldıklarını, bu vakitli namazı neye dayandırdıklarını analiz edeceğiz..

Sünni namazları...belli vakitlerde olandır..Günlüktür belli zamanlarda kılınır... Sünni anlayış.. Namazın.. her gün, günde beş vakit kılınması zorunluluğunu aşağıdaki hadise dayandırır...

" Peygamber, miraç'ta Tanrı'dan Mü'minler için günde elli vakit namaz buyruğu almış fakat dönüşte yolda hz. Musa'ya raslamış, Hz. Musa, Peygamber2e günde elli vakit namazın insanlara ağır geleceğini söyleyerek Tanrı'dan bunu indirmesini istemiştir. Hz. Muhammed, Hz. Musa'nın öğüdüyle yeniden tanrı katına gidip günlük namaz vakit sayısının indirilmesini talep etmiştir. Tanrıya her gidişinde beş vakit indirilmiştir... Hz. Musa, Hz. Muhammed'e daha da indirilmesi için tanrı katına tekrar tekrar gitmesini istemiştir.. En son beş vakte indirildiğinde bile hz. Musa aynı isteği tekrarlamış. fakat peygamber, bundan daha az sayıda vakit için tanrıdan ricacı olamayacağını belirtmiştir..."

Böylece sünni islam anlayışına göre beş vakit namaz kesinleşmiştir... Bu rivayet sünni ekolün en güvenilir kaynakları kabul edilen BUHARİ'nin hadis kitabında ve daha bir çok sünni hadis kitaplarında nakledilir...

Beş vakit namaza dayanak gösterilen bu uyduruk hadis öncelikle.. Kur'ana islama ve Allah'a ve de Peygamber'e hakarettir.. uydurma olduğu aşikardır... şöyleki... bu hadisi doğru kabul eden sünnilere sormak gerekir...

1- Tanrı, Peygamber bile olsa, birilerinin isteğiyle sürekli görüş değiştiren ve karar veremeyen bir varlık mıdır ki, elli vakti kademe kademe beşe kadar indirmiştir?

2- Hz. Muhammed, günlük elli vakit namazın kendi inanları için katlanılamaycak derecede zor olduğunu akıl edemeyen biri midir ki, hz. Musa'nın akıl vermesiyle hareket etmiştir?

3-Tanrı ve Hz. Muhammed namaz vakitleri ve sayıları konusunda Tanrı ile pazarlık mı yapmışlardır?

4-Hz. Musa, Tanrı ile Hz. Muhammed arasında pazarlık mı yapmıştır?

5-Hz. Musa, namaz vakitleri konusunda hem Hz. Muhammed'e hem de tanrı'ya etkide bulunan gerçek bir belirleyici midir?

6- Yoksa sünni İslam'daki günlük beş vakit namazın uygulamasının kaynağı Hz. Musa mıdır?

7- Tanrı günlük elli vakit namazın insanlar için güç olduğunu Hz. Musa olmasa anlayamayacak mıydı?

Bu soruları yönelttimizi sünni ulema bize cevap olarak şu yanıtı vermekte..

"..Hazreti Peygamber'e isra gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı. sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi. Ey muhammed, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır.." (Buhari, salat, 76, Enbiya, 5)

SİZCE SORULARIMIZA YANIT MIDIR BU CEVAP?..İKNA OLDUNUZ MU? BANA KUR'ANDAN SAPAN...HATTA KUR'AN İLE ÇELİŞEN BİR UYDURUK HADİS VE BU UYDURUK HADİSE DAYANAK YAPILAN UYDURUK BİR CEVAP OLARAK GELİYOR..

Alınmış abdestim aldırırlarsa
Kılınmış Namazım kıldırırlarsa,
Sizde Hakk Diyeni öldürürlerse,
Ben de bu yayladan Şah'a giderim..
(Pir Sultan Abdal)

Zühd-ü Riya ile olan ibadet
Hatadır Hazreti Setta'a karşı
Böyle namaz ile Olamaz ümmet
Hiç kimse Ahmet-i muhtar'a karşı..

Tarikatsız mü'min olamaz kimse,
Nur-u nübüvvetle dolamaz kimse,
Hakk-ı, Peygamberi bulamaz kimse,
Yatıp kalkmak ile duvara karşı..

Allah gözlerine çekmiş bir perde
yok deriz Allah, gökte ve yerde,
Gösterelim gel de gör Hakk'ı nerde
Secde eyleyesiniz didara karşı

Ebsem ol Harabi sen nasıl erersin,
Halli müşkil böyle sözler eylersin,
İçtinap et belki hata edersin,
Haydar-ı Kerrar'a, Hünkar'a karşı...
(Harabi)


Saygı ve Sevgilerimle

Alevi-Bektaşi Anlayışında Halka Namazı ve Kıble Üzerine
Degerli Canlar...

Birçok Forum konusunda, alevi-bektaşilerin eleştirildikleri bir başka konuda namaz kılarken neden kıbleye yönelmediğimizdir.. Hem bu konuya açıklık getirmek hem de Alevi-bektaşi islam anlayışı ile sünni ve şii/caferi islam anlayışları arasındaki temel farklılıklar üzerinde duralım....

1- Alevi-bektaşiler... Korkutan, ateşlere atan, insanlara kin nefret duyan, lanetler okuyan, Öfkelenen hata yaptığında bunun hesabını öte dünya yerine burda soran bir Allah'a inanmazlar... "BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM" KELİMESİNİN ANLAMI OLAN, Esirgeyen, bağışlayan, seven koruyan, sevgi tanrı'sına inanırlar..

2- Alevi-Bektaşi Yüce Allah'ın Kur'an-ını süni yada şii/caferi gibi zahiri anlamda okuyup yorumlamaz...Bu anlamda sünni ve şii yada caferi Kur'an yorumları yerine... Evlad-ı Resul DEDE-BABA larının, Pirlerinin Kur'an yorumlarına itibar eder...Zaten bizimde Ayin-i cem'lerde okuduğumuz Kur'an dışından değildir ki...Kur'annın bizzat kendisidir..biraz kelamlar üzerine düşünen bunu görecektir.

3-Alevi-Bektaşi Ayini cem'inde Önce Allah sonra Hz. Muhammed sonra Hz. Ali ve 12 İmam'a selam getirilir...Ehl-i Beyt aşkına göz yaşı dökülür.. Lütfen Ayi- Cem'de sırasıyla neler yaptığımıza bakınız? Neresi Kur'an dışı neresi islamın dışında

4-Gelelim Namaz konusuna...Degerli canlar... Kur'an da Salat vardır.. bu anlmada salatın bir çeşidi olan namazda vardır...

Alevi-bektaşi namazın kendisine karşı çıkmaz.. Alevi-bektaşi "GÜNLÜK 5 VAKİT NAMAZ" anlayışına karşı çıkar.. Çünkü Kur'anda bu yoktur...Kur'anda namazı HERGÜN Kılınacak şekilde bir ibare yoktur.. Kur'an dua etmek için salat ve zikir için zamanlar tavsiye etmiştir... Yüce Allah dileseydi.. Bunları hergün yapın derdi...Böyle bir şey yok...

Sadece Kur'an ibadet için belli zamanlar insanlara önerir.. Kuşkusuz Allah herşeyi bilendir.. sabah erken... Gün ortası .. yada akşam yatarken.. ibadet yapın der Allah.. Bu kör vakitleri tercih etmemizi tavsiye eder.. Başka ayetlerde öncelikle gece yapılan ve tek başına olan ibadeti bütün ibadetlerin en üstünü olarak kabul eder.. Allah bizler için zorluk istemez... günün koşuşturmacası içinde yapılacak ibadetin... RİYAYA SAPABİLECEĞİNİ GÖREBİLENDİR.

Alevi bektaşi İbadetini gece yapandır.. Farz olan Cuma ise.. Alevi-bektaşilikte perşembe ve Cuma akşamları Ayin-i cem yapılarak yerine getirilir... Ayini cem Her hafta yapılır...AYİNİ CEMİN DİĞER ADI MUHARREM HARİÇ HER HAFTA YAPILDIĞI İÇİN.. 48 PERŞEMBE İBADETİ DİR

Namazın şekli ve olmazsa olmazları Kur'an da gösterilmiştir.. (RUKU-SECDE-KIYAM) Ayini cem de kılanan namaz da bunların hepsi vardır... Demekki Alevi-bektaşinin kıldığı namaz... şekil olarak Kur'anidir.. Buna kimse bir şey söyleyemez...

Gelelim Kıble meselesine...

" İnsanlardan aklı , idraki olmayanlar diyecekler ki: " bunları yöneldikleri kıbleden döndüren sebep de nedir? Doğu da Allah'ındır Batı da . Dilediğine doğru ve düz yolu buldurur...Bakara 142:".


Allah gönüllerde mekan tutandır...Bunun Kur'an ayetleriyle ispatını yaptık... Bu yüzden cemal cemale secde olunur.. Kur'anda... doğununda batınında her yönün Allah'ın olduğu...Her ne yana dönseniz.. Tanrı cemalini göreceniz söylenmez mi* Yüce Allah Bütün kaninatı..18 bin alemi... Hz. Adem'e secde ettirmedi mi* ve secde etmeyenide lanetlemedi mi? Kim ademe secde etmedi sadece ŞEYTAN... şimdi sizi cemal cemale secdeden alıkoyanlar neye hizmet ediyorlar.. Kur'ana karşı gelmiyorlar mı?

Yine şu sırrı görelim.. bakın kabenin içinde bütün canlar.. kadınlı erkekli karışık ibadet etmez mi?..Beytullah ta yani kabede yön yoktur.. dileyen istediği yöne döner namazını kılar.. Mekke'den uzaklaştığınızda ise herkesin kabeye dönmesi espirisi.. Kur'andaki cemal cemale kılanan ayetin manasından kaynaklanır.. Canlar.. bir uzay aracıyla göge çıksanız.. dünyanın her yerinde müminlerin namaz kıldıklarında tek bir yöne yöneldiklerini ve koskoca bir halka oluşturduklarınızı.. birbirine secde ettiklerini dev bir halka namazı kılındığını göreceksiniz...

Yüce Allah hepimizin gözündeki perdeyi kaldırsın.. gerçekleri göstersin.. Hakkikat sırrı manasına erdirsin.. sizlerde görün artık... bizi ayıplıyorsunuz ama sizin namazınızda halka namazıdır.. kabeye yönelerek zaten sizde cemal cemale niyaz olup,.. halka namazı kılıyorsunuz..görün artık... yani aslında sünniler ve şiiler bizi eleştiriken bile birbirilerine karşı yüzlerini dönüyor bizim Hakk namazımızdaki.. gibi cemal cemale niyaz oluyorlar... AND OLSUNKİ BİZ SADECE SIRLARA EREN MARİFET ERENLERİNİN YOLUNDAYIZ... Allah'a asi olanlar değiliz.. yaptıklarımız Kur'an dışı değildir.. zahiri değil batını bilenleriz..

Kuşkusuz Kur'an marifet ehli için... sırları bilenler için, kendi kendini yorumlayan ve açıklayan tek kitapdır Kur'an'dır.. Bu yüzden Evlad-ı Resul 12 İmam nesli Pirlerimiz bu sırra vakıf oldukları için cemal cemale secde eder.. namaz kılarlar...Alevi-Bektaşilik şeriatın ötesinde.. tarikat makamıyla başlar.. şeriat makamında ibadetin anlamı ve neden nasıl soruları sorulmadan sırlara vakıf olmadan.. ibadet edilir.. şeriat imanı cahillerin imanıdır.. Alevi-bektaşilikte bu hatadır.. Yüce Allah İbadetin manasını bilerek ibadet etmemizi bizden ister..

Kuşkusuz söylenecek açıklanacak pek çok sır vardır... Ve bilmenizi isterimki Alevi bektaşilik Kur'anın özüdür... Her hareketimiz Kur2andandır..

fakat şeriat ehli bunu anlamaz.. Şeiatta ZAHİR ÖNEMLİDİR.. Tarikat ve öte makamlarda batın... şeriatı geçtikten sonra sırlar verilmeye.. canların gözündeki sır perdesi kaldırılmaya çalışılır...

ŞEİATIN EVLİYASI, TARİKATIN KAFİRİDİR..

Bakın canlar.. Bu sır dolu cümlenin manası bilinse idi Alevilik ile Sünnilik ve şeriat makamı karşılaştırılmazdı.. Şeriata göre tarikat makamında olanlar kafirdir... Nesiminin.. Pir sultanın.. Halacı Mansuru hatta Yunus Emreyi... Molla kasımlar hep kafirlikle şeriata aykırılıkla suçlamadımı.. haklarında ölüm emri çıkarmada mı?...

Oysa asıl kafir.. ve dinden çıkan şeriatın evliyası.. şeyhüsselamı. mollası.. idi..

"...Ey Yüceler Yücesi Allah'ım... Gürühu Naci'lerdendik... kafir sayıldık.. Bir zaman dara çekİldik.. bir zaman derimizi yüzdüler.. bir zaman.. bedenimizi yakıp göğe savurdular...

Affet Tanrı'm onları bilmediler... bizlere gösterdiğini onlara göstermediğin için seni anlamadıLar.."

Bütün Peygamberler kendilerine asi olan kavimleri için bile Tanrı'ya böyle yalvardılar... Hz. İsa çarmıha gerilirken... Hz. İbrahim.. ateşe atılırken... Halacı mansur ve nesimiler katledilirken.. hep aynı kelam vardı ağızlarında...

YÜCE ALLAH'IM AFFET ONLARI,, BİZE GÖSTERİLENİ ONLARADA GÖSTER.. SIRALARA VARMALARI İÇİN GÖZLERİNDEKİ PERDEYİ KULAKLARINDAKİ MÜHRÜ KALDIR YA RABBİ..."

ALLAH EYVALLAH, ŞEYHEN İLALLAH

TARÎKAT NAMAZI YA DA HALKA NAMAZI



Halka ya da halaka, alevî toplantılarında ve cem âyinlerinde cemaatin halka veya ocak bulunan evlerde ise hilâl biçiminde, yüz yüze (cemal cemale) oturma biçimidir. Bu halkanın ortasındaki meydanda kılınan namaza ise halka (halaka) namazı veya tarîkat namazı denir.

Pîr huzurunda iki rekat olarak kılınan namazdır. Namaz kılacaklardan ilki meydana gelip secde niyâzından sonra dâra durur. İkinci kişi meydana ve ilk gelenin ayağına niyâz eder (dârdaki kişi de onun başından sağ eliyle niyâz alır) ve ilk kişinin solunda dâra durur. Üçüncü kişi de önce meydana, sonra da birinci ve ikincinin ayaklarına niyâz edip (onlar da onun başından niyâz alırlar) sol yanlarına dâra durur. Onu aynı şekilde diğerleri izler, meydanda hilal şeklinde, yüzleri Pîr'e dönük olarak sıralanırlar (meydanın aldığı kadârıyla). Pîr, hepsine birden dua eder:

"....Allah Allah. Namazlarınız, niyâzlarınız kabul ola. Hakk-Muhammed-Ali Dergâhına yazıla. Secdeye inen başlar dert görmeye... Gerçeğe hû."

Namazdakiler hep birden secdeye inerler.

Birinci rekat tamamlanmıştır. ikinci rekat iki şekilde kılınabilir:

1) Zaman kısıtlı ve mihman (konuk) kalabalık ise, Pîr veya Gözcünün uyarısı ile namazdakiler tekrar dâra dururlar;

2) Birinci rekattan sonra, diz üstü yürünerek önce Pîr'in eli öpülür, postuna (veya dizine) niyâz edilir, sonra Pîr'in alt (sol) yanında oturan iki kişiyle görüşülür (niyâzlaşılır veya postlarına niyâz edilir). Sonra meydanın ortasına niyâz edilir ve sol köşeden başlanarak halakadaki tüm canlarla teker teker niyâzlaşılır (yani tecelle dolaşılır) veya postlarına niyâz edilir (onlar da, postlarına niyâz edilince sağ elleriyle niyâz alırlar).

Halakadaki canlarla görüşme (niyâzlaşma) bitince, meydana üç kez niyâz edilir. En öndeki can bu kez sol tarafa geçer ve dâra durur. Onu, aynen meydana çıkıştaki gibi niyâz ederek diğerleri izler ve bu kez sağ tarafında dâra dururlar;

Her iki durumda da bundan sonrası şöyledir: Pîr "Tecelle" duası eder:

"....Tecelleniz temiz, yüzünüz ak, kalbiniz pâk, günâhınız af ola; tecellâ, tevellâ ve teberrânız kabul ola. Namazlarınız, niyâzlarınız Hak-Muhammed Ali Dergâhında kabul ve makbul ola... Gerçeğe Hû!"

Namaz kılanlar tekrar secde niyâzı yaparlar. Meydana ilk çıkan kişiden başlamak üzere, sıra ile Pîr'i ve cemaati safâlarlar:

"...Dede sultan, mihman canlar, bacı-kardeş, cümle âyin-i cem erenleri sefâ geldiniz, hoş geldiniz. Gelmekliğiniz mübârek olsun. Başlar tacısınız, ayaklar turabıyız..." (Zaman kısıtlı ise sadece sıra başındaki ilk kişinin safâlaması ile yetinilir).

Pîr tekrar dua eder:

"...Eyvallah! Siz de hoş-safâ geldiniz. Allah cümlenin dualarını kabul eyleye... Gerçeğe hü."

Meydandakiler secde niyâzı yaparak meydandan çekilirler ve yerlerine (yaş sırasına göre) otururlar.

Bu namazda, cemale (yüz yüze) dönerek Tanrı'nın dîdarını (yüzünü) insanda görme esastır ve Tanrı'ya teslimiyet böyle yapılır.

Çünkü, âdeme secde Tanrı'nın emrine uymadır. Bu emre sadece şeytan uymadı. Bilindiği gibi; Tanrı, Âdem'i yarattığında tüm meleklere O'na secde (niyaz) etmelerini emretti.

Tüm melekler bu emre uydular ve secde ettiler. Şeytan ise, ateşten yaratıldığını ve melek olduğunu ileri sürerek topraktan yaratılan Âdem'e secde etmeyi benliğine yediremedi, Allah'ın emrine uymayı reddetti. Benlik getirdi ve Tanrı'ya âsi oldu.

Tanrı insanı yaratırken kendi nûrundan kattı. Dolayısıyla insan, Tanrı'nın bir tecellisidir. İnsan kıbledir.

İnsana niyâz, Tanrı'ya niyâz demektir; Tanrı'ya yakarma ve duadır. Niyâz (secde), toprağa değil, âdeme (insana) yapılır.

Hac 32. âyet gereğince niyâz, Allah'ın kutsadığı nişânelerine hürmet, kalplerindeki Allah sevgisi ve imamların takvâsındandır.

İşte, tarîkat namazı, yüz yüze (cemal cemale) kılınır ve canlar bu nedenle birbirlerine yaptıkları secde ile AIlah'a secde etmektedirler.

Halka ya da Tarîkat namazı şu durumlarda kılınır:

1- Pîr (seyyid) bulunan her toplantıda,

2- Cem âyininde şu hizmetler sırasında:

a) Ceme girişte,

b) Kurban sahipleri, görülmelerinden önce,

c) Cem birleme hizmetinde, kendilerine asâleten, tüm bacılara vekâleten beş bacı kılar,

d) Müsâhip erkânında, müsâhip olan canlar görülmeye başlarken.

Sonuç olarak, halka namazı, cemal cemale toplu olarak kılınan iki rekatlık namaz olup, pîr huzurunda kılınır. Yönelinen kıble insandır. İnsana secde ile Tanrı'ya ulaşmak amaçlanır.

Kaynak:

Alper ÇAĞLAYAN
Araştırmacı-Yazar

Hud Suresi ve beş vakit günlük Namaz Aldatmacası
İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

"...Gündüzün iki ucunda, gecenin bir kısmında namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır. Hûd SURESİ 114..."

Gündüzün iki başı gecenin saatinde,
Ey Muhammed! Salat'la yükseleceksin bize.

Kuşkusuz iyilikler kötülüğü kötürür.
Her an salatta olan o yükselişi görür

Hut Suresi-114 Alevi-bektaşi yorum


1- Ayette hergün ifadesi geçmez... Ayet İbadet için en uygun zamanı bildirir

2-. "Gündüzün iki ucunda (sabah ve akşam namazları)" ve “ Gecenin bir kısmında “ ( Yatsı namazı) ifadesi sünni ve şii yorumcular tarafından akşam, sabah ve yatsı namazlarının kastedildiğini ileri sürmektedirler.

3- Gündüzün iki ucu ifadesi sabah ve akşam namazlarına (Hergün olmamak şartıyla) kanıt getirilebilirken...“ Gecenin bir kısmında “ ifadesindeki...“ Kısımlar“ sözcüğü arapça karşılık olarak Kur'an da “ Zülef “ olarak geçer... Bu kelime ise.. Arapça gramerinde çoğul kuralları çerçevesinde en az üç adet anlamında kullanılmaktadır...

Yani sünni yorumdan yola çıkarsak... akşam ve sabah namazları dışında gece ayrıca 2 namaz vakdinin daha olması yani bir gece içinde dört vaktin bulunması gerekir..

4- Oysa ayet dikketlice incelendiğinde görülecektir ki.. namaz ibadeti hergün değildir.. Kulların, ibadet için sıdk ile riyadan uzak bir şekilde ibadet için herhangi bir günm içindeki uygun zamanlar belirtilmiştir...

Alevi-bektaşi islam ekolünde namaz ise şöyledir.

Namaz=salat; Kelime anlamı olarak teslim olma anlamı tasır... Namazın kabul olması için her Türlü Riya'dan iki yüzlülükten ve gösterişten uzak olması gerekir

Namazın, hem sünni hem şii.. hem de alevi inancında, Peygamber'in mihracı esnasında farz kılındığı kabul edilir. ..

Namazın nasıl kılınacağına ilişkin olarak Kur'anda bir hüküm yokken ayetler incelendiğinde 3 temel hareketin olduğu (ruku-secde kıyam) görülür...

Namazın zamanı ve sıklığı konunda ise açık bir hüküm olmayıp tartışmalar mevcuttur. Kur'an namaz için en uygun zamanların sabah erken, gün ortası ve akşam olarak göstermiştir. Fakat namazın her gün bu vakitler de kılınacağı mı yoksa ibadet yapılacağı zaman bu vakitlerin mi tercih edilmesi halen tartışmalıdır... Kur'an'ın hiçbir ayetin de namazın HERGÜN kılınması gerektiğine dair, bir ifade yoktur...

Peygamber ve Ehli Beyt'e bakıldığında ise namazın 2 rekat olarak 3 vakitte kılındığı ve hatta geceleri de zamanınlarının büyük kısmını namaz ve namaz sonrası tefekkür ile geçirdikleri bilinmektedir... unutmayılım ki Peygamber'in namazında ne Riyadan söz edilebilir.. nede gösterişten yada herhangi bir zorunluluk dolayısıyla namaz kıldığından..

Peygamber ve 12 İmam her daim salat ve zikir üzre olandır... Bu anlamda herkes.. Peygamber gibi değil 3 vakit beş vakit her an ibadet halinde olabilir.. fakat İslam bunu emrediyor herkes 5 vakit yada 10 vakit namaz kılmalıdır ve bunu hergün yapmalıdır derse buna ne Kur'an dan nede Peygamber sünnetinden kanıt bulmaz... çünkü HERGÜN İFADESİ Kur'anda geçmez... ve Ehli Beyt'e ne 3 vakit... nede 5 vakit namaz kılmadı..

Yani her kim Peygamber ve 12 İmam günde beş vakit kıldı yada 3 vakit kıldı yattı diyorsa iftiracının ve yalancının tekidir... o zaman beş vakit yada 3 vakit namaz peygamber sünneti olarak gösterilemez çünkü Peygamber'in böyle bir sünneti yoktur..

Alevi bektaşi namazı inkar etmez.... Kur'anda belirtilen zaman dilimlerini İbadet için Allah'ın Kullarına bir rahmeti olarak görür.. Allah ibadeti, herkesin işinden gücünden çekildiği günlük kargaşadan kurtulduğu dinlenme anlarında yani kör zamanlarda ibadet etmemizi ister.. sabah erken.. yada gün ortası veya gece olduğunda insanlar her türlü riya ve iki yüzlülükten uzaklaşıp Tanrı'sına sıdk ile gönülden ibadet edeceklerdir... isteyen dua ederek.. isteyen. namaz kılarak..

Bunun ötesinde Kur'anda olmayan zaman ve mekan fetişmini yani 5 vakiti ve camide namaz kılma... Ne islama dayandırlabilir nede Kur'andan delil getirilebilir.. Allah bu ibadetleri hergün de yapın diyebilirdi.. Burda bir hikmet ve inanlar için kolaylık vardır...

Kur'an-ı Kerimde namaz için zaman şartı Cuma namazıdır.. Alevi-bektaşi farz olan Cuma namazını Perşembeyi Cumaya bağlayan gece kadın erkek karışık olarak toplu halde 2 rekat kılarak yerine getirir...



Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Yar eşiği secdegahım, yüz sürerim kime ne
Kah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaf be Kaf
Kah inerim yeryüzüne yar severim kime ne
Seyyid Nesimi



Saygı ve sevgilerimle

İbadette kıble
Hararet nardadır sacda değildir
Keramet bastadır tacda değildir

Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs'te Mekke'de Hac'da değil

Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma
Gerçek erenlerin sözünden çıkma

Eğer insan isen ölmezsin korkma
Asığı kurt yemez uçta değildir

Alevi bektaşi erkanında hacı bektaş-ı veli'nin değişindede anblayşılacağı üzere, kıble kabe değil cemal cemaledir.



Yine Hünkâr,

Makaalât´ında şöyle tarif ediyor gönülü....

"...Gönül, âlemlerin padişahının nazargâhıdır. Çalap (Tanrı) ile cümle nesne (herşey) arasında perde vardır, lâkin gönül ile Çalap arasında perde yoktur.
Gönül, Kâbe´ye benzer. Kâbe´ye varmak isteyen ayak ile, gönle varmak isteyen yüz üste yürümelidir. Bu yüzdenir ki, âşıklar yüzlerini yere sürerler.

Kâbe´ye gidenlere kılavuz gerekir,Kur´ân onların yoldaşıdır. Amma, gönle gidenlere Çalap Tanrı yoldaştır...."

Yine Mevlana kıble konusunda şöyle söyler;


'Mekke'deki Kabe Azer oğlu Halil'in yaptığı bir binadır. Gerçek Kabe olan insan kalbi ise Allah'ın binası ve nazargahıdır.' (Hz. Mevlana)

Şemsi Tebrisi: 'Hz. Muhammed'in söylediği bir sır var. Sen bunu anlamıyorsun. Kabe dünyanın ortasındadır. Onun etrafında halka olan dünyanın hepsi yüzünü ona çevirir. Bu kabeyi ortadan kaldırınca onlar, birbirlerinin kalplerine secde ederler. Onun secdesi bunun, bunun secdesi de onun gönlüne karşıdır.'


Yunus Emre Sultan ise şöyle buyuruyor:

'Gönül mü yeğ, Ka'be mi yeğ ayıt bana aklı eren
Gönül yeğdürür zıra kim gönüldedür dost durağı'


Bir başka nefesinde ise...:

'Duruş, kazan, ye, yedir, bir gönül ele getir
Yüz Ka'beden yeğrekdür bir gönül ziyareti'

(A aklı eren, söyle bana. Gönül mü yeğ, Kabe mi yeğ? Gönül yeğdir mutlaka, Cünkü dostun (Hakk'ın) durağı, gönüldedir.)

Bu sözlerden de anlaşıldığı gibi, 'hacc-ı hakiki' (gerçek Hac) insan kalbini tavaf demektir. En büyük hac ise, Mürşid-i Kamil'in gönlün önünde eğilmek olacaktır....

Kur'an-i İbadet te Zaman ve mekan fetişiz mi var mı?


Degerli canlar...

Öncelikle İbadet için herhangi bir özel mabetin islam inancında olmadığını belirtmek gerekir... cemaatle toplu ibadet ise sadece Cuma İbadeti için geçerlidir. .. Cami yada benzeri özel mabetler Kur'an-ı Kerim'in Tevbe suresi gereğinde yıkılmıştır... ilgili Ayetten sonra İbadethane insa edilmesi üzerine hiçbir sure ayet nazil olmamıştır..

Peygamber efendimiz ise, kendi Evinin ikamet ettiği mekanın salonunda İbadet ederdi.. yine Ehl-i beyt'te yaşamları müddeince hiçbir özel mabet yaptırmamıştır. Tümü kendi İkamet ettikleri evlerinin salonlarında ibadetlerini yaptılar..

Tarihi kaynaklar göstermektedir ki camileri insa edenler ömer, ve Muaviyedir. emevilerdir...Yine İbadet belli bir zaman'a 'aykırıdır.. Şirktir...

İBADET KUR'ANİ MANADA NASILDIR?


1- Allahı anmak , ibadet etmek, belli bir zamana bağlanamaz..

2- İbadetin gizliği esastır.. Aleni olarak yapılan İbadet riya ve şirke küfürlü içeriküreceği için Kur'an İbadetin gizli olanını emreder..

3- İbadet toplu olarak değil, birey ile Allah arasındadır. ( Cuma İbadeti hariç)



1- Allahı anmak , ibadet etmek, belli bir zamana bağlanamaz..

Ahzab Suresi 41, 42. ayetler:


".. Ey İnanlar! Allah'ı çok anın.. O'nu sabah akşam tesbih edin.."

Şuara Suresi 227. ayet


"... Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah'ı çok çok zikredenler ve haksızlığa uğradıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır.. haksızlık eden kimseler, nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.."


Enfal Suresi 45. ayet

"... Ey İnanlar! bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın, başarıya erişebilmeniz için Allah'ı çok anın.."

Mearic Suresi 22, 23, ayetleri

".. Kılınması vacip olan emrolunan, yüksek olan daimi ( sürekli) namazdır...."


Rum Suresi 17. ve 18. Ayetler


".. Allah'ı akşam, sabah, birbiri ardınca tesbih et ve tenzih et.. yerde ve gökte olanlar öğle ve akşam ona hamd ederler..."

Şimdi Yüce Allah, İbadeti DAİMİ OLARAK isterken, siz İbadeti üç vakte, beşte indirgemeniz.. ve ibadete zaman fetişzimini sokmanız doğrumudur? oysa Kur'anın hiç birinde belli bir vakitte ibadet yoktur.. İbadete devamlıdır..

hemen belirtelim ki Kur'an birçok ayetinde İbadet olarak Zikirden yani Duadan bahseder. Dua yolu ile allah'ı anma ve tesbihten bahseder.. Yoksa sabah aşkam binlerce kez secde ve ruku edip dünyadan el etek çekmeyi değil..

İbadetin Gizliliği
İbadetin Gizliliği


Degerli canlar hemen belirtelim ki islam inancında İbadetin gizliliği mahremiyeti esastır.. yoksa cami ve benzeri özel mabetlerde namaz ve benzeri İbadet islamda yoktur.. Kur'ani de değildir... ( Cuma İbadeti hariç/ perşembe akşamları Cem ibadetidir)

Bakalım Kur'an bu konuda ne diyor:

A'raf Suresi 55. ayet


"... Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın, doğrusu O aşırı gidenleri sevmez..."

A'raf Suresi 205. ayet

".. Rabbini gönülden ve korkarak içinden hafif bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma..."

Bakara Suresi 238. Ayet

".. Niyazlarını ( namazlarınızı) saklayınız, orta Niyaza ( namaza) dikkat ediniz. Allah için Duaya kalkınız..."

Dikkat edilirse Burada Zikir özellikle vurgulanır.. yani dua...

Mü'min Suresi Ayet 9.

"... Ol kimseler, Niyazlarını ( namazlarını) saklarlar.."

Şimdi Kur'anın yüzlerce ayetinde İbadetin gizli yapılacağı açıkken camide ibadete insanları zorlamak ve bir mekan fetişizmi yaratmak Kur'ana asi olmaktır..

peki bundaki amaç nedir* elbetteki İnsanları manupule etmek siyasi çekişmeler için rant sağlamak ve insanları yönlendirmek... Kur'anın bir çok suresinde namaz olarak ifade edilen ve tercüme edilen kavramlar esasında zikir kasdedilir yani sabah aşkam Allah adını anmak, Dua etmek kastedilir.. yoksa Rukulü secdeli kıyamlı beş vakit yada daha fazla İbadet değil..


Kur'an 'ayetleri tetkik edildiğinde İbadetin dami olduğu kesinlik kazanır.. Fakat Özellikle gündüzün çalışmak gece ise İbadet halinde olmak Kur'an emridir...

Sünni/şii 'lerin gündüz beş vakitlik namazlarına Kur'andan kanıt getirilez ancak Alevi_bektaşilerin gece yaptıkları cem İbadetine ve İnanların geceleri ibadet etmeleri Kur'andan pek çok kanıt getirilebir...

İsra Suresi 78-79

"... Güneşin batışından, gecenin koyu karanlıklarında salatında ( İbaetinde/ zikrinde) daim ol; seherde de Kur'an oku, seherde okunan Kur'an şahitlidir...."


Müzemmil Suresi 1-4 Ayet

"...Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku...."


Müzemmil Suresi 6-7Ayet


"...Şüphe yok ki geceleyin kalkmak, pek meşakkatlidir, fakat ibâdet için de gece, pek uygun....

Doğrusu sana, gündüz uzun bir meşguliyet var;bunun için geceleyin bol bol ibadet etmek en uygundur..."


Müzemmil Suresi 20. ayet

".....Muhakkak ki Rabbin, senin ve seninle beraber olanlardan bir topluluğun, gecenin üçte ikisinden daha azında, (bazan) onun yarısında ve (bazan da) onun üçte birinde (Kur'ân okumak, zikir yapmak, kanitin olmak, teheccüd namazı kılmak için) kalktığını biliyor. Ve geceyi ve gündüzü Allah takdir eder, onu sizin asla hesaplayamayacağınızı (gecenin zaman dilimlerini doğru tayin edemeyeceğinizi) bildi. Bu sebeple sizin tövbenizi kabul etti. O halde Kur'ân'dan size kolay geleni okuyun! Sizden bir kısmınızın hasta olacağını, diğerlerinin yeryüzünde, Allah'ın fazlından (rızık) isteyerek dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah'ın yolunda savaşacaklarını bildi. Artık O'ndan (Kur'ân'dan) size kolay geleni okuyun, namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah için güzel bir şekilde borç verin! Ve nefsiniz için hayır olarak ne takdim ederseniz, onu Allah'ın indinde daha hayırlı ve daha büyük bir ecir olarak bulursunuz. Ve Allah'a istiğfar edin (tövbe edip Allah'tan mağfiret dileyin)! Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahîm'dir...."

Yukardaki Ayetler bize açıkca sünni/ şii gündüz kılanan üç vakit yada beş vakit namazın/ ibadetin Kur'ani olmadığını Kur'an emrinin açık ve sarih olarak İbadeti gece yapılması gerektiğini belirtmektedir.

Bu durumda sünni/şii günlük beş vakit namazın Kur'ani dayanağı olmayıp sadece birer yorumdur...

Kur'ani İbadet tek başına, gizli olarak gece yapılır...

özel mabetler Kur'anda yoktur..

Toplu ibadet etme sadece Cuma İbadeti içindir Buda Alevilerde perşembe Akşamı ( Hiçri takvime göre cumaya perşembe güneş batarken girilir) Cem ibadetidir.

Hz. Ali ve Niyaz gerçeği
Zühd ü riya ile olan ibadet
Hatadır Hazreti Settar'a karşı
Böyle namaz ile olamaz ümmet
Hiç kimse Ahmed-i Muhtar'a karşı

Tarikatsız mü'min olamaz kimse
Nur'u nübüvvetle dolamaz kimse
Hakk'ı Peygamber'i bulamaz kimse
Yatıp kalkmak ile duvara karşı

Allah gözlerine çekmiş bir perde
Yok dersin Allah'ı gökte ve yerde
Gösterelim gel de gör Hakk'ı nerde
Secde eylersin didar'a karşı"

Harabi


İmam Ali;

“...Niyazı/Dua/ Namazı gücünüz yettiği kadar yerine getirin. Şu bir gerçek ki Allah Niyaz/ Dua/namaz için kimseye azap etmeyecektir....”

(İbn Hemmâm, el-musannef, 3/78)


Degerli canlar,

Belirtmek gerekir ki

Namaz/ Niyaz kılmamanın Kuran'ı Kerim de maddi ve manevi bir yaptırımı yoktur.

İmam Ali'nin bu sözüde hiçbir yoruma gerek olmayacak şekilde açıktır.

Gerek, Kuran'ı Kerim deki ''salatı'' kabul edip icraa edenlere , yada Biz Alevi-bektaşiler gibi namazı niyaz olarak algılayanlara zulüm, baskı yapılamaz... Yine aynı şekilde yapmayanlarda bir baskı yapmak doğru deildir.

Kaldı ki Kuran'ı Kerim de yürüyerek ''salat'' bile yapılacağını açıkca söylerken belli bir kalıba dökmek zoraki bir dayatma olacaktır...

Herkes İbadetini istediği şekilde yapsın.. dileyen dua ile Dileyen Semah ile, Dileyen Niyaz ile...

Saygı ve sevgilerimle

My Last Threads
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir