Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
O pankart Alevileri tahrik eder
01-23-2014, 10:56 PM
Mesaj: #1
O pankart Alevileri tahrik eder
CHP Cezaevi İnceleme Komisyonu üyeleri Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel, Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve Erzincan Milletvekili Muharrem Işık 13 Ocak günü tutuklu gazetecilerle görüşmek üzere Kandıra Cezaevi'ne gitti.

Heyet MLKP Davası tutuklusu gazetecilerin yanı sıra, DHKP-C'den tutuklusu ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı'nın ile DHKP/C tutuklusu olan ve 23-24 Ocak günleri hakim karşısına ilk kez çıkacak olan KESK üyesi sendikacıları da ziyaret etti. Sendikacılar, iddianamelerind e yer alan çarpıklıkları CHP heyetine aktardı. Heyet, ayrıca KCK tutuklusu bazı mahkumlar ile de görüştü.

Mahkumların aktardıkları heyet tarafından bir açıklamayla duyuruldu.

İşte o açıklama:

MLKP DAVASINDAN YARGILANAN GAZETECİLERE 789 YIL 7 AY HAPİS, 1 MİLYON 263 MİLYON TL PARA

"Füsun Erdoğan: Gazeteci. 789 yıl 7 ay ceza aldı. 1 milyon 263 bin TL para cezası verildi. Suçlamalar tamamen uydurma, MLKP'nin 155 eylemi nedeniyle bana ceza verdiler. Biz burada unutulduk, mağduriyet sadece Ergenekon'da değil bizim davalarımızda da var.

Gülizar Erman: Özel Yetkili Mahkemelerin ne kadar adaletsiz olduğu ortaya çıktı, ama biz bu mahkemelerin verdiği kararlarla yıllardır mahkumuz.

Hatice Duman: Başbakanın terörist dediği gazetecilerden birisiyim. Başbakana mektup yazdım, hala cevabını alamadım. Özel yetkili mahkemelerin nasıl olduğu ortaya çıktı. Tamamen polis fezlekelerinin iddianame, iddianamelerin de mütalaa olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor.

SENDİKACILIK YAPMAK SUÇ SAYILDI


Mehmet Püremiş: 11 aydır tutukluyum, hakim karşısına çıkmadım. 19 yıllık beden eğitimi öğretmeniyim. 19 Şubat 2013'te gözaltına alındı. İddianamemde şunlar yer alıyor. 4+4+4 eylemine katılmak. Güler Zere'ye ve ÇHD'li avukatlara destek açıklaması, 1 Mayıs 2011, 2012, 2013'e katılım, 8 Mart'a katılım. 18 Ocak 2013'te tutuklanan KESK üyelerine kart yazmak. Parasız eğitim pankartı açan Berna ve Ferhat'ın duruşmasına katılmak. Sendika temsilcisi olarak katıldığım bütün eylemlerden dolayı suçlanıyorum. Belçika ve Hollanda'da ele geçirilen bir CD ile Yürüyüş dergisinde elde edilen 1055 nolu CD nedeniyle suçluyorum. Gizli tanık ifadeleri var, CD'lerde 604 tane memurun ismi var aralarında MHP'li memurlar da var. Bir gizli tanık ifadesi var. Bir de Devrimci Karargah'a üye olduğu için yargılanan Ali Osman Çelik, üç gün sonra DHKP/C'den itirafçı oluyor. 30/10/2009'da örgüt üyeliğinden ifadeye başlıyor, 2/11/2009'da DHKP/C'nin itirafçısı oluyor. Şüpheli şahıs tutanağında, "Devrimci Karargah üyesi olarak giriyor, itirafçı olarak çıkıyor" diye yazıyor. 28 ildeki savcılara soruşturma savcısı İdris Kut'un seminer verdiği ortaya çıktı, sonra herkes tutuklandı.

"ZORUNLU DİN DERSİ KALDIRILSIN" PANKARTI SAVCIYA GÖRE TAHRİK NEDENİ

Sinan Eşiyok: 19 Şubat 2013'te gözaltına alındım. 3 No'lu şubede denetleme kurulu üyesiyim. 2011'de teknik takip başladı. Ali Osman Çelik tanık. Gizli tanık Ateş'in ifadeleri var. Bizim davamızda tutuklu bulunanlardan 5 kişi annesini kaybetti, sendika eylemleri soruşturuluyor. Aslında biz yargılanmıyoruz , sendika yargılanıyor. 3 nolu şubenin denetleme kurulu üyesiyim, şubeye gitmem terör örgütüne gitmek gibi gösteriliyor. Balıkesir Akçay'da Turban Otel'e gittik, 2 bin kişilik otel burası. Terör örgütü kampı olarak gösterilmiş. Mayolu, şortlu resimler yeğenlerimle çekilen fotoğraflar konmuş iddianameye. Bize operasyon yapan polislerle, Süleyman Aslan'a operasyon yapan polisler aynı. Polis ne sorduysa 8 ay sonraki iddianamede aynısı çıktı. Polis fezlekesi kopyala yapıştır biçiminde iddianame oldu. Açılan "Zorunlu din dersi kaldırılsın" pankartına savcı, "Alevileri eylem yapması için tahrik eder" diye yorum yaptı. Doğum yapan arkadaşımızın çocuğunu görmek için gittik, bunu örgütsel faaliyet olarak gösteriliyor. İddianameye "Örgütsel faaliyet olarak çocuk görmeye gittiler" diye geçti. Evlenen arkadaşlarımıza "hayırlı olsun" ziyareti örgütsel eylem olarak geçti, çeyrek altın taktık örgütsel faaliyet olarak gösterildi.

"ÖRGÜT ADINA HIRSIZLIK YAPMAK"

Dursun Doğan: KESK BES 1 No'lu şube başkanıyım. Aynı operasyon kapsamında oğlumla 8 ay beraber cezaevinde kaldım. 19 Ocak 2013'te alındık, oğlum 10 Ekim 2013'te tahliye oldu, felsefe öğrencisi. Eşim de aynı davadan tutuldu, üyelik ve propagandadan yargılanıyor. Oğlum gözaltına alındı diye basın açıklaması yaptım, beni de gözaltına aldılar. 2005-2013 arasında katıldığım tüm eylemler iddianameye girdi. 2009-2013 yılları arasında telefonum dinlendi, ama suç unsuru bulunmadı. Genel Merkez'den işyeri temsilcisini arıyorum. "Arkadaşlar adliyede üye yapmak için çalışacaklar" diyorum. Savcı bunu "örgüte üye kazandırma çalışması" yorumu yaparak iddianameye almış. Şişli Belediyesi'nde çalışan üyemiz Nazmiye Kaya'ya belediye, çiçek dağıtıyor. '2-3 bin tane de bize al, sendika olarak biz de dağıtalım' dedim. İddianameye, 'Örgüt adına hırsızlık yapmak" ifadesiyle geçti.

POLİS: "SUSMA HAKKI" DEDİ SAVCI: "SUSMA HAKKI ÖRGÜT TALİMATI" DEDİ

Ulaş Erdoğan: Beş yıllık memurum. Sendika üyesiyim. Polis iki soru sordu bana. Sendika üyesi misin? ÇHD avukatlarının açıklamasına gittin mi? Ben de "Herkesi terörist yaptınız, genelkurmay başkanını, hocaları terörist yaptınız" dedim. Polis de, "Genelkurma y başkanı terörist inanmıyor musun" dedi. Polis, "İsterseniz susma hakkınızı kullanabilirsin iz" dedi. Susma hakkımızı kullandık. İddianamede, "Susma hakkını örgüt talimatı olarak kullandı" diye geçti. 58 kişiydik, polis "susma hakkını kullansınlar, yoksa mahkemeye yetiştiremeyiz" dedi, biz de susma hakkını kullandık.

"ÖRGÜTSEL YILBAŞI HAZIRLIĞI YAPTILAR"

Yalçın Düzgün: Bağcılar 1 nolu sendikanın üyesiyim. Beş ay polis beni takip etmiş, son bir ay polis sabahtan akşama beni izlemiş. İki ekmek almamın, AVM'de arkadaşlarımla buluşmamın tutanaklarını hazırlamış. Suçum yok. İddianameye "örgütsel gizliliğe riayet etti" ifadesi geçiyor. Bir arkadaşımla yılbaşı programı yapalım dedik. "Örgütsel yılbaşı hazırlığı yaptılar" diye iddianameye girdi. İddianamede "Telefon yerine yüzyüze görüşmeyi dikkat eder. Örgütsel gizliliğe uyar" ifadesi yazıyor. Telefonla görüşsek suç, görüşmesek o da suç.

Veli Zengin: Fizik öğretmeniyim. Savcının elinde kırmızı kalemle yazılmış 35 kişi vardı, hepimiz tutuklandık. Hakime çıkmadan tutuklanacağımı z belliydi. Yürüyüş dergisinde geçen CD'de "Aydın/öğretmen" yazıyor ama ben hiç Aydın'da çalışmadım. Bir muhabir 4+4+4 eyleminde fotoğrafımızı çekti. Birkaç gün sonra o muhabir Adli Tıp eyleminde gözaltına alınıyor, onun çektiği fotoğraflarda kim varsa, hepsini örgüt üyesi olarak suçluyor. Hiçbirimiz Adli Tıp'ın önündeki eylemde yokuz. Hiçbirimizin eyleminde silah yok, çakı yok, molotof yok. Eylemlerinde hiçbirinde polis müdahalesi yok, soruşturma yok hepsi izinli. Ama sendika eylemleri terör örgütü eylemi olarak gösteriliyor.

Ender Erbulak: Durmuş Doğan bizim başkanımız. Yaptığım telefon görüşmeleri örgüt eylemi sayıldı.

Ömer Açık: Sendika eylemi örgütsel eylem olarak gösterildi. Ankesörlü telefonla yaptığımız görüşmeler suç olarak gösterildi, bir şey gizlediğimiz iddiasıyla.

Mehmet Sarı: 25 yıllık sınıf öğretmeniyim. 25 yıllık öğretmenlikten sonra bir de terör örgütü üyesi oldum. Eğitim sen 5 nolu şube hukuk sekreteriyim. Tek dayanak Yürüyüş Dergisi 1055 nolu cd'de "mehmet sarı/öğretmen" diye yazıyor. 2011'de Eğitim-Sen Genel Kurulu'nda konuştum. Halkınsesi adlı sitesinde Devrimci Memur Hareketi delegesi olarak sunuldum, bu, delil olarak sunuluyor, benim haberim yok. 2012'de yapılan 4+4+4'teki eylemi, "terör örgütü kitlesel eylemi" olarak yazıldı, iddianamede. Bu süreçte annem öldü, çocuklarımın psikolojisi bozuldu. Savcı bana "Senin bilinçaltında terör örgütü üyesi olma potansiyelin var" dedi.

İbrahim Sönmez: Basın açıklamalarında ki fotoğraflarım polis gözetimindeki basın açıklamaları delil olarak sunuldu. Şiddet yok, resimlerdeki ben miyim değil miyim belli bile değil. Cezaevinde sohbet hakkı yok. İMC TV, Halk TV, Hayat TV yok, telefonda tekmil veriyorsun.

AVUKATLARIN GÖRÜŞ YAPTIĞI YER SES GEÇİRİYOR

Selçuk Kozağaçlı: Avukat görüşü akvaryum gibi bir yerde yapılıyor. Kocaeli Barosu geldi, ses denemesi yapıldı, ses geçirdiği anlaşıldı. Kocaeli Baro Başkanı Tamer Solakoğlu geldi, savcıyla görüştü, Bu, avukat görüşüne aykırı. Biz avukat odasında slogan attık, "Savunma hakkımız engellenemez" diye. 12 kez ceza verdiler bize, görüş/iletişim yasağı verdiler. Bütün cezaevlerinde hiçbir sorun yokken görüşle ilgili, bakanlık resmen sorun yaratıyor camlı odaları yaparak. Herkesin sahiplendiği bir davaydı, kendimizi ifade ettik. Destek bizi olağanüstü mutlu etti, tahliye olmamamız bizi üzmedi. Duruşmada yaptıklarımızın karşılığını aldık. Biz herkese sahip çıktık, herkes de bize sahip çıktı. 3 bin vekalet bin avukat vardı duruşmada. Bu davanın avukatlara yönelik bir operasyon olduğu ortaya çıktı. Cam odayla ilgili ceza infaz kurumunda koridorun en sonundaki insan bizi duyabiliyor. Yargıya el koyuyor hükümet, kendisine yönelik yargılama tehdidini ortadan kaldırıyor. Bu değişiklik geçerse yargıçlık ve savcılık kalmaz, böyle bir ülkede meslek yapılmaz. Bu, malı hırsıza teslim etmektir.

"BENİ ZORLA GİZLİ TANIK YAPTILAR"

KCK davasından tutuklu isimleri anlattıkları ise şöyle:

"Metin Fındık: Mardin'den buraya sürüldüm. Faysal Sarıyıldız'la aynı davadan tutuklandım. 60 kişi tutuklandı, ilk duruşmada Sedat Dalkay isminde birisi 'Ben vicdan azabı çekiyorum, zorla bana ifade imzalattılar, beni gizli tanık yaptılar, ben ifademi geri çekiyorum' dedi. Ama bunu dikkate almadılar. Kürtçe savunma yapmadığımız için savunma yapamadık, savunma yapmadığımız için bize ceza verdiler. Urfa yangınından sonra Mardin Cezaevi'nde isyan çıktı. TBMM'den bir komisyon geldi, 50-60 kişiyi beni sözcü seçti, herşeyi anlattım. Bir hafta sonra beni sürgün ettiler, Mardin'den Kandıra'ya sürgüne gönderdiler. Buraya geldiysem İnsan Hakları Komisyonu yüzünden geldim. Şimdi sana konuşacağım ama başıma birşey gelir Edirne'ye sürgün edilir miyim diye korkuyorum. Başıma birşey gelirse sen sorumlusun.

Oktay Gürdeğir: 1985 doğumluyum. 2012 haziranda tutuklandım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi 1. sınıf öğrencisiyim. Devam zorunluğu olduğu için ikinci sınıfa kayıt yapamadım. Eğitim hakkım elimden alındı. Ülkücülerle kavga ettik 6 kişi. İkisi tahliye edildi, 4'ümüz buradayız. İki ay önce gözaltına alınanlarla dosyamızı birleştirdiler. İki yıldan beri buradayım. Cezaevleri yemekleri kötü, 7 hafta boyunca yıkanamadık bu sene sıcak su olmadığı için. Gece 10'dan sonra hiç su yok. sıcak su haftada iki gün veriliyor. Dilekçeye cevap verilmiyor, çıplak arama yapılıyor."

Odatv.com
My Last Threads


Alevilik; Hak Muhammed Ali,12 İmam ve Ehlibeyt yoludur.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir