Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Pir Sultan'a Terörist Demek, Alevileri de Terörist Saymaktır
09-25-2013, 02:18 AM
Mesaj: #1
Pir Sultan'a Terörist Demek, Alevileri de Terörist Saymaktır
HSAKD Genel Başkanı Ali Kenanoğlu, Pir Sultan Abdal kartpostalına "terör örgütü simgesi" iddiasıyla el konulmasına tepki gösterdi.

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği (HSAKD) Genel Başkanı Ali Kenanoğlu Pir Sultan Abdal kartpostalına "terör örgütü simgesi" olduğu iddiasıyla el konulmasına sert tepki göstererek, "Pir Sultan Abdal bizim inanç önderimizdir, pirimizdir AK Parti iktidarının yaklaşımları nedeniyle kendilerini "hedef" olarak gördüklerini savunan Alevi örgütleri, Ekim ayında alanlara çıkmaya hazırlanıyor. Son dönemdeki cami-cemevi projesi, Alevi mezarlıklarına saldırı ve Pir Sultan Abdal logosunun "terör örgütü simgesi" sayılması gibi gelişmelere dikkat çeken örgütler, Alevilerin parçalanmak istendiğini belirtiyor.

"SORUNU DAHA KARMAŞIK HALE GETİRECEK"

ANF'ye göre, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, cami-cem evi projesi girişimini "sorunu çözmek yerine karmaşık hale getirme çabası" olarak değerlendirerek, Gülen Cemaati Lideri Fethullah Gülen ve Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan'ın 12 Eylül sürecinde rol alan isimler olduğunu savunarak, "Alevilerin sorununa 12 Eylül generalleri gibi yaklaşıyorlar. İzzettin Doğan ve Fethullah Gülen; ikisi de, 12 Eylül sürecinde rol almış isimler. İkisi darbe döneminde birlikte çalışmıştır" dedi.

"ALEVİLERİ KAVGALARINA ALET EDİYORLAR"

AK Parti hükümeti ile Gülen Cemaati arasında bir kavga olduğunu savunan Geçmez, "AKP-Gülen Cemaati'nin kavgasına Alevileri sokmak için Gülen, AKP'ye karşı İzzettin Doğan'la birlikte bunu kullanıyorlar. Alevileri bu kavgada kullanmak istiyorlar" dedi.

"CAMİLERİ CEM EVİNE DÖNÜŞTÜRSÜNLER"

Projenin Alevilik inancını yaşama geçirmeyle ilgisi olmadığını da anlatan Geçmez, "Alevilere saygı duyuyorlarsa Alevi köylerine birçok cami yapılmış durumda; onları cem evine dönüştürsünler. İnsanların aynı bahçede bulunması bir şeyi ifade etmez. Aynı dine, kitaba inandığımız söyleniyor; ancak, hepimiz aynı şekilde inanmıyor ve algılamıyoruz. Bu tam anlamıyla bir asimilasyon projesidir. Politik, ticari ve siyasetçilerin birbiriyle kavgaları içinde Alevileri kullanma gayretleridir" şeklinde konuştu.

"KATİLİN İSMİ YAKIŞIR"

Yavuz Sultan Selim'in adının bir köprüye verilmesinin ahlaki ve vicdani bulmayan Geçmez, bunun aynı zamanda tehdit niteliği taşıdığı görüşünü savundu. "Diğer yandan da, doğayı bu kadar çok katleden, bu kadar çok insanın karşı çıktığı bir köprüye ancak bir katilin ismi yakışır" diyen Geçmez, bu projeye imza atan hükümetin "Alevi Açılımı" yapacağına güvenmediklerini belirtti.

"DİN DERSLERİ İŞKENCE OLARAK DEVAM EDİYOR"

Geçmez zorunlu din derslerinin kaldırılmadığını da anımsatarak, "Zorunlu din dersleri birer işkence olarak devam ediyor. İşkenceyi hep fiziki açıdan algılıyoruz ama Alevi çocuklara dönük psikolojik bir işkence var" dedi.

Geçmez, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "devlet eliyle sünniliği yaydığını" ifade ederek, Taksim'e ve başka alanlara büyük camiler yapmasını ve inançlarını siyasete dahil etmesini buna örnek gösterdi.

"KAPALI KAPILAR ARKASINDA YAPILDI"

Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın 30 Eylül'de açıklayacağı paketle ilgili ise Geçmez, paketin kapalı kapılar ardında yapılmasını eleştirdi.

Pakette Alevi inancına dönük bazı göstermelik başlıkların olduğu yönünde duyum aldıklarını dile getiren Geçmez, cem evlerinin camilerin yan kolu olarak gösterilecek bir yaklaşımı kabul etmeyeceklerini belirtti.

Geçmez şöyle konuştu:

"İNSANİ OLARAK BEKLENTİ İÇİNDEYİZ"

"Alevi çalıştaylarında hükümete bir rapor sunduk. Sorunların nereden kaynaklandığını ve çözümü ortaya koyduk. Ama garip bir şekilde hiç dikkate almadılar. Biz, sunduğumuz raporlarda 'din derslerini kaldırın' dedik; 3'e çıkardılar. Diyanet'in kaldırılmasını istedik; bütçesini güçlendirdiler. Sonra da Yavuz Selim ismi köprüye verildi ve Erdoğan mitinglerdeki konuşmalarında ciddi şekilde ayrımcılık içeren, nefret dolu ifadeler kullandı. Dolayısıyla güvenmemiz mümkün olmasa da insani olarak beklenti içindeyiz. Ancak bizlerden bağımsız kalarak, kapalı kapıların ardında yapılmamalıydı. Pakette cem evlerinin inanç merkezi sayılacağı ve Alevi dedelerine maaş gibi göstermelik şeylerin olduğunu öğrendik. Öncelikle cem evleri inanç merkezi değildir; ibadethanedir. Cami, Kilise inanç merkezi mi? Bu, İslamiyet'te tek ibadethanenin cami olduğu ve Alevilerin cem evlerinin ise ancak yan kolu olabileceği gibi bir yaklaşımı gösteriyor ve bunu çirkince buluyoruz."

"CEM EVİNİ CAMİNİN EKLENTİSİ YAPMAYA İTİRAZ EDİYORUZ"

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği (HSAKD) Genel Başkanı Ali Kenanoğlu, cem evlerini caminin eklentisi yapma yönündeki tüm yaklaşımları ve projeleri reddettiklerini belirtti.

"İTİRAMIZ TEOLOJİK VE YASALARDAN DOLAYI"

Cami-cemevi projesinin de esasta Cem Evini ibadethane değil "tarikathane" olarak gören anlayıştan kaynağını aldığını vurgulayan Kenanoğlu, "Birçok ibadethanenin yan yana gelmesi gibi örnekler zaten var. Gelebilir de. İnanç zenginliği olan bir ülkedeyiz. Bizim bir sokağımızın birinde cami, diğerinde cem evi de var. Tepkimiz bir sünni tarikat önderinin cem evi işine girişmesine de değil. İtirazımız teolojik ve yasalardan kaynaklı. Bugüne kadarki örneklerine baktığımızda, cami-cem evi hikayelerine baktığımızda cem evinin ibadethane sayılmadığı, ibadethanenin cami olduğu gibi yaklaşımı görüyoruz. Yani, 'cem evi zikirhanedir, tarikathanedir ve mutlaka yanında cami olmalıdır; Aleviler de Müslüman oldukları için camide ibadethane yapıp cem evine geçip zikir yapmalıdır' gibi bir yaklaşım hakim. Ordu ve Yozgat'ta zaten yapıldı ve böyle bir modelle yapıldı, bize de böyle sunuldu" diye konuştu.

"CEM EVİ İBADETHANE STATÜSÜNDE DEĞİL"

Kenanoğlu, Türkiye'de halihazırda cemevlerinin statüsünün ibadethane olmadığına vurgu yaparak, "Yasalar içinde de geçerliliği yokken, bunu cami vasıtasıyla meşrulaştırmaya ya da caminin yanında olunca değerliymiş gibi göstermeye ve Cem Evini caminin eklentisi gibi yapmaya itiraz ediyoruz. Değerli, önemli iki ibadethanenin yan yana gelmesinden söz etmiyoruz. Cami gibi kıymetli bir ibadethanenin yanına eklenti olmamız isteniyor ve 'daha ne istiyorsunuz' gibi bir bakış açısıyla ortaya konuluyor" dedi.

Kenanoğlu, Alevilerin son zamanlarda tepkisini çeken bir projenin de Yavuz Sultan Selim Köprüsü olduğuna vurgu yaparak, hükümete şöyle seslendi:

"Demokratikleşmeden, birlikte yaşamdan bahsedeceksen, birbirimizin katillerini ön plana çıkararak bunu başaramayız. Yavuz Selim sizin için bir kahraman olabilir ama bizler için de katildir. Ortak yaşam alanlarımızda böyle figürleri öne çıkarttığınız takdirde geçmişin hafızasını güncellemeye ve buradan da Alevi karşıtlığına yol açarsınız."

"PİR SULTAN ABDAL'A TERÖRİST DEMEK, ALEVİLERİ DE TERÖRİST SAYMAKTIR"

Kırıkkale F Tipi Cezaevi'nde Pir Sultan Abdal kartpostalına "terör örgütü simgesi" olduğu iddiasıyla el konulduğunu da hatırlatan Kenanoğlu, bu yaklaşımın Alevilere yönelik son süreçteki olumsuz politikalardan bağımsız olmadığını dile getirdi ve şöyle konuştu: "Pir Sultan Abdal bizim inanç önderimizdir, pirimizdir. Onu simgeleyen bir logonun 'terör örgütü simgesi' sayılması Alevi örgütlerini de terörist saymaktır. Çünkü cemevlerimizin hepsinde, kendisinin sazı yukarı kaldıran, bilinen logosu vardır. Bir yandan Alevilerin sorunlarını çözeceğini söyleyen hükümet bir yandan da bizlerin önderlerini böyle suçluyor; Aleviliği terörist damgasıyla karşı karşıya bırakıyor."

"ALEVİLER SOKAĞA İNMEK ZORUNDA"

Alevi örgütleri olarak ekim ayında mitingler düzenlemeye hazırlandıklarını belirten Kenanoğlu, hükümetin son iki-üç yıldır Alevilere dönük politikasının, sokaklara çıkmalarını zorunlu kıldığını açıkladı. 12 ayrı bölgede yüzlerce Alevi evinin işaretlendiğini, Alevilerin kamuda iş sorunu yaşadıklarını, Alevi işverenlerin belediyelerden ve kamudan iş alamadıklarını ve Erdoğan'ın söylemleri sayesinde bu sorunun özel sektöre de yansıdığını kaydeden Kenanoğlu, yine son süreçte yüze yakın, hükümeti-Gülen Cemaati'ni destekleyen Alevi dernekleri kurularak asimilasyon politikasının genişletilmeye çalışıldığını söyledi. Alevilerin bu ve benzeri sorunlara tepkilerini sokaktan vereceğini bildiren Kenanoğlu, "Alevi kamuoyunun tavrını göstermesine gerek duyuyoruz. Alevi toplumu sokağa inmek zorundadır. Masa başında bizi satıyor, pazarlıyorlar! Ekim ayında birçok bölgede mitingler düzenleyip, Alevilerin tavrının netleşmesini gerekli buluyor ve kalabalığımızla, etkimizle de bu tavrımızı herkesin görmesini istiyoruz" dedi.

"HÜKÜMET TOPLUMU BEKLENTİYE SOKARAK OYALIYOR"

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kemal Bülbül ise önümüzdeki ay Alevilerin sokağa çıkacak olmasıyla ilgili de, şu bilgileri verdi:

"Yerel ve genel programlar belirledik. Yerel toplantılar yapıp toplumla diyalog kuracağız. Üyelerimizle, yereldeki demokratik kurum ve kuruluşlarla görüşeceğiz. 5 Ekim günü Mersin'de, 27 Ekim günü İstanbul'da iki büyük mitingimiz olacak. Bu döneme ilişkin konuları, sorunları işleyeceğiz. Bizler Alevi sorununun Kürtsüz, Kürt sorununun Alevisiz çözülemeyeceğini düşünüyoruz. Yine demokrasi sorunu da bunlar olmadan, emek sorunu da toplumun tamamı katılmadan çözülmez. Sorunları birbirimize havale ederek değil; ortaklaştırarak çözebiliriz."
My Last Threads


Alevi forum,alevi köyleri,alevi türküleri,alevi ünlüler,alevi sözleri,alevilik nedir,alevi nedir
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Demek bunun adı, Alevilik öyle mi, yazık çerağ 0 494 07-05-2015 07:03 PM
Son Mesaj: çerağ
  Alevi dedesine dede demek suçmuş Anıtkabir 0 743 08-12-2013 06:02 PM
Son Mesaj: Anıtkabir
  Alevi dedesine dede demek suçmuş bektasi 0 682 07-26-2013 03:51 AM
Son Mesaj: bektasi
  Yargıda 'Yezit' tartışması / Yezid ne demek? Admin 0 1,062 05-10-2013 12:23 PM
Son Mesaj: Admin

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir