Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Rojava devrimi ve Alevilerin tutumu
08-01-2013, 05:30 PM
Mesaj: #1
Rojava devrimi ve Alevilerin tutumu
Çok iddialı ve çok boyutlu bir işe giriştiğimin farkındayım. Bu yazıyı bir deneme olarak kabul edin lütfen. Çevremizdeki hayat o kadar hızlı değişiyor ki kayıtsız kalmak akla zarar bir davranış haline geliyor artık. İnsanım diyen herkesin bu konulara kafa yorması kaçınılmaz bir görevdir bence.

Rojava; Batı Kürdistan ya da Suriye Kürdistanı diye anılan bölgeyi ifade ediyor. Bilindiği üzere 19 Temmuz 2012’de Rojava devrimi yapıldı ve o günden bu yana Rojava halkı demokratik özerkliği kurmaya çalışıyor. Çok boyutlu sorunların sarmalında debelenen Yakın Doğu’da böyle bir yapılanmanın kolay olmadığı açıktır. Tüm zorluklara rağmen akıllıca ve demokratik yöntemlerle adım adım özerk bir yapı inşa edilmektedir. Bu dinamik coğrafyada yaşayan Alevilerin bu gelişmelere karşı tutumu beni epey rahatsız ettiği için değinme gereği duyuyorum.

Suriye’de ve Türkiye’de özelikle Hatay, Mersin ve Adana’da yaşamakta olan Nusayriler (Arap Alevileri de deniyor) ve çeşitli yerlerde yaşayan farklı etnisiteye mensup Aleviler/Bektaşiler/Tahtacılar; İran’da Ehl-i Hak/Yaresan/Ahl-e Haqq; Irak’ta Kakailer denilen gruplar Aleviliğe yakın inanç ve yaşam felsefesine sahiptirler.

Bunların dışında başka inanç grupları da var şüphesiz. Nusayriler dışında kalan bu inanç grupları çoğunlukla Kürtlerden oluşmaktadır. Burada ilginç bir noktayı da vurgulamak gerekiyor: Resmi ideolojiye hizmet eden araştırmaların çoğunda bu grupların Türk olduğu iddia edilmektedir.

Rojava’da yaşananlar tüm bölgeyi çok yakından etkilediğine göre inanç ve felsefe yönünden çok yakın grupların yaşam alanı olan bu bölgedeki gelişmelere, Aleviler neden bu kadar kayıtsız kalmaktadır diye sormak gerekmez mi?

Türkiye’de yaşayan Nusayrilerin Esad rejimini desteklemeleri anlaşılır bir durumdur. Dolayısıyla bu rejimin yıkılmasından kaygı duymaları ve bunu daha çok ön plana çıkarmaları doğaldır. Öyleyse Türkiye’de yaşayan Alevileri temsil eden kurumlar ve kişiler çok daha fazla bu sorunun muhatabıdırlar diye düşünüyorum. Çok değil bundan sadece 5 ay önce Amed’de DTK tarafından bir konferans düzenlenmiş ve benzer konular uzmanlar ve katılımcılar tarafından tartışılmıştı. Katılımcılar arasında Yaresanlık konusunda bildiri sunanlar aynı günlerde cemevini de ziyaret etmiş ve sıcak duygularını ifade etmişlerdi. Bu konferansta Mezopotamya Aleviler Birliği kurulması da kararlaştırılmıştı.

Tüm bu gerçeklere, tarihte yaşadıklarımıza ve hemen yanı başımızda olanlara bakarak Alevilerin kayıtsız kalmasını, tutum geliştirememiş olmasını ve Rojava için düzenlenen yardım kampanyalarında yer almamasını anlamak zorlaşıyor desem abartmış olmam sanırım.

Hemen sorayım; Neden? Eğer Halepçe ve Roboskî gibi katliamlar için üzülüyorsak Rojava devrimi için de sevinebilmeliyiz. Halklar ve inançlar arasındaki dostluk bunu gerektirir. İnsan olmak bunu gerektirir.

Duyarlı okuyucular bunun dışında başka sorular da sormaktalar:

1) Yürürlükteki hükümet, bu topraklardaki insanları ‘inananlar ve inanmayanlar’ diye ayrıştırdığında Alevileri inanmayanlar tarafında tanımlayacak bir siyasi anlayışa sahiptir, ama nedense Alevilerin bir bölümü bu siyasetten medet ummaktadır. Niçin?

2) Alevilerin son yüzyıllarda tarihteki duruşlarına bakılacak olursa belli başlı çıkmazları kendi sosyal yaşamlarında sürekli korumuşlardır; çok iyi avunurlar, peki ne ile? Geçmişleri ile avunurlar, yani miras yerler, iktidara kim gelirse gelsin uzlaşmaya çalışırlar ama baskın çıkan tabii ki hep iktidar olur. Geçmişin mirasını yemeye ne zaman son verilecek?

3) Halk için iktidara gelenler sorumluluklarına sahip çıkarlar ama kendileri için iktidara gelenler yetkilerine sahip çıkarlar. Yürürlükteki iktidarın neye sahip çıktığı icraatları ile orta yerdedir. Bunları göremeyen körler Aleviler adına niçin ahkam kesmektedir?

4) Zulme karşı direnmek Aleviliğin özüdür, Aleviliğe ve Alevilere karşı uygulanan zulüm bu topraklarda gelen geçen iktidarlara ve sermayedarlara mazhar olmuştur ama her ne hikmetse Aleviler ‘Ya ne olur biz de varız bizi de kabul edin’ gibi yakarışlara başlamışlardır; bu basiretsizliğin kaynağı nedir?.. Sorular uzayıp gidiyor bu şekilde.

Çağımızın Pir Sultan’ı Aşık Mahzuni Şerif gibi ozanlar, her toplumsal olayda bir deyiş okuyarak toplumu aydınlatmaya çalışır ve doğru yolu gösterirdi. Kısacası Alevilerin tarihinde toplumsal olaylara kayıtsız kalma gibi bir durum söz konusu değildir. Gezi direnişi sırasında hedef gözetilerek öldürülen Alevilerin varlığı da bunu açık şekilde sergilemekte iken özelde Rojava ve genelde Kürt meselesi karşısında Alevilerin genel tutumunun yakışır olmaktan uzak olduğunu söylemek durumundayım. Tekrar öneriyorum: Alevi Kurumları Alevi Kurultayına benzer bir kurultayı Kürt meselesi için de düzenlemeli ve çok boyutlu bu sorun karşısındaki tutumlarını ortaya sermelidir. Ağustos ortalarında Kürt Ulusal Birliği konusunda Hewler’de önemli bir toplantı düzenleneceğine göre konunun önemi ve aciliyeti artmaktadır.

İrfan Açıkgöz /Evrensel
My Last Threads


Alevi forum,alevi köyleri,alevi türküleri,alevi ünlüler,alevi sözleri,alevilik nedir,alevi nedir
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Humus'ta Alevilere, Rojava'da Kürtlere saldırılar Admin 0 583 08-03-2013 02:37 AM
Son Mesaj: Admin

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir