Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Şah Sultan Türbesi
06-05-2015, 08:10 PM (Bu Mesaj 06-06-2015 01:17 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : çerağ.)
Mesaj: #1
Şah Sultan Türbesi
Şah Sultan Kimdir ?

Halk dilinde Şah Sultan olarak bilinen evliyanın birinci yaşamı Konya Karaman’da Şehriban Ana, ikinci yaşamı Tunceli-Erzincan arası Avuçan Ocağı, üçüncü yaşamı ise Şah Sultan Ana’dır. Malatya’nın Arguvan ilçesinin Bozan köyünde yatmaktadır.

[Resim: sah-sultan-turbesi-malatya.jpg]


Ölmeden ölümü gördüm
Ben ulu divana vardım
Şafahatımı kazandım
Bozandaki Şah Sultanım.

Arguvan’ın Bozan köyünde yatan Şah Sultan Ana Eba Müslüm soyundan gelmektedir.
Şu Sultanım söyler çıkarım tepe
Suçum neydi acep giderim size
Arguvan köyünde Pirin elinde
Ağlıyor Şah Sultan Şah sende kaldı

Bildiren : Pir Zöhre Ana
Kaynak : Yukarıdaki bilgiler ve nefesler Pir Zöhre Ana'nın Mehtaptaki Erenler Kitabından alınmıştır.Sayfa: 183-188-189

alevilik,malatya türbeleri,şah sultan

My Last Threads
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
06-05-2015, 08:12 PM (Bu Mesaj 08-26-2015 05:11 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : çerağ.)
Mesaj: #2
RE: Şah Sultan Türbesi
Şah Sultan

[Resim: tekke.jpg]


Köyümüz Bozanda Türbesi bulunan Şah Sultanı elimizde bulunan bir Divan ve Sayın Ali İhsan Öztürk ün ulaştırdığı Halil Yazğan tarafından hazırlanmış bir inceleme araştırmadan yola çıkarak sunmaya çalısacagız.

Bozan Köyü'nün 100 m. doğusunda, Sazlıca deresinin köye bakan batı yamacında, Şah Sultan'ın türbesi bulunmaktadır. Yörede Sultan Hatun Türbesi diyenler çoğunluktadır. Yörede Hatun kelimesi Hatın olarak telaffuz edilmektedir. Dört bölümden oluşan türbenin 240 - 250 m2 kapalı alanı bulunmaktadır. Türbenin girişinde 100 m2'lik bir eyvan bulunmaktadır. Eyvanın bir tarafına gelen ziyaretçilerin getirdikleri adak kurbanların pişirilmesi için ocaklar yapılmış. Diğer alan gelen ziyaretçilerin getirdikleri lokmaların üzerinde yenilmesi için, masa ve tahta sıralarla donatılmıştır.
Eyvanda sağa açılan kapının sağ tarafında, Şah Sultan'ın mezarının bulunduğu oda, sol tarafta mutfak ve karşı istikamette bulunan ikinci kapı yaklaşık 90 m2'lik geniş bir odaya açılmaktadır. Bu geniş odada sonbahar ve kış aylarında cem ayinleri yapılır... Gelen ziyaretçilerin çok olması halinde diğer zamanlarda da cem ayinleri yapılır. Bu odanın içi halılarla donatılmış, kanepeler yerleştirilmiştir.
Türbenin mutfak bölümünde buzdolabı, ocak, tüp, yemek kazanları, tepsi, tabak, kaşık vs. gibi eşyalar bulunmaktadır. Türbenin tüm iç duvarları yarıya kadar fayanslarla kaplanmıþtır. Diğer kısımlar ise temiz bir şekilde boyanmıştır. Ve bakımlıdır. Ayrıca güneş enerjisi suyu mutfak'a alınmıştır. Ziyaretçiler için dere yatağına yakın yerde kasaphane ve tuvaletler yapılmıştır.Şebeke suyu buralarada bağlanmış ve ona göre de temizliği yapılmaktadır.
Bozan Köyü'nde 90 yaşının üstünde yaşayan ve ömrünün son yıllarında Şah Sultan ziyaretine bakmakla meşgul olan Bessey oğlu Hüseyin Kaya'nın mezarı türbenin yanında bulunan ve kendi arazisi olan tarlaya konulmuştur. Bugün ise, Bozan Köyü'den Hüseyin Kızı Sevim Özdemir'e türbenin anahtarı teslim edilmiş olup, her türlü hizmetini eksiksiz olarak yerine getirmektedir.
(2006 tarihi itibarıyla düzeltme yapıyorum: Tekkeye şu anda Gubuzun oğlu Hüseyin Mansur bakmaktadır.)

Şah Sultanın dönemini anlatırken sadece Şah Sultanı işlemek o dönemi anlatmaya yetmeyecegi için Devrüş Muhammedi tanıtma zorunlulugumuz bulunmaktadir. Bu temelde Şah Sultanı iki başlık altında ele alacağız. Bunlar Devrüş Muhammed ve Şah Sultanın kısa özgeçmişleri ve kendilerine ait olan nefeslerden oluşacaktır. Devrüş Muhammede ait 156 ve Şah Sultana ait 20 Nefes günümüze dek ulaşmıstır. O dönemde yaşamış diğer bir Ozan Aşık-i Ahmed´in ise 73 nefesi günümüze ulaşmıstır.

Elimizdeki Divanın Meydana geliş Şekli:

Malatyanın Arguvan İlçesine bağlı Karahöyük Köyünden Mehmet oğlu Mustafa Bal(H:1329 doğumlu), küçük yastan başlamak üzere Devrüş Muhammedin, Aşiki Ahmetin ve Şah Sultanın nefeslerini, el yazısı, eski yazı, Mecmualardan ve de bazı sahip olan kişilerden toplamıştır. Topladıgı Şahıslar şunlardır: İsa Köyünden Bekir efendinin mecmuasından, Halpuz Köyünden Ahmet efendinin mecmuasından, Kuşu köyünden Geldigin mecmuasindan, Divrigi´nden Hasan Hüseyin Asil ve Yusuf Hocanın mecmuasından elde etmiştir.
Nefeslerin öz halini korudugu noktasında kesin bir bilgiye sahip olmamakla beraber sitemizde yayınlayacagız.

Devrüş Muhammed Kimdir?

Devrüş Muhammed Kerkütlü Seyit Hüseyin isminde bir zatın oğludur. Seyit Hüseyin Kerbelayı ziyaret eder oradan Hac-ı Bektaş Dergahına gider hizmet eder tekrar Kerbelaya gider İmam Hüseyin Dergahındada hizmettede bulunurmuş. Bu yolculuk sırasinda her defasında Arguvanın İsaköyüne uğrar, misafir olurmuş. Bu seyahatlardan birisinde Köylülerin ısrarını kırmayıp İsaköyüne yerleşmiş ve Fatime isimli bir kızla evlenmiş.
1755 tarihinde Devrüş Muhammed dünyaya gelmiş ve küçük yaslardayken babası ölmüş. Annesiyle beraber fakirlik ve zaruret içerisinde büyümüş ve daha genç yaşında ilahi bir aşka tutulmustur.
Hac-ı Bektaş Dergahında hizmetlerde bulunmuş birçok kez ve Devrüşlük makamına ulasmış, yaşamı süresince 3 defa Kerbalayı ziyaret etmiş, hizmette bulunmuş sonra Divriginin Anzahar köyüne yerleşmiş ve Devrüşlük sorumluluğunu oradada uygulamıştır. Karahöyük köyündeki muhuplarını devamlı ziyaret edermiş ve hayata gözlerini Hicri (1244) tarihinde kapatmış ve şimdiki Anzahar´daki türbesinde meftundur.

Sah Sultan kimdir?

Şah Sultanda Devrüş Muhammed ve Aşık-i gibi İsaköyünde doğmuştur. Babasının adı Babo Ahmet isminde fakir bir çiftcidir.
Sah Sultanin dogum tarihi 1755 dir.
Şah Sultan genç yaşında Devrüş Muhammede bağlanarak kendini ilahi bir yola adamıştır.
Devrüs Muhammedi, Aşık-i Ahmeti gibi köyünden ayrıldıktan sonra Devrüş Muhammedin yaşadığı Anzaharda kısa bir dönem ikamet etmiş ve ardından Devrüş Muhammedin vefatından sonra kısa bir dönem İsaköyünde yaşamış ve daha sonra D.Muhammedin müritleleri "taliplerin" ve kendisini de seven Bozanlıların ısrarı üzerine Bozana gider ve hayatının sonuna dek Bozanda kalmış ve Hicri 1264 de hayata gözlerini kapatmıştır.

Nefesleri:

Tasavvufla ilgili Şiirlerinde,

" Şerh edip Kuran'ın manasın seçen
İkiliği atıp birliği geçen
Tavus kuşlarıyla seyrana çıkan
Bin çerağın söyle sırdır efendim"
ve
"Musa'yı Kazım'ın şavkı Veli'den
Meskeni anlattı aşkın elinden
İmam-ı Rıza'nın sesi Ali'den
Öter dertli dertli gülşana düştük
vede
"İmam Cafer hatmeyledi ilmini
Sahibine bağlamıştır belini"
***
"Yolumuz Muhammed Ali yoludur"
***
"Hak'ta hidayettir bize bu saadet
Muhammed Mustafa Ali'den himmet
Ceset kalır burda can çeker zahmet
Can-ı kurtarmağa sahip bulmalı"

Diyen Şah Sultan Allah, Muhammed, Ali, Oniki İmam, Hacı Bektaş-ı Veli, Devriş Muhammed ve Erenlerin sevgisinin yanında onların meziyetlerini belirtmekte, dara düştüğünde sığınmakta ve yardım beklemektedir.

Tasavvufla ilgili bu tür şiirlerinin yanında çeşitli toplumsal ve bireysel konularda yazdığı şiirleri bulunmaktadır.

"Zalim kast eyledin girdin haneme
Yağma ettin ondan malım sana ne
Seni şevke ederim bari hüdama
Zahmeti zarınan kalsın zalim"

"Ne kadar zahmet edersen bana
Niyazım Hakka'dır kıblem kabeye
İlacım bulmazsam gitmem uzağa
Zahmettin zarınan kalsın zalim"

Bir şiirinde kendisine zulm edenleri Firavun'a benzetmekte ve akibetlerininde firavun'ların akibetine uğramasını dilemektedir.

"Firavun Musa'ya gör neler etti
Aşrı küsrü lehü kalem zar etti
Ahirinde onu deryada yuttu
Bunu da etsende görse gözümüz"

Şah Sultan kendisi hakkında çıkartılan dedikodulardan usandığını belirttiği bir şiirinde;

"Yalancının menzilinde usandım
İnanmayın şu çürüğün sözüne
Sofuyum der gelir cem'e oturur
İrağbeti daim kendi özüne"

ve

"Büyük küçük bir araya geldiler
İleri gelenler geri durdular
şurda garip kaldığımız bildiler
Ne gördünüz bizden nedir adamlar."

vede

"Nice yıldır ayibini gizledim
İnşallah imana gelir gözledim"

diyen Şah Sultan bir şiirinde,

"Yüzü kara hak cemine varamaz
Kör olmuştur hak didarın göremez
Yüzyıl kalsa ali nesli türemez
Muaviye oğlu ile kızından

Şah Sultan dünyada ve ahiretinde umudu gördüğü Devriş Muhammed için yazdığı bir şiirinde,

"Vatan tutmuş Anzahar'ın dağını
Divriği'nin bahçesini bağını
Gelene gösterin yolun sağını
Dünya ahret umudumsun efendim"

Şah Sultan çoğu şiirlerinde kendi mahlazı ile birlikte Devriş Muhammed'in mahlasını kullanmaktadır.
Kendi mahlasından önce devriş Muhammed'in mahlasının kullanması Devriş Muhammed'e olan saygısı, sevgisi nezaketi, onun üstünlüğünü, büyüklüğünü, alimliğini, pirliğini ve açılan yaralara melhem olabileceğini vurgulamasından kaynaklanmaktadır.

"Devriş Muhammed'im El aman mürvet
Umarım ahirette çektirme zahmet
Şah Sultan kapında diler ırahmet
Irahmet dileyen sadık olmalı"

ve

"Devriş Muhammed'im Hünkar'ın canı
Pervane olmuşum yandırma beni
Şah Sultan kapında delidir deli
Ya Ali sen gönder senden isterim"

vede

"Devriş Muhammed'im bu nasıl töre
Devi yarattınki bizi mi yeye
Şah Sultan'ım derki şekavemdır sana
Alemler elinde giriftar oluptur:"

Bazı şiirlerinde yanlız devriş Muhammed'in mahlazını kullandığıda olmuştur.

"Devriş Muhammed'im pınarın gözü
Seni bilmeyenin karadır yüzü
Yarın mahşer günü sen kurtar bizi
Dünya ahret umudumsun efendim."

diyen Şah Sultan Aşıki'ye (Aşık Ahmet Ağa) de oldukça bağlıdır.Kimilerine göre Aşıki'yi manevi kardeş olarak görmektedir.

Aşıki (Aşık Ahmet Ağa) için yazdığı bir şiirinde;

"Urum ellerine bir can gönderdim
Ya Ali sen gönder senden isterim
Bakmazmısın kebap oldum kavruldum
Ya Ali sen gönder senden isterim.

Kerem eyle aşırasın belleri
Çok gezdirmeyesin gurbet elleri
Gariptir bilmezsem uzak yolları
Ya Ali sen gönder senden isterim.

Ahmed'im çekmiştir mansur darını
Hakk'a teslim etti cümle varını
Hıdır arzuluyu hub cemalini
Ya Ali sen gönder senden isterim."

Bir şiirinde Aşıki'yi turnaya benzetmektedir.

"Güzel turnam pervaz edip gel gitmi
Gidip garip yerde bir mekan tutma
Garip kaldım gidip beni terk etme
Gel bizim ellere gez kerem eyle

Sefil turnam ben mahzunum gel gitmi
Ali'yi seversen beni terk etme
Şah Sultan yaralı göğsünden itme
Gel bizim ellere gez kerem eyle"

Halk arasında Şah Sultan'ın hiç evlenmediği veya nişanlanmadığı her ne kadar söyleniyorsada:
Eskiden nişanlı kızlar ve gelinler, kaynana ve kayınbabaları ile konuşmazlardı. El işaretleri ile anlaþırlardı. Buna gelinlik etme denir. Gelinlik etme nezaket ve saygı olsun diye yapılırdı.

Şah Sultan'ın dilden dile dolaşan biir şiirinde;

"Bir zaman Palhada kuzuyu güttüm
Bir zaman Hamız'a gelinlik ettim."
Yine de dediler Babo'nun kızı"

Dediğine göre evlenmemişse bile nişanlanmıştır.
Şah Sultan'ın İsa Köyü'ndeki Dedeler kabilesinde olduğu söylenir. Dedeler kabilesi Karaaslan soyadını taşımaktadır. Dedeler kabilesinde Mehmet Mustafa Karaaslan'ın yurt dışında olduğu bilinmektedir. Ayrıca İsa Köyü'nde Miçiler kabilesinin Şah Sultan'a bağlı olduğu söylenir.

KAYNAK KİŞİLER

1- HÜSEYİN KARAKUŞ: Hıdır ve Sultan oğlu 1924 doğumlu, Armutlu (Kuşu) Köyü Eski Muhtarı.
2- ALİ İHSAN ERDOĞAN: Hüseyin ve Hanım oğlu 1943 doğumlu, Emekli Öğretmen, Armutlu Köyü
3- ALİ RIZA UĞURLU: Hasan ve Fatma oğlu 1937 doğumlu, İsa Köyü,
4- GÜLSEREN YILDIZ: Hasan ve Hatice kızı 1964 doğumlu, Arguvan İlçesi
5- MUHARREM ÖZTÜRK: Hasan ve Hanım oğlu 1938 doğumlu, Bozan Köyü

KAYNAKÇA

1- İsmail ÖZMEN, Alevi Bektaşi şiirleri Antolojisi, Cilt. 4
2- Hamza AKSÜT, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri Tasarım Yayınları
3- Mehmet YARDIMCI, Arguvan Olgusu Dergisinin 7. sayısı.
4- 1560 tarihli Kanuni Devri Malatya Tahrir Defteri.
5- Halil YAZGAN'ın Özel Arşivi.
6- Divan

Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
11-03-2015, 09:41 PM (Bu Mesaj 11-03-2015 09:43 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : çerağ.)
Mesaj: #3
RE: Şah Sultan Türbesi
MALATYALI ŞAH SULTAN
( ? – 1845 )

Kutlu Özen

Ünlü tekke şairi Derviş Muhammet(1755-1825)’in hem tarikatta, hem sanatta iki öğrencisi/dervişi vardır. Bunlardan biri Ahmet Aşıki(1763-1821), diğeri Şah Sultan( ? – 1845)’dır. Her iki şair de feyzini Derviş Muhammet’ten almıştır.
Şah Sultan’ın hayatı ve şiirleri konusundaki ilk araştırma R.Ahmet Sevengil’e aittir. Sevengil, “Yüzyıllar Boyunca Halk Şairleri” adlı eserinde, Şah Sultan’ın hayatı hakkında bilgi verip dört şiirini yayımlamıştır.[1]

Refik Ahmet Sevengil’in Şah Sultan’ın hayatı hakkında vermiş olduğu bilgi özetle şöyledir:
“...Şah Sultan da Malatya’nın İsa köyde doğmuştur. Doğum tarihi belli değildir. Ahmet Baba adında bir köylünün kızıdır.
Baba Ahmet’in kızı Sultan; uyanık, anlayışlı, duygulu bir kızdı. O sıralarda halk şairi Derviş Muhammet, İsa köyde hem deyişleriyle, hem çevresine yaptığı uyarmalarla bir din ulusu, yol büyüğü sayılıyordu.
Baba Ahmet’in kızı Sultan da Derviş Muhammet’in şiirlerini dinleye dinleye büyüdü; duyguları, düşünceleri gittikçe genişlik kazandı, sonunda Derviş Muhammet’e mürit oldu. Artık o da Derviş Muhammet gibi düşünmeye ve şiir söylemeye başlamıştı.
Önce büyük bir ilgi gördü, saygı gördü; kendisine Şah Sultan denildi. O da mürşidi Derviş Muhammet gibi öğüt yollu şiirler söyledi. Ustasının izinden gitti.
Öte yandan köyün ileri gelenleri bu gidişten hoşlanmıyorlardı. Derviş Muhammet’le dervişleri Ahmet Aşıki ve Şah Sultan bu yüzden köyün ileri gelenleri ile çatışmaya düştüler. Şah Sultan, onlar için taşlamalar söylemeye başladı.
Şah Sultan’ın kendi düşüncesinde olmayanlarla yaptığı bu münakaşalar aleyhindeki havanın gittikçe artmasına sebep oluyordu. Zaten Derviş Muhammet’le Ahmet Aşıki de köylülerle bu yüzden geçinemiyorlardı. Sonunda üçü hakkında hükümete şikayetler yapıldı, soruşturma açıldı. Derviş Muhammet de, dervişleri de artık bu köyde rahat edemeyeceklerini anlamışlardı.
Derviş Muhammet daha önce bu köyden ayrılmış, Divriği’nin Anzağar köyüne göç etmişti. Şah Sultan da onun ardından Anzağar’a gitti.
Derviş Muhammet’i sevenlerden, muhiplerinden bir bölük, Arguvan’ın Bozan köyünde oturuyorlardı. Bir müddet sonra Şah Sultan mürşidinden izin aldı; Anzağar’dan ayrılıp Bozan köyüne gitti, oraya yerleşti.
Ahmet Aşıki de Anzağar’dan ayrılıp Kayseri’ye göç etmişti. Üçler böylece dağıldılar.
Ahmet Aşıki ile Şah Sultan’ın sıcak, temiz bir dostluğu vardı. Bunların can yoldaşı oldukları o bölge köylüleri arasında söylenip gitmektedir.
Şah Sultan 1845 yılında Arguvan’ın Bozan köyünde ölmüştür”.[2]

İsa Köylü Mustafa Çelik(1924), tarafından 17 Şubat 1954 tarihinde daktilo ile yazılan 200 sayfalık defterde ise şu bilgiler yer almaktadır:
“Şah Sultan da Derviş Muhammet ve Aşıki Ahmet Ağa gibi İsa Köyünde doğmuştur. Babasının adı Babo Ahmet isminde fakir bir çiftçidir.
Şah Sultan’ın doğum tarihi belli değildir. Derviş Muhammet, hakiki evliya yolunu halka öğretmeye çalışarak dedelerin içkili ve değnekli soyguncu ayinlerinin doğru olmadığını, batıl bir yol olduğunu telkin edince Şah Sultan’ın babası Ahmet de Derviş Muhammet’e intisap etmiş, Şah Sultan da daha genç yaşında Derviş Muhammet’e bağlanarak ruhunu istila eden ilahi bir aşk ile dünya meşgalesinin ve zevkinin bir kıymeti olmadığını anlayarak tecerrüde(her şeyden vazgeçip Allah’a yönelme) girmiş, Derviş Muhammet’i ve Aşıki’yi köyden çıkaran müstebit beyler bu sefer de ‘Bu kız evliyalık taslıyor’ diye zulme başlamışlar, bir çok defa zabıtaya ihbar etmişler, bir çok eza cefa görmüş ise de bir müddet daha tahammül etmiş; nihayet evini hırsızlar talamış ve türlü işkenceler yaparak köyden çıkarmışlardır. Bir zaman Anzağar'’a Derviş Muhammet'’n yanında kalmış ve sonra da Derviş Muhammed'’n müsadesiyle Bozan Köyündeki muhiplerin yanına yerleşerek hayatının sonuna kadar orada kalmış ve 1264(1847)'’e bu fani hayata gözlerini kapamıştır".[3]
Görüldüğü gibi Sevengil, Şah Sultan’ın ölüm tarihini 1845, Mustafa Çelik ise 1847 olarak göstermektedir. Merdivenköyü Şahkulu Sultan Yaşatma Derneği’nin yayınlamış olduğu “Derviş Muhammet” adlı eserde ise, Şah Sultan’ın ölüm tarihi 1264(1847) olarak gösterilmektedir.[4]

Şah Sultan’ın Türbesi:
Öğrencim Tülin Çelik’in vermiş olduğu bilgiye göre Şah Sultan’ın türbesi Bozan köyünün kenarındadır. Kiremit çatılı ve toprak malzemeli türbede Şah Sultan’a ait bir kabir bulunmaktadır. Mezar taşı kitabesi ziyaretçiler tarafından öpüldüğü için bazı bölümler okunamamıştır.

ÖLMEDEN ÖLÜMÜMÜ GÖRDÜM
BEN ULU DİVANA VARDIM
ŞEFAHATIM...............................
BOZANDAKİ ŞAH SULTANIM
ÖLÜM TARİHİ: ..........................

Türbenin girişinde görkemli bir Atatürk büstü yer almaktadır. Türbeye gelenlerin kurbanlarını kesip pişirmeleri için eklentiler yapılmıştır. Türbenin bitişiğinde oldukça büyük bir yemakhane bulunmaktadır.
Türbe kutsal günlerin dışında, daha çok adak adamak ve dilekleri kabul olunca da kurban kesmek için çeşitli zamanlarda ziyaret edilmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyenler, çocuklarının askerden veya gurbetten sağ salim dönmesini bekleyenler çoğunluktadır.

Söylence: Şah Sultan Cezaevine girmiş. Orada gardiyanlar Şah Sultan’a kötü davranmışlar. Evliyalığına inanmamışlar. Şah Sultan’a kötü davranan gardiyanın oğlu da askerde imiş. Gardiyana beddua etmiş. Oğlunun cenazesi gelmiş.[5]

Şah Sultan’ın Şiirleri:
Şah Sultan’ın şiirleri ilk defa R.Ahmet Sevengil tarafından derlenmiş, Bunlardan bazıları “Yüzyıllar Boyunca Halk Şairleri” adlı eserde neşredilmiştir. Sevengil, Şah Sultan’ın 4 şiirini neşretmiştir. Sevengil’ den sonraki en kapsamlı çalışma Mustafa Bal tarafından yapılmıştır.
Mustafa Bal, 1329(1914) yılında Arguvan ilçesinin Karahülük köyünde doğmuştur. Derviş Muhammet’e duymuş olduğu derin muhabbet ve sonsuz sevgi yüzünden Derviş Muhammet’in nefeslerini, küçük yaştan başlamak üzere çeşitli el yazması kaynaklardan(cönk ve mecmua) toplamıştır. Bunlar İsa köylü Bekir Efendi, Halpuz köylü Ahmet Efendi, Divrikli Hasan Hüseyin Asil ve Yusuf Hoca’nın tutmuş olduğu defterlerdir.
Mustafa Bal’ın derlemeleri “Derviş Muhammet/Derviş Muhammet’im Nuru Vahit, Eseri Dillerde Şahit” adlı bir eserde toplanmıştır. Bu eserde Derviş Muhammet’in 156, Ahmet Aşıki’nin 73, Şah Sultan’ın 20 şiirine yer verilmiştir.[6]
Sevengil, Şah Sultan’ın nefesleri için şu ifadeyi kullanmaktadır:
“Köylü kadın şair Şah Sultan, çeşitli konularda şiirler söylemiştir. Öğüt yollu deyişler, taşlamalar, koşmalar...”
Biz bu makalemizde Şah Sultan’ın iki şiirine örnek vereceğiz.
Şah Sultan, Ahmet Aşıki kadar güçlü bir şair olmasa bile, koşma tarzındaki şiirleri duygulu ve liriktir. Nefes, düvaz-imam gibi şiirlerinde de başarılıdır.

Düvaz-İmam
Metahımız kimse alıp satmadı
Yaman ucuz olduk halkın içinde
Yalvardım yakardım kimse tutmadı
Şimdi gider oldum Çin-i Maçin’e

Güvel ördek mevç vuruyu göllerde
Garip olan söyleniyi dillerde
Kervanı kesilmiş yüce bellerde
Karışam da gidem Hakk’ın göçüne

Terkleştik katara Kal-u bela’dan
Talip olan hiç döner mi pirinden
Yardım Muhammet’ten, imdat Ali’den
Umarım ki geçe benim suçumdan

Hatice, Fatıma, Şehriban ana
Yezid’in elinden bezendi kana


Hasret gittiler gül yüzlü yara
Sorun görün ya onların suçu ne?

Şah Hasan, Şah Hüseyn-i Kerbela’dır
Lanet ol Yezid’e hem Mervana’dır
İmam Zeynel, aşkınan pervanadır
Gülüzar eyledi zindan içinde.

Lamekan elinin padişahıdır
Yezid’in, Mervan’ın Azrayıl’ıdır
Cennet-i ala’nın gülüzarıdır
İmam Bakır kaldı kazan içinde

İmam Cafer hatmeyledi ilmini
Sahabına bağlamıştır belini
İmam Rıza’nın konca gülünü
Bağ bendi bağlandı gül-zar içinde.

Musa-yı Kazım’ın destinde dolu
Hazret-i Şah’tır kıbleni tanı
Takı’nın, Nakı’nın bağlandı kolu
Üryan büryan kaldı münkir içinde.

Hasan Ali Askeri deryada oturur
Öküz balık şu cihanı küfürlü içerikürür
İmam Mehdi münkürü deper küfürlü içerikürür
İvirdi çok idi diller içinde.

Derviş Muhammed’im hatmi tamamı
Cihana zuhur etti ruh u revanı
Şah Sultan kölendir ey canım canı
Ayırma peşinden mahşer içinde[7]

Koşma
Urum illerine bir can gönderdim
Ya Ali sen gönder, senden isterim
Bakmaz mısın, kebap oldum, çevreldim
Ya Ali sen gönder, senden isterim.

Gariptir bilemez uzak yolları,
Kerem eyle aşırasın belleri
Çok gezdirmeyesin gurbet elleri
Ya Ali sen gönder, senden isterim.


Cümle kuşlar konar yerli yerince
Hasbıhal ederler dili dilince
Bir şahin bakışlı kameti ince
Ya Ali sen gönder, senden isterim.

Bir söz geldi, söyleyeyim dilime
Bakmaz mısın, figanıma zarıma?
Bir yaralı geldi düştü koluma
Ya Ali sen gönder, senden isterim.

Yaralının sınığını sarmalı
İsteyenin muradını vermeli
Yüz akıyla sılasına varmalı
Ya Ali sen gönder, senden isterim.

Derviş Muhammed’im Hünkar’ın canı
Pervane olmuşum, yandırma beni;
Şah Sultan derdinden delidir deli
Ya Ali sen gönder, senden isterim.[8]




[1] Refik Ahmet SEVENGİL, Yüzyıllar Boyunca Halk Şairleri, İstanbul 1965, s.239-246

[2] SEVENGİL, a.g.e., s.247

[3] Mustafa Çelik, Derviş Muhammed’in Nefesleri, Yazıldığı Yer: İsa Köyü, 17 Şubat 1954. Daktilo ile yazılan bu derlemeyi Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Ed.Fak. Antropoloji Böl. I. Sınıf öğrencilerinden öğrencim Tülin Çelik getirmiştir, kendisine teşekkür ederim. 200 sayfalık bu derlemede Derviş Muhammet’ten başka Ahmet Aşıki’nin ve Şah Sultan’ın da nefesleri bulunmaktadır.

[4] Mustafa Bal, Derviş Muhammet, Merdiven Köyü Şahkulu Sultan Külliyesini Koruma, Onarma ve Yaşatma Derneği. İstanbul 1989, 277 sayfa.

[5] Tülin Çelik, C.Ü. Fen-Ed.Fak. Antropoloji Böl. Öğrencisi. Derleme( 5 Mayıs 2002)

[6] BAL, a.g.e.,

[7] BAL, a.g.e., s. 257-258

[8] SEVENGİL, a.g.e., s.251-252

Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Hıdır Abdal Sultan Türbesi - Malatya Arapgir çerağ 0 703 05-05-2017 11:35 PM
Son Mesaj: çerağ

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir