Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 109,443
» Son Üye: sarrechdnr
» Toplam Konular: 3,133
» Toplam Yorumlar: 4,293

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 67 kullanıcı aktif
» 1 Kayıtlı
» 66 Ziyaretçi

Son Yorumlar
Kızılbaş Ne Demek? Kime D...
Son Yorum: Admin
03-29-2021 11:16 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 27
Almanya'da bağlama enstit...
Son Yorum: Admin
03-01-2021 09:49 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 117
Aşurenin Anlamı Nedir?
Son Yorum: Özcan
01-10-2021 10:01 AM
» Yorumlar: 1
» Okunma: 4257
15 Ekim Hz.Ali’nin Doğum ...
Son Yorum: Admin
10-15-2020 11:33 PM
» Yorumlar: 4
» Okunma: 6645
Aleviler kurban keser mi?...
Son Yorum: bektasi
08-02-2020 05:23 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 848
Musa Eroglu- Urfa Semahı
Son Yorum: Admin
05-29-2020 09:53 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 875
Alevi Pirlerinin Nefesler...
Son Yorum: Admin
05-29-2020 09:49 PM
» Yorumlar: 194
» Okunma: 87975
Alevi Türküleri Sözleri
Son Yorum: Admin
05-29-2020 09:48 PM
» Yorumlar: 25
» Okunma: 66396
JAPONYA'DA SEMAH - Japonl...
Son Yorum: Admin
05-29-2020 09:47 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 936
15 Nisan İsmail Peygamber...
Son Yorum: çerağ
04-14-2020 06:43 PM
» Yorumlar: 2
» Okunma: 3470

 
  ALEVİLİK (BEKTAŞİLİK, KIZILBAŞLIK) VE ONLARA YAKIN İNANÇLAR- İlhan ERDEM
Yazar: Admin - 04-29-2019 06:32 PM - Yorum Yok

ALEVİLİK (BEKTAŞİLİK, KIZILBAŞLIK) VE ONLARA YAKIN İNANÇLAR- İlhan ERDEM


Ali Duran Gülçiçek, ALEVİLİK (BEKTAŞİLİK, KIZILBAŞLIK) VE ONLARA YAKIN
İNANÇLAR, III. cilt, Etnographia Anatolica, Köln 2004.


ÖZET
Bu yazıda, Ali Duran Gülçiçek tarafından hazırlanan, Alevilik (Bektaşilik, Kızılbaşlık) Ve Onlara Yakın İnançlar, adlı eser tanıtılmaktadır.


ABSTRACT
In this writing, the work of Ali Duran Gülçiçek that is named Alevilik (Bektaşilik, Kızılbaşlık) Ve Onlara Yakın İnançlar, is introduced.


Ali Duran Gülçiçek tarafından hazırlanan; alanında kapsamlı bir araştırmayı yansıtan
ve bu konudaki bilgilere derli toplu ulaşmayı sağlayan Alevilik (Bektaşilik, Kızılbaşlık) Ve Onlara Yakın İnançlar adlı kitabın tanıtımına geçmeden önce yzar hakkında kısa bir bilgi verelim.


Ali Duran Gülçiçek, 1955 tarihinde Sivas’ın İmranlı ilçesine bağlı Karacaören Bucak
merkezinde doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra bir süre Yıldız Devlet Mimarlık ve
Mühendislik Akademisinde çalıştı. 1977’de Almanya’ya gitti; burada Sosyal Akademiyi
bitirdi. Bir yandan sosyal politika ve ekoloji alanında sosyal danışman ve çevre danışmanı olarak hizmet verirken, diğer yandan kurucusu ve başkanı olduğu, merkezi Köln’de bulunan Ethnographia Anatolica Studen-und Kulturzenntrum (Anadolu Etnografyası Araştırma ve Kültür Merkezi) bünyesinde halk bilimi, halk edebiyatı, Alevi-Bektaşi inanç ve öğretisi konularında araştırmalarda bulundu. Bu konularda bir çok makalesi ve kitabı vardır.


Tanıtacağımız eser üç cilttir. Eserde, Alevilik hakkında genel bilgiler verilmektedir.
Giriş bölümünde Aleviliğin tanımından başlayarak tarihi gelişimiyle, farklı kollara
ayrılmasıyla, temsilcileriyle, edebiyatıyla Alevilik hakkında merak edilen pek çok husus ele alınmaktadır.


Eserde Aleviliğin tanımı şu şekilde yapılmaktadır:


“Alevilik, diğer adlarıyla Bektaşilik ve Kızılbaşlık, her şeyden önce insanı ve hayatı
sevmek demektir. Bu sevginin temelinde Hakk-Muhammed-Ali, başka bir tanımla Tanrıİnsan-Doğa üçlüsü vardır. Üçler arsında özde, temelde hiçbir ayrılık yoktur.”
“Alevilik, farklı kökenlerden (özellikle Türk, Türkmen, Kürt, Arnavut gibi) ve farklı
kültürlerden gelen insanların ortak değerlerinden oluşan bir inanç sistemidir. Bu inanç
sisteminde, İslâm gizemciliğindeki Ali kültü, Ehl-i Beyt sevgi ve saygısıyla birlikte, İslâm öncesi halk inançlarının, tabiat kültünün, Şamanizm, Maniheizm, Budizm, Zerdüştlük gibi inançların, zengin Anadolu ve Asya kültürlerinin ve yeni Platonculuğun da etkilerini görürüz.”


“Alevilikte üzerinde özenle durulan, 4 kapı ve 40 makam içerisinde de yer alan 12 ilke
vardır. Alevi-Bektaşi yoluna giren her talipten ve her candan beklenilen bu temel ahlak ilkeleri şöyledir: 1. Eline sahip ol 2. Diline sahip ol 3. Beline sahip ol 4. Gazabını yutucu ol 5.Sır saklayıcı ol 6. Ayıp örtücü ol 7. Alın açıklığı (kuşade-i pişani) 8. Gönül açıklığı (kuşade-i dil) 9. Sofra açıklığı (kuşade-i honça) 10. Aşına sahip ol 11. Eşine sahip ol 12. İşine sahip ol.”


“Tanrı -insan- doğa sevgisine dayanan Alevilik, insan merkeziyetçi bir inanç
sistemidir. Her şeyi insanda arar. Aradığı insan ise, bilgi ve irfanla donanmış, kendini bilen, gerçeği tanıyan, doğruyu yanlıştan ayıran, eşyanın aslını ve farkını bilen, gönül gözüyle gören, gönül kulağıyla dinleyen, söyleyen değil söyletene bakan, nefsinin peşinde değil hakikat peşinde arif insandır.”


Yazar, Aleviliğin tanımını yaparken Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre
ve başka şairlerin şiirlerinden alıntılar yapmaktadır. Bu üslûp eserin diğer bölümlerinde de sıkça rastlanılan bir durumdur.


Eser, yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Aleviliğin tarihî gelişimi ile
ilgilidir. Bu bölümde yazar, Aleviliğin genel tanımından başlayarak, Alevi gizemciliği ve
hümanizmi, Hallac-ı Mansur ve enelhak, Aleviliğin Ali kültüyle birlikte İslâmiyet içerisinde oluşumu, Aleviliğin Bektaşilikle birlikte Anadolu ve Balkanlarda oluşumu hakkında bilgiler vermektedir. Selçuklular ve Osmanlılar döneminden başlanarak Yeniçeri Ocağı’nın Alevilikle olan ilişkisi ele alınıyor. Şeyh Bedrettin’in mücadele dolu hayatı ve Ahilikle Bektaşiliğin ilişkileri de bu bölümde anlatılmıştır.


İkinci bölümde Alevilerin yörelere göre dağılışları ve farklı isimlerle adlandırılmaları
izah edilmektedir. Alevilerin farklı isimlerle adlandırılma sebepleri açıklandıktan sonra
Kızılbaşlar, Tahtacı Aleviler, Çepni Aleviler, Sıraçlar, Nalcı Aleviler, Baraklar, Abdallar,
Avşarlar, Yörükler, Amucalar/Bedrediniler ve Nusayri Aleviler hakkında bilgi verilmektedir.


Üçüncü bölümde Alevi-Bektaşi uluları, ocakları ve dergâhları hakkında bilgi
verilmektedir. Üçler, beşler, yediler, vd. anlatıldıktan sonra On İki imam ve Hoca Ahmet Yesevi’den başlayarak toplam otuz Alevi büyüğü tanıtılmıştır. Bölümün sonunda da Alevi dergâhları anlatılmıştır.


Dördüncü bölüm, Aleviliğin inanç yapısı (erkânlar, törenler, dua ve gülbengler) ile
ilgilidir. Alevilikte dört kapı, kırk makam, ayn-i cem erkânı ve on iki hizmet ile diğer ayin ve erkân uygulamaları bu bölümde izah edilmiştir.


Beşinci bölüm, Alevilikte kadın erkek eşitliği, Alevilerin günümüzdeki konumları,
1993 Sivas olayları, Alevilerin istemleri, Alevi dernek ve vakıfları ile yayın organları
hakkında bilgi verilmiştir.


Altıncı bölümde Alevi-Bektaşi edebiyatı hakkında bilgi verilmiştir. Konularına göre
Alevi-Bektaşi nefesleri de bu bölümde anlatılmıştır.


Yedinci bölüm, şu kısımlardan oluşmaktadır: Sözlük, Alevi-Bektaşilikle ilgili
deyimler, terimler ve atasözleri; genel bibliyografya; indeks; Alevi-Bektaşi uluları ve
dergâhlarıyla ilgili resimleri.


Yazarın konuları açıklarken geniş bir araştırma yaptığı ve yoğun bir emek harcadığı
eserde kendini hissettirmektedir. İleri sürülen fikirler, dipnotlarla, değişik kaynaklardan delillerle izah edilmiştir. Yabancı araştırmacıların Alevilikle ilgili çalışmalar da çoğu bölümdezikredilmiştir. Yine şiirlerden bolca alıntılar alınmıştır.
Ali Duran Gülçiçek, eserini bir görev bilinciyle oluşturduğunu ve çalışmasının
amacını şu cümlelerle ifade etmektedir: “İnsanı insanla, insanı doğayla, halka ve Hakk’la birleştiren, uzlaştıran; halka hizmeti, Hakk’a hizmet olarak benimseyen; inancı hurafelerden arındıran, onu akla ve mantığa dayandıran; bilim, sanat, edebiyat ve müzikle iç içe olan AleviBektaşiliğin bu güzel değerlerini ortaya koyarak, onları tanıtmak ve daha güzele yönleriyle gelecek kuşaklara aktarmak, görevimiz olsa gerektir.”


Avrupa ve Asya kültürleri ve inançları arasında iyi bir anlaşma zeminini oluşturan ve
evrensel birçok değerler taşıyan Alevilik–Bektaşilik inancı, yaşam felsefesi ve kültürüyle geniş bir deryadır. Yoğun bir emekle hazırlayıp sunduğumuz bu yapıt, bu ulu deryadan sadece bir damladır. Kendi ölçüsünde Alevilik gerçeğinin tanıtılmasına, ön yargıların ve bilinçsizliğin giderilmesine, karşılıklı hoşgörü, sevgi ve barış ortamının yaratılmasına ufak bir katkı sağlayabilirse, yazılış amacına ulaşmış olacaktır.”


Ali Duran Gülçiçek’in tanıtımını yaptığımız bu eserinin yanında, elimizde bulunan
fakat burada sadece adlarını vereceğimiz şu eserleri de vardır:


- Der Weg Der Aleviten(Bektaschiten) / Alevi-Bektaşi Yolu (Almanca), Etnographia
Anatolica Yay. Köln, 2003.
- 99 Bektaschi Witze / Bektaşi Fıkralar (Almanca Türkçe), Etnographia Anatolica
Yay. Köln, 2003.
- Alevi- Bektaşi Fıkra-Nükte- Hiciv Antolojisi (Türkçe), Etnographia Anatolica Yay.
Köln, 2003.
- Türkülü Halk Hikâyeleri (Şah İsmail ile Gülüzar, Asuman ile Zeycan, Dızo ile Zülüf
Hatun), (Türkçe), Etnographia Anatolica Yay. Köln, 2003.
Ali Duran Gülçiçek’in tanıtımını yaptığımız bu kitapları, Gazi Üniversitesi Türk
Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi kütüphanesinde; 2466, 2467, 2468, 2469 ve 2470 kayıt numaralarıyla yer almaktadır.
G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümü, Arş. Gör.


http://hbvdergisi.hacibayram.edu.tr

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Hıdır ve İlyas’ın Yası Matemi 10 – 11 Mayıs
Yazar: çerağ - 05-08-2018 11:22 PM - Yorum Yok

Anadolu halk kültüründe Hıdırellez ismiyle her yıl 5 – 6 Mayıs tarihlerinde bir kutlama yapılmaktadır.Çok eski zamanlardan ve farklı kültürlerden insanların baharın gelişi olarak kutladıkları bu olay gerçekte Hz. Üseyin’in iki torunu olan Battal ve Gazi’nin, kendilerine verdikleri isimlerle Hıdır ve İlyas’ın göle düşerek boğulmalarıyla sonuçlanan acı bir olayın yüzyıllar içinde içinin boşaltılarak farklı bir uygulamaya dönüşmesinden ibarettir.

[Resim: hidir-ilyas-yasi-matemi-10-11-mayis.jpg]


HIDIR ve İLYAS’ın YASI MATEMİ (10 – 11 MAYIS)
Gerçekler, sadece Gerçeklerden öğrenilir! Bu Gerçekler de Hak Sırrına Eren,İnsanı Kamil vasfıyla yaşadığı dönemde toplumu irşat ederek karanlığa ışık tutan, iki cihanda da sesi,sözü bitmeyen Ehlibeyt Evliyalarıdır.

Yüzyıllardan beri hakikatleri her koşulda canı pahasına Ortaya Koyan Ehlibeyt ile hakikatlerin üstünü örtmek isteyen egemenler arasında amansız bir mücadele verilmektedir.20’inci ve 21’inci yüzyılda Ehlibeyt adına bu mücadelenin sancağını çeken keramet sahibi Pir Zöhre Ana’dır.



Pir Zöhre Ana’nın, 1982 yılında Hakk’ın sırrına erdiği ilk dergâhı yüzyıllar önce Hıdır ve İlyas’ın gayba girdikleri vadideki gölün bulunduğu yerdir.Yani Asırlar sonra Pir Zöhre Ana,suyu kurumuş olan bu göl üzerinde dergâhını kurmuş ve tüm Dünya’ya ışığını buradan yaymaya başlamıştır.Burada yaşamaya başladıkları sırada,bazı belirtiler verilmiş ama kimse evin altında Hıdır ve İlyas’ın türbelerinin olduğunu bilememiştir.Zöhre Ana’nın Hakka ermesi ile dergâhtaki evliyalar kendilerini bildirmiş,asırlar önce yaşanmış olan bu olay açığa çıkmıştır.

Pir Zöhre Ana’nın anlatımları ışığında Battal ve Gazi’nin gölde boğulma olayı şu şekilde cereyan etmiştir:

Bu iki gerçek; ailelerinin peşinden,Kerkük Kerbelâ’dan çıkıp,Anadolu’ya, şimdiki Ankara yöresine gelmiştir.

Bu olay esnasında Gazi sekiz Battal ise beş yaşındadır.Göl kenarına geldiklerinde su yüzünde kendi cemallerini görünce birbirlerine Hıdır ve İlyas isimlerini vermişlerdir.Göl kenarında göle taş atıp oynadıkları sırada ikisi de suya düşmüş ama kendilerini kurtaramamışlardır.İki turna kuşu onları kurtarmak için,omuz başlarından tutup çekmeye çalışmış,tüm tenleri kan içinde kalıncaya dek çabalamalarına karşın,bu gerçekleri sudan çıkaramamışlardır.

Gazi,turna kuşuna yalvararak,“Git Yemen’den bize yardımcı getir,dedem Hz.Üseyin’e bildir” der ve bu sözünü mani ile şöyle dile getirir:

Bir çift turna gördüm durur göklerde
Seversen Mevlâyı inme göllere
Bizi bekleyen var Yemen elinde
Şah Üseyin’e selam küfürlü içerikür turnalar


Bu sözün üzerine turna kuşu hemen Yemen’e gitti.Çocukların ebesi olan Hüsniye Ana’nın önünde kanlı kanadını çırparak Battal ve Gazi’nin yardım beklediğini bildirdi.Hüsniye Ana dedeleri Hz.Üseyin’e dönerek ağladı.

Hz. Üseyin, bir çadırdan uçurtma gererek, turna kuşunu önüne kılavuz alıp yola çıktı.Ve ilk indiği yer şimdiki adıyla Ankara’da bulunan Üseyin Gazi Tepesi oldu.Bu tepeye indiğinde bir kol buldu, bu kol şehit düşen büyük Battal Gazi’nin sağ kolu idi.Kolu alıp bağrına basarak ağlayan Hz. Üseyin kolu gömmeyle uğraşırken, gölün üstündeki turnadan bir ses verildi.Hz.Üseyin bir çıra yakarak göl kenarına indi ve torunlarının ayak izlerini buldu. Bunun üzerine İmam Üseyin iki diz üstüne geldi ve ağlayarak haykırdı. Kızlarına isim vererek,“Tezveren Sultan’ım yetiş, tezelden yavrunun muradını ver”, ikinci kızına, “Karyağdı Sultan’ım yavrularınızın başına karlar yağmış” diye ağıtlar yaktı.Bu evliyalar türbelerinin ismini babalarının çağırdığı isimden aldığı için,Karyağdı Sultan ve Tezveren Sultan olarak bilindi. Bu karın sebebi ise Ehlibeytin gönül yasının hiçbir zaman bitmediğini göstermekti.

Asırlar önce Hıdır ve İlyas’ın yaşadığı bu acı olaydan dolayı her yıl Mayıs ayının 10 ve 11’inde iki gün matem orucu tutulmaktadır.

Hak Muhammed Ya Ali, Kainat Şehidi İmam Üseyin; Ehlibeyt dostlarının tutacakları matemleri kabul etsin.

https://www.zohreana.com/hidir-ve-ilyasi...0-11-mayis

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  15 Mart 2018 Muharrem Orucu
Yazar: Admin - 04-19-2018 01:52 AM - Yorumlar (1)

Muharrem Orucu diye ifade edilen hakikâtte Hz.İmam Üseyin’in Yas-ı Matemidir. Hz.Üseyin’ in davası, Hz.Üseyin daha dünyaya gelmeden önce dedesi Hz.Muhammet Mustafa tarafından Hz.Ali’nin doğumunda Gülbenk duası ile bildirildi. Hz.Üseyin’in varlığı, makamı çok yücedir. Onun için yas-ı matemi de çok önemlidir.

Dedesi koynunda uyur Üseyin
Hak yoluna kestim yavrum bebeğim
Yasını tutmayana kulum mu derim
Huzuruma gelir mahrum ederim.

Nefes: Hz.Muhammed Mustafa
Bildiren : Mürşit Zöhre Ana

Muharrem Yası , Emevi anlayışının yakamızı hiç bırakmayan izlerini de hatırlamamıza neden olmakta.Kerbela'da akan kan Hz.Üseyin'in ve Ehlibeyt'inin mübarek kanı. İslam olduğunu söyleyip Muharrem Yasını yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu anlayış aynı zamanda peygamber yolunda olduğunu ifade etmekte ama Kerbela, İmam Üseyin, Yas gibi değerleri duyduğunda bu gerçekleri yok saymakta,inkar etmektedir !..

Kendilerine ve ailelerine reva görmedikleri her şeyi Hz.Üseyin ve Muharrem mevzu bahis olduğunda zıttını yapmaktadırlar.

Her insanın doğum ve ölüm tarihi sabit ve belli bir gündür. Her yıl değişmez, değişemez. Atatürk'ün gayba girdiği tarih nasıl 10 Kasım ise ve bizler her yıl aynı tarihte yüce Ata'mızı saygıyla anıyorsak bu durum Hz.Muhammed, Hz.Üseyin ve Ehlibeyt'i için de geçerlidir.

Emevi anlayışının hüküm sürdüğü ve bununla beraber o Emevi'nin şekillendirdiği yalancı tarihi bir kenara koyarsak; dünyanın hiçbir coğrafyasında bir kişinin şehit edildiği tarih ve yası her yıl 10 gün öne çekilerek farklı tarihlerde anma yapılmaz. Hz.Üseyin'in şehit edildiği tarih belli bir gündür ve bundan dolayı her yıl aynı tarihte yas tutulmaktadır.

Hz.Üseyin'in yası 4-15 mart tarihleri arasında toplam 12 gündür.

Kendi cenazesi için her sene "Yıl lokması" yapan ölen canını anan, her yıl aynı tarihte doğum gününü kutluyan ama Hz.Üseyin gibi dedesi Hz.Muhammed Mustafa'nın yolunda, O'nun Hakikat Kur'an'ı için mübarek başını veren Hz.Üseyin'e ve Ehlibeyt'e geldi mi mantıksız davranan iki yüzlü,vizdansız bir toplum ile karşı karşıyayız.

Canımızı yakan sadece bu tarih meselesi de değil. Aşure çorbalarının kapı kapı dağıtılması ve sokak ortalarında, siyasilerin,belediyelerin panayır havasına soktuğu Aşure dağıtımları da canımızı yakmaktadır.

Hiçbir cenazenin lokması kapı kapı dağıtılmaz !.. Annesinin,babasının,kardeşinin,eşinin cenaze lokmasını sokak ortalarında, elde tabak,tencere konuya komşuya dağıtan var mı?

Kerbela'nın Şahı Hz.Üseyin'in cenaze lokması, Aşure çorbası neden sokaklarda, neden kapı kapı dağıtılıyor?
İnsanların kendi aile fertlerine reva görmediğini Hz.Üseyin'e yapmaları hem haksızlık hem saygısızlık hem de vicdansızlıktır.

Pirimiz Zöhre Ana “Bizim tuttuğumuz Oruç değil, Yas’tır.” demektedir. Bu yas gönül yasıdır. Bu yas Ehlibeyt'in bitmeyen yasıdır. Sadece ağız bağlanarak tutulmaz...

***

Hak Muhammed Ali tüm Ehlibeyt dostlarının yası matemlerini tekrardan kabul etsin...

Muharrem Yası Mateminde , Pirimiz Zöhre Ana'nın Ehlibeyt ocağında yapılan ibadetlere ait fotoğları görmek için tıklayınız.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Muharrem Yası Matemi ve Yasakları
Yazar: çerağ - 03-02-2018 09:57 PM - Yorum Yok

Aslında Muharrem Ayı ve orucu diye söylenen Ehlibeytin yası matem aylarıdır. Alevilerin tuttuğu da oruç değildir, çünkü oruç belli bir süreliğine yemeden içmeden kendini alıkoymaktır..Oysaki biz sadece ağzımızı bağlayarak oruç tutmayız, özümüzü Ehlibeyte bağlayarak ; can cömertliği yapan Allah yoluna kanını döken Yüce Erenlerin acısını içimizde hissederek yası matemimizi tutarız...

Hz.Ali'den nefes döken Pir Zöhre Ana'mızın bildirdiği şekliyle Ehlibeytin yası matemi şöyledir :

18-19-20 Ocak Hz.Ali’nin Yası Matemi
26-27-28 Şubat Hızır Yası Matemi
1 – 2 – 3 Mart Eba Müslüm
4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 Mart Muharrem ayı. Hz.İmam Hüseyin’in Yası Matemi
16 Mart – 31 Mart Aşure Çorbası Günleridir
15 Aralık – 16 Aralık Hz.İmam Hasan’ın Yası Matemi



Yası matem diye bilinen aylar, üç ayları kapsar..Hz.Hasan'ın Aralık ayında gayba girdiği tarihle başlar, Hz.Ali'nin Ocak ayında gayba girişiyle devam eder ve Hz.Üseyin'in şehit edildiği Mart ayı ile biter..

Pir Zöhre Ana asırlardır süregelen resmi tarih yanlışlarını tüm gerçekliği ile topluma irşat etmiştir..Gerçek anlamıyla yası matem yukarıda belirtilen tarihlerde tutulmalıdır...Bu gerçeği açıklamakla birlikte bize düşen, Hak Muhammed Ali yolunda ,Ehlibeyt erenleri ve Hz.Üseyin aşkına yası matem tutan tüm canların niyetlerini Hak kabul etsin demektir..

Yası matemde yapılmaması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz :

-Yas boyunca su kesinlikle içilmez..Abartılmamak ve keyif verici bir durum almamak şartıyla susuzluk ayran, çay vb. içeceklerle azaltılabilir
-Nikah kıyılmamalı, sünnet, düğün vs. eğlenceler asla yapılmamalıdır
-Elma yenmez
-Madımak otu yenmez
-Kuşburnu tüketilmez
-3 Mart'tan itibaren kurban kesilmez
-Evli çiftler arasında cinsi münasebet yapılmaz..


Pirimiz Zöhre Ana'mızdan öğrendiğimiz yası matem yasakları bunlardır...Can cömertliği yapan tüm Ehlibeyt canlarına duyulan saygı , dökülen gözyaşı ve özü bağlamak bu yasaklara uymayı gerektirir..

Ehlibeyt Erenlerine aşk ile niyaz eylerim..

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Hz.Ali'nin Yası Matemi 18-19-20 Ocak | zohreana.com
Yazar: çerağ - 01-17-2018 01:00 AM - Yorumlar (3)





hz.ali

zöhre ana

alevilik inançları

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Karahöyük'lüler geleneksel yağmur duasini şah sultanda yaptilar
Yazar: çerağ - 05-31-2017 12:11 AM - Yorum Yok

Karahüyük Köylülerinin her yıl geleneksel olarak Mayıs ayı içinde yaptıkları yağmur duası 28.05.2017 Pazar günü, Bozan Köyünde bulunan Şah Sultan Türbesi’nde yapıldı.

Cumartesi günü kurbanlar (16 kurban) kesildi, hazırlıklar yapıldı akşam’da Şah Sultan Türbesinde Cem yapıldı. Pazar günü sabahı aşure yapıldı ve dağıtıldı. İkinci bir aşure ise öğleden sonra yapılarak konuklara ikram edildi. Daha sonra ise lokma pişirilip yağmur duası yapıldıktan sonrada katılımcılara hazırlanan lokmalar dağıtıldı. Yağmur duası sonrasında lokmalar yenirken 14.16’da gök gürültüsü ile yağmur yağmaya başladı. Birlik beraberlik emek ve çabalar sonrası katılımcılar huzurlu bir şekilde ziyaretten ayrıldılar.


[Resim: DSCN1252.jpg]

[Resim: DSCN1223.jpg]



arguvanhaber.com

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Alevilikte Hızır inancı ve Hıdırellez
Yazar: çerağ - 05-06-2017 11:05 PM - Yorum Yok

Hıdırellez diye geçen olay , Pir Zöhre Ana'mızın bildirdiği şekliyle kısaca şöyledir.

Hz.Peygamberimizin torunu , Hz.(H)Üseyin'in iki kızından olan torunları Battal ile Gazi, Ankara'da şimdiki Hüseyin Gazi tepesi denilen mevkide, eskiden burası göl olduğundan, bu gölde boğularak gayba girmişlerdir.

Boğulmadan önce, suda kendi cemallerini görüp birbirlerine Hıdır-İlyas ismini takmışlardır.

Suya düştüklerinde orada bulunan turna kuşundan, dedeleri Hz. Üseyin'e haber küfürlü içerikürmeleri için imdat istemişler, turna'nın biri gölü beklerken diğer turna Hz.Üseyin'e varıp kanatlarını çırparak olayı anlatmaya çalışmıştır.

Hz.Üseyin'İn nişanı olan Hüsniye Ana, turnanın yardım istediğini anlamış ve Hz.Üseyin'e dönerek

Küssün gönlün hiç bir zaman gülmesin yüzün
İki cihanda da var olsun sözün
Yetiş Ya Üseyin kör olsun gözün
Battal Gazi'm kalmış Urum elinde


diyerek Hz.Üseyin'i yardıma göndermiştir.

Bunun üzerine Hz.Üseyin, çadır uçurtması gererek, şimdiki Hüseyin Gazi tepesine inmiş, bazı üzücü olaylardan sonra göle geldiğinde diğer turnayı görüp, turnanın gölü beklediğini anlamış ve kızları Sakine ana ve Şehriban Ana'ya , yavrularının gayba girmesinden dolayı isimlerini Tezveren Sultan ve Karyağdı Ana olarak adlandırmıştır.

Bu mübarekler, Ankara'da türbesi bulunan Karyağdı Sultan ve Tezveren Sultan'dır .

O günden bugüne halk arasında Hıdırellez diye adlandırılan olay , Pir Zöhre Ana'nın bildirdiği 31 yıldan beri 2 günlük yas-matem (oruc) olarak tutulmaktadır.

Hz. Peygamberin ve Ehlibeyt'in her acısı , Gerçekler yanında (evliyalar) , bin yıllardır süregelmektedir.

Ne mutlu bu yolu sürene ...

alıntıdır...

http://www.zohreanaforum.com/alevilik-be...ellez.html

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Hz.Muhammed’in Vasiyeti ve İki Emaneti...
Yazar: çerağ - 03-24-2017 10:14 PM - Yorum Yok

Hz.Muhammed’in Vasiyeti ve İki Emaneti...

Hz.Muhammed, veda konuşmasında; “"Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sarılıp uydukça, yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Kur’an-ım ve Ehli Beyt’imdir“ buyurmuştur.


Hz.Muhammed Mustafa’nın Ehli Beyt hakkındaki beyanları.

1- Bana ve Ehli Beyt’ime dua ile selam getirmeyenin duası kabul olmaz.
2- Ehli Beyt’ime eziyet eden, Allah’a eziyet eder.
3- Ehli Beytim Nuh’un gemisine benzer, ona sarılan ebedi kurtuluşa erer. Kim binmezse helak olur.
4- Ey insanlar, Allah’ı kendi nimeti ile sizi beslediği için seviniz. Beni de Allah’a olan muhabbetinizle seviniz. Ehli Beyt’imi de bana olan muhabbetle seviniz.
5- Kuran ve Ehli Beyt ikizdir.
6- Her şeyin bir esası, bir temeli vardır. Dinin esası da Ehli Beyt’imdir ve onlara muhabbettir.
7- Benim şefaatim, ümmetimden Ehli Beyt’imi sevenleredir.
Allah’ın kelamında ve Hz.Muhammed’in, beyanlarında da verilen ilahi mesaj; Ehli Beyt’e, uyulması gerektiği vurgulanmıştır. Lakin Hz.Muhammed’in Hakk’a yürümesinden sonra bırakın ilahi emre uymayı, dünya malına tamah gösterip Ehli Beyt’e olmadık düşmanlığı yapmışlardır.

alıntıdır...

http://www.zohreanaforum.com/hz-muhammed...post167811

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Ehlibeyt’in Yas-ı Matem ve Özel Günleri
Yazar: çerağ - 02-11-2017 06:47 PM - Yorum Yok

Yası matem diye bilinen aylar,üç aylardır. Bunlar İmam Hasan’ın gayba girdiği (dünya değiştirmek) Aralık ayında başlar, Hz. Ali’nin gayba girdiği Ocak ayı ve Hz.Üseyin’in gayba girdiği Mart aylarını kapsar.

15 Aralıkta Hz. Hasan, ikinci eşi olan Ömer’in kızı Ayşe’nin küçük bacısı Eşe’nin hazırlayıp bal şerbetine karıştırdığı zehiri içmiş ve 16 Aralıkta gabya girmiştir. 15–16 Aralık Hz. Hasan’ın yası matem orucu olup, iki gün sürmektedir.

İmam Hasan’ın zehirlenerek şehit edilişinden 32 gün sonra Ocak ayında Hz. Ali, Ömer ve oğlu Milcan (Sıddık) tarafından tuzaklar kurularak Pazartesiyi Salıya bağlayan sabah namazında 05.30’da Milcan tarafından hançerlenerek şehit edilmiştir.

Hz. Ali şehit edildikten sonra kendisi Arap donunda gelerek, kendi cenazesini yıkamış ve kendi tabutunu küfürlü içerikürerek kerametini göstermiş ve cenazesini üç gün bekleterek Perşembe günü toprağa vermiştir.

Bundan dolayı Ocak ayının 18-19-20. günlerinde Hz. Ali’nin yası matemi olarak oruç tutulmaktadır.

“Güzümüzde bazı yörelerde Hızır Orucu diye tutulan 3 günlük oruç aslında Hz. Ali’nin yası matem orucudur.”

Hz. Ali’nin şehit edilişinden sonra Muaviye tarafından Hz. Üseyin Fırat Nehri kenarında abdest alırken balık ağında Mart’ın 4’ünde yakalanmış, 12 gün işkence gördükten sonra Mart’ın 15’i Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece sabaha karşı saat 05.30’da Hz. Üseyin’in başını ensesinden keserek katletmişlerdir.

Hz. Üseyin katledildikten sonra Ehlibeyt ve Ehlibeyt’i sevenler çeşitli işkencelere maruz kalmışlardır.

Şubatın 26’sından başlayarak üç gün Hz.Muhammed (Hızır) orucu tutulur.

Mart ayının 1,2,3 ‘üncü günü tutulan Eba Müslüm’ün yası olarak bilinen matemdir. Annesi Yeter Ana’nın Kırıkkale’nin Keskin kazasında yatan Haydar Sultan’a Üçler aşkına ve Allah rızası için tuttuğu oruçtur.

“Üç ayların sebepleri, bu gerçeklerin peş peşe şehit düşmesindendir. Bununla ilgili ayrıntılı bilgiler Zöhre Ana’nın “Ali Pirimdir Yolu Bizimdir” adlı 3. kitabında mevcuttur.”

“ŞUBAT 25’i 26’ya BAĞLAYAN GECEDEN” MART AYININ 15’I AKŞAMINA KADAR KESİNTİSİZ OLARAK 18 GÜN YASI MATEM TUTULUR.

ŞUBAT 26’SI İLE MART 15’I ARASINDAKİ YASI MATEMDE;

SU İÇİLMEZ
ELMA,
KUŞBURNU,
MADIMAK OTU YENİLMEZ.
MART’IN 3’ÜNDEN İTİBAREN KURBAN KESİLMEZ.


Zöhre Ana’nın bildirdiğine göre kirli kirli ibadet olamaz ve temizlik insanın hem özünde hem de bedeninde olması gerekmektedir. İman temizliğinin yanı sıra beden temizliğinin de önemi büyüktür.

Yası matem tutulurken gece mutlaka sahura kalkılmalıdır. Sabah saat 4’ten sonra yeme-içme kesilmeli ve iftar akşam saat 6’da yapılmalıdır. Sahura kalkılmadan oruç tutulamaz. Yemek yenmese dahi sahura kalkılmalı, abdest alıp niyetlenilmeli, yine iftar vakti abdest alınarak bu gerçekler yüzü suyu hürmetine dilekler tutularak oruç açılmalıdır.

Orucun HURMA veya ÜZÜM ile açılması sevaptır.

Hz. Üseyin defnedildikten sonra can yemeği olarak aşure çorbası yapılmış ve Hz. Üseyin’in canı için yedirilmiştir.

AŞURE ÇORBASINA KATILACAK MALZEME LİSTESİ

YARMA
ŞEKER
FINDIK
CEVİZ
FASULYE
NOHUT
ELMA
ÜZÜM
KARABİBER,TUZ,TARÇIN
KARANFİL
SU
HURMA
18 gün yası matem orucu tutulduktan sonra kurban kesilir. Kurbanın sulu yemeği yapılır. Aşure pişirildikten sonra Ehlibeyti sevip sayanlar ve bu lokmaya layık olanlar eve davet edilir, abdest alınarak dilekler tutulur ve lokmalar yenir. Lokmanın bir tanesi bile Hak katında çok üstün olduğu için kesinlikle insanların ayağına küfürlü içerikürülerek kapı kapı dağıtılmamalıdır.

Her On iki İmamlar adına ait olan çorba, Aşure değildir. Aşure, sadece İmam Üseyin adına can ekmeği olarak verilen lokmadır.

Oruçsuz, kurbansız, kan akıtmadan Aşure çorbası yapılamaz ve kapı kapı dağıtılması günahtır. Bizzat kendi evlerinde pişirilip inançlı ve saygı duyan insanlara kısmet edilir. Çünkü çok kutsal bir ibadettir. İnsanların kendi ailelerinin ne kadar değeri varsa ki onlardan üstün, insanlık adına can cömertliği yapan, Allah yoluna can veren Şah Üseyin için yapılan bu ibadette saygılı olarak yerine getirmeliyiz.

10 KASIM ile 1 NİSAN TARİHLERİ ARASINDA YASI MATEM AYLARI OLDUĞU İÇİN NİKÂH KIYILMAMALI, DÜĞÜN YAPILMAMALIDIR.

18-19-20 Ocak Hz.Ali’nin Yâs’ı Matemi
26-27-28 Şubat Hızır Yâs’ı Matemi
1 – 2 – 3 Mart Eba Müslüm
4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 Mart Muharrem ayı. Hz.İmam Üseyin’in Yâs’ı Matemi
16 Mart – 31 Mart Aşure Çorbası Günleridir
15 Nisan İsmail Peygamber’in Doğum Günüdür.
Helva verilir.
10 Mayıs – 11 Mayıs Hıdır – İlyas Yâs günüdür
15 Temmuz ismail Peygamber’e kurban indiği gündür
10 Kasım Atatürk’ün Yâs günüdür
15 Aralık – 16 Aralık Hz.İmam Hasan’ın Yâs’ı Matemi

Not: 26 Şubat – 15 Mart arası Yas’ı matem günleri kesintisiz tutulacaktır.

Kaynak : http://www.zohreana.com/alevi-takvimi

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Alevilikte eşikler neden kutsaldır ?
Yazar: çerağ - 01-10-2017 05:49 PM - Yorum Yok

Alevilikte eşik kavramı önemli ve kutsaldır..Cem evlerinin ve türbelerin eşiğine asla basılmaz , niyaz edilir ( öpülür ) ve içeri öyle girilir..Çünkü eşikten geçmek ; zahirden batına ulu canların varlığına erişmek ve Hakka gidilen yol demektir. Yoluna ikrar vermiş her can cemevi ve türbe eşiklerine basılmayacağının bilincinde , iki diz üzerinde içeri girer , bu ise : Hakka ve cümle Erenlere tam teslimiyetle özünü gönlünü bağlamak anlamına gelir..

Hz.Muhammed '' Ben ilmin şehriysem , Ali'de onun kapısıdır. '' demiştir..Yani şu mana çıkarılmalıdır : Şahı Merdan Ali'ye iman getirmeden , İlim şehrinin faziletine ve Hz.Muhammed'in ışığına ulaşılmaz.. Aleviler eşikten geçerken '' Medet Mürvet Sizden..Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali '' diyerek eşiğe niyazını verir ve içeri öyle girer.. Bunun anlamı ise her şeyin sahibinin Allah Muhammed Ali olduğunu kabul etmek ve boyun bükmektir..

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder