Bu Konuyu Okuyanlar: 1 ZiyaretÇi
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
YCHP’nin gerçek manifestosu!..
06-18-2016, 11:23 PM
Mesaj: #1
YCHP’nin gerçek manifestosu!..
Adı Mehmet Bekaroğlu…
CHP İstanbul milletvekili, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Parlamentodan Sorumlu Başdanışmanı… İşte bu muhterem, CHP milletvekillerine “Tarihi dönüm noktasında CHP” başlıklı 22 sayfalık bir mektup gönderdi…
Yaşamına “İslamcı” çizgide başlayan, İran Devrimi'nden etkilenen, Humeynici bir yönetim için savaş veren, CHP'ye geçtiğinde “bu partiye geçtiğimde kızım ağladı,”açıklaması yapan, “parti değiştirdim, çizgi değil” diyerek eski çizgisinden asla ayrılmadığını açıkça söyleyen bir İslamcı psikiyatri profesörünün CHP'yi tamamen başka bir iklime geçirecek rapor hazırlaması tabii başlı başına enteresan bir vaka!..
Demek ki CHP Genel Başkanı, kurucu ideolojiyi, “aydınlanma devrimini”, ilerici düşünceyi özümsemiş bir partili bulamadı, belki de istemedi, böylesine yaşamsal bir konuda özgeçmişi ve dahi bugünkü dünya görüşü açık seçik ortada bu arkadaşı görevlendirdi, bravo doğrusu!..
Muhteremin, eğer itibar görürse “Altı ok”, “ulus devlet”, “laiklik” gibi Cumhuriyetin çimentosu, temel öğeleri olan tüm değerleri çöp sepetine yollayan, partiyi tam anlamıyla“YCHP” haline dönüştürecek olan raporuna geçmeden önce izninizle, zaten sizin de bildiğiniz bir durumu anımsatmak istiyorum:
-Kılıçdaroğlu, bakmıştı ki, bu arkadaşı parti meclisine sokmak neredeyse imkansız, “kadın kontenjanını” kullanmıştı!.. O kadar değer veriyordu yani…
***
“Ana sorun temel ilkeler!”
Aslına bakarsanız, Bekaroğlu'nu kutlamak lazım… Örneğin, “Altı OK” ile ilgili düşüncesini pek de güzel açıklamış, hiç eğip bükmemiş:
-Bu tespit rahatsız edici olabilir; hemen “CHP'nin siyasi ilkleri bellidir, altı temel ilke ortada, CHP bu kurucu ilkeler çerçevesinde sosyal demokrat bir partidir” denebilir. Deniliyor da zaten. Esasen CHP'nin en temel sorunu da budur…”
Kısacası, CHP'nin varoluş nedeni olan “Altı ok” Bekaroğlu'na göre “en temel sorun” olarak saptanıyor!.. Zaten rapora da şu cümleyle başlıyor:
-Aşağıda yazacaklarım çok ters gelebilir ancak tamamının dünyanın geldiği yere, hayatın akışına uygun olduğu ve de “muasır medeniyetle” ilgili olduğu göz ardı edilmemelidir…
Yani o kadar iddialı! “Peki ne olmalıdır?” sorusuna ise “neo-liberal” ideolojinin tepe tepe kullanılan, içeriği gelişmekte olan ülkeleri “kuşatmaya almak”, “parçalamak, bölmek”, “işgal etmek”, “yeni dünya düzenine uydurmak” için sarıldığı argümanlarla yanıt veriyor, “Müslüman-solcu” arkadaş:
-Tek parti dönemi CHP'si devlet eliyle toplumu değiştirmeye çalışmıştır. Şimdi CHP bu devleti ele geçirmeyi değil de değiştirmeyi/ dönüştürmeyi/ demokratikleşmeyi önüne hedef olarak koymalıdır. Tabii buna bağlı olarak, devlet, ulus-devlet, millet/ulus, laiklik, kamusal alan… gibi kavramları da radikal bir şekilde gözden geçirmelidir…
Burada ufak bir yakın tarih dersi gerekiyor; arkadaşın sözünü ettiği “tek parti” dönemi Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasında yer alan, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetin kuruluşu ve Aydınlanma Devrimi sürecini de kapsayan yaklaşık çeyrek asırlık bir dönem. 600 yıllık bir padişahlık ve kulluk sürecinden, Cumhuriyet ve yurttaşlık dönemine geçen bir ülkede ve de dünyanın o karanlık ve çalkantılı sürecinde, yeni devlet topluma öncülük etmeyecekti de ne yapacaktı?. Bugün rahat koltuğundan sallamak kolay tabii!. Asıl “vah vah” denilmesi gereken devletin o zamanki rolü değil, Aydınlanma Devriminin yarım kalmasıydı…
-Tabii bu, dünyayı 180 derecelik bakış farklılığıyla izleyen din referanslı bir zatın görebileceği bir şey değil!..
***
“Ulus-devletin modası geçti!”
Bekaroğlu'nun raporunu 22 sayfa yazmasına da gerek yoktu zannımca…
Yukarıda alıntıladığım gibi sıraladığı kavramlar üzerinde “radikal değişiklikleri”sıralasaydı da yeterdi!..
Örneğin, “tamam, ‘Türk milleti' hiçbir zaman ırk temelinde tanınmadı ama artık hiçbir Kürt'e “Türküm' dedirtemezsiniz… ‘Türkiyeli' kavramı en doğru seçenektir”satırları gibi!..
Örneğin, “Tekrar bir millet olmamız için, laiklik kavramını da yeni baştan tanımlamak zorundayız” cümlesi gibi!.. Bekaroğlu burada öyle bir “yeni model”öneriyor ki, aslında hiç zahmet etmesine gerek yoktu; İsmail Kahramanlar, Bülent Arınçlar, Tayyip Erdoğanlar daha önce defalarca aynı sakızı çiğnemişlerdi!..
Örneğin, “CHP'de mezhep sorunu olduğunu unutmamalıyız. Parti ‘Alevi partisi' olarak algılanıyor. Parti içi mücadelede Alevilik ve Cemevleri alabildiğine kullanılıyor. Parti içindeki Alevi temsili toplumdaki Alevi oranının çok üstüne çıkmıştır” zavallılığı gibi!..
Bilmiyordum, böylelikle öğrenmiş oldum; demek ki Aleviler, Sünniler, Kürtler vs.. partilerde toplumdaki oranlarına göre temsil edilebilirler, gerisi yasak!.. Böyle hastalıklı bir görüş doğal olarak şikayet eder gibi göründüğü “algı yaratma” operasyonuna su taşımaktan başka bir işe yaramıyor!.. O zaman niçin AKP'de, MHP'de, BBP'de neredeyse bir tane Alevi yok?..
Örneğin, “ulus-devlet inşa etme projesi geçmişte kaldı. Dün Türkiye'nin birliği için anlamlı olan bu proje bugün Türkiye'yi parçalanmaya doğru sürüklemektedir. Türkiye'de Türkler ve Kürtlerin iki halk olarak birlikte yaşayacakları formülünü bulmak zorundayız” cingözlüğü!..
Yeni Dünya Düzeninin başta gelen ideologlarından John Nasbitt'in Sovyetler'in yıkılmasından hemen sonra NPQ dergisinde yazdığı “Ulus-devlet modası geçmiştir. Artık 180 değil, 1080 ülkeli bir dünya lazım. Kent devletleri lazım” sözlerine ne kadar çok benziyor, değil mi?!..
-Bu şahane rapor, başta Kılıçdaroğlu, tüm YCHP'lilere hayırlı, uğurlu olsun…

sozcu.com

alevi haber

My Last Threads
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


[-]
Hemen Paylaş! (Hepsini Göster)
Facebook Twitter Technorati Linkedin Digg MySpace Delicious

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  İşte gerçek anlamıyla Alevilik... Admin 0 1,418 07-21-2013 07:53 PM
Son Mesaj: Admin

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir