Alevi Forum|Alevi nedir|Alevi ünlüler|Alevi köyleri|Alevi türküleri
ALEVİLİKTE AR ve AHLAK NEDİR ? - Baskı Önizleme

+- Alevi Forum|Alevi nedir|Alevi ünlüler|Alevi köyleri|Alevi türküleri (http://www.aleviforum.net)
+-- Forum: Alevi | Alevilik | Ana Forum (/Forum-alevi-alevilik-ana-forum.html)
+--- Forum: Alevilik Araştırmaları (/Forum-alevilik-arastirmalari.html)
+--- Konu Başlığı: ALEVİLİKTE AR ve AHLAK NEDİR ? (/Konu-alevilikte-ar-ve-ahlak-nedir.html)



ALEVİLİKTE AR ve AHLAK NEDİR ? - çerağ - 09-07-2016 09:24 PM

ELİNE – DİLİNE – BELİNE DOĞRU OLMAK
Hayvanlıktan sıyrılıp insanlığa girerken sınır: Eline-Diline-Beline sahip olmaktır. Gerçek insan ve gerçek İslâm olabilmek, ancak ELİNE-DİLİNE-BELİNE sağ ve sahip olmakla, yani EDEB’li olmakla gerçekleşebilir. Anadolu’daki Alevî toplumlarının asla değişmeyen ve kayıtsız şartsız yerine getirmekle yükümlü oldukları ahlâki kurallar işte bunlardır. Görgü cemleri’nde tâlib’in beline bağlanan “Tığbend” kuşağına üç düğüm vurulur. Bunların anlamı, “Allah-Muhammed-Ali”nin simgesi olduğu gibi, “Eline-Diline-Beline” sahip olmak ve kendine güveni olmaktır. Çok güçlü bir AHLÂK SİSTEMİ geliştirmiş olan ALEVİLİK’te, ahlâk dışı bir davranışta bulunan kişi, yol dilinde DÜŞKÜN sayılır ve toplum dışına atılır. Zira, kişi kendisine hoş gelmeyeni, başkasına yapmamalıdır.

Sen sana ne sanırsan, ayruğa da anı san
Dört Kitâb’ın manâsı budur eğer var ise.”
(Yunus Emre)


Cem’lerde İKRAR verirken tâlib, mürşidinden şu öğütleri (telkin’i) alır:
Mezhebini bir bil. Rehberini peder bil. Mürşidini, pîr’in vârisi bil. Yalan söyleme. Haram yeme. Gıybet etme, arkadan dedi-kodu yapma. Şehvetperest olma. Eline-diline-beline sahip ol. Kin ve kibir tutma. Kimseye haset etme. Garaz, buğuz, inat etme. Gördüğünü ört, görmediğini söyleme. Elinle komadığını alma. Elinin ermediği yere el uzatma. Sözünün geçmediği yere söz söyleme. İbretle bak, hilm (yumuşaklık) ile söyle. Küçüğüne izzet, büyüğüne hürmet ve hizmet eyle. Oniki İmam’ı, Ondört Mâsûm’u bir nûr bil. Bunları hak olarak tanı. Her yerde ve kendi özünde Hakk’ı hazır bil. Erenlerin sırlarına eriş. Gerçek mürşid Muhammed Mustafâ’yı, gerçek rehber Ali-el-Murtezâyı bil. Özünü bu yolda böylece tut. Evveli Hû, âhiri Hüü İşte, her Alevî, yaşamı boyunca bu kurallara uymakla yükümlüdür; mürşid ve cemâat önünde verdiği sözünde (ikrarında) durmazsa DÜŞKÜN edilir ve cezaya çarptırılır. Düşkün’e paylama, uyarma, cemlere alınmama gibi manevî cezalarla, hatta toplumdan dışlama yargıları verilir.

Haram’dan, zina’dan, koğ’dan kaçarız
Hakk’a doğru menzil menzil göçeriz
Can baş meydanında ser’den geçeriz
Kurbana lâyıktır koçumuz bizim


Gerçekte insan’ın, Hz. Pîr Hacı Bektaş Velî’nin (ceddi pâki Hz. Muhammed Mustafâ ve Hz. Aliyy-el-Murtezâ’dan ve İslâm’ın özünden alarak) öğrettiği anlamda gerçek insan (insan-ı kâmil) olabilmesi için, Ulu Hünkâr’ın kurmuş olduğu en disiplinli AHLÂK KURUMU olan yolunun getirdiği ilk kurala noksansız olarak uyması gerekir. O da EDEB sözcüğünün geniş kapsamı içinde görülür. EDEB’den maksat, bir kişinin:
1-ELİNE. 2- DİLİNE. 3 – BELİNE
Sadık olmasıdır. Toplumu geliştirdiği kadar aynı zamanda yıkacak olan bu insan uzuvlarının gördükleri işler çok büyük bir önem taşımakta ve bu önem de kısaca EDEB kelimesiyle Hacı Bektaş’ın yolunda en sarsılmaz bir kural halini almaktadır.
EL: Her maddî fenalık insan oğlunun elinden meydana geldiğine göre, el’e sadık olmak kaydının, insanı nasıl bir disipline bağladığı çok açık olarak anlaşılır.
DİL: Dil de el kadar önemlidir. Kaldı ki kötü bir eylemin en son evresini önce hazırlayan dil’dir. Dil’e sadık olmak da bu kadar önemlidir.
BEL: Bel’e sadık olmak ise, insanın hayvanî duygularının yasa-dışılığını bertaraf eder.
Bunları daha geniş anlamlan ile açıklamak gerekirse, Hz. Hünkâr’ın yolunda kişiye yapılan (Elinle koymadığını alma, kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma, kötü söyleme, haram yeme v.b.) şeklindeki ahlâki telkinleri ve bunlar üzerine yaptırılan yemin (ikrar) ile, kişinin bu niteliklerle bezenmesi ve buna söz vermesi, dünyaya yeniden ve masum (tertemiz) bir şekilde gelmesi demek olur. Kaldı ki düşünce âleminde dahi kötü düşünmeğe izin verilmez.. Hz. Hünkâr, Makalât’ında, “İnsanın üç iyi dostu vardır. Öldüğünde, bunlardan biri evde, öbürü yolda kalır; üçüncüsü ise kendisiyle birlikte gider. Evde kalan malı, yolda kalan dostlarıdır. Kendisiyle giden ise iyiliğidir.” der.
Hünkâr’ın kurduğu yolda gitmek isteyenlerde birçok nitelikler aranır:
Cömertlik, konukseverlik, gönül kırmamak, cesaret, yiğitlik, sabır, terbiye, ayıpları görmemek, doğruluktan ayrılmamak… Anlaşılıyor ki, bütün İSLÂM’ın nefis terbiyesine ilişkin olan İBÂDET’le sağlayacağı her husus Hz. Hünkâr’ın yolunda toplanmış, kurallaşmış bulunmakla İslâm’ın bizzat kendisi olmuştur. Bu oluş, Türk’ün İslâm oluşundan önce de sahip olduğu vasıfların gerçek yolunda devamıdır.

Sana yerden gökten büyük nasihat
Gördüğün ört görmediğin söyleme
Erenlerden, Pir’den budur emânet
Gördüğün ört, görmediğin söyleme


Kaldı ki, kişi bu niteliklerle donanmış olmak için, ALLAH üzerine yemin eder, MUHAMMED ve ALİ’yi (Şâh-ı Risâlet ve Şâh-ı Velâyet’i) tanır ve gerçek insan olmak için bu ikrarını Hz. Hünkâr yolundan yapar ve dönemez. Döndüğü anda çok ağır bir şekilde cezasını görür. Şerîat’ın koyduğu kurallarda bu durum yani ikrar sorunu yoktur.

http://www.zohreanaforum.com/alevilik-bektasilik-arastirmalari/59763-alevilikte-ar-ve-ahlak-nedir.html#post166620