<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Alevi Forum - Alevi Edebiyatı]]></title>
		<link>https://www.aleviforum.net/</link>
		<description><![CDATA[Alevi Forum - https://www.aleviforum.net]]></description>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 06:52:41 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hazreti Ali'den Özlü ve Güzel Sözler, Alevi Sözleri - 1]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-hazreti-ali-den-ozlu-ve-guzel-sozler-alevi-sozleri-1.html</link>
			<pubDate>Thu, 04 Sep 2014 01:21:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-hazreti-ali-den-ozlu-ve-guzel-sozler-alevi-sozleri-1.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Ali'den Özlü ve Güzel Sözler, Alevi Sözleri - 1</span><br />
<br />
1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. <br />
2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır. <br />
3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir. <br />
4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir. <br />
5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir. <br />
6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir.<br />
7. Adil ol, kudretin sürekli olsun. <br />
8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir. <br />
9. Affedilmeyecek günah, insanların bir birlerine olan zulmüdür.<br />
10. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyiniz.<br />
11. Ahdini bozmak ALLAH’ı ve halkı gazaplandırır.<br />
12. Ahmak, her lafın başında yemin eder. <br />
13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.<br />
14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz. <br />
15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.<br />
16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.<br />
17. Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir. <br />
18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister. <br />
19. Akıllı, düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç. <br />
20. Akıllı insan edeple öğüt alır. Dayaktan başka bir şeyle terbiye edilemiyenler hayvanlardır.<br />
21. Akıllı, insanların en mutlusudur. <br />
22. Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır. <br />
23. Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur. <br />
24. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar. <br />
25. Akil kişi, kemâl taleb eder.<br />
26. Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir. <br />
27. Alçak gönüllülük, ilimin meyvesidir. <br />
28. Alçak gönüllülük, en büyük şereftir. <br />
29. Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.<br />
30. Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.<br />
31. Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir. <br />
32. Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde ALLAH’u Teâlâ’yı hatırlayabilmek , kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir .<br />
33. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer. <br />
34. Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır. <br />
35. ALLAH dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler. <br />
36. ALLAH katında insanların en kötüsü, hayatında midesini ve şehvet güdüsünü doyurmaktan başka hedefi olmayan kismedir.<br />
37. ALLAH seni özgür yaratmışken, başkasının kölesi olma.<br />
38. ALLAH’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur. <br />
39. ALLAH’ü Teâlâya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.<br />
40. Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır. <br />
41. Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır. <br />
42. Aslını inkar eden haramzadedir.<br />
43. Aş verirsen doyur. <br />
44. Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü sakladılar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.<br />
45. Aşırılık gösterme sevgide. Çünkü insan ne zaman o sevgiden hoşnut kalmayacağınızı bilemez. Hoşnutsuzluk duyar da insana nefret duyarsan, nefretinde de aşırılık olmasın. Nefretinden ne zaman döneceğini bilemezsin.<br />
46. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyiniz.<br />
47. Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır. 48. Ayılması çok güc olan zenginlik sarhoşluğunda ALLAH”a sığınınız. <br />
49. Aynı Anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin, uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benziyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar.<br />
50. Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır. <br />
51. Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.<br />
52. Az yemek yemek sağlıktır. <br />
53. Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.<br />
54. Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır. <br />
55. Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.<br />
56. Azla yetinen kimse zengindir. <br />
57. Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun. <br />
58. Babana riyet edersen, sende oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin .<br />
59. Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır. <br />
60. Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder. <br />
61. Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme. <br />
62. Başkalarına kulluk etme; ALLAH seni hür yaratmıştır.<br />
63. Başkalarını çekiştireni, ister Hakk üzere olsun, ister batıl yalanlayınız.<br />
64. Başkalarını ıslah etmek istiyor isen önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.<br />
65. Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır. <br />
66. Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.<br />
67. Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.<br />
68. Beceremeyeceğin bir iş için söz verme. <br />
69. Ben Cehennem’in taksimcisiyim, Kıyamet Günü’nde Cehennem’e bu senin, bu da benim diyeceğim.<br />
70. Ben konuşan Kur’anım.<br />
71. Ben mü’minlerin emîriyim; onların en yoksulunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım.<br />
72. Benim 3 türlü Dostum vardır. Benim Dostlarım, Dostlarımın Dostları ve Düşmanlarımın düşmanı. <br />
73. Benim izzet ve ikramım yemin ederim ki atalardan mirastır ve onlar benden önceliklidir.<br />
74. Bencillik kimde olursa, helak olur. <br />
75. Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır. <br />
76. Bırak bu içindeki ikililiği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.<br />
77. Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir. <br />
78. Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir. <br />
79. Bilgi gibi hazine olamaz. <br />
80. Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.<br />
81. Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol. <br />
82. Bilgin kişinin rütbesi rütbelerin en üstünüdür. <br />
83. Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.<br />
84. Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür. <br />
85. Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir. <br />
86. Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini ALLAH’u Teâlâ bilir’ demekten sakınmasın.<br />
87. Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün, ya da pek geri kalmış.<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/diger/53439-hzali-sozleri-alevi-sozleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/diger/53439...zleri.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hazreti Ali'den Özlü ve Güzel Sözler, Alevi Sözleri - 1</span><br />
<br />
1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. <br />
2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır. <br />
3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir. <br />
4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir. <br />
5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir. <br />
6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir.<br />
7. Adil ol, kudretin sürekli olsun. <br />
8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir. <br />
9. Affedilmeyecek günah, insanların bir birlerine olan zulmüdür.<br />
10. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyiniz.<br />
11. Ahdini bozmak ALLAH’ı ve halkı gazaplandırır.<br />
12. Ahmak, her lafın başında yemin eder. <br />
13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.<br />
14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz. <br />
15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.<br />
16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.<br />
17. Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir. <br />
18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister. <br />
19. Akıllı, düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç. <br />
20. Akıllı insan edeple öğüt alır. Dayaktan başka bir şeyle terbiye edilemiyenler hayvanlardır.<br />
21. Akıllı, insanların en mutlusudur. <br />
22. Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır. <br />
23. Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur. <br />
24. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar. <br />
25. Akil kişi, kemâl taleb eder.<br />
26. Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir. <br />
27. Alçak gönüllülük, ilimin meyvesidir. <br />
28. Alçak gönüllülük, en büyük şereftir. <br />
29. Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.<br />
30. Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.<br />
31. Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir. <br />
32. Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde ALLAH’u Teâlâ’yı hatırlayabilmek , kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir .<br />
33. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer. <br />
34. Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır. <br />
35. ALLAH dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler. <br />
36. ALLAH katında insanların en kötüsü, hayatında midesini ve şehvet güdüsünü doyurmaktan başka hedefi olmayan kismedir.<br />
37. ALLAH seni özgür yaratmışken, başkasının kölesi olma.<br />
38. ALLAH’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur. <br />
39. ALLAH’ü Teâlâya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.<br />
40. Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır. <br />
41. Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır. <br />
42. Aslını inkar eden haramzadedir.<br />
43. Aş verirsen doyur. <br />
44. Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü sakladılar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.<br />
45. Aşırılık gösterme sevgide. Çünkü insan ne zaman o sevgiden hoşnut kalmayacağınızı bilemez. Hoşnutsuzluk duyar da insana nefret duyarsan, nefretinde de aşırılık olmasın. Nefretinden ne zaman döneceğini bilemezsin.<br />
46. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyiniz.<br />
47. Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır. 48. Ayılması çok güc olan zenginlik sarhoşluğunda ALLAH”a sığınınız. <br />
49. Aynı Anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin, uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benziyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar.<br />
50. Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır. <br />
51. Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.<br />
52. Az yemek yemek sağlıktır. <br />
53. Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.<br />
54. Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır. <br />
55. Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.<br />
56. Azla yetinen kimse zengindir. <br />
57. Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun. <br />
58. Babana riyet edersen, sende oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin .<br />
59. Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır. <br />
60. Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder. <br />
61. Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme. <br />
62. Başkalarına kulluk etme; ALLAH seni hür yaratmıştır.<br />
63. Başkalarını çekiştireni, ister Hakk üzere olsun, ister batıl yalanlayınız.<br />
64. Başkalarını ıslah etmek istiyor isen önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.<br />
65. Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır. <br />
66. Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.<br />
67. Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.<br />
68. Beceremeyeceğin bir iş için söz verme. <br />
69. Ben Cehennem’in taksimcisiyim, Kıyamet Günü’nde Cehennem’e bu senin, bu da benim diyeceğim.<br />
70. Ben konuşan Kur’anım.<br />
71. Ben mü’minlerin emîriyim; onların en yoksulunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım.<br />
72. Benim 3 türlü Dostum vardır. Benim Dostlarım, Dostlarımın Dostları ve Düşmanlarımın düşmanı. <br />
73. Benim izzet ve ikramım yemin ederim ki atalardan mirastır ve onlar benden önceliklidir.<br />
74. Bencillik kimde olursa, helak olur. <br />
75. Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır. <br />
76. Bırak bu içindeki ikililiği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.<br />
77. Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir. <br />
78. Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir. <br />
79. Bilgi gibi hazine olamaz. <br />
80. Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.<br />
81. Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol. <br />
82. Bilgin kişinin rütbesi rütbelerin en üstünüdür. <br />
83. Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.<br />
84. Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür. <br />
85. Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir. <br />
86. Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini ALLAH’u Teâlâ bilir’ demekten sakınmasın.<br />
87. Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün, ya da pek geri kalmış.<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/diger/53439-hzali-sozleri-alevi-sozleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/diger/53439...zleri.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz. Ali'nin En güzel sözleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-hz-ali-nin-en-guzel-sozleri.html</link>
			<pubDate>Tue, 06 May 2014 00:42:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-hz-ali-nin-en-guzel-sozleri.html</guid>
			<description><![CDATA[Kendi ayıbına bakan kimse ve onu ıslaha çalışan kişi, halkın ayıbına bakmaz. <br />
<br />
Allaha taatle uğraşmak en karlı iş, doğru konuşan dil ise, en güzelidir. <br />
<br />
İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlardır. <br />
<br />
Sabır en güzel huy, ilim en şerefli süs eşyasıdır. <br />
<br />
İyilikle, hür adamı köle yaparsın. <br />
<br />
Nerede bir bilgin görürsen, hemen buyruğunu kabul edip hizmetine gir. <br />
<br />
İnatçılık insanın aklına zararlıdır. <br />
<br />
İlim meclisi cennet bahçesidir. <br />
<br />
Zaman bana karşı maske takındı, beni tanımazlıktan geldi, bilmedi ki ben güne saygılıyım ve talihsizliklerin en korkulusunu bile kolay şeymiş gibi karşılarım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kendi ayıbına bakan kimse ve onu ıslaha çalışan kişi, halkın ayıbına bakmaz. <br />
<br />
Allaha taatle uğraşmak en karlı iş, doğru konuşan dil ise, en güzelidir. <br />
<br />
İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlardır. <br />
<br />
Sabır en güzel huy, ilim en şerefli süs eşyasıdır. <br />
<br />
İyilikle, hür adamı köle yaparsın. <br />
<br />
Nerede bir bilgin görürsen, hemen buyruğunu kabul edip hizmetine gir. <br />
<br />
İnatçılık insanın aklına zararlıdır. <br />
<br />
İlim meclisi cennet bahçesidir. <br />
<br />
Zaman bana karşı maske takındı, beni tanımazlıktan geldi, bilmedi ki ben güne saygılıyım ve talihsizliklerin en korkulusunu bile kolay şeymiş gibi karşılarım.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaşanmış Türkü Hikayeleri -Ah,Bir ataş ver]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-yasanmis-turku-hikayeleri-ah-bir-atas-ver.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Mar 2014 12:34:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-yasanmis-turku-hikayeleri-ah-bir-atas-ver.html</guid>
			<description><![CDATA[Ah,Bir ataş ver !..(Çok sevdiğim ve severek okuduğum bir türkü )<br />
<br />
Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları 4 Nisan 1953, Saat 02:15<br />
<br />
Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile Çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının Öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi<br />
<br />
Ah, Bir Ataş Ver, Cıgaramı Yakayım<br />
Sen Sallan Gel, Ben Boyuna Bakayım<br />
<br />
<br />
Uzun Olur Gemilerin Direği<br />
Ah,Çatal Olur Efelerin Yüreği<br />
Ah,yanık olur Anaların yüreği<br />
<br />
Ah, Ataşı Gavur, Sinem Ko Yansın<br />
Arkadaşlar Uykulardan Uyansın<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/muzik/881-yasanmis-turku-hikayeleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/muzik/881-y...eleri.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ah,Bir ataş ver !..(Çok sevdiğim ve severek okuduğum bir türkü )<br />
<br />
Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları 4 Nisan 1953, Saat 02:15<br />
<br />
Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile Çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının Öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi<br />
<br />
Ah, Bir Ataş Ver, Cıgaramı Yakayım<br />
Sen Sallan Gel, Ben Boyuna Bakayım<br />
<br />
<br />
Uzun Olur Gemilerin Direği<br />
Ah,Çatal Olur Efelerin Yüreği<br />
Ah,yanık olur Anaların yüreği<br />
<br />
Ah, Ataşı Gavur, Sinem Ko Yansın<br />
Arkadaşlar Uykulardan Uyansın<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/muzik/881-yasanmis-turku-hikayeleri.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/muzik/881-y...eleri.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ali Yolu Sır Dolu]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-ali-yolu-sir-dolu.html</link>
			<pubDate>Sun, 08 Dec 2013 00:21:46 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-ali-yolu-sir-dolu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ali Yolu Sır Dolu</span><br />
<br />
Ali yolu sır dolu <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Erenler dergahında <br />
Sırrın çözmeye geldim <br />
Canlarla kırklar ceminde <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
İlim ışığında sırra ermeye <br />
Hakikat kapına geldim <br />
Erenler dergahında <br />
Canlarla dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Niyaz eyledim mühürlendim <br />
Hamdım piştim <br />
Hamdolsun insan olmuşuz <br />
Dört kapı geçip <br />
Kırk makamda durmuşuz <br />
Ali yolu sır dolu <br />
Pir yolunda sırra erdim <br />
Etle kemik dile geldi bile geldi <br />
Tanrı sende <br />
İnsani kamil olmak sende <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir yolunda</span> hamdım piştim <br />
Canlarla semah durdum <br />
Yedi gün kırk gece <br />
İnsana erdim tanrıyı duldum <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Mürşitler talipler huzurunda <br />
Dara durdum <br />
Yoluna yoldaş sözüne dil <br />
Diline sır <br />
Bağına gül oldum meclisinde <br />
Dağların başında duman <br />
Ovalarında turna olup <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir yolun</span> geçip <br />
Kırklar meclisinde <br />
Ali sırrın çözüp <br />
Hakikat kapısını geçip <br />
İnsan olmaya vardım <br />
Horasan diyarına <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pirlerin </span>yurduna <br />
Ali yolu sır dolu <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Dört kapı kırk makamda <br />
Durdum erler meydanında <br />
Canlarla cem tutum <br />
Ateş su gök yer <br />
Bir nefesle can hasıl oldu <br />
Cana dil dile söz gerek oldu <br />
Söze sır sırra Ali <br />
Şeriat tarikat <br />
Marifet hakikat <br />
Kapından geçtim <br />
Ali yolu sır dolu <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda</span><br />
 <br />
Cevat Üstün]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ali Yolu Sır Dolu</span><br />
<br />
Ali yolu sır dolu <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Erenler dergahında <br />
Sırrın çözmeye geldim <br />
Canlarla kırklar ceminde <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
İlim ışığında sırra ermeye <br />
Hakikat kapına geldim <br />
Erenler dergahında <br />
Canlarla dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Niyaz eyledim mühürlendim <br />
Hamdım piştim <br />
Hamdolsun insan olmuşuz <br />
Dört kapı geçip <br />
Kırk makamda durmuşuz <br />
Ali yolu sır dolu <br />
Pir yolunda sırra erdim <br />
Etle kemik dile geldi bile geldi <br />
Tanrı sende <br />
İnsani kamil olmak sende <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir yolunda</span> hamdım piştim <br />
Canlarla semah durdum <br />
Yedi gün kırk gece <br />
İnsana erdim tanrıyı duldum <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Mürşitler talipler huzurunda <br />
Dara durdum <br />
Yoluna yoldaş sözüne dil <br />
Diline sır <br />
Bağına gül oldum meclisinde <br />
Dağların başında duman <br />
Ovalarında turna olup <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir yolun</span> geçip <br />
Kırklar meclisinde <br />
Ali sırrın çözüp <br />
Hakikat kapısını geçip <br />
İnsan olmaya vardım <br />
Horasan diyarına <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pirlerin </span>yurduna <br />
Ali yolu sır dolu <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda </span><br />
Dört kapı kırk makamda <br />
Durdum erler meydanında <br />
Canlarla cem tutum <br />
Ateş su gök yer <br />
Bir nefesle can hasıl oldu <br />
Cana dil dile söz gerek oldu <br />
Söze sır sırra Ali <br />
Şeriat tarikat <br />
Marifet hakikat <br />
Kapından geçtim <br />
Ali yolu sır dolu <br />
Dolu içtim <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">pir yolunda</span><br />
 <br />
Cevat Üstün]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ker-bela…]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-ker-bela%E2%80%A6.html</link>
			<pubDate>Mon, 12 Aug 2013 22:21:59 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=5">Anıtkabir</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-ker-bela%E2%80%A6.html</guid>
			<description><![CDATA[Ker-bela’yı anlamak ve anlamlandırarak anmak üzere kaleme alınmıştır.<br />
<br />
Bilim, “Denizin dibindeki en küçük kum tanesinden güneşe, tek hücreli bir balıktan en karmaşık insana kadar evrende her ne var ise, hepsi birbiriyle ilişki ve çelişki içindedir” der.<br />
<br />
Ayrıca, “ Her varlığın bir karşıta sahip olduğu, karşıtların ise kendi içinde zıtlar barındırdığı doğrulanır” bilim insanları tarafından.<br />
<br />
Hüseyin ile Yezit bu iki karşıtın, Hüseyin pozitif-artı’nın, Yezit negatif-eksi’nin sembolüdür.<br />
<br />
Yeryüzünde iki karşıtın çakıştığı trajedik ve en çarpıcı noktadır “ker-bela”.<br />
<br />
Hüseyin’i hatırladığınız zaman, Yezit çıkar hemen karşınıza. Yezit’i lanetlerken, hemen Hüseyin belirir iç sızınızda, göz yaşınızda.<br />
<br />
Biri sevgi’nin, diğeri nefretin temsilcisidir. Biri dostluğun, diğeri şiddetin insandaki tecellisidir.<br />
<br />
Zıtların birbirini varetme ve yoketme çatışması, sürtüşmesi arasında çıkan çıngıdır yaşam. Zıtların varlığı, birliği ve mücadelesi gerçekliğini anlatmanın ve anlamanın somut ve çarpıcı bir örneğidir “ker-bela”. Bunun için kuşaktan kuşağa, dilden dile sürüp gider ve tap taze durur belleklerimizde.<br />
<br />
Cem törenlerinde sahnelenen, otantik ve dramatik bir müzikal’dir “ker-bela” anlatımı. Bu, tarihi insanlık dıramını opera’larda sahneleyerek, evrensel bir mesaja dönüştürmenin zamanıdır. Bu dramın senaryosu can ve kan ile yazılmıştır. Bu trajedinin karakterleri her zaman varolmuştur insanlık tarihinde.<br />
<br />
Zalimin mazluma, kirlinin temize, nefretin sevgiye, şiddeti kullanarak üstün gelişinin kurgusu ve diyaloğu, Alevilerce asırlardır Cem törenlerinde işlenmiştir. Şiddet lanetlenmiş, sevgi yüceltilmiştir.<br />
<br />
Yetmişiki millete mensup her toplum bireyinin, bugün bile iki ayrı damarın ayrımında olup, Hüseyin tarafında yeralması mümkündür. Aviler Hüseyin’in acısını hissetmiş, onun gözüyle bakmış, yaşamı kucaklayıp sahiplenerek, Yezit şiddetinden korumayı erdem bilmiştir. Muharrem matemi, bu özü bilince çıkartmanın, bu bilinci canlı tutmanın, bu canlılığı insanlıkla paylaşmanın vesilesidir.<br />
<br />
Asıl amaç bu acıların mayaladığı özümüzdeki tad’a ulaşmak. İnsan-ı Kamil olmak. Rızalık terazisinde gül’ü gül ile tartmak. Kendine ulaşmak üzere, bu ulu Yol’da şefk ile yol almak.<br />
<br />
Gerçeğin demine, Aşk ile…<br />
<br />
Durak Arslan, Strasbourg]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ker-bela’yı anlamak ve anlamlandırarak anmak üzere kaleme alınmıştır.<br />
<br />
Bilim, “Denizin dibindeki en küçük kum tanesinden güneşe, tek hücreli bir balıktan en karmaşık insana kadar evrende her ne var ise, hepsi birbiriyle ilişki ve çelişki içindedir” der.<br />
<br />
Ayrıca, “ Her varlığın bir karşıta sahip olduğu, karşıtların ise kendi içinde zıtlar barındırdığı doğrulanır” bilim insanları tarafından.<br />
<br />
Hüseyin ile Yezit bu iki karşıtın, Hüseyin pozitif-artı’nın, Yezit negatif-eksi’nin sembolüdür.<br />
<br />
Yeryüzünde iki karşıtın çakıştığı trajedik ve en çarpıcı noktadır “ker-bela”.<br />
<br />
Hüseyin’i hatırladığınız zaman, Yezit çıkar hemen karşınıza. Yezit’i lanetlerken, hemen Hüseyin belirir iç sızınızda, göz yaşınızda.<br />
<br />
Biri sevgi’nin, diğeri nefretin temsilcisidir. Biri dostluğun, diğeri şiddetin insandaki tecellisidir.<br />
<br />
Zıtların birbirini varetme ve yoketme çatışması, sürtüşmesi arasında çıkan çıngıdır yaşam. Zıtların varlığı, birliği ve mücadelesi gerçekliğini anlatmanın ve anlamanın somut ve çarpıcı bir örneğidir “ker-bela”. Bunun için kuşaktan kuşağa, dilden dile sürüp gider ve tap taze durur belleklerimizde.<br />
<br />
Cem törenlerinde sahnelenen, otantik ve dramatik bir müzikal’dir “ker-bela” anlatımı. Bu, tarihi insanlık dıramını opera’larda sahneleyerek, evrensel bir mesaja dönüştürmenin zamanıdır. Bu dramın senaryosu can ve kan ile yazılmıştır. Bu trajedinin karakterleri her zaman varolmuştur insanlık tarihinde.<br />
<br />
Zalimin mazluma, kirlinin temize, nefretin sevgiye, şiddeti kullanarak üstün gelişinin kurgusu ve diyaloğu, Alevilerce asırlardır Cem törenlerinde işlenmiştir. Şiddet lanetlenmiş, sevgi yüceltilmiştir.<br />
<br />
Yetmişiki millete mensup her toplum bireyinin, bugün bile iki ayrı damarın ayrımında olup, Hüseyin tarafında yeralması mümkündür. Aviler Hüseyin’in acısını hissetmiş, onun gözüyle bakmış, yaşamı kucaklayıp sahiplenerek, Yezit şiddetinden korumayı erdem bilmiştir. Muharrem matemi, bu özü bilince çıkartmanın, bu bilinci canlı tutmanın, bu canlılığı insanlıkla paylaşmanın vesilesidir.<br />
<br />
Asıl amaç bu acıların mayaladığı özümüzdeki tad’a ulaşmak. İnsan-ı Kamil olmak. Rızalık terazisinde gül’ü gül ile tartmak. Kendine ulaşmak üzere, bu ulu Yol’da şefk ile yol almak.<br />
<br />
Gerçeğin demine, Aşk ile…<br />
<br />
Durak Arslan, Strasbourg]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevi Sözleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-sozleri.html</link>
			<pubDate>Tue, 23 Jul 2013 02:07:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-sozleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">alevi deyişleri,güzel alevi sözleri,hz ali sözleri,alevi türküleri,alevi isimleri,alevi deyimleri,alevilik,alevi sözleri hz ali<br />
<br />
Amacımız yukarıda bahsi geçen sözleri paylaşmak. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-Bütün Evren Semah Döner </span><br />
<br />
Bütün evren semah döner<br />
Aşkından güneşler yanar<br />
Aslına ermektir hüner<br />
Beş vakitle avunmayız<br />
<br />
Canan bizim canımızdır<br />
Teni bizim tenimizdir<br />
Sevgi bizim dinimizdir<br />
Başka dine inanmayız<br />
<br />
Hüdai’yim hüdamız var<br />
Dost elinden bademiz var<br />
Muhabbetten gıdamız var<br />
Ölüm ölür biz ölmeyiz<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Ala Gözlü Nazlı Pirim </span><br />
<br />
Ala Gözlü Nazlı Pirim <br />
Gönül Senin Pervendedir <br />
Ben Severim Sen Kaçarsın <br />
İman Senin Nerendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Lokmanım Ali<br />
Cömertsin Ali Rahmansın Ya Ali <br />
Garipler Derdine Oy Oy <br />
Dermansın Ali Ali Sultansın Ali Ali<br />
<br />
Akar Boz Bulanık Çaylar <br />
Meyvasız Olur Mu Bağlar <br />
Akın İle Olmaz Sağlar <br />
Hesap Yolu Sürendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Lokmanım Ali, <br />
Cömertsin Ali Rahmansın Ya Ali <br />
Garipler Derdine Oy Oy <br />
Dermansın Ali Ali Sultansın Ali Ali<br />
<br />
Kaşların Kurulu Yaydır <br />
Mah Cemalin Bedir Aydır <br />
Bahçaya Girmek Kolaydır <br />
Fesat Gülü Derendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Lokmanım Ali<br />
Rehberim Ali Cömertsin Ya Ali<br />
Garipler Derdine Oy Oy <br />
Dermansın Ali Ali Dermansın Ali Ali<br />
<br />
Derviş Bellidir Tacından <br />
Dert Alıyor Dert Ucundan <br />
Şu Densiz İnsanlar Suçundan <br />
Sefil Baykuş Virandadır <br />
<br />
Sultanım Ali Rehberim Ali<br />
Lokmanım Ali Yetiş Ya Ali <br />
Garipler Derdine Ya Dost <br />
Dermansın Ali Ali Dermansın Ali Ali<br />
<br />
Derviş Alim Der Övdüğüm <br />
Aşkın Hayalin Kurduğum <br />
Suç Benim Değil Sevdiğim <br />
Sana Meyil Verendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Rahmanım Ali<br />
Lokmanım Ali Cömertsin Ya Ali<br />
Garipler Derdine Ya Dost<br />
Dermansın Ali Ali Dermansın Ali Ali<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Değişmek istemem bin peygambere</span><br />
<br />
Değişmek istemem bin peygambere<br />
Yarap dertlilerle bir eyle beni<br />
Girmem cennet için cem kuranlara<br />
Sitem deryasında sır eyle beni <br />
Haydar haydar haydar sır eyle beni <br />
Ali Ali Ali sır eyle beni<br />
<br />
Canan denen cezayı bırakma tende<br />
Cemsiz dem sürmeyin fani dünyada<br />
Eski ziynet ile yeni zindanda<br />
Mesti merdan ile nur eyle beni<br />
Haydar haydar haydar nur eyle beni <br />
Ali Ali Ali nur eyle beni<br />
<br />
Yaralarım derin Muhammet sızlasın<br />
Hünkar saray alim seni özlesin<br />
Bir damlacık kanım kanım Hüseyin desin<br />
Hasanın uğruna var eyle beni <br />
Haydar haydar haydar var eyle beni <br />
Ali Ali Ali var eyle beni<br />
<br />
Haydar haydar haydar var eyle beni <br />
Ali Ali Ali var eyle beni<br />
Kırk yamalı bir hırka giyeyim<br />
Pirin deryasında ölüm seveyim<br />
Aşkın kazanında semah döneyim<br />
Yoktan bilmeyenden var eyle beni <br />
Haydar haydar haydar var eyle beni <br />
Ali Ali Ali var eyle beni<br />
<br />
Mahzuni Şerifim dosta aittir<br />
Aşkım Hüseyin’dir nefsim Alidir<br />
Çoban eyle beni beni çileler güttür<br />
Abdal (Fakir) Musalara tur eyle beni<br />
Haydar haydar haydar tur eyle beni <br />
Ali Ali Ali tur eyle beni<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar o Şahı</span><br />
<br />
Yemen ellerinden beri gelirken -beri gelirken<br />
Turnalar o şahı -şahı- görmediniz mi<br />
Hava üzerinde semah dönerken -semah dönerken<br />
Turnalar o şahı -şahı- görmediniz mi<br />
<br />
Aman turnam aman aman Ali misin sen<br />
Yoksa Hünkar Hacı Bektaş Veli misin sen<br />
Ali sevilmez mi -hey hey- deli misin sen<br />
<br />
Gitme turnam gitme dağlar salında -dağlar salında<br />
Hakkın kelamını -hey dost- kesme dilinden<br />
Sevdiceğim kalmış Kenan ilinde -Kenan ilinde<br />
Kenan ilide dost dost Kenan ilinde / Aman turnam ...<br />
<br />
Aman turnam aman aman Ali misin sen<br />
Yoksa Hünkar Hacı Bektaş Veli misin sen<br />
Ali sevilmez mi -hey hey- deli misin sen<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Demi demi şirin demi</span><br />
<br />
Alçakta yüksekte yatan erenler<br />
Yetişin imdada aldı dert beni<br />
Başım alıp hangi yere gideyim<br />
Gittiğim yerlerde buldu dert beni<br />
<br />
Demi demi şirin demi <br />
Gelir geçer dünya gamı<br />
İyilere cennet cemal <br />
Kötüye kasavet gammı<br />
Hudey hudey şah aşkına <br />
Sen yardım eyle düşküne<br />
<br />
Oturup benimle ibadet kıldı<br />
Yalan söyledi de yüzüme güldü<br />
Yalın kılıç olup üstüme geldi<br />
Çaldı bölük bölük böldü dert beni<br />
<br />
Üstümüzden gelen boran kış gibi<br />
Yavru şahin pençesinde kuş gibi<br />
Sabahın seheri gelen düş gibi<br />
Çağırta bağırta aldı dert beni<br />
<br />
Abdal Pir Sultanım gönlüm hastadır<br />
Kimseye diyemem gönlüm yastadır<br />
Bilmem deli oldu bilmem ustadır<br />
Şöyle bir sevdaya saldı der beni<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6- Güzel Aşık Cevrimizi demedim mi?</span><br />
<br />
Güzel aşık cevrimizi<br />
Çekemezsin demedim mi<br />
Bu bir rıza lokmasıdır<br />
Yiyemezsin demedim mi<br />
<br />
Yemeyenler kalır naçar<br />
Gözlerinden kanlar saçar<br />
Bu bir demdir gelir geçer<br />
Duyamazsın demedim mi<br />
<br />
Bu dervişlik bir dilektir<br />
Bilene büyük devlettir<br />
Yensiz yakasız gömlektir<br />
Giyemezsin demedim mi<br />
<br />
Çıkalım meydan yerine<br />
Erelim Ali sırrına<br />
Can ü başı Hak yoluna<br />
Koyamazsın demedim mi<br />
<br />
Aşıklar kara baht(ı) olur<br />
Hak’ın katında kutl’olur<br />
Muhabbet baldan tatl’olur<br />
Yiyemezsin demedim mi<br />
<br />
Pir Sultan Abdal Şahımız<br />
Hakk’a ulaşır ahımız<br />
On İk’imam katarımız<br />
Uyamazsın demedim mi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7- Beri gel geri gel ademden kaçmada Ademden kaçma</span><br />
<br />
Ladik Semahı <br />
<br />
Salını salını cananım gelen efendim<br />
Gel böyle sallanma güzelim göz değer sana<br />
Al yeşil giyinmiş cananım gelen efendim<br />
Sonra rakiplerden güzelim göz değer sana <br />
Gel ha gel..Yürü canan daaa.... yürü...<br />
<br />
Beri gel beride ademden kaçmada Ademden kaçma<br />
Gizli sırlarını yadlara açma<br />
Her gördüğün sudan eğilip içmede eğilip içme<br />
Senin için abu da zemzem sular var<br />
<br />
Ah canım canımda sar canım canım <br />
Gözlerinden akan gül bala kurbanım<br />
Leblerinden akan hü bala kurbanım <br />
Hü dost...<br />
<br />
Kul Hüseynim bu dert bizi almaz mı da bizi almaz mı <br />
Bu hasretlik kıyamete kalmaz mı<br />
Bu yarayı çeken bir gün ölmez mi de bir gün ölmez mi<br />
Seni merhem olup ta sarmazsa eğer<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8- Turnalar turnalar</span>-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Amasya Semahı)</span><br />
<br />
Pervaz vurup gökyüzünde dönünce <br />
Dinleyin tarif edem yolu turnalar <br />
Hidayet Mevla’dan kalkın deyince <br />
Gözetleyin sağı solu turnalar <br />
<br />
Varıncağız Amasya’nın üstüne <br />
Secde kılın Hamdullah’ın postuna <br />
Dergahını, damanına, destine <br />
Ezelden demişiz beli turnalar <br />
<br />
Durmayın Çetmi’de açın pervazı <br />
Ali Pir Civan’a eyley’n niyazı <br />
Hacıköy’de şehitlerin şahbazı <br />
Onun da bir ismi deli turnalar <br />
<br />
Merzifon’dan seyreyleyin obayı <br />
Kılavuz eyleyin bâd-ı sabayı <br />
Ziyaret eyleyin Pir-i babayı <br />
Hoştur o sultanın hali turnalar <br />
<br />
Bir gececik yatın Kırklar dağında <br />
Bülbül öter bahçesinde bağında <br />
Açın kanatları seher çağında <br />
Seyredin ülkeyi ili turnalar <br />
<br />
Hamdülillah gören çeker mi yası <br />
Pirim Bektaş Veli mülkün ihyası <br />
Nur-î Cemalettin hasların hası <br />
PERVANE ol yarin kulu turnalar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9- Bir Nefesçik Söyleyeyim</span><br />
<br />
Bir nefesçik söyleyeyim<br />
Dinlemezsen neyleyeyim<br />
Aşk deryasın boylayayım<br />
Ummana dalmağa geldim<br />
<br />
Ben Hak'la oldum aşina<br />
Kalmadı gönlümde nesne<br />
Pervaneyim ateşine<br />
Oduna yanmağa geldim<br />
<br />
Aşk harmanında savruldum<br />
Hem elendim hem yuğruldum<br />
Kazana girdim kavruldum<br />
Meydana yenmeğe geldim<br />
<br />
Ben Hakk'ın edna kuluyum<br />
Kem damarlardan biriyim<br />
Ayn-ı cemin bülbülüyüm<br />
Meydana ötmeye geldim<br />
<br />
Pir Sultan'ım der gözümde<br />
Hiç hata yoktur sözümde<br />
Eksiklik kendi özümde<br />
Darına durmağa geldim<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10- Başım Açık Yalın Ayak Yürüttün</span>- <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Sıdkı Baba – MersinTarsus yöresi</span></span><br />
<br />
Başım açık yalınayak yürüttün<br />
Sen merhamet eyle lebbi balım yar<br />
Yüreğimi ceviz gibi çürüttün<br />
Senin aşkın büktü kaddi dalım yar<br />
<br />
Çektirme cefalar yandırma nara<br />
Yitirdim aklımı kaldım divane<br />
Köşeyi vahdette koyma avare<br />
Dar-ul aman Cemalettin velim yar<br />
<br />
Sıdkı yakma ömrüm kal-u kıl ile<br />
Hazine aranmaz kuru fal ile<br />
Yırtık gömlek ile eski şal ile<br />
Daha böyle nasıl olur halim yar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11- Kerbela çölünden sakin mi geldin</span>- <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Dertli Divane / Urfa)</span><br />
<br />
kerbela çölünden sakin mi geldin<br />
ne yaman firgatli ötersin turnam<br />
imam ali katarına uyuban<br />
kırkların semahın tutasın turnam<br />
<br />
kırklar senin ile biledir bile<br />
yedilerin kanın komayın kollar<br />
ol Hızır nebiden yardımcın ola<br />
güruhu naciye eresin turnam<br />
<br />
alini avazı sende bulundu<br />
ne yaman ötersin bağrım delindi<br />
o pirden bir haber alda gel şimdi<br />
gönlümün gamını atasın turnam<br />
<br />
ezel bahar yaz ayları doğanda<br />
semah tutup gökyüzüne ağanda<br />
yavru şahin tellerine değende<br />
alim dost dost diye ötesin turnam<br />
<br />
dedemoğlu durmuş katli niyaza<br />
oturmuş kandili bellini çözer<br />
mecnun leyla için çölleri gezer<br />
can ver ki canana yetesin turnam<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12- Bugün Yasta Gördüm Zülfü Siyahım - (Dertli Divani dede) Urfa yöresi</span><br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
Bugün Yasta Gördüm Zülfü Siyahım (Zülfü Siyahım) <br />
Gülmedi Sultanım (Dost Dost) Bilmem Ne Haldır <br />
Halım Arz Eylerim Dinle Ahvalım<br />
Sormadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
O Sultanı Aşıklardan Sorarım (Gurban Sorarım) <br />
Bugün Dünya Yarın (Dost Dost) Ahret Ararım <br />
Aşkına Kıldığım Sabr-ı Kararım <br />
Kalmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
Senin aşk ucundan od'a yandım men <br />
Men öldürüp etme ara yerde kan<br />
Gözlerimde fer yok dizimde derman <br />
Kalmadı sultanım bilmem ne haldır<br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni<br />
<br />
O Sultandır Her İşlerin Sebebi <br />
Alnının Uğrunda Gördüm Habibi <br />
Yaralara Merhem Saran Tabibi <br />
Sarmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
Veli'm Hu Der Aklım Başımdan Gitti <br />
Sağlığımda Beni Salacak Etti <br />
Cenazeni Kılırım Deyi Vadetti <br />
Kılmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Gece Gündüz Durmaksızın <br />
Yoluna Revanım Senin <br />
Her Yerde Hazır Nazırsın <br />
Sensin Madubu Cümlenin <br />
<br />
Ezel Ebed Sensin Gaffar <br />
Varlığın Bizim İle Var <br />
Gel Ihsan Eyle Güzel Yar <br />
Bize Gevheri Madenin <br />
<br />
<br />
Muhammet Ali Nurundur <br />
Bektaşi Veli Sırrındır <br />
Kul Senin Gizli Varındır <br />
Gördük Didar-ı Cemalin <br />
<br />
<br />
Dertli Divani'ye Himmet <br />
No'la Dilber Kıl Hidayet <br />
Bakidir Nur-u Velayet <br />
Şahid-i Kur'an Ül Mübin<br />
<br />
Gülbeng<br />
<br />
"Bizmişah......<br />
Semahlar saf ola, günahlar af ola. <br />
Semahlar kırklar semahı ola. <br />
Rehberimiz On İki İmam,<br />
Yardımcımız Hak Muhammed Ali Ola.<br />
Dil Bizden Nefes Hünkar Hacı Bektaş Veliden Ola.<br />
Gerçek Erenler Demine Hü..."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13- Bendeki yareler türlü türlüdür</span><br />
<br />
<br />
Yine dertli dertli iniliyorsun..<br />
Sarı durnam sinen yaralandı mı <br />
Hiç el değmeden de inliyorsun <br />
Sarı durnam sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
Parelendimi...<br />
<br />
Yoksa sana yad düzen mi düzdüler <br />
Perdelerin tel tel edip düzdüler <br />
Allı da durnam, telli de durnam <br />
Sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
<br />
Hay hay, hay hay <br />
Bahar seli gibi akıp çağlama <br />
Dertli ötüp yüreğimi dağlama <br />
Ustadını buldurayım ağlama <br />
Sarı da durnam, allı da durnam <br />
Sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
<br />
<br />
Yas mı tuttun giyinmişsin kareler <br />
Senin derdin açmış bana yareler <br />
Esiri der nedir buna çareler <br />
Allı da durnam, telli de durnam <br />
Sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
<br />
<br />
Hay hay, hay hay <br />
Durnam niçin ahvalimi bilmezsin <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür <br />
Öğüt versem öğüdümden almazsın <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür <br />
Uçup havalanma yellere karşı <br />
Bülbül figan eder güllere karşı <br />
Gel beni al atma ellere karşı <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür <br />
<br />
<br />
Abdal pir sultanım ben de böyleyim <br />
Emir Hak'tan geldi hey hey kime neyleyim <br />
Derdim çoktur hangisini söyleyim <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">14- Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali (Kul Hikmet)</span><br />
<br />
Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali <br />
Yusuf kuyusunda zindana düştüm <br />
Gül bengi çekilen Bektaş-ı Veli <br />
Gayretiniz yok mu ummana düştüm <br />
Hü hü hü ummana düştüm <br />
<br />
Fatime ananın eteğin tuttum <br />
Server Muhammed'e göz gönül kattım <br />
İmam Hasan ile çok mehtap sattım <br />
Şah Hüseyin ile dükkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar dükkana düştüm <br />
<br />
İmam-ı Zeynel'e can kurban ettim <br />
Muhammed Bakır'la musayib tuttum <br />
Cafer-i Sadık'a göz gönül kattım <br />
Naci deryasında ummana düştüm <br />
Hü hü hü canan ya Ali <br />
<br />
Musa Kazım Şah Rıza'ya kavuştum <br />
Kerbela çölünde cenge giriştim <br />
Yezit ordusuyla hayli vuruştum <br />
Yaralandı sinem al kana düştüm <br />
Yaralandı sinem sinem al kana düştüm <br />
<br />
Taki Naki Askeri'dir nurumuz <br />
Mehdi mağarada gizli sırrımız <br />
Cebrail önümüz, Cerrah belimiz <br />
Kırklar'ın Cem'inde erkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar erkana düştüm <br />
<br />
Oniki İmam Dergahı'nda ünüm var <br />
Gece gündüz sohbetim var demim var <br />
Çok günahım varsa neden gamım var <br />
Ali gibi şahı merdana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar canan ya Ali <br />
<br />
Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı <br />
Lezzet verir şirin muhabbet tuzu <br />
Ali'nin alnında zöhre yıldızı <br />
Meyli muhabbeti selvana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar selvana düştüm.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15- Şano Şano</span><br />
<br />
Qurbane to yi nami bi, çare mide bero<br />
Astore Qıre Xızıri<br />
Xızır qaji yo, vace ma ra nemıradiyo<br />
Xatıre ehli momın e Heqi şano<br />
Kert u Gedigu şano<br />
Des u DıWucaxu, Des u DıEsqewu şano<br />
Ceme Qırxleru şano<br />
Xızır Nebi şano<br />
Pire Fani şano<br />
İmam Hesen u İmam Huseni şano<br />
Wayire Hard u Asmeni şano<br />
B8 comerdiye<br />
xırave, çetine ma ra def ke<br />
Xatıre Yer u Goki şano<br />
Haci Bektaş Weli şano<br />
Xırava çetine düri bero<br />
Muhamed -Ali yo<br />
Vane Ali nazli yo<br />
Ali ma ra nemıradiyo<br />
Xatıre tenga İmam Hesen u İmam Huseni şano<br />
Zeynelabıdini şano<br />
Muhamed Baqıri şano<br />
İmam Caferi Sadıqi şano<br />
Musai Kazımi şano<br />
Heqo xırave ma ra def ke<br />
Xatıre Musai Kazım, İmam Rızai Fırisati sane<br />
İmam Taqi sane<br />
Ali Naki sane<br />
Heseni ul Eskeri sane<br />
Mehdi Seyidi Zamani sane<br />
Halmale Celal Abbasi sane<br />
Wayire çerx u penvaji sane<br />
Wayire ram u comerdiye sane<br />
Wo qusur ma ra düri bero<br />
Qılawuze xeri mire zerre kero<br />
Xırava çetine def kero<br />
Xatıre Yer u Goki şano<br />
Des u DıWucaxo<br />
Des u DıEwliyawo<br />
Des u DıKabu şano<br />
Ya Mehemed, Ya Eli sıtare cem u caniyo<br />
Xo re veroceri<br />
Vace derde ma re dermen bıveno<br />
Ma be duz u rau ra cameverdo<br />
Talıbo ke raa Mehemed-Eli der o<br />
Sarewo ke tenge der o<br />
Cıre bero comerdiye<br />
Xırave, çetine ma re def kero<br />
Astore berz u alçaxan o<br />
De be, de be, de be, de be!...<br />
Çare mide herey mekuye Heqo<br />
Heqo tınazli ya<br />
Jüyo ke venga to dano kes morım nemendo<br />
Çever to de beno ra Heqo<br />
Xırave, çetine çevere ma meke Heqo<br />
Derdo gıran cane ma meke Heqo<br />
Leke be ma ra düri bere Heqo<br />
(Tewte xo de qesey keno)<br />
De be, de be, de be, de be!...<br />
<br />
Türkçesi:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">16- Bava Herkesin kolo hakka yalvarıyor!</span><br />
<br />
De himmet eyleyin!<br />
Dedim karanlıktır, akşamdır<br />
Evlere ve konaklara çekilme zamanıdır<br />
Hızır'ı sorarsan, konukların en yücesi<br />
Yalvann Hızır'a hayırlı bir kılavuzu<br />
-Ya Hak- kapımızdan yollasın içeri<br />
Kötülüğü ve belayı-ya Hak- uzak küfürlü içerikürsün bizden<br />
Hatıra bağışlasın bizi<br />
Bizi bağışlasın ocaklar'm, yükseklerin süvarisine<br />
Hayırlıbir vesile -ya Hak- göndersin bize<br />
Kötülüğü, belayı-ya Hak- uzak küfürlü içerikürsün bizden<br />
Bu demde pirimin ocağına<br />
Seyd Hesen e Bone Tasni'ye yakarıyorum<br />
Pirimin konuğu nazlıdır<br />
Konuunu sorarsanız Hz. Hızır'dır<br />
Hz. Hızır'a yal varayım<br />
Diyeyim kusuru, güçlüğü<br />
soyumuzdan sopumuzdan uzak küfürlü içerikürsün<br />
Akşamdır, karanlıktır<br />
Bu fakir yakanyor Hak'ka<br />
Hak'km şirin bir adıvar<br />
Hiç mahrum kalmamış ona yakaran<br />
Çoluk çocuğunuzu çetin belalardan esirgesin<br />
Ağır hastalık komasın canımıza Hak u Teala<br />
Canımızı fazla görmesin bize<br />
Sürünerek gittim Kerte Boyer Bavayi'ya<br />
Dedim aşağıdan bir ath geliyor<br />
Telaşlı, acelesi var<br />
Bu atlının kim olduğunu sorarsan<br />
O Hz. Hızır'ın<br />
Ateşini alıp evlerimize atmasın<br />
Soyumuzun sopumuzun arasına komasın deyin<br />
Sürünerek gittim Yeniye Pili'ye<br />
Yalvarıp yakardım ona<br />
Yıxır Gol'un kılavuzu kötülük, güçlük komasın kapımıza<br />
Xızıre Köye Seri<br />
Xızıre Pirde Suri<br />
kötülük ve güçlükleri çoluk çocuğumuzdan uzak küfürlü içerikürsün<br />
Benlisi, kötülüeü kalbimize komasın devin<br />
Yakamızı, evlatlarımızın yakasını<br />
zalim ve zorbaların elinde komasın deyin<br />
Kemere Duzgmi -ya Hak- ani kaza ve kederden evlat-<br />
larımızı esirgesin<br />
Sürünerek gittim Ceme Munzır Bavayi'ya<br />
Baktım birkaç atlı aşağıdan geliyor<br />
Biri öyle ışıldıyor ki<br />
sanki sanırsın sabahların şafak yıldızı<br />
Sabahların Şafak yıldızı gibi parlayan at Mübarek'in<br />
Hz. Hızır'ın<br />
Bakın Muhammed doğuyor Ali önünde<br />
Kırk Atlı dizili arkasında<br />
Kırklar'm ardından da Hz. Hızır geliyor<br />
Yalvann Hızır'a<br />
Kırat'm gemini çevirsin bulunduğumuz konağa<br />
Kötülükleri, zorlukları komasın kapımıza<br />
Hayırlıbir kılavuz göndersin bana<br />
Seri uzak küfürlü içerikürsün buradan<br />
Başkalarının ağaları varsa<br />
Başkalarının beyleri varsa<br />
Benimkisi Sultan Düzgün e Kemeri'dir<br />
Duzgın oğul, Kureş'dir babası<br />
Kureş'ın yerini sorarsan mekândır mekân<br />
Kureş'in mekânından bana haber getirsin<br />
Haydi gel, haydi gel, haydi gel!..<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Kurbanım senin o yüce adına<br />
Taşın güzel mittir mit<br />
Bir pınar akıyor ki sade süttür süt<br />
Sen kime ikrar vermişsen aldatmamışsın<br />
Taşın güzeldir ağaçtır ağaç<br />
Ağaçlar olmuş nar, nar<br />
Budelaye Kureşi'den başka kim zengi vurabilmiş aslana?<br />
Taşın güeldir -dedim- şendir şen<br />
Dedim sesin geliyor kayalardan<br />
Uzakdan doğruca baksın bize<br />
Hayırlıbir kılavuz yollasın bana<br />
Kötülüğü uzak küfürlü içerikürsün bizden<br />
Ya Hak çare bul bize<br />
Hayırlıbir kapıaç bize, gecikme imdadımıza<br />
Kayan güzel, süslenmiş çiçeklerle<br />
Üstünde uçuşuyor üç güvercin<br />
Kayan güzeldir sıra sıra<br />
r^iHin halrfım İri Rpvq7 At'tır nrcıHa<br />
Ve senin süvarindir sırtında<br />
Hz. Hızır'ın Kıratı'dır bu<br />
Senin atın, Kırat'tır ayakları bilezikli<br />
Duzgın Bava'yı sorarsan atlı ve buğday tenli<br />
Kırat'ını kuşamış, derlitopluca<br />
Sema giderek, pervaz dönerek çıktım üstdeki mihraba<br />
Gittim ki odur biri mihrabın etrafında dönüyor<br />
Beyaz donludur, dedim hele kimdir<br />
Diyorlar Kureşe Heyrani'nin oğludur<br />
O Kureş ki Mihrab kentinde<br />
Saniye ve dakikada örüklerini mavi ve yeşile çevirdi<br />
Bizi merhamet ve ihsanına bağışla<br />
Nazlı Kureş küsmesin bize<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
Gel, gel, gel, gel, gel!..<br />
Gel kurbanım sana, yüce adına<br />
Bağışla bizi rahmete, cömertliğe<br />
Bağışla İmam Hasan ve İmam Hüseyin'e<br />
Yere ve Göğe bağışla<br />
Gel, gel, gel, gel, gel!..<br />
Yere ve Göğe bağışla<br />
Kırklar cemine bağışla<br />
Pirin süvarisine, ikrara bağışla<br />
Konuğa bağışla, Hızır Nebi'ye bağışla<br />
Gel, gel, gel, gel, gel!..<br />
Gecikmeden gel bize<br />
Kötülüğü defet<br />
Duzgın evlattır, Kureş babası<br />
Adınısorarsan tatlıbir addır<br />
Aman gecikmesin bize gelmekte<br />
Başkalarının ağalan varsa<br />
Başkalarının beyleri varsa<br />
Benimkisi Sultan Duzgm'dır<br />
Hayran olayım ona<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Ceddimi sorarsan adı Kureş'tir<br />
Kendisi hem şeyh hem derviştir<br />
Derler akşamleyin Oniki Ocağın Postu getirildi<br />
Kureş'in postu en alta konmuştu<br />
Sabah oldukta Kureş'ınki en üste çıkmışü<br />
Hayranım o güzel ada<br />
Kureş'in kılavuzu sürmüş hastanın başucuna<br />
Kanatlarını silkmiş başında<br />
Hayranım sana beni umutsuz koma<br />
Ben esirini küfürlü içerikürüp kime muhtaç edersin?<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
İmdat, imdat, imdat!..<br />
Geç kalma, yetiş bu esirinin imdadına!<br />
Geç kalma, yetiş bu esirinin imdadına!<br />
Yalvarıyorum (Hz.) Ali'ye<br />
Hızır'ıma ki ab-ıhayat suyunu ilm-i ilahide içmiş<br />
Sürünerek gittim Köy'ü görmeye<br />
Ağaç'm can benimle olsun<br />
Ya Gurrina Hewse Cewe<br />
Gecikme benim için Wayire Zargoviti<br />
Bozatlı Hızır gözkulak olursa<br />
Birşey olmaz ben darda kalana<br />
Kapın geniş, hayır kapısı<br />
Şer kapısını kapa<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
Ya gel, ya gel, ya gel!..<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Kurbanım sana gel!..<br />
Geç kalma ben esirine<br />
Kötülüğü defeyle<br />
Dar günde merhamet eyle kendisine<br />
Sıkıştığında yetiş carına<br />
Aç kendisine çıkış kapısını<br />
Doktora-hekime düşürme ya Hak<br />
Sen cömertsin ya Hak<br />
Defeyle kötülüğü, defeyle kötülüğü<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Kurban olurum senin o adına, yetiş imdadıma<br />
Hızır'ın o Kıratı, Hızır gazidir<br />
Deyin küsmesin bize<br />
Hakkın ehl-i müminlerine bağışlasın<br />
Oniki Ocak<br />
Oniki Evliya'nın hatırına saysın<br />
Kırklar cemine bağışlasın<br />
Hızır Nebi'ye bağışlasın<br />
Piri Fani'ye bağışlasın<br />
İmam Hasan ve İmam Hüseyin'e bağışlasın<br />
Yer'in Gök'ün sahibine bağışlasın<br />
Merhamet evle. kötü vp. heladan hi?i p.&amp;irop.cin<br />
Dertlerin dermanına bağışlasın<br />
HacıBektaşıVeli bizi kaza ve beladan esirgesin<br />
Muhammed Ali'dir<br />
Derler (Hz.) Ali nazlıdır<br />
Ali darılmasın bize<br />
Bizi İmam Hasan ve İmam Hüseyin'in çektikleri acıya<br />
bağışlasın<br />
Musa-i Kâzım'a bağışlasın<br />
Ya Hak kötülükten bizi esirgeyesin<br />
Musa-i Kâzım'a bağışlasın<br />
İmam Rıza'ya bağışlasın<br />
Ali Naki'ye bağışlasın<br />
Hasan-ul Askeri'ye bağışlasın<br />
Mehdi Seyid-i Zamaria bağışlasın<br />
Celal Abbas'ın ahvaline bağışlasın<br />
Sema ve pervazın sahibine bağışlasın<br />
Merhametin ve rahmin sahibine bağışlasın<br />
O bizi kusurdan esirgesin<br />
Hayır kılavuzunu göndersin bana<br />
Kötülükten, güçlüklerden uzan tutsun bizi<br />
Yer'e Gök'e bağışlasın<br />
Oniki Ocağa<br />
Oniki Evliya'ya<br />
Oniki Kabe'ye bağışlasın<br />
Ya Muhammed, ya Ali<br />
Cemlerin, canların sıtarı<br />
Yalvarayım derdimize derman bulsun<br />
Bizi yazı-yabanda, yollarda komasın<br />
Muhammed-Ali yoluna bağlı olan talibe<br />
Dardaki başa<br />
Merhamet eylesin<br />
Güçlüğ, kötülüğü bizden uzak küfürlü içerikürsün<br />
Düzlüklerin, yükseklerin atıdır<br />
Gel, gel, gel, gel!...<br />
Tutsağınım senin, yalvarırım gel!<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
Gel, gel, gel, gel!...<br />
Carıma gecikme ya Hak<br />
Hak sen nazlısın<br />
Sana çağıran mahrum kalmazmış<br />
(Dua okuyarak cemi sona erârir. Sıra niyaz dağıtımına gelmiştir.)<br />
<br />
Turkçeleştiren: Mustafa Düzgün<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">17- Hü diyelim döne döne</span><br />
<br />
yarabbi aşkın ver bana<br />
hü diyelim döne döne<br />
aşık olayım ben sana<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
koma hiç benliğin bende<br />
varlığım yok eyle sende<br />
seni görüp her mekanda<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
çağa düştüm yusuf gibi<br />
derde düştüm eyüp gibi<br />
ağlayayım yakup gibi<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
heydost hey dost hey dost hey dost<br />
yürü turnam yürü turnam<br />
<br />
biz ümmeti naciler<br />
hak yolunda duacılar<br />
kabede döner hacılar<br />
ya ben nice dönmeyeyim <br />
<br />
<br />
bu sırra münkirler ermez<br />
dost cemalin körler görmez<br />
çarkı felekler döner durmaz<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
<br />
senden gayrısın al benden<br />
ayırma ben kulun senden<br />
sevdir bana seni candan<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
gönlümde ağyar kalmasın<br />
senden gayrı yar olmasın<br />
ne olduğum kimse bilmesin<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
şevkin ver bana döneyim<br />
ta kül olunca yanayım<br />
her gördüğüm sen sanayım<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
hey dost hey dost hey dost hey dost <br />
yürü turnam yürü turnam<br />
<br />
aşk odu yürekte yanar<br />
beni gören mecnun sanar<br />
gök yüzünde ay gün döner<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
<br />
<br />
yeller eser deniz çoşar <br />
ırmaklar dağlardan aşar<br />
döne döne sular taşar<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
<br />
mevlam koma beni bana<br />
al gönlümü senden yana<br />
müştakın olam ben sana<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
seyyid nizam oğlu kuldur<br />
gerek diri gerek öldür<br />
aşkınla gönlümü doldur<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">18- Aşkın dolusunu içen erenler</span><br />
<br />
Aşkın dolusunu içen erenler<br />
Sizin dolunuzdan kanmaya geldim <br />
Secde edip divan durdum darında <br />
Kırkların narında yanmaya geldim<br />
Kırkların narında yanmaya geldim<br />
<br />
Bizim mihmanımız canda dır Solu<br />
Gerçekler elinde doru yol olur<br />
Arzu edenler hateminden dem alır<br />
Erenler semahın dönmeye geldim<br />
Erenler semahın dönmeye geldim<br />
<br />
Haydar haydar dönmeye geldim <br />
Heydos heydos dönmeye geldim<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">19- Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali</span><br />
<br />
Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali <br />
Yusuf kuyusunda zindana düştüm <br />
Gül bengi çekilen Bektaş-ı Veli <br />
Gayretiniz yok mu ummana düştüm <br />
Hü hü hü ummana düştüm <br />
<br />
Fatime ananın eteğin tuttum <br />
Server Muhammed'e göz gönül kattım <br />
İmam Hasan ile çok mehtap sattım <br />
Şah Hüseyin ile dükkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar dükkana düştüm <br />
<br />
İmam-ı Zeynel'e can kurban ettim <br />
Muhammed Bakır'la musayib tuttum <br />
Cafer-i Sadık'a göz gönül kattım <br />
Naci deryasında ummana düştüm <br />
Hü hü hü canan ya Ali <br />
<br />
Musa Kazım Şah Rıza'ya kavuştum <br />
Kerbela çölünde cenge giriştim <br />
Yezit ordusuyla hayli vuruştum <br />
Yaralandı sinem al kana düştüm <br />
Yaralandı sinem sinem al kana düştüm <br />
<br />
Taki Naki Askeri'dir nurumuz <br />
Mehdi mağarada gizli sırrımız <br />
Cebrail önümüz, Cerrah belimiz <br />
Kırklar'ın Cem'inde erkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar erkana düştüm <br />
<br />
Oniki İmam Dergahı'nda ünüm var <br />
Gece gündüz sohbetim var demim var <br />
Çok günahım varsa neden gamım var <br />
Ali gibi şahı merdana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar canan ya Ali <br />
<br />
Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı <br />
Lezzet verir şirin muhabbet tuzu <br />
Ali'nin alnında zöhre yıldızı <br />
Meyli muhabbeti selvana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar selvana düştüm.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">20- Kırat bu dağları aşmalı bugün (1)</span><br />
<br />
Kırat bu dağları aşmalı bugün<br />
Dostun ellerine ömrüm, ömrüm, ömrüm<br />
Dostun ellerine de düşmeli bugün<br />
Varam dost eline de bir sual edem<br />
Yarinen devranımda sohbetim bugün<br />
<br />
Abdal olsam şalvar giysem eğnime<br />
Gezgin abdallara ömrüm, ömrüm, ömrüm<br />
Gezgin abdallara da eş deli gönül<br />
Ta ezelden aşıkların da bağrına<br />
Değer rakiplerden de taş deli gönül<br />
<br />
Ceylan bakışına da kurban olduğum<br />
Sallanma karşımda da öldürdün beni<br />
<br />
Hele yörü yörü de ömrümün varı<br />
Ömrümün varı da gönlümün yarı<br />
Has neni neni de dost nenni nenni<br />
<br />
Yürü güzel yürü de yolundan kalma<br />
Her yüze güleni dost olur sanma<br />
<br />
Hele yörü yörü de ömrümün varı<br />
Ömrümün varı da gönlümün yarı<br />
Has neni neni de dost nenni nenni<br />
<br />
Yöresi: Sivas - Tokat - Malatya<br />
Kimden alındığı: Ali Kızıltuğ - Ali Sultan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">20- Kırat bu dağları aşmalı bugün (2)</span><br />
<br />
Yine kırcılandı dağların başı<br />
Kırat şu dağları aşmalı bugün<br />
Durmayıp akıyı gözümün yaşı<br />
Kırat şu dağları aşmalı bu gün<br />
<br />
Kırat kalk gidelim biz bu odadan<br />
Kısmetler geliyor Bari Hüdadan<br />
Yemini kestirem tağı yüceden <br />
Kırat şu dağları aşmalı bu gün<br />
<br />
Kırat şu dağları aştığı zaman<br />
Deli boran gibi coştuğu zaman<br />
Dizgin boğazına düştüğü zaman<br />
Sağrıdan köpüğü saçmalı bu gün <br />
<br />
Kıratta gidiyor başı dumanlı<br />
Güzel kaldır gönlündeki gümanı<br />
Seherden sonraki kuşluk zamanı<br />
Dostun ellerine düşmeli bu gün <br />
<br />
Derviş Muhammedim pirim pirise<br />
Sağ yarınan ahtı aman birise<br />
Kırat sende küheylanlık varise<br />
Dostun ellerine düşmeli bu gün]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">alevi deyişleri,güzel alevi sözleri,hz ali sözleri,alevi türküleri,alevi isimleri,alevi deyimleri,alevilik,alevi sözleri hz ali<br />
<br />
Amacımız yukarıda bahsi geçen sözleri paylaşmak. </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-Bütün Evren Semah Döner </span><br />
<br />
Bütün evren semah döner<br />
Aşkından güneşler yanar<br />
Aslına ermektir hüner<br />
Beş vakitle avunmayız<br />
<br />
Canan bizim canımızdır<br />
Teni bizim tenimizdir<br />
Sevgi bizim dinimizdir<br />
Başka dine inanmayız<br />
<br />
Hüdai’yim hüdamız var<br />
Dost elinden bademiz var<br />
Muhabbetten gıdamız var<br />
Ölüm ölür biz ölmeyiz<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Ala Gözlü Nazlı Pirim </span><br />
<br />
Ala Gözlü Nazlı Pirim <br />
Gönül Senin Pervendedir <br />
Ben Severim Sen Kaçarsın <br />
İman Senin Nerendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Lokmanım Ali<br />
Cömertsin Ali Rahmansın Ya Ali <br />
Garipler Derdine Oy Oy <br />
Dermansın Ali Ali Sultansın Ali Ali<br />
<br />
Akar Boz Bulanık Çaylar <br />
Meyvasız Olur Mu Bağlar <br />
Akın İle Olmaz Sağlar <br />
Hesap Yolu Sürendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Lokmanım Ali, <br />
Cömertsin Ali Rahmansın Ya Ali <br />
Garipler Derdine Oy Oy <br />
Dermansın Ali Ali Sultansın Ali Ali<br />
<br />
Kaşların Kurulu Yaydır <br />
Mah Cemalin Bedir Aydır <br />
Bahçaya Girmek Kolaydır <br />
Fesat Gülü Derendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Lokmanım Ali<br />
Rehberim Ali Cömertsin Ya Ali<br />
Garipler Derdine Oy Oy <br />
Dermansın Ali Ali Dermansın Ali Ali<br />
<br />
Derviş Bellidir Tacından <br />
Dert Alıyor Dert Ucundan <br />
Şu Densiz İnsanlar Suçundan <br />
Sefil Baykuş Virandadır <br />
<br />
Sultanım Ali Rehberim Ali<br />
Lokmanım Ali Yetiş Ya Ali <br />
Garipler Derdine Ya Dost <br />
Dermansın Ali Ali Dermansın Ali Ali<br />
<br />
Derviş Alim Der Övdüğüm <br />
Aşkın Hayalin Kurduğum <br />
Suç Benim Değil Sevdiğim <br />
Sana Meyil Verendedir <br />
<br />
Sultanım Ali Rahmanım Ali<br />
Lokmanım Ali Cömertsin Ya Ali<br />
Garipler Derdine Ya Dost<br />
Dermansın Ali Ali Dermansın Ali Ali<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Değişmek istemem bin peygambere</span><br />
<br />
Değişmek istemem bin peygambere<br />
Yarap dertlilerle bir eyle beni<br />
Girmem cennet için cem kuranlara<br />
Sitem deryasında sır eyle beni <br />
Haydar haydar haydar sır eyle beni <br />
Ali Ali Ali sır eyle beni<br />
<br />
Canan denen cezayı bırakma tende<br />
Cemsiz dem sürmeyin fani dünyada<br />
Eski ziynet ile yeni zindanda<br />
Mesti merdan ile nur eyle beni<br />
Haydar haydar haydar nur eyle beni <br />
Ali Ali Ali nur eyle beni<br />
<br />
Yaralarım derin Muhammet sızlasın<br />
Hünkar saray alim seni özlesin<br />
Bir damlacık kanım kanım Hüseyin desin<br />
Hasanın uğruna var eyle beni <br />
Haydar haydar haydar var eyle beni <br />
Ali Ali Ali var eyle beni<br />
<br />
Haydar haydar haydar var eyle beni <br />
Ali Ali Ali var eyle beni<br />
Kırk yamalı bir hırka giyeyim<br />
Pirin deryasında ölüm seveyim<br />
Aşkın kazanında semah döneyim<br />
Yoktan bilmeyenden var eyle beni <br />
Haydar haydar haydar var eyle beni <br />
Ali Ali Ali var eyle beni<br />
<br />
Mahzuni Şerifim dosta aittir<br />
Aşkım Hüseyin’dir nefsim Alidir<br />
Çoban eyle beni beni çileler güttür<br />
Abdal (Fakir) Musalara tur eyle beni<br />
Haydar haydar haydar tur eyle beni <br />
Ali Ali Ali tur eyle beni<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar o Şahı</span><br />
<br />
Yemen ellerinden beri gelirken -beri gelirken<br />
Turnalar o şahı -şahı- görmediniz mi<br />
Hava üzerinde semah dönerken -semah dönerken<br />
Turnalar o şahı -şahı- görmediniz mi<br />
<br />
Aman turnam aman aman Ali misin sen<br />
Yoksa Hünkar Hacı Bektaş Veli misin sen<br />
Ali sevilmez mi -hey hey- deli misin sen<br />
<br />
Gitme turnam gitme dağlar salında -dağlar salında<br />
Hakkın kelamını -hey dost- kesme dilinden<br />
Sevdiceğim kalmış Kenan ilinde -Kenan ilinde<br />
Kenan ilide dost dost Kenan ilinde / Aman turnam ...<br />
<br />
Aman turnam aman aman Ali misin sen<br />
Yoksa Hünkar Hacı Bektaş Veli misin sen<br />
Ali sevilmez mi -hey hey- deli misin sen<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Demi demi şirin demi</span><br />
<br />
Alçakta yüksekte yatan erenler<br />
Yetişin imdada aldı dert beni<br />
Başım alıp hangi yere gideyim<br />
Gittiğim yerlerde buldu dert beni<br />
<br />
Demi demi şirin demi <br />
Gelir geçer dünya gamı<br />
İyilere cennet cemal <br />
Kötüye kasavet gammı<br />
Hudey hudey şah aşkına <br />
Sen yardım eyle düşküne<br />
<br />
Oturup benimle ibadet kıldı<br />
Yalan söyledi de yüzüme güldü<br />
Yalın kılıç olup üstüme geldi<br />
Çaldı bölük bölük böldü dert beni<br />
<br />
Üstümüzden gelen boran kış gibi<br />
Yavru şahin pençesinde kuş gibi<br />
Sabahın seheri gelen düş gibi<br />
Çağırta bağırta aldı dert beni<br />
<br />
Abdal Pir Sultanım gönlüm hastadır<br />
Kimseye diyemem gönlüm yastadır<br />
Bilmem deli oldu bilmem ustadır<br />
Şöyle bir sevdaya saldı der beni<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6- Güzel Aşık Cevrimizi demedim mi?</span><br />
<br />
Güzel aşık cevrimizi<br />
Çekemezsin demedim mi<br />
Bu bir rıza lokmasıdır<br />
Yiyemezsin demedim mi<br />
<br />
Yemeyenler kalır naçar<br />
Gözlerinden kanlar saçar<br />
Bu bir demdir gelir geçer<br />
Duyamazsın demedim mi<br />
<br />
Bu dervişlik bir dilektir<br />
Bilene büyük devlettir<br />
Yensiz yakasız gömlektir<br />
Giyemezsin demedim mi<br />
<br />
Çıkalım meydan yerine<br />
Erelim Ali sırrına<br />
Can ü başı Hak yoluna<br />
Koyamazsın demedim mi<br />
<br />
Aşıklar kara baht(ı) olur<br />
Hak’ın katında kutl’olur<br />
Muhabbet baldan tatl’olur<br />
Yiyemezsin demedim mi<br />
<br />
Pir Sultan Abdal Şahımız<br />
Hakk’a ulaşır ahımız<br />
On İk’imam katarımız<br />
Uyamazsın demedim mi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7- Beri gel geri gel ademden kaçmada Ademden kaçma</span><br />
<br />
Ladik Semahı <br />
<br />
Salını salını cananım gelen efendim<br />
Gel böyle sallanma güzelim göz değer sana<br />
Al yeşil giyinmiş cananım gelen efendim<br />
Sonra rakiplerden güzelim göz değer sana <br />
Gel ha gel..Yürü canan daaa.... yürü...<br />
<br />
Beri gel beride ademden kaçmada Ademden kaçma<br />
Gizli sırlarını yadlara açma<br />
Her gördüğün sudan eğilip içmede eğilip içme<br />
Senin için abu da zemzem sular var<br />
<br />
Ah canım canımda sar canım canım <br />
Gözlerinden akan gül bala kurbanım<br />
Leblerinden akan hü bala kurbanım <br />
Hü dost...<br />
<br />
Kul Hüseynim bu dert bizi almaz mı da bizi almaz mı <br />
Bu hasretlik kıyamete kalmaz mı<br />
Bu yarayı çeken bir gün ölmez mi de bir gün ölmez mi<br />
Seni merhem olup ta sarmazsa eğer<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8- Turnalar turnalar</span>-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Amasya Semahı)</span><br />
<br />
Pervaz vurup gökyüzünde dönünce <br />
Dinleyin tarif edem yolu turnalar <br />
Hidayet Mevla’dan kalkın deyince <br />
Gözetleyin sağı solu turnalar <br />
<br />
Varıncağız Amasya’nın üstüne <br />
Secde kılın Hamdullah’ın postuna <br />
Dergahını, damanına, destine <br />
Ezelden demişiz beli turnalar <br />
<br />
Durmayın Çetmi’de açın pervazı <br />
Ali Pir Civan’a eyley’n niyazı <br />
Hacıköy’de şehitlerin şahbazı <br />
Onun da bir ismi deli turnalar <br />
<br />
Merzifon’dan seyreyleyin obayı <br />
Kılavuz eyleyin bâd-ı sabayı <br />
Ziyaret eyleyin Pir-i babayı <br />
Hoştur o sultanın hali turnalar <br />
<br />
Bir gececik yatın Kırklar dağında <br />
Bülbül öter bahçesinde bağında <br />
Açın kanatları seher çağında <br />
Seyredin ülkeyi ili turnalar <br />
<br />
Hamdülillah gören çeker mi yası <br />
Pirim Bektaş Veli mülkün ihyası <br />
Nur-î Cemalettin hasların hası <br />
PERVANE ol yarin kulu turnalar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9- Bir Nefesçik Söyleyeyim</span><br />
<br />
Bir nefesçik söyleyeyim<br />
Dinlemezsen neyleyeyim<br />
Aşk deryasın boylayayım<br />
Ummana dalmağa geldim<br />
<br />
Ben Hak'la oldum aşina<br />
Kalmadı gönlümde nesne<br />
Pervaneyim ateşine<br />
Oduna yanmağa geldim<br />
<br />
Aşk harmanında savruldum<br />
Hem elendim hem yuğruldum<br />
Kazana girdim kavruldum<br />
Meydana yenmeğe geldim<br />
<br />
Ben Hakk'ın edna kuluyum<br />
Kem damarlardan biriyim<br />
Ayn-ı cemin bülbülüyüm<br />
Meydana ötmeye geldim<br />
<br />
Pir Sultan'ım der gözümde<br />
Hiç hata yoktur sözümde<br />
Eksiklik kendi özümde<br />
Darına durmağa geldim<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10- Başım Açık Yalın Ayak Yürüttün</span>- <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Sıdkı Baba – MersinTarsus yöresi</span></span><br />
<br />
Başım açık yalınayak yürüttün<br />
Sen merhamet eyle lebbi balım yar<br />
Yüreğimi ceviz gibi çürüttün<br />
Senin aşkın büktü kaddi dalım yar<br />
<br />
Çektirme cefalar yandırma nara<br />
Yitirdim aklımı kaldım divane<br />
Köşeyi vahdette koyma avare<br />
Dar-ul aman Cemalettin velim yar<br />
<br />
Sıdkı yakma ömrüm kal-u kıl ile<br />
Hazine aranmaz kuru fal ile<br />
Yırtık gömlek ile eski şal ile<br />
Daha böyle nasıl olur halim yar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11- Kerbela çölünden sakin mi geldin</span>- <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">(Dertli Divane / Urfa)</span><br />
<br />
kerbela çölünden sakin mi geldin<br />
ne yaman firgatli ötersin turnam<br />
imam ali katarına uyuban<br />
kırkların semahın tutasın turnam<br />
<br />
kırklar senin ile biledir bile<br />
yedilerin kanın komayın kollar<br />
ol Hızır nebiden yardımcın ola<br />
güruhu naciye eresin turnam<br />
<br />
alini avazı sende bulundu<br />
ne yaman ötersin bağrım delindi<br />
o pirden bir haber alda gel şimdi<br />
gönlümün gamını atasın turnam<br />
<br />
ezel bahar yaz ayları doğanda<br />
semah tutup gökyüzüne ağanda<br />
yavru şahin tellerine değende<br />
alim dost dost diye ötesin turnam<br />
<br />
dedemoğlu durmuş katli niyaza<br />
oturmuş kandili bellini çözer<br />
mecnun leyla için çölleri gezer<br />
can ver ki canana yetesin turnam<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12- Bugün Yasta Gördüm Zülfü Siyahım - (Dertli Divani dede) Urfa yöresi</span><br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
Bugün Yasta Gördüm Zülfü Siyahım (Zülfü Siyahım) <br />
Gülmedi Sultanım (Dost Dost) Bilmem Ne Haldır <br />
Halım Arz Eylerim Dinle Ahvalım<br />
Sormadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
O Sultanı Aşıklardan Sorarım (Gurban Sorarım) <br />
Bugün Dünya Yarın (Dost Dost) Ahret Ararım <br />
Aşkına Kıldığım Sabr-ı Kararım <br />
Kalmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
Senin aşk ucundan od'a yandım men <br />
Men öldürüp etme ara yerde kan<br />
Gözlerimde fer yok dizimde derman <br />
Kalmadı sultanım bilmem ne haldır<br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni<br />
<br />
O Sultandır Her İşlerin Sebebi <br />
Alnının Uğrunda Gördüm Habibi <br />
Yaralara Merhem Saran Tabibi <br />
Sarmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Nenni De Nenni Nenni <br />
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni <br />
<br />
Veli'm Hu Der Aklım Başımdan Gitti <br />
Sağlığımda Beni Salacak Etti <br />
Cenazeni Kılırım Deyi Vadetti <br />
Kılmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır <br />
<br />
Gece Gündüz Durmaksızın <br />
Yoluna Revanım Senin <br />
Her Yerde Hazır Nazırsın <br />
Sensin Madubu Cümlenin <br />
<br />
Ezel Ebed Sensin Gaffar <br />
Varlığın Bizim İle Var <br />
Gel Ihsan Eyle Güzel Yar <br />
Bize Gevheri Madenin <br />
<br />
<br />
Muhammet Ali Nurundur <br />
Bektaşi Veli Sırrındır <br />
Kul Senin Gizli Varındır <br />
Gördük Didar-ı Cemalin <br />
<br />
<br />
Dertli Divani'ye Himmet <br />
No'la Dilber Kıl Hidayet <br />
Bakidir Nur-u Velayet <br />
Şahid-i Kur'an Ül Mübin<br />
<br />
Gülbeng<br />
<br />
"Bizmişah......<br />
Semahlar saf ola, günahlar af ola. <br />
Semahlar kırklar semahı ola. <br />
Rehberimiz On İki İmam,<br />
Yardımcımız Hak Muhammed Ali Ola.<br />
Dil Bizden Nefes Hünkar Hacı Bektaş Veliden Ola.<br />
Gerçek Erenler Demine Hü..."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13- Bendeki yareler türlü türlüdür</span><br />
<br />
<br />
Yine dertli dertli iniliyorsun..<br />
Sarı durnam sinen yaralandı mı <br />
Hiç el değmeden de inliyorsun <br />
Sarı durnam sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
Parelendimi...<br />
<br />
Yoksa sana yad düzen mi düzdüler <br />
Perdelerin tel tel edip düzdüler <br />
Allı da durnam, telli de durnam <br />
Sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
<br />
Hay hay, hay hay <br />
Bahar seli gibi akıp çağlama <br />
Dertli ötüp yüreğimi dağlama <br />
Ustadını buldurayım ağlama <br />
Sarı da durnam, allı da durnam <br />
Sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
<br />
<br />
Yas mı tuttun giyinmişsin kareler <br />
Senin derdin açmış bana yareler <br />
Esiri der nedir buna çareler <br />
Allı da durnam, telli de durnam <br />
Sinen yaralandı mı <br />
Yoksa ciğerlerin parelendi mi <br />
<br />
<br />
Hay hay, hay hay <br />
Durnam niçin ahvalimi bilmezsin <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür <br />
Öğüt versem öğüdümden almazsın <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür <br />
Uçup havalanma yellere karşı <br />
Bülbül figan eder güllere karşı <br />
Gel beni al atma ellere karşı <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür <br />
<br />
<br />
Abdal pir sultanım ben de böyleyim <br />
Emir Hak'tan geldi hey hey kime neyleyim <br />
Derdim çoktur hangisini söyleyim <br />
Bendeki yareler türlü türlüdür<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">14- Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali (Kul Hikmet)</span><br />
<br />
Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali <br />
Yusuf kuyusunda zindana düştüm <br />
Gül bengi çekilen Bektaş-ı Veli <br />
Gayretiniz yok mu ummana düştüm <br />
Hü hü hü ummana düştüm <br />
<br />
Fatime ananın eteğin tuttum <br />
Server Muhammed'e göz gönül kattım <br />
İmam Hasan ile çok mehtap sattım <br />
Şah Hüseyin ile dükkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar dükkana düştüm <br />
<br />
İmam-ı Zeynel'e can kurban ettim <br />
Muhammed Bakır'la musayib tuttum <br />
Cafer-i Sadık'a göz gönül kattım <br />
Naci deryasında ummana düştüm <br />
Hü hü hü canan ya Ali <br />
<br />
Musa Kazım Şah Rıza'ya kavuştum <br />
Kerbela çölünde cenge giriştim <br />
Yezit ordusuyla hayli vuruştum <br />
Yaralandı sinem al kana düştüm <br />
Yaralandı sinem sinem al kana düştüm <br />
<br />
Taki Naki Askeri'dir nurumuz <br />
Mehdi mağarada gizli sırrımız <br />
Cebrail önümüz, Cerrah belimiz <br />
Kırklar'ın Cem'inde erkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar erkana düştüm <br />
<br />
Oniki İmam Dergahı'nda ünüm var <br />
Gece gündüz sohbetim var demim var <br />
Çok günahım varsa neden gamım var <br />
Ali gibi şahı merdana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar canan ya Ali <br />
<br />
Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı <br />
Lezzet verir şirin muhabbet tuzu <br />
Ali'nin alnında zöhre yıldızı <br />
Meyli muhabbeti selvana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar selvana düştüm.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">15- Şano Şano</span><br />
<br />
Qurbane to yi nami bi, çare mide bero<br />
Astore Qıre Xızıri<br />
Xızır qaji yo, vace ma ra nemıradiyo<br />
Xatıre ehli momın e Heqi şano<br />
Kert u Gedigu şano<br />
Des u DıWucaxu, Des u DıEsqewu şano<br />
Ceme Qırxleru şano<br />
Xızır Nebi şano<br />
Pire Fani şano<br />
İmam Hesen u İmam Huseni şano<br />
Wayire Hard u Asmeni şano<br />
B8 comerdiye<br />
xırave, çetine ma ra def ke<br />
Xatıre Yer u Goki şano<br />
Haci Bektaş Weli şano<br />
Xırava çetine düri bero<br />
Muhamed -Ali yo<br />
Vane Ali nazli yo<br />
Ali ma ra nemıradiyo<br />
Xatıre tenga İmam Hesen u İmam Huseni şano<br />
Zeynelabıdini şano<br />
Muhamed Baqıri şano<br />
İmam Caferi Sadıqi şano<br />
Musai Kazımi şano<br />
Heqo xırave ma ra def ke<br />
Xatıre Musai Kazım, İmam Rızai Fırisati sane<br />
İmam Taqi sane<br />
Ali Naki sane<br />
Heseni ul Eskeri sane<br />
Mehdi Seyidi Zamani sane<br />
Halmale Celal Abbasi sane<br />
Wayire çerx u penvaji sane<br />
Wayire ram u comerdiye sane<br />
Wo qusur ma ra düri bero<br />
Qılawuze xeri mire zerre kero<br />
Xırava çetine def kero<br />
Xatıre Yer u Goki şano<br />
Des u DıWucaxo<br />
Des u DıEwliyawo<br />
Des u DıKabu şano<br />
Ya Mehemed, Ya Eli sıtare cem u caniyo<br />
Xo re veroceri<br />
Vace derde ma re dermen bıveno<br />
Ma be duz u rau ra cameverdo<br />
Talıbo ke raa Mehemed-Eli der o<br />
Sarewo ke tenge der o<br />
Cıre bero comerdiye<br />
Xırave, çetine ma re def kero<br />
Astore berz u alçaxan o<br />
De be, de be, de be, de be!...<br />
Çare mide herey mekuye Heqo<br />
Heqo tınazli ya<br />
Jüyo ke venga to dano kes morım nemendo<br />
Çever to de beno ra Heqo<br />
Xırave, çetine çevere ma meke Heqo<br />
Derdo gıran cane ma meke Heqo<br />
Leke be ma ra düri bere Heqo<br />
(Tewte xo de qesey keno)<br />
De be, de be, de be, de be!...<br />
<br />
Türkçesi:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">16- Bava Herkesin kolo hakka yalvarıyor!</span><br />
<br />
De himmet eyleyin!<br />
Dedim karanlıktır, akşamdır<br />
Evlere ve konaklara çekilme zamanıdır<br />
Hızır'ı sorarsan, konukların en yücesi<br />
Yalvann Hızır'a hayırlı bir kılavuzu<br />
-Ya Hak- kapımızdan yollasın içeri<br />
Kötülüğü ve belayı-ya Hak- uzak küfürlü içerikürsün bizden<br />
Hatıra bağışlasın bizi<br />
Bizi bağışlasın ocaklar'm, yükseklerin süvarisine<br />
Hayırlıbir vesile -ya Hak- göndersin bize<br />
Kötülüğü, belayı-ya Hak- uzak küfürlü içerikürsün bizden<br />
Bu demde pirimin ocağına<br />
Seyd Hesen e Bone Tasni'ye yakarıyorum<br />
Pirimin konuğu nazlıdır<br />
Konuunu sorarsanız Hz. Hızır'dır<br />
Hz. Hızır'a yal varayım<br />
Diyeyim kusuru, güçlüğü<br />
soyumuzdan sopumuzdan uzak küfürlü içerikürsün<br />
Akşamdır, karanlıktır<br />
Bu fakir yakanyor Hak'ka<br />
Hak'km şirin bir adıvar<br />
Hiç mahrum kalmamış ona yakaran<br />
Çoluk çocuğunuzu çetin belalardan esirgesin<br />
Ağır hastalık komasın canımıza Hak u Teala<br />
Canımızı fazla görmesin bize<br />
Sürünerek gittim Kerte Boyer Bavayi'ya<br />
Dedim aşağıdan bir ath geliyor<br />
Telaşlı, acelesi var<br />
Bu atlının kim olduğunu sorarsan<br />
O Hz. Hızır'ın<br />
Ateşini alıp evlerimize atmasın<br />
Soyumuzun sopumuzun arasına komasın deyin<br />
Sürünerek gittim Yeniye Pili'ye<br />
Yalvarıp yakardım ona<br />
Yıxır Gol'un kılavuzu kötülük, güçlük komasın kapımıza<br />
Xızıre Köye Seri<br />
Xızıre Pirde Suri<br />
kötülük ve güçlükleri çoluk çocuğumuzdan uzak küfürlü içerikürsün<br />
Benlisi, kötülüeü kalbimize komasın devin<br />
Yakamızı, evlatlarımızın yakasını<br />
zalim ve zorbaların elinde komasın deyin<br />
Kemere Duzgmi -ya Hak- ani kaza ve kederden evlat-<br />
larımızı esirgesin<br />
Sürünerek gittim Ceme Munzır Bavayi'ya<br />
Baktım birkaç atlı aşağıdan geliyor<br />
Biri öyle ışıldıyor ki<br />
sanki sanırsın sabahların şafak yıldızı<br />
Sabahların Şafak yıldızı gibi parlayan at Mübarek'in<br />
Hz. Hızır'ın<br />
Bakın Muhammed doğuyor Ali önünde<br />
Kırk Atlı dizili arkasında<br />
Kırklar'm ardından da Hz. Hızır geliyor<br />
Yalvann Hızır'a<br />
Kırat'm gemini çevirsin bulunduğumuz konağa<br />
Kötülükleri, zorlukları komasın kapımıza<br />
Hayırlıbir kılavuz göndersin bana<br />
Seri uzak küfürlü içerikürsün buradan<br />
Başkalarının ağaları varsa<br />
Başkalarının beyleri varsa<br />
Benimkisi Sultan Düzgün e Kemeri'dir<br />
Duzgın oğul, Kureş'dir babası<br />
Kureş'ın yerini sorarsan mekândır mekân<br />
Kureş'in mekânından bana haber getirsin<br />
Haydi gel, haydi gel, haydi gel!..<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Kurbanım senin o yüce adına<br />
Taşın güzel mittir mit<br />
Bir pınar akıyor ki sade süttür süt<br />
Sen kime ikrar vermişsen aldatmamışsın<br />
Taşın güzeldir ağaçtır ağaç<br />
Ağaçlar olmuş nar, nar<br />
Budelaye Kureşi'den başka kim zengi vurabilmiş aslana?<br />
Taşın güeldir -dedim- şendir şen<br />
Dedim sesin geliyor kayalardan<br />
Uzakdan doğruca baksın bize<br />
Hayırlıbir kılavuz yollasın bana<br />
Kötülüğü uzak küfürlü içerikürsün bizden<br />
Ya Hak çare bul bize<br />
Hayırlıbir kapıaç bize, gecikme imdadımıza<br />
Kayan güzel, süslenmiş çiçeklerle<br />
Üstünde uçuşuyor üç güvercin<br />
Kayan güzeldir sıra sıra<br />
r^iHin halrfım İri Rpvq7 At'tır nrcıHa<br />
Ve senin süvarindir sırtında<br />
Hz. Hızır'ın Kıratı'dır bu<br />
Senin atın, Kırat'tır ayakları bilezikli<br />
Duzgın Bava'yı sorarsan atlı ve buğday tenli<br />
Kırat'ını kuşamış, derlitopluca<br />
Sema giderek, pervaz dönerek çıktım üstdeki mihraba<br />
Gittim ki odur biri mihrabın etrafında dönüyor<br />
Beyaz donludur, dedim hele kimdir<br />
Diyorlar Kureşe Heyrani'nin oğludur<br />
O Kureş ki Mihrab kentinde<br />
Saniye ve dakikada örüklerini mavi ve yeşile çevirdi<br />
Bizi merhamet ve ihsanına bağışla<br />
Nazlı Kureş küsmesin bize<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
Gel, gel, gel, gel, gel!..<br />
Gel kurbanım sana, yüce adına<br />
Bağışla bizi rahmete, cömertliğe<br />
Bağışla İmam Hasan ve İmam Hüseyin'e<br />
Yere ve Göğe bağışla<br />
Gel, gel, gel, gel, gel!..<br />
Yere ve Göğe bağışla<br />
Kırklar cemine bağışla<br />
Pirin süvarisine, ikrara bağışla<br />
Konuğa bağışla, Hızır Nebi'ye bağışla<br />
Gel, gel, gel, gel, gel!..<br />
Gecikmeden gel bize<br />
Kötülüğü defet<br />
Duzgın evlattır, Kureş babası<br />
Adınısorarsan tatlıbir addır<br />
Aman gecikmesin bize gelmekte<br />
Başkalarının ağalan varsa<br />
Başkalarının beyleri varsa<br />
Benimkisi Sultan Duzgm'dır<br />
Hayran olayım ona<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Ceddimi sorarsan adı Kureş'tir<br />
Kendisi hem şeyh hem derviştir<br />
Derler akşamleyin Oniki Ocağın Postu getirildi<br />
Kureş'in postu en alta konmuştu<br />
Sabah oldukta Kureş'ınki en üste çıkmışü<br />
Hayranım o güzel ada<br />
Kureş'in kılavuzu sürmüş hastanın başucuna<br />
Kanatlarını silkmiş başında<br />
Hayranım sana beni umutsuz koma<br />
Ben esirini küfürlü içerikürüp kime muhtaç edersin?<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
İmdat, imdat, imdat!..<br />
Geç kalma, yetiş bu esirinin imdadına!<br />
Geç kalma, yetiş bu esirinin imdadına!<br />
Yalvarıyorum (Hz.) Ali'ye<br />
Hızır'ıma ki ab-ıhayat suyunu ilm-i ilahide içmiş<br />
Sürünerek gittim Köy'ü görmeye<br />
Ağaç'm can benimle olsun<br />
Ya Gurrina Hewse Cewe<br />
Gecikme benim için Wayire Zargoviti<br />
Bozatlı Hızır gözkulak olursa<br />
Birşey olmaz ben darda kalana<br />
Kapın geniş, hayır kapısı<br />
Şer kapısını kapa<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
Ya gel, ya gel, ya gel!..<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Kurbanım sana gel!..<br />
Geç kalma ben esirine<br />
Kötülüğü defeyle<br />
Dar günde merhamet eyle kendisine<br />
Sıkıştığında yetiş carına<br />
Aç kendisine çıkış kapısını<br />
Doktora-hekime düşürme ya Hak<br />
Sen cömertsin ya Hak<br />
Defeyle kötülüğü, defeyle kötülüğü<br />
De gel, de gel, de gel, haydi gel!..<br />
Kurban olurum senin o adına, yetiş imdadıma<br />
Hızır'ın o Kıratı, Hızır gazidir<br />
Deyin küsmesin bize<br />
Hakkın ehl-i müminlerine bağışlasın<br />
Oniki Ocak<br />
Oniki Evliya'nın hatırına saysın<br />
Kırklar cemine bağışlasın<br />
Hızır Nebi'ye bağışlasın<br />
Piri Fani'ye bağışlasın<br />
İmam Hasan ve İmam Hüseyin'e bağışlasın<br />
Yer'in Gök'ün sahibine bağışlasın<br />
Merhamet evle. kötü vp. heladan hi?i p.&amp;irop.cin<br />
Dertlerin dermanına bağışlasın<br />
HacıBektaşıVeli bizi kaza ve beladan esirgesin<br />
Muhammed Ali'dir<br />
Derler (Hz.) Ali nazlıdır<br />
Ali darılmasın bize<br />
Bizi İmam Hasan ve İmam Hüseyin'in çektikleri acıya<br />
bağışlasın<br />
Musa-i Kâzım'a bağışlasın<br />
Ya Hak kötülükten bizi esirgeyesin<br />
Musa-i Kâzım'a bağışlasın<br />
İmam Rıza'ya bağışlasın<br />
Ali Naki'ye bağışlasın<br />
Hasan-ul Askeri'ye bağışlasın<br />
Mehdi Seyid-i Zamaria bağışlasın<br />
Celal Abbas'ın ahvaline bağışlasın<br />
Sema ve pervazın sahibine bağışlasın<br />
Merhametin ve rahmin sahibine bağışlasın<br />
O bizi kusurdan esirgesin<br />
Hayır kılavuzunu göndersin bana<br />
Kötülükten, güçlüklerden uzan tutsun bizi<br />
Yer'e Gök'e bağışlasın<br />
Oniki Ocağa<br />
Oniki Evliya'ya<br />
Oniki Kabe'ye bağışlasın<br />
Ya Muhammed, ya Ali<br />
Cemlerin, canların sıtarı<br />
Yalvarayım derdimize derman bulsun<br />
Bizi yazı-yabanda, yollarda komasın<br />
Muhammed-Ali yoluna bağlı olan talibe<br />
Dardaki başa<br />
Merhamet eylesin<br />
Güçlüğ, kötülüğü bizden uzak küfürlü içerikürsün<br />
Düzlüklerin, yükseklerin atıdır<br />
Gel, gel, gel, gel!...<br />
Tutsağınım senin, yalvarırım gel!<br />
(Derviş yakarış anında konuşur)<br />
Gel, gel, gel, gel!...<br />
Carıma gecikme ya Hak<br />
Hak sen nazlısın<br />
Sana çağıran mahrum kalmazmış<br />
(Dua okuyarak cemi sona erârir. Sıra niyaz dağıtımına gelmiştir.)<br />
<br />
Turkçeleştiren: Mustafa Düzgün<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">17- Hü diyelim döne döne</span><br />
<br />
yarabbi aşkın ver bana<br />
hü diyelim döne döne<br />
aşık olayım ben sana<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
koma hiç benliğin bende<br />
varlığım yok eyle sende<br />
seni görüp her mekanda<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
çağa düştüm yusuf gibi<br />
derde düştüm eyüp gibi<br />
ağlayayım yakup gibi<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
heydost hey dost hey dost hey dost<br />
yürü turnam yürü turnam<br />
<br />
biz ümmeti naciler<br />
hak yolunda duacılar<br />
kabede döner hacılar<br />
ya ben nice dönmeyeyim <br />
<br />
<br />
bu sırra münkirler ermez<br />
dost cemalin körler görmez<br />
çarkı felekler döner durmaz<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
<br />
senden gayrısın al benden<br />
ayırma ben kulun senden<br />
sevdir bana seni candan<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
gönlümde ağyar kalmasın<br />
senden gayrı yar olmasın<br />
ne olduğum kimse bilmesin<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
şevkin ver bana döneyim<br />
ta kül olunca yanayım<br />
her gördüğüm sen sanayım<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
hey dost hey dost hey dost hey dost <br />
yürü turnam yürü turnam<br />
<br />
aşk odu yürekte yanar<br />
beni gören mecnun sanar<br />
gök yüzünde ay gün döner<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
<br />
<br />
yeller eser deniz çoşar <br />
ırmaklar dağlardan aşar<br />
döne döne sular taşar<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
ya ben nice dönmiyeyim<br />
<br />
mevlam koma beni bana<br />
al gönlümü senden yana<br />
müştakın olam ben sana<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
seyyid nizam oğlu kuldur<br />
gerek diri gerek öldür<br />
aşkınla gönlümü doldur<br />
hü diyelim döne döne<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">18- Aşkın dolusunu içen erenler</span><br />
<br />
Aşkın dolusunu içen erenler<br />
Sizin dolunuzdan kanmaya geldim <br />
Secde edip divan durdum darında <br />
Kırkların narında yanmaya geldim<br />
Kırkların narında yanmaya geldim<br />
<br />
Bizim mihmanımız canda dır Solu<br />
Gerçekler elinde doru yol olur<br />
Arzu edenler hateminden dem alır<br />
Erenler semahın dönmeye geldim<br />
Erenler semahın dönmeye geldim<br />
<br />
Haydar haydar dönmeye geldim <br />
Heydos heydos dönmeye geldim<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">19- Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali</span><br />
<br />
Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali <br />
Yusuf kuyusunda zindana düştüm <br />
Gül bengi çekilen Bektaş-ı Veli <br />
Gayretiniz yok mu ummana düştüm <br />
Hü hü hü ummana düştüm <br />
<br />
Fatime ananın eteğin tuttum <br />
Server Muhammed'e göz gönül kattım <br />
İmam Hasan ile çok mehtap sattım <br />
Şah Hüseyin ile dükkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar dükkana düştüm <br />
<br />
İmam-ı Zeynel'e can kurban ettim <br />
Muhammed Bakır'la musayib tuttum <br />
Cafer-i Sadık'a göz gönül kattım <br />
Naci deryasında ummana düştüm <br />
Hü hü hü canan ya Ali <br />
<br />
Musa Kazım Şah Rıza'ya kavuştum <br />
Kerbela çölünde cenge giriştim <br />
Yezit ordusuyla hayli vuruştum <br />
Yaralandı sinem al kana düştüm <br />
Yaralandı sinem sinem al kana düştüm <br />
<br />
Taki Naki Askeri'dir nurumuz <br />
Mehdi mağarada gizli sırrımız <br />
Cebrail önümüz, Cerrah belimiz <br />
Kırklar'ın Cem'inde erkana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar erkana düştüm <br />
<br />
Oniki İmam Dergahı'nda ünüm var <br />
Gece gündüz sohbetim var demim var <br />
Çok günahım varsa neden gamım var <br />
Ali gibi şahı merdana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar canan ya Ali <br />
<br />
Kul Himmet Üstadım bu nasıl yazı <br />
Lezzet verir şirin muhabbet tuzu <br />
Ali'nin alnında zöhre yıldızı <br />
Meyli muhabbeti selvana düştüm <br />
Haydar Haydar Haydar selvana düştüm.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">20- Kırat bu dağları aşmalı bugün (1)</span><br />
<br />
Kırat bu dağları aşmalı bugün<br />
Dostun ellerine ömrüm, ömrüm, ömrüm<br />
Dostun ellerine de düşmeli bugün<br />
Varam dost eline de bir sual edem<br />
Yarinen devranımda sohbetim bugün<br />
<br />
Abdal olsam şalvar giysem eğnime<br />
Gezgin abdallara ömrüm, ömrüm, ömrüm<br />
Gezgin abdallara da eş deli gönül<br />
Ta ezelden aşıkların da bağrına<br />
Değer rakiplerden de taş deli gönül<br />
<br />
Ceylan bakışına da kurban olduğum<br />
Sallanma karşımda da öldürdün beni<br />
<br />
Hele yörü yörü de ömrümün varı<br />
Ömrümün varı da gönlümün yarı<br />
Has neni neni de dost nenni nenni<br />
<br />
Yürü güzel yürü de yolundan kalma<br />
Her yüze güleni dost olur sanma<br />
<br />
Hele yörü yörü de ömrümün varı<br />
Ömrümün varı da gönlümün yarı<br />
Has neni neni de dost nenni nenni<br />
<br />
Yöresi: Sivas - Tokat - Malatya<br />
Kimden alındığı: Ali Kızıltuğ - Ali Sultan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">20- Kırat bu dağları aşmalı bugün (2)</span><br />
<br />
Yine kırcılandı dağların başı<br />
Kırat şu dağları aşmalı bugün<br />
Durmayıp akıyı gözümün yaşı<br />
Kırat şu dağları aşmalı bu gün<br />
<br />
Kırat kalk gidelim biz bu odadan<br />
Kısmetler geliyor Bari Hüdadan<br />
Yemini kestirem tağı yüceden <br />
Kırat şu dağları aşmalı bu gün<br />
<br />
Kırat şu dağları aştığı zaman<br />
Deli boran gibi coştuğu zaman<br />
Dizgin boğazına düştüğü zaman<br />
Sağrıdan köpüğü saçmalı bu gün <br />
<br />
Kıratta gidiyor başı dumanlı<br />
Güzel kaldır gönlündeki gümanı<br />
Seherden sonraki kuşluk zamanı<br />
Dostun ellerine düşmeli bu gün <br />
<br />
Derviş Muhammedim pirim pirise<br />
Sağ yarınan ahtı aman birise<br />
Kırat sende küheylanlık varise<br />
Dostun ellerine düşmeli bu gün]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tekke Edebiyatı - Tasavvuf Edebiyatı]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-tekke-edebiyati-tasavvuf-edebiyati.html</link>
			<pubDate>Fri, 12 Jul 2013 05:13:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-tekke-edebiyati-tasavvuf-edebiyati.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet'in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet'in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da denir. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En belirgin özellikleri şunlardır:</span><br />
1)	Kurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan'da yetişen Hoca Ahmet Yesevi'dir.<br />
2)	Tekke Edebiyatı, Anadolu'ya 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir. <br />
3)	Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir. <br />
4)	 Nazım birimi genellikle dörtlüktür. <br />
5)	 Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır. <br />
6)	Şiirlerin çoğu ezgilidir.<br />
7)	Allah, insan, felsefe, doğruluk, ibadet gibi konular işlenmiştir. <br />
8)	İlahi, nefes, nutuk, devriye, şathiye, deme gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. <br />
9)	Dili Aşık Edebiyatı'na göre ağır, Divan Edebiyatı'na göre sadedir. <br />
10)	Aşık, maşuk, şarap, saki gibi mazmunlara yer verilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüzyıllara göre Tekke Edebiyatını en önemli temsilcileri şunlardır:</span><br />
12.yy.: Hoca Ahmet Yesevi<br />
13.yy.: Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli<br />
14.yy.: Kaygusuz Abdal<br />
15.yy.: Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu Rumi<br />
16.yy.: Pir Sultan Abdal<br />
17.yy.: Niyaz-ı Mısrî, Sinân-ı Ümmî, Hüdâi<br />
18.yy.: Sezai<br />
19.yy.: Kuddusi, Turâbi<br />
<br />
Şairlerin tamamı için ayrıca bakınız-&gt; Tasavvuf Edebiyatı Şairleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEKKE EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ/BİÇİMLERİ</span><br />
<br />
Tekke şiirinde görülen ve dinsel içerikli konuları işleyen ilahi, nefes, deme, sathiye ... gibi ürünler nazım biçimi değil, birer nazım türüdür. Çünkü bunlar da koşma tipi nazım biçimiyle ve hece ölçüsünün genellikle 7, 8 ve 11'li kalıplanyla söylenir. Söz konusu türlerde dörtlük sayısı genellikle 3-7 dir. İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlahi</span><br />
Herhangi bir tarikatın izini taşımaksızın Allah'ı öven şiirlere denir. Daima özel bir ezgi ile söylenir.<br />
Divan şiirindeki tevhit ve münacaatın Halk edebiyatındaki karşılığıdır. En ünlü şairi Yunus Emre'dir.<br />
Değişik tarikatlara göre "deme, nefes, âyin" gibi adlar alır. Şekil olarak Koşma biçimindedir. Yani dörtlüklerden oluşur. Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer. Genelde 7'li hece ölçüsü kullanılır. Bazı ilahilerde aruz vezni kullanılmıştır. Aruz vezninin kullanıldığı ilahiler gazel şeklindedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nefes</span><br />
Bektaşî şairlerinin yazdıkları tasavvufî şiirlerdir. <br />
Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varlığı birliği) kavramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammet ve Hz: Ali için övgüler de söylenir. <br />
Nefeslerde kalenderane ve alaycı bir üslûp göze çarpar. <br />
Edebiyatımızda Pir Sultan Abdal nefesleriyle ünlüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deme</span><br />
Alevi-Bektaşi tarikatından tasavvuf şiirlerinin tarikatlarını ve hareketleriyle ilgili temaları işleyen, sorunlarını konu edinen şiirlerine "deme" adı verilir. Genellikle 8'li hece ölçüsüyle yazılan demeler saz eşliğinde kendine özgü bir makamla söylenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nutuk</span><br />
Tekke Edebiyatı'nda Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren müridleri bilgilendirmek tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek amacıyla söylenen didaktik şiirlerdir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Devriye</span><br />
Evrendeki canlı cansız her şey Allah'tan gelmiştir, yine Allah'a dönecektir. Bu felsefeyi yansıtan şiirlere Tekke edebiyatında devriye denilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şathiye</span><br />
Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere şathiye adı verilir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar. İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre bu şathiyeler küfür sayılır. Bu türün en tanınmış şairi Kaygusuz Abdal'dır.</div>
<br />
Kaynak:Türkçeciler.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;" class="mycode_align">Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet'in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet'in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da denir. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En belirgin özellikleri şunlardır:</span><br />
1)	Kurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan'da yetişen Hoca Ahmet Yesevi'dir.<br />
2)	Tekke Edebiyatı, Anadolu'ya 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir. <br />
3)	Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir. <br />
4)	 Nazım birimi genellikle dörtlüktür. <br />
5)	 Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır. <br />
6)	Şiirlerin çoğu ezgilidir.<br />
7)	Allah, insan, felsefe, doğruluk, ibadet gibi konular işlenmiştir. <br />
8)	İlahi, nefes, nutuk, devriye, şathiye, deme gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. <br />
9)	Dili Aşık Edebiyatı'na göre ağır, Divan Edebiyatı'na göre sadedir. <br />
10)	Aşık, maşuk, şarap, saki gibi mazmunlara yer verilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüzyıllara göre Tekke Edebiyatını en önemli temsilcileri şunlardır:</span><br />
12.yy.: Hoca Ahmet Yesevi<br />
13.yy.: Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli<br />
14.yy.: Kaygusuz Abdal<br />
15.yy.: Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu Rumi<br />
16.yy.: Pir Sultan Abdal<br />
17.yy.: Niyaz-ı Mısrî, Sinân-ı Ümmî, Hüdâi<br />
18.yy.: Sezai<br />
19.yy.: Kuddusi, Turâbi<br />
<br />
Şairlerin tamamı için ayrıca bakınız-&gt; Tasavvuf Edebiyatı Şairleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TEKKE EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ/BİÇİMLERİ</span><br />
<br />
Tekke şiirinde görülen ve dinsel içerikli konuları işleyen ilahi, nefes, deme, sathiye ... gibi ürünler nazım biçimi değil, birer nazım türüdür. Çünkü bunlar da koşma tipi nazım biçimiyle ve hece ölçüsünün genellikle 7, 8 ve 11'li kalıplanyla söylenir. Söz konusu türlerde dörtlük sayısı genellikle 3-7 dir. İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlahi</span><br />
Herhangi bir tarikatın izini taşımaksızın Allah'ı öven şiirlere denir. Daima özel bir ezgi ile söylenir.<br />
Divan şiirindeki tevhit ve münacaatın Halk edebiyatındaki karşılığıdır. En ünlü şairi Yunus Emre'dir.<br />
Değişik tarikatlara göre "deme, nefes, âyin" gibi adlar alır. Şekil olarak Koşma biçimindedir. Yani dörtlüklerden oluşur. Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer. Genelde 7'li hece ölçüsü kullanılır. Bazı ilahilerde aruz vezni kullanılmıştır. Aruz vezninin kullanıldığı ilahiler gazel şeklindedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nefes</span><br />
Bektaşî şairlerinin yazdıkları tasavvufî şiirlerdir. <br />
Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varlığı birliği) kavramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammet ve Hz: Ali için övgüler de söylenir. <br />
Nefeslerde kalenderane ve alaycı bir üslûp göze çarpar. <br />
Edebiyatımızda Pir Sultan Abdal nefesleriyle ünlüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deme</span><br />
Alevi-Bektaşi tarikatından tasavvuf şiirlerinin tarikatlarını ve hareketleriyle ilgili temaları işleyen, sorunlarını konu edinen şiirlerine "deme" adı verilir. Genellikle 8'li hece ölçüsüyle yazılan demeler saz eşliğinde kendine özgü bir makamla söylenir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nutuk</span><br />
Tekke Edebiyatı'nda Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren müridleri bilgilendirmek tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek amacıyla söylenen didaktik şiirlerdir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Devriye</span><br />
Evrendeki canlı cansız her şey Allah'tan gelmiştir, yine Allah'a dönecektir. Bu felsefeyi yansıtan şiirlere Tekke edebiyatında devriye denilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şathiye</span><br />
Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere şathiye adı verilir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar. İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre bu şathiyeler küfür sayılır. Bu türün en tanınmış şairi Kaygusuz Abdal'dır.</div>
<br />
Kaynak:Türkçeciler.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kerbela ve Hz. Hüseyin]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-kerbela-ve-hz-huseyin.html</link>
			<pubDate>Sun, 07 Jul 2013 04:39:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-kerbela-ve-hz-huseyin.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durakovic’in “Hüseyin(ra): Kerbela Destanı” isimli kitabını okurken kendinizi Kerbela’daymış gibi hissedecek; içinizdeki Hüseyin ve Yezidleri yoklamanız gerektiğini hatırlayacaksınız.</span><br />
<br />
İster Sünni olsun ister Şii, Muharrem’in 10. Günü tüm Müslümanlar için önemli bir gün. İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’in torunu, dördüncü halife Hazreti Ali’nin ve Hazreti Fatıma’nın oğlu Hazreti Hüseyin’in ailesi ile birlikte Kerbela yakınlarında katledildikleri Aşura günü, tüm dünyadaki Müslümanların ortak bilinçlerinde de önemli bir yer tutar.<br />
<br />
Sufi Kitap tarafından yayınlanan ve Öykü Özer’in özenli çevirisi ile Türkçe’ye kazandırılan Asaf Durakovic’in “Hüseyin(ra): Kerbela Destanı” isimli kitabı da Kerbela’da şehit edilen Hazreti Hüseyin ve ailesinin haklı davasını ele alan bir eser.<br />
<br />
YAZAR SADECE İSLAM ALİMİ DEĞİL AYNI ZAMANDA…<br />
<br />
Kitabı benzerlerinden ayırd eden özelliği, sadece yazarı Asaf Durakovic’in büyük bir 21. yüzyıl fakihi, âlimi ve Halveti, Hayati ve Rufai tarikatlarından da icazet almış olan bir Alemî şeyhi değil, aynı zamanda bir yazar, tıp doktoru ve bilim adamı olması değil elbette.<br />
<br />
Kerbela hadisesi üzerinden muktedirlere ve zalimlere yönelik bazı önemli eleştirileri dile getiren kitap, hak yolunda taviz vermeden mücadele etmenin timsali olan Hazreti Hüseyin’in şehit edilişini anlatan manzum bir hikâye.<br />
<br />
6’ŞAR DİZELİK 30 KITADAN OLUŞAN 10 BÖLÜM<br />
<br />
Kitap, her birinde altı dizeden oluşan 30 kıta bulunan 10 bölümden oluşuyor.<br />
<br />
Hüseyni Hayati Rufai Tarikatına mensup Amerikalı bir psikolog ve Durakovic’e 30 yılı aşkın zamandır “Mürşidim” diye hitap eden ünlü yazar Muhyiddin Şekûr, kitabın manzum bir şekilde yazılmasını şöyle yorumluyor:<br />
<br />
“Şundan hiç şüphem yok ki, Şeyh Asaf’ın, Kerbelâ Hadisesi’ni şiir biçiminde hikâye etmekten maksadı, konuya ilgi duyan ya da hakikat arayışında olan okurlarda yoğun bir duygusallık hâli hâsıl etmek değil. Onun asıl isteği, Kerbelâ’da vuku bulan olaylara içkin olan asalet, ironi, kudret ve derin acıyı hem akla hem de kalbe hitap edecek şekilde ifade etmekten ibaret.”<br />
<br />
HEM KALBE HEM DE AKLA HİTAP EDİYOR<br />
<br />
Durakovic, İslam tarihinin en hazin olaylarından birini, üzerinde uzun uzun düşünülmesi, tefekkür  edilmesi gereken Kerbela Olayını, hem akla hem de kalbe hitap eden bir dille aktarıyor. Kitabın özenli çevirisi, manzum eserin duygularını Türk okurların da hissetmesini sağlayan bir unsur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durakovic’in “Hüseyin(ra): Kerbela Destanı”</span> isimli kitabını okurken kendinizi Kerbela’daymış gibi hissedecek; içinizdeki Hüseyin ve Yezidleri yoklamanız gerektiğini, insanların sınır tanımayan arzularıyla yapıp ettiklerini kibirle nasıl temize çıkarmaya çalıştığını, ihanete karşı sadakati, dünyevi hırslara boyun eğmemeyi, ızdıraplar karşısında direnmeyi ve bunları temsil eden kahramanları yeniden hatırlayacaksınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HÜSEYİN(ra) KERBELA DESTANI</span><br />
Yazar: Asaf Durakovic <br />
Çeviri:  Öykü Özer<br />
Yayıncı: Sufi Kitap<br />
<br />
Kaynak: internethaber<br />
<br />
<img src="http://www.internethaber.com/images/other/basliksiz-1.20130627091657.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: basliksiz-1.20130627091657.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durakovic’in “Hüseyin(ra): Kerbela Destanı” isimli kitabını okurken kendinizi Kerbela’daymış gibi hissedecek; içinizdeki Hüseyin ve Yezidleri yoklamanız gerektiğini hatırlayacaksınız.</span><br />
<br />
İster Sünni olsun ister Şii, Muharrem’in 10. Günü tüm Müslümanlar için önemli bir gün. İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’in torunu, dördüncü halife Hazreti Ali’nin ve Hazreti Fatıma’nın oğlu Hazreti Hüseyin’in ailesi ile birlikte Kerbela yakınlarında katledildikleri Aşura günü, tüm dünyadaki Müslümanların ortak bilinçlerinde de önemli bir yer tutar.<br />
<br />
Sufi Kitap tarafından yayınlanan ve Öykü Özer’in özenli çevirisi ile Türkçe’ye kazandırılan Asaf Durakovic’in “Hüseyin(ra): Kerbela Destanı” isimli kitabı da Kerbela’da şehit edilen Hazreti Hüseyin ve ailesinin haklı davasını ele alan bir eser.<br />
<br />
YAZAR SADECE İSLAM ALİMİ DEĞİL AYNI ZAMANDA…<br />
<br />
Kitabı benzerlerinden ayırd eden özelliği, sadece yazarı Asaf Durakovic’in büyük bir 21. yüzyıl fakihi, âlimi ve Halveti, Hayati ve Rufai tarikatlarından da icazet almış olan bir Alemî şeyhi değil, aynı zamanda bir yazar, tıp doktoru ve bilim adamı olması değil elbette.<br />
<br />
Kerbela hadisesi üzerinden muktedirlere ve zalimlere yönelik bazı önemli eleştirileri dile getiren kitap, hak yolunda taviz vermeden mücadele etmenin timsali olan Hazreti Hüseyin’in şehit edilişini anlatan manzum bir hikâye.<br />
<br />
6’ŞAR DİZELİK 30 KITADAN OLUŞAN 10 BÖLÜM<br />
<br />
Kitap, her birinde altı dizeden oluşan 30 kıta bulunan 10 bölümden oluşuyor.<br />
<br />
Hüseyni Hayati Rufai Tarikatına mensup Amerikalı bir psikolog ve Durakovic’e 30 yılı aşkın zamandır “Mürşidim” diye hitap eden ünlü yazar Muhyiddin Şekûr, kitabın manzum bir şekilde yazılmasını şöyle yorumluyor:<br />
<br />
“Şundan hiç şüphem yok ki, Şeyh Asaf’ın, Kerbelâ Hadisesi’ni şiir biçiminde hikâye etmekten maksadı, konuya ilgi duyan ya da hakikat arayışında olan okurlarda yoğun bir duygusallık hâli hâsıl etmek değil. Onun asıl isteği, Kerbelâ’da vuku bulan olaylara içkin olan asalet, ironi, kudret ve derin acıyı hem akla hem de kalbe hitap edecek şekilde ifade etmekten ibaret.”<br />
<br />
HEM KALBE HEM DE AKLA HİTAP EDİYOR<br />
<br />
Durakovic, İslam tarihinin en hazin olaylarından birini, üzerinde uzun uzun düşünülmesi, tefekkür  edilmesi gereken Kerbela Olayını, hem akla hem de kalbe hitap eden bir dille aktarıyor. Kitabın özenli çevirisi, manzum eserin duygularını Türk okurların da hissetmesini sağlayan bir unsur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durakovic’in “Hüseyin(ra): Kerbela Destanı”</span> isimli kitabını okurken kendinizi Kerbela’daymış gibi hissedecek; içinizdeki Hüseyin ve Yezidleri yoklamanız gerektiğini, insanların sınır tanımayan arzularıyla yapıp ettiklerini kibirle nasıl temize çıkarmaya çalıştığını, ihanete karşı sadakati, dünyevi hırslara boyun eğmemeyi, ızdıraplar karşısında direnmeyi ve bunları temsil eden kahramanları yeniden hatırlayacaksınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HÜSEYİN(ra) KERBELA DESTANI</span><br />
Yazar: Asaf Durakovic <br />
Çeviri:  Öykü Özer<br />
Yayıncı: Sufi Kitap<br />
<br />
Kaynak: internethaber<br />
<br />
<img src="http://www.internethaber.com/images/other/basliksiz-1.20130627091657.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: basliksiz-1.20130627091657.jpg]" class="mycode_img img-responsive" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ALEVİ – BEKTAŞİ EDEBİYATINA GENEL BİR BAKIŞ]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-%E2%80%93-bektasi-edebiyatina-genel-bir-bakis.html</link>
			<pubDate>Tue, 14 May 2013 00:51:37 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-%E2%80%93-bektasi-edebiyatina-genel-bir-bakis.html</guid>
			<description><![CDATA[Türkler İslamiyet kültür dairesine girdikten sonra yurt değiştirerek Anadolu’ya geldiler. Yeni yurt tutulan Anadolu’da kültürleşme sonucunda yaşama biçimleri ve değer yargıları da değişime uğradı.[1] Orta Asya Türk kültürü, İslamiyet kültürü ve Anadolu kültürü yeni bir Türk kültürü oluşturmuştur. Türk kültür tarihi açısından Anadolu’da dinsel inançlara değişik bakış açıları tarikatları doğurmuştur. Anadolu sufiliği İslamiyet öncesi inanç sistemleri ve sosyal yaşamın etkisiyle karışmış Anadolu’ya özgü bir sentez oluşturmuştur.[2] <br />
<br />
        Hicretin ilk yüzyılından itibaren bir zühd ve takva anlayışı içinde ortaya çıkmağa başlayan tasavvuf hareketi miladi 9. yüzyıldan sonra geniş ve renkli bir düşünce sistemi olmuştur. 11. yüzyılda tarikatların kurulmasıyla tasavvuf bütün İslam alemine yayılmıştır.[3] Tasavvuf, tarikatlar ve tekkeler aracılığıyla İslam dünyasında etkisi yüzyıllar boyu sürmüş bir düşünce ve inanç sistemidir. İslamiyet’in mistik boyutu olan tasavvuf şeriatın emir ve yasaklarını yumuşatmağa, Allah’a sevgiyle varmaya yönelik bir sistemdir. Edebiyatta kalıcı etkiler bırakmıştır. <br />
<br />
        Bir inanç ve düşünce sistemi olarak kabul edilen tasavvufun temeli, evrende tek bir varlık bulunduğu, o tek varlığın dışındaki diğer varlıkların ise onun yer yüzündeki yansıması olduğu görüşüdür. O tek varlık Allah’tır. Öteki varlıklar yani görünen her şey, tek varlık olan Allah’ın türlü görüntüleridir. Her şey Allah’ın anlaşılıp bilinmesi için vardır. Buna vahdet-i vücut görüşü denir. Tekvin yani var oluş, yaradılış problemi, dinin ve felsefenin ilgi alanına giren ana konulardandır.[4] Tasavvufta amaç Allah’a ulaşmaktır. Bu vuslat gönül yoluyla ve sezgiyle olur. <br />
<br />
        Tasavvuf, Türklerin hakim olduğu geniş sahalarda İslamiyet’in yayılması ve bu sahalardaki eski inanç biçimlerinin İslamiyet’i etkilemesiyle başlamıştır. Toplumlar eski inanç sistemlerini tümden silemeyecekleri için eski inanç izlerini yeni inanç biçimlerine yansıtırlar. Türklerde bu yansıtış, İslam dinini çeşitli sahalarda az da olsa farklılaşmasına neden olmuştur. Bu farklılıklar da tasavvufi düşünce biçiminin doğmasını sağlamıştır. <br />
<br />
        Türkler arasında ilk olarak Orta Asya’da Ahmed Yesevi ile görülmeye başlayan tasavvuf akımı, daha sonra Moğol istilasıyla Anadolu’ya gelen dervişlerle burada da etkili olmaya başlamıştır. Anadolu’da Yunus Emre’yle doruk noktasına çıkan dini-tasavvufi halk edebiyatı her dönemde ve her zümrede önemli sanatçılar yetiştirmiştir. <br />
<br />
        Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten sonra eski inanç sistemlerini bazı tarikatlar içinde sürdürmüşlerdir. Alevi-Bektaşi geleneğinde eski Türk inanç ve pratiklerinin diğer tarikatlara oranla daha çok yer tuttuğu görülmektedir. <br />
<br />
        15. yüzyılın ilk yarısından sonra Hurufilik Bektaşi tekkelerine ve oradan Yeniçeri Ocağına girince, Yeniçeri âşıkları görünüşte tasavvufla, daha özgür bir biçimde şarap ve sevgiliyi konu etmeye başladılar. Bu dönemde Alevi – Bektaşi edebiyatı tekke edebiyatından ayrılarak bütünüyle bağımsız bir içeriğe kavuşmuştur. Tekke edebiyatının en dikkate değer bölümü olan Bektaşi edebiyatının fikir ve eğilimleri âşık edebiyatında ağır basmaktadır.[5] Tasavvuf felsefesi, halk edebiyatını etkilediği gibi konular, terimler yönünden divan şiirini de etkilemiştir. Tasavvuf düşüncesi divan edebiyatının da kaynaklarından birisini oluşturduğu için ortaya çıkan edebi ürünlerde, bu felsefeye ait ortak temaların, motiflerin kullanıldığını görüyoruz. Ancak bir çok ortak noktaya rağmen, özellikle Alevi –Bektaşi tarikatlarında ortaya çıkan farklı uygulamaların tarikat erkân ve usulündeki değişikliklerin bu zümre âşıklarının edebi ürünlerine de yansıdığını görüyoruz. <br />
<br />
        Anadolu’da Babailer Ayaklanması bastırıldıktan sonra (1240), Hacı Bektaş-ı Veli’nin (1210-1271) çevresinde yeni bir tarikatın (Bektaşiliğin) temelleri atılmıştır. Hacı Bektaş, Makalat adlı eserinde Anadolu halk edebiyatının imkânlarıyla görüşlerini ustaca birleştirip halka sunmuştur. Böylece yeni bir edebiyat geleneğinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Tasavvuf etkisine açık, tarikattan çok inançlar bütünü olarak değerlendirilen Anadolu Aleviliği Bektaşilikle birlikte ele alınmaktadır. Anadolu Aleviliği ile zaman içinde bütünleştiği için Bektaşilik Anadolu Aleviliğinin tarikat olarak kurumlaşmış şekli diye de yorumlanmaktadır. <br />
<br />
        13. yüzyıl Anadolu’da Türk diliyle meydana gelen edebiyatın bir dönüm, bir ayrım dönemiydi. Bu yüzyılda Yunus Emre yeni kavram, motif, hayal, ve imge dünyasıyla Anadolu’ya bir ilham kaynağı sundu. Âşıklar sazlarıyla Türk dilini şiirleştirip halkın duygularını dile getirdi.[6] Alevi-Bektaşi edebiyatı Hacı Bektaş-ı Veli ve Abdal Musa kültürüyle beslenmiş Anadolu halk edebiyatının imkânlarının birleştirilmesiyle yeni bir sentez oluşturdu. Önceleri özü yönüyle Yunus Emre’nin şiirlerine dayanan bu edebiyat geleneği sonraları zamanla bazı belirgin farklar kazanarak özgün yeni bir edebiyat oldu [7]. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi şiiri, belli kurallara kalıplara ve belli düşüncelere bağlı bir şiir biçimidir. Ölçüde kafiyede ayakta, nazım biçimleri ve dilde âşık edebiyatı özelliklerini gösterir. Dünyayı Alevi- Bektaşi kültürüne göre kavrayan âşıklar şiirlerini mistik ve metafizik temele dayarlar. Günümüz âşıkları usul, adap, erkân ve öğretiden çok şiirlerinde Alevi kültürünü işlerler. Ölmeden önce ölmek, yani yaşarken nefsi öldürme düşüncesi sıklıkla işlenir. Şiirlerde insana yönelme, gönül denilen cevherde aşkı bulma düşüncesi öne çıkarılır. Âşıkların şiirlerine Alevi-Bektaşi felsefesindeki “Ruhun ölümsüzlüğü esastır, ölüm Hak’ka teslim olma, Hak’ka yürümektir. Her ne ararsan kendinde ara .” düşüncesi egemendir. <br />
<br />
        Alevi- Bektaşi edebiyatı, gelenekleriyle, anlatım biçimiyle, terminolojisiyle şuh ve müstehzi edasıyla irfanı ve inancıyla orijinal bir edebiyattır. Bu özellikleriyle diğer edebiyatlardan kolaylıkla ayırt edilir. Alevi aşklar tasavvufu kendi anlayışlarına göre yorumlarlar. Şiirlerine neşve hakimdir.[8] <br />
<br />
        Alevi Bektaşi edebiyatı bu zümrelerin geleneklerini, inançlarını, aralarında söylenen atasözlerini, deyimlerini de ifadelendirir, din ulularını över, onlara ait menkabeleri şiirleştirir, usulden erkândan ayinden bahseder. Alevi Bektaşi kültürünün kökleri Orta Asya İslamiyet öncesi inanç sistemlerine kadar uzanır.[9] Hacı Bektaş-ı Veli düşüncesi Alevi Bektaşi edebiyatının beslendiği en önemli kaynaklardandır. Onun Makalat’ında aşk insanla Allah’ın temas çizgisinde zuhur eder. Aşk insandaki gönül denen cevherin hakimiyeti olayıdır[10] Bu düşünce yaşama biçimi olmuş, Alevi Bektaşi şiirini şekillendirmiştir. <br />
<br />
        Bu edebiyatta Ehl-i Beyt sevgisi aşırı derecede Ali’ye bağlanış, Oniki İmam’ı takdis eden, Oniki İmam sözünden bozma “düvazman”, ya da sadece “düvazde” denilen şiirler, İmam Hüseyin’e mersiyeler, Hacı Bektaş-ı Veli ve Alevi-Bektaşi velilerini öven, onların menkabelerini yansıtan, giyim kuşam özelliklerini, törenlerini belirten, 14.-17. yüzyılda İran’a ve Erdebil Ocağı’na bağlılığı anlatan, Osmanlıya sitem içeren nefesler vardır. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi âşıkları mahlas alırlarken, kendilerini divan şairlerinden ve âşık edebiyatı âşıklarından ayırmak için “Hatai”, “Kamberi”, “Misali”, “Virani” vb. gibi farklı âşıklık adı alırlar. Bazı âşıklar bununla da yetinmeyip mahlaslarının başına “kul”, ”abdal”, “pir”, ”sultan” gibi belirleyici adlar almışlardır. Bazı âşıklar da mahlaslarının sonuna “sultan”, “baba”, ”dede” vb. adlar eklemişlerdir.[11] <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi edebiyatının kökleri Yunus Emre’ye kadar uzanmaktadır. Fakat kuruluşu 14. yüzyılda Kaygusuz Abdal’la olmuştur. Zamanla bazı önemli farklar kazanan bu edebiyat öncelikle Alevi-Bektaşi inançlarını yaymağa hizmet eder hale gelmiştir. Tarih boyunca dini baskılar, tepkilerle karşılaşmışlar yani olumsuz toplumsal ve ekonomik uygulamalara uğramışlardır. Dirlikleri ellerinden alınmış, askeri hizmetlerden uzak tutulmuşlar, toprağa bağlı olmaya zorlanmışlardır. Bu nedenle zaman zaman ayaklanmışlardır. Alevi-Bektaşi şiiri de bir kavga şiiri haline dönüşmeye başlamıştır. Bunun en güzel örneklerini Pir Sultan Abdal’ın şiirlerinde görebiliriz. <br />
<br />
        14. yüzyılda Kaygusuz Abdal’la kurulan Alevi-Bektaşi edebiyatı 15. yüzyılda “Hatai” mahlasıyla ve daha çok heceyle şiirler söyleyen Şah İsmail-i Safavi’yi meydana çıkarmıştır. “Hatai”, Alevi-Bektaşi edebiyatının en didaktik âşığıdır. 16. yüzyılda Sivas’ta asılan “Pir Sultan Abdal” ise bu edebiyatın en lirik âşığıdır. Pir Sultan Abdal’ın mensuplarından “Kul Himmet” ve onun çağdaşı “Hüseyin” lirizm açısından Pir Sultan Abdal’a yaklaşan âşıklardandır. <br />
<br />
        16. ve 17. yüzyıllarda Alevi-Bektaşi edebiyatı durgun bir döneme girmiştir. Söylenen sözler söylenip, her şey olup bittiği için bu edebiyat kendini tekrara başlamıştır. Fakat 19. yüzyılda sosyal yaşamdaki değişiklikler bu edebiyatı da etkilemiştir. Seyrani zaman zaman bu değişikliği şiirlerinde yansıtmıştır.[12] <br />
<br />
        Alevi geleneği bugüne kadar yaşamış âşıkların yedi tanesini çok usta ve kutsal sayarlar. Bu âşıklara “Yedi Kutuplar” adını verirler. Bu âşıklar Pir Sultan Abdal, Kul Himmet, Hatayi, Yemini, Virani, Teslim Abdal ve Nesimi’dir.[13]<br />
<br />
        Alevi âşıkların yetişmelerinde Ayin-i Cemlere katılmalarının ve Alevi-Bektaşi şiir örneklerini dinleyerek ilk bilgileri almalarının rolü büyüktür. Ayin-i Cemlerin başlamasından önce “muhabbet” deyişlerinin söylendiği ya da âşıkların kendi deyişlerini okudukları bir bölüm vardır. Deyişlerin yanı sıra bu bölümde sohbetler de yapılmaktadır. Bu âşıklar kendilerine “Cem Âşıkları” adını vermektedirler. Âşıklar öğüt verme, Alevi-Bektaşi yolunun kurallarını hatırlatma amacıyla öğütleme türünde deyişler de söylerler. Ayin-i Cemlerde ve Balım Sultan muhabbetlerinde usta malı deyişler söylerler. Onlara göre badeli âşık olmak Hak vergisi, lutuf olarak kabul edilir. Bu gelenekte âşıklara mahlasları genellikle bağlı bulundukları postnişin tarafından verilir. <br />
<br />
        Âşıklar küçük yaşlarından itibaren Ayin-i Cemlere katılarak, kendileri için gerekli olan tasavvufi halk edebiyatı ve Alevi-Bektaşi kültürüyle ilgili bilgileri buradan elde ederler. Ayin-i Cemlere başlamadan önce “muhabbet” adı verilen saz eşliğinde, eski âşıkların deyişlerinin söylendiği ve âşıkların kendi deyişlerini okudukları bir bölüm vardır. “Pir Sultan Abdal”, “Nesimi”, “Kul Himmet”, “Sıtkı Baba”, ”Sadık Baba”, “Şah Hatai”, “Kaygusuz Abdal”, vb. âşıklardan usta malı deyişler okurlar. Bu bölümde deyişlerin yanı sıra sohbetler de yapılmaktadır.[14] Ayrıca bazı yörelerde âşıklar Ayin-i Cemlerin dışında da bir araya gelmektedirler. Bunlar; düğünler, kına geceleri ve köye misafir geldiği zaman olmaktadır. Bunun yanı sıra “Balım Sultan Muhabbeti” dedikleri bir toplantı da vardır. <br />
<br />
        Ayin-i Cemlerde âşıkların adları geçtiğinde ceme katılanlar saygıyla onlara niyaz ederler. Alevi âşıklar cem evlerinde düğünlerde, Hacı Bektaş-i Veli törenlerinde, Görgü Cemlerinde, Balım Sultan Muhabbetlerinde bir araya gelerek geleneği sürdürürler. Anadolu Aleviliği, yaşama biçimi olarak bir felsefe, duygu biçimi olarak bir inanç olma özelliği taşır.[15] <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi geleneğinde saz çok önemlidir. Saza büyük bir ilgi vardır. Özellikle Ayin-i Cemlerin semah bölümünde zakirler saz çaldıkları için saz yüzyıllardır bu geleneğin vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Âşıklar, sazı ve sözüyle toplumun dili ve yüreğidir. Onlar toplumun yaşadığı ama dile getiremediği bir çok olayı tele döküp dillendirirler. Âşık yaşadığı toplumun sözcüsüdür. <br />
<br />
        Aleviler çoğu 11 li heceyle, bir kısmı 7 li ya da 8 li heceyle yazılmış olan ve dörtlüklerden meydana gelen bu şiirlere “ayet, deyiş”, Bektaşiler bazen “nutuk”, fakat genel olarak “nefes” demektedirler. Bu edebiyatta vahdet-i vücut anlayışı geri plandadır. Çoğu zaman Allah’la içli dışlı bir üslup kullanılır. Bunun nedeni Alevi-Bektaşi inancında var olan Allah’a korkudan çok sevgiyle ulaşma düşüncesi vardır. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi edebiyatı Anadolu’nun öz edebiyatıdır. Alevi-Bektaşi kültürü felsefesi, törenleri, ürünleri, dili, her şeyi Anadolu’nundur. Anadolu’dan doğmuştur.[16] Kerbela faciası, Alevi ve Bektaşilere yapılan haksızlıklar şiirlerde işlenir. Âşıkların nefeslerinde âşıklar Allah’la içli dışlıdır. Allah’a sitem şiirleri gerçekte sevgiye dayanan bir inancın ifadesidir.[17] Alevi âşıklar bu tür deyişler için “Allah, Âşıkları kusurlarından dolayı kınamaz” anlamına gelen bir hadis olduğunu söylerler. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi âşıkların hayata, kendi uygulama ve inanç sistemlerine yaklaşımlarında ortak bir özellikleri de nükteli eleştiri güçleridir.[18] Alevi ve Bektaşiler Kendi inanç ve uygulama sistemi için tam bir esrarengizlik tavrı sağlamaktan hoşnut olur. ”Bektaşi Sırrı” kelimeleri halkın diline girmiş olduğundan ifadesini örtmek yolunda pek zaman harcamaz. Şiirden hoşlananlar için özellikle nefes ve deyişler dışardan olanlar için sanki hiçbir anlamı olmayan kelimelerden oluşturulmuştur.[19]<br />
<br />
        Alevi-Bektaşi edebiyatında dikkati çeken en büyük özellik hoşgörüdür. Hoşgörü bu edebiyatın tadı tuzu niteliğindedir. Hoşgörünün bulunduğu şiirde hissedilebilir bir gülümseme vardır. Bu özellik bu şiiri ilginç kılar. Alevi-Bektaşi kültüründe hoşgörü dışa vurulan bir görünüş değil yüreğin derinliklerinden gelen bir onaylama biçimidir. Alevi kültüründe hoşgörü uygun zemini bulunca gülmeceyle birleşir. Hoşgörünün arkasında iğneleyici bir dokundurma da kendini gösterir. Bu bir noktada onaylanmayacak bir girişimin sezdirilmesidir.[20] <br />
<br />
        Tasavvuf şiirinde karşımıza çıkan mecazi anlatımlar, semboller mutasavvıf âşıklarca kullanılmıştır. Sufi âşıklar, çok eskiden beri şiirlerinde sevgilinin gözünden, dudağından, beninden, zülfünden bahsetmişler veya içki, çalgı, meyhane, kilise gibi Müslümanlığın geleneklerine uymayan unsurlara şiirlerinde yer vermişlerdir. Bu sözler tarikatın dışındakiler tarafından eleştirilmiş, sufiler kınanmış, küfürle suçlanmışlardır. Aslında bu tür sözler sufilerin vecd halindeki sözleridir. Eleştiriler üzerine bu tür kelimeler sufinin içinde bulunduğu durumu anlatan birer sembol olarak nitelemişler, bu açıklamayla eleştirilerden kurtulmuşlardır. Tasavvuf şiirindeki mecazi anlatımın diğer bir nedeni de mutasavvıfların gerçekleri, içlerine doğan sırları, tarikat dışındaki kişilere açmak istememelerindendir.[21] <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi âşıkların nefes, deme ve deyişlerinde kullandıkları kelime terkip ve mazmunlar klişeleşmiş söz ve bilgilerdir. Onlar bu bilgileri geçmişte yaşamış âşıklardan ve katıldıkları sohbetlerden öğrenmişlerdir. Âşıklar Allah’ın birliğini anlatırlar, insanı iyiye doğruya küfürlü içerikürme yolu olarak niteledikleri “Hak Yolu” için şiirler yazmışlardır. Onlar yürekten bağlı bir sevgiyle Allah sevgisini şiirlerinde dile getirirler. <br />
<br />
        Âşıklar dünya ve evrenin sırlarını, yaradılışın kaynağını araştırırlar. Varlığın özü ve ötesine ait düşünceleri dile getirirler. Mutlak güzelliğe yönelerek Allah’a kavuşma çabasını işlerler. Bunlar madde alemindeki güzellikten mutlak varlığa yol bulma çabasıdır. Dünyanın geçiciliğini anlatırlarken, gerçek ebedi mutluluğun yollarını ararlar. Âşıkların idealize ettikleri kâmil tiplerdir. Onlara göre ahlak insani olmayan davranışları terk ederek ilahi yaradılışa yönelmektir. Alevi- Bektaşi edebiyatı günümüzde de sürmektedir. <br />
<br />
[1] Erman Artun: Adana Aşıklık Geleneği (1966-1996), ve Âşık Feymani, Adana 1996: 13.<br />
[2] Bozkurt Güvenç: Türk Kimliği, Kültür Tarihinin Kaynakları, Ankara 1993: 138.<br />
[3] Ahmet Yaşar Ocak: Türk Halk İnançlarında ve Edebiyatında Evliya Menkıbeleri, Ankara 1984: 1. <br />
[4] Abdülbaki Gölpınarlı: 100 Soruda Tasavvuf, Gerçek Yayınevi, İstanbul 1969: 78.<br />
[5] Thema Larousse Tematik Ansiklopedi, Tasavvuf, c. 6, Milliyet Yayınları, İstanbul 1994: 514.<br />
[6] Abdülbaki Gölpınarlı: Alevi- Bektaşi Nefesleri, İstanbul 1992: 1-6. <br />
[7] Gölpınarlı, age. s. 78.<br />
[8] Agah Sırrı Levent: “Halk ve Tasavvufi Halk Edebiyatı”, Halk Ozanlarının Sesi Dergisi, S. 5 Ankara 1993: 25.<br />
[9] İrène Mélikoff: Uyur İdik Uyardılar, İstanbul 1994: 30.<br />
[10] Yaşar Nuri Öztürk: Tarih Boyunca Bektaşilik, İstanbul 1992: 21.<br />
[11] Rıza Zelyut: Halk Şiirinde Gerçekçilik, İstanbul 1992: 67-69.<br />
[12] Thema, agy. S. 43.<br />
[13] Nejat Birdoğan: Anadolu’nun Gizli Kültürü Alevilik, s. 420.<br />
[14] Fatma Sezgin: "Günümüzde Şanlıurfa Kısas Köyü Aşıklık Geleneği ve Kısaslı Aşıklar” Çukurova Üniversitesi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Adana 1998: 32.<br />
[15] Piri Er: Geleneksel Anadolu Aleviliği, Ankara 1998: 1.<br />
[16] Besim Atalay: Bektaşilik ve Edebiyatı, İstanbul 1991: 88.<br />
[17] Abdülbaki Gölpınarlı: 100 Soruda Tasavvuf, s. 176-177.<br />
[18] John Kingsley Birge: Bektaşilik Tarihi, s. 104.<br />
[19] Birge, age, s. 110.<br />
[20] Şevket Özdemir: Yunus Emre, Nasrettin Hoca, Hacı Bektaş-ı Veli Düşüncesinde Hoşgörü, Ankara 1995: 213.<br />
[21] Yakup Şafak: ”Tasavvufi Şiirde Mecazi Anlatımlar Üzerine”, Yedi İklim, 8 (1995) 59: 11-12<br />
<br />
kaynak<img src="https://www.aleviforum.net/images/smilies/tongue.gif" alt="Tongue" title="Tongue" class="smilie smilie_5" />rof. Dr. Erman Artun]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkler İslamiyet kültür dairesine girdikten sonra yurt değiştirerek Anadolu’ya geldiler. Yeni yurt tutulan Anadolu’da kültürleşme sonucunda yaşama biçimleri ve değer yargıları da değişime uğradı.[1] Orta Asya Türk kültürü, İslamiyet kültürü ve Anadolu kültürü yeni bir Türk kültürü oluşturmuştur. Türk kültür tarihi açısından Anadolu’da dinsel inançlara değişik bakış açıları tarikatları doğurmuştur. Anadolu sufiliği İslamiyet öncesi inanç sistemleri ve sosyal yaşamın etkisiyle karışmış Anadolu’ya özgü bir sentez oluşturmuştur.[2] <br />
<br />
        Hicretin ilk yüzyılından itibaren bir zühd ve takva anlayışı içinde ortaya çıkmağa başlayan tasavvuf hareketi miladi 9. yüzyıldan sonra geniş ve renkli bir düşünce sistemi olmuştur. 11. yüzyılda tarikatların kurulmasıyla tasavvuf bütün İslam alemine yayılmıştır.[3] Tasavvuf, tarikatlar ve tekkeler aracılığıyla İslam dünyasında etkisi yüzyıllar boyu sürmüş bir düşünce ve inanç sistemidir. İslamiyet’in mistik boyutu olan tasavvuf şeriatın emir ve yasaklarını yumuşatmağa, Allah’a sevgiyle varmaya yönelik bir sistemdir. Edebiyatta kalıcı etkiler bırakmıştır. <br />
<br />
        Bir inanç ve düşünce sistemi olarak kabul edilen tasavvufun temeli, evrende tek bir varlık bulunduğu, o tek varlığın dışındaki diğer varlıkların ise onun yer yüzündeki yansıması olduğu görüşüdür. O tek varlık Allah’tır. Öteki varlıklar yani görünen her şey, tek varlık olan Allah’ın türlü görüntüleridir. Her şey Allah’ın anlaşılıp bilinmesi için vardır. Buna vahdet-i vücut görüşü denir. Tekvin yani var oluş, yaradılış problemi, dinin ve felsefenin ilgi alanına giren ana konulardandır.[4] Tasavvufta amaç Allah’a ulaşmaktır. Bu vuslat gönül yoluyla ve sezgiyle olur. <br />
<br />
        Tasavvuf, Türklerin hakim olduğu geniş sahalarda İslamiyet’in yayılması ve bu sahalardaki eski inanç biçimlerinin İslamiyet’i etkilemesiyle başlamıştır. Toplumlar eski inanç sistemlerini tümden silemeyecekleri için eski inanç izlerini yeni inanç biçimlerine yansıtırlar. Türklerde bu yansıtış, İslam dinini çeşitli sahalarda az da olsa farklılaşmasına neden olmuştur. Bu farklılıklar da tasavvufi düşünce biçiminin doğmasını sağlamıştır. <br />
<br />
        Türkler arasında ilk olarak Orta Asya’da Ahmed Yesevi ile görülmeye başlayan tasavvuf akımı, daha sonra Moğol istilasıyla Anadolu’ya gelen dervişlerle burada da etkili olmaya başlamıştır. Anadolu’da Yunus Emre’yle doruk noktasına çıkan dini-tasavvufi halk edebiyatı her dönemde ve her zümrede önemli sanatçılar yetiştirmiştir. <br />
<br />
        Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten sonra eski inanç sistemlerini bazı tarikatlar içinde sürdürmüşlerdir. Alevi-Bektaşi geleneğinde eski Türk inanç ve pratiklerinin diğer tarikatlara oranla daha çok yer tuttuğu görülmektedir. <br />
<br />
        15. yüzyılın ilk yarısından sonra Hurufilik Bektaşi tekkelerine ve oradan Yeniçeri Ocağına girince, Yeniçeri âşıkları görünüşte tasavvufla, daha özgür bir biçimde şarap ve sevgiliyi konu etmeye başladılar. Bu dönemde Alevi – Bektaşi edebiyatı tekke edebiyatından ayrılarak bütünüyle bağımsız bir içeriğe kavuşmuştur. Tekke edebiyatının en dikkate değer bölümü olan Bektaşi edebiyatının fikir ve eğilimleri âşık edebiyatında ağır basmaktadır.[5] Tasavvuf felsefesi, halk edebiyatını etkilediği gibi konular, terimler yönünden divan şiirini de etkilemiştir. Tasavvuf düşüncesi divan edebiyatının da kaynaklarından birisini oluşturduğu için ortaya çıkan edebi ürünlerde, bu felsefeye ait ortak temaların, motiflerin kullanıldığını görüyoruz. Ancak bir çok ortak noktaya rağmen, özellikle Alevi –Bektaşi tarikatlarında ortaya çıkan farklı uygulamaların tarikat erkân ve usulündeki değişikliklerin bu zümre âşıklarının edebi ürünlerine de yansıdığını görüyoruz. <br />
<br />
        Anadolu’da Babailer Ayaklanması bastırıldıktan sonra (1240), Hacı Bektaş-ı Veli’nin (1210-1271) çevresinde yeni bir tarikatın (Bektaşiliğin) temelleri atılmıştır. Hacı Bektaş, Makalat adlı eserinde Anadolu halk edebiyatının imkânlarıyla görüşlerini ustaca birleştirip halka sunmuştur. Böylece yeni bir edebiyat geleneğinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Tasavvuf etkisine açık, tarikattan çok inançlar bütünü olarak değerlendirilen Anadolu Aleviliği Bektaşilikle birlikte ele alınmaktadır. Anadolu Aleviliği ile zaman içinde bütünleştiği için Bektaşilik Anadolu Aleviliğinin tarikat olarak kurumlaşmış şekli diye de yorumlanmaktadır. <br />
<br />
        13. yüzyıl Anadolu’da Türk diliyle meydana gelen edebiyatın bir dönüm, bir ayrım dönemiydi. Bu yüzyılda Yunus Emre yeni kavram, motif, hayal, ve imge dünyasıyla Anadolu’ya bir ilham kaynağı sundu. Âşıklar sazlarıyla Türk dilini şiirleştirip halkın duygularını dile getirdi.[6] Alevi-Bektaşi edebiyatı Hacı Bektaş-ı Veli ve Abdal Musa kültürüyle beslenmiş Anadolu halk edebiyatının imkânlarının birleştirilmesiyle yeni bir sentez oluşturdu. Önceleri özü yönüyle Yunus Emre’nin şiirlerine dayanan bu edebiyat geleneği sonraları zamanla bazı belirgin farklar kazanarak özgün yeni bir edebiyat oldu [7]. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi şiiri, belli kurallara kalıplara ve belli düşüncelere bağlı bir şiir biçimidir. Ölçüde kafiyede ayakta, nazım biçimleri ve dilde âşık edebiyatı özelliklerini gösterir. Dünyayı Alevi- Bektaşi kültürüne göre kavrayan âşıklar şiirlerini mistik ve metafizik temele dayarlar. Günümüz âşıkları usul, adap, erkân ve öğretiden çok şiirlerinde Alevi kültürünü işlerler. Ölmeden önce ölmek, yani yaşarken nefsi öldürme düşüncesi sıklıkla işlenir. Şiirlerde insana yönelme, gönül denilen cevherde aşkı bulma düşüncesi öne çıkarılır. Âşıkların şiirlerine Alevi-Bektaşi felsefesindeki “Ruhun ölümsüzlüğü esastır, ölüm Hak’ka teslim olma, Hak’ka yürümektir. Her ne ararsan kendinde ara .” düşüncesi egemendir. <br />
<br />
        Alevi- Bektaşi edebiyatı, gelenekleriyle, anlatım biçimiyle, terminolojisiyle şuh ve müstehzi edasıyla irfanı ve inancıyla orijinal bir edebiyattır. Bu özellikleriyle diğer edebiyatlardan kolaylıkla ayırt edilir. Alevi aşklar tasavvufu kendi anlayışlarına göre yorumlarlar. Şiirlerine neşve hakimdir.[8] <br />
<br />
        Alevi Bektaşi edebiyatı bu zümrelerin geleneklerini, inançlarını, aralarında söylenen atasözlerini, deyimlerini de ifadelendirir, din ulularını över, onlara ait menkabeleri şiirleştirir, usulden erkândan ayinden bahseder. Alevi Bektaşi kültürünün kökleri Orta Asya İslamiyet öncesi inanç sistemlerine kadar uzanır.[9] Hacı Bektaş-ı Veli düşüncesi Alevi Bektaşi edebiyatının beslendiği en önemli kaynaklardandır. Onun Makalat’ında aşk insanla Allah’ın temas çizgisinde zuhur eder. Aşk insandaki gönül denen cevherin hakimiyeti olayıdır[10] Bu düşünce yaşama biçimi olmuş, Alevi Bektaşi şiirini şekillendirmiştir. <br />
<br />
        Bu edebiyatta Ehl-i Beyt sevgisi aşırı derecede Ali’ye bağlanış, Oniki İmam’ı takdis eden, Oniki İmam sözünden bozma “düvazman”, ya da sadece “düvazde” denilen şiirler, İmam Hüseyin’e mersiyeler, Hacı Bektaş-ı Veli ve Alevi-Bektaşi velilerini öven, onların menkabelerini yansıtan, giyim kuşam özelliklerini, törenlerini belirten, 14.-17. yüzyılda İran’a ve Erdebil Ocağı’na bağlılığı anlatan, Osmanlıya sitem içeren nefesler vardır. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi âşıkları mahlas alırlarken, kendilerini divan şairlerinden ve âşık edebiyatı âşıklarından ayırmak için “Hatai”, “Kamberi”, “Misali”, “Virani” vb. gibi farklı âşıklık adı alırlar. Bazı âşıklar bununla da yetinmeyip mahlaslarının başına “kul”, ”abdal”, “pir”, ”sultan” gibi belirleyici adlar almışlardır. Bazı âşıklar da mahlaslarının sonuna “sultan”, “baba”, ”dede” vb. adlar eklemişlerdir.[11] <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi edebiyatının kökleri Yunus Emre’ye kadar uzanmaktadır. Fakat kuruluşu 14. yüzyılda Kaygusuz Abdal’la olmuştur. Zamanla bazı önemli farklar kazanan bu edebiyat öncelikle Alevi-Bektaşi inançlarını yaymağa hizmet eder hale gelmiştir. Tarih boyunca dini baskılar, tepkilerle karşılaşmışlar yani olumsuz toplumsal ve ekonomik uygulamalara uğramışlardır. Dirlikleri ellerinden alınmış, askeri hizmetlerden uzak tutulmuşlar, toprağa bağlı olmaya zorlanmışlardır. Bu nedenle zaman zaman ayaklanmışlardır. Alevi-Bektaşi şiiri de bir kavga şiiri haline dönüşmeye başlamıştır. Bunun en güzel örneklerini Pir Sultan Abdal’ın şiirlerinde görebiliriz. <br />
<br />
        14. yüzyılda Kaygusuz Abdal’la kurulan Alevi-Bektaşi edebiyatı 15. yüzyılda “Hatai” mahlasıyla ve daha çok heceyle şiirler söyleyen Şah İsmail-i Safavi’yi meydana çıkarmıştır. “Hatai”, Alevi-Bektaşi edebiyatının en didaktik âşığıdır. 16. yüzyılda Sivas’ta asılan “Pir Sultan Abdal” ise bu edebiyatın en lirik âşığıdır. Pir Sultan Abdal’ın mensuplarından “Kul Himmet” ve onun çağdaşı “Hüseyin” lirizm açısından Pir Sultan Abdal’a yaklaşan âşıklardandır. <br />
<br />
        16. ve 17. yüzyıllarda Alevi-Bektaşi edebiyatı durgun bir döneme girmiştir. Söylenen sözler söylenip, her şey olup bittiği için bu edebiyat kendini tekrara başlamıştır. Fakat 19. yüzyılda sosyal yaşamdaki değişiklikler bu edebiyatı da etkilemiştir. Seyrani zaman zaman bu değişikliği şiirlerinde yansıtmıştır.[12] <br />
<br />
        Alevi geleneği bugüne kadar yaşamış âşıkların yedi tanesini çok usta ve kutsal sayarlar. Bu âşıklara “Yedi Kutuplar” adını verirler. Bu âşıklar Pir Sultan Abdal, Kul Himmet, Hatayi, Yemini, Virani, Teslim Abdal ve Nesimi’dir.[13]<br />
<br />
        Alevi âşıkların yetişmelerinde Ayin-i Cemlere katılmalarının ve Alevi-Bektaşi şiir örneklerini dinleyerek ilk bilgileri almalarının rolü büyüktür. Ayin-i Cemlerin başlamasından önce “muhabbet” deyişlerinin söylendiği ya da âşıkların kendi deyişlerini okudukları bir bölüm vardır. Deyişlerin yanı sıra bu bölümde sohbetler de yapılmaktadır. Bu âşıklar kendilerine “Cem Âşıkları” adını vermektedirler. Âşıklar öğüt verme, Alevi-Bektaşi yolunun kurallarını hatırlatma amacıyla öğütleme türünde deyişler de söylerler. Ayin-i Cemlerde ve Balım Sultan muhabbetlerinde usta malı deyişler söylerler. Onlara göre badeli âşık olmak Hak vergisi, lutuf olarak kabul edilir. Bu gelenekte âşıklara mahlasları genellikle bağlı bulundukları postnişin tarafından verilir. <br />
<br />
        Âşıklar küçük yaşlarından itibaren Ayin-i Cemlere katılarak, kendileri için gerekli olan tasavvufi halk edebiyatı ve Alevi-Bektaşi kültürüyle ilgili bilgileri buradan elde ederler. Ayin-i Cemlere başlamadan önce “muhabbet” adı verilen saz eşliğinde, eski âşıkların deyişlerinin söylendiği ve âşıkların kendi deyişlerini okudukları bir bölüm vardır. “Pir Sultan Abdal”, “Nesimi”, “Kul Himmet”, “Sıtkı Baba”, ”Sadık Baba”, “Şah Hatai”, “Kaygusuz Abdal”, vb. âşıklardan usta malı deyişler okurlar. Bu bölümde deyişlerin yanı sıra sohbetler de yapılmaktadır.[14] Ayrıca bazı yörelerde âşıklar Ayin-i Cemlerin dışında da bir araya gelmektedirler. Bunlar; düğünler, kına geceleri ve köye misafir geldiği zaman olmaktadır. Bunun yanı sıra “Balım Sultan Muhabbeti” dedikleri bir toplantı da vardır. <br />
<br />
        Ayin-i Cemlerde âşıkların adları geçtiğinde ceme katılanlar saygıyla onlara niyaz ederler. Alevi âşıklar cem evlerinde düğünlerde, Hacı Bektaş-i Veli törenlerinde, Görgü Cemlerinde, Balım Sultan Muhabbetlerinde bir araya gelerek geleneği sürdürürler. Anadolu Aleviliği, yaşama biçimi olarak bir felsefe, duygu biçimi olarak bir inanç olma özelliği taşır.[15] <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi geleneğinde saz çok önemlidir. Saza büyük bir ilgi vardır. Özellikle Ayin-i Cemlerin semah bölümünde zakirler saz çaldıkları için saz yüzyıllardır bu geleneğin vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Âşıklar, sazı ve sözüyle toplumun dili ve yüreğidir. Onlar toplumun yaşadığı ama dile getiremediği bir çok olayı tele döküp dillendirirler. Âşık yaşadığı toplumun sözcüsüdür. <br />
<br />
        Aleviler çoğu 11 li heceyle, bir kısmı 7 li ya da 8 li heceyle yazılmış olan ve dörtlüklerden meydana gelen bu şiirlere “ayet, deyiş”, Bektaşiler bazen “nutuk”, fakat genel olarak “nefes” demektedirler. Bu edebiyatta vahdet-i vücut anlayışı geri plandadır. Çoğu zaman Allah’la içli dışlı bir üslup kullanılır. Bunun nedeni Alevi-Bektaşi inancında var olan Allah’a korkudan çok sevgiyle ulaşma düşüncesi vardır. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi edebiyatı Anadolu’nun öz edebiyatıdır. Alevi-Bektaşi kültürü felsefesi, törenleri, ürünleri, dili, her şeyi Anadolu’nundur. Anadolu’dan doğmuştur.[16] Kerbela faciası, Alevi ve Bektaşilere yapılan haksızlıklar şiirlerde işlenir. Âşıkların nefeslerinde âşıklar Allah’la içli dışlıdır. Allah’a sitem şiirleri gerçekte sevgiye dayanan bir inancın ifadesidir.[17] Alevi âşıklar bu tür deyişler için “Allah, Âşıkları kusurlarından dolayı kınamaz” anlamına gelen bir hadis olduğunu söylerler. <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi âşıkların hayata, kendi uygulama ve inanç sistemlerine yaklaşımlarında ortak bir özellikleri de nükteli eleştiri güçleridir.[18] Alevi ve Bektaşiler Kendi inanç ve uygulama sistemi için tam bir esrarengizlik tavrı sağlamaktan hoşnut olur. ”Bektaşi Sırrı” kelimeleri halkın diline girmiş olduğundan ifadesini örtmek yolunda pek zaman harcamaz. Şiirden hoşlananlar için özellikle nefes ve deyişler dışardan olanlar için sanki hiçbir anlamı olmayan kelimelerden oluşturulmuştur.[19]<br />
<br />
        Alevi-Bektaşi edebiyatında dikkati çeken en büyük özellik hoşgörüdür. Hoşgörü bu edebiyatın tadı tuzu niteliğindedir. Hoşgörünün bulunduğu şiirde hissedilebilir bir gülümseme vardır. Bu özellik bu şiiri ilginç kılar. Alevi-Bektaşi kültüründe hoşgörü dışa vurulan bir görünüş değil yüreğin derinliklerinden gelen bir onaylama biçimidir. Alevi kültüründe hoşgörü uygun zemini bulunca gülmeceyle birleşir. Hoşgörünün arkasında iğneleyici bir dokundurma da kendini gösterir. Bu bir noktada onaylanmayacak bir girişimin sezdirilmesidir.[20] <br />
<br />
        Tasavvuf şiirinde karşımıza çıkan mecazi anlatımlar, semboller mutasavvıf âşıklarca kullanılmıştır. Sufi âşıklar, çok eskiden beri şiirlerinde sevgilinin gözünden, dudağından, beninden, zülfünden bahsetmişler veya içki, çalgı, meyhane, kilise gibi Müslümanlığın geleneklerine uymayan unsurlara şiirlerinde yer vermişlerdir. Bu sözler tarikatın dışındakiler tarafından eleştirilmiş, sufiler kınanmış, küfürle suçlanmışlardır. Aslında bu tür sözler sufilerin vecd halindeki sözleridir. Eleştiriler üzerine bu tür kelimeler sufinin içinde bulunduğu durumu anlatan birer sembol olarak nitelemişler, bu açıklamayla eleştirilerden kurtulmuşlardır. Tasavvuf şiirindeki mecazi anlatımın diğer bir nedeni de mutasavvıfların gerçekleri, içlerine doğan sırları, tarikat dışındaki kişilere açmak istememelerindendir.[21] <br />
<br />
        Alevi-Bektaşi âşıkların nefes, deme ve deyişlerinde kullandıkları kelime terkip ve mazmunlar klişeleşmiş söz ve bilgilerdir. Onlar bu bilgileri geçmişte yaşamış âşıklardan ve katıldıkları sohbetlerden öğrenmişlerdir. Âşıklar Allah’ın birliğini anlatırlar, insanı iyiye doğruya küfürlü içerikürme yolu olarak niteledikleri “Hak Yolu” için şiirler yazmışlardır. Onlar yürekten bağlı bir sevgiyle Allah sevgisini şiirlerinde dile getirirler. <br />
<br />
        Âşıklar dünya ve evrenin sırlarını, yaradılışın kaynağını araştırırlar. Varlığın özü ve ötesine ait düşünceleri dile getirirler. Mutlak güzelliğe yönelerek Allah’a kavuşma çabasını işlerler. Bunlar madde alemindeki güzellikten mutlak varlığa yol bulma çabasıdır. Dünyanın geçiciliğini anlatırlarken, gerçek ebedi mutluluğun yollarını ararlar. Âşıkların idealize ettikleri kâmil tiplerdir. Onlara göre ahlak insani olmayan davranışları terk ederek ilahi yaradılışa yönelmektir. Alevi- Bektaşi edebiyatı günümüzde de sürmektedir. <br />
<br />
[1] Erman Artun: Adana Aşıklık Geleneği (1966-1996), ve Âşık Feymani, Adana 1996: 13.<br />
[2] Bozkurt Güvenç: Türk Kimliği, Kültür Tarihinin Kaynakları, Ankara 1993: 138.<br />
[3] Ahmet Yaşar Ocak: Türk Halk İnançlarında ve Edebiyatında Evliya Menkıbeleri, Ankara 1984: 1. <br />
[4] Abdülbaki Gölpınarlı: 100 Soruda Tasavvuf, Gerçek Yayınevi, İstanbul 1969: 78.<br />
[5] Thema Larousse Tematik Ansiklopedi, Tasavvuf, c. 6, Milliyet Yayınları, İstanbul 1994: 514.<br />
[6] Abdülbaki Gölpınarlı: Alevi- Bektaşi Nefesleri, İstanbul 1992: 1-6. <br />
[7] Gölpınarlı, age. s. 78.<br />
[8] Agah Sırrı Levent: “Halk ve Tasavvufi Halk Edebiyatı”, Halk Ozanlarının Sesi Dergisi, S. 5 Ankara 1993: 25.<br />
[9] İrène Mélikoff: Uyur İdik Uyardılar, İstanbul 1994: 30.<br />
[10] Yaşar Nuri Öztürk: Tarih Boyunca Bektaşilik, İstanbul 1992: 21.<br />
[11] Rıza Zelyut: Halk Şiirinde Gerçekçilik, İstanbul 1992: 67-69.<br />
[12] Thema, agy. S. 43.<br />
[13] Nejat Birdoğan: Anadolu’nun Gizli Kültürü Alevilik, s. 420.<br />
[14] Fatma Sezgin: "Günümüzde Şanlıurfa Kısas Köyü Aşıklık Geleneği ve Kısaslı Aşıklar” Çukurova Üniversitesi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Adana 1998: 32.<br />
[15] Piri Er: Geleneksel Anadolu Aleviliği, Ankara 1998: 1.<br />
[16] Besim Atalay: Bektaşilik ve Edebiyatı, İstanbul 1991: 88.<br />
[17] Abdülbaki Gölpınarlı: 100 Soruda Tasavvuf, s. 176-177.<br />
[18] John Kingsley Birge: Bektaşilik Tarihi, s. 104.<br />
[19] Birge, age, s. 110.<br />
[20] Şevket Özdemir: Yunus Emre, Nasrettin Hoca, Hacı Bektaş-ı Veli Düşüncesinde Hoşgörü, Ankara 1995: 213.<br />
[21] Yakup Şafak: ”Tasavvufi Şiirde Mecazi Anlatımlar Üzerine”, Yedi İklim, 8 (1995) 59: 11-12<br />
<br />
kaynak<img src="https://www.aleviforum.net/images/smilies/tongue.gif" alt="Tongue" title="Tongue" class="smilie smilie_5" />rof. Dr. Erman Artun]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ANADOLU'DAKİ  ALEVİ - BEKTAŞİ EDEBİYATININ OLUŞUMUNDA YUNUS EMRE'NİN   ETKİSİ]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-anadolu-daki-alevi-bektasi-edebiyatinin-olusumunda-yunus-emre-nin-etkisi.html</link>
			<pubDate>Tue, 14 May 2013 00:32:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-anadolu-daki-alevi-bektasi-edebiyatinin-olusumunda-yunus-emre-nin-etkisi.html</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>