<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Alevi Forum - Sorularla Alevilik]]></title>
		<link>https://www.aleviforum.net/</link>
		<description><![CDATA[Alevi Forum - https://www.aleviforum.net]]></description>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 14:19:20 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Hace BEKTAŞ-I VELİ  "Hacı" Olmuş müdür? Aleviler Hacca gider mi?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-hace-bektas-i-veli-haci-olmus-mudur-aleviler-hacca-gider-mi.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Apr 2021 22:21:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">Dede-baba</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-hace-bektas-i-veli-haci-olmus-mudur-aleviler-hacca-gider-mi.html</guid>
			<description><![CDATA[Hacı Bektaş-ı Veli "Hacı" olmuş mudur? Alevi/Bektaşiler Hacca gider mi? Kur'an-ı açık emri olan Hac Ayetini Alevi Bektaşiler nasıl uygulanır?<br />
<br />
<a href="https://www.celalabbas.com/hace-bektas-i-veli-haci-olmus-mudur-alevi-bektasilerde-hac-ibadeti-var-midir/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.celalabbas.com/hace-bektas-i...var-midir/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hacı Bektaş-ı Veli "Hacı" olmuş mudur? Alevi/Bektaşiler Hacca gider mi? Kur'an-ı açık emri olan Hac Ayetini Alevi Bektaşiler nasıl uygulanır?<br />
<br />
<a href="https://www.celalabbas.com/hace-bektas-i-veli-haci-olmus-mudur-alevi-bektasilerde-hac-ibadeti-var-midir/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.celalabbas.com/hace-bektas-i...var-midir/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yedi Maşuklar Hangi Pirlerdir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-yedi-masuklar-hangi-pirlerdir.html</link>
			<pubDate>Tue, 25 Jul 2017 03:06:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-yedi-masuklar-hangi-pirlerdir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maşuk</span>; Hakkın nefeslerini batından zahire aktaran, Allah'ın ilim deryasından alıp döken, Hak Muhammed Ali'nin sesi dili Allah dostu Evliyalara denir..<br />
<br />
Her maşuğun bir de aşıkları vardır..<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık</span> derken mürit olan fani insanlardan bahsetmiyoruz.. Aşıklar ; maşuğu seven , o mübareklere iman eden Allah dostu Erenlerdir..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısaca ; <br />
Maşuk, Hakkın dili nefesi demek,<br />
Aşık da derviş demektir..</span><br />
<br />
Yüce Allah , Hak Muhammed Ali'nin ışığı olarak ''Yedi Maşuk''diye bilinen Evliyalarını insanlığa göndermiştir..Dileyen iman getirip doğru yolu bulmuş, dileyen de ürüyüp Hak katında yüzünü kara çıkarmıştır..Allah iman edenlerden olmayı nasip eylesin..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedi Maşuklar Şunlardır:</span><br />
<br />
-Alaca Mansur ( Baba )<br />
-Seyyid Nesimi<br />
-Hacı Bektaş Veli<br />
-Yunus Emre<br />
-Pir Sultan Abdal<br />
-Atatürk<br />
-Pir Zöhre Ana<br />
<br />
Allah Erenlerinin sesinden nefesinden bizleri mahrum bırakmasın...Yüce Evliyalara aşkı niyaz eyleriz...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60605-yedi-masuklar-hangi-pirlerdir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...erdir.html</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maşuk</span>; Hakkın nefeslerini batından zahire aktaran, Allah'ın ilim deryasından alıp döken, Hak Muhammed Ali'nin sesi dili Allah dostu Evliyalara denir..<br />
<br />
Her maşuğun bir de aşıkları vardır..<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık</span> derken mürit olan fani insanlardan bahsetmiyoruz.. Aşıklar ; maşuğu seven , o mübareklere iman eden Allah dostu Erenlerdir..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısaca ; <br />
Maşuk, Hakkın dili nefesi demek,<br />
Aşık da derviş demektir..</span><br />
<br />
Yüce Allah , Hak Muhammed Ali'nin ışığı olarak ''Yedi Maşuk''diye bilinen Evliyalarını insanlığa göndermiştir..Dileyen iman getirip doğru yolu bulmuş, dileyen de ürüyüp Hak katında yüzünü kara çıkarmıştır..Allah iman edenlerden olmayı nasip eylesin..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedi Maşuklar Şunlardır:</span><br />
<br />
-Alaca Mansur ( Baba )<br />
-Seyyid Nesimi<br />
-Hacı Bektaş Veli<br />
-Yunus Emre<br />
-Pir Sultan Abdal<br />
-Atatürk<br />
-Pir Zöhre Ana<br />
<br />
Allah Erenlerinin sesinden nefesinden bizleri mahrum bırakmasın...Yüce Evliyalara aşkı niyaz eyleriz...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60605-yedi-masuklar-hangi-pirlerdir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...erdir.html</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik'te dar nedir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-te-dar-nedir.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jun 2017 01:15:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-te-dar-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dâr, Farsça ve Kürtçe’de ağaç anlamındadır. Terim olarak Hallâc-ı Mansûr’un idam edildiği veya asıldığı ağaç direk anlamında dârağacını temsilen kullanılır. Alevilik’te Muhib yada Talip veya Can’ın can feda etmek üzere meydanda ikrar verdiği yerin adıdır. Meydanın tam orta yerine dâr denir. Dâr’a kalkınca meydanın orta yerine gelinir. Pîr’in, Mürşidin veya Dede’nin karşısında başlar açık, beller kemerbestli ve ayaklar bulunulan meydan çok soğuk değilse çıplaktır ve ayak mühürlenir(sağ ayak,sol ayağın üstüne atılmasına ayak mühürleme denir).Başın açık olması demek Can’ların huzuruna, meydana gelen kişinin saklısı gizlisi olmadan meydanda Hakkın huzurunda olduğunu göstermesi manasındadır.Alevilikte başın kapalı olmasıyla kişinin kendini edepli göstermek yoktur.Cem eğer iyi takip edilirse meydandaki gözcünün Canlar; edep-erkan dediğinde, zaten tüm Canlar artık,- tek Can, tek nefestir- orda herkes Can’dır. Kimsenin kimseden çekinip,utanıp sıkılmasına gerek yoktur.Cemde birisi insanları utandıracak birini biliyor, tanıyor ve bunu söylemiyorsa; O kişide aynı zamanda suç işlemiş olur ve bunu yapan Yol’un ne olduğunu bilmekten uzak ya cahil bir kişidir yada artniyetli kötü biridir.<br />
Alevi toplumunun her türlü hukuksal sorunları; şikâyet, sorgulama, yargılama ve cezalandırma, aklama, ikrar verme veya yola girme, musahip tutma, kurban yada adaklarını yerine getirme, yıllık görgü ve sorgulardan geçme vb. hep Dâr olayı içindedir.<br />
Yapılan Cem’lerdeki ikrar verme, görgü-sorgu yapma, musahip tutma, mahkeme olma, kurban veya adaklar sunma ve dardan indirme hep Dâr’a kalkılarak yapılır.Çok çeşitli hizmetler için Dâr’lar kurulabilir. Alevilikte kanlı kurban yoktur. Canlı kurban vardır. Bu kurban ikrar veren talibin yani Can’nın kendisini özüyle sözüyle ve verdiği ikrarla Yol’a yani Hakikat kapısına kurban etme manasındadır.Kurban tığlanarak kesilen hayvanlara bile, ona bir can olduğu için saygı duyulduğundan, meydana getirilerek Cem erkanı kurularak deyişler ve dua okunur. Temsili olarak ondan bir Rızalık alınırmış gibidir bu erkan. Çünkü; Alevilikte Can incitmek olmaz. Bu kesilecek olan bir hayvan dahi olsa. İkrar verilirken Dede yada Pir Talibe “Gelme gelme,dönme dönme, gelenin malı, dönenin Can’ı, ateşten gömlek giyebilirsen, demirden leblebi yiyebilirsen gel beri” der. En büyük suçlardan ilk ikisi; İkrarından dönmek ve Can’a kıymaktır. İkrar veren kendini zahirde öldürür ama batında yeniden doğurur. İkrar bir Alevi için yeniden doğuştur. İkrarını bozan bir Alevi, hem zahirde ölmüştür, hemde batında. Her iki alemde de ölenin, yani kendini yok edenin, artık tekrar İnsan olma şansı kalmamıştır. İnsan-ı Kamil olmak için ikrarında durmak çok önemlidir.<br />
Büyüklerimiz; Cemlerde konuşurlardı duyardık. Derlerdi; 5 tane Dâr vardır. Bunları en büyüğünden, en küçüğüne doğru şöyle sıralarlardı: <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1· Hüseyin Dâr’ı<br />
2· Fatıma Dâr’ı<br />
3· Mansur Dâr’ı<br />
4· Nesimi Dâr’ı<br />
5· Fazlı(Fazlullah) Dâr’ı</span><br />
<br />
Bu Dâr’lardaki duruş biçimleride ayrı ayrıdır. Hüseyin Dâr’ı ve Fatıma Dâr-ı’nın duruşları aynıdır. Yani sağ ayak baş parmağı, sol ayak baş parmağı üstüne konulur. Ellerde sağ el, sol el üstüne kapatılır ve göbek üstünde tutulur. Bu genel bir duruştur.Bu Dâr’ın nasıl olduğu ile şu hikaye anlatılır: Birgün Peygamber, kızı Fatıma ve damadı Ali ve torunlarıyla otururlar iken, Peygamber kızı Fatıma’dan içmek için su ister. Bu sırada çok çevik olan Hüseyin hızlı davranır su getirmeye gider, ama yolda ayağı bir yere çarpar ve sol ayak parmağı kanar. Suyu getirdiğinde, Peygamberin önünde elpençe divan durur. Ama parmağının kanını veya yarasını göstermemek için diğer ayağını onun üstünü kapatmak için koyar. Bu duruşun da ordan kaldığı üzerine rivayet edilir. Hüseyin belki anasının vereceği suyu, kendisi getirdiği için, annesi gibi Peygamberin huzurunda durmuş olmasına izafeten bu duruşuna Fatıma Dâr’ı veya duruşu denilebilir.<br />
Yüzüstü yere kapanma duruşuyla temsil edilen Fazlullahi Hurûfî gibi yol uğruna başı boyundan kestirmeyi göze alma Fazlî (Fazlullah) Dâr-ı olarak ifade edilir.<br />
Nesîmî gibi yol uğruna gerekirse derisinin yüzülmesini göze almadır. Bu anlayış diz üstü duruşuyla oturarak yapılır.<br />
Hallâc-ı Mansûr gibi yol uğruna ölümü göze alma, asılmaya hazır olma demektir. Mansur Dâr’ı duruşu; sağ ayak baş parmağı, sol ayak baş parmağı üstüne konulur. Ellerde sağ el, sol el üstüne çapraz olarak göğüs üstünde tutulur. Baş asılı gibi yana yatırılır.<br />
Bu duruşlarla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Bunun nedeni Aleviliğin bir inanç olmasından kaynaklanan ve her olaya kendine özgü bir mana vermesindendir. Zaten Alevilik, bu evreni iki alemde görür. Birincisi Zahiri alem, ikincisi Batîni alemdir. Kendisi bu alemde Ahmet, Zeynep, Leyla, Mehmet gibi adları olan erkek veya dişi birer insandır. Ama Batîni alemde ise O bir Tanrıdır. Bu evreni var edendir. Yani Can’dır, artık cinsi yoktur. İkisiyle özdeştir. Onun Hz.Muhammed’e ve Hz. Ali’ye bakışıda böyledir. Zahiren onlar İslam’a ait olan değerlerdir. Hz.Muhammed İslamın peygamberi, Hz.Ali’de İslamın dördüncü halifesidir. Ama Batîni alemde hepsi birdir. Ona göre Hak(Tanrı yada Allah), Muhammed(yada kızı Fatıma) ve Ali, Oniki İmamlar ve Hacı Bektaş Veli ve bu yola İnsan-ı Kamil olmak için İkrar verenler, aşıklar, ozanlar, insanlık için faydalı şeyler ortaya çıkaran ve hizmet eden, bilim ve düşünce adamları birdir. Bunu en iyi Peygamberin Mihraç’tan dönerken Kırklar meclisine rastlayıp Peygamberin bu meclise girmesi hikayesinde yaşanılan ve Kırkların onu içeriye alırken her türlü makam ve mevkiden arındırmasında daha iyi görürüz. Bu hikayeyi kendine İslam diyenler kabul edemez bu dinde küfrdür, günahtır.Bunlar tümüyle Alevilik yolunun bütünlüğüne ait olan kendi yaratımı ve tasarımı olan değerleridir. Kırklar Cemi; Aleviler için bir toplumsal birlikteliktir. Yaşamına aittir. İnsan olmanın erdemleriyle orada kendini sürekli yeniler, kötülüklerden arındırır ve İnsan-ı Kamil olmaya çalışır. Toplumsal yaşamın kural ve kaidelerine uyar. İnsan haklarına saygılı, paylaşımcı ve adaletli olur. Savaşa karşıdır. Önce kendisiyle sonra da tüm canlılarla barışıktır. Bu yola ikrar verenler; bunları Cem’lerde durduğu Dâr’da iyice kavrar.<br />
Bu kainat ve evren hem Zahir alemiyle hemde Batîn alemiyle bir bütün olarak Hak’kın kendisidir. Bizlerde, onun sonsuza kadar, ondan ayrılamayacak olan parçalarıyız. İnsan bütün bunların farkına varan tek canlıdır. İşte bu inanışa ve anlayışa Alevilik denir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
“Gerçek olan bir nefese inana<br />
Canımız veririz kurban canana<br />
Lanet olsun ikrarından dönene<br />
Muhabbetten geçen Hak'tan da geçer.”</span><br />
<br />
<br />
Denilirki, her can Hüseyin Dâr’ına duramaz. Çünkü; onun Kerbela’da yaşadığı ve çektiği acıyı hiçbir canlı üzerine alamamış. Sadece O buna razı olmuş. Ondan dolayı onun makamına Aşıklar ve Ozanlar “Hüseyin’in makamı Kırklardan ulu” demişlerdir. Onun Dâr’ı bir defa Kerbela’da kuruldu.Tüm mazlumlar ve ezilenler, zalimlerin her zulmünde bu Dâr’ı yaşayacaklar. Kerbela’lar her zaman var olacaktır. Onu sevenler yani hakiki Aleviler bunu sonsuza kadar unutmayacaklar. Asla! zalimlerin ve insanlıktan çıkmış olanların değil, haklının, mazlumun ve de insan olanların yanında olacaklar. Onun Kerbela’da yaşadıklarına rağmen zalimYezit’in önündeki dik ve onurlu duruşu çok önemlidir. Bizlerin Hüseyin’nin Dâr’ına durmamızdaki samimiyetimiz o zaman belli olur. Aksi takdirde; Pir Sultan’ın köpekleri kadar onurlu olmayan sözde Alevilerin! zalimlerle birlikte duruşları ve onların sofralarında olmaları onların samimiyetsiz, ikiyüzlü, çıkarcı ve zalimlerin dostu olduğunu gösterir. Alevilerin katilleriyle yanyana olanlar, Ehli-Beyt soyundan gelenleri katleden Emevilerin şekillendirdiği İslamın bugün aynısını yaşayanların, ve onların önderleriyle samimi olanların Alevilik kelimesini ağızlarına bile almamaları gerekir. Zaten Alevilik ancak yaşanılır. İsterseniz ciltler dolusu kitap yazın, yada hergün ikrarsızlarla ve ikrarından dönenlerle(bazende eli Alevilerin kanına bulaşmış olanlarla) beş vakit Cem yapın, ben şöyle Aleviyim, böyle Aleviyim deyin. Ancak; siz eğer mazlumların ve haklıların yanında değilseniz. Yaptıklarınız asla Alevilik değildir.<br />
Bakınız Dertli Baba gibi aşıklarımız İslama nasıl bakıyor:<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bilmezmisiniz Yezid'in bağrının taş olduğun<br />
Zahiren İslamlığın, batında kallaş olduğun<br />
Ta'n kılmayınız, derdimden çeşmimin yaş olduğun<br />
Ayıp görmeyin siz Dertli' nin Kızılbaş olduğun”</span><br />
<br />
<br />
Mansur Dâr’ı ise Alevilerin ikrarda, görgüde ve diğer Cem’lerde meydana gelip durdukları ve Hüseyin gibi yaşamaya söz verdikleri Dâr’dır. Mansur Dâr’ında Can yada Talip pir huzurunda İkrar verir, görgü-sorgusu yapılır, mahkeme olur, kusur ve hatalarından arınır ve hakikat ile yüzyüze gelir ve sadece hakikati konuşur. Mansur Dâr’ında, genel olarak Hüseyin ve Fatıma duruşu ile durulur. İkrar verildiğinde Mansur duruşunda durulur. Yüz, yerde olduğunda Fazlı(Fazlullah) duruşunda olunur. Oturduğumuz zaman da Nesimi duruşuna geçmiş oluruz. Bu duruşlar Bir Cem içinde Dâr’a kalkanlar tarafından yapılır. Bu duruşlar Cem’de birbirini takip eden her ritüelde mutlaka uygulanır. Dâr ile ilgili daha çok şey yazabiliriz. Ama kısaca Dâra kalkmış ve Dâr’a durmuş insanın, Dâr’da verdiği ikrardan ve sözden kesinlikle dönmemesi lazım. Aksine Dâr’ını bozanın yani verdiği sözden ve ikrarından dönenin İnsan-ı Kâmil olma yolunda menzile ulaşmasında zaman kaybı ve emek kaybı olacaktır. Bu Aleviliğe zarar vermek demektir. Bunu yapmamak lazımdır.<br />
<br />
<br />
SEVGİLİ VE DEĞERLİ CANLAR AŞKI NİYAZLARIMI İLETİYOR SEVGİLER SUNUYORUM<br />
ADİL ZÜLFİKAR YÜCE<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/alevilik-bektasilik-arastirmalari/60508-alevilikte-dar-nedir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/alevilik-be...nedir.html</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Dâr, Farsça ve Kürtçe’de ağaç anlamındadır. Terim olarak Hallâc-ı Mansûr’un idam edildiği veya asıldığı ağaç direk anlamında dârağacını temsilen kullanılır. Alevilik’te Muhib yada Talip veya Can’ın can feda etmek üzere meydanda ikrar verdiği yerin adıdır. Meydanın tam orta yerine dâr denir. Dâr’a kalkınca meydanın orta yerine gelinir. Pîr’in, Mürşidin veya Dede’nin karşısında başlar açık, beller kemerbestli ve ayaklar bulunulan meydan çok soğuk değilse çıplaktır ve ayak mühürlenir(sağ ayak,sol ayağın üstüne atılmasına ayak mühürleme denir).Başın açık olması demek Can’ların huzuruna, meydana gelen kişinin saklısı gizlisi olmadan meydanda Hakkın huzurunda olduğunu göstermesi manasındadır.Alevilikte başın kapalı olmasıyla kişinin kendini edepli göstermek yoktur.Cem eğer iyi takip edilirse meydandaki gözcünün Canlar; edep-erkan dediğinde, zaten tüm Canlar artık,- tek Can, tek nefestir- orda herkes Can’dır. Kimsenin kimseden çekinip,utanıp sıkılmasına gerek yoktur.Cemde birisi insanları utandıracak birini biliyor, tanıyor ve bunu söylemiyorsa; O kişide aynı zamanda suç işlemiş olur ve bunu yapan Yol’un ne olduğunu bilmekten uzak ya cahil bir kişidir yada artniyetli kötü biridir.<br />
Alevi toplumunun her türlü hukuksal sorunları; şikâyet, sorgulama, yargılama ve cezalandırma, aklama, ikrar verme veya yola girme, musahip tutma, kurban yada adaklarını yerine getirme, yıllık görgü ve sorgulardan geçme vb. hep Dâr olayı içindedir.<br />
Yapılan Cem’lerdeki ikrar verme, görgü-sorgu yapma, musahip tutma, mahkeme olma, kurban veya adaklar sunma ve dardan indirme hep Dâr’a kalkılarak yapılır.Çok çeşitli hizmetler için Dâr’lar kurulabilir. Alevilikte kanlı kurban yoktur. Canlı kurban vardır. Bu kurban ikrar veren talibin yani Can’nın kendisini özüyle sözüyle ve verdiği ikrarla Yol’a yani Hakikat kapısına kurban etme manasındadır.Kurban tığlanarak kesilen hayvanlara bile, ona bir can olduğu için saygı duyulduğundan, meydana getirilerek Cem erkanı kurularak deyişler ve dua okunur. Temsili olarak ondan bir Rızalık alınırmış gibidir bu erkan. Çünkü; Alevilikte Can incitmek olmaz. Bu kesilecek olan bir hayvan dahi olsa. İkrar verilirken Dede yada Pir Talibe “Gelme gelme,dönme dönme, gelenin malı, dönenin Can’ı, ateşten gömlek giyebilirsen, demirden leblebi yiyebilirsen gel beri” der. En büyük suçlardan ilk ikisi; İkrarından dönmek ve Can’a kıymaktır. İkrar veren kendini zahirde öldürür ama batında yeniden doğurur. İkrar bir Alevi için yeniden doğuştur. İkrarını bozan bir Alevi, hem zahirde ölmüştür, hemde batında. Her iki alemde de ölenin, yani kendini yok edenin, artık tekrar İnsan olma şansı kalmamıştır. İnsan-ı Kamil olmak için ikrarında durmak çok önemlidir.<br />
Büyüklerimiz; Cemlerde konuşurlardı duyardık. Derlerdi; 5 tane Dâr vardır. Bunları en büyüğünden, en küçüğüne doğru şöyle sıralarlardı: <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1· Hüseyin Dâr’ı<br />
2· Fatıma Dâr’ı<br />
3· Mansur Dâr’ı<br />
4· Nesimi Dâr’ı<br />
5· Fazlı(Fazlullah) Dâr’ı</span><br />
<br />
Bu Dâr’lardaki duruş biçimleride ayrı ayrıdır. Hüseyin Dâr’ı ve Fatıma Dâr-ı’nın duruşları aynıdır. Yani sağ ayak baş parmağı, sol ayak baş parmağı üstüne konulur. Ellerde sağ el, sol el üstüne kapatılır ve göbek üstünde tutulur. Bu genel bir duruştur.Bu Dâr’ın nasıl olduğu ile şu hikaye anlatılır: Birgün Peygamber, kızı Fatıma ve damadı Ali ve torunlarıyla otururlar iken, Peygamber kızı Fatıma’dan içmek için su ister. Bu sırada çok çevik olan Hüseyin hızlı davranır su getirmeye gider, ama yolda ayağı bir yere çarpar ve sol ayak parmağı kanar. Suyu getirdiğinde, Peygamberin önünde elpençe divan durur. Ama parmağının kanını veya yarasını göstermemek için diğer ayağını onun üstünü kapatmak için koyar. Bu duruşun da ordan kaldığı üzerine rivayet edilir. Hüseyin belki anasının vereceği suyu, kendisi getirdiği için, annesi gibi Peygamberin huzurunda durmuş olmasına izafeten bu duruşuna Fatıma Dâr’ı veya duruşu denilebilir.<br />
Yüzüstü yere kapanma duruşuyla temsil edilen Fazlullahi Hurûfî gibi yol uğruna başı boyundan kestirmeyi göze alma Fazlî (Fazlullah) Dâr-ı olarak ifade edilir.<br />
Nesîmî gibi yol uğruna gerekirse derisinin yüzülmesini göze almadır. Bu anlayış diz üstü duruşuyla oturarak yapılır.<br />
Hallâc-ı Mansûr gibi yol uğruna ölümü göze alma, asılmaya hazır olma demektir. Mansur Dâr’ı duruşu; sağ ayak baş parmağı, sol ayak baş parmağı üstüne konulur. Ellerde sağ el, sol el üstüne çapraz olarak göğüs üstünde tutulur. Baş asılı gibi yana yatırılır.<br />
Bu duruşlarla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Bunun nedeni Aleviliğin bir inanç olmasından kaynaklanan ve her olaya kendine özgü bir mana vermesindendir. Zaten Alevilik, bu evreni iki alemde görür. Birincisi Zahiri alem, ikincisi Batîni alemdir. Kendisi bu alemde Ahmet, Zeynep, Leyla, Mehmet gibi adları olan erkek veya dişi birer insandır. Ama Batîni alemde ise O bir Tanrıdır. Bu evreni var edendir. Yani Can’dır, artık cinsi yoktur. İkisiyle özdeştir. Onun Hz.Muhammed’e ve Hz. Ali’ye bakışıda böyledir. Zahiren onlar İslam’a ait olan değerlerdir. Hz.Muhammed İslamın peygamberi, Hz.Ali’de İslamın dördüncü halifesidir. Ama Batîni alemde hepsi birdir. Ona göre Hak(Tanrı yada Allah), Muhammed(yada kızı Fatıma) ve Ali, Oniki İmamlar ve Hacı Bektaş Veli ve bu yola İnsan-ı Kamil olmak için İkrar verenler, aşıklar, ozanlar, insanlık için faydalı şeyler ortaya çıkaran ve hizmet eden, bilim ve düşünce adamları birdir. Bunu en iyi Peygamberin Mihraç’tan dönerken Kırklar meclisine rastlayıp Peygamberin bu meclise girmesi hikayesinde yaşanılan ve Kırkların onu içeriye alırken her türlü makam ve mevkiden arındırmasında daha iyi görürüz. Bu hikayeyi kendine İslam diyenler kabul edemez bu dinde küfrdür, günahtır.Bunlar tümüyle Alevilik yolunun bütünlüğüne ait olan kendi yaratımı ve tasarımı olan değerleridir. Kırklar Cemi; Aleviler için bir toplumsal birlikteliktir. Yaşamına aittir. İnsan olmanın erdemleriyle orada kendini sürekli yeniler, kötülüklerden arındırır ve İnsan-ı Kamil olmaya çalışır. Toplumsal yaşamın kural ve kaidelerine uyar. İnsan haklarına saygılı, paylaşımcı ve adaletli olur. Savaşa karşıdır. Önce kendisiyle sonra da tüm canlılarla barışıktır. Bu yola ikrar verenler; bunları Cem’lerde durduğu Dâr’da iyice kavrar.<br />
Bu kainat ve evren hem Zahir alemiyle hemde Batîn alemiyle bir bütün olarak Hak’kın kendisidir. Bizlerde, onun sonsuza kadar, ondan ayrılamayacak olan parçalarıyız. İnsan bütün bunların farkına varan tek canlıdır. İşte bu inanışa ve anlayışa Alevilik denir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
“Gerçek olan bir nefese inana<br />
Canımız veririz kurban canana<br />
Lanet olsun ikrarından dönene<br />
Muhabbetten geçen Hak'tan da geçer.”</span><br />
<br />
<br />
Denilirki, her can Hüseyin Dâr’ına duramaz. Çünkü; onun Kerbela’da yaşadığı ve çektiği acıyı hiçbir canlı üzerine alamamış. Sadece O buna razı olmuş. Ondan dolayı onun makamına Aşıklar ve Ozanlar “Hüseyin’in makamı Kırklardan ulu” demişlerdir. Onun Dâr’ı bir defa Kerbela’da kuruldu.Tüm mazlumlar ve ezilenler, zalimlerin her zulmünde bu Dâr’ı yaşayacaklar. Kerbela’lar her zaman var olacaktır. Onu sevenler yani hakiki Aleviler bunu sonsuza kadar unutmayacaklar. Asla! zalimlerin ve insanlıktan çıkmış olanların değil, haklının, mazlumun ve de insan olanların yanında olacaklar. Onun Kerbela’da yaşadıklarına rağmen zalimYezit’in önündeki dik ve onurlu duruşu çok önemlidir. Bizlerin Hüseyin’nin Dâr’ına durmamızdaki samimiyetimiz o zaman belli olur. Aksi takdirde; Pir Sultan’ın köpekleri kadar onurlu olmayan sözde Alevilerin! zalimlerle birlikte duruşları ve onların sofralarında olmaları onların samimiyetsiz, ikiyüzlü, çıkarcı ve zalimlerin dostu olduğunu gösterir. Alevilerin katilleriyle yanyana olanlar, Ehli-Beyt soyundan gelenleri katleden Emevilerin şekillendirdiği İslamın bugün aynısını yaşayanların, ve onların önderleriyle samimi olanların Alevilik kelimesini ağızlarına bile almamaları gerekir. Zaten Alevilik ancak yaşanılır. İsterseniz ciltler dolusu kitap yazın, yada hergün ikrarsızlarla ve ikrarından dönenlerle(bazende eli Alevilerin kanına bulaşmış olanlarla) beş vakit Cem yapın, ben şöyle Aleviyim, böyle Aleviyim deyin. Ancak; siz eğer mazlumların ve haklıların yanında değilseniz. Yaptıklarınız asla Alevilik değildir.<br />
Bakınız Dertli Baba gibi aşıklarımız İslama nasıl bakıyor:<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bilmezmisiniz Yezid'in bağrının taş olduğun<br />
Zahiren İslamlığın, batında kallaş olduğun<br />
Ta'n kılmayınız, derdimden çeşmimin yaş olduğun<br />
Ayıp görmeyin siz Dertli' nin Kızılbaş olduğun”</span><br />
<br />
<br />
Mansur Dâr’ı ise Alevilerin ikrarda, görgüde ve diğer Cem’lerde meydana gelip durdukları ve Hüseyin gibi yaşamaya söz verdikleri Dâr’dır. Mansur Dâr’ında Can yada Talip pir huzurunda İkrar verir, görgü-sorgusu yapılır, mahkeme olur, kusur ve hatalarından arınır ve hakikat ile yüzyüze gelir ve sadece hakikati konuşur. Mansur Dâr’ında, genel olarak Hüseyin ve Fatıma duruşu ile durulur. İkrar verildiğinde Mansur duruşunda durulur. Yüz, yerde olduğunda Fazlı(Fazlullah) duruşunda olunur. Oturduğumuz zaman da Nesimi duruşuna geçmiş oluruz. Bu duruşlar Bir Cem içinde Dâr’a kalkanlar tarafından yapılır. Bu duruşlar Cem’de birbirini takip eden her ritüelde mutlaka uygulanır. Dâr ile ilgili daha çok şey yazabiliriz. Ama kısaca Dâra kalkmış ve Dâr’a durmuş insanın, Dâr’da verdiği ikrardan ve sözden kesinlikle dönmemesi lazım. Aksine Dâr’ını bozanın yani verdiği sözden ve ikrarından dönenin İnsan-ı Kâmil olma yolunda menzile ulaşmasında zaman kaybı ve emek kaybı olacaktır. Bu Aleviliğe zarar vermek demektir. Bunu yapmamak lazımdır.<br />
<br />
<br />
SEVGİLİ VE DEĞERLİ CANLAR AŞKI NİYAZLARIMI İLETİYOR SEVGİLER SUNUYORUM<br />
ADİL ZÜLFİKAR YÜCE<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/alevilik-bektasilik-arastirmalari/60508-alevilikte-dar-nedir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/alevilik-be...nedir.html</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[On Yedi Kemerbestler ne anlama gelir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-on-yedi-kemerbestler-ne-anlama-gelir.html</link>
			<pubDate>Mon, 22 May 2017 21:36:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-on-yedi-kemerbestler-ne-anlama-gelir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">On Yedi Kemerbestler, Kemerbestlik ve kemer bağlamanın anlamı nedir?</span><br />
<br />
Kemerbest, Canab-ı Hakk’ın huzurunda; Kolları önde bağlı şekilde teslimiyet ve bağlılık ikrarını yerine getirmeye hazır, ulu zatlardır.<br />
Allah’ın buyruğuyla Melek Cebrail tarafından Hz.Muhammed’in beline bağlanmış olan Adem Ata’nın ikrar kemeri yani ilim, irfan kemeri; Hz.Muhammed tarafınadan Şahı Merdan Ali’nin beline bağlanmış ve Kırklar Cemi’nde Hz.Muhammed’in buyruğuyla bu kemer, Şahı Merdan Ali tarafından On Yedi Ulu kişinin beline beğlanmıştır. Kemer bağlanan ulu mümin kişilere, kemerbest-kemer bağlanmış kişi demektir.<br />
<br />
On yedi Kemerbestler <br />
On dört Masu-u Pak, Güruh-i Naci,<br />
On yedi Kemerbest derdim ilacı,<br />
Hace Bektaş-ı Veli serimin tacı,<br />
Hünkar-ı evliya sana sığındım.<br />
Virdi Derviş<br />
<br />
Şahı Merdan Ali tarafından ikrarları alınmış, belleri “Tevella ve Teberra” ikrar kemeri ile bağlanmış; Hz.Muhammed’e, Şahı Merdan Ali’ye ve Ehli Beyt’e bağlılıkları ile tanınan, kırklar meclisine katılmış olan On yedi Ulu-kutsal kişilerdir. Dolayısiyle Şahı Merdan Ali’nin fikir, düşünce, felsefe ve mücadele arkadaşlarıdır. Kemer, hırka ve tac bilindiği gibi, kemale ulaşmış, hakikate ermiş kişilere giydirilir.<br />
<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">On Yedi Kemerbestler, Kemerbestlik ve kemer bağlamanın anlamı nedir?</span><br />
<br />
Kemerbest, Canab-ı Hakk’ın huzurunda; Kolları önde bağlı şekilde teslimiyet ve bağlılık ikrarını yerine getirmeye hazır, ulu zatlardır.<br />
Allah’ın buyruğuyla Melek Cebrail tarafından Hz.Muhammed’in beline bağlanmış olan Adem Ata’nın ikrar kemeri yani ilim, irfan kemeri; Hz.Muhammed tarafınadan Şahı Merdan Ali’nin beline bağlanmış ve Kırklar Cemi’nde Hz.Muhammed’in buyruğuyla bu kemer, Şahı Merdan Ali tarafından On Yedi Ulu kişinin beline beğlanmıştır. Kemer bağlanan ulu mümin kişilere, kemerbest-kemer bağlanmış kişi demektir.<br />
<br />
On yedi Kemerbestler <br />
On dört Masu-u Pak, Güruh-i Naci,<br />
On yedi Kemerbest derdim ilacı,<br />
Hace Bektaş-ı Veli serimin tacı,<br />
Hünkar-ı evliya sana sığındım.<br />
Virdi Derviş<br />
<br />
Şahı Merdan Ali tarafından ikrarları alınmış, belleri “Tevella ve Teberra” ikrar kemeri ile bağlanmış; Hz.Muhammed’e, Şahı Merdan Ali’ye ve Ehli Beyt’e bağlılıkları ile tanınan, kırklar meclisine katılmış olan On yedi Ulu-kutsal kişilerdir. Dolayısiyle Şahı Merdan Ali’nin fikir, düşünce, felsefe ve mücadele arkadaşlarıdır. Kemer, hırka ve tac bilindiği gibi, kemale ulaşmış, hakikate ermiş kişilere giydirilir.<br />
<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hacı Bektaş-ı Veli aslında hangi PİR'dir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-haci-bektas-i-veli-aslinda-hangi-pir-dir.html</link>
			<pubDate>Fri, 12 May 2017 21:21:22 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-haci-bektas-i-veli-aslinda-hangi-pir-dir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hacı Bektaş Veli isminin tek bir Pir'e ait olduğu inancı Aleviler arasında oldukça yaygındır..Hacı Bektaş Veli dergahındaki türbenin de yine Hacı Bektaş Veli'nin kendisine ait olduğuna inanılır...Ben de böyle biliyordum, taa ki Pir Zöhre Ana'mızdan gerçekleri öğrenene kadar.<br />
<br />
Hacı Bektaş Veli'ler, Veysel Karani'nin üç erkek evladıdır..Hacı, Bektaş ve Veli...Hacı demek, Hac kapısı demektir...Bektaş demek, cansız taşa can veren demektir..Veli demek ,Velilik Evliyalık mertebesi demektir...<br />
<br />
Bu üç mübarek dünyalarını değişip gayba girdikten sonra, don ( beden ) değişerek farklı zamanlarda yeniden yaşamıştır..Hacı-Atatürk olarak , Bektaş - Taptuk Emre olarak , Veli- Nasrettin Hoca olarak....Taptuk Emre Ehlibeyt yolunun inanç ve ibadetlerini insanlığa öğretmek için dergah açmış ve bu dergahın isminin Hacı Bektaş Veli Dergahı olarak bilinmesini istemiştir..Yani bugün bildiğimiz Hacı Bektaş Veli dergahını açan Pir aslında Taptuk Emre'dir...Dergah içinde Hacı Bektaş Veli olarak bilinen türbe de aslında Taptuk Emre'ye aittir..<br />
<br />
<br />
Erenlerle ilgili anlatılan menkıbeler zaman içinde değişikliğe uğrasa da, zaman ve mekan bütünlüğünü kaybetse de, Hakk gerçekleri yine Hakkın gönderdiği Evliyalar sayesinde insanlığa aktarılmaya devam ediyor..Şimdi de Ehlibeyt gerçeklerini insanlığa anlatan , Muhammed Ali yolunun inanç ve ibadetlerini ilk haliyle irşat eden , insanlığa ışık olan, yaşayan tek Evliya Pir Zöhre Ana'dır...<br />
<br />
Ne mutlu Pir Zöhre Ana ile aynı dönemde yaşayıp, sonsuz ummanından bir katre alabilene..<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60408-haci-bektas-i-veli-aslinda-hangi-pirdir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...irdir.html</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Hacı Bektaş Veli isminin tek bir Pir'e ait olduğu inancı Aleviler arasında oldukça yaygındır..Hacı Bektaş Veli dergahındaki türbenin de yine Hacı Bektaş Veli'nin kendisine ait olduğuna inanılır...Ben de böyle biliyordum, taa ki Pir Zöhre Ana'mızdan gerçekleri öğrenene kadar.<br />
<br />
Hacı Bektaş Veli'ler, Veysel Karani'nin üç erkek evladıdır..Hacı, Bektaş ve Veli...Hacı demek, Hac kapısı demektir...Bektaş demek, cansız taşa can veren demektir..Veli demek ,Velilik Evliyalık mertebesi demektir...<br />
<br />
Bu üç mübarek dünyalarını değişip gayba girdikten sonra, don ( beden ) değişerek farklı zamanlarda yeniden yaşamıştır..Hacı-Atatürk olarak , Bektaş - Taptuk Emre olarak , Veli- Nasrettin Hoca olarak....Taptuk Emre Ehlibeyt yolunun inanç ve ibadetlerini insanlığa öğretmek için dergah açmış ve bu dergahın isminin Hacı Bektaş Veli Dergahı olarak bilinmesini istemiştir..Yani bugün bildiğimiz Hacı Bektaş Veli dergahını açan Pir aslında Taptuk Emre'dir...Dergah içinde Hacı Bektaş Veli olarak bilinen türbe de aslında Taptuk Emre'ye aittir..<br />
<br />
<br />
Erenlerle ilgili anlatılan menkıbeler zaman içinde değişikliğe uğrasa da, zaman ve mekan bütünlüğünü kaybetse de, Hakk gerçekleri yine Hakkın gönderdiği Evliyalar sayesinde insanlığa aktarılmaya devam ediyor..Şimdi de Ehlibeyt gerçeklerini insanlığa anlatan , Muhammed Ali yolunun inanç ve ibadetlerini ilk haliyle irşat eden , insanlığa ışık olan, yaşayan tek Evliya Pir Zöhre Ana'dır...<br />
<br />
Ne mutlu Pir Zöhre Ana ile aynı dönemde yaşayıp, sonsuz ummanından bir katre alabilene..<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60408-haci-bektas-i-veli-aslinda-hangi-pirdir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...irdir.html</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İrşad ne demektir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-irsad-ne-demektir--2619.html</link>
			<pubDate>Fri, 31 Mar 2017 23:43:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-irsad-ne-demektir--2619.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İrşad</span>; Eğitmek, aydınlatmak, doğruyu göstermek anlamındadır. Hakk ve hakikati arayan kimselere; Doğru yolu gösteren, doğruya yönlendiren kişi ise, Mürşid’dir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşid</span>; Eğiten, aydınlatan, doğruyu gösteren ve manevi anlamda toplumun her türlü halinden genel sorumlu, her soruna çözüm bulan ve çözen kişidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşide varmadaki mana</span>; Erdemli insan olmaya adayım demektir. Erdemli insan olmak; Önce nefsi beklentilerden uzak insani değerlere, sahip çıkmak demektir. Insani değerlere sahip çıkmak isteyen bir kiş; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eline, diline, beline</span> sahip olması gerekir.<br />
<br />
Dolayısiyle yola talip olan kişi; Doğru yolu bulmak, o yolda yürümek için talep edendir. Ve Mürşid ise, yola talip olan kişiye nasip verendir. Söz konusu nasip; Manevi anlamda yolun ilim irfanı, edep erkanı, kaide ve kurallarıdır. Işte mürşid yolun manevi kural ve kaidelerinden haber veren, aydınlatan, ikrar hizmetini yerine getirmekle mükelef olan yetkili kişidir.<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60308-irsad-ne-demektir.html#post167838" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167838</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İrşad</span>; Eğitmek, aydınlatmak, doğruyu göstermek anlamındadır. Hakk ve hakikati arayan kimselere; Doğru yolu gösteren, doğruya yönlendiren kişi ise, Mürşid’dir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşid</span>; Eğiten, aydınlatan, doğruyu gösteren ve manevi anlamda toplumun her türlü halinden genel sorumlu, her soruna çözüm bulan ve çözen kişidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşide varmadaki mana</span>; Erdemli insan olmaya adayım demektir. Erdemli insan olmak; Önce nefsi beklentilerden uzak insani değerlere, sahip çıkmak demektir. Insani değerlere sahip çıkmak isteyen bir kiş; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eline, diline, beline</span> sahip olması gerekir.<br />
<br />
Dolayısiyle yola talip olan kişi; Doğru yolu bulmak, o yolda yürümek için talep edendir. Ve Mürşid ise, yola talip olan kişiye nasip verendir. Söz konusu nasip; Manevi anlamda yolun ilim irfanı, edep erkanı, kaide ve kurallarıdır. Işte mürşid yolun manevi kural ve kaidelerinden haber veren, aydınlatan, ikrar hizmetini yerine getirmekle mükelef olan yetkili kişidir.<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60308-irsad-ne-demektir.html#post167838" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167838</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[“Dara durmak” Nedir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-%E2%80%9Cdara-durmak%E2%80%9D-nedir.html</link>
			<pubDate>Fri, 24 Mar 2017 21:25:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-%E2%80%9Cdara-durmak%E2%80%9D-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakk meydanında, “Dara durmak”.</span><br />
<br />
Dar kelime mansı; Ayağa kalkma, ayakta durma, kıyamla Hakk’ın huzuruna durma. Inanç boyutunda; Ölümden sonra, yeniden dirilip ayağa kalkmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevi</span> inacında ise; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakk Muhammed Ali</span> huzurunda, Mürşid-Pir nazarında kendi özünü dara çekerek kötülüklerden, kötü alışkanlıklardan arınmaktır. Özünü dara çekmenin amacı ise; Ölmeden önce ölmek, kendi yaşamını sorgulamak ve dünyanın fani olduğu bilincine varmaktır.<br />
<br />
Özünü dara çekme, sorgulama her mekan ve meydan da olmaz. Cem meydanı; Dar meydanı, arınma meydanı, edep erkan meydanı ve ibadet meydanıdır. Hakk Muhammed Ali meydanı’nda yalan dolan olmaz çünkü kutsaldır. Dar erkanı, Mürşid ve Pir tarafından yolun ilkeleri doğrultusunda yerine getirilip ve uygulanır.<br />
<br />
Hakk meydanında, özünü dara çekmek; Hakk Muhammed Ali, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşid-Pir</span> ve tüm toplumun huzurunda; Topluma karşı, doğaya karşı ve kendine karşı yaptığı yanlışlardan dolayı dara çekilmesidir, yargılanmasıdır. <br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60294-dara-durmak-nedir.html#post167814" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167814</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakk meydanında, “Dara durmak”.</span><br />
<br />
Dar kelime mansı; Ayağa kalkma, ayakta durma, kıyamla Hakk’ın huzuruna durma. Inanç boyutunda; Ölümden sonra, yeniden dirilip ayağa kalkmaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevi</span> inacında ise; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakk Muhammed Ali</span> huzurunda, Mürşid-Pir nazarında kendi özünü dara çekerek kötülüklerden, kötü alışkanlıklardan arınmaktır. Özünü dara çekmenin amacı ise; Ölmeden önce ölmek, kendi yaşamını sorgulamak ve dünyanın fani olduğu bilincine varmaktır.<br />
<br />
Özünü dara çekme, sorgulama her mekan ve meydan da olmaz. Cem meydanı; Dar meydanı, arınma meydanı, edep erkan meydanı ve ibadet meydanıdır. Hakk Muhammed Ali meydanı’nda yalan dolan olmaz çünkü kutsaldır. Dar erkanı, Mürşid ve Pir tarafından yolun ilkeleri doğrultusunda yerine getirilip ve uygulanır.<br />
<br />
Hakk meydanında, özünü dara çekmek; Hakk Muhammed Ali, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşid-Pir</span> ve tüm toplumun huzurunda; Topluma karşı, doğaya karşı ve kendine karşı yaptığı yanlışlardan dolayı dara çekilmesidir, yargılanmasıdır. <br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60294-dara-durmak-nedir.html#post167814" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167814</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bismişah, Allah Allah! manası nedir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-bismisah-allah-allah-manasi-nedir.html</link>
			<pubDate>Wed, 18 Jan 2017 20:57:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-bismisah-allah-allah-manasi-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aleviler, dua ve gülbanglarına başlamadan önce; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismişah Allah Allah!”</span> deyip, besmele çekerler. Bismişah Allah Allah, besmeledir yani „Rahman ve Rahim olan Allah adıyla“ anlamına gelir ve Bismişah ise, Şah’ın adıyla, O’nun hürmetine demektir.<br />
Neden Besmele Allah’ın adıyla değilde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“B” </span>harfiyle başlayan bir kelimeyle okunur. Bu durum sadece Alevilerde mi uygulanmıştır?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı örnekler;</span><br />
-Hz.Muhammed, dualarına besmele yerine;<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismikallahümme”</span>(Ya Allah, senin adınla) sözüyle başlamıştır.<br />
-Mevlana kendi beyitlerinde; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bişnev</span>(Işit) sözüyle başlamıştır.<br />
-Aleviler de; Besmele yerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismişah”</span> (Şah’ın adıyla) sözüyle başlarlar.<br />
Dikkat edilirse bu üç örnekte “B” harfiyle başlamaktadır.<br />
Şah-ı Merdan Ali buyurmuştur ki: „Bil ki tüm semavi kitapların (zebur, Tevrat, İncil ve Kur’an) esrarı Kur'an da toplanmıştır, Kur'an-ın tüm esrarı Fatiha'da-dır, Fatiha'nın tüm esrarı Besmele'de dir, Besmele'nin tüm esrarı „B“ harfindedir. Işte „B“ harfinin altındaki nokta da benim“ derken kesinlikle ve mutlak olarak; Allah ilmine ulaşabilen ve orada kalabilen Kamil-i Insan, insanın kendisi olduğunu vurgulamıştır. Dolayısiyle Şahı Merdan Ali, „B“ harfinin altında bulunan noktadan ibarettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fatiha Suresi</span><br />
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...” Bu ayet “Besmele” olarak isimlendirilir.<br />
1. Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…<br />
2. Hamd, alemlerin Rabii Allah’adır.<br />
3. Rahman’dır, Rahim’dir O.<br />
4. Din gününün Malik’i, sultanıdır O…<br />
5. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.<br />
6. Dosdoğru giden yola ilet bizi…<br />
7. Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin,<br />
karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna…<br />
<br />
Fatiha suresi, besmele ve sırr üçlemesindeki mana: Açmak, aralamak anlamına gelir ve buda eşittir doğmak, yaşamak ve tekrar öze yani Allah'a geri dönmektir. Dolayısiyle Allah bilincinde olma, o makama ulaşma ve o makamda kalmaktır. Işte Şahı Merdan Ali de bu makama erişip Allah'ın benliğinden eriyip O’nunla beraber olmuştur. Burda dikkat edilmesi gereken Şahı Merdan Ali’nin, Allah’ın kendisi olmadığıdır. Varlığını O’nun varlığında yok eden, bütünleşen ve O’nla beraber olmasındandır.<br />
<br />
Besmelenin sırr-ı‘nı anlattan Hadid suresi, 3’cü Ayette ise;<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> „Evvel’dir O, başlangıcı yoktur; Ahir’dir O, sonu yoktur; Zahiri’dir O, her şeyde belirir; batın’dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir O“</span> denilmektedir.<br />
<br />
Besmelenin Şah’ın adıyla çekilmesi, Şahı Merdan Ali’nin; Allah’ın gizli sırrına, ilahi ilmine, kudretine erişmiş olması; Allah’ın bütün güzel sıfatlarının kendisinde belirmesi; Insanlara örnek Kamil-i Insan sıfatına sahip olması ve dolayısiyle de kendisine duyulan saygı, bağlılık ve kendisine verilen ikrardan ötürüdür. Yani Şah’ın yüzü suyu hürmetine dilekte bulunmaktır.<br />
<br />
Şahı Merdan Ali, “B” harfinin kutsallığını net olarak ortaya koymuştur. O zaman; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismilallahümme, Bişnev veya Bismişah”</span> besmele yerine okunabilir. <br />
<br />
<br />
=Seyyid Hakkı=<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aleviler, dua ve gülbanglarına başlamadan önce; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismişah Allah Allah!”</span> deyip, besmele çekerler. Bismişah Allah Allah, besmeledir yani „Rahman ve Rahim olan Allah adıyla“ anlamına gelir ve Bismişah ise, Şah’ın adıyla, O’nun hürmetine demektir.<br />
Neden Besmele Allah’ın adıyla değilde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“B” </span>harfiyle başlayan bir kelimeyle okunur. Bu durum sadece Alevilerde mi uygulanmıştır?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı örnekler;</span><br />
-Hz.Muhammed, dualarına besmele yerine;<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismikallahümme”</span>(Ya Allah, senin adınla) sözüyle başlamıştır.<br />
-Mevlana kendi beyitlerinde; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bişnev</span>(Işit) sözüyle başlamıştır.<br />
-Aleviler de; Besmele yerine <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismişah”</span> (Şah’ın adıyla) sözüyle başlarlar.<br />
Dikkat edilirse bu üç örnekte “B” harfiyle başlamaktadır.<br />
Şah-ı Merdan Ali buyurmuştur ki: „Bil ki tüm semavi kitapların (zebur, Tevrat, İncil ve Kur’an) esrarı Kur'an da toplanmıştır, Kur'an-ın tüm esrarı Fatiha'da-dır, Fatiha'nın tüm esrarı Besmele'de dir, Besmele'nin tüm esrarı „B“ harfindedir. Işte „B“ harfinin altındaki nokta da benim“ derken kesinlikle ve mutlak olarak; Allah ilmine ulaşabilen ve orada kalabilen Kamil-i Insan, insanın kendisi olduğunu vurgulamıştır. Dolayısiyle Şahı Merdan Ali, „B“ harfinin altında bulunan noktadan ibarettir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fatiha Suresi</span><br />
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...” Bu ayet “Besmele” olarak isimlendirilir.<br />
1. Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…<br />
2. Hamd, alemlerin Rabii Allah’adır.<br />
3. Rahman’dır, Rahim’dir O.<br />
4. Din gününün Malik’i, sultanıdır O…<br />
5. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.<br />
6. Dosdoğru giden yola ilet bizi…<br />
7. Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin,<br />
karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna…<br />
<br />
Fatiha suresi, besmele ve sırr üçlemesindeki mana: Açmak, aralamak anlamına gelir ve buda eşittir doğmak, yaşamak ve tekrar öze yani Allah'a geri dönmektir. Dolayısiyle Allah bilincinde olma, o makama ulaşma ve o makamda kalmaktır. Işte Şahı Merdan Ali de bu makama erişip Allah'ın benliğinden eriyip O’nunla beraber olmuştur. Burda dikkat edilmesi gereken Şahı Merdan Ali’nin, Allah’ın kendisi olmadığıdır. Varlığını O’nun varlığında yok eden, bütünleşen ve O’nla beraber olmasındandır.<br />
<br />
Besmelenin sırr-ı‘nı anlattan Hadid suresi, 3’cü Ayette ise;<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> „Evvel’dir O, başlangıcı yoktur; Ahir’dir O, sonu yoktur; Zahiri’dir O, her şeyde belirir; batın’dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir O“</span> denilmektedir.<br />
<br />
Besmelenin Şah’ın adıyla çekilmesi, Şahı Merdan Ali’nin; Allah’ın gizli sırrına, ilahi ilmine, kudretine erişmiş olması; Allah’ın bütün güzel sıfatlarının kendisinde belirmesi; Insanlara örnek Kamil-i Insan sıfatına sahip olması ve dolayısiyle de kendisine duyulan saygı, bağlılık ve kendisine verilen ikrardan ötürüdür. Yani Şah’ın yüzü suyu hürmetine dilekte bulunmaktır.<br />
<br />
Şahı Merdan Ali, “B” harfinin kutsallığını net olarak ortaya koymuştur. O zaman; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismilallahümme, Bişnev veya Bismişah”</span> besmele yerine okunabilir. <br />
<br />
<br />
=Seyyid Hakkı=<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kal-u Bela ve Bezm-i Elest ne anlama gelir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-kal-u-bela-ve-bezm-i-elest-ne-anlama-gelir.html</link>
			<pubDate>Wed, 11 Jan 2017 21:49:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-kal-u-bela-ve-bezm-i-elest-ne-anlama-gelir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kal-u Bela Arapça bir kelimedir. Anlamı RUHLAR Alemi-Meclisinde insanların; Allah’a ikrar verip, teslim olduğu “an, zaman”dır.<br />
<br />
Özetlersek ;</span><br />
<br />
=&gt; Allah’ın ruhları yarattığı “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Yaradan ile yaradılanın arasınnda ilk ikrar erkanının gerçekleştiği “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Yaradılanın, kendini bilme ve bilinme “an ve zaman”dır,<br />
=&gt; Inancın yaradılanda zuhur ettiği “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Varoluş ötesinin, kabuledildiği “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Allah ile Ademoğlu arasında gerçekleşen ilk cem “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Allah’ın huzurunda Ademoğlunun ilk duruşu, sorgu ve sualin gerçekleştiği “an ve zaman”dır.<br />
<br />
Dolayısiyle de Alevi inancında, ikrar vermedeki amaç da; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kal-u Bela’</span>dan beri verilen ikrarı hatırlamak, tazelemektir. Ve insanın ilk ikrarına göndermedir.<br />
Farsça Bezm kelimesi,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Bezm-i Elest</span> şeklinde ifade edilir. Manası; Ezelde yapılan toplantı, Ruhlar Meclisi-Alemi demektir. Ezelde Ruhlar meclisinde; Yaradan ile yaradılan arasında yaptığı ve yaradılanların da kabul ettiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“ilahi ikrar”</span> erkanı hakkında kullanılan terimdir.<br />
Ruhlar meclisi anlamına gelen Bezm-i Elest; Kal-u Bela, Bezm-i Ezel, Beli Ahdi diye de bilinir. Bu ulu meclis; Allah ile yaratılanlar arasında, ikrar verip nasip alma meclisidir.<br />
<br />
Allah, bilinmek istedi. Önce ruhları yarattı, daha sonra ikrar erkanını gerçekleştirdi ve daha sonra da bu ruhları bendenle buluşturup zahirileştirdi. Kendi cemalinden yaratığı Ademoğlu’nun görevi; Yaradanını bilmek, kendini bilmek ve ham ervahlıktan olgunlaşıp yani Kamil-i Insan olup tekrardan özü ile buluşmasıdır. Burada çıkardığımız mesaj; Ruhun kadim, sonsuz olduğudur. Ölen, yok olan bedendir. Dolayısiyle kadim olan RUH, sadece beden değiştirir.<br />
<br />
=Seyyid Hakkı=<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kal-u Bela Arapça bir kelimedir. Anlamı RUHLAR Alemi-Meclisinde insanların; Allah’a ikrar verip, teslim olduğu “an, zaman”dır.<br />
<br />
Özetlersek ;</span><br />
<br />
=&gt; Allah’ın ruhları yarattığı “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Yaradan ile yaradılanın arasınnda ilk ikrar erkanının gerçekleştiği “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Yaradılanın, kendini bilme ve bilinme “an ve zaman”dır,<br />
=&gt; Inancın yaradılanda zuhur ettiği “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Varoluş ötesinin, kabuledildiği “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Allah ile Ademoğlu arasında gerçekleşen ilk cem “an ve zaman”dır.<br />
=&gt; Allah’ın huzurunda Ademoğlunun ilk duruşu, sorgu ve sualin gerçekleştiği “an ve zaman”dır.<br />
<br />
Dolayısiyle de Alevi inancında, ikrar vermedeki amaç da; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kal-u Bela’</span>dan beri verilen ikrarı hatırlamak, tazelemektir. Ve insanın ilk ikrarına göndermedir.<br />
Farsça Bezm kelimesi,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Bezm-i Elest</span> şeklinde ifade edilir. Manası; Ezelde yapılan toplantı, Ruhlar Meclisi-Alemi demektir. Ezelde Ruhlar meclisinde; Yaradan ile yaradılan arasında yaptığı ve yaradılanların da kabul ettiği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“ilahi ikrar”</span> erkanı hakkında kullanılan terimdir.<br />
Ruhlar meclisi anlamına gelen Bezm-i Elest; Kal-u Bela, Bezm-i Ezel, Beli Ahdi diye de bilinir. Bu ulu meclis; Allah ile yaratılanlar arasında, ikrar verip nasip alma meclisidir.<br />
<br />
Allah, bilinmek istedi. Önce ruhları yarattı, daha sonra ikrar erkanını gerçekleştirdi ve daha sonra da bu ruhları bendenle buluşturup zahirileştirdi. Kendi cemalinden yaratığı Ademoğlu’nun görevi; Yaradanını bilmek, kendini bilmek ve ham ervahlıktan olgunlaşıp yani Kamil-i Insan olup tekrardan özü ile buluşmasıdır. Burada çıkardığımız mesaj; Ruhun kadim, sonsuz olduğudur. Ölen, yok olan bedendir. Dolayısiyle kadim olan RUH, sadece beden değiştirir.<br />
<br />
=Seyyid Hakkı=<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilikte Kapı ve Kapı Eşiğinin Kutsallığı neden önemlidir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilikte-kapi-ve-kapi-esiginin-kutsalligi-neden-onemlidir.html</link>
			<pubDate>Fri, 06 Jan 2017 20:15:12 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilikte-kapi-ve-kapi-esiginin-kutsalligi-neden-onemlidir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilikte Kapı ve Kapı Eşiğinin Kutsallığı...</span><br />
<br />
Eşik, Hz.Muhammedin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">„Ben İlmin Şehriyim, Ali onun kapısıdır“</span> sözünden esinlenerek Şahı Merdan Ali’yi temsil ettiğine inanılan ve yolun bir simgesi olarak algılanan meydanın giriş kapısının iç kısmıdır. Bu nedenle eşik kutsaldır, Hakk’a küfürlü içeriküren kapıdır. Asla eşiğe basılmaz ve niyaz olunur (öpülür). Bu davranış yol, ışık ve bilgisine ulaşmış olmanın anısına bir engin gönüllülük ve teslimiyet ifadesi olarak eşiğin önünde sol diz üzerine çökerek elleri eşiğe koyup üç kez niyaz etmek biçiminde de uygulanır.<br />
<br />
Hz.Muhammed, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır”</span> buyurmuştur. <br />
Bu hadisten de anlaşılacağı gibi, ilim şehri, Hz.Muhammed’dir. İlim şehrinin kapısı ise, Şahı Merdan Ali’dir ve Sırat-el Mustakim’dir. Kapıya secde: Eyvallah’tır, teslimiyettir. Buradaki maksat; İlim şehrine, Şahı Merdan Ali’nin kapısından girip, Hz.Muhammed’in ilmine ve Şahı Merdan Ali’nin feyzine ve faziletine erişmektir.<br />
Eşik tercümanında: “Eşiğine koymuşum ben can ile ser. Hem eşiğinden benim niyazım budur. Lütf edip ben fakire kılasın nazar” diyerek, kapının dört tarafına niyaz edilir.<br />
Kapının üst eşiği Hz.Muhammed’i, kapının alt eşiği Fatma Ana’yı, sağ ve sol yanları da Imam Hasan’ı ve Imam Hüseyin’i ve kapının kilidi Şahı Merdan Ali’yi temsil eder. Kapının dışı Şeriat, iç kısmı ise Tarikat, Marifet ve Hakikat makamlarıdır.<br />
<br />
Kapıdan içeri giren kimse, orada oturan Allah dostlarına: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hu aşk olsun erenler” </span>diyerek, selam verilir. Çünkü orada Hakk aşıkları, tarikat pirleri vardır. Tarikatın mürşidi Hz.Muhammed, rehberi Şahı Merdan Ali’dir. Orada Hakk muhabbeti vardır, ibretler ve marifet erbabı kimseler vardır.<br />
<br />
Işte Alevilerin eşik ve kapıyı ki özellikle bir türbenin, bir cem evinin eşik ve kapısını her Allah Muhammed Ali diyerek öpmeleri bu bilince, “Her mülkün sahibinin Allah Muhammed Ali olduğu” bilincine sahip olduklarını gösterir.<br />
<br />
Bu bilinç Aleviyi Hakk Muhammed Ali yolunda gitmeye, onlar gibi her canlıyı kadın-erkek, zengin-fakir, okumuş-okumamış demeden bir, eşit görmeye, hoşgörülü olmaya, "incinsen de incitme"meye yönlendirir.<br />
<br />
Özetlersek; Kapının eşiği, üstü, sağı, solu ve kapının kendisi yani kilidi, bütün bunlar ehlibeyti temsil eder. Dolayısiyle kilit açılıp içeri girildiğinde de kırklar meydanı yani ilmin ta kendisi ve zahiri ilimden batını ilime geçiş yolunun kapısı olan Şahı Merdan Ali’yi temsilen mürşidi kamil, Elesti bezminde melek Cebrail’e rehberlik yaptığı için Hz.Muhammed, ilk talip olan melek Cebrail, Fatma-tüz Zehra, Imam Hasan-ül Mücteba, Imam Hüseyn-i Deşti Kerbela ve kırkların tamamı bulunduğu Kırklar meydanı bulunmaktadır. Eşiğe basılmamasının nedeni Ehl-i Beyt’i temsil ettiğindendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevi</span> o kutsal yerlerin eşiğini, kapısını öperken ya Allah ya Muhammed ya Ali’yi zikrederek; „Ben sizin mekanınız olan bu mekana girerken yolunuza beli best diyorum, yani yolunuzda gittiğimin ikrarını-sözünü veriyorum ve sizin yolunuzun gerekenleri olan "hoşgörülü olmak", "herkese eşit bakmak", kimseyi dış görünüşünden , ünvanından ya da maddi olanaklarından ötürü üstün ya da aşağı görmemek, türab olmak (alçak gönüllü olmak) gibi iyi davranışları uygulayarak Allah Muhammed Ali yolunda giden gerçek bir kul olmak için gerekenler ne ise yapacağım“ ikrar sözünün ifade edilişidir.<br />
<br />
Kapıdan secde ederek girilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cem evinin kapısının önüne gelince, eşiğe diz çöküp şu tercüman okunur:</span><br />
<br />
Bismişah Allah, Allah! <br />
Dergah eşiğine ben canımı ve başımı koydum.<br />
Bu eşikten benim niyazım budur.<br />
Lütfedip bu fakiri, görüp gözet ki, delalette kalmayayım.<br />
O dosta, O yüce yaratana benim eyvallahım ve teslimiyetim var.<br />
Eşiğe niyaz ettikten sora kalkıp eşiğin üzerine basmadan içeri girilir. Içeri girerken kapının sağından, solundan ve üst eşikten elle niyaz alınır. <br />
<br />
<br />
alıntıdır ( Seyyid Hakkı )</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilikte Kapı ve Kapı Eşiğinin Kutsallığı...</span><br />
<br />
Eşik, Hz.Muhammedin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">„Ben İlmin Şehriyim, Ali onun kapısıdır“</span> sözünden esinlenerek Şahı Merdan Ali’yi temsil ettiğine inanılan ve yolun bir simgesi olarak algılanan meydanın giriş kapısının iç kısmıdır. Bu nedenle eşik kutsaldır, Hakk’a küfürlü içeriküren kapıdır. Asla eşiğe basılmaz ve niyaz olunur (öpülür). Bu davranış yol, ışık ve bilgisine ulaşmış olmanın anısına bir engin gönüllülük ve teslimiyet ifadesi olarak eşiğin önünde sol diz üzerine çökerek elleri eşiğe koyup üç kez niyaz etmek biçiminde de uygulanır.<br />
<br />
Hz.Muhammed, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır”</span> buyurmuştur. <br />
Bu hadisten de anlaşılacağı gibi, ilim şehri, Hz.Muhammed’dir. İlim şehrinin kapısı ise, Şahı Merdan Ali’dir ve Sırat-el Mustakim’dir. Kapıya secde: Eyvallah’tır, teslimiyettir. Buradaki maksat; İlim şehrine, Şahı Merdan Ali’nin kapısından girip, Hz.Muhammed’in ilmine ve Şahı Merdan Ali’nin feyzine ve faziletine erişmektir.<br />
Eşik tercümanında: “Eşiğine koymuşum ben can ile ser. Hem eşiğinden benim niyazım budur. Lütf edip ben fakire kılasın nazar” diyerek, kapının dört tarafına niyaz edilir.<br />
Kapının üst eşiği Hz.Muhammed’i, kapının alt eşiği Fatma Ana’yı, sağ ve sol yanları da Imam Hasan’ı ve Imam Hüseyin’i ve kapının kilidi Şahı Merdan Ali’yi temsil eder. Kapının dışı Şeriat, iç kısmı ise Tarikat, Marifet ve Hakikat makamlarıdır.<br />
<br />
Kapıdan içeri giren kimse, orada oturan Allah dostlarına: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Hu aşk olsun erenler” </span>diyerek, selam verilir. Çünkü orada Hakk aşıkları, tarikat pirleri vardır. Tarikatın mürşidi Hz.Muhammed, rehberi Şahı Merdan Ali’dir. Orada Hakk muhabbeti vardır, ibretler ve marifet erbabı kimseler vardır.<br />
<br />
Işte Alevilerin eşik ve kapıyı ki özellikle bir türbenin, bir cem evinin eşik ve kapısını her Allah Muhammed Ali diyerek öpmeleri bu bilince, “Her mülkün sahibinin Allah Muhammed Ali olduğu” bilincine sahip olduklarını gösterir.<br />
<br />
Bu bilinç Aleviyi Hakk Muhammed Ali yolunda gitmeye, onlar gibi her canlıyı kadın-erkek, zengin-fakir, okumuş-okumamış demeden bir, eşit görmeye, hoşgörülü olmaya, "incinsen de incitme"meye yönlendirir.<br />
<br />
Özetlersek; Kapının eşiği, üstü, sağı, solu ve kapının kendisi yani kilidi, bütün bunlar ehlibeyti temsil eder. Dolayısiyle kilit açılıp içeri girildiğinde de kırklar meydanı yani ilmin ta kendisi ve zahiri ilimden batını ilime geçiş yolunun kapısı olan Şahı Merdan Ali’yi temsilen mürşidi kamil, Elesti bezminde melek Cebrail’e rehberlik yaptığı için Hz.Muhammed, ilk talip olan melek Cebrail, Fatma-tüz Zehra, Imam Hasan-ül Mücteba, Imam Hüseyn-i Deşti Kerbela ve kırkların tamamı bulunduğu Kırklar meydanı bulunmaktadır. Eşiğe basılmamasının nedeni Ehl-i Beyt’i temsil ettiğindendir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevi</span> o kutsal yerlerin eşiğini, kapısını öperken ya Allah ya Muhammed ya Ali’yi zikrederek; „Ben sizin mekanınız olan bu mekana girerken yolunuza beli best diyorum, yani yolunuzda gittiğimin ikrarını-sözünü veriyorum ve sizin yolunuzun gerekenleri olan "hoşgörülü olmak", "herkese eşit bakmak", kimseyi dış görünüşünden , ünvanından ya da maddi olanaklarından ötürü üstün ya da aşağı görmemek, türab olmak (alçak gönüllü olmak) gibi iyi davranışları uygulayarak Allah Muhammed Ali yolunda giden gerçek bir kul olmak için gerekenler ne ise yapacağım“ ikrar sözünün ifade edilişidir.<br />
<br />
Kapıdan secde ederek girilir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cem evinin kapısının önüne gelince, eşiğe diz çöküp şu tercüman okunur:</span><br />
<br />
Bismişah Allah, Allah! <br />
Dergah eşiğine ben canımı ve başımı koydum.<br />
Bu eşikten benim niyazım budur.<br />
Lütfedip bu fakiri, görüp gözet ki, delalette kalmayayım.<br />
O dosta, O yüce yaratana benim eyvallahım ve teslimiyetim var.<br />
Eşiğe niyaz ettikten sora kalkıp eşiğin üzerine basmadan içeri girilir. Içeri girerken kapının sağından, solundan ve üst eşikten elle niyaz alınır. <br />
<br />
<br />
alıntıdır ( Seyyid Hakkı )</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik nedir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--2528.html</link>
			<pubDate>Fri, 30 Dec 2016 02:41:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--2528.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik ;</span><br />
<br />
Allah Muhammed Ali sevgisini yüreğinde taşıyan, Şahı Merdan Ali'nin ışığından ayrılmayan, Hakkın gönderdiği bütün evliyaları kendine rehber edinen ve varlıklarına iman getirip sahip çıkan, yaradılanı seven, yetmiş iki millete, her dine, mezhebe ve inanca saygı duyan, eline-beline-diline sahip çıkmak için ikrar veren ve verdiği ikrara bağlı kalan, terazisi merhamet ve vicdan, cevheri ilim ve bilgi olan, faziletli insan olmayı öngören ve Enel Hak deyip Allah'ı insanın özünde arayan, yaşam felsefesi hümanizm ve dünya görüşü kardeşlik olan, aklını, bilgisini ve inancını Ehlibeyt sevgisiyle birleştiren bir inanç sistemidir...<br />
<br />
Aslında Aleviliği tanımlamak için kullandığımız bütün kavramlar ve tanımlar tek bir çizgide birleşmektedir..En kısa ve bir o kadar da en geniş manasıyla Alevilik<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> '' Hak Muhammed Ali Yolu ''</span> demektir..Çünkü ;<br />
<br />
Aleviliğin direği Ehlibeyt sevgisi ve özü İslamiyettir..<br />
Rehberi Muhammed Mustafa , Mürşidi Şahı Merdan Ali'dir..<br />
İlkeleri ve değerleri Ehlibeyt sevgisi üzerine kurulmuş '' Ne olursan ol yine gel '' düsturuna bağlı evrensel bir inanç yoludur..<br />
Hak Muhammed Ali yoluna ve Hz.Muhammed'in iki kutsal emaneti olan Kuranı Kerim'e ve Ehlibeyt'ine bağlılıktır..<br />
Alevilik 1500 yıl önce yaşanan Kerbelayı hatırlamak, Hz.Üseyin gibi yaşamak, mazlumun yanında durup haksızlığa boyun eğmemektir..<br />
Yolunun emir ve yasaklarına ikrar vermektir..<br />
İnsanı Kamile erişmek için ''eline - beline - diline'' sahip çıkıp nefsiyle mücadele etmektir..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aleviliğin ne olduğuyla ilgili Kul Himmet nefesleri şöyle diyor :</span><br />
<br />
Cümle bir Mürşide demişler beli ( evet )<br />
Tesbihleri ( duaları ) Allah Muhammed Ali<br />
Meşrebi Üseyni ismi Alevi<br />
Muhammed Ali'ye çıkar yolları<br />
<br />
Aşk ile...<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60079-alevilik-nedir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...nedir.html</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik ;</span><br />
<br />
Allah Muhammed Ali sevgisini yüreğinde taşıyan, Şahı Merdan Ali'nin ışığından ayrılmayan, Hakkın gönderdiği bütün evliyaları kendine rehber edinen ve varlıklarına iman getirip sahip çıkan, yaradılanı seven, yetmiş iki millete, her dine, mezhebe ve inanca saygı duyan, eline-beline-diline sahip çıkmak için ikrar veren ve verdiği ikrara bağlı kalan, terazisi merhamet ve vicdan, cevheri ilim ve bilgi olan, faziletli insan olmayı öngören ve Enel Hak deyip Allah'ı insanın özünde arayan, yaşam felsefesi hümanizm ve dünya görüşü kardeşlik olan, aklını, bilgisini ve inancını Ehlibeyt sevgisiyle birleştiren bir inanç sistemidir...<br />
<br />
Aslında Aleviliği tanımlamak için kullandığımız bütün kavramlar ve tanımlar tek bir çizgide birleşmektedir..En kısa ve bir o kadar da en geniş manasıyla Alevilik<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> '' Hak Muhammed Ali Yolu ''</span> demektir..Çünkü ;<br />
<br />
Aleviliğin direği Ehlibeyt sevgisi ve özü İslamiyettir..<br />
Rehberi Muhammed Mustafa , Mürşidi Şahı Merdan Ali'dir..<br />
İlkeleri ve değerleri Ehlibeyt sevgisi üzerine kurulmuş '' Ne olursan ol yine gel '' düsturuna bağlı evrensel bir inanç yoludur..<br />
Hak Muhammed Ali yoluna ve Hz.Muhammed'in iki kutsal emaneti olan Kuranı Kerim'e ve Ehlibeyt'ine bağlılıktır..<br />
Alevilik 1500 yıl önce yaşanan Kerbelayı hatırlamak, Hz.Üseyin gibi yaşamak, mazlumun yanında durup haksızlığa boyun eğmemektir..<br />
Yolunun emir ve yasaklarına ikrar vermektir..<br />
İnsanı Kamile erişmek için ''eline - beline - diline'' sahip çıkıp nefsiyle mücadele etmektir..<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aleviliğin ne olduğuyla ilgili Kul Himmet nefesleri şöyle diyor :</span><br />
<br />
Cümle bir Mürşide demişler beli ( evet )<br />
Tesbihleri ( duaları ) Allah Muhammed Ali<br />
Meşrebi Üseyni ismi Alevi<br />
Muhammed Ali'ye çıkar yolları<br />
<br />
Aşk ile...<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60079-alevilik-nedir.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...nedir.html</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ebu Turab ne demektir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-ebu-turab-ne-demektir.html</link>
			<pubDate>Thu, 22 Dec 2016 14:07:05 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-ebu-turab-ne-demektir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şahı Merdan Ali’nin bir çok isim ve künyeleri vardır. Bu isimlerden biri de Ebu Turab 'dır.<br />
<br />
Ebu Turab toprağın babası, sahibi, yüzü, özü anlamına gelen Arapça bir kelimedir.<br />
<br />
Bu konuda bir çok rivayetler söz konusudur ve bir çok anlamlar yüklenmeye çalışılmıştır, lakin asıl manaya varılamamıştır.<br />
<br />
Hz.Muhammed’in, Şahı Merdan Ali’ye bu ismi layık görmesi; Toza, toprağa büründüğünden değildir. Şahı Merdan Ali’nin yüceliği, müteviziliği, gönül enginliği, eline diline beline sahip kamil-i İnsan olması, keremler sahibi olması, vs. yani hem arıcı hem de arıtıcı olmasındandır.<br />
<br />
Şahı Merdan Ali, cömert, besleyici, barındırıcı ve yaşam verici olan Toprak Ana gibi; Sahiplenen, umut olan, sevgi kaynağı olan, koruyucu melek olan yani insanların maneviyatındaki boşluğu dolduran ve doyuran bir Ulu Evliya oluşundandır.<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60052-ebu-turab-ne-demektir.html#post167265" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167265</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şahı Merdan Ali’nin bir çok isim ve künyeleri vardır. Bu isimlerden biri de Ebu Turab 'dır.<br />
<br />
Ebu Turab toprağın babası, sahibi, yüzü, özü anlamına gelen Arapça bir kelimedir.<br />
<br />
Bu konuda bir çok rivayetler söz konusudur ve bir çok anlamlar yüklenmeye çalışılmıştır, lakin asıl manaya varılamamıştır.<br />
<br />
Hz.Muhammed’in, Şahı Merdan Ali’ye bu ismi layık görmesi; Toza, toprağa büründüğünden değildir. Şahı Merdan Ali’nin yüceliği, müteviziliği, gönül enginliği, eline diline beline sahip kamil-i İnsan olması, keremler sahibi olması, vs. yani hem arıcı hem de arıtıcı olmasındandır.<br />
<br />
Şahı Merdan Ali, cömert, besleyici, barındırıcı ve yaşam verici olan Toprak Ana gibi; Sahiplenen, umut olan, sevgi kaynağı olan, koruyucu melek olan yani insanların maneviyatındaki boşluğu dolduran ve doyuran bir Ulu Evliya oluşundandır.<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60052-ebu-turab-ne-demektir.html#post167265" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167265</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İrşad ne demektir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-irsad-ne-demektir.html</link>
			<pubDate>Tue, 06 Dec 2016 15:31:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-irsad-ne-demektir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İrşad, kelime anlamı nedir?</span><br />
<br />
İrşad; eğitmek, aydınlatmak, doğruyu göstermek anlamındadır. Hakk ve hakikati arayan kimselere; Doğru yolu gösteren ve doğruya yönlendiren kişi ise, mürşid’dir. Mürşid; Eğiten, aydınlatan, doğruyu gösteren ve manevi anlamda toplumun her türlü halinden genel sorumlu, her soruna çözüm bulan ve çözen kişidir.<br />
<br />
<br />
Mürşide varmadaki mana; Erdemli insan olmaya adayım demektir. Erdemli insan olmak; Önce nefsi beklentilerden uzak insani değerlere, sahip çıkmak demektir. İnsani değerlere sahip çıkmak isteyen bir kişi; Eline, diline, beline sahip olması gerekir.<br />
<br />
<br />
Dolayısıyla yola talip olan kişi; Doğru yolu bulmak, o yolda yürümek için talep edendir. Ve Mürşid ise, yola talip olan kişiye nasip verendir. Söz konusu nasip; Manevi anlamda yolun ilim irfanı, edep erkanı, kayda ve kurallarıdır. İşte mürşid yolun manevi kural ve kaidelerinden haber veren, aydınlatan, ikrar hizmetini yerine getirmekle mükellef olan yetkili kişidir.<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60022-irsad-ne-demektir.html#post167182" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167182</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İrşad, kelime anlamı nedir?</span><br />
<br />
İrşad; eğitmek, aydınlatmak, doğruyu göstermek anlamındadır. Hakk ve hakikati arayan kimselere; Doğru yolu gösteren ve doğruya yönlendiren kişi ise, mürşid’dir. Mürşid; Eğiten, aydınlatan, doğruyu gösteren ve manevi anlamda toplumun her türlü halinden genel sorumlu, her soruna çözüm bulan ve çözen kişidir.<br />
<br />
<br />
Mürşide varmadaki mana; Erdemli insan olmaya adayım demektir. Erdemli insan olmak; Önce nefsi beklentilerden uzak insani değerlere, sahip çıkmak demektir. İnsani değerlere sahip çıkmak isteyen bir kişi; Eline, diline, beline sahip olması gerekir.<br />
<br />
<br />
Dolayısıyla yola talip olan kişi; Doğru yolu bulmak, o yolda yürümek için talep edendir. Ve Mürşid ise, yola talip olan kişiye nasip verendir. Söz konusu nasip; Manevi anlamda yolun ilim irfanı, edep erkanı, kayda ve kurallarıdır. İşte mürşid yolun manevi kural ve kaidelerinden haber veren, aydınlatan, ikrar hizmetini yerine getirmekle mükellef olan yetkili kişidir.<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60022-irsad-ne-demektir.html#post167182" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167182</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çilehane ve Halvet Nedir...?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-cilehane-ve-halvet-nedir.html</link>
			<pubDate>Mon, 28 Nov 2016 22:18:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-cilehane-ve-halvet-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çile:</span> Izdırap veren hal, zahmet, meşakkat, eziyet. Dervişlerin tasavvufta, ahlâkın tezkiyesi ve vicdanın tasfiyesi için kırk gün kırk gece ibadet ederek nefsi terbiye etme işi. Çile, tarikata girenin, hata sonucu olsun, olmasın ahlâkının güzelleşmesi ve gönlünün cilâlanması için, tekkelerde konulmuş olan bir çeşit uygulamadır. Gereğine göre üç, kırk, bin bir gün devam edeni vardır. Çile çekilen yere çilehâne adı verilir. Kelimenin lügat manası ise; kırk gün kırk gece temiz ve kimsenin gelip de insanı rahatsız etmeyeceği bir yere çekilip ibadet etmektir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Halvet:</span> Arapça bir kelime olan halvet, tenha, tenhaya çekilme, yalnızlık ve yalnız kalma anlamlarına gelir. Tasavvufî bir ıstılah olarak halvet, Hak ile gizli konuşmak şeklinde tanımlanabilir. Sofiyyede halvet ise, şeyhin emir ve tensibi ile müridin karanlık ve dar bir hücreye çekilip ibâdet, riyazet, murakabe, zikir ve fikirle vakit geçirmesi yerinde kullanılan bir tabirdir. Bununla birlikte tekkelerde halvet, genellikle kırk gün sürdüğü için buna "erbain çıkarmak" da denir.<br />
<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60003-cilehane-ve-halvet-nedir.html#post167123" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167123</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çile:</span> Izdırap veren hal, zahmet, meşakkat, eziyet. Dervişlerin tasavvufta, ahlâkın tezkiyesi ve vicdanın tasfiyesi için kırk gün kırk gece ibadet ederek nefsi terbiye etme işi. Çile, tarikata girenin, hata sonucu olsun, olmasın ahlâkının güzelleşmesi ve gönlünün cilâlanması için, tekkelerde konulmuş olan bir çeşit uygulamadır. Gereğine göre üç, kırk, bin bir gün devam edeni vardır. Çile çekilen yere çilehâne adı verilir. Kelimenin lügat manası ise; kırk gün kırk gece temiz ve kimsenin gelip de insanı rahatsız etmeyeceği bir yere çekilip ibadet etmektir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Halvet:</span> Arapça bir kelime olan halvet, tenha, tenhaya çekilme, yalnızlık ve yalnız kalma anlamlarına gelir. Tasavvufî bir ıstılah olarak halvet, Hak ile gizli konuşmak şeklinde tanımlanabilir. Sofiyyede halvet ise, şeyhin emir ve tensibi ile müridin karanlık ve dar bir hücreye çekilip ibâdet, riyazet, murakabe, zikir ve fikirle vakit geçirmesi yerinde kullanılan bir tabirdir. Bununla birlikte tekkelerde halvet, genellikle kırk gün sürdüğü için buna "erbain çıkarmak" da denir.<br />
<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/60003-cilehane-ve-halvet-nedir.html#post167123" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post167123</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gülbank nedir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-gulbank-nedir.html</link>
			<pubDate>Tue, 11 Oct 2016 15:58:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-gulbank-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gülbank nedir: gül nefes, gül çağrı, arınmış söz.</span><br />
<br />
Kızılbaşlıkta “dua” yoktur. Tabi olmayan duaya “amin” de yoktur. Gülbank vardır. Hakk bildiğine tertemiz nefesle çağırmak anlamındadır bu. Tertemiz nefes ise özü doğrulukla mümkündür, münafıklıkla değil. Özü doğru olmanın şartı Hakk meydanında halk huzurunda özüne ayna tutmaktan geçer.<br />
<br />
Gül nefes (gülbank:bülbül sesi) ya da Gülçağrı’nın “gül” olmasına sebep ya da aynı bağlamda Arınmış Söz olmasına sebep, ağzın yıkanması değildir, özün yıkanmasıdır.<br />
Bu nedenle Gülbanka başlayan her Yol evladı özüne dönük “Gerçeğe Hü” diye söze başlar. Bu “sadece gerçeğe inanırım ve ona bağlı kalacağım” demektir. Bu bağlamda da “Halla Halla! Yuf Münkire yuf münafıka” diye bitirir sözünü. Bu da “gerçekler karşısında, bilinsin ve onaylansın ki, her kimde var ise inkârcılık ve iki yüzlülük, kahrolsun!” demektir. (Haşim Kutlu, Yol Erkân Meydan, Yurt Yayınları, ss. 85-86)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Örnekler:</span><br />
<br />
Ateşten, havadan, sudan ve topraktan var oldum. Doğdum 7 âlem, 3 atadan. Hü dedim gerçekler aşkına! Anam yer, babam yağmurdur kal-u beli. Ateşten Ateşe, Havadan Havaya, sudan suya Topraktan toprağa! Can cana doğru, nur ile geldim sır ile giderim! Hakk kapısından geldim dünya evine, geldiğim kapıya dönerim. Durdum divana, uydum meydana. Can cana. Can didara. Bismişah Halla Halla!<br />
<br />
Bizim meydan hizmetlerimizde okunan hiç bir hizmet gülbankı ezbere ve kalıba dayanmaz aslında. Hizmetli o andaki hizmete dair duygularını doğaçlama dillendirir. Kutsallık da buradan gelir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutsal Hızır Günlerinden Perşembe akşamları yandırılan deliller için Gülbank örneği:</span><br />
<br />
“Tende ve Canda kendini vareden Hakkın adıyla Bismişah Halla halla!… Ya Hızır! Sen her yerde hazır olansın!..Her cana nazar olansın!..Niyet ettik darına durmaya. Çerağımızı yandırmaya. Dört kapı, dört çıra hakkı için ola. Hakk katında şefaat bula. Hanemiz şenlik ola, rızkımız bereketli ola. Cümle canlara nasip gide. Ocağımız, çerağımız sönmeye. Hanemizden taş gözlerimizden yaş dökülmeye. Yarlığımız, dirliğimiz daim ola. Muhabbetimiz eksik olmaya. Üçlerin, beşlerin, Kırkların hakkı için ola. On dört masumu pak, on yedi kemerbest katarından ayrılmayalar. Akşamlar hayır ola. Hayırlar fethola. Münkür münafık berbat ola, zalimlar tarumar ola. Delillerimiz yolumuzu ışıda. Dil bizden kerem Bozatlı Hızır’dan ola. Gerçeğe Hü!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir başka hizmet Gülbangı, SEMAH için verilecek Gülbank örneği:</span><br />
<br />
“Tende ve canda Kendini vareden Hakkın adıyla bismişah halla halla!..Açıldı Meydan!.. Görüldü rahman!.. Meydanıma Hüü!.. Rahmanıma hüü!..Pervaz vuran canlara hüü!.. Dem ola… Devran ola… Çark-ı pervaz Hakka ulaşa. Seyir için olmaya Hakk için ola. Hakka ve hakikate Yürüye… Yürüye Semah yürüye.Yürüye Şah yürüye!.. Gerçekler demine hü!.. Yuf münkire yuf münafıka!..”<br />
<br />
Kaynak: Haşim Kutlu</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gülbank nedir: gül nefes, gül çağrı, arınmış söz.</span><br />
<br />
Kızılbaşlıkta “dua” yoktur. Tabi olmayan duaya “amin” de yoktur. Gülbank vardır. Hakk bildiğine tertemiz nefesle çağırmak anlamındadır bu. Tertemiz nefes ise özü doğrulukla mümkündür, münafıklıkla değil. Özü doğru olmanın şartı Hakk meydanında halk huzurunda özüne ayna tutmaktan geçer.<br />
<br />
Gül nefes (gülbank:bülbül sesi) ya da Gülçağrı’nın “gül” olmasına sebep ya da aynı bağlamda Arınmış Söz olmasına sebep, ağzın yıkanması değildir, özün yıkanmasıdır.<br />
Bu nedenle Gülbanka başlayan her Yol evladı özüne dönük “Gerçeğe Hü” diye söze başlar. Bu “sadece gerçeğe inanırım ve ona bağlı kalacağım” demektir. Bu bağlamda da “Halla Halla! Yuf Münkire yuf münafıka” diye bitirir sözünü. Bu da “gerçekler karşısında, bilinsin ve onaylansın ki, her kimde var ise inkârcılık ve iki yüzlülük, kahrolsun!” demektir. (Haşim Kutlu, Yol Erkân Meydan, Yurt Yayınları, ss. 85-86)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Örnekler:</span><br />
<br />
Ateşten, havadan, sudan ve topraktan var oldum. Doğdum 7 âlem, 3 atadan. Hü dedim gerçekler aşkına! Anam yer, babam yağmurdur kal-u beli. Ateşten Ateşe, Havadan Havaya, sudan suya Topraktan toprağa! Can cana doğru, nur ile geldim sır ile giderim! Hakk kapısından geldim dünya evine, geldiğim kapıya dönerim. Durdum divana, uydum meydana. Can cana. Can didara. Bismişah Halla Halla!<br />
<br />
Bizim meydan hizmetlerimizde okunan hiç bir hizmet gülbankı ezbere ve kalıba dayanmaz aslında. Hizmetli o andaki hizmete dair duygularını doğaçlama dillendirir. Kutsallık da buradan gelir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kutsal Hızır Günlerinden Perşembe akşamları yandırılan deliller için Gülbank örneği:</span><br />
<br />
“Tende ve Canda kendini vareden Hakkın adıyla Bismişah Halla halla!… Ya Hızır! Sen her yerde hazır olansın!..Her cana nazar olansın!..Niyet ettik darına durmaya. Çerağımızı yandırmaya. Dört kapı, dört çıra hakkı için ola. Hakk katında şefaat bula. Hanemiz şenlik ola, rızkımız bereketli ola. Cümle canlara nasip gide. Ocağımız, çerağımız sönmeye. Hanemizden taş gözlerimizden yaş dökülmeye. Yarlığımız, dirliğimiz daim ola. Muhabbetimiz eksik olmaya. Üçlerin, beşlerin, Kırkların hakkı için ola. On dört masumu pak, on yedi kemerbest katarından ayrılmayalar. Akşamlar hayır ola. Hayırlar fethola. Münkür münafık berbat ola, zalimlar tarumar ola. Delillerimiz yolumuzu ışıda. Dil bizden kerem Bozatlı Hızır’dan ola. Gerçeğe Hü!”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir başka hizmet Gülbangı, SEMAH için verilecek Gülbank örneği:</span><br />
<br />
“Tende ve canda Kendini vareden Hakkın adıyla bismişah halla halla!..Açıldı Meydan!.. Görüldü rahman!.. Meydanıma Hüü!.. Rahmanıma hüü!..Pervaz vuran canlara hüü!.. Dem ola… Devran ola… Çark-ı pervaz Hakka ulaşa. Seyir için olmaya Hakk için ola. Hakka ve hakikate Yürüye… Yürüye Semah yürüye.Yürüye Şah yürüye!.. Gerçekler demine hü!.. Yuf münkire yuf münafıka!..”<br />
<br />
Kaynak: Haşim Kutlu</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>