<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Alevi Forum - Alevi nedir, Alevilik nedir?]]></title>
		<link>https://www.aleviforum.net/</link>
		<description><![CDATA[Alevi Forum - https://www.aleviforum.net]]></description>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:43:01 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[ALEVİ'LERİN  KIBLESİ NERESİDİR?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-lerin-kiblesi-neresidir.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Apr 2021 22:24:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">Dede-baba</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-lerin-kiblesi-neresidir.html</guid>
			<description><![CDATA[ALEVİ/BEKTAŞI'LERİN KIBLESİ NERESİDİR? NEDEN CEMAL CEMALE NİYAZ OLURLAR? KUR-AN DA kible neresidir?<br />
<br />
Allah gözlerine çekmis bir perde<br />
Yok dersin Allah gökde ve yerde<br />
Gösterelim gel de gör Hakk nerde<br />
Secde edersin Didar'a karşı<br />
             EDİP HARABİ<br />
<br />
<br />
celalabbas.com/alevi-bektasilerin-kiblesi-neresidir/]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ALEVİ/BEKTAŞI'LERİN KIBLESİ NERESİDİR? NEDEN CEMAL CEMALE NİYAZ OLURLAR? KUR-AN DA kible neresidir?<br />
<br />
Allah gözlerine çekmis bir perde<br />
Yok dersin Allah gökde ve yerde<br />
Gösterelim gel de gör Hakk nerde<br />
Secde edersin Didar'a karşı<br />
             EDİP HARABİ<br />
<br />
<br />
celalabbas.com/alevi-bektasilerin-kiblesi-neresidir/]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik Nasıl Doğdu?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nasil-dogdu.html</link>
			<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 22:41:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nasil-dogdu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bildiren Yaşayan Tek Ehlibeyt Evliyası Zöhre Ana<br />
<br />
"Yolumuz, Muhammet Ali yoludur.</span><br />
<br />
Hazreti Muhammed ve Hazreti Ali, bu yolu nefesleriyle, ibadetleriyle insanlığa miras olarak bırakmışlardır.Gösterdikleri yolun kurallarını yerine getiren ve Kırklar Dergâhındaki ibadetlerini bu şekilde yapan, bütün derviş, ermiş kişiler vasıtasıyla da insanlık adına Muhammed Ali’nin gösterdiği güzellikleri bizlere aktaran ve mezhep olarak Alevilik mezhebini getiren, İmam Cafer adıyla bilinen evliyadır. (Toplumda bilinen ismi İmam Caferi Sadık’tır.) <br />
<br />
Muhammed-Ali mezhebi olarak bilinen Alevilik, ayrı bir mezhep olarak görülemez. Görülemeyeceği gibi de kimsenin, yolumuzu başka mezheplerle karşılaştırarak, kişisel sorunlarıyla dışlamaya, çamur atmaya hakkı yoktur. Yani bu yolu mezhep olarak görmek istemeyen bir takım insanlar, İslamiyet Dışı ve Müslümanlık adı altında yargılayarak kirletemez. <br />
<br />
Alevilik mezhep olarak ilk defa Mavya katliamıyla tahriklere ve bölüntülere uğradı. 1500 yıl önce başlamış olan bu tahrikler halen devam etmektedir.<br />
<br />
Ehlibeyt yolunu benimsetmemek için Muhammed – Ali evlatlarına, insanlığa yakışmayan akıl almaz eziyet ve zulümler yaparak Kerbela’yı tahriklere uğrattılar. <br />
<br />
Muhammed-Ali Oniki İmam canlarını bitirmek isteyen münafık ve fesatlar, Allah yoluna düşman olanlar, birçok iftira atarak; çıkar ve amaçlarına ulaşmak için o dönemde yaşayan insanları da parçalara böldüler, inançlarını zedeleyerek toplumda mezhep ayrılığına sebep oldular. İslamiyeti din göstererek Müslümanlık adı altında yapmadıkları çirkeflik kalmadı.<br />
<br />
Muhammed – Ali yolu, Allah’ın, bizlere ışık tutması için, Muhammed’i rehber, Ali’yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir. İnsanlığın yolu, ilimdir. İlmin kapısı, Hacı Bektaşi Velimizin dediği gibi; “Allah ışığı”dır. Bu ışığın sahibi de, bin bir dondan baş gösteren, insanlık sancağını çeken, bir ismiyle Hazreti Ali, bir ismiyle de Şahımerdan tanınan Allah’ın aslanıdır. Yolumuzun adı Müslümanlık değil insanlığa giden yoldur. Çünkü Allah birdir, Muhammed-Ali yolunda ikilik yoktur birlik vardır. Bizim sevgimiz, aşkımız, pirimiz, ışığımız, mürşit kapımız Hazreti Ali’dir. Ve Hak sancağını çeken bu canlardır.<br />
<br />
Bir insan nasıl doğduysa öyle olmalıdır. Sadece, büyük günahlarıyla Hakkın huzuruna vardığı zaman, mezhebinden değil kendi işlediği günahından sorulur. <br />
<br />
Bunu da ancak Allah’tan başka hiç kimse yargılayamaz. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan bizim gözümüz ve özümüzde insanların hepsi birdir. Sadece inançları farklı farklıdır. Bu durum içinde de Alevilik ne İslam dışı ne de bir felsefe olarak görülmelidir. Bilhassa Müslümanlıkla değil de iman ve Kuran aşkıyla ibadet ederek bağlanıp o yola yürüyebilmek için bir kul olarak layık olunabilinirse ne mutlu. Alevilik de bu kapsamda Muhammed – Ali yoludur. Bu yolu kimse kendine yakıştırarak kullanamaz. Çünkü Allah Muhammed Ali, Oniki İmam, Ehlibeyt inancıyla; Kırklar adıyla, mürşitlik yapan, Allah’ın ulu nazar ettiği canlardır. En büyük Allah mirası bunlara lütfedilmiştir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammed’e Kuran, Hazreti Ali’ye Zülfikar gönderilmiştir. </span><br />
<br />
Aynı sözümüz olarak, kıskançlık yaparak, dünya saltanatına erişmek isteyenler, zalim zulümlük altında işkenceler yapıp, acılar çektirerek Muhammed – Ali soyunu ve onlara biat eden insanları, katliamlar sonucunda bitirmek ve yok etmek istemişlerdir ve tarihe de ne için yapıldığını bildirmemek için hiçbir şeyi açıklamadan, İslam ve Müslümanlığı ortaya sürerek amaçlarına ulaşmak için çabalamışlardır. Sonra da bu insanlar arasında bin bir türlü felaketler ortaya çıkarılarak mezhepler kullanılmıştır. İmam Cafer mezhebi Muhammed – Ali ışığı altında bu günlere kadar gelmiştir. Bu mezhep ismine ise, asırlardan beri İslam tarihinde yer vermemişlerdir. Ve her şehit düşen evliyanın, Muhammed torunlarının, Hazreti Ali’nin şehitlik tarihlerini değiştirmişlerdir. Bunlardan sonra gelen ve Hak tarafından yetişip yetiştirilen keramet sahiplerine (Hak âşıklarına ve maşuklarına) eziyetler yaparak, aynı acıları çektirerek gerçekleri yansıtmamış ve onları susturmaya çalışmışlardır. <br />
<br />
Fakat bu Gerçekler, isimleri dillerde, mucizetleri, kerametleri ve nefesleriyle her zaman bilindiler. <br />
<br />
Her birini kesip, asıp, yüzüp şehit ederek veya sürgüne yollayarak varlıklarını yok etmeye çalıştılar.<br />
Onların ışığını hiç bir zaman kimse söndüremez, sadece göç eden bedenleridir. Asla ruh ölmez, don (beden) değişir. Don değişenler, evliyalık mertebesinde insanlık adına ışık tutan yol gösteren, kerametleri ve ibadetleriyle öncülük yaparak gelen evliyalardır. Allah’ın insanlığa gönderdiği lütuflardır. Gerçekler, memleketin dört bir yanından yetişerek gelirler ve gayba gittikten sonra da, bunların soyundan gelenler ocakzade olarak bilinirler..."<br />
<br />
Hak şarabı içmiş olan evliyalar, ille de bir ocaktan gelmezler. Bir ocaktan da ikinci bir evliya gelmez. Ermişe yaş sorulmaz, baş sorulur. Erkek, kadın diye bir ayrım yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Çünkü veren, ilahi gücü büyük, Allah’tan okuyandır. Allah, evliyanın dilindedir. Onun ilim deryası, imanı, kuranı, Allah’tandır. Allah ilmi, evliyanın derya ummanıdır, Hak nefesini dilinden dökmesidir Hak’tan gelen Hak’tır ve derya ummandır.<br />
<br />
Türbe başı beklemekle, namazla, abdestle, oruçla, şekilciliklerle ve zahirdeki okumayla, kendi kendine şiir yazmakla, rüya gibi hayal âleminde yaşamakla, dedelik-babalık, şeyhlik – şıhlık yapmakla, tarikatlarda derviş olmaya çalışmakla, hiçbir inançla ve ibadetle kişi evliyalık mertebesine ulaşamaz. Evliyalarda şekilcilik aranmaz. Evliyanın ışığı, kerametleri ve gösterdiği mucizeleri Allah tarafından bildirilir ve gösterilir. Evliyadan, “inandım veya inanmıyorum” diyerek mucize bekleyen kişiler, geçmişte de aynı hataları yapanların durumuna düşerler. Öyle insanlar var ki ermiş canları bırakın, Allah’ı bile inkâr ediyorlar. Her insan kendinden sorumludur. Kimse kimsenin inancına karışamaz ama doğrulara da çamur atamaz. <br />
<br />
Ve geçmiş tarihlerde de olduğu gibi, her gelen ermiş kişiye karalamalar yapılmış, susturulmaya çalışılmıştır. Kimi insan, Allah’ın varlığını yok bilir, kimi insanlar da Allah için güzellikler yapar. Hakka ve halka yakışan hizmeti veren ve inancıyla, vicdanıyla insanlığa yürüyen bu insanlara da saygı duyulmalıdır.<br />
<br />
Muhammed – Ali yolunda evliyaları hiç bir kimse kendi şahsına kullanıp sahiplenemez. İnanan insan, Allah aşkıyla, onların yüzü-suyu hürmetine, himmetlerini isteyerek o yola yürümelidir. Muhammed-Ali, “Bize hakikatleri inkâr eden değil, yolumuza yürüyen lazım” demiştir.<br />
<br />
“Batın yolu” dedikleri söz, Allah’ın gözle görülmeyen, sırlarına erilemeyen yoludur. Evliyalar da bu deryadan Hak şarabı içenlerdir. Onların Abu Kevser Irmağı gibi coşarak akmalarıdır. <br />
<br />
“Hak şarabı”nın manası ise, Allah’tan gelen ilim deryasından, elif sözlerini okuyarak dökmesidir. Bunun bir ismi de Kevser Şarabı denilen Allah’ın nefesleridir. Bu şarap, dem niyetine kullanılan şarap değildir. Bazı yörelerde, bazı insanların, Muhammed-Ali ibadetlerinde (Cemevlerinde) dolu, bade, dem adı altında verdikleri alkol, Allah demi olarak kabul edilemez. Alkol, sadece insanların kendi özel hayatlarındaki alışkanlıklarıdır. Bu alışkanlıklarını Hacı Bektaş Veli adıyla, inanç yollarına layık ederek kullanamazlar. Bu kesinlikle Hak demi değildir. Dem Allah’ın evliyaya verdiği nefesidir. Bu nefesleri de çoğu kişiler Duvazı İmam, beyit ve şiir olarak bilirler. Allah’ın bin bir isminden biri de Elif’tir ve bu sözleridir.<br />
<br />
Allah’la bütünleşmiş olan ermişlerin nefesleri bitmek tükenmek bilmez, bunların kitabı kalbi, dili kalemidir ve can gözleri açıktır, dört kapı kırk makam olarak bilinen ibadetleri, Kırklar ismini zikrederek coşup, Kırklar semahında, Allah semasına yükselerek, derya ummana dalıp, semah tutmalarıdır. <br />
<br />
“Semah”, evliyanın Hak aşkıyla coşup, kolunu kanadını çırparak uğunmasıdır ve Kırklar katında en büyük ibadetten biridir. Çünkü Hak semasıdır. Bu kutsal ibadet, bir takım insanlar tarafından layık olmayan yerlerde, (mesela, eğlence yerlerinde, gösteri amaçlı, halk oyunlarına benzetilerek) uygulanmamalıdır. Semah, Muhammed – Ali yoluna yakışan bir ibadettir. Bu yola gönül veren insanların ibadet için toplandıkları yere de Cemevi denir.<br />
<br />
“Ermiş makamına serilen post”; o gerçeğin makamının yüceliğini, ışığını, gittiği yolların büyüklüğünü temsil ettiği için mucize ve kerametleriyle Muhammet Ali makamının her zaman keramet sahiplerince sahiplenilmesidir. Can gözü açılan ermişlerin önünde Allah Muhammet Ali, Onikiİmam, Ehlibeyt adına verilen bir saygıdır ve Allah için secdeye inilmesidir. Bu post niyazları ise gelmiş geçmiş keramet sahiplerinin makamlarının yüceliğinin kabul edilmesidir ve hak bilerek ona verilen bir saygıdır. Yer ve ayak öpme olarak değerlendirilemez. Bu güzelliği hak eden bir canın eli de öpülür. Muhammet Ali’den, Hacı Bektaş Veli’den bu günlere kadar gelen her ermişin evliyanın da makamı, saltanat koltuğu değil, Allah’ın verdiği bir post mekânıdır. Bu post makamlarının gerçek sahipleri de ermişlerdir. <br />
<br />
Batıl ise, hocalık, hacılık, şıhlık, şeyhlik, müritlik, el alıp-el vermeler, tekke ve türbe adı altında yürütülen bir yoldur. Ayrıca da muska, büyü, fal, medyumluk, üfürükçülük gibi boş işler de bunlarla alakalıdır. Bunların hiçbir zaman gerçek keramet gösteren ermişlerin yolunda yeri olamaz, hiçbir zaman da bunları savunanlar Hakikatten ilim alıp veremezler. Sadece inandıkları kişilerin kendi yazdıkları gibi kulaktan dolma aktarımlarla bugüne kadar gelinmiştir. <br />
<br />
Abdest ve namaz belli bir inanca ait değildir. Kimse kendisine mal edemez. Sadece Muhammed – Ali, Hak divanına durarak insanların doğru yola yürümeleri ve bütün kötülüklerden kendilerini uzak tutabilmeleri için, Hacı Bektaş-i Veli’nin dediği gibi, “İnsanların eline, diline, beline sahip çıkarak”, Hakkın buyruğundan dışarı çıkmadan, yaşadığı müddetçe Allah’a söz vererek, divanında ibadetini yerine getirmesidir. Abdest ve namaz, Muhammed – Ali’nin, onlara gönül veren ve onların yolundan gitmek isteyen insanlara bıraktığı bir ışıktır, ibadettir. Gerçek ibadetlerden de insanlığa zarar gelmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikat yolundan gitmeyenlerin sonu karanlıktır.</span><br />
<br />
Her dönemde ve her toplumda olduğu gibi, bugünlerde de, gerçekleri ve gerçek yolları, yürümeden, kabullenemeden, gerçek yüzleri tanımadan, gerçeklerden alıntı yaparak, kendi birtakım önyargılarıyla, “çamur atalım, izi kalsın” gibi art niyetli yaklaşımlarla gerçekleri gördüğü halde, her zaman doğruları çarpıtarak, aktarmışlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerçekler, yalnızca gerçeklerden öğrenilir. </span><br />
<br />
Gerçekleri yalnızca gerçekler bildirir. O gerçekler de can gözü açık olan erenler, evliyalar, ermişlerdir.<br />
<br />
Zöhre Ana olarak, insanlık adına her zaman güzellik, birlik beraberlikten yanayım. Hurafeye, ibadetin, dini inançların istismar edilmesine karşıyım. Allah’ın bana verdiği bir ışıktır. Sahtekârlık, yalancılık gibi amaçlarım asla olmamıştır, olamaz da… İnsanlığa ait olan her yolda insanlara el uzatıp onların yanında oldum ve olmaya devam edeceğim. Ben, hiçbir zaman din, dil, ırk ayrımı yapmadım ve yapanların da daima karşısındayım. Dedelik ya da aileden, toplumdan, herhangi bir kişiden herhangi bir din eğitimi almadım, bu yolda kimseyi tanımadım, herhangi bir dede soyundan gelmiyorum. <br />
<br />
Rüya gibi hayal âleminde gezen insanlar gibi de gelmedim. İnsanlar beni farklı bakış açılarıyla değerlendirebilir. Bana önyargıyla yaklaşan insanlara ben önyargıyla yaklaşmam. Onlar hangi gözle görürse görsün ben önyargılı gözlerin gördüğü ve anlattıkları gibi değilim. Her zaman toplumun birlik ve beraberliğinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin, Türk Ordusunun, Laikliğin ve ona sahip çıkan insanların yanındayım. Devletimizin, milletimizin bütünlüğünü bozmaya ve onu parçalamaya çalışan insanların daima karşısındayım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne mutlu ki bana Mustafa Kemal’e gönül vermişim…<br />
<br />
Ne mutlu Mustafa Kemal’e gönül verenlere…</span><br />
<br />
<br />
Bütün dünya bilir Türk Ordusunu<br />
Egemenlik kurdum yurt ulusunu<br />
Dillerde söylenir Allah doğrusu<br />
Cihana getirdim barışı sulhu<br />
<br />
Gökyüzünde uçar turna katarı<br />
Türkiye unutma güzel Atanı<br />
Memleket kurtaran bunca vatanı<br />
Her gelen gerçeğe çamur atanı<br />
<br />
Zöhre Ana, Allah’ın verdiği bitmez tükenmez bir derya ummandır, bilgilenmek ve aydınlanmak isteyen insanlara kapısı her zaman açıktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zöhre Ana’nın deryasından bir damla nefesi:</span><br />
<br />
İnsan isen yola gel<br />
Bülbül isen güle gel<br />
İkilik yoktur bizde<br />
Kâfir isen dine gel<br />
<br />
Şüphe etme gel imana bizlere<br />
Batın haberini verem sizlere<br />
Gün biter bir anda vurun dizlere<br />
Dinle can kulakla bildirir Zöhre<br />
<br />
Üçler beşler dükkânından alanım<br />
Allah’ın yoluna pazar kuranım<br />
Zöhre Ana donunda gelin olanım<br />
Kevser Elifinden ilim alanım<br />
<br />
Bezirgânsız kervan gitmez.<br />
Alisiz derviş ötmez. <br />
Gerçeksiz de ocak tütmez…<br />
<br />
Arı her çiçekten yapıyor balı<br />
O yeşil güneşte gördüm kırmızı alı<br />
Bu dünya fanidir boş göçer Salı<br />
Fatıma Zöhre Ana, sıfatı garı…<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Pir Zöhre Ana</span><br />
<br />
Kaynak : <a href="http://www.zohreanaforum.com/bir-sorum-var/11217-alevilik-nasil-dogdu-hz-ali-alevi-miydi-8.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/bir-sorum-v...ydi-8.html</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bildiren Yaşayan Tek Ehlibeyt Evliyası Zöhre Ana<br />
<br />
"Yolumuz, Muhammet Ali yoludur.</span><br />
<br />
Hazreti Muhammed ve Hazreti Ali, bu yolu nefesleriyle, ibadetleriyle insanlığa miras olarak bırakmışlardır.Gösterdikleri yolun kurallarını yerine getiren ve Kırklar Dergâhındaki ibadetlerini bu şekilde yapan, bütün derviş, ermiş kişiler vasıtasıyla da insanlık adına Muhammed Ali’nin gösterdiği güzellikleri bizlere aktaran ve mezhep olarak Alevilik mezhebini getiren, İmam Cafer adıyla bilinen evliyadır. (Toplumda bilinen ismi İmam Caferi Sadık’tır.) <br />
<br />
Muhammed-Ali mezhebi olarak bilinen Alevilik, ayrı bir mezhep olarak görülemez. Görülemeyeceği gibi de kimsenin, yolumuzu başka mezheplerle karşılaştırarak, kişisel sorunlarıyla dışlamaya, çamur atmaya hakkı yoktur. Yani bu yolu mezhep olarak görmek istemeyen bir takım insanlar, İslamiyet Dışı ve Müslümanlık adı altında yargılayarak kirletemez. <br />
<br />
Alevilik mezhep olarak ilk defa Mavya katliamıyla tahriklere ve bölüntülere uğradı. 1500 yıl önce başlamış olan bu tahrikler halen devam etmektedir.<br />
<br />
Ehlibeyt yolunu benimsetmemek için Muhammed – Ali evlatlarına, insanlığa yakışmayan akıl almaz eziyet ve zulümler yaparak Kerbela’yı tahriklere uğrattılar. <br />
<br />
Muhammed-Ali Oniki İmam canlarını bitirmek isteyen münafık ve fesatlar, Allah yoluna düşman olanlar, birçok iftira atarak; çıkar ve amaçlarına ulaşmak için o dönemde yaşayan insanları da parçalara böldüler, inançlarını zedeleyerek toplumda mezhep ayrılığına sebep oldular. İslamiyeti din göstererek Müslümanlık adı altında yapmadıkları çirkeflik kalmadı.<br />
<br />
Muhammed – Ali yolu, Allah’ın, bizlere ışık tutması için, Muhammed’i rehber, Ali’yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir. İnsanlığın yolu, ilimdir. İlmin kapısı, Hacı Bektaşi Velimizin dediği gibi; “Allah ışığı”dır. Bu ışığın sahibi de, bin bir dondan baş gösteren, insanlık sancağını çeken, bir ismiyle Hazreti Ali, bir ismiyle de Şahımerdan tanınan Allah’ın aslanıdır. Yolumuzun adı Müslümanlık değil insanlığa giden yoldur. Çünkü Allah birdir, Muhammed-Ali yolunda ikilik yoktur birlik vardır. Bizim sevgimiz, aşkımız, pirimiz, ışığımız, mürşit kapımız Hazreti Ali’dir. Ve Hak sancağını çeken bu canlardır.<br />
<br />
Bir insan nasıl doğduysa öyle olmalıdır. Sadece, büyük günahlarıyla Hakkın huzuruna vardığı zaman, mezhebinden değil kendi işlediği günahından sorulur. <br />
<br />
Bunu da ancak Allah’tan başka hiç kimse yargılayamaz. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan bizim gözümüz ve özümüzde insanların hepsi birdir. Sadece inançları farklı farklıdır. Bu durum içinde de Alevilik ne İslam dışı ne de bir felsefe olarak görülmelidir. Bilhassa Müslümanlıkla değil de iman ve Kuran aşkıyla ibadet ederek bağlanıp o yola yürüyebilmek için bir kul olarak layık olunabilinirse ne mutlu. Alevilik de bu kapsamda Muhammed – Ali yoludur. Bu yolu kimse kendine yakıştırarak kullanamaz. Çünkü Allah Muhammed Ali, Oniki İmam, Ehlibeyt inancıyla; Kırklar adıyla, mürşitlik yapan, Allah’ın ulu nazar ettiği canlardır. En büyük Allah mirası bunlara lütfedilmiştir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Muhammed’e Kuran, Hazreti Ali’ye Zülfikar gönderilmiştir. </span><br />
<br />
Aynı sözümüz olarak, kıskançlık yaparak, dünya saltanatına erişmek isteyenler, zalim zulümlük altında işkenceler yapıp, acılar çektirerek Muhammed – Ali soyunu ve onlara biat eden insanları, katliamlar sonucunda bitirmek ve yok etmek istemişlerdir ve tarihe de ne için yapıldığını bildirmemek için hiçbir şeyi açıklamadan, İslam ve Müslümanlığı ortaya sürerek amaçlarına ulaşmak için çabalamışlardır. Sonra da bu insanlar arasında bin bir türlü felaketler ortaya çıkarılarak mezhepler kullanılmıştır. İmam Cafer mezhebi Muhammed – Ali ışığı altında bu günlere kadar gelmiştir. Bu mezhep ismine ise, asırlardan beri İslam tarihinde yer vermemişlerdir. Ve her şehit düşen evliyanın, Muhammed torunlarının, Hazreti Ali’nin şehitlik tarihlerini değiştirmişlerdir. Bunlardan sonra gelen ve Hak tarafından yetişip yetiştirilen keramet sahiplerine (Hak âşıklarına ve maşuklarına) eziyetler yaparak, aynı acıları çektirerek gerçekleri yansıtmamış ve onları susturmaya çalışmışlardır. <br />
<br />
Fakat bu Gerçekler, isimleri dillerde, mucizetleri, kerametleri ve nefesleriyle her zaman bilindiler. <br />
<br />
Her birini kesip, asıp, yüzüp şehit ederek veya sürgüne yollayarak varlıklarını yok etmeye çalıştılar.<br />
Onların ışığını hiç bir zaman kimse söndüremez, sadece göç eden bedenleridir. Asla ruh ölmez, don (beden) değişir. Don değişenler, evliyalık mertebesinde insanlık adına ışık tutan yol gösteren, kerametleri ve ibadetleriyle öncülük yaparak gelen evliyalardır. Allah’ın insanlığa gönderdiği lütuflardır. Gerçekler, memleketin dört bir yanından yetişerek gelirler ve gayba gittikten sonra da, bunların soyundan gelenler ocakzade olarak bilinirler..."<br />
<br />
Hak şarabı içmiş olan evliyalar, ille de bir ocaktan gelmezler. Bir ocaktan da ikinci bir evliya gelmez. Ermişe yaş sorulmaz, baş sorulur. Erkek, kadın diye bir ayrım yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Çünkü veren, ilahi gücü büyük, Allah’tan okuyandır. Allah, evliyanın dilindedir. Onun ilim deryası, imanı, kuranı, Allah’tandır. Allah ilmi, evliyanın derya ummanıdır, Hak nefesini dilinden dökmesidir Hak’tan gelen Hak’tır ve derya ummandır.<br />
<br />
Türbe başı beklemekle, namazla, abdestle, oruçla, şekilciliklerle ve zahirdeki okumayla, kendi kendine şiir yazmakla, rüya gibi hayal âleminde yaşamakla, dedelik-babalık, şeyhlik – şıhlık yapmakla, tarikatlarda derviş olmaya çalışmakla, hiçbir inançla ve ibadetle kişi evliyalık mertebesine ulaşamaz. Evliyalarda şekilcilik aranmaz. Evliyanın ışığı, kerametleri ve gösterdiği mucizeleri Allah tarafından bildirilir ve gösterilir. Evliyadan, “inandım veya inanmıyorum” diyerek mucize bekleyen kişiler, geçmişte de aynı hataları yapanların durumuna düşerler. Öyle insanlar var ki ermiş canları bırakın, Allah’ı bile inkâr ediyorlar. Her insan kendinden sorumludur. Kimse kimsenin inancına karışamaz ama doğrulara da çamur atamaz. <br />
<br />
Ve geçmiş tarihlerde de olduğu gibi, her gelen ermiş kişiye karalamalar yapılmış, susturulmaya çalışılmıştır. Kimi insan, Allah’ın varlığını yok bilir, kimi insanlar da Allah için güzellikler yapar. Hakka ve halka yakışan hizmeti veren ve inancıyla, vicdanıyla insanlığa yürüyen bu insanlara da saygı duyulmalıdır.<br />
<br />
Muhammed – Ali yolunda evliyaları hiç bir kimse kendi şahsına kullanıp sahiplenemez. İnanan insan, Allah aşkıyla, onların yüzü-suyu hürmetine, himmetlerini isteyerek o yola yürümelidir. Muhammed-Ali, “Bize hakikatleri inkâr eden değil, yolumuza yürüyen lazım” demiştir.<br />
<br />
“Batın yolu” dedikleri söz, Allah’ın gözle görülmeyen, sırlarına erilemeyen yoludur. Evliyalar da bu deryadan Hak şarabı içenlerdir. Onların Abu Kevser Irmağı gibi coşarak akmalarıdır. <br />
<br />
“Hak şarabı”nın manası ise, Allah’tan gelen ilim deryasından, elif sözlerini okuyarak dökmesidir. Bunun bir ismi de Kevser Şarabı denilen Allah’ın nefesleridir. Bu şarap, dem niyetine kullanılan şarap değildir. Bazı yörelerde, bazı insanların, Muhammed-Ali ibadetlerinde (Cemevlerinde) dolu, bade, dem adı altında verdikleri alkol, Allah demi olarak kabul edilemez. Alkol, sadece insanların kendi özel hayatlarındaki alışkanlıklarıdır. Bu alışkanlıklarını Hacı Bektaş Veli adıyla, inanç yollarına layık ederek kullanamazlar. Bu kesinlikle Hak demi değildir. Dem Allah’ın evliyaya verdiği nefesidir. Bu nefesleri de çoğu kişiler Duvazı İmam, beyit ve şiir olarak bilirler. Allah’ın bin bir isminden biri de Elif’tir ve bu sözleridir.<br />
<br />
Allah’la bütünleşmiş olan ermişlerin nefesleri bitmek tükenmek bilmez, bunların kitabı kalbi, dili kalemidir ve can gözleri açıktır, dört kapı kırk makam olarak bilinen ibadetleri, Kırklar ismini zikrederek coşup, Kırklar semahında, Allah semasına yükselerek, derya ummana dalıp, semah tutmalarıdır. <br />
<br />
“Semah”, evliyanın Hak aşkıyla coşup, kolunu kanadını çırparak uğunmasıdır ve Kırklar katında en büyük ibadetten biridir. Çünkü Hak semasıdır. Bu kutsal ibadet, bir takım insanlar tarafından layık olmayan yerlerde, (mesela, eğlence yerlerinde, gösteri amaçlı, halk oyunlarına benzetilerek) uygulanmamalıdır. Semah, Muhammed – Ali yoluna yakışan bir ibadettir. Bu yola gönül veren insanların ibadet için toplandıkları yere de Cemevi denir.<br />
<br />
“Ermiş makamına serilen post”; o gerçeğin makamının yüceliğini, ışığını, gittiği yolların büyüklüğünü temsil ettiği için mucize ve kerametleriyle Muhammet Ali makamının her zaman keramet sahiplerince sahiplenilmesidir. Can gözü açılan ermişlerin önünde Allah Muhammet Ali, Onikiİmam, Ehlibeyt adına verilen bir saygıdır ve Allah için secdeye inilmesidir. Bu post niyazları ise gelmiş geçmiş keramet sahiplerinin makamlarının yüceliğinin kabul edilmesidir ve hak bilerek ona verilen bir saygıdır. Yer ve ayak öpme olarak değerlendirilemez. Bu güzelliği hak eden bir canın eli de öpülür. Muhammet Ali’den, Hacı Bektaş Veli’den bu günlere kadar gelen her ermişin evliyanın da makamı, saltanat koltuğu değil, Allah’ın verdiği bir post mekânıdır. Bu post makamlarının gerçek sahipleri de ermişlerdir. <br />
<br />
Batıl ise, hocalık, hacılık, şıhlık, şeyhlik, müritlik, el alıp-el vermeler, tekke ve türbe adı altında yürütülen bir yoldur. Ayrıca da muska, büyü, fal, medyumluk, üfürükçülük gibi boş işler de bunlarla alakalıdır. Bunların hiçbir zaman gerçek keramet gösteren ermişlerin yolunda yeri olamaz, hiçbir zaman da bunları savunanlar Hakikatten ilim alıp veremezler. Sadece inandıkları kişilerin kendi yazdıkları gibi kulaktan dolma aktarımlarla bugüne kadar gelinmiştir. <br />
<br />
Abdest ve namaz belli bir inanca ait değildir. Kimse kendisine mal edemez. Sadece Muhammed – Ali, Hak divanına durarak insanların doğru yola yürümeleri ve bütün kötülüklerden kendilerini uzak tutabilmeleri için, Hacı Bektaş-i Veli’nin dediği gibi, “İnsanların eline, diline, beline sahip çıkarak”, Hakkın buyruğundan dışarı çıkmadan, yaşadığı müddetçe Allah’a söz vererek, divanında ibadetini yerine getirmesidir. Abdest ve namaz, Muhammed – Ali’nin, onlara gönül veren ve onların yolundan gitmek isteyen insanlara bıraktığı bir ışıktır, ibadettir. Gerçek ibadetlerden de insanlığa zarar gelmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikat yolundan gitmeyenlerin sonu karanlıktır.</span><br />
<br />
Her dönemde ve her toplumda olduğu gibi, bugünlerde de, gerçekleri ve gerçek yolları, yürümeden, kabullenemeden, gerçek yüzleri tanımadan, gerçeklerden alıntı yaparak, kendi birtakım önyargılarıyla, “çamur atalım, izi kalsın” gibi art niyetli yaklaşımlarla gerçekleri gördüğü halde, her zaman doğruları çarpıtarak, aktarmışlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerçekler, yalnızca gerçeklerden öğrenilir. </span><br />
<br />
Gerçekleri yalnızca gerçekler bildirir. O gerçekler de can gözü açık olan erenler, evliyalar, ermişlerdir.<br />
<br />
Zöhre Ana olarak, insanlık adına her zaman güzellik, birlik beraberlikten yanayım. Hurafeye, ibadetin, dini inançların istismar edilmesine karşıyım. Allah’ın bana verdiği bir ışıktır. Sahtekârlık, yalancılık gibi amaçlarım asla olmamıştır, olamaz da… İnsanlığa ait olan her yolda insanlara el uzatıp onların yanında oldum ve olmaya devam edeceğim. Ben, hiçbir zaman din, dil, ırk ayrımı yapmadım ve yapanların da daima karşısındayım. Dedelik ya da aileden, toplumdan, herhangi bir kişiden herhangi bir din eğitimi almadım, bu yolda kimseyi tanımadım, herhangi bir dede soyundan gelmiyorum. <br />
<br />
Rüya gibi hayal âleminde gezen insanlar gibi de gelmedim. İnsanlar beni farklı bakış açılarıyla değerlendirebilir. Bana önyargıyla yaklaşan insanlara ben önyargıyla yaklaşmam. Onlar hangi gözle görürse görsün ben önyargılı gözlerin gördüğü ve anlattıkları gibi değilim. Her zaman toplumun birlik ve beraberliğinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin, Türk Ordusunun, Laikliğin ve ona sahip çıkan insanların yanındayım. Devletimizin, milletimizin bütünlüğünü bozmaya ve onu parçalamaya çalışan insanların daima karşısındayım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne mutlu ki bana Mustafa Kemal’e gönül vermişim…<br />
<br />
Ne mutlu Mustafa Kemal’e gönül verenlere…</span><br />
<br />
<br />
Bütün dünya bilir Türk Ordusunu<br />
Egemenlik kurdum yurt ulusunu<br />
Dillerde söylenir Allah doğrusu<br />
Cihana getirdim barışı sulhu<br />
<br />
Gökyüzünde uçar turna katarı<br />
Türkiye unutma güzel Atanı<br />
Memleket kurtaran bunca vatanı<br />
Her gelen gerçeğe çamur atanı<br />
<br />
Zöhre Ana, Allah’ın verdiği bitmez tükenmez bir derya ummandır, bilgilenmek ve aydınlanmak isteyen insanlara kapısı her zaman açıktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zöhre Ana’nın deryasından bir damla nefesi:</span><br />
<br />
İnsan isen yola gel<br />
Bülbül isen güle gel<br />
İkilik yoktur bizde<br />
Kâfir isen dine gel<br />
<br />
Şüphe etme gel imana bizlere<br />
Batın haberini verem sizlere<br />
Gün biter bir anda vurun dizlere<br />
Dinle can kulakla bildirir Zöhre<br />
<br />
Üçler beşler dükkânından alanım<br />
Allah’ın yoluna pazar kuranım<br />
Zöhre Ana donunda gelin olanım<br />
Kevser Elifinden ilim alanım<br />
<br />
Bezirgânsız kervan gitmez.<br />
Alisiz derviş ötmez. <br />
Gerçeksiz de ocak tütmez…<br />
<br />
Arı her çiçekten yapıyor balı<br />
O yeşil güneşte gördüm kırmızı alı<br />
Bu dünya fanidir boş göçer Salı<br />
Fatıma Zöhre Ana, sıfatı garı…<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Pir Zöhre Ana</span><br />
<br />
Kaynak : <a href="http://www.zohreanaforum.com/bir-sorum-var/11217-alevilik-nasil-dogdu-hz-ali-alevi-miydi-8.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/bir-sorum-v...ydi-8.html</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik nedir, Nasıl Doğmuştur?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir-nasil-dogmustur.html</link>
			<pubDate>Sun, 29 May 2016 14:50:25 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir-nasil-dogmustur.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Alevilik nedir, Nasıl Doğmuştur?</span></span><br />
<br />
<br />
1- Alevilik; Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşımak, <br />
Büyük bir itikat ve inançla; Allah’a, Hz.Muhammed Mustafa‘ya, Şahı Merdan Ali’ye, Hz.Muhammed’in iki kutsal emaneti olan Kur’an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt’ine, Aleviliğin edebiyatı ve felsefesi olan islamiyetin özü (ruhu); özde yapılmak istenen değişikliklere evet demeyen, doğruları esas alıp, mazlumla bir olup, zalime karşı koyan, Hakk’ın emirlerine gönülden sadık kalan, her türlü karanlık ve bağnaz düşünceye-düzene karşı koyan, kırklar meclisi’nde, “büyüğümüzde bir küçüğümüzde bir” tezi ile, bir nazarda görülen insanı, inanç merkezine oturtup, insan hakları temelinin atıldığı kırklar meclisi, bugünkü Dünya insan hakları cemiyetine de ışık olmuş bu güzel düşünceye sahip çıkarak, Allah’ın cemalinden yaratıp kutsal kıldığı insanı, kırklar ceminde, bu kutsallık daha da pekiştirilip, 4 Kapı kırk makam ile kamil-i insan şeklini veren felsefeyle tevalla ve teberra ikrarına-ilkelerine bağlı kalmaktan geçer.<br />
2- Şahı Merdan Ali’nin adeletinden ayrılmayan, <br />
3- Temelinde insan sevgisi bulunan, <br />
4- Her dine, mezhebe, inanca sayğı duyan ve hoş görüyle bakan, <br />
5- Dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen, <br />
6- Eline, beline, diline sahip olma ilkelerini şart koşan, ve <br />
7- Bunu musahiplik kurumu ile gerçekleştiren, <br />
8- Gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi ihtiyaçlarını gideren, <br />
9- Insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yarğılamalarını sağlayan, <br />
10- Eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, <br />
11- Şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu red eden, <br />
12- Islam dinini kendine göre -Sünni ve Şii inancının dışında- yorumlayan; <br />
13- Aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, <br />
14- Meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş , insan-i kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, <br />
15- Korkuyu aşıp sevgiyle Allah’a yönelen, <br />
16- Ene-l Hakk ile insanın özünde tanrıyı gören, <br />
17- Yaradan ile yaradılan ikiliğinden Varlık birliğine (Vahdet-i vucut’a) varan, ve <br />
18- Ahlaklığı yaşamının temeline koyan, insanı yücelten, <br />
19- Hamurunda, hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, <br />
20- Kişinin ahlak ve karekterli yaşam ilkelerini belirleyen, <br />
21- Dini, biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, <br />
22- Dini, bağımsız bir irade gücü ve batıni özelliğiyle evrimleştiren, <br />
23- Akıl ve mantık bütünlüğünde birleştiren ve <br />
24- Tüm bunları kırklar cemi’nden alınan ilhamla yürüten Canların inanç sistemidir.<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/59457-alevilik-nedir.html#post166122" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post166122</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Alevilik nedir, Nasıl Doğmuştur?</span></span><br />
<br />
<br />
1- Alevilik; Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşımak, <br />
Büyük bir itikat ve inançla; Allah’a, Hz.Muhammed Mustafa‘ya, Şahı Merdan Ali’ye, Hz.Muhammed’in iki kutsal emaneti olan Kur’an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt’ine, Aleviliğin edebiyatı ve felsefesi olan islamiyetin özü (ruhu); özde yapılmak istenen değişikliklere evet demeyen, doğruları esas alıp, mazlumla bir olup, zalime karşı koyan, Hakk’ın emirlerine gönülden sadık kalan, her türlü karanlık ve bağnaz düşünceye-düzene karşı koyan, kırklar meclisi’nde, “büyüğümüzde bir küçüğümüzde bir” tezi ile, bir nazarda görülen insanı, inanç merkezine oturtup, insan hakları temelinin atıldığı kırklar meclisi, bugünkü Dünya insan hakları cemiyetine de ışık olmuş bu güzel düşünceye sahip çıkarak, Allah’ın cemalinden yaratıp kutsal kıldığı insanı, kırklar ceminde, bu kutsallık daha da pekiştirilip, 4 Kapı kırk makam ile kamil-i insan şeklini veren felsefeyle tevalla ve teberra ikrarına-ilkelerine bağlı kalmaktan geçer.<br />
2- Şahı Merdan Ali’nin adeletinden ayrılmayan, <br />
3- Temelinde insan sevgisi bulunan, <br />
4- Her dine, mezhebe, inanca sayğı duyan ve hoş görüyle bakan, <br />
5- Dil, din, ırk, renk farkı gözetmeyen, <br />
6- Eline, beline, diline sahip olma ilkelerini şart koşan, ve <br />
7- Bunu musahiplik kurumu ile gerçekleştiren, <br />
8- Gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi ihtiyaçlarını gideren, <br />
9- Insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yarğılamalarını sağlayan, <br />
10- Eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, <br />
11- Şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu red eden, <br />
12- Islam dinini kendine göre -Sünni ve Şii inancının dışında- yorumlayan; <br />
13- Aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, <br />
14- Meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş , insan-i kamil yani erdemli insan yaratmayı öngören, <br />
15- Korkuyu aşıp sevgiyle Allah’a yönelen, <br />
16- Ene-l Hakk ile insanın özünde tanrıyı gören, <br />
17- Yaradan ile yaradılan ikiliğinden Varlık birliğine (Vahdet-i vucut’a) varan, ve <br />
18- Ahlaklığı yaşamının temeline koyan, insanı yücelten, <br />
19- Hamurunda, hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, <br />
20- Kişinin ahlak ve karekterli yaşam ilkelerini belirleyen, <br />
21- Dini, biçim ve şekil olarak değil, inanç olarak algılayan, <br />
22- Dini, bağımsız bir irade gücü ve batıni özelliğiyle evrimleştiren, <br />
23- Akıl ve mantık bütünlüğünde birleştiren ve <br />
24- Tüm bunları kırklar cemi’nden alınan ilhamla yürüten Canların inanç sistemidir.<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/sorularla-alevilik/59457-alevilik-nedir.html#post166122" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/sorularla-a...post166122</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik Nedir Kısaca?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir-kisaca.html</link>
			<pubDate>Thu, 17 Mar 2016 18:53:58 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir-kisaca.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/alevilik-nedir-kisaca-alevi-forum.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: alevilik-nedir-kisaca-alevi-forum.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik Nedir Kısaca?</span></span><br />
"Dini İslam, kitabı Kur’an’ı Kerim, Allah’a kul, Hz.Muhammet Mustafa’ya bağlı, Hz.Ali’ye talip ehlibeyt yolunu süren, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Eline, beline, diline sahip ol” sözünü kendinde benimseyen, Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kur’anı Kerim’in şekline değil özüne inen, din,dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı yapmayan akıl ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoluna Alevilik denir. Alevilik kesinlikle ne bir “Din” ne de bir “Mezhep” tir. Alevilik bir inançtır."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik kesinlikle " ne bir “Din” ne de bir “Mezhep” " derken hangi sıfatla bu yargıya varıyorsunuz ?..</span><br />
<br />
<br />
Ahmet'in, Mehmet'in yazdığı asılsız kitaplarla bu kanıya varıp hüküm bildirmek koca bir saçmalık olduğu gibi bu saçmalıklara hakikat gibi inanmak ve peşinden gitmek tamamen saçmalıktan başka birşey değil !..<br />
<br />
<br />
Alevilerin bir dini var adı da Muhammed Ali dinidir !.. Muhammed Ali,12 İmam ve Ehlibeyt; Allah'ın yeryüzündeki temsilcileridir. Bu ulu canlardan başka kılavuz aramak tamamen yolun dışına çıkmak anlamına gelir.Çünkü serçeşme,kaynak Ehlibeyt'tir. <br />
<br />
<br />
Ehlibeyt yani peygamberimizin kanını taşıyan soyu katliamlara uğrayıp Anadolu'ya, Azerbaycan'a, Horasan'a kaçtıktan sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde geriye bıraktıkları tüm inanç,ibadet ve Hak sözleri tamamen değişikliklere uğrayıp, Ömer'in, Mavya'nın dini yaratılmış ve Şeriat adı altında bu yeni sahte din uygulamaya konulmuştur. Bugün ki Müslüman toplumların sağlıksız inançları,yaşam biçimlerinin temeli bu sahte dinin mahsüllerinden başka birşey değildir !..<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilerin Mezhebi Nedir? </span><br />
Alevilerin mezhebi İmam Ali'den sonra ikinci İmam olarak gelen İmam Cafer'in adını alan İmam Cafer Mezhebidir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik nedir?</span><br />
Alevilik kısaca nedir diye sorup açıklarsak şunu diyebiliriz: Alevilik ; Hak Muhammed Ali, 12 İmam ve Ehlibeyt'i temel alan, bu yüce varlıkların getirdikleri inanç,ibadet ritüelleri,kültürü,yaşam felsefesini benimseyen, "El, dil ve bel" temelinde ahlaklı bir can olma öğretisine sahip olan kişilerin oluşturduğu bir inanç toplumudur.<br />
<br />
<br />
Alevilik salt bir kültür,mezhep,felsefe,yaşam biçimi değildir !.. Alevilik, eşsiz inanç ve ibadetlere sahip olduğu gibi insani değerler bakımından evrensel normlara da sahiptir. Hoşgörü,sevgi,merhamet,erdemli birey olma,rızalık gibi değerler Aleviliğin ilk göze çarpan özellikleridir.<br />
<br />
<a href="http://blog.milliyet.com.tr/alevilik-nedir-/Blog/?BlogNo=424655" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://blog.milliyet.com.tr/alevilik-ned...gNo=424655</a><br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/diger/59040-bu-alevilik-nedir-yahu.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/diger/59040...-yahu.html</a><br />
<br />
alevilik nedir ?</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/alevilik-nedir-kisaca-alevi-forum.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: alevilik-nedir-kisaca-alevi-forum.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik Nedir Kısaca?</span></span><br />
"Dini İslam, kitabı Kur’an’ı Kerim, Allah’a kul, Hz.Muhammet Mustafa’ya bağlı, Hz.Ali’ye talip ehlibeyt yolunu süren, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Eline, beline, diline sahip ol” sözünü kendinde benimseyen, Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kur’anı Kerim’in şekline değil özüne inen, din,dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı yapmayan akıl ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoluna Alevilik denir. Alevilik kesinlikle ne bir “Din” ne de bir “Mezhep” tir. Alevilik bir inançtır."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik kesinlikle " ne bir “Din” ne de bir “Mezhep” " derken hangi sıfatla bu yargıya varıyorsunuz ?..</span><br />
<br />
<br />
Ahmet'in, Mehmet'in yazdığı asılsız kitaplarla bu kanıya varıp hüküm bildirmek koca bir saçmalık olduğu gibi bu saçmalıklara hakikat gibi inanmak ve peşinden gitmek tamamen saçmalıktan başka birşey değil !..<br />
<br />
<br />
Alevilerin bir dini var adı da Muhammed Ali dinidir !.. Muhammed Ali,12 İmam ve Ehlibeyt; Allah'ın yeryüzündeki temsilcileridir. Bu ulu canlardan başka kılavuz aramak tamamen yolun dışına çıkmak anlamına gelir.Çünkü serçeşme,kaynak Ehlibeyt'tir. <br />
<br />
<br />
Ehlibeyt yani peygamberimizin kanını taşıyan soyu katliamlara uğrayıp Anadolu'ya, Azerbaycan'a, Horasan'a kaçtıktan sonra Emevi ve Abbasi dönemlerinde geriye bıraktıkları tüm inanç,ibadet ve Hak sözleri tamamen değişikliklere uğrayıp, Ömer'in, Mavya'nın dini yaratılmış ve Şeriat adı altında bu yeni sahte din uygulamaya konulmuştur. Bugün ki Müslüman toplumların sağlıksız inançları,yaşam biçimlerinin temeli bu sahte dinin mahsüllerinden başka birşey değildir !..<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilerin Mezhebi Nedir? </span><br />
Alevilerin mezhebi İmam Ali'den sonra ikinci İmam olarak gelen İmam Cafer'in adını alan İmam Cafer Mezhebidir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik nedir?</span><br />
Alevilik kısaca nedir diye sorup açıklarsak şunu diyebiliriz: Alevilik ; Hak Muhammed Ali, 12 İmam ve Ehlibeyt'i temel alan, bu yüce varlıkların getirdikleri inanç,ibadet ritüelleri,kültürü,yaşam felsefesini benimseyen, "El, dil ve bel" temelinde ahlaklı bir can olma öğretisine sahip olan kişilerin oluşturduğu bir inanç toplumudur.<br />
<br />
<br />
Alevilik salt bir kültür,mezhep,felsefe,yaşam biçimi değildir !.. Alevilik, eşsiz inanç ve ibadetlere sahip olduğu gibi insani değerler bakımından evrensel normlara da sahiptir. Hoşgörü,sevgi,merhamet,erdemli birey olma,rızalık gibi değerler Aleviliğin ilk göze çarpan özellikleridir.<br />
<br />
<a href="http://blog.milliyet.com.tr/alevilik-nedir-/Blog/?BlogNo=424655" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://blog.milliyet.com.tr/alevilik-ned...gNo=424655</a><br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/diger/59040-bu-alevilik-nedir-yahu.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/diger/59040...-yahu.html</a><br />
<br />
alevilik nedir ?</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik nedir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1887.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2016 14:49:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1887.html</guid>
			<description><![CDATA[Alevilik nedir ?<br />
<br />
Allah Muhammed Ali'nin yüceliğini özünde taşıyan ,Ehlibyet'in yolundan ayrılmayan, temelinde insan sevgisi bulunan, her dine ve mezhebe saygı duyan ve hoşgörü ile bakan; dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline beline sahip olma ilkelerini şart bilen , bireylerin Ehlibeyt yolunda manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda eleştiriye ve hoşgörüye açık , laik,demokratik, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu reddeden, temeli doğruluk, dostluk, merhamet, bilgi ve sevgi ile yoğrulmuş, erdemli insan olabilmenin faziletlerini önemseyen, korkuyla değil sevgiyle Hak'ka yönelen, Enel Hak ile Allah'ı insanın özünde arayan, edebi ve ahlakı yaşamın temeline oturtan, Ehlibeyt neslini tebella ve teberra ilkeleri ile sahiplenen, ibadetlerini biçim ve şekil olarak değil gerçek anlamıyla Hak için yapan, Allah Muhammed Ali yolunu süren bir inanç sistemidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Alevilik nedir ?<br />
<br />
Allah Muhammed Ali'nin yüceliğini özünde taşıyan ,Ehlibyet'in yolundan ayrılmayan, temelinde insan sevgisi bulunan, her dine ve mezhebe saygı duyan ve hoşgörü ile bakan; dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline beline sahip olma ilkelerini şart bilen , bireylerin Ehlibeyt yolunda manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda eleştiriye ve hoşgörüye açık , laik,demokratik, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu reddeden, temeli doğruluk, dostluk, merhamet, bilgi ve sevgi ile yoğrulmuş, erdemli insan olabilmenin faziletlerini önemseyen, korkuyla değil sevgiyle Hak'ka yönelen, Enel Hak ile Allah'ı insanın özünde arayan, edebi ve ahlakı yaşamın temeline oturtan, Ehlibeyt neslini tebella ve teberra ilkeleri ile sahiplenen, ibadetlerini biçim ve şekil olarak değil gerçek anlamıyla Hak için yapan, Allah Muhammed Ali yolunu süren bir inanç sistemidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarihte ehl-i beyt ve alevilik]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-tarihte-ehl-i-beyt-ve-alevilik.html</link>
			<pubDate>Sun, 03 Jan 2016 23:25:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-tarihte-ehl-i-beyt-ve-alevilik.html</guid>
			<description><![CDATA[Dini İslam, Kitabı Kuran, Allah’a kul, Hz.Muhammed’e bağlı, Hz. Ali’ye talip, Hz. Hüseyin’in yolunu sürenlerdir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “eline, diline, beline sahip” olmayı ilke edinir.İyi düşünce, iyi söz ve iyi davranışta kendini bulur. Allah korkusu yerine sevgisini benimseyen, zahiri batınla, Bâtıni zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp,tarikat, marifet yoluyla hakikat dünyasını ulaşan, Kuran’ın şekline değil, özüne inen, akıl ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoludur.<br />
<br />
Alevi İslam anlayışı; İslamiyet’in Kuran’a dayalı, Hz. Muhammed’in buyruklarına göre İslami evrensel boyutları ile yorumlayıp yeryüzü insanlığına yeni kapılar açan bir büyük düşünce akımı olan Tasavvuf felsefesiyle hayat bulan, bir insan bütünlüğüdür, özünü insan sevgisinde bulan Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine inanır.<br />
Alevi İslam anlayışı, Hoca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Hacı Bektaşi-ı Veli, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Anadolu Erenleri, Kuran’ı en iyi yorumlayan filozof velilerin görüşlerinden ilham alarak hayat alanı bulmuştur. Anadolu’yu İslamlaştıran bir yorumudur.<br />
<br />
Alevilik, İslam dinin özüdür; manasıdır. Alevilik İslam içinde insanidir, aklidir, ahlakidir. Hz. Ali inancının, Kuran ayetlerinin yorumudur. Alevilik bir iç dünya olayıdır, his ederek yaşamaktır,<br />
Alevilik, Hz. Muhammed-Ehlibeyt taraftarı, Hz-Ali ve onun soyunda gelenlere büyük bir saygı ve muhabbetle bağlılıktır. Alevilik, Ehlibeyt’in yoludur. Alevi kendisini her anlamda yetiştirmiş, kâmil insan demektir. Alevilik, dış yüzünden halka ve iç yüzün den Hakk’a bakan bir inançtır. Alevilik İslam dinini de Kuran yorumu ile kabul eder. Kuran’ın gerçek manasına vakıftır ve tüm mevcudatın Hakk’ın kendi öz varlığından ibaret olduğuna inanır ve bilir. Kuran’ı Kerim’in yorumudur ve İslam dır . Alevilik İslam içerisinde doğmuştur. Toplumsal, kültürel, yapısal ve inançsal kimlik oluşmasında etkili olan inançsal temeller yaratmıştır. Bu nedenlerden dolayı İslam’ın içindedir. İslâm’ın içinde insanidir, aklidir, ahlâkidir.<br />
<br />
Alevilik, Ehl-i Beyt yolunun, Kur’an ayetlerinin yorumudur. Alevilik, Kur’an ve İslâm-ı, Hz. Ali’nin anlattığı gibi anlamaktır. Aleviler Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed’in Resul olduğuna ve Hz. Ali’nin Velayet makamına sahip olduğuna iman ederler. Hz. Muhammed Nübüvvet, Hz. Ali Velayet sahibi olduğunu ve Allah’a, Muhammed’e ve Hz. Ali’yi birbirinden ayırtmamaktır. Alevilik İslâm inancını, özünde beslediği amaçlar doğrultusunda anlamaya çalışan, içselliği esas alan, şekil şartlarından ziyade, insanın yüceliğini benimseyen Hz.Ali ve On iki imamlar gibi inancı sürdürmektir.<br />
<br />
“Alevi” Hz. Ali ailesinin adıdır. Hz. Ali’ye bağlı olan, o’nu seven Hz. Ali’nin yolundan giden, Hz. Ali’nin taraflarına Alevi denilir. Ali’yi sevenlerdir. Alevi, sözlük olarak Ali soyu veya Ali evi olanlar demektir. Resulallah’ın Alevi adını kullandığı tarihi, sözlerine bakıldığın da veda haccından sonra Gadir hum mevkiinde gelen Maide suresinin 3. Ayeti geçmektedir. İmam Muhammed Bakır, mezhebinin Alevi olduğunu belirtir. Alevilik İslâm’ın içinde tasavvuf felsefesi ile din kültürünü kapsar. Alevilik; namaz, oruç, hac, zekât, zahire değil, tasavvuf içerikli Tanrı’ya kavuşmak için kendisine mahsus ibadeti olan ve ibadeti içersinde Hakka secde, dua, tevhit, zikir, gülbank duası vardır. Bu ibadetlerini cem evlerinde, evlerinde yerine getirmektedirler Alevilik, şekil şartlarından ziyade, daha çok içsellikte arayan İslâm’ın tasavvufi yorumudur. Bir başka deyişle Alevilik, İslâm’ın Ehl-i Beyt yorumudur. Aleviler öncelikle; eline, diline, beline, sağlam. Eşine, işine sadık, özüne, sözüne, gözüne doğru insanlardır.<br />
<br />
Hz. Muhammed, Veda Hutbesi- Gadr-İ Hum da söyle seslenmişti;<br />
Ümmetime iki emanet bırakıyorum, bunlardan biri Kur’an-ı Kerim, diğeri ise Ehli Beyt olduğunu belirmiştir. Bunlara yapışırsanız, kurtulursunuz.” gibi hadis-i şerifleriyle bu iki unsurun önemini belirtmektedir. Hz. Resulüllah (S.A.V.), gelecekte ortaya çıkacak fitne ve fesatlarda, Hz. Ali’yi (R.A.) ümmet nazarında suçlamalardan korumak için O’nun kemalet ve üstünlüklerine önemle dikkat çekmekte: “Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur.” “Ali’yi yalnız müminler sever, O’na yalnız münafıklar düşmanlık eder.”<br />
<br />
Hud süresi ve Ahzab süreleri Ehl-İ Beyt ten bahis eder.<br />
Hz. Resulüllah’ın bu övücü beyanları, O’nun erdemine bir delildir. Peygamberin bu emrinden dolayı başta Sahabe-i Kirâm olmak üzere bütün Aleviler, Hz. Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e teveccüh göstermişler ve o yüce soya samimî olarak saygı göstermişler ve sevmişlerdir. Alevilikte, Allah sevgisi, Hz. Muhammed, Hz. Ali sevgisi ve Ehl-i Beyt’e bağlılık, Aleviliğin İslâm’ın özü olarak görmenin temel nedenidir.<br />
<br />
Gadir Hum’un gerçekleşme sebebi ve Velayetin hedefi Ehl-i Beyt taraftarları olarak kavramamız ve kavratmamız gerekir. Hz. Muhammed’in Gadir Hum’da, Hz. Ali’yi vasi tayin etmiştir. Gadir Hum’ olayın geçtiği zaman incelenince, en az 200 bin kişi bu olaya şahit olmuşlardır.<br />
Velayetin ilanından sonra nazil olan ayet incelendiğinde konunun ne kadar hassas olduğu anlaşılmaktadır. “El-Yevm yeisellezine keferu an dinikum….” Mekke müşrikleri, yıllarca dini yok etme hedefine ulaşamadıkları için Resulullah (s.a.a) sonrasını bekliyorlardı.<br />
<br />
Hedeflerine ulaşmak için Resulullah’ın dünyadan göçmesini bekliyorlardı. Velayetin, Allah’ın emriyle Resulullah (s.a.a) tarafından Gadir Hum’da ilan edilmesiyle, bütün hayalleri yıkıldı, planları suya düşmüş oldu ve Allah-u teala bunu, “ bugün kâfirler ümitsizliğe düştüler” cümlesiyle beyan ediyor<br />
Hz. Muhammed’in Hakka yürüyüşünden sonra kıyamete kadar ümmetin rehberlik ve önderliği olan velayet makamına kim oturacak konusunda sorun yaşanmıştı.<br />
Sakifede bir şahsın velayeti değil, ilahi hüküm devre dışı bırakılmış oldu. Yani „Resulullah’tan sonra imamet ve velayet makamı tayin edilmiş ama bu makamda kim oturacak“ sorusu dile getirilmiyor, binlerce kişinin şahit olmasına rağmen „Allah’ın tayin etmiş olduğu bir velayet ve imamet yoktur“ mantığı ile hareket ediliyordu.<br />
Allah’ın emrinin ve velayetin Kuran’da olduğu inkâr ediliyordu. Dikkat edilirse mesele Hz. Ali şahsının hakkının gasledilmesi değildir.<br />
Velayete gerek yok diyerek, Allah-u tealanın emri devre dışı bırakılmış oldu. Bunlar Allah’ın emrine karşı geldiler. Yani makam engellendi, dolayısıyla bu makama tayın edilen şahıs da devre dışı bırakılmış oldu. Hz. Ali ve bazı sahabenin Sakife’de yapılanlara itirazları; “neden Ali halife olmuyor”,değildi, „neden Allah’ın tayin ettiği imamet ve velayet devre dışı bırakılıyor“ düşüncesiydi, „neden ilahi iradenin tayın ettiği makam devre dışı bırakılıyor“ idi.<br />
Sakife’nin neticesinde idare sistemi konusunda ortaya çıkan düşünce „demokrasi“ yani halkın seçmesi gerekir düşüncesi oldu. Emevi ve Abbasiler zamanında daha da ileri gidilerek saltanata dönüştürüldü. Böylece diğer imamları da engellediler, onların da velayet ve imamet makamında oturup ilahi ahkâmı icrasına fırsat vermediler.<br />
İmam Humeyni (r.a) Gadir-i Hum hakkında şöyle buyuruyor: „Gadir-i Hum olayı öyle bir olay değil ki Hz. Ali’ye bir makam kazandırmış olsun.<br />
<br />
Hz.Ali, bütün fazilet ve manevi makamlara sahip olduğundan Gadir Hum’un gerçekleşmesine vesile olmuştur.<br />
Allah-u Teala, Resulullah’tan sonra yeryüzünde adaleti Allah’ın istediği gibi icra edecek Hz. Ali’den başka kimseyi görmediğinden, Resulullah’a, Hz. Ali’yi yerine tayin etmesini emr etmiştir.<br />
<br />
Rivayetlerin Gadir-i Hum’dan bu kadar azametle bahis etmesinin sebebi, Hz. Ali’nin sadece hükümetin başında olması değildir. İbn-i Abbas diyor ki, Cemel savaşına giderken Hz. Ali’nin yanına vardım. Hz.Ali oturmuş yırtık ayakkabısını dikiyordu. Bana, „bu ayakkabının değeri ne kadardır?“ diye buyurdu. „Hiç değeri yoktur“, dedim. Hz.Ali şöyle buyurdu: „ Allaha yemin olsun ki, bu ayakkabı bana sizlere baş olmaktan ( hilafet makamından ) daha sevimlidir. Sadece bir hakkı ikame edeyim ve bir batılı yok edeyim ( yalnız bunun için hilafeti kabul ederim)“. Hz.Ali ve diğer imamlar hükümeti sadece Allah’ın istediği adaleti icra etmek için talep ederlerdi ama kendilerine fırsat verilmedi.<br />
<br />
Gadir-i Hum olayı „ devlet sisteminin“ beyanıdır. Gadir Hum’da beyan edilen Velayet, hükümet sisteminin açıklanmasıdır.<br />
Gadir Hum meselesi, Adaletin icrası meselesidir Gadir-i Hum demek, Hz. Ali’nin adalet anlayışının uygulamasıdır.<br />
. Allah-u Teala, Resulullah’tan (s.a.a) hükümeti, bu siyasi makamı Hz. Ali’ye devretmesini istemiştir. Resulullah’ın kendisi devlet başkanıydı, önderdi, liderdi, hükümet de siyasetsiz olmaz. Din siyasetten ayrıdır diyenler, Allah’ı yalanlamaktadırlar, Resulullah’ı yalanlamaktadırlar, imamları yalanlamaktadırlar.“ (Sahifey-i Nur. Cilt 20 Sayfa 112.114 )<br />
Gadir-i Hum’un ispatlanması meselesinde ise İmamların tarih boyunca yaptıklarına bakılması gerekir. İmamet ve Velayeti ispat için neler yapmışlar. İmamların hayatında alınması gereken en büyük ders, bütün çabalarının velayetin hakikatini söylemle değil amelle göstermeye çalışmalarıdır.<br />
<br />
Alevilerde Bu nedenle Hz. Ali’nin ve Ehl-i Beyt’in yolunu sürdürenlerdir.<br />
Aleviler, Hz. Ali’yi sevmenin, Hz. Muhammed’i sevmekle eşdeğer olarak görmekteler. Çünkü Hz. Muhammed,”Ben kimin mevlası isem, Ali de onun Mevlasıdır. Ona dost olana dost, düşman olana düşman ol. Ona yardım edene yardım et. Onu horlayanı horla. Nerede olursa olsun gerçeği onunla birlikte kıl, şeklinde dua etmiştir. (Sahih-i Müslim, “ Fedail’üs- Sahabe” Ali Bin E. Talibin faziletleri, bölümünden aktaran Seyit Murtaza / Hz. Muhammed, Hz. Ali için; “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. Şehri dileyen kapıya gelsin”, “Ali insanların hayırlısıdır. Kim bunu kabul etmezse, gerçekten kâfir olmuştur.” , “ Ümmetimin en ileri geleni ve gerçek hüküm vereni Ali’dir.” Aleviler de Hz.Muhammed’in, Hz. Ali ‘nin ve Ehl-i Beyt’in ahlak ile ahlaklaşmış kimselerdir.<br />
<br />
Görüldüğü gibi bu ayetlerin içsel anlamlarından hareketle Alevi İslâm inancına göre, Tanrı insanın içindedir, insana secde etmek, Tanrıya secde etmekle eş anlamdadır.<br />
Hz. Ali’yi sevenler, iki gruba ayrılır: 1-Gerçek ve samimî taraftarlar, 2-Siyasî taraftarlar. Bunlardan birincisi, O’na (R.A.) Allah için muhabbet göstermişlerdir. Bu muhabbet saf, net ve durudur.<br />
Kaynağını Alevi İslam inancının esasları oluşturur. Bu samimî taraftarlar, Hz. Ali’ye iki açıdan yönelir. Birincisi, Hz. Ali’nin yüksek kemaleti ve üstün yetenekleridir. Onun fazilet ve olgunluğu, takva ve ubudiyeti, müminlerin kalp ve dimağlarında, muhabbet ve takdire dönüşmüştür. İkincisi, Hz. Ali’nin (R.A.) Ehl-i Beyt ( Peygamber Efendimizin (s.a.v) evlat ve torunları, soyunun temsilcileridir.<br />
Aleviler kendilerini ifade ederken, Alevi, Allah’a kul, Muhammed’e ümmet, Aliye talip olan kişilerdir. Alevi İslâm inancında Tanrının gerçek eri olan insan kalbine yani doğrudan doğruya insana yönelirler. Kur’an da Tanrı – İnsan bütünleşmesi ve birliği şu şekilde ifade edilmektedir. Onlar derler ki ; “Biz Allah içiniz ve sonrada ona dönüp gideceğiz” Biz ona ( insana) şah damarından daha yakınız.<br />
Alevi İslâm inancı erdemliği, yüceliği, insancılığı, barışı eşitçiliği sağlayan ve insanlığın özlem duyduğu, paylaşımcılığı sağlayacak birinci yol olduğu gerek inanç bakımından, gerekse ahlak esasları açısından dünyanın en insancıl, en özgün, en ahlaklı, en görkemli inanç kültür bütünlüğüdür.<br />
<br />
Aleviler, Hz. Ali’nin üstün niteliklerini ve Kur’an’ın gerçek yorumunun içsel anlamını başta Hz. Ali olmak üzere, Ehli Beyit’in ve Yedi Ulu Ozan’ın tasavvuf derinliği olan kişilerce keşfedildiğinden dolayı Alevi İslâm inancının kendiişlerinde içselleştirerek savunmuşlardır.<br />
Gerçek İslam- EHL-İ BEYT dünyadan 1400 yıl önce bireysel haklar, hukuk devleti, kanunlar önünde eşitlik, ekonomik özgürlükler gibi değerleri insanlığa kazandırmıştır. Gerçek İslam ahlakının egemen olduğu bir toplumda bireysel hak ve özgürlükler büyük önem taşır. Kişisel hak ve hürriyetler garanti altına alınır, insanların özgür ve onurlu bir hayat yaşaması hedeflenir. Allah, Kuran’da Müslümanlara tüm insanların Allah Katında eşit olduklarını (üstünlüğün ancak takva ile olduğunu) bildirmiş ve insanlara karşı adil, hoşgörülü, affedici ve anlayışlı olmalarını emretmiştir. Farklılıklara saygı göstermek ve bunlar arasında adaletle hükmetmek önemli mümin alametlerinden biridir.<br />
<br />
IV.EHL-İ BEYT SEMPOZTOMU :<br />
ALİ KAYA (TARİHÇİ-YAZAR)<br />
-HACI BEKTAŞ/NEVŞEHİR 23.06.2012<br />
<br />
<br />
alevilik,alevi nedir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dini İslam, Kitabı Kuran, Allah’a kul, Hz.Muhammed’e bağlı, Hz. Ali’ye talip, Hz. Hüseyin’in yolunu sürenlerdir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “eline, diline, beline sahip” olmayı ilke edinir.İyi düşünce, iyi söz ve iyi davranışta kendini bulur. Allah korkusu yerine sevgisini benimseyen, zahiri batınla, Bâtıni zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp,tarikat, marifet yoluyla hakikat dünyasını ulaşan, Kuran’ın şekline değil, özüne inen, akıl ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoludur.<br />
<br />
Alevi İslam anlayışı; İslamiyet’in Kuran’a dayalı, Hz. Muhammed’in buyruklarına göre İslami evrensel boyutları ile yorumlayıp yeryüzü insanlığına yeni kapılar açan bir büyük düşünce akımı olan Tasavvuf felsefesiyle hayat bulan, bir insan bütünlüğüdür, özünü insan sevgisinde bulan Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine inanır.<br />
Alevi İslam anlayışı, Hoca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Hacı Bektaşi-ı Veli, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Anadolu Erenleri, Kuran’ı en iyi yorumlayan filozof velilerin görüşlerinden ilham alarak hayat alanı bulmuştur. Anadolu’yu İslamlaştıran bir yorumudur.<br />
<br />
Alevilik, İslam dinin özüdür; manasıdır. Alevilik İslam içinde insanidir, aklidir, ahlakidir. Hz. Ali inancının, Kuran ayetlerinin yorumudur. Alevilik bir iç dünya olayıdır, his ederek yaşamaktır,<br />
Alevilik, Hz. Muhammed-Ehlibeyt taraftarı, Hz-Ali ve onun soyunda gelenlere büyük bir saygı ve muhabbetle bağlılıktır. Alevilik, Ehlibeyt’in yoludur. Alevi kendisini her anlamda yetiştirmiş, kâmil insan demektir. Alevilik, dış yüzünden halka ve iç yüzün den Hakk’a bakan bir inançtır. Alevilik İslam dinini de Kuran yorumu ile kabul eder. Kuran’ın gerçek manasına vakıftır ve tüm mevcudatın Hakk’ın kendi öz varlığından ibaret olduğuna inanır ve bilir. Kuran’ı Kerim’in yorumudur ve İslam dır . Alevilik İslam içerisinde doğmuştur. Toplumsal, kültürel, yapısal ve inançsal kimlik oluşmasında etkili olan inançsal temeller yaratmıştır. Bu nedenlerden dolayı İslam’ın içindedir. İslâm’ın içinde insanidir, aklidir, ahlâkidir.<br />
<br />
Alevilik, Ehl-i Beyt yolunun, Kur’an ayetlerinin yorumudur. Alevilik, Kur’an ve İslâm-ı, Hz. Ali’nin anlattığı gibi anlamaktır. Aleviler Allah’ın birliğine, Hz. Muhammed’in Resul olduğuna ve Hz. Ali’nin Velayet makamına sahip olduğuna iman ederler. Hz. Muhammed Nübüvvet, Hz. Ali Velayet sahibi olduğunu ve Allah’a, Muhammed’e ve Hz. Ali’yi birbirinden ayırtmamaktır. Alevilik İslâm inancını, özünde beslediği amaçlar doğrultusunda anlamaya çalışan, içselliği esas alan, şekil şartlarından ziyade, insanın yüceliğini benimseyen Hz.Ali ve On iki imamlar gibi inancı sürdürmektir.<br />
<br />
“Alevi” Hz. Ali ailesinin adıdır. Hz. Ali’ye bağlı olan, o’nu seven Hz. Ali’nin yolundan giden, Hz. Ali’nin taraflarına Alevi denilir. Ali’yi sevenlerdir. Alevi, sözlük olarak Ali soyu veya Ali evi olanlar demektir. Resulallah’ın Alevi adını kullandığı tarihi, sözlerine bakıldığın da veda haccından sonra Gadir hum mevkiinde gelen Maide suresinin 3. Ayeti geçmektedir. İmam Muhammed Bakır, mezhebinin Alevi olduğunu belirtir. Alevilik İslâm’ın içinde tasavvuf felsefesi ile din kültürünü kapsar. Alevilik; namaz, oruç, hac, zekât, zahire değil, tasavvuf içerikli Tanrı’ya kavuşmak için kendisine mahsus ibadeti olan ve ibadeti içersinde Hakka secde, dua, tevhit, zikir, gülbank duası vardır. Bu ibadetlerini cem evlerinde, evlerinde yerine getirmektedirler Alevilik, şekil şartlarından ziyade, daha çok içsellikte arayan İslâm’ın tasavvufi yorumudur. Bir başka deyişle Alevilik, İslâm’ın Ehl-i Beyt yorumudur. Aleviler öncelikle; eline, diline, beline, sağlam. Eşine, işine sadık, özüne, sözüne, gözüne doğru insanlardır.<br />
<br />
Hz. Muhammed, Veda Hutbesi- Gadr-İ Hum da söyle seslenmişti;<br />
Ümmetime iki emanet bırakıyorum, bunlardan biri Kur’an-ı Kerim, diğeri ise Ehli Beyt olduğunu belirmiştir. Bunlara yapışırsanız, kurtulursunuz.” gibi hadis-i şerifleriyle bu iki unsurun önemini belirtmektedir. Hz. Resulüllah (S.A.V.), gelecekte ortaya çıkacak fitne ve fesatlarda, Hz. Ali’yi (R.A.) ümmet nazarında suçlamalardan korumak için O’nun kemalet ve üstünlüklerine önemle dikkat çekmekte: “Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur.” “Ali’yi yalnız müminler sever, O’na yalnız münafıklar düşmanlık eder.”<br />
<br />
Hud süresi ve Ahzab süreleri Ehl-İ Beyt ten bahis eder.<br />
Hz. Resulüllah’ın bu övücü beyanları, O’nun erdemine bir delildir. Peygamberin bu emrinden dolayı başta Sahabe-i Kirâm olmak üzere bütün Aleviler, Hz. Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e teveccüh göstermişler ve o yüce soya samimî olarak saygı göstermişler ve sevmişlerdir. Alevilikte, Allah sevgisi, Hz. Muhammed, Hz. Ali sevgisi ve Ehl-i Beyt’e bağlılık, Aleviliğin İslâm’ın özü olarak görmenin temel nedenidir.<br />
<br />
Gadir Hum’un gerçekleşme sebebi ve Velayetin hedefi Ehl-i Beyt taraftarları olarak kavramamız ve kavratmamız gerekir. Hz. Muhammed’in Gadir Hum’da, Hz. Ali’yi vasi tayin etmiştir. Gadir Hum’ olayın geçtiği zaman incelenince, en az 200 bin kişi bu olaya şahit olmuşlardır.<br />
Velayetin ilanından sonra nazil olan ayet incelendiğinde konunun ne kadar hassas olduğu anlaşılmaktadır. “El-Yevm yeisellezine keferu an dinikum….” Mekke müşrikleri, yıllarca dini yok etme hedefine ulaşamadıkları için Resulullah (s.a.a) sonrasını bekliyorlardı.<br />
<br />
Hedeflerine ulaşmak için Resulullah’ın dünyadan göçmesini bekliyorlardı. Velayetin, Allah’ın emriyle Resulullah (s.a.a) tarafından Gadir Hum’da ilan edilmesiyle, bütün hayalleri yıkıldı, planları suya düşmüş oldu ve Allah-u teala bunu, “ bugün kâfirler ümitsizliğe düştüler” cümlesiyle beyan ediyor<br />
Hz. Muhammed’in Hakka yürüyüşünden sonra kıyamete kadar ümmetin rehberlik ve önderliği olan velayet makamına kim oturacak konusunda sorun yaşanmıştı.<br />
Sakifede bir şahsın velayeti değil, ilahi hüküm devre dışı bırakılmış oldu. Yani „Resulullah’tan sonra imamet ve velayet makamı tayin edilmiş ama bu makamda kim oturacak“ sorusu dile getirilmiyor, binlerce kişinin şahit olmasına rağmen „Allah’ın tayin etmiş olduğu bir velayet ve imamet yoktur“ mantığı ile hareket ediliyordu.<br />
Allah’ın emrinin ve velayetin Kuran’da olduğu inkâr ediliyordu. Dikkat edilirse mesele Hz. Ali şahsının hakkının gasledilmesi değildir.<br />
Velayete gerek yok diyerek, Allah-u tealanın emri devre dışı bırakılmış oldu. Bunlar Allah’ın emrine karşı geldiler. Yani makam engellendi, dolayısıyla bu makama tayın edilen şahıs da devre dışı bırakılmış oldu. Hz. Ali ve bazı sahabenin Sakife’de yapılanlara itirazları; “neden Ali halife olmuyor”,değildi, „neden Allah’ın tayin ettiği imamet ve velayet devre dışı bırakılıyor“ düşüncesiydi, „neden ilahi iradenin tayın ettiği makam devre dışı bırakılıyor“ idi.<br />
Sakife’nin neticesinde idare sistemi konusunda ortaya çıkan düşünce „demokrasi“ yani halkın seçmesi gerekir düşüncesi oldu. Emevi ve Abbasiler zamanında daha da ileri gidilerek saltanata dönüştürüldü. Böylece diğer imamları da engellediler, onların da velayet ve imamet makamında oturup ilahi ahkâmı icrasına fırsat vermediler.<br />
İmam Humeyni (r.a) Gadir-i Hum hakkında şöyle buyuruyor: „Gadir-i Hum olayı öyle bir olay değil ki Hz. Ali’ye bir makam kazandırmış olsun.<br />
<br />
Hz.Ali, bütün fazilet ve manevi makamlara sahip olduğundan Gadir Hum’un gerçekleşmesine vesile olmuştur.<br />
Allah-u Teala, Resulullah’tan sonra yeryüzünde adaleti Allah’ın istediği gibi icra edecek Hz. Ali’den başka kimseyi görmediğinden, Resulullah’a, Hz. Ali’yi yerine tayin etmesini emr etmiştir.<br />
<br />
Rivayetlerin Gadir-i Hum’dan bu kadar azametle bahis etmesinin sebebi, Hz. Ali’nin sadece hükümetin başında olması değildir. İbn-i Abbas diyor ki, Cemel savaşına giderken Hz. Ali’nin yanına vardım. Hz.Ali oturmuş yırtık ayakkabısını dikiyordu. Bana, „bu ayakkabının değeri ne kadardır?“ diye buyurdu. „Hiç değeri yoktur“, dedim. Hz.Ali şöyle buyurdu: „ Allaha yemin olsun ki, bu ayakkabı bana sizlere baş olmaktan ( hilafet makamından ) daha sevimlidir. Sadece bir hakkı ikame edeyim ve bir batılı yok edeyim ( yalnız bunun için hilafeti kabul ederim)“. Hz.Ali ve diğer imamlar hükümeti sadece Allah’ın istediği adaleti icra etmek için talep ederlerdi ama kendilerine fırsat verilmedi.<br />
<br />
Gadir-i Hum olayı „ devlet sisteminin“ beyanıdır. Gadir Hum’da beyan edilen Velayet, hükümet sisteminin açıklanmasıdır.<br />
Gadir Hum meselesi, Adaletin icrası meselesidir Gadir-i Hum demek, Hz. Ali’nin adalet anlayışının uygulamasıdır.<br />
. Allah-u Teala, Resulullah’tan (s.a.a) hükümeti, bu siyasi makamı Hz. Ali’ye devretmesini istemiştir. Resulullah’ın kendisi devlet başkanıydı, önderdi, liderdi, hükümet de siyasetsiz olmaz. Din siyasetten ayrıdır diyenler, Allah’ı yalanlamaktadırlar, Resulullah’ı yalanlamaktadırlar, imamları yalanlamaktadırlar.“ (Sahifey-i Nur. Cilt 20 Sayfa 112.114 )<br />
Gadir-i Hum’un ispatlanması meselesinde ise İmamların tarih boyunca yaptıklarına bakılması gerekir. İmamet ve Velayeti ispat için neler yapmışlar. İmamların hayatında alınması gereken en büyük ders, bütün çabalarının velayetin hakikatini söylemle değil amelle göstermeye çalışmalarıdır.<br />
<br />
Alevilerde Bu nedenle Hz. Ali’nin ve Ehl-i Beyt’in yolunu sürdürenlerdir.<br />
Aleviler, Hz. Ali’yi sevmenin, Hz. Muhammed’i sevmekle eşdeğer olarak görmekteler. Çünkü Hz. Muhammed,”Ben kimin mevlası isem, Ali de onun Mevlasıdır. Ona dost olana dost, düşman olana düşman ol. Ona yardım edene yardım et. Onu horlayanı horla. Nerede olursa olsun gerçeği onunla birlikte kıl, şeklinde dua etmiştir. (Sahih-i Müslim, “ Fedail’üs- Sahabe” Ali Bin E. Talibin faziletleri, bölümünden aktaran Seyit Murtaza / Hz. Muhammed, Hz. Ali için; “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. Şehri dileyen kapıya gelsin”, “Ali insanların hayırlısıdır. Kim bunu kabul etmezse, gerçekten kâfir olmuştur.” , “ Ümmetimin en ileri geleni ve gerçek hüküm vereni Ali’dir.” Aleviler de Hz.Muhammed’in, Hz. Ali ‘nin ve Ehl-i Beyt’in ahlak ile ahlaklaşmış kimselerdir.<br />
<br />
Görüldüğü gibi bu ayetlerin içsel anlamlarından hareketle Alevi İslâm inancına göre, Tanrı insanın içindedir, insana secde etmek, Tanrıya secde etmekle eş anlamdadır.<br />
Hz. Ali’yi sevenler, iki gruba ayrılır: 1-Gerçek ve samimî taraftarlar, 2-Siyasî taraftarlar. Bunlardan birincisi, O’na (R.A.) Allah için muhabbet göstermişlerdir. Bu muhabbet saf, net ve durudur.<br />
Kaynağını Alevi İslam inancının esasları oluşturur. Bu samimî taraftarlar, Hz. Ali’ye iki açıdan yönelir. Birincisi, Hz. Ali’nin yüksek kemaleti ve üstün yetenekleridir. Onun fazilet ve olgunluğu, takva ve ubudiyeti, müminlerin kalp ve dimağlarında, muhabbet ve takdire dönüşmüştür. İkincisi, Hz. Ali’nin (R.A.) Ehl-i Beyt ( Peygamber Efendimizin (s.a.v) evlat ve torunları, soyunun temsilcileridir.<br />
Aleviler kendilerini ifade ederken, Alevi, Allah’a kul, Muhammed’e ümmet, Aliye talip olan kişilerdir. Alevi İslâm inancında Tanrının gerçek eri olan insan kalbine yani doğrudan doğruya insana yönelirler. Kur’an da Tanrı – İnsan bütünleşmesi ve birliği şu şekilde ifade edilmektedir. Onlar derler ki ; “Biz Allah içiniz ve sonrada ona dönüp gideceğiz” Biz ona ( insana) şah damarından daha yakınız.<br />
Alevi İslâm inancı erdemliği, yüceliği, insancılığı, barışı eşitçiliği sağlayan ve insanlığın özlem duyduğu, paylaşımcılığı sağlayacak birinci yol olduğu gerek inanç bakımından, gerekse ahlak esasları açısından dünyanın en insancıl, en özgün, en ahlaklı, en görkemli inanç kültür bütünlüğüdür.<br />
<br />
Aleviler, Hz. Ali’nin üstün niteliklerini ve Kur’an’ın gerçek yorumunun içsel anlamını başta Hz. Ali olmak üzere, Ehli Beyit’in ve Yedi Ulu Ozan’ın tasavvuf derinliği olan kişilerce keşfedildiğinden dolayı Alevi İslâm inancının kendiişlerinde içselleştirerek savunmuşlardır.<br />
Gerçek İslam- EHL-İ BEYT dünyadan 1400 yıl önce bireysel haklar, hukuk devleti, kanunlar önünde eşitlik, ekonomik özgürlükler gibi değerleri insanlığa kazandırmıştır. Gerçek İslam ahlakının egemen olduğu bir toplumda bireysel hak ve özgürlükler büyük önem taşır. Kişisel hak ve hürriyetler garanti altına alınır, insanların özgür ve onurlu bir hayat yaşaması hedeflenir. Allah, Kuran’da Müslümanlara tüm insanların Allah Katında eşit olduklarını (üstünlüğün ancak takva ile olduğunu) bildirmiş ve insanlara karşı adil, hoşgörülü, affedici ve anlayışlı olmalarını emretmiştir. Farklılıklara saygı göstermek ve bunlar arasında adaletle hükmetmek önemli mümin alametlerinden biridir.<br />
<br />
IV.EHL-İ BEYT SEMPOZTOMU :<br />
ALİ KAYA (TARİHÇİ-YAZAR)<br />
-HACI BEKTAŞ/NEVŞEHİR 23.06.2012<br />
<br />
<br />
alevilik,alevi nedir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik nedir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1674.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Dec 2015 11:57:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1674.html</guid>
			<description><![CDATA[Alevilik nedir?<br />
<br />
Alevilik; Muhammed Ali yoludur. Allah'ın bizlere ışık tutması için Muhammed'i rehber, Hz. Ali'yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir. Alevilik aynı zamanda Allah Muhammed Ali, Oniki İmam ve Ehlibeyt aşkını ve sevgisini temel alan, önderliğini Ehlibeyt neslinden gelen keramet sahibi Evliyaların yaptığı bir inanç, ibadet ve insanlık yoludur.<br />
<br />
Ayrıca ayrım gözetmeksizin yetmiş iki millete bir nazarda bakan, birlik ve beraberlik yoludur. Çünkü Allah birdir. Muhammed Ali yolunda ikilik yoktur, birlik vardır. Alevilik yolunun adı Müslümanlık değil, insanlığa giden yoldur.<br />
<br />
İnsanlığın yolu ilimdir. İlim kapısı Allah ışığıdır. O ışığın sahibi de bin bir donda baş gösteren bir ismi Hz. Ali bir ismi de Şahımerdan olarak tanınan Allah'ın Aslanıdır.<br />
<br />
Pir Zöhre Ana<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8642-alevi-nedir-alevilik-nedir-alevilik-tarihi-ve-batindan-zahire-yolumuz-3.html#post163916" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...post163916</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Alevilik nedir?<br />
<br />
Alevilik; Muhammed Ali yoludur. Allah'ın bizlere ışık tutması için Muhammed'i rehber, Hz. Ali'yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir. Alevilik aynı zamanda Allah Muhammed Ali, Oniki İmam ve Ehlibeyt aşkını ve sevgisini temel alan, önderliğini Ehlibeyt neslinden gelen keramet sahibi Evliyaların yaptığı bir inanç, ibadet ve insanlık yoludur.<br />
<br />
Ayrıca ayrım gözetmeksizin yetmiş iki millete bir nazarda bakan, birlik ve beraberlik yoludur. Çünkü Allah birdir. Muhammed Ali yolunda ikilik yoktur, birlik vardır. Alevilik yolunun adı Müslümanlık değil, insanlığa giden yoldur.<br />
<br />
İnsanlığın yolu ilimdir. İlim kapısı Allah ışığıdır. O ışığın sahibi de bin bir donda baş gösteren bir ismi Hz. Ali bir ismi de Şahımerdan olarak tanınan Allah'ın Aslanıdır.<br />
<br />
Pir Zöhre Ana<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8642-alevi-nedir-alevilik-nedir-alevilik-tarihi-ve-batindan-zahire-yolumuz-3.html#post163916" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...post163916</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik nedir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1673.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Dec 2015 11:56:38 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1673.html</guid>
			<description><![CDATA[Alevilik bir mezhep, bir felsefe, bir yaşam tarzı değildir..<br />
<br />
Alevilik, Hak Muhammed Ali'ye özüyle bağlı olanların yürüdüğü bir kervandır..<br />
<br />
O kervanda kimi gösteriş için vardır, kimi yal ( menfaat ) için vardır, kimi de Ehlibeyt aşkı için vardır..Öyle bir aşktır ki, ne anne , ne baba, ne eş, ne çocuk , ne para, ne makam , ne mevki hiçbir şeye benzemez..Çünkü Alevilikte yol he rşeyden uludur..<br />
<br />
Alevilik, İmam Üseyin Ali davasını güdenlerin yoludur..<br />
<br />
Alevilik, inancımızın gerektirdiği kurallara boyun eğenlerin yoludur..<br />
<br />
Alevilik, içindeki gümanı, it nefsini bir kenara atıp Üseyin aşkına coşanların yananların yoludur..<br />
<br />
Hak cümlemize de Muhammed Ali kervanında layıkiyle yürüyebilmeyi, katarında olabilmeyi nasip etsin..<br />
<br />
İnsan isen yola gel<br />
Bülbül isen güle gel<br />
İkilik yoktur bizde <br />
Kafir isen dine gel.<br />
<br />
Mürşid Zöhre Ana<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8642-alevi-nedir-alevilik-nedir-alevilik-tarihi-ve-batindan-zahire-yolumuz-3.html#post163916" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...post163916</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Alevilik bir mezhep, bir felsefe, bir yaşam tarzı değildir..<br />
<br />
Alevilik, Hak Muhammed Ali'ye özüyle bağlı olanların yürüdüğü bir kervandır..<br />
<br />
O kervanda kimi gösteriş için vardır, kimi yal ( menfaat ) için vardır, kimi de Ehlibeyt aşkı için vardır..Öyle bir aşktır ki, ne anne , ne baba, ne eş, ne çocuk , ne para, ne makam , ne mevki hiçbir şeye benzemez..Çünkü Alevilikte yol he rşeyden uludur..<br />
<br />
Alevilik, İmam Üseyin Ali davasını güdenlerin yoludur..<br />
<br />
Alevilik, inancımızın gerektirdiği kurallara boyun eğenlerin yoludur..<br />
<br />
Alevilik, içindeki gümanı, it nefsini bir kenara atıp Üseyin aşkına coşanların yananların yoludur..<br />
<br />
Hak cümlemize de Muhammed Ali kervanında layıkiyle yürüyebilmeyi, katarında olabilmeyi nasip etsin..<br />
<br />
İnsan isen yola gel<br />
Bülbül isen güle gel<br />
İkilik yoktur bizde <br />
Kafir isen dine gel.<br />
<br />
Mürşid Zöhre Ana<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8642-alevi-nedir-alevilik-nedir-alevilik-tarihi-ve-batindan-zahire-yolumuz-3.html#post163916" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...post163916</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevi nedir-Alevilik nedir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-nedir-alevilik-nedir--1438.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Sep 2015 23:16:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-nedir-alevilik-nedir--1438.html</guid>
			<description><![CDATA[Alevilik; Kerbela katliamından sonra ortaya çıkmıştır. Muaviye'nin zulmü ile tüm Ehlibeyt kutsal toprakları terk etmek zorunda kalmıştır. Yüce peygamberimizin makamında gözü olan, O'nun oturduğu Hak postuna oturmak isteyen Muaviye, getirdiği şeriat yasaları ve Mezhepler ile toplumu ikiye bölmüştür. Bir tarafta Ehlibeyt taraftarları diğer tarafta Ehlibeyt'e ihanet edenler. Ehlibeyt'ten yana olanlar Alevi toplumudur. <br />
<br />
Emevi ve Abbasi saltanatı döneminde resmi tarihe göre toplam 158 yıl Ehlibeyt'e dair ne varsa yok edilmiştir. Bunun için de Kur'an da vardır !.. Alevilerin neden yazılı kaynakları yok deniliyor? Allah aşkına yüzlerce yıldır ta ki Atatürk'ümüzün Cumhuriyetine kadar dağlarda, göçer olarak yaşayan bu toplumun yazılı kaynağını yazmasına veya yayılmasına imkân verdiniz mi? Egemenliğini, Ehlibeyt kanı üzerine kuranlara ne minnet ederiz ne baş eğeriz ne de saygı duyarız. <br />
<br />
Alevilik İslam mı diye soruyorlar ve bir sürü laf kalabılığı yapıyorlar. Aleviliğin İslam olup olmadığını sorgulayanlara ben de bir soru sormak istiyorum.<br />
<br />
Muaviye ve soyunun getirdiği kurallar, kaideler , yasalar İslam mıdır? Hz.Muhammed'in kendisini ve soyunu yok etmek isteyen bir anlayış İslam olabilir mi? <br />
<br />
Fındık beyinlerinizi bu sorulara da çalıştırmanızı tavsiye ediyorum. Bunu tartışacak cesaretiniz var mı? O melun Ehlibeyt düşmanına bir tek sözünüz olacak mı?<br />
<br />
***<br />
<br />
Alevilik, Muhammed Ali'ye ve nesline diz kırıp boyun büken bir toplumdur. Ehlibeyt'ten yana olması yüzyıllardır eziyet ve hakaret görmesine neden olmuştur. Bu da bizim için şeref ve onur kaynağıdır. <br />
<br />
"... Eline, beline, diline sahip ol. Dünya malına tapma, doğruluktan sapma, gördüğüne bin katma, görmediğine kulp takma. Yokuşta yorgunu yorma, düzlükte canları darda koyma. Yetmiş iki millete bir gözle bak, herkesi kardeş, bacı bil. Güçlünün yanında yer alıp yoksulu ezenlerden olma. Bilime uyan, karanlığı kovan, ışığa koşan olanlardan ol" .<br />
<br />
Cem törenlerinde söylenen bu sözler Alevi inancına sahip bir kişi de olması gereken düşünce ve davranışları özetler bir mana da Alevi felsefesinin temelidir. Günümüze kadar yaşayan bu felsefe, bir felsefi-kültür mirasıdır ve dolayısıyla bir yaşam biçiminin öncülüğünü yapar. Elbette daha önce belirttiğimiz gibi Alevilik asla yalnızca bir yaşam biçimi değildir ve olamaz da. Ama Aleviliğin sahip olduğu inanç, ibadet, ritüeller, kültür ve gelenek bu inanca sahip olan tüm insanların kötülüklere bulaşmasını engeller, korur ve daha sağlıklı, huzurlu, mutlu ve onurlu bir yaşam biçimini temin eder.<br />
<br />
Aleviliği sağ da solda aramayın. Alevilik bizatihi Muhammed Ali yoludur. <br />
<br />
Kadılar müftüler fetva yazarsa<br />
İşte kemend işte boynum asarsa<br />
İşte hançer işte kellem keserse<br />
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan<br />
<br />
Pir Sultan Abdal<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8642-alevi-nedir-alevilik-nedir-alevilik-tarihi-ve-batindan-zahire-yolumuz-3.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...muz-3.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Alevilik; Kerbela katliamından sonra ortaya çıkmıştır. Muaviye'nin zulmü ile tüm Ehlibeyt kutsal toprakları terk etmek zorunda kalmıştır. Yüce peygamberimizin makamında gözü olan, O'nun oturduğu Hak postuna oturmak isteyen Muaviye, getirdiği şeriat yasaları ve Mezhepler ile toplumu ikiye bölmüştür. Bir tarafta Ehlibeyt taraftarları diğer tarafta Ehlibeyt'e ihanet edenler. Ehlibeyt'ten yana olanlar Alevi toplumudur. <br />
<br />
Emevi ve Abbasi saltanatı döneminde resmi tarihe göre toplam 158 yıl Ehlibeyt'e dair ne varsa yok edilmiştir. Bunun için de Kur'an da vardır !.. Alevilerin neden yazılı kaynakları yok deniliyor? Allah aşkına yüzlerce yıldır ta ki Atatürk'ümüzün Cumhuriyetine kadar dağlarda, göçer olarak yaşayan bu toplumun yazılı kaynağını yazmasına veya yayılmasına imkân verdiniz mi? Egemenliğini, Ehlibeyt kanı üzerine kuranlara ne minnet ederiz ne baş eğeriz ne de saygı duyarız. <br />
<br />
Alevilik İslam mı diye soruyorlar ve bir sürü laf kalabılığı yapıyorlar. Aleviliğin İslam olup olmadığını sorgulayanlara ben de bir soru sormak istiyorum.<br />
<br />
Muaviye ve soyunun getirdiği kurallar, kaideler , yasalar İslam mıdır? Hz.Muhammed'in kendisini ve soyunu yok etmek isteyen bir anlayış İslam olabilir mi? <br />
<br />
Fındık beyinlerinizi bu sorulara da çalıştırmanızı tavsiye ediyorum. Bunu tartışacak cesaretiniz var mı? O melun Ehlibeyt düşmanına bir tek sözünüz olacak mı?<br />
<br />
***<br />
<br />
Alevilik, Muhammed Ali'ye ve nesline diz kırıp boyun büken bir toplumdur. Ehlibeyt'ten yana olması yüzyıllardır eziyet ve hakaret görmesine neden olmuştur. Bu da bizim için şeref ve onur kaynağıdır. <br />
<br />
"... Eline, beline, diline sahip ol. Dünya malına tapma, doğruluktan sapma, gördüğüne bin katma, görmediğine kulp takma. Yokuşta yorgunu yorma, düzlükte canları darda koyma. Yetmiş iki millete bir gözle bak, herkesi kardeş, bacı bil. Güçlünün yanında yer alıp yoksulu ezenlerden olma. Bilime uyan, karanlığı kovan, ışığa koşan olanlardan ol" .<br />
<br />
Cem törenlerinde söylenen bu sözler Alevi inancına sahip bir kişi de olması gereken düşünce ve davranışları özetler bir mana da Alevi felsefesinin temelidir. Günümüze kadar yaşayan bu felsefe, bir felsefi-kültür mirasıdır ve dolayısıyla bir yaşam biçiminin öncülüğünü yapar. Elbette daha önce belirttiğimiz gibi Alevilik asla yalnızca bir yaşam biçimi değildir ve olamaz da. Ama Aleviliğin sahip olduğu inanç, ibadet, ritüeller, kültür ve gelenek bu inanca sahip olan tüm insanların kötülüklere bulaşmasını engeller, korur ve daha sağlıklı, huzurlu, mutlu ve onurlu bir yaşam biçimini temin eder.<br />
<br />
Aleviliği sağ da solda aramayın. Alevilik bizatihi Muhammed Ali yoludur. <br />
<br />
Kadılar müftüler fetva yazarsa<br />
İşte kemend işte boynum asarsa<br />
İşte hançer işte kellem keserse<br />
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan<br />
<br />
Pir Sultan Abdal<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8642-alevi-nedir-alevilik-nedir-alevilik-tarihi-ve-batindan-zahire-yolumuz-3.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...muz-3.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ALEVİLİK NEDIR?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1437.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Sep 2015 23:15:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir--1437.html</guid>
			<description><![CDATA[ALEVİLİK, Muhammet Ali'nin aydınlık yoludur. <br />
ALEVİLİK, aydınlıktır, karanlıklann dümanıdır,bır ışıktır, <br />
ALEVİLİK, insanlığın, güzelliğin dostu, düşmanlığın, kinin, garazın, kibirin yok edicisidir. Erginliktir, turaplıktır.<br />
ALEVİLİK, barıştır, sevgidir, kardeşliktir, iyiliktir, güzelliktir. Yaşanılır bir dünya yaratmaktır.<br />
ALEVİLİK, yobazın, bağnazın, gericinin baş düşmanıdır.<br />
ALEVİLİK, cumhuriyettir, laikliktir, demokrasidir, Atatürkçülüktür .<br />
ALEVİLİK, bilimdir, tıptır, ilaçtır, panzehirdir.<br />
ALEVİLİK, ruhun gıdasıdır. Bir aşktır.<br />
ALEVİLİK, Hacı Bektaşi Velidir, Atatürktür, Pir Sultan Abdaldır, Kaygusuz Abdaldır, Nesimidir, Mansurdur, Yunus Emredir, Karacaahmettir, Baba İsaktır, Baba İlyastır, Ahi Evrandır.<br />
ALEVİLİK, sazdır, sözdür, güzelliklerle bezenmiş bir bağdır, gül bahçesidir.<br />
ALEVİLİK, güzelikleri ve dünya nimetlerini paylaşmaktır.<br />
ALEVİLİK, tabiattır, yaratanlardır, yaratacıdan yanadır, üretendir.<br />
ALEVİLİK, insanların, dinine, diline, ırkına, rengine göre ayırmadan sevip bağrına basan bir yoldur, bir felsefedir.<br />
ALEVİLİK, edebiyattır, şiirdir, müziktir, düşünen, düşünmeyen herkes yoldaştır, kardeştir, bacıdır, yarendir.<br />
ALEVİLİK, bilmeyenlere bilgi sunmaktır, kör gözlere değil, gör gözlere Allah'ın bir lütfudur.<br />
ALEVİLİK, inanca korkuyla sarılmak değil sevgiyle sarılmaktır.<br />
ALEVİLİK, halkla bütünleşmek için verilen bir hizmet yarışıdır.<br />
ALEVİLİK, dünya insanlığını her türlü kötülükten kurtaracak "NUHUN GEMİSİ"ni de içine sığdırıp çağdaş dünyaya yeni bir hizmet sunacak olan Muhammet-Ali'nin Ehlibeyt gemisidir. ALEVİLİK, dinli, dinsiz, yobaz, gerici, şeriatcı, hak düşmanı, halk düşmanı zavallılara da acıyan Allah'tan olanların bile affedilmesini dileyen ince bir yoldur.<br />
ALEVİLİK, bağışlayıcıdır.<br />
ALEVİLİK, hakdan alıp halka, halkdan alıp Hakka ulaştıran semahtır.<br />
ALEVİLİK, çağdaşlıktır, insanoğlunun sımsıkı sarılacagı bir yaşam felsefesidir.<br />
ALEVİLİK, atom bombalarını öldürmek için değil, bilime ışık tutmak için patlayan evrensel bir feza çağının yaratıcılığını savunan bilimsel bir inançtır.<br />
ALEVİLİK, dört kapı, kırk makamdır. Pirlikdir, Mürşitlikdir, Dedelikdir, Taliplikdir, dervişlikdir. Bir CAN'dır.<br />
ALEVİLİK, Nebilerin, Velilerin, Uluların yoludur.<br />
ALEVİLİK, Gönül Kabesini yıkmamakdır.<br />
ALEVİLİK, Cennet ve Cehennem masalları ile kendini avutmamakdır.<br />
ALEVİLİK, Kimsenin inancıyla alay etmemektir. HOŞGÖRÜDÜR.<br />
ALEVİLİK, evrensellikdir.<br />
ALEVİLİK, aleviliği yalnızca bir yaşam biçimi olarak görüp, küçük bir kabın içine hapsetmeye çalışanlara biraz daha gözlerini açmaları için ömür araştıracakları bir bilim<br />
dalıdır.<br />
ALEVİLİK, Dünya durdukça sonsuza dek yaşayacak olan bir HAK'tır. Dünya dinidir, insanlık yoludur, Hakkin batılı yok ettiği bir çizgidir.<br />
<br />
gercekilim.com/aleviliknedir.h tm]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ALEVİLİK, Muhammet Ali'nin aydınlık yoludur. <br />
ALEVİLİK, aydınlıktır, karanlıklann dümanıdır,bır ışıktır, <br />
ALEVİLİK, insanlığın, güzelliğin dostu, düşmanlığın, kinin, garazın, kibirin yok edicisidir. Erginliktir, turaplıktır.<br />
ALEVİLİK, barıştır, sevgidir, kardeşliktir, iyiliktir, güzelliktir. Yaşanılır bir dünya yaratmaktır.<br />
ALEVİLİK, yobazın, bağnazın, gericinin baş düşmanıdır.<br />
ALEVİLİK, cumhuriyettir, laikliktir, demokrasidir, Atatürkçülüktür .<br />
ALEVİLİK, bilimdir, tıptır, ilaçtır, panzehirdir.<br />
ALEVİLİK, ruhun gıdasıdır. Bir aşktır.<br />
ALEVİLİK, Hacı Bektaşi Velidir, Atatürktür, Pir Sultan Abdaldır, Kaygusuz Abdaldır, Nesimidir, Mansurdur, Yunus Emredir, Karacaahmettir, Baba İsaktır, Baba İlyastır, Ahi Evrandır.<br />
ALEVİLİK, sazdır, sözdür, güzelliklerle bezenmiş bir bağdır, gül bahçesidir.<br />
ALEVİLİK, güzelikleri ve dünya nimetlerini paylaşmaktır.<br />
ALEVİLİK, tabiattır, yaratanlardır, yaratacıdan yanadır, üretendir.<br />
ALEVİLİK, insanların, dinine, diline, ırkına, rengine göre ayırmadan sevip bağrına basan bir yoldur, bir felsefedir.<br />
ALEVİLİK, edebiyattır, şiirdir, müziktir, düşünen, düşünmeyen herkes yoldaştır, kardeştir, bacıdır, yarendir.<br />
ALEVİLİK, bilmeyenlere bilgi sunmaktır, kör gözlere değil, gör gözlere Allah'ın bir lütfudur.<br />
ALEVİLİK, inanca korkuyla sarılmak değil sevgiyle sarılmaktır.<br />
ALEVİLİK, halkla bütünleşmek için verilen bir hizmet yarışıdır.<br />
ALEVİLİK, dünya insanlığını her türlü kötülükten kurtaracak "NUHUN GEMİSİ"ni de içine sığdırıp çağdaş dünyaya yeni bir hizmet sunacak olan Muhammet-Ali'nin Ehlibeyt gemisidir. ALEVİLİK, dinli, dinsiz, yobaz, gerici, şeriatcı, hak düşmanı, halk düşmanı zavallılara da acıyan Allah'tan olanların bile affedilmesini dileyen ince bir yoldur.<br />
ALEVİLİK, bağışlayıcıdır.<br />
ALEVİLİK, hakdan alıp halka, halkdan alıp Hakka ulaştıran semahtır.<br />
ALEVİLİK, çağdaşlıktır, insanoğlunun sımsıkı sarılacagı bir yaşam felsefesidir.<br />
ALEVİLİK, atom bombalarını öldürmek için değil, bilime ışık tutmak için patlayan evrensel bir feza çağının yaratıcılığını savunan bilimsel bir inançtır.<br />
ALEVİLİK, dört kapı, kırk makamdır. Pirlikdir, Mürşitlikdir, Dedelikdir, Taliplikdir, dervişlikdir. Bir CAN'dır.<br />
ALEVİLİK, Nebilerin, Velilerin, Uluların yoludur.<br />
ALEVİLİK, Gönül Kabesini yıkmamakdır.<br />
ALEVİLİK, Cennet ve Cehennem masalları ile kendini avutmamakdır.<br />
ALEVİLİK, Kimsenin inancıyla alay etmemektir. HOŞGÖRÜDÜR.<br />
ALEVİLİK, evrensellikdir.<br />
ALEVİLİK, aleviliği yalnızca bir yaşam biçimi olarak görüp, küçük bir kabın içine hapsetmeye çalışanlara biraz daha gözlerini açmaları için ömür araştıracakları bir bilim<br />
dalıdır.<br />
ALEVİLİK, Dünya durdukça sonsuza dek yaşayacak olan bir HAK'tır. Dünya dinidir, insanlık yoludur, Hakkin batılı yok ettiği bir çizgidir.<br />
<br />
gercekilim.com/aleviliknedir.h tm]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik Nedir? Alevi nedir? Alevi Kime Denir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir-alevi-nedir-alevi-kime-denir.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Sep 2015 23:14:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-nedir-alevi-nedir-alevi-kime-denir.html</guid>
			<description><![CDATA[Aleviliğin ne olduğu, gerek Aleviler ve gerekse bu grubun dışında bulunan kişiler ve bilim adamları tarafından tartışılmaktadı r. Bu çabalarda genellikle görülen, objektif Aleviliğin ne olduğunu ortaya çıkarmak yerine, kişilere göre Aleviliğin ne olması gerektiği üzerinde toplanmaktadır. Şüphesiz bu tip çalışmaların da yararsız olduğu söylenemez. Ancak bu çalışmalar, sosyal bilim yöntemiyle sosyal gerçeğin araştırılmasınd an çok, konuya felsefi tarzda bir yaklaşım mahiyetini taşımaktadır.<br />
<br />
Bu yazıda, konunun felsefesinin yapılmasından çok çeşitli materyallere ve canlı kaynaklara dayanarak sosyal bir gerçeklik olarak Aleviliğin ne olduğu üzerinde durulacaktır. En başta Alevi, Peygamber ailesi ve taraftarları anlamına gelir (İbn Haldun,1990:579 ). Ali tarafını tuttukları için bu manada Ali’nin ordu komutanlarından Abbasoğlu Abdullah, Yasiroğlu Ammar gibi sahabeler de Alevidir. Daha Ali’nin sağlığında onu en üstün sahabe, Halifeliğe en layık insan sayanlara ve Ali’nin komutanlarından Malik-i Eşter ve Sa’saa gibi kimselere de Alevi denmiştir (Yörükan, 1998:463).<br />
<br />
Arapça’da Alevilik, Ali’ye mensup, Ali’ye ait anlamlarına gelir. Mezhepler tarihi ve tasavvuf edebiyatında ise, Hz. Ali’yi sevmek, saymak ve her hususta ona bağlı olmak anlamlarında kullanılmıştır. Bu bakımdan Hz. Ali’yi seven, sayan ve ona bağlı olan kimseye “Alevi” denir (Fığlalı, 1996:7).<br />
<br />
Ali sevgisinin normal ve kabul edilebilir ölçüsü yanında bunun derece derece Hz. Ali’yi Tanrılığa vardıracak kadar marazi şekilleri de bulunmaktadır. Bu sevgi ve saygı, çok defa “Ehl-i Beyt” sevgi ve saygısı ile bir arada bulunmaktadır. Ev halkı anlamına gelen “Ehl-i Beyt”ten kastedilen, Hz. Muhammed’in ailesi ve soyudur. Rivayete göre bir gün Hz. Muhammed; kızı Fatma, damadı Hz. Ali ve torunları Hasan ile Hüseyin’i hırkasının, abasının altına alarak onları korumuş, şefkat göstermiş ve elini abasının üstüne koymuştur. Bundan sonra kendisi ile 5 kişi olan ocak mensupları, aile üyeleri “Ehl-i Beyt” adıyla anılır olmuştur.(Ersöz 1990:33)<br />
<br />
Cibali Ocağı Dedesi ve taliplerine göre Alevilik; Allah’a kul, Hz. Muhammed Mustafa’ya ümmet, İmam Ali’ye talip olan, Ehl-i Beyt’i seven ve İmam Hüseyin’in yolundan giden topluluğun kabul edip benimsediği inanç biçimidir. Yani İslamlık eşittir Aleviliktir. Bu tanıma bağlı olan ve yaşamında bunu uygulayan kişi Alevidir(Arrlan oğlu,99/12:1 16)<br />
<br />
Alevi: Eline, diline ve beline sahip olan, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmayan; büyüğüne saygılı, küçüğünü seven, anaya, babaya ve komşusuna saygılı ve itaatkar olan, konuğu Hakk bilip saygıda ve ağırlamada kusur etmeyen; kadını erkeğe eşit gören; 72 milleti bir görüp Yaradan’dan ötürü seven; Allah’ın ademde (insanda) sır olup mekân tuttuğuna ve ademde tecelli ettiğine inanan; her türlü iyiliğin Tanrıdan geldiğine ve her türlü kötü fiilin insanın nefsi nedeniyle insandan olduğuna inanıp iman eden; alçak gönüllü olmayı kendisine düstur edinmiş, başka kişileri kendinden üsütn sayan kişidir(a.g.y:1 16)<br />
<br />
Dede Mustafa Güvenç (1999:42)’e göre Alevilik, Kur’an’dan sonra Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt’in içtihatlarına öncelik veren, bütün insanlığı kucaklayan ve insanlar arasında ırk, renk, soy-sop ayrımı gözetmeyen bir İslami yorumdur. Alevilik, İslam dininin bozulmamış şekli olup aynı zamanda Nazenin tarikatı, Muhammed Ali yolu ve erkanıdır. <br />
<br />
İsra Suresi 71 .ayette: ”Her insan topluluğunu önderleri (imam) ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklardır” buyrulmaktadır. Alevi inancına göre bu ayet gereği Müslümanların mutlaka bir imama tabi olmaları gerekir. Bunlar Hz. Ali soyundan gelen imamlar olup, günümüzde Türkiye’de bunları takip edenler, Alevi dedeleri olarak kabul edilmektedir.<br />
<br />
Doç. Dr. İbrahim ARSLANOĞLU<br />
G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aleviliğin ne olduğu, gerek Aleviler ve gerekse bu grubun dışında bulunan kişiler ve bilim adamları tarafından tartışılmaktadı r. Bu çabalarda genellikle görülen, objektif Aleviliğin ne olduğunu ortaya çıkarmak yerine, kişilere göre Aleviliğin ne olması gerektiği üzerinde toplanmaktadır. Şüphesiz bu tip çalışmaların da yararsız olduğu söylenemez. Ancak bu çalışmalar, sosyal bilim yöntemiyle sosyal gerçeğin araştırılmasınd an çok, konuya felsefi tarzda bir yaklaşım mahiyetini taşımaktadır.<br />
<br />
Bu yazıda, konunun felsefesinin yapılmasından çok çeşitli materyallere ve canlı kaynaklara dayanarak sosyal bir gerçeklik olarak Aleviliğin ne olduğu üzerinde durulacaktır. En başta Alevi, Peygamber ailesi ve taraftarları anlamına gelir (İbn Haldun,1990:579 ). Ali tarafını tuttukları için bu manada Ali’nin ordu komutanlarından Abbasoğlu Abdullah, Yasiroğlu Ammar gibi sahabeler de Alevidir. Daha Ali’nin sağlığında onu en üstün sahabe, Halifeliğe en layık insan sayanlara ve Ali’nin komutanlarından Malik-i Eşter ve Sa’saa gibi kimselere de Alevi denmiştir (Yörükan, 1998:463).<br />
<br />
Arapça’da Alevilik, Ali’ye mensup, Ali’ye ait anlamlarına gelir. Mezhepler tarihi ve tasavvuf edebiyatında ise, Hz. Ali’yi sevmek, saymak ve her hususta ona bağlı olmak anlamlarında kullanılmıştır. Bu bakımdan Hz. Ali’yi seven, sayan ve ona bağlı olan kimseye “Alevi” denir (Fığlalı, 1996:7).<br />
<br />
Ali sevgisinin normal ve kabul edilebilir ölçüsü yanında bunun derece derece Hz. Ali’yi Tanrılığa vardıracak kadar marazi şekilleri de bulunmaktadır. Bu sevgi ve saygı, çok defa “Ehl-i Beyt” sevgi ve saygısı ile bir arada bulunmaktadır. Ev halkı anlamına gelen “Ehl-i Beyt”ten kastedilen, Hz. Muhammed’in ailesi ve soyudur. Rivayete göre bir gün Hz. Muhammed; kızı Fatma, damadı Hz. Ali ve torunları Hasan ile Hüseyin’i hırkasının, abasının altına alarak onları korumuş, şefkat göstermiş ve elini abasının üstüne koymuştur. Bundan sonra kendisi ile 5 kişi olan ocak mensupları, aile üyeleri “Ehl-i Beyt” adıyla anılır olmuştur.(Ersöz 1990:33)<br />
<br />
Cibali Ocağı Dedesi ve taliplerine göre Alevilik; Allah’a kul, Hz. Muhammed Mustafa’ya ümmet, İmam Ali’ye talip olan, Ehl-i Beyt’i seven ve İmam Hüseyin’in yolundan giden topluluğun kabul edip benimsediği inanç biçimidir. Yani İslamlık eşittir Aleviliktir. Bu tanıma bağlı olan ve yaşamında bunu uygulayan kişi Alevidir(Arrlan oğlu,99/12:1 16)<br />
<br />
Alevi: Eline, diline ve beline sahip olan, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmayan; büyüğüne saygılı, küçüğünü seven, anaya, babaya ve komşusuna saygılı ve itaatkar olan, konuğu Hakk bilip saygıda ve ağırlamada kusur etmeyen; kadını erkeğe eşit gören; 72 milleti bir görüp Yaradan’dan ötürü seven; Allah’ın ademde (insanda) sır olup mekân tuttuğuna ve ademde tecelli ettiğine inanan; her türlü iyiliğin Tanrıdan geldiğine ve her türlü kötü fiilin insanın nefsi nedeniyle insandan olduğuna inanıp iman eden; alçak gönüllü olmayı kendisine düstur edinmiş, başka kişileri kendinden üsütn sayan kişidir(a.g.y:1 16)<br />
<br />
Dede Mustafa Güvenç (1999:42)’e göre Alevilik, Kur’an’dan sonra Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt’in içtihatlarına öncelik veren, bütün insanlığı kucaklayan ve insanlar arasında ırk, renk, soy-sop ayrımı gözetmeyen bir İslami yorumdur. Alevilik, İslam dininin bozulmamış şekli olup aynı zamanda Nazenin tarikatı, Muhammed Ali yolu ve erkanıdır. <br />
<br />
İsra Suresi 71 .ayette: ”Her insan topluluğunu önderleri (imam) ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklardır” buyrulmaktadır. Alevi inancına göre bu ayet gereği Müslümanların mutlaka bir imama tabi olmaları gerekir. Bunlar Hz. Ali soyundan gelen imamlar olup, günümüzde Türkiye’de bunları takip edenler, Alevi dedeleri olarak kabul edilmektedir.<br />
<br />
Doç. Dr. İbrahim ARSLANOĞLU<br />
G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yasaklı İnanç Alevilik]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-yasakli-inanc-alevilik.html</link>
			<pubDate>Sat, 12 Sep 2015 15:49:31 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-yasakli-inanc-alevilik.html</guid>
			<description><![CDATA[<div class="bootbb-video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/Gwvh9-IwRQA" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe></div>
<br />
alevilik nedir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="bootbb-video-container" style="max-width:800px"><iframe width="800" height="450" src="//www.youtube-nocookie.com/embed/Gwvh9-IwRQA" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe></div>
<br />
alevilik nedir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SORULARLA KISACA ALEVİLİK...]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-sorularla-kisaca-alevilik.html</link>
			<pubDate>Wed, 12 Aug 2015 22:52:30 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=65">A.Cansoylu</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-sorularla-kisaca-alevilik.html</guid>
			<description><![CDATA[1-Kavram olarak Alevi kelimesi ne anlama geliyor? <br />
Alevi kelimesi Hz. Ali taraftarı, Hz. Ali yanlısı anlamına geliyor. İslamiyet içerisinde Hz. Ali´yi sevenlere Alevi denilmektedir. <br />
2-Alevilik İslamiyet içindeki bir mezhep midir? <br />
Mezhep kelimesinin ne anlama geldiğine bakalım. Mezhep kelimesi Arapça olup “tutulan yol” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Alevilik İslami bir mezheptir. Ancak aleviler yol demeyi tercih ederler. Alevilik İslami bir yol ve İslami bir inançtır. İslamiyet salt Sünnilik değildir. <br />
3-Aleviler Allah´a inanırlar mı? <br />
Her şeyden önce Alevilik “İSLAMİ” bir inançtır. Bundan hareketle belki de Allah´a en çok inanan, Allah´ın birliğini kabul eden topluluklardan biridir Aleviler. Cem törenine katılanlar bu durumu açıkça görebilirler.<br />
4-Aleviler peygamber olarak kimi kabul ederler? <br />
Aleviler Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul ederler. Aleviler bütün peygamberler bağlıdırlar. <br />
5-Hz. Ali´nin Alevi inancındaki yeri nedir? <br />
Alevi demek; Hz. Ali Soyundan gelen, yanlısı, taraftarı, seveni demektir. Bundan da anlaşılacağı üzere Hz. Ali´nin Alevi inancındaki önemini, yerini anlatmaya gerek yok. Alevilerin Pirleri Hz. Ali´ye olan sevgileri, bağlılıkları onun peygamber olduğu anlamında değildir. Aleviler için peygamber son peygamber Hz. Muhammed´dir. <br />
6-Aleviler namaz kılarlar mı? <br />
Aleviler ve namaz konusunu farklı ele almak lazım, Bilindiği gibi namaz Farsça bir kelimdir. Namaz kelimesin Kuran´da ki karşılığı salat´tir. Salat ise dua, tanrıyı içten anıp selamlama anlamına geliyor. Allah´ı içten anıp selamlamanın, duanın ise biçimi, şekli yoktur. Dua, insanin Yaratıcı ile beraberliğidir. Bunun için belli bir saat, mekan, kural yoktur. Elbette ibadette belirli kurallar olması gerekiyor. Özellikle toplumsal olarak yerine getirilen ibadetin kuralları vardır. Alevilere dayatılanda budur. Deniliyor ki; “Aleviler illa camiye gidin, namaz kilin”. Amaç burada ibadet ise Aleviler zaten toplumsal olarak Cem de ibadetlerini yerine getiriyorlar. Aleviler kimseye, “Cem evine gelip Cem ederek ibadet edin” gibi bir dayatmanın sahipleri değiller. Aleviler namazı ret etmiyor. Nitekim Cem ibadetinde halka namazı seklinde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ancak bu namaz hiç bir şekilde egemen Sünni anlayışın namazıyla benzer değildir. <br />
7-Cem nedir? <br />
Cem Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Cem'in kaynağı Kırklar Cem'idir. Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan en önemli unsur; Cem de bulunanların ayni zamanda toplumda hesap vermekle yükümlü olmalarıdır.<br />
8-Dedelik nedir, Dedenin görevleri nelerdir? <br />
Dede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Dedelik ise kendine has bir is yapısı/hiyerarşisi bulunan bir kurumdur. Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır. Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur. Dede talipleri eğiten, yol gösterendir. Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir. <br />
9-Herkes Dede olabilir mi? <br />
İsteyen herkes dede olamaz. Öz manasıyla dede olmak için Evladı Resul olmak gerekiyor. Yani soyunun Hz. Muhammed ve Hz. Ali´den olması gerekiyor. Ancak hemen belirtelim ki Alevi inancında Yol, yolu kuranında üstündedir. Eğer bir bölgede Evladı Resulden bir dede yoksa ve durum zamanla Yolun bozulmasına sebebiyet verecekse durum değişiyor. Bu manada gerekli bilgi birikimine, yolun edebine, ahlakına uygun olan bir kişi Dergah´tan icazet almak şartıyla dedelik yapabilir.<br />
10-On İki Hizmet nedir? <br />
On İki Hizmet, Cem ibadeti sırasında görevli on iki kişinin yerine getirdiği hizmetin adıdır. On İki Hizmet olmazsa Cem de olmaz. On İki Hizmetin dağılımı su şekildedir:<br />
1. Dede (Mürşid) 2. Rehber 3. Gözcü 4. Çerağcı (Delilci) 5. Zakir (Aşık) 6. Ferraş (Süpürgeci) 7. Sakka (İbriktar) 8. Kurbancı (Sofracı) 9. Pervane 10. Peyik (Davetçi) 11. İznikçi (Meydancı) 12. Bekçi <br />
11-İnsan-ı Kamil kime denilir? <br />
Dört Kapı Kırk Makam da sonuncu kapı olan Hakikat kapısına ulaşmış ve böylece Hakikati kavramı olan insana İnsan-ı Kamil denilir. <br />
12-Erenler kimlerdir ve Eren kime denir? <br />
Eren, kendini Hak yoluna adayan ve bu yolda bir çok makamı aşarak bazı sırlara vakıf olan kimseye denir. Erenler Hak sırına vakıf olmuş, İnsan.ı Kamil mertebesine ulaşmış kişilerdir<br />
13-Alevi-Sünni kardeşliği nasıl gelişir? <br />
Alevi-Sünni kardeşliğinin gerçekleşmesi için en önemli nokta; Alevi inanç gerçekliğinin kabul edilmesidir. Hiç bir gerekçenin arkasına saklanmadan Alevi toplumun tarihten günümüze kadar getirdiği inancını, felsefesini, kültürünü, yasam biçimini kabul etmektir.<br />
14-Enel Hak ne anlama geliyor? <br />
Enel Hak kavramı Arapça olup kelime manasıyla “ben Hakkım, hakikatım, gerçeğim” anlamına geliyor. Enel Hak; Hakla Hak olmak, insanin kendisini aşması ve Hakka yakınlaşması, Hakkla bütünleşmesidir.<br />
15-Aleviler tavşan eti yerler mi? <br />
Aleviler tavsan eti yemezler, sebep; tavşanın adet görmesi ve etinin çok kanlı olup sağlıksız olmasıdır. Ayrıca Tavşanın kafası kedi kafasına, kulakları eşek kulaklarına, arka ayakları köpek ayaklarına, ön ayakları kedi ayaklarına ve kuyruğu domuz kuyruğuna benzemektedir. Yine tavşan kedi ile çiftleşmektedir.<br />
16-Duaz nedir? Deyiş nedir? <br />
Duaz, cem ayinlerinde söylenen ve On İki İmamların adlarının geçtiği deyişlerdir. Bu deyişlerde Ayrıca On İki İmamların yani sıra basta Hz. Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevi ulularının adları geçmektedir. <br />
Deyiş; Aleviliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır.<br />
17-Mersiye nedir? <br />
Mersiye, Kerbela vakasını işleyen, Ehlibeyte ve On İki İmamlara bağlılığı, sevgiyi dile getiren bir şiir türüdür. Özelikle Muharrem Ay'ı boyunca söylenen ve Ehlibeyt taraftarlarının olduğu her coğrafyada ve her dilde söylenen ağıtlar bütünüdür<br />
18-Düşkünlük nedir? <br />
Düşkünlük bir ceza sistemidir. Alevi toplumunun bunca ağır baskı koşullarına rağmen, birliğini koruyarak bu günlere gelmesinde işlevi göz ardı edilemeyecek bir sistemdir. <br />
19-Muhabbet Cem'i nedir? <br />
Muhabbet Cem'inin önemi, işlevi günümüzde çok artmıştır. Öz itibariyle Muhabbet Cemlerinin asıl işlevi genç insanları Görgü Cem'ine hazırlamaktır. Günümüzde ise Muhabbet Cemlerinin işlevi çok daha büyüktür. Her tür yozluğun dayatıldığı, değerlerin anlamsızlaştırıldığı, ilişkilerin çıkar çelişkisi etrafında şekillendiği günümüzde Muhabbet Cemleri adeta bir insanlığa dönüş programıdır. <br />
20-Zülfikar neyi sembolize ediyor? <br />
Zülfikar, Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali'ye armağan edilen ucu çatal kılıcın adıdır. Aleviliğe göre Zülfikar savaş öncesi gökten inmiştir. Hz. Muhammed'de bu gökten inen kutsal kılıcı Hz. Ali'ye hediye etmiştir. Zülfikar, asırlardır adaletin sembolü olarak işlevini sürdürmeye devam ediyor. <br />
21-Alevi inancına göre ölüm bir yok oluş mudur? <br />
Aleviler ölümü bir yok oluş olarak görmüyorlar. Ölüm, yeni bir dönemin/sürecin (buna ebedi süreçte diyebiliriz) başlangıcıdır. Büyük Alevi önderi Şah İsmail (Hatayi) bir şiirinde “dün doğdum bugün ölürüm/ölen gelsin işte meydan” diyor. Yine bir çok Alevi şiirinde/deyişinde/deyiminde “ölen tendir, can ölmez” sözü geçiyor.<br />
22-Tevella Teberra ne anlama geliyor? <br />
Tevella = dostluk kurma, dost olma anlamına geliyor. <br />
Teberra = uzak durmak anlamına geliyor. <br />
Aleviler arasında Tevella ve Teberra'nin manası ise Ehlibeytin dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak anlamına geliyor<br />
23-Oruç nedir? <br />
Oruç, insanin bedenini disiplin ve denetim altına almak, ruhsal yapısını güçlendirmek için yaptığı bir ibadettir. Oruç ibadeti belirli zamanlarda yeme, içme ve cinsellik gibi istekleri/duyguları terk ederek zihinsel/ruhsal ve inançsal yapıya ağırlık vermektir.<br />
24-Aleviler oruç tutarlar mı? <br />
Hemen-hemen bütün inançlarda oruç ibadeti vardır. Alevi inancında da oruç ibadeti vardır. <br />
25-Muharrem Orucu nedir? <br />
10 Ekim 680 de Hz. Ali'nin oğlu ve Hz. Muhammet'in torunu Hz. Hüseyin ve sevenleri (toplam 72 kişi) Kerbela'da acımasız bir şekilde katledildiler. Aleviler bu acı olayı kınamak için, her yıl Muharrem Ayının onuncu gününden başlamak üzere, 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hz. Hüseyin`in şahsında Ehlibeyte bağlılıklarını dile getirirler ve ayni zamanda zalimin zulmünü lanetlerler . <br />
26-Aleviler Ramazan orucu tutarlar mı? <br />
Aleviler, Sünni Müslümanlardan farklı olarak Ramazan ayında sadece üç gün oruç tutarlar. Alevilere göre Ramazan orucunun bir ay olduğu yönünde Kuran da hiç bir açık beyan yoktur. <br />
27-Nevruz Bayramı Aleviler için ne anlama geliyor ve Aleviler Nevruzu nasıl kutlarlar? <br />
Nevruz; Farsça bir kelimedir ve yeni gün (yeni/nev gün/ruz) anlamına geliyor. Miladi takvime göre 21 Mart günü Nevruz günüdür. Nevruz, Alevi toplumun önemli bayramlarından biridir. Yine Nevruz bayramı, salt Aleviler için değil hemen-hemen bütün doğu toplumları için önemli bir gündür. Alevi söylencelerinde Nevruz gününde gerçeklesen önemli olaylar söyle sıralanır: Dünya kuruluşunu bugün tamamlar. Hz. Muhammed’e nübüvvet bugün ihsan edilir. Hz. Ali’nin bugün doğmuştur Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür. Hz. Muhammed, bugün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra Müslümanların önderi (imamı) ilan eder. Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür. Bugün Hacı Bektaş veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Rum Erenlerinin Şah-ı Velayeti karşıladıkları gündür. Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırklar Bayramı” olarak ta bilinir. Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir. O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır. Bugün Hz. Adem Peygamberin yaratıldığı gündür. <br />
28-Musahiplik nedir? <br />
Musahipliğin temeli dayanışma ve paylaşmaya dayanır. Musahiplik Alevi inancının en önemli kurumlarından biridir. Musahiplik arkadaşlık ötesi bir birlikteliktir. Musahipler arasında ayrı gayrı bulunmaz. Babailerin deyimiyle "musahipler yarin al yanağından gayrı her şeyde ve yerde ortaklardır". Yine meşhur bir Alevi deyimiyle "musahip musahibini ateşten alandır". Musahiplik zordur, zor olduğu kadar da şereflidir. Musahiplik günümüzdeki anlamıyla "sigorta"dır. Musahipliğin tarihçesi Hz. Muhammed’in hicretinin birinci yılında Müslümanların sayısının çoğalmasıyla geliştirdiği bir birlikteliktir. Musahiplik Kuran-ı Kerim’in şu ayetleriyle açıklanmıştır: Enfal sur esi ayet 72-73, "Onlar ki inanıp hicret ettiler ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular, işte bunlar, bir birilerinin dostu ve yarıdırlar.<br />
29-Kızılbaşlık nedir ve Kızılbaş kimdir? <br />
Kızılbaşlık Alevilik içinde bir kol değil esasında Kızılbaşlık Aleviliğin ta kendisidir. Kızılbaş kavramı Alevilerin düşmanları tarafından Alevileri aşağılamak, karalamak ve küçük düşürmek için kullanılmıştır. Aleviler yinede usanmadan Kızılbaş kavramına sahip çıktılar . Kızılbaş kelimesi kızıl başlık takan anlamına geliyor. Tarihçesi Uhut savaşına kadar uzanır. Uhut savaşında Hz. Ali kendisini Hz. Peygambere siper ettiği sırada başından yaralanır. Bu savaştan sonra Hz. Ali’ye Kızılbaş denmiştir. Yine Sıffın savaşında Hz. Ali’nin taraftarları başlarına kırmızı başlık takmışlardır. Alevi devleti olan Safevi ordusunun askerleri de başlarına kızıl başlık takarlardı. <br />
30-Bektaşilik nedir? <br />
Hacı Bektaşı Veli adına kurulan, Hz. Ali ve On İki İmam sevgisine dayanan Anadolu ve Balkanlarda yayılan günümüzde de varlığını sürdüren önemli bir Alevi tarikatıdır/örgütlenmesidir. Bektaşiliğin doğuşu 1240 yılına dayanır. Babailer isyanının bastırılmasından sonra Baba İshak’ın halifesi olan Hacı Bektaşı Veli etrafında toplananlar Hz. Muhammed’i mürşit, Hz. Ali’yi rehber, Hacı Bektaşı Veli’yi de pir olarak kabul ettiler. Bektaşilik genel anlamda Alevi inancını oluşturan Hz. Ali, On İki İmamları esas almasının dışında eski Türk kültürünü ve Anadolu inançlarının bazı olumluluklarını da alarak gelişmesini tamamladı. <br />
31-Şiilik nedir? <br />
Şiilik, kavram olarak Hz. Ali taraftarlığı demektir. Şiilik sözcüğü Şia kelimesinden türetilmiştir. Her ikisi de aynı anlama gelmektedir: Hz. Ali taraftarlığı. <br />
32-Tahtacılar kimlerdir? <br />
Tahtacılar, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşayan Alevilerdir. Anadolu Alevi mozaiğinin en renkli öğelerinden olan Tahtacılar, genellikle orman işiyle uğraştıkları için bu ismi almışlar. Osmanlı kayıtlarına 16. yüzyılda "Cemaat Tahtacıyan" olarak geçmişlerdir. Bazı bilgilere göre Tahtacılar 11. yüzyılda Anadolu’ya göçen "Ağaçeri"’lerin soyundan gelen bir topluluk. Tahtacılar çoğunlukla göçebelikten yerleşik düzene geçmiş durumdalar.<br />
33-Yobazlık nedir ve yobaz kimdir? <br />
Eskimiş, kokuşmuş, kirlenmiş, bozulmuş, miadını doldurmuş olan düşünce ve yaşam biçimini inatla savunan, bunun doğruluğuna katî bir şekilde inanan ve bu doğruluğu kendine yaşam biçimi seçerek dolaylı ya da direkt bunu diğer insanlara dayatan insan yobazdır. Bu yobaz kavramını daha çeşitli örneklerle ele alıp değerlendirmekte mümkün. Fakat öz itibariyle yobaz, geriliği temsil eden kişidir.<br />
34-İsmaillilik nedir? <br />
İsmaillilik diye de bilinen İsmailliye mezhebi, adını altıncı imam Caferi Sadık’ın oğlu İsmail’den almaktadır. İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed Bakır ve İmam Caferi Sadık’tan sonra gelen yedinci İmam konusunda anlaşmazlık çıktı. Alevilerin büyük çoğunluğu yedinci imam olarak Musa Kazım’ı tanıdı. Bir kısım Alevi ise yedinci imam olarak İsmail’i tanıdı. <br />
35-Kerbela ne anlama geliyor? <br />
Kerbela’yı önemli kılan; Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu üçüncü İmam Hüseyin’in 680’de Emevi halifesi Muaviye oğlu Yezid’in askerleri tarafından Kerbela’da şehit edilmesidir. Bu insanlık dışı katliam tarihe "Kerbela Olayı" olarak geçmiştir.<br />
36-Kerbela Olayının Aleviler için önemi nedir <br />
Kerbela olayı İslamiyet için bir dönüm noktası ve acı bir olaydır. Kerbela, iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalın, karanlık ile aydınlığın hesaplaşmasıdır. İmam Hüseyin burada kutsallığı, mazlumu, aydınlığı temsil etmektedir. <br />
37-Nusayrilik nedir? <br />
Adını kurucusu Muhammed Bin Nusayri’den alan Nusayrilik daha çok Ortadoğu ve Anadolu’da gelişmiş, taraftar bulmuştur. Nusayriler tarih boyunca en çok ezilen Alevi fırkalar arasında ilk sıralarda yer alırlar Nusayriliğin kurucusu olarak tanımlanan Muhammed Bin Nusayr, on birinci (11.) imam Hasan Askeri zamanında yaşamıştır. 11. imam Hasan Askeri’nin en sadık, bilgin öğrencilerindendi. <br />
38-Dört Kapı Kırk Makam nedir? <br />
ŞERİAT KAPISI MAKAMLARI: 1. İman etmek 2. İlim öğrenmek 3. İbadet etmek 4. Haramdan uzaklaşmak 5. Ailesine faydalı olmak 6. Çevreye zarar vermemek 7. Peygamberin emirlerine uymak 8. Şefkatli olmak 9. Temiz olmak 10. Yaramaz işlerden sakınmak (Şeriat kapısını ve Makamlarını şöyle özetleyebiliriz: Kendi öz benliğini kötülükten arıtmayan, gelişmemiş, olgunlaşmamış insanın, din kuralları ve yasalar zoruyla eğitilmesi, kişilere ve topluma zarar verecek hareketlerde bulunmasına meydan verilmemesidir.) <br />
TARİKAT KAPISI MAKAMLARI: 1. Tövbe etmek 2. Mürşidin öğütlerine uymak 3. Temiz giyinmek 4. İyilik yolunda savaşmak 5. Hizmet etmeyi sevmek 6. Haksızlıktan korkmak 7. Ümitsizliğe düşmemek 8. İbret almak 9. Nimet dağıtmak 10. Özünü fakir görmek (Tarikat kapısını ve makamlarını şöyle özetleyebiliriz: İnsanın kendi öz iradesiyle hiç bir dış zorlama olmadan her türlü kötülüğü benliğinden kovabilmesi, elinden gelebilecek tüm iyilikleri hiç kimseden esirgememesi aşamasıdır.) <br />
MARİFET KAPISI MAKAMLARI: 1. Edepli olmak 2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak 3. Perhizkârlık 4. Sabır ve kanaat 5. Utanmak 6. Cömertlik 7. İlim 8. Hoşgörü 9. Özünü bilmek 10. Ariflik (kendini bilmek) (Marifet kapısını ve makamlarını şöyle özetleyebiliriz: Duygu ve ilimde en yüksek düzeye ulaşmak, tanrısal sırlara erişmektir.)<br />
HAKİKAT KAPISI MAKAMLARI: 1. Alçak gönüllü olmak 2. Kimsenin ayıbını görmemek 3. Yapabileceği hiç bir iyiliği esirgememek 4. Allahın her yarattığını sevmek 5. Tüm insanları bir görmek 6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek 7. Gerçeği gizlememek 8. Manayı bilmek 9.Tanrısal sırrı öğrenmek 10. Allahın varlığına ulaşmak (Hakikat kapısını ve makamlarını şöyle özetleyebiliriz: Hakkı görmek, zaman ve mekân içinde tanrısal demin gücü içinde erimektir.)<br />
39-“Eline, Beline, Diline sahip ol” ne anlama geliyor?<br />
Bazılarının onlarca kitaba, yüz binlerce sözcüğe sığdıramadığını Alevi önderi Hacı Bektaş Veli üç sözcükle anlatmış. ELİNE, BELİNE, DİLİNE SAHİP OL. Ulu Hünkâr bütün bu gerçeklikten yola çıkarak Alevi inancında sağlam bir ahlâk sistemi kurmuştur. EL: İnsanın eli her türlü iyiliğin ve yine kötülüğün uygulayıcısıdır. İnsan eline sahip olmadı mı katil, hırsız olur. İnsan eline sahip oldu mu üretir. BEL: İnsan kendi hayvani cinsel güdülerine hâkim olmadı mı her türlü sapıklığı yapar. Sapıklık, toplumsal çürümeye, ahlâksızlığa küfürlü içerikürür. Bunun zıddı olan, yani insan cinselliği olumlu anlamda bir üreme aracı olarak değerlendirdiğinde sonuç yine toplumsal ve bireysel huzur olur. DİL: Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan organdır. Bir insan dilini iyilik için de kullanabilir kötülük için de. İnsan dilini yalandan, riyadan, sahtelikten korumalı ve yalana, sahteliğe alet etmemeli, yani diline sahip olmalı. Duyduğu olumsuzlukları düzeltmeli, yalandan kaçmalı, kilit vurmalı. Dilini iyi, güzel insanı ve dolayısıyla toplumu huzura kavuşturacak şekilde kullanmalı. <br />
40-Alevi deyişlerinde sıkça gecen “Kırklar” kimleridir ve ne anlama geliyor?<br />
İnanca göre diğer insanlardan farklı ama kim oldukları bilinmeyen Allah dostu erenler vardır. Bunlara "Gayb Erenler" de deniliyor. Kırkların içinde birtek Hz. Ali diğerlerinin kimler oldukları bilinmiyor. Ama Cem ibadetine kaynaklık ettikleri de bir gerçek. <br />
41- Yunus Emre Alevimiydi? <br />
Her ne kadar bazıları gizlemeye çalışılsa da Yunus Emre bir Alevidir. Sanatıyla, düşüncesiyle kendinden sonraki kuşakları etkileyecek kadar büyük bir kişilik Yunus Emre, bu kişiliğe giden yolda ilk dersi büyük Alevi önderi Hacı Bektaş-ı Veli’den almıştır. <br />
42-Aleviler için müziğin anlamı ve önemi nedir? <br />
Dinsel müzikler daha çok dinsel törenler, toplantılar sırasında seslendirilir. Yanlızca Alevi müziği salt Alevilerin ibadet törenlerinde değil, yaşamın bütününde yer alır. Alevilerde vazgeçilmez olan saz, söz, semah, Alevilerin belleklerini yitirmelerini engeller, onları moral olarak motive eder, duygularını fetheder, bilinç verir, toplumu birbirine kenetlenmesini sağlar.<br />
43-Caferilik nedir? <br />
Caferilik, On İki İmamlar’ ın altıncısı olan İmam Caferi Sadık tarafından kurulmuş bir Alevi mezhebidir. Caferiliğin temelinde Hak-Muhammed-Ali sevgisi, Ehlibeyt’e bağlılık ve On İki İmamlar’ a bağlılık vardır. <br />
44-Yedi Ulu Ozan kimlerdir? <br />
Alevi tarihine deyişleriyle, şiirleriyle yön vermiş, Alevi inancına bağlılıklarını yaşamlarıyla kanıtlamış olan yedi ulu ozan şunlardır: 1-Şah Hatayi 2-Pir Sultan Abdal 3-Kul Himmet 4-Yemeni 5-Virani 6-Fuzuli 7-Seyit Nesimi <br />
45-Dua nedir ve işlevi nedir? <br />
Dua bir ibadet biçimidir. Hz. Peygamberin ifadesiyle "ibadetin özüdür". İnsanlar sıkıntılı anlarında olduğu gibi bolluk ve bereketli dönemlerde de duaya sığınmışlardır. Duayı diğer ibadetlerden ayıran en büyük özellik onun biçimsel olmayıp daha çok bireysel bir ibadet şekli oluşudur. Yani Allah ile kurulan bire bir "iletişimdir". Bu iletişimin zamanı, mekanı ve biçimi yoktur.<br />
46-Alevi Hukuku nedir? <br />
Alevilikte hukuk mantığa dayalıdır, yargılamanın amacı ise; haklı olanın hakkını geri almak ve suçlu olanı kötülüklerinden arındırarak tekrar toplumsal yaşam içerisine dönmesini sağlamaktır. Bu anlamda yargılama aynı zamanda bir eleştiri-özeleştiri, arınma, temizlenmesine ve gerçeği bulmak için bir vesiledir. Alevilikte suç oranına göre cezalar vardır. Alevi hukukunda ceza, cezalıdan öç alma değil, onu düzeltme, yeniden ahlâklı kılma ve topluma kazandırmak için bir araçtır. Alevi hukuk sisteminde toplumsal sorunlarda en ağır ceza teşhir ve tecrit etmedir. Teşhir ve tecrit edilen birisi "düşkün"dür. Düşkün, ceza süresi bitene kadar toplum tarafından dışlanır. Cezası bittikten sonra ise tekrar toplum içine dönebilir.<br />
46-Buyruk nedir? <br />
Altıncı imam Cafer Sadık tarafından yazılan ve Aleviliğin ilkelerini, törenlerini anlatan Buyruk, Alevi inancının en önemli yazılı kaynaklarından birisidir. <br />
47-Ehlibeyt ne anlama geliyor ve kimlerden oluşuyor? <br />
Anlam olarak Ehlibeyt Hz. Muhammed’in ailesi demek. Bu aile Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşmaktadır. Alevi inancının temelini Ehlibeyt sevgisi ve bağlılığı oluşturuyor. Ehlibeyt’in kutsallığı ve masumluğu Kuran’da şöyle geçiyor: Ahzap suresi 33. Ayet Ey (Peygamber’in) ev halkı, Allah sizden yalnızca çirkinlikleri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.<br />
48-Semah nedir? <br />
Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaş ı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir". SEMAHIN TÜRLERİ: Miraçlama - Ali Nur Semahı - Kırklar Semahı - Turnalar Semahı - Erkân Semahı - Gönüller Semahı - Ya Hızır Semahı - Nevruz Semahı - Hacı Bektaş Semahı - Muhammed Ali Semahı <br />
49-Mevlana Alevi miydi? Mevlevilik bir Alevi kurumumudur? <br />
Mevlâna’nın Alevi olup olmadığı hep tartışılmıştır. Mevlâna, düşünce, inanç itibariyle kesinlikle Alevidir. Mevlevilik özünden saptırılmış, Mevlana nın düşüncelerinin dışına çıkarak iktidarlara hizmet eder hâle gelmiştir. Ama Mevlâna kesinlikle Ehlibeyt taraftarıdır.<br />
50-On Dört Masumu Pak kimlerdir? <br />
Henüz çocuk yaşta iken zalimce katledilen on dört çocuğun adıdır. On dört Masum Pak, arılığın, masumluğun, saflığın sembolüdürler. On dört Masum Pak, Alevi toplumu için masumiyetin temsilcileri olmaları ile günlük yaşam içinde dahi anılırlar. Ondört Masum Pak, Ehlibeyt ve On iki İmamlar’ ın evlatlarıdırlar. <br />
On dört Masum-ı Pakların isimleri ve şehadetleri: <br />
1-Muhammed Ekber: Hz. Ali’nin oğludur. Henüz 40 günlük iken Hz. Ali’yi Ebubekir’ e biat ettirmek için evine baskın düzenleyen Ömer’in adamı olan Tahir tarafından kapı Hz. Fatma’nın üzerine devrilir. Bu esnada Fatma Ana’nın kucağında bulunan Ekber kapı altında ezilerek şehit olur. <br />
2-Abdullah: Hz. Hasan’ın oğludur. Yedi yaşında iken Muaviye’nin adamlarından Talha bin Amir tarafından şehit edilir. 3-Abdullah: Hz. Hüseyin’in oğludur. İki yaşında iken Kerbela’da Erzak Dımışki tarafından şehit edilir. 4-Kasım: Hz. Hüseyin’in oğludur. Üç yaşında iken Kerbela’da Hezime Kahl tarafından şehit edilir. 5-Ali Asgar: Kerbela kıyımında bir yaşındaydı. Babası Hz. Hüseyin tarafından su verilmesi için Yezid’in askerlerine gösterilir. Bu esnada İbni Sadi’nin emriyle Harmele adında bir okçu tarafından şehit edilir. 6-Kasım: Zeynel Abidin’in oğludur. Üç yaşında iken Bekir İbni Ur tarafından şehit edilmiştir. 7-Ali Eftan: Beşinci İmam Muhammed Bakır’ın oğludur. Altı yaşında şehit edilir. 8-Abdullah: Altıncı imam Cafer Sadık’ın oğludur. Üç yaşında İbni Mercan tarafından şehit edilir. 9-Yahya Hadi: Altıncı imam Cafer Sadık’ın oğludur. Üç yaşındayken Abbasi hükümdarının huzurunda şehit edilir. 10-Salih: Yedinci imam Musa Kazım’ın oğludur. Dört yaşında iken şehit edilir. 11-Tayyip: Yedinci imam Musa Kazım’ın oğludur. Yedi yaşında iken şehit edilir. 12-Cafer Tahir: Dokuzuncu imam Muhammed Taki’nin oğludur. Dört yaşında iken şehit edilir. 13-Cafer: Onuncu imam Ali Naki’nin oğludur. Bir yaşında iken şehit edilir. 14-Kasım: On birinci imam Hasan Askeri’nin oğludur. Bir yaşında iken şehit edilir. <br />
Not:Ayrıca On dört Masum-i Pak deyimi Hz. Muhammed, Hz. Fatma ve On İki İmamlar içinde kullanılıyor. <br />
51-On Yedi Kemerbest kimlerdir? <br />
On yedi Kemerbest; Hz. Muhammed’e, Hz. Ali’ye, Ehlibeyt’e bağlı kırklar meclisinin üyeleri arasında bulunan, Hz. Ali tarafından kemerleri bağlanmış olan on yedi önderdir. On yedi Kemerbest’in çoğu Ehlibeyt yolu için şehit olmuştur. <br />
Onyedi Kemerbest’in adları: 1. Selmani Farisi 2. Ammar bin Yaser 3. Malik Eşter bin Haris 4. Muhammed bin Ebubekir 5. Veysel Karani 6. Abuzer Gaffari 7. Harrim bin Haris 8. Abdullah bin Yedi-Hazai 9. Abdullah bin Adiel 10. Abu el Hişam 11. Haris Şeyhani 12. Haşim bin Utbe 13. Muhammed bin Abu Hazika 14. Kamber hazretleri 15. Murtefi bin Vezza 16. Said bin Kays 17. Abdullah bin Abbas <br />
52-Ahi Evren Alevimiydi? <br />
Ahi Evren, Ahi örgütünün kurucusudur. Ahi örgütlenmesi bir esnaf, zanaatçı, çiftçi örgütlenmesidir. Ahi örgütlenmesinin temelini Baba İlyas attı. Bir kurum olarak gelişmesini ise Ahi Evren sağladı. Ahi Evren 1169 yılında Azerbaycan’da doğmuştur. Hacı Bektaş Veli ve Mevlâna ile yaşıt ve aynı zaman diliminde yaşamışlardır. Hacı Bektaş Veli ile musahip oldukları bilinmektedir. Hacı Bektaş Veli’nin Vilayetnamesinde şu şekilde bahsi geçer: “Hacı Bektaş ile Ahi Evren birbirilerini çok severlerdi. Hatta bir sohbet anında Ahi Evren, ‘her kim bizi şeyh edinirse aslında şeyhi Hacı Bektaş Hünkâr’dır’ demiştir.”. <br />
53-Hayyam kimdir, nasıl bir inanç ve düşünce yapısına sahipti? <br />
Hayyam, 1048 yılında Nişabur’da doğdu. 1122 yılında Nişabur’da hakka yürüdü. Hayyam adı çadırcı anlamına geliyor ve babasının mesleği olan çadır yapıcılığından dolayı verilmiştir. Ön adı Ömer olan Hayyamın, tanınmasını sağlayan rubaîleridir. Rubaîler, dörtlüklerden oluşan şiirlerdir. Bu rubaîlerde Hayyam, yaşamın güzelliğini anlatır Dünya malına heves edenlerin ahmaklığını vurgular. Hayyam sadece şair değildi. Gençliğinde iyi bir eğitim almıştı. Bu eğitim doğal yetenekleri ile birleşince, Hayyam başta tıp, astronomi, matematik olmak üzere bir çok bilim dalında -günümüz deyimiyle- profesördü. İnanışınıda bir kalıba sığdırmak mümkün değildi.<br />
54-Fatımiler devleti ne zaman kuruldu, kimler kurdu, kaç sene varlığını sürdürdü, Alevi inancının esas olduğu bir devlet miydi? <br />
Adını Hz. Muhammed’in kızı, Hz. Ali’nin eşi, İmam Hasan ile İmam Hüseyin’in annesi olan Fatma’dan alan Fatımiler Devleti Fas, Cezayir, Tunus, Mısır ve Suriye’de egemenlik kurdu. Fatımilerde kesin bir Ehlibeyt bağlılığı vardır. Fatımiler daha çok Aleviliğin İsmailliye koluna bağlıdırlar. Fatımilerin çıkış noktası Abbasi egemenliğinin olduğu yıllara dayanmaktadır. Emevi iktidarını Aleviler yıkmıştı. Abbasiler iktidara geldiklerinde Ehlibeyt taraftarlarına yani Alevilere baskı uygulamayacaklarını, onların inançlarını özgürce yaşamalarını sağlayacaklarını vaat ediyorlardı. İktidara gelince Emevi iktidarındaki baskı ve zulüm aynen devam etti. Aleviler bu zulme karşı örgütlenmeye başladılar, Bunlar daha sonra Fatımiler adını alarak bütün Kuzey Afrika’da bir Fatımiler Devleti kurdular. 340 yıla yakın bir dönem iktidar olan Fatımiler, egemenlik alanına İtalya’nın Sicilya bölgesini de kattılar. <br />
55-Alevi-Bektaşilerde mizahın yeri nedir? <br />
Bektaşi Alevilerin fıkraları salt mizah içermiyor, aynı zamanda derin bir felsefe ve mantık içeriyor. Alevilerin mizah anlayışı zengindir. Bu büyük bir mirastır. Bu mirasın önemi günümüzde daha çoktur.<br />
56-Kısaca Babailer isyanı nedir?<br />
Alevi tarihi bir isyanlar, başkaldırmalar tarihidir de. Aleviler tarih boyunca hep zulüm edenlere karşı isyan etmiş, ayaklanmışlardır. BABAİLER isyanı da Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsreve, karşı yapılmış başkaldırı zincirinin onurlu halkalarından biridir. Adını Baba İLYAS’tan alan bu ayaklanmanın etkileri yıllarca sürdü. Babailer isyanı Selçuklu devleti için olduğu kadar Aleviler için de önemli bir tarihsel süreçti. Selçuklu devletinin etkinsizleşmesinin sebebi bu şanlı isyandı. Baba İlyas ve Halifesi (yardımcısı) Baba İshak Anadolu toprakları üzerinde hüküm süren Selçuklu devletinin politikalarından bıkan, vergilere tâbi tutulan, gittikçe yoksullaşan halk kitlelerinin doğal önderi olmuşlardı.57-Alevilerde şiirin anlam ve önem nedir? <br />
Herhalde dünyada şiirle bu kadar iç içe olan, şiirle bütünleşen, duygularını ve düşüncelerini şiirle dile getiren başka topluluk yoktur. Aleviler hayallerini, sevgilerini, yergilerini, inançlarını şiirle dile getirmişlerdir.Alevi şiiri yapı ve ölçü olarak halkın anlayacağı tarzda olduğu için, halkı şiirin içeriğini kolay anlamış ve içselleştirmiştir. İçselleştirdiği için de onu her yerde söylemiş, böylelikle inancını ve moralini bütün olumsuzluklara rağmen korumuştur.<br />
58-Alevi birisi Sünni birisiyle evlenebilir mi? <br />
Alevi bir kişi ile Sünni bir kişinin evlenmesi O kişilerin bileceği bir iştir. Dini olarak herhangi bir sorun yok. Ama geçmiş tecrübelerden biliyoruz ki işin pratik tarafı oldukça zor oluyor. Yani evlendikten sonra sorunlar başlıyor. Evli çiftler birbirlerinden kendi inançlarına girmelerini istiyor, hatta bu noktada baskı yapıyor. O vakitte sorunlar başlıyor. <br />
59- Sonradan Alevi oluna bilinir mi? <br />
Evet. Alevilik bir inançtır. isteyen Alevi olabilir, isteyen Alevilikten çıkabilir. Alevi inancının kurallarını yerine getiren herkes Alevi olabilir. <br />
60-Kirve çocukları evlenebilirler mi? <br />
Kirvelik bilindiği gibi tarihte çok önemli işlevi olan bir kurumsal yapıydı. Kirvelik, kirve olanlar arasında kesin bir kardeşliği emrediyordu. Dolayısıyla, bir nevi sigorta işlevi görüyordu. Zorlu yasam koşulları karşısında insanların bir birlerini desteklemelerini; yardımlaşmayı, dayanışmayı esas alıyordu. Bu bağlamda kirvelik kardeşlikten de yakın olarak görüldüğünde evlilik çoğu bölgelerde mümkün olmuyordu. Ancak değişen koşullar bu geleneği pratikte işlevsiz hale getirdi. Doğrusuda budur. Yani kirvelerin çocukları bir birleriyle evlenebilirler. Çünkü inanç, insan yaşamını zorlaştırıcı kurallar bütünü değildir.<br />
61-Aleviler neden kendilerini Kızılbaş veya Şii olarak adlandırmıyorlar? <br />
Alevi kavramı bir üst kimliği temsil ediyor. Yani bütün Hz. Ali taraftarlarının genel adıdır. Bu sebepten Alevi kavramı tercih ediliyor. <br />
62-Tasavvuf nedir? <br />
Her grup, akım, hizip... tasavvufa farklı manalar vermişler. <br />
Aleviler tasavvufu, insana ve tanrıya gönül gözüyle bakma, dünyayı sevgi temelinde anlamlandırma ve buna uygun yaşama tarzı olarak tanımlarlar. Tasavvuf, Kur’an’ın batini yorumu olarak dinin tebliği ile birlikte varolan, onun özünü anlama ve yaşama halidir. Mutasavvıflar Kur’an tefsirinin geliştirilmesinde büyük rol oynamışlardır. Onlar sadece sözcüklerin mealini yani zahiri manasını vermekle yetinmemiş, sözcüklerin ardındaki simgesel anlamı, batini manasını açığa çıkarmışlardır. Böylece dinin hoşgörüye açık, herkesi kucaklayan özünü yakalamışlardır. <br />
İnsanın maddi alemden kurtulup Hak’ta yok olmasını, ikilikten kurtulup birliğe ulaşmasını, Hak ile Hak olmasını, O yüce aşk halini yaşamasını öğreten ilmi yol tasavvuftur. Alevilik Tasavvufsuz düşünülemez. Aleviliğin İslamiyet’i anlayış, yorumlayış ve yaşayış biçimini hayata geçirme şeklidir. (Hüseyin Bal’dan Alıntı) <br />
63-Vahdet-i Vücud ne anlama geliyor? <br />
“Varlığın birliği” anlamına geliyor. Alemde var olan her şey Allah’ın bir yansıması ve insan “varlığın” bir parçası. <br />
Vahdet-i Vücud fikrini savunup geliştirenler arasında Hallac-ı Mansur, Bayazid Bestami, Yunus Emre, Mevlana gibi Alevi toplumunca saygı ile anılan değerli önderler vardır.<br />
64-Batın-Zahir ne anlama geliyor? <br />
Batın; içsel, giz, sır anlamına geliyor. Zahir ise görünen, apaçık ortada olan anlamına. <br />
Her şeyin bir önyüzü olduğu gibi birde arka yüzü vardır, bir görünen tarafı olduğu gibi birde görünmeyen tarafı vardır. Görünen taraf Zahir, görünmeyen tarafta Batındır. <br />
Bu açılımdan sonra kavramların inançsal boyutuna da değinelim: eğer kişi tanrısal hakikate ulaşmak istiyorsa kendisini görünen(zahir) ile sınırlamamalıdır. Görünenlerin yanında birde görünmeyen(batin) olanı da anlamaya çalışmalıdır. Sadece görünen, dışsal(zahir) ile kendisini sınırlayanlar hakikat sırrına eremezler. Zahir ve Batin bir bütün olarak ele alınmalıdır. <br />
65-Şeyh Bedrettin Alevi miydi? <br />
Şeyh Bedreddin öğrenimine Edirne’de başladı. Bursa ve Konya’da eğitimini tamamladıktan sonra Mısır’a giderek zamanın ünlü bilginlerinden dersler aldı. Şeyh Bedreddin’in düşüncesi ve yaşamı Mısır’da Şeyh Hüseyin Ahlati ile tanışmasından sonra değişti. Çünkü Bedreddin o güne kadar hep Sünni İslam anlayışını benimseyenlerin çevresinde bulunmuş ve kendi düşünceleri de öyle şekillenmişti. Şeyh Hüseyin Ahlati ise Ehlibeyt düşüncesini yani Aleviliği benimseyen birisiydi. Şeyh Bedreddin, Şeyh Hüseyin Ahlati ile yaptığı sayısız tartışma ve sohbet sonrası Aleviliği benimsemişti. Bu aşamadan sonra Şeyh Bedreddin Tebriz’e giderek sarayda düzenlenen tartışmalara katılır. Tekrar Mısır’a dönüşünden kısa bir süre sonra Şeyh Hüseyin Ahlati vefat eder. Şeyh Bedreddin, Hüseyin Ahlati’nin yerine geçer. <br />
66-Hızır kimdir ve Hıdrellez ne anlama geliyor? <br />
“Yetiş ya Hızır” deyimi asırladır darda kalanın, zorda olanın umut çığlığı olarak söylenmektedir. Hızır, zor durumda kalanların, son çareleri tükenenlerin çağırdıkları, medet diledikleri erendir. <br />
Bilinenlerin aksine Hızır, sadece Anadolu’da değil bir çok coğrafyada aynı anlamda anılmaktadır. Aleviler Hızır’ı bir peygamber olarak kabûl ederler. Ondan Hızır Peygamber, Hızır Aleyhisselam ya da Hızır Nebi olarak söz edilir. İnanca göre Hızır Peygamber ölümsüzlük suyu (Abı hayat) içmişti. Zaman-zaman dünyaya gelerek, darda olanların yardımına koşar ve doğaya yeniden can verir. Hızır Nebi halk arasında şöyle tarif (tasavvur) edilir: üzerinde çiçeklerden yapılmış bir cübbesi bulunan, ak sakallı, nur yüzlü yaşlı biri olarak betimlenir. Bastığı yerde güller açar, ekinler yeşerir. Elini sürdüğü kişi dertlerden, uğursuzluklardan, hastalıklardan arınır, ömür boyu huzurlu yaşar. Hızır üzerine gerçek mi yoksa hayali biri mi olduğu yönündeki tartışmalar devam etmektedir. Bazı kaynaklar Kuran-ı Kerim’de Kehf sûresinde geçen ve Hz. Musa ile beraber olan ama ismi zikredilmeyen kişinin Hızır olduğu yönündedir. Bütün bu tartışmalar bir yana, Alevilerin algıladığı, andığı Hızır’ı biraz daha somutlaştıralım. 5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece Hızır ile İlyas’ın yeryüzünü gezdiği ve buluştukları gecedir. Buna Hıdrellez denilir. Bu Hıdrellez bayramını bir çok topluluk kendine göre kutluyor. Ayrıca yöreden yöreye tarihi değişen ama genelde birinci ve ikinci ayda olan üç günlük Hızır Orucu tutulmaktadır. Sonuç olarak; Hacı Bektaşı Veli’nin Vilayetnamesinde anılan Hızır, Aleviler için zor günün, dar günün dostudur. Hızıra Şükran manasında 3 günlük oruç tutuluyor. İnanan kalpler için Hızır her yerde ve her zaman için hazır-nazırdır. <br />
67-Yeniçeriler Alevi miydi? <br />
Yeniçerilerin Aleviliği konusu en çok çarpıtılan konulardan biridir. Genel anlamda yeniçeriliğin ne anlama geldiğini özetlersek; Yeniçeri ocağı ,1362 yılında I.MURAT tarafından kurulmuş daimi ve ücretli askeri bir teşkilattır. Yeniçeri askerleri, Osmanlı ordusunun ilk düzenli savaş birliğiydi. Kazanılan savaşların sonunda esir olarak alınıp getirilen ve daha sonraki tarihlerde de Hıristiyan tebaadan da devşirilen 8-20 yas arası çocuklar, sıkı disiplin altında askeri eğitim görüyorlar ve "Yeniçeri " oluyorlardı. <br />
Yeniçeriler Osmanlının savaş gücüydü. Bu güce hakim olan unsurlar devlete hakim oluyordu. Devlete hakim olmasa bile sözü geçenlerden oluyordu. Bu durumu gören Alevi önderleri yeniçerileri etkilemeye çalıştılar ve bunda başarılıda oldular. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var: iddia edildiği gibi Aleviler yeniçeri ocağını kurmadı, ancak zamanla yeniçeri ocağı üzerinde büyük bir etkiye sahip oldular. Kısacası yeniçeriler ilk etapta Alevi değillerdi. Zamanla Alevi inancının hakim olduğu bir zümre oldular. Bu hakimiyetin belirgin bir şekilde kendini göstermesi sonucu yeniçeri ocağı kapatıldı (1826 yılında) ve yeniçeriler kıyımdan geçirildi. 1826 tarihi ayni zamanda Osmanlı topraklarında Aleviliğin yasaklanmasının da tarihidir. <br />
68-Hacı Bektaş Veli kimdir? <br />
Anadolu Alevilerinin piri olan Hacı Bektaş Veli, kesin olmamakla beraber 1210’da doğmuştur (1271’de hakka yürümüştür). Horasan’dan gelip Anadolu’ya yerleşmiş, burada çilekeş Anadolu insanının yolunu aydınlatmış, gönüllerini muhabbet ile doyurmuştur -bu misyon bugünde canlılığından hiç bir şey kaybetmeden, hatta daha da sağlamlaşarak devam ediyor-. Hacı Bektaş Veli’yi ölümsüz kılan, onun Anadolu insanı şahsında insana verdiği değerdir. <br />
Hacı Bektaş Veli’nin hayatı hakkında bir çok tez var. Bu tezlerin sahipleri genellikle büyük Hünkar’ı kendi ideolojik şekillenmelerine göre değerlendiriyorlar. Yalnız şu bir gerçek ki; ne kadar muğlaklaştırmaya çalışırlarsa çalışsınlar, Hacı Bektaş Veli gerçekliğini yok edemezler. Bu açıdan baktığımızda Hacı Bektaş Veli’nin kronik hayat hikayesinden çok önemli olan onun insanlığa kazandırdığı değerlerdir. Bu değerlerin başında da, ‘her ne arar isen kendinde ara’ ve ‘eline beline diline sahip ol’ ilkeleridir. Bunlar yüzlerce cilde sığacak olanı üç satırla belirtiyor.<br />
69-Balım Sultan kimdir Aleviliğe katkısı nedir? <br />
Bektaşiliği kurumlaştıran önder olarak bilinen Balım Sultan, 1457’de Dinetoka’da doğmuştur. 1517 tarihinde hakka yürümüştür. Ve Bektaşilik günümüze kadar baskılara, katliamlara rağmen gelmiştir.<br />
70-Pir Sultan Abdal kimdir ve neler yapmıştır? <br />
Pir Sultan Abdal, yedi ulu Alevi ozanından birisidir. Kişiliğiyle, sanatıyla, direnişiyle günümüzde de güncelliğini ve haklılığını korumaya devam ediyor. <br />
Pir Sultan Abdal’ın asıl ismi Haydar’dır. Soyu Yemen’den olup oradan Hoy’a yerleştikleri Anadolu’ya göçle beraber Sivas Yıldızeli Banaz yaylasına yerleştiği belirtilmektedir. Kesin doğum ve şahadet tarihi bilinmemekle beraber 1500’lü yıllarda yaşadığı varsayılmaktadır. Pir Sultan Abdal’ın en büyük özelliği ne pahasına olursa olsun inandığı değerlerden zerre kadar taviz vermemesidir. Pir Sultan Abdal’ın günümüzde de oldukça popüler olan şiirlerinden anlaşıldığı üzere, Pir Sultan komple bir insandır. O salt bir şair değil, aynı zamanda halkın önderi, sözcüsü olarak siyasi bir kişiliktir de. Nitekim bunu bilen Osmanlı devleti, Pir Sultan’a mevki makam sunmuş bunda başarılı olamayınca Pir Sultan’ı idam ettirmiştir. Osmanlı devleti onu idam edip yok edeyim derken Pir Sultan Abdal daha da ölümsüzleşti. <br />
Pir Sultan Abdal, şiirlerinde genellikle Alevi davasına ve ulularına olan bağlılığını işlemiştir. Bunların başında da Hz. Muhammed, Hz. Ali, On iki İmamlar, Hacı Bektaşi Veli gelmektedir.<br />
71-Hasan Sabbah kimdir ve neler yapmıştır? <br />
Hasan Sabbah, tarihte ve günümüzde eşi benzeri olmayan bir Alevi önderidir. Hasan Sabbah, kurduğu örgüt ile yıllarca zalimlerin, saltanat sahiplerinin korkulu rüyası olmuştur. <br />
Hasan Sabbah, İran’ın Kum kentinde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar Oniki İmam’cı Şii eğitimi almıştır. 17 yaşından sonra İsmailliliği benimsemiş ve İsmaillilerin merkezi olan Fatımi Devleti’nin başkentine gitmiş 3 yıl orada eğitim aldıktan sonra anadoluya dönerek 9 yıl çeşitli kentlerde İsmailliliği yaymaya başladı. 1090 yılında Alamut kalesinde eğitim ve örgütlenme mücadelesine yeni bir boyut kazandırarak, Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçti.<br />
72-Safevi ne anlama geliyor? <br />
Safevi, büyük Alevi önderi Şah İsmail’in 1501’de kurduğu devletin adıdır. Safevi adı Şah İsmail’in atası olan Şeyh Safiyeddin’den gelir. Şeyh Safiyeddin Safeviye tarikatını kurmuştur. Bu Alevi örgütlenmesi özellikle Batı İran’da ve Azerbaycan’da gelişmişti. <br />
Safevi devletinin kurulmasına, gelişmesine önderlik eden Şah İsmail’dir. Dolayısıyla Şah İsmail’in yaşantısı, önderlik gücü, yetenekleri bilinmeden Safevi devletinin nasıl kurulduğu ve o günün koşulları bilinmez. Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın şehit edilmesinden sonra Safeviye tarikatının önde gelenleri tarafından yıllarca sürecek bir eğitime tâbi tutuldu. Bu gizlilik içinde süren bir eğitimdi. Şah İsmail 15 yaşında ortaya çıkarak babasının ve atalarının intikamını almak için çalışmalara başladı. Bu çalışmalar var olan Safeviye çalışmalarıyla birleşince Şah İsmail 1501’de Tebriz’i Akkoyunlular devletinden aldı. Böylelikle tarihte Alevilik adına olumlu bir sürecin başlangıcı ilan edildi. Bu ilan edilen; yıllardır ezilen Alevi inancının resmi anlamda ilk defa bir devlet inancı olmasıydı. <br />
73-Ahmet Yesevi Alevimiydi? <br />
Ahmet Yesevi, Aleviliği etkileyen en önemli önderlerden biridir. Ona “Türkistan Piri” de deniliyor. Ahmet Yesevi’yi ırkçılığa, yobazlığa mal etmek isteyen, onun yüce şahsiyetini kendi dar düşünceleri için kullanmak isteyenler var. Ahmet Yesevi’yi Alevilik dışı sayanlar mevcut. Bunların bazıları art niyetli, bazıları ise cahillikten böyle davranıyor. Ahmet Yesevi, bir rivayete göre Anadolu’ya ve diğer bölgelere binlerce halife göndermiştir. Bir çok Alevi menkıbesinde ve şiirinde adı geçmekte olan, hatta en büyük pirlerden kabûl edilen bir şahsiyete başka başka anlamlar biçmek, tek kelimeyle gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Ahmet Yesevi, düşüncesi itibari ile günümüzde dahi Alevi toplumu içinde yaşatılan bir alimdir. Onun kadın erkek eşitliği için söylediği sözler, hep kendisine ve ona tabii olanlara karşı kullanılmıştır.<br />
74-Hallac-ı Mansur kimdir ve Aleviler için ne gibi bir öneme sahiptir? <br />
Alevi inancının felsefesini derinden etkileyen ve şekillendirenlerin başında Hallac-ı Mansur gelmektedir. Hallac-ı Mansur, düşüncesiyle, eylemiyle sadece İslami coğrafyalarda değil, bütün dünyada çeşitli inançlara mensup insanları tarafından da saygınlık görmüş, etki bırakmıştır. Tabii ki en büyük sahiplenme Aleviler tarafından gösterilmiştir. <br />
Hallac-ı Mansur, 857 Tur’da doğmuştur. (Şahadeti: Mart 922 Bağdat). <br />
Bütün Alevi önderlerinde olduğu gibi Hallac-ı Mansur hakkında da sağlam ve güvenilir bilgi yoktur. Hallac-ı Mansur hakkındaki bütün bilgiler sözlü gelenekle yaşatılmıştır. Yazılı kaynaklar tahrip edilmiş, Hallac-ı Mansur gerçeği yok edilmek istenmiştir. <br />
75-Bozoklu Celal kimdir ve neler yapmıştır? <br />
"Celallenmek" kavramı Türkçe’ ye Bozoklu Celal vasıtasıyla girmiştir Bozoklu Celal’in yaşamı hakkındaki bilgiler günümüze kadar açığa çıkmamıştır. Var olan bilgilere bakılırsa; Bozoklu Celal Tokat yöresinde yaşamış ve bu bölgede örgütlenmesine başlamıştır. Muhtemelen 1520’lerde Bozoklu İsyanı gerçekleşmiştir. Bu yıllarda (1500’ler) Anadolu halkı büyük bir zulüm altındaydı. Egemen Osmanlı iktidarı halkı ağır vergilere bağlarken, onları bir de Alevi oldukları için dışlıyor, en küçük bir hak talebine büyük baskılarla, katliamlarla karşılık veriyordu. Bozoklu Celal böylesi ağır koşulların hüküm sürdüğü topraklarda Alevi inancının biat etmez, baş eğmez ilkelerini hayata geçiriyordu. Alevi inancı Hz. Ali’den, İmam Hüseyin’den başlayarak hiç bir zaman zalime boyun eğmemiştir. Alevi inancını şekillendiren etmenlerden biri de zalimin zulmüne boyun eğmemek, neticesi ne olursa olsun onlara karşı direnmektir. Bozoklu Celal bu şerefli tarihi bilince çıkarmış ve kendisinden sonrakilere örnek olacak şekilde etrafına yaymıştır. Nitekim daha sonra gelişen bir çok ayaklanmaya "Celali Ayaklanması" adı verildi.<br />
76-Karacaoğlan Alevimiydi? <br />
Karacaoğlan’ın hangi bölgede doğduğu, hangi inançtan olduğu, hangi aşirete bağlı olduğu hep tartışılmıştır. Bizce bu tartışmaların hiç bir kıymet-i harbiyesi yok. Neden diye sorulacak olursa; çünkü Karacaoğlan doğaya, insana, sevgiye, aşka verdiği önem ile kibre, benliğe, sosyal statüye vermediği önemle her şeyden önce bir Hak aşığıdır. Bu anlamıyla da Alevi bir gelenekten gelmektedir. Ama Karacaoğlan, bilinen klasik tekke dervişlerinden değildir. Bazı kaynaklara göre, Karacaoğlan’ın aşireti dergâhtan uzaklaşmış ve Karacaoğlan da bu sebepten olsa gerek, fazla bir dergâh eğitimi almamıştır. Karacaoğlan’ın aşiretinin neden dergâhtan koptuğu bilinmemektedir. Bu tür bilgiler her vakit tartışılmıştır. Tıpkı Karacaoğlan’ın nereli olduğunun tartışıldığı gibi. Ama kesin olan, Karacaoğlan’ın güney (Maraş, Antep, Adana, Tarsus) bölgesinden olduğudur. <br />
77- Türkiye'de ne kadar Alevi var ?<br />
Tüm Türkiye'deki Aleviler'in sayısı 6 milyonu buluyor... Araştırmadan elde edilen verilere göre Alevi nüfusu, yetişkinler arasında 4 milyon 500 bin kişiye denk geliyor. 18 yaş altı nüfus da dahil edildiğinde, tüm Türkiye'deki Alevilerin sayısı yaklaşık 6 milyon çıkıyor<br />
78- Mum Söndü gerçekte nedir?<br />
Osmanlı Devleti yavuz sultan selim döneminde Yeniçerileri Alevilerin ibadetlerini yerine getirmelerini engellemek için görevlendirdiği, bu sebeple Alevilerin evlerine geceleri baskın yaparak Cem yapmalarını engellediği, ve evlerde ışıksız(o günün şartlarıyla”MUM”) Cem ibadeti yapanlarıda Karalayıp Ötekileştirerek Alevi Toplumunu Yok etmeyi denemiştir.<br />
79- Alevilerin etnik kökenlerinin dağılımı nasıldır?<br />
Her 10 Alevinin 6'sı Türk, 2'si Kürt-Zazadır.<br />
Alevilerin yüzde 61.2'si Türk, yüzde 22'si Kürt-Zaza, yüzde 7.8'si Türk kökenlilerden oluşmaktadır.<br />
ÜÇLER, BEŞLER, YEDİLER…kavramı kimler için kullanılır?<br />
Alevi inancında “üçler”; Hak, Muhammed ve Ali’dir.<br />
“Beşler” denilince üçlere, Hasan ve Hüseyin ilave edilir.<br />
“Yediler” denilince ise, peygamberin eşi Hatice ve kızı Fatıma beşlere eklenir.<br />
35 İnsan… <br />
2 Temmuz 1993'te, gerici - şeriatcı güçlerce Sivas Madımak Oteli'nde <br />
35 kişi yakılarak öldürüldü. <br />
"Sivas katliamı"nda yaşamını yitirenler, <br />
şairdiler, halk ozanıydılar, yazardılar, ressamdılar, semazendiler, müzisyendiler, karikatüristtiler, öğrenciydiler... <br />
Asaf Koçak, karikatürist, 35 yaşındaydı.<br />
Asım Bezirci, araştırmacı, yazar, 66 yaşındaydı.<br />
Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu’nun eşi, 35 yaşındaydı.<br />
Muhlis Akarsu, halk ozanı, 45 yaşındaydı.<br />
Gülender Akça, sanatçı, 25 yaşındaydı.<br />
Ahmet Alan, 22 yaşındaydı.<br />
Mehmet Atay, gazeteci, fotoğrafçı, 25 yaşındaydı.<br />
Sehergül Ateş, elişi sanatçısı, 30 yaşındaydı.<br />
Behçet Aysan, şair, 44 yaşındaydı.<br />
Erdal Ayrancı, 35 yaşındaydı.<br />
Belkıs Çakır, semahcı, 18 yaşındaydı.<br />
Serpil Canik, 19 yaşındaydı.<br />
Muammer Çiçek, tiyatrocu, 26 yaşındaydı.<br />
Carina Thuijs, gazeteci, 23 yaşındaydı.<br />
Serkan Doğan, 19 yaşındaydı.<br />
Hasret Gültekin, halk ozanı ve müzik araştırmacısı, 26 yaşındaydı.<br />
Murat Güneş, 22 yaşındaydı.<br />
Murat Gündüz, öğrenci, 22 yaşındaydı.<br />
Gülsüm Karababa, sanatçı, 22 yaşındaydı.<br />
Uğur Kaynar, şair, 37 yaşındaydı.<br />
Koray Kaya, öğrenci, 12 yaşındaydı.<br />
Menekşe Kaya, sanatçı, 17 yaşındaydı.<br />
Metin Altıok, şair, yazar, 52 yaşındaydı.<br />
Handan Metin, öğrenci, 20 yaşındaydı.<br />
Sait Metin, sanatçı, 23 yaşındaydı.<br />
Huriye Özkan, sanatçı, 22 yaşındaydı.<br />
Yeşim Özkan, sanatçı, 20 yaşındaydı.<br />
Ahmet Öztürk, otel görevlisi.<br />
Ahmet Özyurt, sanatçı, 21 yaşındaydı.<br />
Nesimi Çimen, aşık, halk ozanı, 62 yaşındaydı.<br />
Nurcan Şahin, sanatçı, 18 yaşındaydı.<br />
Özlem Şahin, sanatçı, 17 yaşındaydı.<br />
Asuman Sivri, semahcı, 16 yaşındaydı.<br />
Yasemin Sivri, semahcı, 19 yaşındaydı.<br />
Edibe Sulari, Bektaşi kültürü araştırmacısı, 40 yaşındaydı.<br />
İnci Türk, eczacı, tiyatrocu, 22 yaşındaydı.<br />
Kenan Yılmaz, otel görevlisi, 22 yaşındaydı. <br />
“Sivas Katliamı”nda yitirdiklerimizi, saygıyla anıyoruz…<br />
Maraş’ta gericiler ve Faşistler 21 Aralık günü iki ilerici ve devrimci öğretmeni öldürdüler. Bu karanlık güçler öldürülen öğretmenlerin cenaze namazlarının kılınmasına izin vermediler. Gerekçeleri ise; öğretmenlerin solcu olmalarıydı. Çünkü faşist, gerici ve yobaz güruha göre kesinlikle solcuların camiye sokulması gerçekleşmeliydi. Bunların mantığına göre solcuların namazı kılınmaz, solcular ve Alevilerle yan yana gelinmez. <br />
19-24 Aralık 1978 Kahramanmaraş olayları. Yine tezgâh, yine oyun içinde oyun; yine kışkırtma; yine “Din elden gidiyor, Komünistler Cami bastı; Müslümanlar nerdesiniz, Kanımız aksa da zafer İslam’ın” gibi sloganlarla; orada bulunan ilerici, devrimci ve Alevilere ait tüm işyerleri kundaklandı, yakıldı; çoluk, çocuk demeden insanlar vahşice öldürüldü. Bu olaylar sonucunda resmi kayıtlara göre 111 insan öldürüldü; birçok insan yaralandı, birçoğu da göçe zorlanarak evini, barkını terk etmek zorunda bırakıldı.<br />
“Maraş Katliamı”nda yitirdiklerimizi, saygıyla anıyoruz…<br />
Zini Gediği Katliamı 6 Ağustos 1938 tarihinde Erzincan'ın Kılıçkaya Köyü Zini (ya da Zeyni) Gediği'nde 95 köylünün kurşuna dizilerek öldürülmesi olayıdır.]Dersim Olayları sırasında yaşanan olayın ardından bölge halkının bir kısmı Balıkesir ve Keşan'a sürüldüler.<br />
“Zini (zeyni) gediği Katliamı”nda yitirdiklerimizi, saygıyla anıyoruz…<br />
Çorum Katliaminin Bilançosu : 57 ölü, 200'ün üstünde yarali; 300'e yakin ev ve isyerinin tahrip edilerek yakilmasi; binlerce ailenin göçüyle noktalanmıştır.<br />
OSMANLI-KÜRT İTTİFAKI VE İdris-i Bitlisînin TÜRKMEN Alevilerinin KATLİAMI<br />
Yavuz Sultan Selim (1512-1520)in Osmanlı tahtına geçmesiyle Türkmen alevilerinin sürgün ve katliamları hat safhaya varır. 24 Ağustos 1514deki Şah İsmail ile Yavuz Selim arasıda geçen Çaldıran Savaşı öncesi 40 Bin ile 70 bin arasında kızılbaşTürkmen katledilir.<br />
saygıyla anıyoruz…<br />
<br />
 DERLEYEN: ALİCAN SOYLU<br />
[/size][/font]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1-Kavram olarak Alevi kelimesi ne anlama geliyor? <br />
Alevi kelimesi Hz. Ali taraftarı, Hz. Ali yanlısı anlamına geliyor. İslamiyet içerisinde Hz. Ali´yi sevenlere Alevi denilmektedir. <br />
2-Alevilik İslamiyet içindeki bir mezhep midir? <br />
Mezhep kelimesinin ne anlama geldiğine bakalım. Mezhep kelimesi Arapça olup “tutulan yol” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Alevilik İslami bir mezheptir. Ancak aleviler yol demeyi tercih ederler. Alevilik İslami bir yol ve İslami bir inançtır. İslamiyet salt Sünnilik değildir. <br />
3-Aleviler Allah´a inanırlar mı? <br />
Her şeyden önce Alevilik “İSLAMİ” bir inançtır. Bundan hareketle belki de Allah´a en çok inanan, Allah´ın birliğini kabul eden topluluklardan biridir Aleviler. Cem törenine katılanlar bu durumu açıkça görebilirler.<br />
4-Aleviler peygamber olarak kimi kabul ederler? <br />
Aleviler Hz. Muhammed´i peygamber olarak kabul ederler. Aleviler bütün peygamberler bağlıdırlar. <br />
5-Hz. Ali´nin Alevi inancındaki yeri nedir? <br />
Alevi demek; Hz. Ali Soyundan gelen, yanlısı, taraftarı, seveni demektir. Bundan da anlaşılacağı üzere Hz. Ali´nin Alevi inancındaki önemini, yerini anlatmaya gerek yok. Alevilerin Pirleri Hz. Ali´ye olan sevgileri, bağlılıkları onun peygamber olduğu anlamında değildir. Aleviler için peygamber son peygamber Hz. Muhammed´dir. <br />
6-Aleviler namaz kılarlar mı? <br />
Aleviler ve namaz konusunu farklı ele almak lazım, Bilindiği gibi namaz Farsça bir kelimdir. Namaz kelimesin Kuran´da ki karşılığı salat´tir. Salat ise dua, tanrıyı içten anıp selamlama anlamına geliyor. Allah´ı içten anıp selamlamanın, duanın ise biçimi, şekli yoktur. Dua, insanin Yaratıcı ile beraberliğidir. Bunun için belli bir saat, mekan, kural yoktur. Elbette ibadette belirli kurallar olması gerekiyor. Özellikle toplumsal olarak yerine getirilen ibadetin kuralları vardır. Alevilere dayatılanda budur. Deniliyor ki; “Aleviler illa camiye gidin, namaz kilin”. Amaç burada ibadet ise Aleviler zaten toplumsal olarak Cem de ibadetlerini yerine getiriyorlar. Aleviler kimseye, “Cem evine gelip Cem ederek ibadet edin” gibi bir dayatmanın sahipleri değiller. Aleviler namazı ret etmiyor. Nitekim Cem ibadetinde halka namazı seklinde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ancak bu namaz hiç bir şekilde egemen Sünni anlayışın namazıyla benzer değildir. <br />
7-Cem nedir? <br />
Cem Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Cem'in kaynağı Kırklar Cem'idir. Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan en önemli unsur; Cem de bulunanların ayni zamanda toplumda hesap vermekle yükümlü olmalarıdır.<br />
8-Dedelik nedir, Dedenin görevleri nelerdir? <br />
Dede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Dedelik ise kendine has bir is yapısı/hiyerarşisi bulunan bir kurumdur. Her Alevinin bir dedesi vardır. Her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır. Talibin davranışlarından (inanç anlamında) dede sorumludur. Dede talipleri eğiten, yol gösterendir. Dede taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm, sorularına cevap getiren kişidir. <br />
9-Herkes Dede olabilir mi? <br />
İsteyen herkes dede olamaz. Öz manasıyla dede olmak için Evladı Resul olmak gerekiyor. Yani soyunun Hz. Muhammed ve Hz. Ali´den olması gerekiyor. Ancak hemen belirtelim ki Alevi inancında Yol, yolu kuranında üstündedir. Eğer bir bölgede Evladı Resulden bir dede yoksa ve durum zamanla Yolun bozulmasına sebebiyet verecekse durum değişiyor. Bu manada gerekli bilgi birikimine, yolun edebine, ahlakına uygun olan bir kişi Dergah´tan icazet almak şartıyla dedelik yapabilir.<br />
10-On İki Hizmet nedir? <br />
On İki Hizmet, Cem ibadeti sırasında görevli on iki kişinin yerine getirdiği hizmetin adıdır. On İki Hizmet olmazsa Cem de olmaz. On İki Hizmetin dağılımı su şekildedir:<br />
1. Dede (Mürşid) 2. Rehber 3. Gözcü 4. Çerağcı (Delilci) 5. Zakir (Aşık) 6. Ferraş (Süpürgeci) 7. Sakka (İbriktar) 8. Kurbancı (Sofracı) 9. Pervane 10. Peyik (Davetçi) 11. İznikçi (Meydancı) 12. Bekçi <br />
11-İnsan-ı Kamil kime denilir? <br />
Dört Kapı Kırk Makam da sonuncu kapı olan Hakikat kapısına ulaşmış ve böylece Hakikati kavramı olan insana İnsan-ı Kamil denilir. <br />
12-Erenler kimlerdir ve Eren kime denir? <br />
Eren, kendini Hak yoluna adayan ve bu yolda bir çok makamı aşarak bazı sırlara vakıf olan kimseye denir. Erenler Hak sırına vakıf olmuş, İnsan.ı Kamil mertebesine ulaşmış kişilerdir<br />
13-Alevi-Sünni kardeşliği nasıl gelişir? <br />
Alevi-Sünni kardeşliğinin gerçekleşmesi için en önemli nokta; Alevi inanç gerçekliğinin kabul edilmesidir. Hiç bir gerekçenin arkasına saklanmadan Alevi toplumun tarihten günümüze kadar getirdiği inancını, felsefesini, kültürünü, yasam biçimini kabul etmektir.<br />
14-Enel Hak ne anlama geliyor? <br />
Enel Hak kavramı Arapça olup kelime manasıyla “ben Hakkım, hakikatım, gerçeğim” anlamına geliyor. Enel Hak; Hakla Hak olmak, insanin kendisini aşması ve Hakka yakınlaşması, Hakkla bütünleşmesidir.<br />
15-Aleviler tavşan eti yerler mi? <br />
Aleviler tavsan eti yemezler, sebep; tavşanın adet görmesi ve etinin çok kanlı olup sağlıksız olmasıdır. Ayrıca Tavşanın kafası kedi kafasına, kulakları eşek kulaklarına, arka ayakları köpek ayaklarına, ön ayakları kedi ayaklarına ve kuyruğu domuz kuyruğuna benzemektedir. Yine tavşan kedi ile çiftleşmektedir.<br />
16-Duaz nedir? Deyiş nedir? <br />
Duaz, cem ayinlerinde söylenen ve On İki İmamların adlarının geçtiği deyişlerdir. Bu deyişlerde Ayrıca On İki İmamların yani sıra basta Hz. Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevi ulularının adları geçmektedir. <br />
Deyiş; Aleviliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır.<br />
17-Mersiye nedir? <br />
Mersiye, Kerbela vakasını işleyen, Ehlibeyte ve On İki İmamlara bağlılığı, sevgiyi dile getiren bir şiir türüdür. Özelikle Muharrem Ay'ı boyunca söylenen ve Ehlibeyt taraftarlarının olduğu her coğrafyada ve her dilde söylenen ağıtlar bütünüdür<br />
18-Düşkünlük nedir? <br />
Düşkünlük bir ceza sistemidir. Alevi toplumunun bunca ağır baskı koşullarına rağmen, birliğini koruyarak bu günlere gelmesinde işlevi göz ardı edilemeyecek bir sistemdir. <br />
19-Muhabbet Cem'i nedir? <br />
Muhabbet Cem'inin önemi, işlevi günümüzde çok artmıştır. Öz itibariyle Muhabbet Cemlerinin asıl işlevi genç insanları Görgü Cem'ine hazırlamaktır. Günümüzde ise Muhabbet Cemlerinin işlevi çok daha büyüktür. Her tür yozluğun dayatıldığı, değerlerin anlamsızlaştırıldığı, ilişkilerin çıkar çelişkisi etrafında şekillendiği günümüzde Muhabbet Cemleri adeta bir insanlığa dönüş programıdır. <br />
20-Zülfikar neyi sembolize ediyor? <br />
Zülfikar, Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali'ye armağan edilen ucu çatal kılıcın adıdır. Aleviliğe göre Zülfikar savaş öncesi gökten inmiştir. Hz. Muhammed'de bu gökten inen kutsal kılıcı Hz. Ali'ye hediye etmiştir. Zülfikar, asırlardır adaletin sembolü olarak işlevini sürdürmeye devam ediyor. <br />
21-Alevi inancına göre ölüm bir yok oluş mudur? <br />
Aleviler ölümü bir yok oluş olarak görmüyorlar. Ölüm, yeni bir dönemin/sürecin (buna ebedi süreçte diyebiliriz) başlangıcıdır. Büyük Alevi önderi Şah İsmail (Hatayi) bir şiirinde “dün doğdum bugün ölürüm/ölen gelsin işte meydan” diyor. Yine bir çok Alevi şiirinde/deyişinde/deyiminde “ölen tendir, can ölmez” sözü geçiyor.<br />
22-Tevella Teberra ne anlama geliyor? <br />
Tevella = dostluk kurma, dost olma anlamına geliyor. <br />
Teberra = uzak durmak anlamına geliyor. <br />
Aleviler arasında Tevella ve Teberra'nin manası ise Ehlibeytin dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak anlamına geliyor<br />
23-Oruç nedir? <br />
Oruç, insanin bedenini disiplin ve denetim altına almak, ruhsal yapısını güçlendirmek için yaptığı bir ibadettir. Oruç ibadeti belirli zamanlarda yeme, içme ve cinsellik gibi istekleri/duyguları terk ederek zihinsel/ruhsal ve inançsal yapıya ağırlık vermektir.<br />
24-Aleviler oruç tutarlar mı? <br />
Hemen-hemen bütün inançlarda oruç ibadeti vardır. Alevi inancında da oruç ibadeti vardır. <br />
25-Muharrem Orucu nedir? <br />
10 Ekim 680 de Hz. Ali'nin oğlu ve Hz. Muhammet'in torunu Hz. Hüseyin ve sevenleri (toplam 72 kişi) Kerbela'da acımasız bir şekilde katledildiler. Aleviler bu acı olayı kınamak için, her yıl Muharrem Ayının onuncu gününden başlamak üzere, 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hz. Hüseyin`in şahsında Ehlibeyte bağlılıklarını dile getirirler ve ayni zamanda zalimin zulmünü lanetlerler . <br />
26-Aleviler Ramazan orucu tutarlar mı? <br />
Aleviler, Sünni Müslümanlardan farklı olarak Ramazan ayında sadece üç gün oruç tutarlar. Alevilere göre Ramazan orucunun bir ay olduğu yönünde Kuran da hiç bir açık beyan yoktur. <br />
27-Nevruz Bayramı Aleviler için ne anlama geliyor ve Aleviler Nevruzu nasıl kutlarlar? <br />
Nevruz; Farsça bir kelimedir ve yeni gün (yeni/nev gün/ruz) anlamına geliyor. Miladi takvime göre 21 Mart günü Nevruz günüdür. Nevruz, Alevi toplumun önemli bayramlarından biridir. Yine Nevruz bayramı, salt Aleviler için değil hemen-hemen bütün doğu toplumları için önemli bir gündür. Alevi söylencelerinde Nevruz gününde gerçeklesen önemli olaylar söyle sıralanır: Dünya kuruluşunu bugün tamamlar. Hz. Muhammed’e nübüvvet bugün ihsan edilir. Hz. Ali’nin bugün doğmuştur Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür. Hz. Muhammed, bugün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra Müslümanların önderi (imamı) ilan eder. Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür. Bugün Hacı Bektaş veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Rum Erenlerinin Şah-ı Velayeti karşıladıkları gündür. Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırklar Bayramı” olarak ta bilinir. Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir. O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır. Bugün Hz. Adem Peygamberin yaratıldığı gündür. <br />
28-Musahiplik nedir? <br />
Musahipliğin temeli dayanışma ve paylaşmaya dayanır. Musahiplik Alevi inancının en önemli kurumlarından biridir. Musahiplik arkadaşlık ötesi bir birlikteliktir. Musahipler arasında ayrı gayrı bulunmaz. Babailerin deyimiyle "musahipler yarin al yanağından gayrı her şeyde ve yerde ortaklardır". Yine meşhur bir Alevi deyimiyle "musahip musahibini ateşten alandır". Musahiplik zordur, zor olduğu kadar da şereflidir. Musahiplik günümüzdeki anlamıyla "sigorta"dır. Musahipliğin tarihçesi Hz. Muhammed’in hicretinin birinci yılında Müslümanların sayısının çoğalmasıyla geliştirdiği bir birlikteliktir. Musahiplik Kuran-ı Kerim’in şu ayetleriyle açıklanmıştır: Enfal sur esi ayet 72-73, "Onlar ki inanıp hicret ettiler ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular, işte bunlar, bir birilerinin dostu ve yarıdırlar.<br />
29-Kızılbaşlık nedir ve Kızılbaş kimdir? <br />
Kızılbaşlık Alevilik içinde bir kol değil esasında Kızılbaşlık Aleviliğin ta kendisidir. Kızılbaş kavramı Alevilerin düşmanları tarafından Alevileri aşağılamak, karalamak ve küçük düşürmek için kullanılmıştır. Aleviler yinede usanmadan Kızılbaş kavramına sahip çıktılar . Kızılbaş kelimesi kızıl başlık takan anlamına geliyor. Tarihçesi Uhut savaşına kadar uzanır. Uhut savaşında Hz. Ali kendisini Hz. Peygambere siper ettiği sırada başından yaralanır. Bu savaştan sonra Hz. Ali’ye Kızılbaş denmiştir. Yine Sıffın savaşında Hz. Ali’nin taraftarları başlarına kırmızı başlık takmışlardır. Alevi devleti olan Safevi ordusunun askerleri de başlarına kızıl başlık takarlardı. <br />
30-Bektaşilik nedir? <br />
Hacı Bektaşı Veli adına kurulan, Hz. Ali ve On İki İmam sevgisine dayanan Anadolu ve Balkanlarda yayılan günümüzde de varlığını sürdüren önemli bir Alevi tarikatıdır/örgütlenmesidir. Bektaşiliğin doğuşu 1240 yılına dayanır. Babailer isyanının bastırılmasından sonra Baba İshak’ın halifesi olan Hacı Bektaşı Veli etrafında toplananlar Hz. Muhammed’i mürşit, Hz. Ali’yi rehber, Hacı Bektaşı Veli’yi de pir olarak kabul ettiler. Bektaşilik genel anlamda Alevi inancını oluşturan Hz. Ali, On İki İmamları esas almasının dışında eski Türk kültürünü ve Anadolu inançlarının bazı olumluluklarını da alarak gelişmesini tamamladı. <br />
31-Şiilik nedir? <br />
Şiilik, kavram olarak Hz. Ali taraftarlığı demektir. Şiilik sözcüğü Şia kelimesinden türetilmiştir. Her ikisi de aynı anlama gelmektedir: Hz. Ali taraftarlığı. <br />
32-Tahtacılar kimlerdir? <br />
Tahtacılar, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşayan Alevilerdir. Anadolu Alevi mozaiğinin en renkli öğelerinden olan Tahtacılar, genellikle orman işiyle uğraştıkları için bu ismi almışlar. Osmanlı kayıtlarına 16. yüzyılda "Cemaat Tahtacıyan" olarak geçmişlerdir. Bazı bilgilere göre Tahtacılar 11. yüzyılda Anadolu’ya göçen "Ağaçeri"’lerin soyundan gelen bir topluluk. Tahtacılar çoğunlukla göçebelikten yerleşik düzene geçmiş durumdalar.<br />
33-Yobazlık nedir ve yobaz kimdir? <br />
Eskimiş, kokuşmuş, kirlenmiş, bozulmuş, miadını doldurmuş olan düşünce ve yaşam biçimini inatla savunan, bunun doğruluğuna katî bir şekilde inanan ve bu doğruluğu kendine yaşam biçimi seçerek dolaylı ya da direkt bunu diğer insanlara dayatan insan yobazdır. Bu yobaz kavramını daha çeşitli örneklerle ele alıp değerlendirmekte mümkün. Fakat öz itibariyle yobaz, geriliği temsil eden kişidir.<br />
34-İsmaillilik nedir? <br />
İsmaillilik diye de bilinen İsmailliye mezhebi, adını altıncı imam Caferi Sadık’ın oğlu İsmail’den almaktadır. İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed Bakır ve İmam Caferi Sadık’tan sonra gelen yedinci İmam konusunda anlaşmazlık çıktı. Alevilerin büyük çoğunluğu yedinci imam olarak Musa Kazım’ı tanıdı. Bir kısım Alevi ise yedinci imam olarak İsmail’i tanıdı. <br />
35-Kerbela ne anlama geliyor? <br />
Kerbela’yı önemli kılan; Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu üçüncü İmam Hüseyin’in 680’de Emevi halifesi Muaviye oğlu Yezid’in askerleri tarafından Kerbela’da şehit edilmesidir. Bu insanlık dışı katliam tarihe "Kerbela Olayı" olarak geçmiştir.<br />
36-Kerbela Olayının Aleviler için önemi nedir <br />
Kerbela olayı İslamiyet için bir dönüm noktası ve acı bir olaydır. Kerbela, iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalın, karanlık ile aydınlığın hesaplaşmasıdır. İmam Hüseyin burada kutsallığı, mazlumu, aydınlığı temsil etmektedir. <br />
37-Nusayrilik nedir? <br />
Adını kurucusu Muhammed Bin Nusayri’den alan Nusayrilik daha çok Ortadoğu ve Anadolu’da gelişmiş, taraftar bulmuştur. Nusayriler tarih boyunca en çok ezilen Alevi fırkalar arasında ilk sıralarda yer alırlar Nusayriliğin kurucusu olarak tanımlanan Muhammed Bin Nusayr, on birinci (11.) imam Hasan Askeri zamanında yaşamıştır. 11. imam Hasan Askeri’nin en sadık, bilgin öğrencilerindendi. <br />
38-Dört Kapı Kırk Makam nedir? <br />
ŞERİAT KAPISI MAKAMLARI: 1. İman etmek 2. İlim öğrenmek 3. İbadet etmek 4. Haramdan uzaklaşmak 5. Ailesine faydalı olmak 6. Çevreye zarar vermemek 7. Peygamberin emirlerine uymak 8. Şefkatli olmak 9. Temiz olmak 10. Yaramaz işlerden sakınmak (Şeriat kapısını ve Makamlarını şöyle özetleyebiliriz: Kendi öz benliğini kötülükten arıtmayan, gelişmemiş, olgunlaşmamış insanın, din kuralları ve yasalar zoruyla eğitilmesi, kişilere ve topluma zarar verecek hareketlerde bulunmasına meydan verilmemesidir.) <br />
TARİKAT KAPISI MAKAMLARI: 1. Tövbe etmek 2. Mürşidin öğütlerine uymak 3. Temiz giyinmek 4. İyilik yolunda savaşmak 5. Hizmet etmeyi sevmek 6. Haksızlıktan korkmak 7. Ümitsizliğe düşmemek 8. İbret almak 9. Nimet dağıtmak 10. Özünü fakir görmek (Tarikat kapısını ve makamlarını şöyle özetleyebiliriz: İnsanın kendi öz iradesiyle hiç bir dış zorlama olmadan her türlü kötülüğü benliğinden kovabilmesi, elinden gelebilecek tüm iyilikleri hiç kimseden esirgememesi aşamasıdır.) <br />
MARİFET KAPISI MAKAMLARI: 1. Edepli olmak 2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak 3. Perhizkârlık 4. Sabır ve kanaat 5. Utanmak 6. Cömertlik 7. İlim 8. Hoşgörü 9. Özünü bilmek 10. Ariflik (kendini bilmek) (Marifet kapısını ve makamlarını şöyle özetleyebiliriz: Duygu ve ilimde en yüksek düzeye ulaşmak, tanrısal sırlara erişmektir.)<br />
HAKİKAT KAPISI MAKAMLARI: 1. Alçak gönüllü olmak 2. Kimsenin ayıbını görmemek 3. Yapabileceği hiç bir iyiliği esirgememek 4. Allahın her yarattığını sevmek 5. Tüm insanları bir görmek 6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek 7. Gerçeği gizlememek 8. Manayı bilmek 9.Tanrısal sırrı öğrenmek 10. Allahın varlığına ulaşmak (Hakikat kapısını ve makamlarını şöyle özetleyebiliriz: Hakkı görmek, zaman ve mekân içinde tanrısal demin gücü içinde erimektir.)<br />
39-“Eline, Beline, Diline sahip ol” ne anlama geliyor?<br />
Bazılarının onlarca kitaba, yüz binlerce sözcüğe sığdıramadığını Alevi önderi Hacı Bektaş Veli üç sözcükle anlatmış. ELİNE, BELİNE, DİLİNE SAHİP OL. Ulu Hünkâr bütün bu gerçeklikten yola çıkarak Alevi inancında sağlam bir ahlâk sistemi kurmuştur. EL: İnsanın eli her türlü iyiliğin ve yine kötülüğün uygulayıcısıdır. İnsan eline sahip olmadı mı katil, hırsız olur. İnsan eline sahip oldu mu üretir. BEL: İnsan kendi hayvani cinsel güdülerine hâkim olmadı mı her türlü sapıklığı yapar. Sapıklık, toplumsal çürümeye, ahlâksızlığa küfürlü içerikürür. Bunun zıddı olan, yani insan cinselliği olumlu anlamda bir üreme aracı olarak değerlendirdiğinde sonuç yine toplumsal ve bireysel huzur olur. DİL: Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan organdır. Bir insan dilini iyilik için de kullanabilir kötülük için de. İnsan dilini yalandan, riyadan, sahtelikten korumalı ve yalana, sahteliğe alet etmemeli, yani diline sahip olmalı. Duyduğu olumsuzlukları düzeltmeli, yalandan kaçmalı, kilit vurmalı. Dilini iyi, güzel insanı ve dolayısıyla toplumu huzura kavuşturacak şekilde kullanmalı. <br />
40-Alevi deyişlerinde sıkça gecen “Kırklar” kimleridir ve ne anlama geliyor?<br />
İnanca göre diğer insanlardan farklı ama kim oldukları bilinmeyen Allah dostu erenler vardır. Bunlara "Gayb Erenler" de deniliyor. Kırkların içinde birtek Hz. Ali diğerlerinin kimler oldukları bilinmiyor. Ama Cem ibadetine kaynaklık ettikleri de bir gerçek. <br />
41- Yunus Emre Alevimiydi? <br />
Her ne kadar bazıları gizlemeye çalışılsa da Yunus Emre bir Alevidir. Sanatıyla, düşüncesiyle kendinden sonraki kuşakları etkileyecek kadar büyük bir kişilik Yunus Emre, bu kişiliğe giden yolda ilk dersi büyük Alevi önderi Hacı Bektaş-ı Veli’den almıştır. <br />
42-Aleviler için müziğin anlamı ve önemi nedir? <br />
Dinsel müzikler daha çok dinsel törenler, toplantılar sırasında seslendirilir. Yanlızca Alevi müziği salt Alevilerin ibadet törenlerinde değil, yaşamın bütününde yer alır. Alevilerde vazgeçilmez olan saz, söz, semah, Alevilerin belleklerini yitirmelerini engeller, onları moral olarak motive eder, duygularını fetheder, bilinç verir, toplumu birbirine kenetlenmesini sağlar.<br />
43-Caferilik nedir? <br />
Caferilik, On İki İmamlar’ ın altıncısı olan İmam Caferi Sadık tarafından kurulmuş bir Alevi mezhebidir. Caferiliğin temelinde Hak-Muhammed-Ali sevgisi, Ehlibeyt’e bağlılık ve On İki İmamlar’ a bağlılık vardır. <br />
44-Yedi Ulu Ozan kimlerdir? <br />
Alevi tarihine deyişleriyle, şiirleriyle yön vermiş, Alevi inancına bağlılıklarını yaşamlarıyla kanıtlamış olan yedi ulu ozan şunlardır: 1-Şah Hatayi 2-Pir Sultan Abdal 3-Kul Himmet 4-Yemeni 5-Virani 6-Fuzuli 7-Seyit Nesimi <br />
45-Dua nedir ve işlevi nedir? <br />
Dua bir ibadet biçimidir. Hz. Peygamberin ifadesiyle "ibadetin özüdür". İnsanlar sıkıntılı anlarında olduğu gibi bolluk ve bereketli dönemlerde de duaya sığınmışlardır. Duayı diğer ibadetlerden ayıran en büyük özellik onun biçimsel olmayıp daha çok bireysel bir ibadet şekli oluşudur. Yani Allah ile kurulan bire bir "iletişimdir". Bu iletişimin zamanı, mekanı ve biçimi yoktur.<br />
46-Alevi Hukuku nedir? <br />
Alevilikte hukuk mantığa dayalıdır, yargılamanın amacı ise; haklı olanın hakkını geri almak ve suçlu olanı kötülüklerinden arındırarak tekrar toplumsal yaşam içerisine dönmesini sağlamaktır. Bu anlamda yargılama aynı zamanda bir eleştiri-özeleştiri, arınma, temizlenmesine ve gerçeği bulmak için bir vesiledir. Alevilikte suç oranına göre cezalar vardır. Alevi hukukunda ceza, cezalıdan öç alma değil, onu düzeltme, yeniden ahlâklı kılma ve topluma kazandırmak için bir araçtır. Alevi hukuk sisteminde toplumsal sorunlarda en ağır ceza teşhir ve tecrit etmedir. Teşhir ve tecrit edilen birisi "düşkün"dür. Düşkün, ceza süresi bitene kadar toplum tarafından dışlanır. Cezası bittikten sonra ise tekrar toplum içine dönebilir.<br />
46-Buyruk nedir? <br />
Altıncı imam Cafer Sadık tarafından yazılan ve Aleviliğin ilkelerini, törenlerini anlatan Buyruk, Alevi inancının en önemli yazılı kaynaklarından birisidir. <br />
47-Ehlibeyt ne anlama geliyor ve kimlerden oluşuyor? <br />
Anlam olarak Ehlibeyt Hz. Muhammed’in ailesi demek. Bu aile Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşmaktadır. Alevi inancının temelini Ehlibeyt sevgisi ve bağlılığı oluşturuyor. Ehlibeyt’in kutsallığı ve masumluğu Kuran’da şöyle geçiyor: Ahzap suresi 33. Ayet Ey (Peygamber’in) ev halkı, Allah sizden yalnızca çirkinlikleri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.<br />
48-Semah nedir? <br />
Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaş ı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir". SEMAHIN TÜRLERİ: Miraçlama - Ali Nur Semahı - Kırklar Semahı - Turnalar Semahı - Erkân Semahı - Gönüller Semahı - Ya Hızır Semahı - Nevruz Semahı - Hacı Bektaş Semahı - Muhammed Ali Semahı <br />
49-Mevlana Alevi miydi? Mevlevilik bir Alevi kurumumudur? <br />
Mevlâna’nın Alevi olup olmadığı hep tartışılmıştır. Mevlâna, düşünce, inanç itibariyle kesinlikle Alevidir. Mevlevilik özünden saptırılmış, Mevlana nın düşüncelerinin dışına çıkarak iktidarlara hizmet eder hâle gelmiştir. Ama Mevlâna kesinlikle Ehlibeyt taraftarıdır.<br />
50-On Dört Masumu Pak kimlerdir? <br />
Henüz çocuk yaşta iken zalimce katledilen on dört çocuğun adıdır. On dört Masum Pak, arılığın, masumluğun, saflığın sembolüdürler. On dört Masum Pak, Alevi toplumu için masumiyetin temsilcileri olmaları ile günlük yaşam içinde dahi anılırlar. Ondört Masum Pak, Ehlibeyt ve On iki İmamlar’ ın evlatlarıdırlar. <br />
On dört Masum-ı Pakların isimleri ve şehadetleri: <br />
1-Muhammed Ekber: Hz. Ali’nin oğludur. Henüz 40 günlük iken Hz. Ali’yi Ebubekir’ e biat ettirmek için evine baskın düzenleyen Ömer’in adamı olan Tahir tarafından kapı Hz. Fatma’nın üzerine devrilir. Bu esnada Fatma Ana’nın kucağında bulunan Ekber kapı altında ezilerek şehit olur. <br />
2-Abdullah: Hz. Hasan’ın oğludur. Yedi yaşında iken Muaviye’nin adamlarından Talha bin Amir tarafından şehit edilir. 3-Abdullah: Hz. Hüseyin’in oğludur. İki yaşında iken Kerbela’da Erzak Dımışki tarafından şehit edilir. 4-Kasım: Hz. Hüseyin’in oğludur. Üç yaşında iken Kerbela’da Hezime Kahl tarafından şehit edilir. 5-Ali Asgar: Kerbela kıyımında bir yaşındaydı. Babası Hz. Hüseyin tarafından su verilmesi için Yezid’in askerlerine gösterilir. Bu esnada İbni Sadi’nin emriyle Harmele adında bir okçu tarafından şehit edilir. 6-Kasım: Zeynel Abidin’in oğludur. Üç yaşında iken Bekir İbni Ur tarafından şehit edilmiştir. 7-Ali Eftan: Beşinci İmam Muhammed Bakır’ın oğludur. Altı yaşında şehit edilir. 8-Abdullah: Altıncı imam Cafer Sadık’ın oğludur. Üç yaşında İbni Mercan tarafından şehit edilir. 9-Yahya Hadi: Altıncı imam Cafer Sadık’ın oğludur. Üç yaşındayken Abbasi hükümdarının huzurunda şehit edilir. 10-Salih: Yedinci imam Musa Kazım’ın oğludur. Dört yaşında iken şehit edilir. 11-Tayyip: Yedinci imam Musa Kazım’ın oğludur. Yedi yaşında iken şehit edilir. 12-Cafer Tahir: Dokuzuncu imam Muhammed Taki’nin oğludur. Dört yaşında iken şehit edilir. 13-Cafer: Onuncu imam Ali Naki’nin oğludur. Bir yaşında iken şehit edilir. 14-Kasım: On birinci imam Hasan Askeri’nin oğludur. Bir yaşında iken şehit edilir. <br />
Not:Ayrıca On dört Masum-i Pak deyimi Hz. Muhammed, Hz. Fatma ve On İki İmamlar içinde kullanılıyor. <br />
51-On Yedi Kemerbest kimlerdir? <br />
On yedi Kemerbest; Hz. Muhammed’e, Hz. Ali’ye, Ehlibeyt’e bağlı kırklar meclisinin üyeleri arasında bulunan, Hz. Ali tarafından kemerleri bağlanmış olan on yedi önderdir. On yedi Kemerbest’in çoğu Ehlibeyt yolu için şehit olmuştur. <br />
Onyedi Kemerbest’in adları: 1. Selmani Farisi 2. Ammar bin Yaser 3. Malik Eşter bin Haris 4. Muhammed bin Ebubekir 5. Veysel Karani 6. Abuzer Gaffari 7. Harrim bin Haris 8. Abdullah bin Yedi-Hazai 9. Abdullah bin Adiel 10. Abu el Hişam 11. Haris Şeyhani 12. Haşim bin Utbe 13. Muhammed bin Abu Hazika 14. Kamber hazretleri 15. Murtefi bin Vezza 16. Said bin Kays 17. Abdullah bin Abbas <br />
52-Ahi Evren Alevimiydi? <br />
Ahi Evren, Ahi örgütünün kurucusudur. Ahi örgütlenmesi bir esnaf, zanaatçı, çiftçi örgütlenmesidir. Ahi örgütlenmesinin temelini Baba İlyas attı. Bir kurum olarak gelişmesini ise Ahi Evren sağladı. Ahi Evren 1169 yılında Azerbaycan’da doğmuştur. Hacı Bektaş Veli ve Mevlâna ile yaşıt ve aynı zaman diliminde yaşamışlardır. Hacı Bektaş Veli ile musahip oldukları bilinmektedir. Hacı Bektaş Veli’nin Vilayetnamesinde şu şekilde bahsi geçer: “Hacı Bektaş ile Ahi Evren birbirilerini çok severlerdi. Hatta bir sohbet anında Ahi Evren, ‘her kim bizi şeyh edinirse aslında şeyhi Hacı Bektaş Hünkâr’dır’ demiştir.”. <br />
53-Hayyam kimdir, nasıl bir inanç ve düşünce yapısına sahipti? <br />
Hayyam, 1048 yılında Nişabur’da doğdu. 1122 yılında Nişabur’da hakka yürüdü. Hayyam adı çadırcı anlamına geliyor ve babasının mesleği olan çadır yapıcılığından dolayı verilmiştir. Ön adı Ömer olan Hayyamın, tanınmasını sağlayan rubaîleridir. Rubaîler, dörtlüklerden oluşan şiirlerdir. Bu rubaîlerde Hayyam, yaşamın güzelliğini anlatır Dünya malına heves edenlerin ahmaklığını vurgular. Hayyam sadece şair değildi. Gençliğinde iyi bir eğitim almıştı. Bu eğitim doğal yetenekleri ile birleşince, Hayyam başta tıp, astronomi, matematik olmak üzere bir çok bilim dalında -günümüz deyimiyle- profesördü. İnanışınıda bir kalıba sığdırmak mümkün değildi.<br />
54-Fatımiler devleti ne zaman kuruldu, kimler kurdu, kaç sene varlığını sürdürdü, Alevi inancının esas olduğu bir devlet miydi? <br />
Adını Hz. Muhammed’in kızı, Hz. Ali’nin eşi, İmam Hasan ile İmam Hüseyin’in annesi olan Fatma’dan alan Fatımiler Devleti Fas, Cezayir, Tunus, Mısır ve Suriye’de egemenlik kurdu. Fatımilerde kesin bir Ehlibeyt bağlılığı vardır. Fatımiler daha çok Aleviliğin İsmailliye koluna bağlıdırlar. Fatımilerin çıkış noktası Abbasi egemenliğinin olduğu yıllara dayanmaktadır. Emevi iktidarını Aleviler yıkmıştı. Abbasiler iktidara geldiklerinde Ehlibeyt taraftarlarına yani Alevilere baskı uygulamayacaklarını, onların inançlarını özgürce yaşamalarını sağlayacaklarını vaat ediyorlardı. İktidara gelince Emevi iktidarındaki baskı ve zulüm aynen devam etti. Aleviler bu zulme karşı örgütlenmeye başladılar, Bunlar daha sonra Fatımiler adını alarak bütün Kuzey Afrika’da bir Fatımiler Devleti kurdular. 340 yıla yakın bir dönem iktidar olan Fatımiler, egemenlik alanına İtalya’nın Sicilya bölgesini de kattılar. <br />
55-Alevi-Bektaşilerde mizahın yeri nedir? <br />
Bektaşi Alevilerin fıkraları salt mizah içermiyor, aynı zamanda derin bir felsefe ve mantık içeriyor. Alevilerin mizah anlayışı zengindir. Bu büyük bir mirastır. Bu mirasın önemi günümüzde daha çoktur.<br />
56-Kısaca Babailer isyanı nedir?<br />
Alevi tarihi bir isyanlar, başkaldırmalar tarihidir de. Aleviler tarih boyunca hep zulüm edenlere karşı isyan etmiş, ayaklanmışlardır. BABAİLER isyanı da Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsreve, karşı yapılmış başkaldırı zincirinin onurlu halkalarından biridir. Adını Baba İLYAS’tan alan bu ayaklanmanın etkileri yıllarca sürdü. Babailer isyanı Selçuklu devleti için olduğu kadar Aleviler için de önemli bir tarihsel süreçti. Selçuklu devletinin etkinsizleşmesinin sebebi bu şanlı isyandı. Baba İlyas ve Halifesi (yardımcısı) Baba İshak Anadolu toprakları üzerinde hüküm süren Selçuklu devletinin politikalarından bıkan, vergilere tâbi tutulan, gittikçe yoksullaşan halk kitlelerinin doğal önderi olmuşlardı.57-Alevilerde şiirin anlam ve önem nedir? <br />
Herhalde dünyada şiirle bu kadar iç içe olan, şiirle bütünleşen, duygularını ve düşüncelerini şiirle dile getiren başka topluluk yoktur. Aleviler hayallerini, sevgilerini, yergilerini, inançlarını şiirle dile getirmişlerdir.Alevi şiiri yapı ve ölçü olarak halkın anlayacağı tarzda olduğu için, halkı şiirin içeriğini kolay anlamış ve içselleştirmiştir. İçselleştirdiği için de onu her yerde söylemiş, böylelikle inancını ve moralini bütün olumsuzluklara rağmen korumuştur.<br />
58-Alevi birisi Sünni birisiyle evlenebilir mi? <br />
Alevi bir kişi ile Sünni bir kişinin evlenmesi O kişilerin bileceği bir iştir. Dini olarak herhangi bir sorun yok. Ama geçmiş tecrübelerden biliyoruz ki işin pratik tarafı oldukça zor oluyor. Yani evlendikten sonra sorunlar başlıyor. Evli çiftler birbirlerinden kendi inançlarına girmelerini istiyor, hatta bu noktada baskı yapıyor. O vakitte sorunlar başlıyor. <br />
59- Sonradan Alevi oluna bilinir mi? <br />
Evet. Alevilik bir inançtır. isteyen Alevi olabilir, isteyen Alevilikten çıkabilir. Alevi inancının kurallarını yerine getiren herkes Alevi olabilir. <br />
60-Kirve çocukları evlenebilirler mi? <br />
Kirvelik bilindiği gibi tarihte çok önemli işlevi olan bir kurumsal yapıydı. Kirvelik, kirve olanlar arasında kesin bir kardeşliği emrediyordu. Dolayısıyla, bir nevi sigorta işlevi görüyordu. Zorlu yasam koşulları karşısında insanların bir birlerini desteklemelerini; yardımlaşmayı, dayanışmayı esas alıyordu. Bu bağlamda kirvelik kardeşlikten de yakın olarak görüldüğünde evlilik çoğu bölgelerde mümkün olmuyordu. Ancak değişen koşullar bu geleneği pratikte işlevsiz hale getirdi. Doğrusuda budur. Yani kirvelerin çocukları bir birleriyle evlenebilirler. Çünkü inanç, insan yaşamını zorlaştırıcı kurallar bütünü değildir.<br />
61-Aleviler neden kendilerini Kızılbaş veya Şii olarak adlandırmıyorlar? <br />
Alevi kavramı bir üst kimliği temsil ediyor. Yani bütün Hz. Ali taraftarlarının genel adıdır. Bu sebepten Alevi kavramı tercih ediliyor. <br />
62-Tasavvuf nedir? <br />
Her grup, akım, hizip... tasavvufa farklı manalar vermişler. <br />
Aleviler tasavvufu, insana ve tanrıya gönül gözüyle bakma, dünyayı sevgi temelinde anlamlandırma ve buna uygun yaşama tarzı olarak tanımlarlar. Tasavvuf, Kur’an’ın batini yorumu olarak dinin tebliği ile birlikte varolan, onun özünü anlama ve yaşama halidir. Mutasavvıflar Kur’an tefsirinin geliştirilmesinde büyük rol oynamışlardır. Onlar sadece sözcüklerin mealini yani zahiri manasını vermekle yetinmemiş, sözcüklerin ardındaki simgesel anlamı, batini manasını açığa çıkarmışlardır. Böylece dinin hoşgörüye açık, herkesi kucaklayan özünü yakalamışlardır. <br />
İnsanın maddi alemden kurtulup Hak’ta yok olmasını, ikilikten kurtulup birliğe ulaşmasını, Hak ile Hak olmasını, O yüce aşk halini yaşamasını öğreten ilmi yol tasavvuftur. Alevilik Tasavvufsuz düşünülemez. Aleviliğin İslamiyet’i anlayış, yorumlayış ve yaşayış biçimini hayata geçirme şeklidir. (Hüseyin Bal’dan Alıntı) <br />
63-Vahdet-i Vücud ne anlama geliyor? <br />
“Varlığın birliği” anlamına geliyor. Alemde var olan her şey Allah’ın bir yansıması ve insan “varlığın” bir parçası. <br />
Vahdet-i Vücud fikrini savunup geliştirenler arasında Hallac-ı Mansur, Bayazid Bestami, Yunus Emre, Mevlana gibi Alevi toplumunca saygı ile anılan değerli önderler vardır.<br />
64-Batın-Zahir ne anlama geliyor? <br />
Batın; içsel, giz, sır anlamına geliyor. Zahir ise görünen, apaçık ortada olan anlamına. <br />
Her şeyin bir önyüzü olduğu gibi birde arka yüzü vardır, bir görünen tarafı olduğu gibi birde görünmeyen tarafı vardır. Görünen taraf Zahir, görünmeyen tarafta Batındır. <br />
Bu açılımdan sonra kavramların inançsal boyutuna da değinelim: eğer kişi tanrısal hakikate ulaşmak istiyorsa kendisini görünen(zahir) ile sınırlamamalıdır. Görünenlerin yanında birde görünmeyen(batin) olanı da anlamaya çalışmalıdır. Sadece görünen, dışsal(zahir) ile kendisini sınırlayanlar hakikat sırrına eremezler. Zahir ve Batin bir bütün olarak ele alınmalıdır. <br />
65-Şeyh Bedrettin Alevi miydi? <br />
Şeyh Bedreddin öğrenimine Edirne’de başladı. Bursa ve Konya’da eğitimini tamamladıktan sonra Mısır’a giderek zamanın ünlü bilginlerinden dersler aldı. Şeyh Bedreddin’in düşüncesi ve yaşamı Mısır’da Şeyh Hüseyin Ahlati ile tanışmasından sonra değişti. Çünkü Bedreddin o güne kadar hep Sünni İslam anlayışını benimseyenlerin çevresinde bulunmuş ve kendi düşünceleri de öyle şekillenmişti. Şeyh Hüseyin Ahlati ise Ehlibeyt düşüncesini yani Aleviliği benimseyen birisiydi. Şeyh Bedreddin, Şeyh Hüseyin Ahlati ile yaptığı sayısız tartışma ve sohbet sonrası Aleviliği benimsemişti. Bu aşamadan sonra Şeyh Bedreddin Tebriz’e giderek sarayda düzenlenen tartışmalara katılır. Tekrar Mısır’a dönüşünden kısa bir süre sonra Şeyh Hüseyin Ahlati vefat eder. Şeyh Bedreddin, Hüseyin Ahlati’nin yerine geçer. <br />
66-Hızır kimdir ve Hıdrellez ne anlama geliyor? <br />
“Yetiş ya Hızır” deyimi asırladır darda kalanın, zorda olanın umut çığlığı olarak söylenmektedir. Hızır, zor durumda kalanların, son çareleri tükenenlerin çağırdıkları, medet diledikleri erendir. <br />
Bilinenlerin aksine Hızır, sadece Anadolu’da değil bir çok coğrafyada aynı anlamda anılmaktadır. Aleviler Hızır’ı bir peygamber olarak kabûl ederler. Ondan Hızır Peygamber, Hızır Aleyhisselam ya da Hızır Nebi olarak söz edilir. İnanca göre Hızır Peygamber ölümsüzlük suyu (Abı hayat) içmişti. Zaman-zaman dünyaya gelerek, darda olanların yardımına koşar ve doğaya yeniden can verir. Hızır Nebi halk arasında şöyle tarif (tasavvur) edilir: üzerinde çiçeklerden yapılmış bir cübbesi bulunan, ak sakallı, nur yüzlü yaşlı biri olarak betimlenir. Bastığı yerde güller açar, ekinler yeşerir. Elini sürdüğü kişi dertlerden, uğursuzluklardan, hastalıklardan arınır, ömür boyu huzurlu yaşar. Hızır üzerine gerçek mi yoksa hayali biri mi olduğu yönündeki tartışmalar devam etmektedir. Bazı kaynaklar Kuran-ı Kerim’de Kehf sûresinde geçen ve Hz. Musa ile beraber olan ama ismi zikredilmeyen kişinin Hızır olduğu yönündedir. Bütün bu tartışmalar bir yana, Alevilerin algıladığı, andığı Hızır’ı biraz daha somutlaştıralım. 5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece Hızır ile İlyas’ın yeryüzünü gezdiği ve buluştukları gecedir. Buna Hıdrellez denilir. Bu Hıdrellez bayramını bir çok topluluk kendine göre kutluyor. Ayrıca yöreden yöreye tarihi değişen ama genelde birinci ve ikinci ayda olan üç günlük Hızır Orucu tutulmaktadır. Sonuç olarak; Hacı Bektaşı Veli’nin Vilayetnamesinde anılan Hızır, Aleviler için zor günün, dar günün dostudur. Hızıra Şükran manasında 3 günlük oruç tutuluyor. İnanan kalpler için Hızır her yerde ve her zaman için hazır-nazırdır. <br />
67-Yeniçeriler Alevi miydi? <br />
Yeniçerilerin Aleviliği konusu en çok çarpıtılan konulardan biridir. Genel anlamda yeniçeriliğin ne anlama geldiğini özetlersek; Yeniçeri ocağı ,1362 yılında I.MURAT tarafından kurulmuş daimi ve ücretli askeri bir teşkilattır. Yeniçeri askerleri, Osmanlı ordusunun ilk düzenli savaş birliğiydi. Kazanılan savaşların sonunda esir olarak alınıp getirilen ve daha sonraki tarihlerde de Hıristiyan tebaadan da devşirilen 8-20 yas arası çocuklar, sıkı disiplin altında askeri eğitim görüyorlar ve "Yeniçeri " oluyorlardı. <br />
Yeniçeriler Osmanlının savaş gücüydü. Bu güce hakim olan unsurlar devlete hakim oluyordu. Devlete hakim olmasa bile sözü geçenlerden oluyordu. Bu durumu gören Alevi önderleri yeniçerileri etkilemeye çalıştılar ve bunda başarılıda oldular. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var: iddia edildiği gibi Aleviler yeniçeri ocağını kurmadı, ancak zamanla yeniçeri ocağı üzerinde büyük bir etkiye sahip oldular. Kısacası yeniçeriler ilk etapta Alevi değillerdi. Zamanla Alevi inancının hakim olduğu bir zümre oldular. Bu hakimiyetin belirgin bir şekilde kendini göstermesi sonucu yeniçeri ocağı kapatıldı (1826 yılında) ve yeniçeriler kıyımdan geçirildi. 1826 tarihi ayni zamanda Osmanlı topraklarında Aleviliğin yasaklanmasının da tarihidir. <br />
68-Hacı Bektaş Veli kimdir? <br />
Anadolu Alevilerinin piri olan Hacı Bektaş Veli, kesin olmamakla beraber 1210’da doğmuştur (1271’de hakka yürümüştür). Horasan’dan gelip Anadolu’ya yerleşmiş, burada çilekeş Anadolu insanının yolunu aydınlatmış, gönüllerini muhabbet ile doyurmuştur -bu misyon bugünde canlılığından hiç bir şey kaybetmeden, hatta daha da sağlamlaşarak devam ediyor-. Hacı Bektaş Veli’yi ölümsüz kılan, onun Anadolu insanı şahsında insana verdiği değerdir. <br />
Hacı Bektaş Veli’nin hayatı hakkında bir çok tez var. Bu tezlerin sahipleri genellikle büyük Hünkar’ı kendi ideolojik şekillenmelerine göre değerlendiriyorlar. Yalnız şu bir gerçek ki; ne kadar muğlaklaştırmaya çalışırlarsa çalışsınlar, Hacı Bektaş Veli gerçekliğini yok edemezler. Bu açıdan baktığımızda Hacı Bektaş Veli’nin kronik hayat hikayesinden çok önemli olan onun insanlığa kazandırdığı değerlerdir. Bu değerlerin başında da, ‘her ne arar isen kendinde ara’ ve ‘eline beline diline sahip ol’ ilkeleridir. Bunlar yüzlerce cilde sığacak olanı üç satırla belirtiyor.<br />
69-Balım Sultan kimdir Aleviliğe katkısı nedir? <br />
Bektaşiliği kurumlaştıran önder olarak bilinen Balım Sultan, 1457’de Dinetoka’da doğmuştur. 1517 tarihinde hakka yürümüştür. Ve Bektaşilik günümüze kadar baskılara, katliamlara rağmen gelmiştir.<br />
70-Pir Sultan Abdal kimdir ve neler yapmıştır? <br />
Pir Sultan Abdal, yedi ulu Alevi ozanından birisidir. Kişiliğiyle, sanatıyla, direnişiyle günümüzde de güncelliğini ve haklılığını korumaya devam ediyor. <br />
Pir Sultan Abdal’ın asıl ismi Haydar’dır. Soyu Yemen’den olup oradan Hoy’a yerleştikleri Anadolu’ya göçle beraber Sivas Yıldızeli Banaz yaylasına yerleştiği belirtilmektedir. Kesin doğum ve şahadet tarihi bilinmemekle beraber 1500’lü yıllarda yaşadığı varsayılmaktadır. Pir Sultan Abdal’ın en büyük özelliği ne pahasına olursa olsun inandığı değerlerden zerre kadar taviz vermemesidir. Pir Sultan Abdal’ın günümüzde de oldukça popüler olan şiirlerinden anlaşıldığı üzere, Pir Sultan komple bir insandır. O salt bir şair değil, aynı zamanda halkın önderi, sözcüsü olarak siyasi bir kişiliktir de. Nitekim bunu bilen Osmanlı devleti, Pir Sultan’a mevki makam sunmuş bunda başarılı olamayınca Pir Sultan’ı idam ettirmiştir. Osmanlı devleti onu idam edip yok edeyim derken Pir Sultan Abdal daha da ölümsüzleşti. <br />
Pir Sultan Abdal, şiirlerinde genellikle Alevi davasına ve ulularına olan bağlılığını işlemiştir. Bunların başında da Hz. Muhammed, Hz. Ali, On iki İmamlar, Hacı Bektaşi Veli gelmektedir.<br />
71-Hasan Sabbah kimdir ve neler yapmıştır? <br />
Hasan Sabbah, tarihte ve günümüzde eşi benzeri olmayan bir Alevi önderidir. Hasan Sabbah, kurduğu örgüt ile yıllarca zalimlerin, saltanat sahiplerinin korkulu rüyası olmuştur. <br />
Hasan Sabbah, İran’ın Kum kentinde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar Oniki İmam’cı Şii eğitimi almıştır. 17 yaşından sonra İsmailliliği benimsemiş ve İsmaillilerin merkezi olan Fatımi Devleti’nin başkentine gitmiş 3 yıl orada eğitim aldıktan sonra anadoluya dönerek 9 yıl çeşitli kentlerde İsmailliliği yaymaya başladı. 1090 yılında Alamut kalesinde eğitim ve örgütlenme mücadelesine yeni bir boyut kazandırarak, Alamut kalesini kendisine merkezi üs olarak seçti.<br />
72-Safevi ne anlama geliyor? <br />
Safevi, büyük Alevi önderi Şah İsmail’in 1501’de kurduğu devletin adıdır. Safevi adı Şah İsmail’in atası olan Şeyh Safiyeddin’den gelir. Şeyh Safiyeddin Safeviye tarikatını kurmuştur. Bu Alevi örgütlenmesi özellikle Batı İran’da ve Azerbaycan’da gelişmişti. <br />
Safevi devletinin kurulmasına, gelişmesine önderlik eden Şah İsmail’dir. Dolayısıyla Şah İsmail’in yaşantısı, önderlik gücü, yetenekleri bilinmeden Safevi devletinin nasıl kurulduğu ve o günün koşulları bilinmez. Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın şehit edilmesinden sonra Safeviye tarikatının önde gelenleri tarafından yıllarca sürecek bir eğitime tâbi tutuldu. Bu gizlilik içinde süren bir eğitimdi. Şah İsmail 15 yaşında ortaya çıkarak babasının ve atalarının intikamını almak için çalışmalara başladı. Bu çalışmalar var olan Safeviye çalışmalarıyla birleşince Şah İsmail 1501’de Tebriz’i Akkoyunlular devletinden aldı. Böylelikle tarihte Alevilik adına olumlu bir sürecin başlangıcı ilan edildi. Bu ilan edilen; yıllardır ezilen Alevi inancının resmi anlamda ilk defa bir devlet inancı olmasıydı. <br />
73-Ahmet Yesevi Alevimiydi? <br />
Ahmet Yesevi, Aleviliği etkileyen en önemli önderlerden biridir. Ona “Türkistan Piri” de deniliyor. Ahmet Yesevi’yi ırkçılığa, yobazlığa mal etmek isteyen, onun yüce şahsiyetini kendi dar düşünceleri için kullanmak isteyenler var. Ahmet Yesevi’yi Alevilik dışı sayanlar mevcut. Bunların bazıları art niyetli, bazıları ise cahillikten böyle davranıyor. Ahmet Yesevi, bir rivayete göre Anadolu’ya ve diğer bölgelere binlerce halife göndermiştir. Bir çok Alevi menkıbesinde ve şiirinde adı geçmekte olan, hatta en büyük pirlerden kabûl edilen bir şahsiyete başka başka anlamlar biçmek, tek kelimeyle gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Ahmet Yesevi, düşüncesi itibari ile günümüzde dahi Alevi toplumu içinde yaşatılan bir alimdir. Onun kadın erkek eşitliği için söylediği sözler, hep kendisine ve ona tabii olanlara karşı kullanılmıştır.<br />
74-Hallac-ı Mansur kimdir ve Aleviler için ne gibi bir öneme sahiptir? <br />
Alevi inancının felsefesini derinden etkileyen ve şekillendirenlerin başında Hallac-ı Mansur gelmektedir. Hallac-ı Mansur, düşüncesiyle, eylemiyle sadece İslami coğrafyalarda değil, bütün dünyada çeşitli inançlara mensup insanları tarafından da saygınlık görmüş, etki bırakmıştır. Tabii ki en büyük sahiplenme Aleviler tarafından gösterilmiştir. <br />
Hallac-ı Mansur, 857 Tur’da doğmuştur. (Şahadeti: Mart 922 Bağdat). <br />
Bütün Alevi önderlerinde olduğu gibi Hallac-ı Mansur hakkında da sağlam ve güvenilir bilgi yoktur. Hallac-ı Mansur hakkındaki bütün bilgiler sözlü gelenekle yaşatılmıştır. Yazılı kaynaklar tahrip edilmiş, Hallac-ı Mansur gerçeği yok edilmek istenmiştir. <br />
75-Bozoklu Celal kimdir ve neler yapmıştır? <br />
"Celallenmek" kavramı Türkçe’ ye Bozoklu Celal vasıtasıyla girmiştir Bozoklu Celal’in yaşamı hakkındaki bilgiler günümüze kadar açığa çıkmamıştır. Var olan bilgilere bakılırsa; Bozoklu Celal Tokat yöresinde yaşamış ve bu bölgede örgütlenmesine başlamıştır. Muhtemelen 1520’lerde Bozoklu İsyanı gerçekleşmiştir. Bu yıllarda (1500’ler) Anadolu halkı büyük bir zulüm altındaydı. Egemen Osmanlı iktidarı halkı ağır vergilere bağlarken, onları bir de Alevi oldukları için dışlıyor, en küçük bir hak talebine büyük baskılarla, katliamlarla karşılık veriyordu. Bozoklu Celal böylesi ağır koşulların hüküm sürdüğü topraklarda Alevi inancının biat etmez, baş eğmez ilkelerini hayata geçiriyordu. Alevi inancı Hz. Ali’den, İmam Hüseyin’den başlayarak hiç bir zaman zalime boyun eğmemiştir. Alevi inancını şekillendiren etmenlerden biri de zalimin zulmüne boyun eğmemek, neticesi ne olursa olsun onlara karşı direnmektir. Bozoklu Celal bu şerefli tarihi bilince çıkarmış ve kendisinden sonrakilere örnek olacak şekilde etrafına yaymıştır. Nitekim daha sonra gelişen bir çok ayaklanmaya "Celali Ayaklanması" adı verildi.<br />
76-Karacaoğlan Alevimiydi? <br />
Karacaoğlan’ın hangi bölgede doğduğu, hangi inançtan olduğu, hangi aşirete bağlı olduğu hep tartışılmıştır. Bizce bu tartışmaların hiç bir kıymet-i harbiyesi yok. Neden diye sorulacak olursa; çünkü Karacaoğlan doğaya, insana, sevgiye, aşka verdiği önem ile kibre, benliğe, sosyal statüye vermediği önemle her şeyden önce bir Hak aşığıdır. Bu anlamıyla da Alevi bir gelenekten gelmektedir. Ama Karacaoğlan, bilinen klasik tekke dervişlerinden değildir. Bazı kaynaklara göre, Karacaoğlan’ın aşireti dergâhtan uzaklaşmış ve Karacaoğlan da bu sebepten olsa gerek, fazla bir dergâh eğitimi almamıştır. Karacaoğlan’ın aşiretinin neden dergâhtan koptuğu bilinmemektedir. Bu tür bilgiler her vakit tartışılmıştır. Tıpkı Karacaoğlan’ın nereli olduğunun tartışıldığı gibi. Ama kesin olan, Karacaoğlan’ın güney (Maraş, Antep, Adana, Tarsus) bölgesinden olduğudur. <br />
77- Türkiye'de ne kadar Alevi var ?<br />
Tüm Türkiye'deki Aleviler'in sayısı 6 milyonu buluyor... Araştırmadan elde edilen verilere göre Alevi nüfusu, yetişkinler arasında 4 milyon 500 bin kişiye denk geliyor. 18 yaş altı nüfus da dahil edildiğinde, tüm Türkiye'deki Alevilerin sayısı yaklaşık 6 milyon çıkıyor<br />
78- Mum Söndü gerçekte nedir?<br />
Osmanlı Devleti yavuz sultan selim döneminde Yeniçerileri Alevilerin ibadetlerini yerine getirmelerini engellemek için görevlendirdiği, bu sebeple Alevilerin evlerine geceleri baskın yaparak Cem yapmalarını engellediği, ve evlerde ışıksız(o günün şartlarıyla”MUM”) Cem ibadeti yapanlarıda Karalayıp Ötekileştirerek Alevi Toplumunu Yok etmeyi denemiştir.<br />
79- Alevilerin etnik kökenlerinin dağılımı nasıldır?<br />
Her 10 Alevinin 6'sı Türk, 2'si Kürt-Zazadır.<br />
Alevilerin yüzde 61.2'si Türk, yüzde 22'si Kürt-Zaza, yüzde 7.8'si Türk kökenlilerden oluşmaktadır.<br />
ÜÇLER, BEŞLER, YEDİLER…kavramı kimler için kullanılır?<br />
Alevi inancında “üçler”; Hak, Muhammed ve Ali’dir.<br />
“Beşler” denilince üçlere, Hasan ve Hüseyin ilave edilir.<br />
“Yediler” denilince ise, peygamberin eşi Hatice ve kızı Fatıma beşlere eklenir.<br />
35 İnsan… <br />
2 Temmuz 1993'te, gerici - şeriatcı güçlerce Sivas Madımak Oteli'nde <br />
35 kişi yakılarak öldürüldü. <br />
"Sivas katliamı"nda yaşamını yitirenler, <br />
şairdiler, halk ozanıydılar, yazardılar, ressamdılar, semazendiler, müzisyendiler, karikatüristtiler, öğrenciydiler... <br />
Asaf Koçak, karikatürist, 35 yaşındaydı.<br />
Asım Bezirci, araştırmacı, yazar, 66 yaşındaydı.<br />
Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu’nun eşi, 35 yaşındaydı.<br />
Muhlis Akarsu, halk ozanı, 45 yaşındaydı.<br />
Gülender Akça, sanatçı, 25 yaşındaydı.<br />
Ahmet Alan, 22 yaşındaydı.<br />
Mehmet Atay, gazeteci, fotoğrafçı, 25 yaşındaydı.<br />
Sehergül Ateş, elişi sanatçısı, 30 yaşındaydı.<br />
Behçet Aysan, şair, 44 yaşındaydı.<br />
Erdal Ayrancı, 35 yaşındaydı.<br />
Belkıs Çakır, semahcı, 18 yaşındaydı.<br />
Serpil Canik, 19 yaşındaydı.<br />
Muammer Çiçek, tiyatrocu, 26 yaşındaydı.<br />
Carina Thuijs, gazeteci, 23 yaşındaydı.<br />
Serkan Doğan, 19 yaşındaydı.<br />
Hasret Gültekin, halk ozanı ve müzik araştırmacısı, 26 yaşındaydı.<br />
Murat Güneş, 22 yaşındaydı.<br />
Murat Gündüz, öğrenci, 22 yaşındaydı.<br />
Gülsüm Karababa, sanatçı, 22 yaşındaydı.<br />
Uğur Kaynar, şair, 37 yaşındaydı.<br />
Koray Kaya, öğrenci, 12 yaşındaydı.<br />
Menekşe Kaya, sanatçı, 17 yaşındaydı.<br />
Metin Altıok, şair, yazar, 52 yaşındaydı.<br />
Handan Metin, öğrenci, 20 yaşındaydı.<br />
Sait Metin, sanatçı, 23 yaşındaydı.<br />
Huriye Özkan, sanatçı, 22 yaşındaydı.<br />
Yeşim Özkan, sanatçı, 20 yaşındaydı.<br />
Ahmet Öztürk, otel görevlisi.<br />
Ahmet Özyurt, sanatçı, 21 yaşındaydı.<br />
Nesimi Çimen, aşık, halk ozanı, 62 yaşındaydı.<br />
Nurcan Şahin, sanatçı, 18 yaşındaydı.<br />
Özlem Şahin, sanatçı, 17 yaşındaydı.<br />
Asuman Sivri, semahcı, 16 yaşındaydı.<br />
Yasemin Sivri, semahcı, 19 yaşındaydı.<br />
Edibe Sulari, Bektaşi kültürü araştırmacısı, 40 yaşındaydı.<br />
İnci Türk, eczacı, tiyatrocu, 22 yaşındaydı.<br />
Kenan Yılmaz, otel görevlisi, 22 yaşındaydı. <br />
“Sivas Katliamı”nda yitirdiklerimizi, saygıyla anıyoruz…<br />
Maraş’ta gericiler ve Faşistler 21 Aralık günü iki ilerici ve devrimci öğretmeni öldürdüler. Bu karanlık güçler öldürülen öğretmenlerin cenaze namazlarının kılınmasına izin vermediler. Gerekçeleri ise; öğretmenlerin solcu olmalarıydı. Çünkü faşist, gerici ve yobaz güruha göre kesinlikle solcuların camiye sokulması gerçekleşmeliydi. Bunların mantığına göre solcuların namazı kılınmaz, solcular ve Alevilerle yan yana gelinmez. <br />
19-24 Aralık 1978 Kahramanmaraş olayları. Yine tezgâh, yine oyun içinde oyun; yine kışkırtma; yine “Din elden gidiyor, Komünistler Cami bastı; Müslümanlar nerdesiniz, Kanımız aksa da zafer İslam’ın” gibi sloganlarla; orada bulunan ilerici, devrimci ve Alevilere ait tüm işyerleri kundaklandı, yakıldı; çoluk, çocuk demeden insanlar vahşice öldürüldü. Bu olaylar sonucunda resmi kayıtlara göre 111 insan öldürüldü; birçok insan yaralandı, birçoğu da göçe zorlanarak evini, barkını terk etmek zorunda bırakıldı.<br />
“Maraş Katliamı”nda yitirdiklerimizi, saygıyla anıyoruz…<br />
Zini Gediği Katliamı 6 Ağustos 1938 tarihinde Erzincan'ın Kılıçkaya Köyü Zini (ya da Zeyni) Gediği'nde 95 köylünün kurşuna dizilerek öldürülmesi olayıdır.]Dersim Olayları sırasında yaşanan olayın ardından bölge halkının bir kısmı Balıkesir ve Keşan'a sürüldüler.<br />
“Zini (zeyni) gediği Katliamı”nda yitirdiklerimizi, saygıyla anıyoruz…<br />
Çorum Katliaminin Bilançosu : 57 ölü, 200'ün üstünde yarali; 300'e yakin ev ve isyerinin tahrip edilerek yakilmasi; binlerce ailenin göçüyle noktalanmıştır.<br />
OSMANLI-KÜRT İTTİFAKI VE İdris-i Bitlisînin TÜRKMEN Alevilerinin KATLİAMI<br />
Yavuz Sultan Selim (1512-1520)in Osmanlı tahtına geçmesiyle Türkmen alevilerinin sürgün ve katliamları hat safhaya varır. 24 Ağustos 1514deki Şah İsmail ile Yavuz Selim arasıda geçen Çaldıran Savaşı öncesi 40 Bin ile 70 bin arasında kızılbaşTürkmen katledilir.<br />
saygıyla anıyoruz…<br />
<br />
 DERLEYEN: ALİCAN SOYLU<br />
[/size][/font]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevi nedir?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-nedir--1321.html</link>
			<pubDate>Fri, 31 Jul 2015 01:19:25 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-nedir--1321.html</guid>
			<description><![CDATA[Aleviliğe farklı tanımlar, farklı anlamlar yükleyenler, Aleviliği siyasi menfaatlerine göre bükmek isteyenler ve Alevilik hakkında bilgi sahibi olmayanlar bu eksikliklerini Zöhre Ana’nın verileriyle kapatırlar umarım.Zöhre Ana, Aleviliğin serçeşmesidir. Zöhre Ana, Muhammed- Ali’nin dilidir.<br />
<br />
Bu verilere göre Aleviliğin temel kaynakları ve esasları gayet açıktır:<br />
<br />
1- Bu yol, Muhammed- Ali Yolu’dur. Hz. Muhammed ve Hz. Ali birbirinden ayrı tutulamaz.<br />
“Muhammed – Ali yolu, Allah’ın, bizlere ışık tutması için, Muhammed’i rehber, Ali’yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir.”<br />
<br />
2-Muhammed- Ali tarafından İnsanlığa miras bırakılan Alevilik yolunu Kırklar<br />
Dergahı ibadetleriyle süren Pir İmam Cafer’dir. Alevilik yolu olan Caferilik dışındaki mezhepler sonradan ortaya çıkan yanlış inanışlardır.<br />
<br />
3- Aleviliği İslam veya Müslümanlık adı altında kategorize etmeye kimsenin hakkı yoktur. Aleviliğin ibadetleri Kırklar Dergahı’ından miras kalmıştır.<br />
Bu mirası Allah’ın gönderdiği ermiş ve dervişleri sürdürmüştür.<br />
<br />
4- Alevilik; aydınlık, çağdaş ve insana değer veren bir yoldur.<br />
Hacı, hoca, molla, şeyh, şıh yolu değildir. Büyü, muska, fal, medyumculuk ve üfürükçülük hurafedir. Bu yolla insanların istismar edilmesine karşıdır.<br />
<br />
5- Mezhep ayrılığı ilk kez Mavya zamanında, Ehlibeyt’e zulüm edilerek ortaya atılmıştır. Birliğin yolu Alevilik olup, ayrımcılığın kaynağı Muaviye siyasetidir.<br />
<br />
6- Alevilik; Muhammed- Ali, Oniki İmam ve Ehlibeyt yoludur. Bu yolun adı Müslümanlık değil “Allah’a Giden Yol’dur.<br />
<br />
7- Şahımerdan Ali, İnsanlık sancağı’nı çeken ve binbir donda baş gösteren Allah’ın Aslanı’dır. Muhammed Rehber, Ali Mürşit’tir. Muhammed’e Kuran, Ali’ye Zülfikar inmiştir.<br />
“Bizim sevgimiz, aşkımız, pirimiz, ışığımız, mürşit kapımız Hazreti Ali’dir.”<br />
<br />
8- Alevilik inancında dil- din- ırk ayrımcılığı yoktur. Hak katında herkes kendi günahından sorulur. Allah düşmanları, kıskançlık, fesatlık ve dünya saltanatı için Ehlibeyt’e zulüm yaparak bu yolu yok etmeye çalışmışlardır.<br />
<br />
9- “Gerçek ölmez don (beden) değişir.”<br />
Asılan, kesilen, sürgün edilen Evliyalar; beden değiştirerek Anadolu’nun dört bir tarafından Allah’ın insanlara gönderdiği ışık olarak gelmiş, kerametleri ve ibadetleriyle bu yolu yaşatmışlardır.<br />
<br />
10- Evliyalar her dönemde gelen Allah’ın lütuflarıdır.<br />
Bu dönemde de Zöhre Ana olarak gelmiştir.<br />
“Ermişe yaş sorulmaz, baş sorulur. Erkek, kadın diye bir ayrım yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Çünkü veren, ilahi gücü büyük, Allah’tan okuyandır. Allah, evliyanın dilindedir. Onun ilim deryası, imanı, kuranı, Allah’tandır. Allah ilmi, evliyanın derya ummanıdır, Hak nefesini dilinden dökmesidir Hak’tan gelen Hak’tır ve derya ummandır.<br />
<br />
11-Alevilikte ibadet yeri cemevidir.<br />
“Semah”, evliyanın Hak aşkıyla coşup, kolunu kanadını çırparak uğunmasıdır ve Kırklar katında en büyük ibadetten biridir. Çünkü Hak semasıdır. Bu kutsal ibadet, bir takım insanlar tarafından layık olmayan yerlerde, (mesela, eğlence yerlerinde, gösteri amaçlı, halk oyunlarına benzetilerek) uygulanmamalıdı r. Semah, Muhammed – Ali yoluna yakışan bir ibadettir. Bu yola gönül veren insanların ibadet için toplandıkları yere de Cemevi denir.”<br />
<br />
12- Alevilikte namaz vardır.<br />
“Abdest ve namaz, Muhammed – Ali’nin, onlara gönül veren ve onların yolundan gitmek isteyen insanlara bıraktığı bir ışıktır, ibadettir. Gerçek ibadetlerden de insanlığa zarar gelmez.”<br />
<br />
13- “Batın” ve “Batıl”<br />
“Batın yolu” dedikleri söz, Allah’ın gözle görülmeyen, sırlarına erilemeyen yoludur. Evliyalar da bu deryadan Hak şarabı içenlerdir. Onların Abu Kevser Irmağı gibi coşarak akmalarıdır. ”<br />
<br />
“Batıl ise, hocalık, hacılık, şıhlık, şeyhlik, müritlik, el alıp-el vermeler, tekke ve türbe adı altında yürütülen bir yoldur. Ayrıca da muska, büyü, fal, medyumluk, üfürükçülük gibi boş işler de bunlarla alakalıdır. Bunların hiçbir zaman gerçek keramet gösteren ermişlerin yolunda yeri olamaz, hiçbir zaman da bunları savunanlar Hakikatten ilim alıp veremezler.”<br />
<br />
14- Alevilik Atatürkçüdür.<br />
Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde n yana taraftır.<br />
İnancın siyasete alet edilmesine karşıdır. .<br />
“Her zaman toplumun birlik ve beraberliğinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin, Türk Ordusunun, Laikliğin ve ona sahip çıkan insanların yanındayım. Devletimizin, milletimizin bütünlüğünü bozmaya ve onu parçalamaya çalışan insanların daima karşısındayım.”<br />
<br />
“Ne mutlu ki bana Mustafa Kemal’e gönül vermişim…<br />
<br />
Ne mutlu Mustafa Kemal’e gönül verenlere…” Zöhre Ana<br />
<br />
Bundan böyle Aleviliğin alfabesi, sözlüğü, kitabı, yorumu buradadır.<br />
Zöhre Ana’nın anlatımı dışındaki tanımlar sadece laftır.<br />
<br />
Gerçekler” konuşunca, “inkarın” kalesi yıkılır.<br />
<br />
<a href="https://alevinedir.wordpress.com/2015/07/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://alevinedir.wordpress.com/2015/07/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aleviliğe farklı tanımlar, farklı anlamlar yükleyenler, Aleviliği siyasi menfaatlerine göre bükmek isteyenler ve Alevilik hakkında bilgi sahibi olmayanlar bu eksikliklerini Zöhre Ana’nın verileriyle kapatırlar umarım.Zöhre Ana, Aleviliğin serçeşmesidir. Zöhre Ana, Muhammed- Ali’nin dilidir.<br />
<br />
Bu verilere göre Aleviliğin temel kaynakları ve esasları gayet açıktır:<br />
<br />
1- Bu yol, Muhammed- Ali Yolu’dur. Hz. Muhammed ve Hz. Ali birbirinden ayrı tutulamaz.<br />
“Muhammed – Ali yolu, Allah’ın, bizlere ışık tutması için, Muhammed’i rehber, Ali’yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir.”<br />
<br />
2-Muhammed- Ali tarafından İnsanlığa miras bırakılan Alevilik yolunu Kırklar<br />
Dergahı ibadetleriyle süren Pir İmam Cafer’dir. Alevilik yolu olan Caferilik dışındaki mezhepler sonradan ortaya çıkan yanlış inanışlardır.<br />
<br />
3- Aleviliği İslam veya Müslümanlık adı altında kategorize etmeye kimsenin hakkı yoktur. Aleviliğin ibadetleri Kırklar Dergahı’ından miras kalmıştır.<br />
Bu mirası Allah’ın gönderdiği ermiş ve dervişleri sürdürmüştür.<br />
<br />
4- Alevilik; aydınlık, çağdaş ve insana değer veren bir yoldur.<br />
Hacı, hoca, molla, şeyh, şıh yolu değildir. Büyü, muska, fal, medyumculuk ve üfürükçülük hurafedir. Bu yolla insanların istismar edilmesine karşıdır.<br />
<br />
5- Mezhep ayrılığı ilk kez Mavya zamanında, Ehlibeyt’e zulüm edilerek ortaya atılmıştır. Birliğin yolu Alevilik olup, ayrımcılığın kaynağı Muaviye siyasetidir.<br />
<br />
6- Alevilik; Muhammed- Ali, Oniki İmam ve Ehlibeyt yoludur. Bu yolun adı Müslümanlık değil “Allah’a Giden Yol’dur.<br />
<br />
7- Şahımerdan Ali, İnsanlık sancağı’nı çeken ve binbir donda baş gösteren Allah’ın Aslanı’dır. Muhammed Rehber, Ali Mürşit’tir. Muhammed’e Kuran, Ali’ye Zülfikar inmiştir.<br />
“Bizim sevgimiz, aşkımız, pirimiz, ışığımız, mürşit kapımız Hazreti Ali’dir.”<br />
<br />
8- Alevilik inancında dil- din- ırk ayrımcılığı yoktur. Hak katında herkes kendi günahından sorulur. Allah düşmanları, kıskançlık, fesatlık ve dünya saltanatı için Ehlibeyt’e zulüm yaparak bu yolu yok etmeye çalışmışlardır.<br />
<br />
9- “Gerçek ölmez don (beden) değişir.”<br />
Asılan, kesilen, sürgün edilen Evliyalar; beden değiştirerek Anadolu’nun dört bir tarafından Allah’ın insanlara gönderdiği ışık olarak gelmiş, kerametleri ve ibadetleriyle bu yolu yaşatmışlardır.<br />
<br />
10- Evliyalar her dönemde gelen Allah’ın lütuflarıdır.<br />
Bu dönemde de Zöhre Ana olarak gelmiştir.<br />
“Ermişe yaş sorulmaz, baş sorulur. Erkek, kadın diye bir ayrım yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Çünkü veren, ilahi gücü büyük, Allah’tan okuyandır. Allah, evliyanın dilindedir. Onun ilim deryası, imanı, kuranı, Allah’tandır. Allah ilmi, evliyanın derya ummanıdır, Hak nefesini dilinden dökmesidir Hak’tan gelen Hak’tır ve derya ummandır.<br />
<br />
11-Alevilikte ibadet yeri cemevidir.<br />
“Semah”, evliyanın Hak aşkıyla coşup, kolunu kanadını çırparak uğunmasıdır ve Kırklar katında en büyük ibadetten biridir. Çünkü Hak semasıdır. Bu kutsal ibadet, bir takım insanlar tarafından layık olmayan yerlerde, (mesela, eğlence yerlerinde, gösteri amaçlı, halk oyunlarına benzetilerek) uygulanmamalıdı r. Semah, Muhammed – Ali yoluna yakışan bir ibadettir. Bu yola gönül veren insanların ibadet için toplandıkları yere de Cemevi denir.”<br />
<br />
12- Alevilikte namaz vardır.<br />
“Abdest ve namaz, Muhammed – Ali’nin, onlara gönül veren ve onların yolundan gitmek isteyen insanlara bıraktığı bir ışıktır, ibadettir. Gerçek ibadetlerden de insanlığa zarar gelmez.”<br />
<br />
13- “Batın” ve “Batıl”<br />
“Batın yolu” dedikleri söz, Allah’ın gözle görülmeyen, sırlarına erilemeyen yoludur. Evliyalar da bu deryadan Hak şarabı içenlerdir. Onların Abu Kevser Irmağı gibi coşarak akmalarıdır. ”<br />
<br />
“Batıl ise, hocalık, hacılık, şıhlık, şeyhlik, müritlik, el alıp-el vermeler, tekke ve türbe adı altında yürütülen bir yoldur. Ayrıca da muska, büyü, fal, medyumluk, üfürükçülük gibi boş işler de bunlarla alakalıdır. Bunların hiçbir zaman gerçek keramet gösteren ermişlerin yolunda yeri olamaz, hiçbir zaman da bunları savunanlar Hakikatten ilim alıp veremezler.”<br />
<br />
14- Alevilik Atatürkçüdür.<br />
Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde n yana taraftır.<br />
İnancın siyasete alet edilmesine karşıdır. .<br />
“Her zaman toplumun birlik ve beraberliğinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin, Türk Ordusunun, Laikliğin ve ona sahip çıkan insanların yanındayım. Devletimizin, milletimizin bütünlüğünü bozmaya ve onu parçalamaya çalışan insanların daima karşısındayım.”<br />
<br />
“Ne mutlu ki bana Mustafa Kemal’e gönül vermişim…<br />
<br />
Ne mutlu Mustafa Kemal’e gönül verenlere…” Zöhre Ana<br />
<br />
Bundan böyle Aleviliğin alfabesi, sözlüğü, kitabı, yorumu buradadır.<br />
Zöhre Ana’nın anlatımı dışındaki tanımlar sadece laftır.<br />
<br />
Gerçekler” konuşunca, “inkarın” kalesi yıkılır.<br />
<br />
<a href="https://alevinedir.wordpress.com/2015/07/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://alevinedir.wordpress.com/2015/07/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik ve Nusayrilik arasındaki farklar]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-ve-nusayrilik-arasindaki-farklar.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Jul 2015 01:58:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevilik-ve-nusayrilik-arasindaki-farklar.html</guid>
			<description><![CDATA[Alevi Enstitüsü eski başkanı Prof. Cengiz Güleç, Anadolu Alevilerinin Suriye'deki son gelişmelerde Esad rejiminden yana tavır almalarını 'Mesele sadece inançsal değil, ideolojik. Alevilerin çoğu sol ideolojiye yakındır. Baas da sol renkli bir rejim. Filistin konusunda da en çok direnen ülke. Bence de Ortadoğu'da anti emperyalist son kaleyi yıkıyorlar' sözleriyle özetliyor.<br />
<br />
Akşam gazetesinden Şenay Yıldız'ın sorularını yanıtlayan Güleç, Anadolu Aleviliği ve Nusayrilik arasındaki farkları anlattı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NUSAYRİLER DAHA KATI</span><br />
Nusayrilerle Anadolu Alevileri arasındaki fark nedir?<br />
Nusayrilerin yaklaşık nüfuslarının 1 milyon civarında olduğu varsayılır. Ağırlıklı olarak Tarsus, Adana, Samandağı, Mersin, Antakya'da yaşarlar ve kendilerini daha has Alevi kabul ederler. Arap soyundan geldikleri ve Hz. Ali de Arap olduğu için, Ehlibeyit soyundan gelme ve seyitlik meselesinde daha doğrudan bir ata ilişkisi kurarlar. Nusayrilerde kutsal silsile, hiyerarşik yapı daha katı. Cemlere katılım orijinali itibariyle yabancıya kapalıdır ama bugün bizde artık yabancı da Cem'e giriyor. Oradaki cemlerde kadın ve erkek ayrı ayrı; bizde değil. Nusayrilik'te sır meselesi çok önemli.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">40 KAPI 40 MAKAM</span><br />
Bu Bektaşilik'te 4 kapı 40 makam meselesinde de var. Yani sadece Alevi ana babadan doğmak yetmiyor. Bir toplulukta yetişkin bir Alevi kabul edilmek için tarikat kapısına girmeniz gerekir. O inançta kamilleştikçe olgunlaşma düzeyine uygun sırlar da mürşitler tarafından verilir. Nusayrilikte bunlar daha sıkı tutuluyor. Sünni İslam'la ortak fikir ve inançları daha sıkı, daha yaygındır. Mesela Nusayriler arasında Sünni İslam'ın oruç, namaz, hacca gitmek gibi ritüellerine sıkça rastlarız. Anadolu'da Türkmen Sivas'ta, Isparta'da, Burdur'da, Balıkesir'de Alevi köylerinde 'Dem' adı altında dedenin desturuyla belli dozda alkollü içki içilir. Nusayrilerde bu kesinlikle yok. Hz. Ali figürünün önemi açısından da büyük bir fark var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HZ. ALİ TANRISAL</span><br />
Nasıl bir fark var Hz. Ali bakımından?<br />
Irak'ta da, Suriye'de de 'Aliullah', yani 'Ali Allah' kavramı var. Anadolu Aleviliği'nde Ali çok önemli olmakla beraber, Allah'la özdeş bir figür değil. 'Hak, Muhammed, Ali' üçlemesi, birlik/tevhit diye bilinir. Bizim için Ali velidir, velayet makamının piridir. Nusayrilerdekiy se tanrısallaşmış bir figürdür. Bu Irak ve Kakailerde de böyledir. Sonuçta, temel teolojik konularda farklılıklar olmakla beraber –etnik aidiyeti ne olursa olsun- Alevilikte 3 ortak ilke var: Eline, diline, beline sahip çık.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik neden bu kadar farklılık gösteriyor?</span><br />
Bizim bugün Alevilik dediğimiz inanç topluluklarının homojenize olması neredeyse 16'ncı, 17'nci yüzyıldan sonradır. Atalarına, öncülerine baktığınız zaman Melamilik, Kalenderilik, Haydarilik gibi Hıristiyan heteredoks grupların da dahil olduğu- çok değişik heteredoks gruplardır. Osmanlı'nın son dönemlerinde Anadolu'ya baktığınız zaman bugün bizim İslamcıların iddia ettiği gibi bir yapı değil; heterodoks inanç gruplarını görürsünüz. Anadolu halk İslam'ı son derece gevşekti. Bu nedenle Alevi ve Sünni köyleri yan yana yüzyıllarca yaşayabildi. Bugünkü Diyanet'in veya radikal İslamcıların temsil ettiği İslam'la hiçbir ilgisi yoktu. O nedenle Anadolu Müslümanlığı diye farklı bir İslam türünden bahsetmek bile mümkün. Anadolu 12, 13'üncü yüzyıldan Cumhuriyet'in ortalarına kadar heteredoks topluluklar cennetidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilerle İran Şiileri arasında nasıl bir ilişki var?</span><br />
Ehlibeyt, Hz. Ali, 12 İmam meselesine bağlılık dışında Anadolu Alevilerinin Şiilikle hemen hemen hiçbir ortak noktaları yoktur. Biz bugün Vahabilik veya Selefilik gibi Sünniliğin en Ortodoks yorumunu rahatsız edici buluyorsak, Şiiliğin yorumu da bundan farklı değil. Şiiliğin temel dayanağı imam meselesidir. İmamlara da tanrısallık atfedilir, Hz. Ali ve onun soyundan gelenlerin siyasal erk sahibi, hüküm verici olma iddiası, arzusu 7'inci yüzyıldan beri vardır ve bunlar dönem dönem İran'da yaşamıştır. Şu anda da o tarihi geleneğin bir parçasını görüyoruz. Anadolu Aleviliği'nde siyaset ve din arasında böyle bir ilişki yoktur.<br />
<br />
ensonhaber.com/cengiz-gulec-alevilik-ve-nusayrilik-arasindaki-farklar-2012-09-10.html]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Alevi Enstitüsü eski başkanı Prof. Cengiz Güleç, Anadolu Alevilerinin Suriye'deki son gelişmelerde Esad rejiminden yana tavır almalarını 'Mesele sadece inançsal değil, ideolojik. Alevilerin çoğu sol ideolojiye yakındır. Baas da sol renkli bir rejim. Filistin konusunda da en çok direnen ülke. Bence de Ortadoğu'da anti emperyalist son kaleyi yıkıyorlar' sözleriyle özetliyor.<br />
<br />
Akşam gazetesinden Şenay Yıldız'ın sorularını yanıtlayan Güleç, Anadolu Aleviliği ve Nusayrilik arasındaki farkları anlattı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NUSAYRİLER DAHA KATI</span><br />
Nusayrilerle Anadolu Alevileri arasındaki fark nedir?<br />
Nusayrilerin yaklaşık nüfuslarının 1 milyon civarında olduğu varsayılır. Ağırlıklı olarak Tarsus, Adana, Samandağı, Mersin, Antakya'da yaşarlar ve kendilerini daha has Alevi kabul ederler. Arap soyundan geldikleri ve Hz. Ali de Arap olduğu için, Ehlibeyit soyundan gelme ve seyitlik meselesinde daha doğrudan bir ata ilişkisi kurarlar. Nusayrilerde kutsal silsile, hiyerarşik yapı daha katı. Cemlere katılım orijinali itibariyle yabancıya kapalıdır ama bugün bizde artık yabancı da Cem'e giriyor. Oradaki cemlerde kadın ve erkek ayrı ayrı; bizde değil. Nusayrilik'te sır meselesi çok önemli.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">40 KAPI 40 MAKAM</span><br />
Bu Bektaşilik'te 4 kapı 40 makam meselesinde de var. Yani sadece Alevi ana babadan doğmak yetmiyor. Bir toplulukta yetişkin bir Alevi kabul edilmek için tarikat kapısına girmeniz gerekir. O inançta kamilleştikçe olgunlaşma düzeyine uygun sırlar da mürşitler tarafından verilir. Nusayrilikte bunlar daha sıkı tutuluyor. Sünni İslam'la ortak fikir ve inançları daha sıkı, daha yaygındır. Mesela Nusayriler arasında Sünni İslam'ın oruç, namaz, hacca gitmek gibi ritüellerine sıkça rastlarız. Anadolu'da Türkmen Sivas'ta, Isparta'da, Burdur'da, Balıkesir'de Alevi köylerinde 'Dem' adı altında dedenin desturuyla belli dozda alkollü içki içilir. Nusayrilerde bu kesinlikle yok. Hz. Ali figürünün önemi açısından da büyük bir fark var.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HZ. ALİ TANRISAL</span><br />
Nasıl bir fark var Hz. Ali bakımından?<br />
Irak'ta da, Suriye'de de 'Aliullah', yani 'Ali Allah' kavramı var. Anadolu Aleviliği'nde Ali çok önemli olmakla beraber, Allah'la özdeş bir figür değil. 'Hak, Muhammed, Ali' üçlemesi, birlik/tevhit diye bilinir. Bizim için Ali velidir, velayet makamının piridir. Nusayrilerdekiy se tanrısallaşmış bir figürdür. Bu Irak ve Kakailerde de böyledir. Sonuçta, temel teolojik konularda farklılıklar olmakla beraber –etnik aidiyeti ne olursa olsun- Alevilikte 3 ortak ilke var: Eline, diline, beline sahip çık.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilik neden bu kadar farklılık gösteriyor?</span><br />
Bizim bugün Alevilik dediğimiz inanç topluluklarının homojenize olması neredeyse 16'ncı, 17'nci yüzyıldan sonradır. Atalarına, öncülerine baktığınız zaman Melamilik, Kalenderilik, Haydarilik gibi Hıristiyan heteredoks grupların da dahil olduğu- çok değişik heteredoks gruplardır. Osmanlı'nın son dönemlerinde Anadolu'ya baktığınız zaman bugün bizim İslamcıların iddia ettiği gibi bir yapı değil; heterodoks inanç gruplarını görürsünüz. Anadolu halk İslam'ı son derece gevşekti. Bu nedenle Alevi ve Sünni köyleri yan yana yüzyıllarca yaşayabildi. Bugünkü Diyanet'in veya radikal İslamcıların temsil ettiği İslam'la hiçbir ilgisi yoktu. O nedenle Anadolu Müslümanlığı diye farklı bir İslam türünden bahsetmek bile mümkün. Anadolu 12, 13'üncü yüzyıldan Cumhuriyet'in ortalarına kadar heteredoks topluluklar cennetidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevilerle İran Şiileri arasında nasıl bir ilişki var?</span><br />
Ehlibeyt, Hz. Ali, 12 İmam meselesine bağlılık dışında Anadolu Alevilerinin Şiilikle hemen hemen hiçbir ortak noktaları yoktur. Biz bugün Vahabilik veya Selefilik gibi Sünniliğin en Ortodoks yorumunu rahatsız edici buluyorsak, Şiiliğin yorumu da bundan farklı değil. Şiiliğin temel dayanağı imam meselesidir. İmamlara da tanrısallık atfedilir, Hz. Ali ve onun soyundan gelenlerin siyasal erk sahibi, hüküm verici olma iddiası, arzusu 7'inci yüzyıldan beri vardır ve bunlar dönem dönem İran'da yaşamıştır. Şu anda da o tarihi geleneğin bir parçasını görüyoruz. Anadolu Aleviliği'nde siyaset ve din arasında böyle bir ilişki yoktur.<br />
<br />
ensonhaber.com/cengiz-gulec-alevilik-ve-nusayrilik-arasindaki-farklar-2012-09-10.html]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>