<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Alevi Forum - Alevi Köyleri ve Yerleşimleri]]></title>
		<link>https://www.aleviforum.net/</link>
		<description><![CDATA[Alevi Forum - https://www.aleviforum.net]]></description>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 20:34:24 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Isparta Alevi Köyleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-isparta-alevi-koyleri.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 01:13:59 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-isparta-alevi-koyleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Körküler Köyü Isparta'nın Yalvaç ilçesine bağlı Oğuz Boylarına mensup Türkmenlerin kurduğu bir köydür. 1972 yılında belde olmuştur.<br />
<br />
Türkiye Selçuklu Devleti’nin hükümdarı II. Kılıçarslan tarafından Bizanslılara karşı 1176’da kazanılan Miryokefalon (Karamık Beli) zaferinden sonra bölgeye Türkmenlerin yerleşmeye başladığı ve Körkülü Köyü'nünde bu tarihlerde oluştuğu bilinmektedir.<br />
<br />
Körkü ismi Kırgız Türkçesin'de güzel, görgülü, iyi, çekici olan anlamına gelmektedir.<br />
<br />
Körküler Kasabası isminin tarihsel yükümlülüğünü yerine getirerek bugün Türk kültür unsurlarını bünyesinde yaşatmakta ve geliştirerek devam ettirmektedir.<br />
<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Körküler Köyü Isparta'nın Yalvaç ilçesine bağlı Oğuz Boylarına mensup Türkmenlerin kurduğu bir köydür. 1972 yılında belde olmuştur.<br />
<br />
Türkiye Selçuklu Devleti’nin hükümdarı II. Kılıçarslan tarafından Bizanslılara karşı 1176’da kazanılan Miryokefalon (Karamık Beli) zaferinden sonra bölgeye Türkmenlerin yerleşmeye başladığı ve Körkülü Köyü'nünde bu tarihlerde oluştuğu bilinmektedir.<br />
<br />
Körkü ismi Kırgız Türkçesin'de güzel, görgülü, iyi, çekici olan anlamına gelmektedir.<br />
<br />
Körküler Kasabası isminin tarihsel yükümlülüğünü yerine getirerek bugün Türk kültür unsurlarını bünyesinde yaşatmakta ve geliştirerek devam ettirmektedir.<br />
<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nevşehir Alevi Köyleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-nevsehir-alevi-koyleri.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 01:13:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-nevsehir-alevi-koyleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayhanlar Köyü Nevşehir'in Avanos ilçesine bağlı Oğuzların Şambayat koluna mensup Türkmenlerin kurduğu bölgede ki tek Alevi köyüdür.<br />
Köy 13. yüzyılda Anadolu'da çıkan Babai İsyanından kaçan Türkmen ereni olan Ayhan Baba öncülüğünde kurulmuştur.<br />
Köy Küçük Ayhan ve Büyük Ayhan olmak üzere iki yerleşim yerinden oluşur.<br />
Köyde Sarıabdal ve Arzuman Ocakları mevcuttur. Sarıabdal Ocağı'nın kurucusu Oğuz Türklerinin Bayat Boyuna mensup Horasan Erenlerinden olan Sarıabdal'dır. Arzuman Ocağı ise köyde talipleri olan diğer ocaktır.<br />
<br />
<br />
Ayhanlar Köyünde bulunan türbeler şunlardır.<br />
1-Ayhan Baba-Dede Türbesi. Köyün kurucusuna aittir.<br />
2-Sülük Baba Türbesi. Sarıabdal Ocağına mensup dededir.<br />
3-Abdullah Baba Türbesi. Arzuman Ocağı mensubu aslen Sivaslı bir dedeye aittir.<br />
Ayhanlı köyü zengin kültürel dokusu, tarihi ve Alevi-Bektaşi inancı ile birlikte Türk Kültürünü yaşatmaya devam eden bölgenin önemli bir Türkmen Köyüdür.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Ayhanlar Köyü Nevşehir'in Avanos ilçesine bağlı Oğuzların Şambayat koluna mensup Türkmenlerin kurduğu bölgede ki tek Alevi köyüdür.<br />
Köy 13. yüzyılda Anadolu'da çıkan Babai İsyanından kaçan Türkmen ereni olan Ayhan Baba öncülüğünde kurulmuştur.<br />
Köy Küçük Ayhan ve Büyük Ayhan olmak üzere iki yerleşim yerinden oluşur.<br />
Köyde Sarıabdal ve Arzuman Ocakları mevcuttur. Sarıabdal Ocağı'nın kurucusu Oğuz Türklerinin Bayat Boyuna mensup Horasan Erenlerinden olan Sarıabdal'dır. Arzuman Ocağı ise köyde talipleri olan diğer ocaktır.<br />
<br />
<br />
Ayhanlar Köyünde bulunan türbeler şunlardır.<br />
1-Ayhan Baba-Dede Türbesi. Köyün kurucusuna aittir.<br />
2-Sülük Baba Türbesi. Sarıabdal Ocağına mensup dededir.<br />
3-Abdullah Baba Türbesi. Arzuman Ocağı mensubu aslen Sivaslı bir dedeye aittir.<br />
Ayhanlı köyü zengin kültürel dokusu, tarihi ve Alevi-Bektaşi inancı ile birlikte Türk Kültürünü yaşatmaya devam eden bölgenin önemli bir Türkmen Köyüdür.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şanlıurfa Alevi Köyleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-sanliurfa-alevi-koyleri.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 01:10:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-sanliurfa-alevi-koyleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kısas Köyü Şanlıurfa'ya bağlı Alevi-Bektaşi inancına mesup Türkmenlerin yaşadağı bir yerleşim yeridir. 1992 yılında belde olmuştur.<br />
<br />
Bölgeye Türkmenlerin gelmeye başlaması Selçuklu Komutanlarından Salar-ı Horasanın Bizan’sa yaptığı akınların (1065-1066 yılları) başlamasından sonra olmuştur. Salar Horasan’nın komutanlarından olduğu tahmin edilen Şah Muhammed’te (Harzemşahlar sülalesine mensup) o dönemlerde gelip Kısas'a yerleşmiştir. Şah Muhammed aynı zamanda kutsal bir kişiliğe sahip bir inanç önderidir ve türbesi Kısas'tadır.<br />
<br />
Köye yerleşen Türkmenler Alevi Bektaşi inancına mensuptur. 1915 yılından sonra Hacı Bektaş’tan gelen Çelebilere mensup Mustafa Kuzu efendi tarafından bugünkü Hacı Bektaş ocağına bağlanarak talipleri olarak inançlarına devam etmişlerdir. KısasÊ¼ta bir zamanlar Zeynel Abidin evlatlarından Seyyid AhmetÊ¼e ve onun soyundan gelenlere bağlı olan talipler daha sonra Dede Kargın, Kabak Abdal, Garip Musa gibi ocakların dedelerine de ikrar ve görgü hizmelerini yapmışlar.Ama çoğunluk bugün Hacı Bektaş ocağına bağlıdır.<br />
<br />
Kısas Türkmenleri 1915-1919 yılları arasındaki Kurtuluş Savaşı sırasında Arap Aşiretlerinin özellikle Siyala aşiretinin yaptığı büyük talan ve katliamlarda çok kayıplar vermişlerdir.<br />
<br />
Kayıtlara göre köy Çanakkale'ye iki asker yollamıştır. Bunlardan biri Sofu Halil’in oğlu Ahmet, diğeri Êttino Mehmet. Sofu Halil’in oğlu Ahmet 22.02.1915 yılında Çanakkale Arıburnu’daki savaşta şehit olmuştur.<br />
<br />
Kısas Köyü Kurtuluş Savaşı'nda Urfa milis kuvvetlerine destek vererek Fransızlara karşı kahramanca direnmişlerdir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kısas Köyü Şanlıurfa'ya bağlı Alevi-Bektaşi inancına mesup Türkmenlerin yaşadağı bir yerleşim yeridir. 1992 yılında belde olmuştur.<br />
<br />
Bölgeye Türkmenlerin gelmeye başlaması Selçuklu Komutanlarından Salar-ı Horasanın Bizan’sa yaptığı akınların (1065-1066 yılları) başlamasından sonra olmuştur. Salar Horasan’nın komutanlarından olduğu tahmin edilen Şah Muhammed’te (Harzemşahlar sülalesine mensup) o dönemlerde gelip Kısas'a yerleşmiştir. Şah Muhammed aynı zamanda kutsal bir kişiliğe sahip bir inanç önderidir ve türbesi Kısas'tadır.<br />
<br />
Köye yerleşen Türkmenler Alevi Bektaşi inancına mensuptur. 1915 yılından sonra Hacı Bektaş’tan gelen Çelebilere mensup Mustafa Kuzu efendi tarafından bugünkü Hacı Bektaş ocağına bağlanarak talipleri olarak inançlarına devam etmişlerdir. KısasÊ¼ta bir zamanlar Zeynel Abidin evlatlarından Seyyid AhmetÊ¼e ve onun soyundan gelenlere bağlı olan talipler daha sonra Dede Kargın, Kabak Abdal, Garip Musa gibi ocakların dedelerine de ikrar ve görgü hizmelerini yapmışlar.Ama çoğunluk bugün Hacı Bektaş ocağına bağlıdır.<br />
<br />
Kısas Türkmenleri 1915-1919 yılları arasındaki Kurtuluş Savaşı sırasında Arap Aşiretlerinin özellikle Siyala aşiretinin yaptığı büyük talan ve katliamlarda çok kayıplar vermişlerdir.<br />
<br />
Kayıtlara göre köy Çanakkale'ye iki asker yollamıştır. Bunlardan biri Sofu Halil’in oğlu Ahmet, diğeri Êttino Mehmet. Sofu Halil’in oğlu Ahmet 22.02.1915 yılında Çanakkale Arıburnu’daki savaşta şehit olmuştur.<br />
<br />
Kısas Köyü Kurtuluş Savaşı'nda Urfa milis kuvvetlerine destek vererek Fransızlara karşı kahramanca direnmişlerdir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Artvin Alevi Köyleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-artvin-alevi-koyleri.html</link>
			<pubDate>Sun, 22 Sep 2019 00:58:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-artvin-alevi-koyleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Damal Ardahan iline bağlı Alevi-Bektaşi Türkmenlerden oluşan bir ilçedir. 1972 yılına kadar Aşağı Damal, Yukarı Damal ve Küçük Damal olarak kurulu olan üç köy birleşerek belde, 1992 yılında da ilçe olur.<br />
<br />
Damal ve yöresi Orta Asya’dan Avrupa’ya göç eden Türk boylarının geçiş güzergahında bulunan yerleşim alanlarıdır. Tarihte Ardahan-Posof Sancaklarına bağlı Yukarı Kura ya da Meşe Ardahan adı ile anılan bölge 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır.<br />
<br />
Akkoyunlu Uzun Hasan döneminde (1453) Maraş yöresinden gönüllü olarak getirilen Dulkadurlu-Ulusu topluluğundan “Türkmenler” bu yöreye yerleşmişler, Ulgar ve Cin Dağlarını yaylak edinip zamanla Damal bölgesinde köyler kurarak günümüze kadar kendi gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır. Yöre halkının kadın giyimleri Orta Asya’dan gelen eski Oğuz geleneklerini yansıtmaktadır.<br />
<br />
Damal, dağlarında beliren Atatürk silüeti ile ünlüdür. Her yıl Haziran ayının 15 ile Temmuz ayının 15’ine kadar saat 18’den itibaren Karadağ sırtlarında Atatürk’ün bu silueti net olarak yaklaşık 20 dakika izlenmektedir.<br />
<br />
2001 senesinde Japonya`da düzenlenen en iyi yerel kıyafetler yarışmasında, Damallı Halk Eğitim öğrencilerinin yaptığı ilçenin adıyla özdeşleşen Damal Türkmen Bebeği birinci seçilmiştir.<br />
<br />
Bölge 1876-1920 tarihleri arasında Rusların istilasına uğramıştır. Halen halk arasında 93 kırgını olarak anılan Osmanlı-Rus Savaşında 44 yıl istila ve Rus zulmü yaşamasına rağmen yöre halkı gelenek ve göreneklerinden asla taviz vermemiştir. Rus ordusunun çekilmesiyle İngiliz desteğindeki Ermeni ve Gürcü işgali devam etmiştir. Kazım KARABEKİR komutasında ki Türk Ordusunun 1 Mart 1921 Yılında bölgeyi kurtarmasına kadar bölge halkının direnişi sürmüştür.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Damal Ardahan iline bağlı Alevi-Bektaşi Türkmenlerden oluşan bir ilçedir. 1972 yılına kadar Aşağı Damal, Yukarı Damal ve Küçük Damal olarak kurulu olan üç köy birleşerek belde, 1992 yılında da ilçe olur.<br />
<br />
Damal ve yöresi Orta Asya’dan Avrupa’ya göç eden Türk boylarının geçiş güzergahında bulunan yerleşim alanlarıdır. Tarihte Ardahan-Posof Sancaklarına bağlı Yukarı Kura ya da Meşe Ardahan adı ile anılan bölge 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır.<br />
<br />
Akkoyunlu Uzun Hasan döneminde (1453) Maraş yöresinden gönüllü olarak getirilen Dulkadurlu-Ulusu topluluğundan “Türkmenler” bu yöreye yerleşmişler, Ulgar ve Cin Dağlarını yaylak edinip zamanla Damal bölgesinde köyler kurarak günümüze kadar kendi gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır. Yöre halkının kadın giyimleri Orta Asya’dan gelen eski Oğuz geleneklerini yansıtmaktadır.<br />
<br />
Damal, dağlarında beliren Atatürk silüeti ile ünlüdür. Her yıl Haziran ayının 15 ile Temmuz ayının 15’ine kadar saat 18’den itibaren Karadağ sırtlarında Atatürk’ün bu silueti net olarak yaklaşık 20 dakika izlenmektedir.<br />
<br />
2001 senesinde Japonya`da düzenlenen en iyi yerel kıyafetler yarışmasında, Damallı Halk Eğitim öğrencilerinin yaptığı ilçenin adıyla özdeşleşen Damal Türkmen Bebeği birinci seçilmiştir.<br />
<br />
Bölge 1876-1920 tarihleri arasında Rusların istilasına uğramıştır. Halen halk arasında 93 kırgını olarak anılan Osmanlı-Rus Savaşında 44 yıl istila ve Rus zulmü yaşamasına rağmen yöre halkı gelenek ve göreneklerinden asla taviz vermemiştir. Rus ordusunun çekilmesiyle İngiliz desteğindeki Ermeni ve Gürcü işgali devam etmiştir. Kazım KARABEKİR komutasında ki Türk Ordusunun 1 Mart 1921 Yılında bölgeyi kurtarmasına kadar bölge halkının direnişi sürmüştür.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bingöl Alevi Köyleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-bingol-alevi-koyleri.html</link>
			<pubDate>Sun, 15 Sep 2019 21:41:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=1">Admin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-bingol-alevi-koyleri.html</guid>
			<description><![CDATA[Bingöl Alevi Köyleri bakımından oldukça zengin bir ilimiz. Bu bölgedeki Alevilerin Zaza olduklarını yoğunlukla Karlıova ve Kiğı ve Yayla Dere ilçelerinde yaşadıklarını biliyorum. Bingöl'ün Genç ilçesinde dört sene yaşamış ve tüm ilçelerini, bazı köylerini ziyaret etmiştim.<br />
<br />
Dün Karlıova ilçesi Soğukpınar köyünden bir arkadaşla tanıştım. Görür görmez Alevi olduğunu anladım. Sorduğumda hiç saklamadan Zaza'yım ve Alevi'yim dedi.<br />
<br />
Doğu ve Güneydoğu'da şunu görüyorum. Geçmişte Alevi olarak yaşayan binlerce köylü sonradan yaşanan baskılar neticesinde evrilmiş ve inanç ve kültür bakımından asimilasyona uğramış. Korkudan dolayı çocuklarına Ayşe ve Yavuz ismini koyan birçok kişi tanıyorum.<br />
<br />
Yolumuz, insanlık yolu. Biz kimsenin dinine,diline,ırkına,mezhebine bakmıyoruz. Alevi de olsa başka türlü bir inanca sahipte olsa biizm için önemli olan dürüst ve insancıl olması.<br />
<br />
<br />
Bingöl, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ildir. İl Nüfusu: 239.560'dür. Bu nüfusun %65,4'ü şehirlerde yaşamaktadır. İlin yüzölçümü 8.004 m²'dir. İlde km²'ye 34 kişi düşmektedir. İlde yıllık nüfus artış oranı % 0,89 olmuştur. İl merkezinin denizden yüksekliği: 1159 m.'dir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bing%C3%B6l_(il)" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Vikipedi</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bingöl Alevi Köyleri bakımından oldukça zengin bir ilimiz. Bu bölgedeki Alevilerin Zaza olduklarını yoğunlukla Karlıova ve Kiğı ve Yayla Dere ilçelerinde yaşadıklarını biliyorum. Bingöl'ün Genç ilçesinde dört sene yaşamış ve tüm ilçelerini, bazı köylerini ziyaret etmiştim.<br />
<br />
Dün Karlıova ilçesi Soğukpınar köyünden bir arkadaşla tanıştım. Görür görmez Alevi olduğunu anladım. Sorduğumda hiç saklamadan Zaza'yım ve Alevi'yim dedi.<br />
<br />
Doğu ve Güneydoğu'da şunu görüyorum. Geçmişte Alevi olarak yaşayan binlerce köylü sonradan yaşanan baskılar neticesinde evrilmiş ve inanç ve kültür bakımından asimilasyona uğramış. Korkudan dolayı çocuklarına Ayşe ve Yavuz ismini koyan birçok kişi tanıyorum.<br />
<br />
Yolumuz, insanlık yolu. Biz kimsenin dinine,diline,ırkına,mezhebine bakmıyoruz. Alevi de olsa başka türlü bir inanca sahipte olsa biizm için önemli olan dürüst ve insancıl olması.<br />
<br />
<br />
Bingöl, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ildir. İl Nüfusu: 239.560'dür. Bu nüfusun %65,4'ü şehirlerde yaşamaktadır. İlin yüzölçümü 8.004 m²'dir. İlde km²'ye 34 kişi düşmektedir. İlde yıllık nüfus artış oranı % 0,89 olmuştur. İl merkezinin denizden yüksekliği: 1159 m.'dir. <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Bing%C3%B6l_(il)" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Vikipedi</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Trabzon Alevi Köyleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-trabzon-alevi-koyleri.html</link>
			<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 02:49:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-trabzon-alevi-koyleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Güvenç Abdal Ocağına bağlı Çepni Türkmenlerinin yerleşim yeri olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üzümlü Köyü , </span>Alevi Köyü'dür..<br />
Akçaabat/Trabzon<br />
<br />
bilgi alıntıdır..</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Güvenç Abdal Ocağına bağlı Çepni Türkmenlerinin yerleşim yeri olan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üzümlü Köyü , </span>Alevi Köyü'dür..<br />
Akçaabat/Trabzon<br />
<br />
bilgi alıntıdır..</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çorum Alevi Köyleri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-corum-alevi-koyleri.html</link>
			<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 02:47:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-corum-alevi-koyleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Küçük Erikli Köyü</span> Çorum'un Uğurludağ İlçesine bağlı Alevi Türkmen Köyüdür.<br />
<br />
<br />
Köyün kuruluşu Osmanlı-Kürt İttifakı dönemine 1512 yılına kadar gider. Bu dönemlerde Anadolu'da Safevi Türkmen Devleti ve Şah İsmail'i destekleyen Türkmenler üzerine ciddi bir baskı oluşturulur. Osmanlı'nın adeta Türkmenlere yönelik cadı avına çıktığı bu ortamda üç kardeş Küçük Erikli'nin bulunduğu mevkideki mağaralara saklanırlar. Osmanlı askerleri bölgeye her gelişlerinde tüm aramalara rağmen kimseyi bulamazlar. Ortalık sükunete uğradıktan sonra bölgeye gelen bir Osmanlı komutanı: ''Siz nasıl yaman insanlarmışsınız ve burası nasıl yaman bir dağmış ki sizleri burada bulamadık demiş.'' Bu nedenle köyün ismi<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> YAMANLAR</span> ya da değişime uğrayarak<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> YAMADI </span>olarak kalmıştır. Cumhuriyet döneminde köyün ismi 1970'li yıllardan sonra Küçük Erikli olmuştur.<br />
<br />
bilgiler facebook'tan alıntıdır..</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Küçük Erikli Köyü</span> Çorum'un Uğurludağ İlçesine bağlı Alevi Türkmen Köyüdür.<br />
<br />
<br />
Köyün kuruluşu Osmanlı-Kürt İttifakı dönemine 1512 yılına kadar gider. Bu dönemlerde Anadolu'da Safevi Türkmen Devleti ve Şah İsmail'i destekleyen Türkmenler üzerine ciddi bir baskı oluşturulur. Osmanlı'nın adeta Türkmenlere yönelik cadı avına çıktığı bu ortamda üç kardeş Küçük Erikli'nin bulunduğu mevkideki mağaralara saklanırlar. Osmanlı askerleri bölgeye her gelişlerinde tüm aramalara rağmen kimseyi bulamazlar. Ortalık sükunete uğradıktan sonra bölgeye gelen bir Osmanlı komutanı: ''Siz nasıl yaman insanlarmışsınız ve burası nasıl yaman bir dağmış ki sizleri burada bulamadık demiş.'' Bu nedenle köyün ismi<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> YAMANLAR</span> ya da değişime uğrayarak<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> YAMADI </span>olarak kalmıştır. Cumhuriyet döneminde köyün ismi 1970'li yıllardan sonra Küçük Erikli olmuştur.<br />
<br />
bilgiler facebook'tan alıntıdır..</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Malatya – Yazıhan – Fethiye Alevi Ocakları]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-malatya-%E2%80%93-yazihan-%E2%80%93-fethiye-alevi-ocaklari.html</link>
			<pubDate>Sat, 09 Jun 2018 00:04:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-malatya-%E2%80%93-yazihan-%E2%80%93-fethiye-alevi-ocaklari.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyyid Ali Sultan Ocağı diğer namı Kızıldeli</span><br />
<br />
Merkezi, Fethiye´ye bağlı Tencili mezrası olan Seyyid Ali Sultan ocağı, (Türbesi) Memlük devleti dönemine dek belgelerle izleyebildiğimiz, geçmişi çok eskilere dayanan bir ocaktır ve Fethiyeye ilk yerleşenlerdir. 1960´larda Gözüböyük ailesi tarafından onarılarak betonarmeye çevrildi. Türbenin çevresinde bir mezarlık, 20-25 metre aşağısında üç gözlü bir pınar vardır. Ocak üyelerine göre, on dördüncü yüzyıllarda yöreye yerleştiklerini Malatya dışında Sivas,Amasya, Erzincan,İran,Irak ve Lübnan´da Taliplerinin olduklarını söylemektedirler.<br />
Kaynak: Hamza Aksüt Anadolu Aleviliği<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şıh Hasan Ocağı</span><br />
<br />
On altıncı yüzyıllarda Elazığa bağlı Şeyhhasan köyünden gelip Fethiye´ye yerleştikleri Ocak üyeleri tarafından anlatılmaktadır. Şıh Hasan Seceresine göre, Horhasan´dan gelen aşiretlerin Türk mutasavvıfı Ahmet-i Yesevi´den geldiği, bu soydan gelen Şıh Hasan´ın, Moğollar´ın akını önünden kaçarak Bağdat´ta bulunan halifeye,aşireti ile sığındığı, bir süre sonra Hicaz´e gittiği, oradanda tahsilini tamamlamak için Kahire´ye gittiği tahsilini tamamladıktan sonra aşiretini alarak Konya´ya gelip Sultan Alaeddin Keykubat´ın kızkardeşi ile evlendiği, Sultan´ın kendisine Baskil´i yurt olarak tahsis ettiği,daha sonra, Yavuz Sultan zulmünden kaçarak Malatya,Erzincan,Tunceli ve Sivas köylerine yerleştikleri yazmaktadır.<br />
Kaynak: Şıh Hasan Seceresi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacım Sultan Ocağı</span><br />
<br />
1950 yıllarında Hekimhan´e bağlı Kınık köyünden göc edip Fethiye´ye yerleşmişlerdir. Ocağın ilk merkezi Karaca köyü idi. Seydi Ahmet soyu olarak bilinirler. Ocak dedelerinden Hıdır Koluaçık, yayınladığı şiir kitapında kendini tanıtırken şöyle diyor: „Ceddi alamız olan onuncu imam Aliyyül Naki neslinden intikal edip gelmiş olan Hacım Sultan, Horhasan´ın Nişabur kentinden gelmiştir. Onun soyundan Seyyid Durak adındaki bir kimse, Yazıhan-Karaca köyüne gelip yerleşmiştir ve ocağımız kurulmuştur“. Fethiye dışında Hekimhan ve köyleri, Sivas, Maraş ve Kars´ta Talipleri vardır. Hacım Sultan Türbesi Uşak Şehrinin Suzus İlçesinde´dir.<br />
<br />
Kaynak:Hamza Aksüt Anadolu Aleviliği</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyyid Ali Sultan Ocağı diğer namı Kızıldeli</span><br />
<br />
Merkezi, Fethiye´ye bağlı Tencili mezrası olan Seyyid Ali Sultan ocağı, (Türbesi) Memlük devleti dönemine dek belgelerle izleyebildiğimiz, geçmişi çok eskilere dayanan bir ocaktır ve Fethiyeye ilk yerleşenlerdir. 1960´larda Gözüböyük ailesi tarafından onarılarak betonarmeye çevrildi. Türbenin çevresinde bir mezarlık, 20-25 metre aşağısında üç gözlü bir pınar vardır. Ocak üyelerine göre, on dördüncü yüzyıllarda yöreye yerleştiklerini Malatya dışında Sivas,Amasya, Erzincan,İran,Irak ve Lübnan´da Taliplerinin olduklarını söylemektedirler.<br />
Kaynak: Hamza Aksüt Anadolu Aleviliği<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şıh Hasan Ocağı</span><br />
<br />
On altıncı yüzyıllarda Elazığa bağlı Şeyhhasan köyünden gelip Fethiye´ye yerleştikleri Ocak üyeleri tarafından anlatılmaktadır. Şıh Hasan Seceresine göre, Horhasan´dan gelen aşiretlerin Türk mutasavvıfı Ahmet-i Yesevi´den geldiği, bu soydan gelen Şıh Hasan´ın, Moğollar´ın akını önünden kaçarak Bağdat´ta bulunan halifeye,aşireti ile sığındığı, bir süre sonra Hicaz´e gittiği, oradanda tahsilini tamamlamak için Kahire´ye gittiği tahsilini tamamladıktan sonra aşiretini alarak Konya´ya gelip Sultan Alaeddin Keykubat´ın kızkardeşi ile evlendiği, Sultan´ın kendisine Baskil´i yurt olarak tahsis ettiği,daha sonra, Yavuz Sultan zulmünden kaçarak Malatya,Erzincan,Tunceli ve Sivas köylerine yerleştikleri yazmaktadır.<br />
Kaynak: Şıh Hasan Seceresi<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacım Sultan Ocağı</span><br />
<br />
1950 yıllarında Hekimhan´e bağlı Kınık köyünden göc edip Fethiye´ye yerleşmişlerdir. Ocağın ilk merkezi Karaca köyü idi. Seydi Ahmet soyu olarak bilinirler. Ocak dedelerinden Hıdır Koluaçık, yayınladığı şiir kitapında kendini tanıtırken şöyle diyor: „Ceddi alamız olan onuncu imam Aliyyül Naki neslinden intikal edip gelmiş olan Hacım Sultan, Horhasan´ın Nişabur kentinden gelmiştir. Onun soyundan Seyyid Durak adındaki bir kimse, Yazıhan-Karaca köyüne gelip yerleşmiştir ve ocağımız kurulmuştur“. Fethiye dışında Hekimhan ve köyleri, Sivas, Maraş ve Kars´ta Talipleri vardır. Hacım Sultan Türbesi Uşak Şehrinin Suzus İlçesinde´dir.<br />
<br />
Kaynak:Hamza Aksüt Anadolu Aleviliği</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Malatya Arguvan Alevi Köylerinin Kökeni]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-malatya-arguvan-alevi-koylerinin-kokeni.html</link>
			<pubDate>Sun, 27 May 2018 01:51:21 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-malatya-arguvan-alevi-koylerinin-kokeni.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Türkü makamıyla ünlü Arguvan, Anadolu Alevilerinin önemli tarihsel yurtlarındandır. Arguvan’ın kaynaklarda rastlanan ilk adı Argaous’tur. Argaous, ilkçağda Malatya yakınlarındaki bir kentti. (1) Sözcüğün kökü Arga’dır ve bu durumuyla Akçadağ’ın eski adı olan Arga ile adaştır. Argaous’un sonundaki ‘ous’ eki Helenleşme döneminde eklenmiştir ve ‘li’ ekinin karşılığıdır. Arga’nın Luwi dilindeki anlamları, ‘yukarı’ ve ‘sınır’dır. Eski Anadolu dillerindeki anlamı ise ‘ışıldayan’dır. ( 2 )<br />
<br />
Yama dağlarının bir bölümü olan Göl dağları ile Fırat ırmağı arasındaki yörede yurt tutan Arguvanlılar, Anadolu Aleviliğinin oluştuğu yer olan Kuzey Mezopotamya, bir başka adıyla El-Cezire kökenlidir. ( El-Cezire, güneyi Tikrit kenti olmak üzere Fırat ve Dicle arasında kalan ve Diyarbakır’a kadar uzanan coğrafya parçasının adıdır.) Bu yazının konusu bu belirlemenin ayrıntılarıdır.<br />
<br />
Yöredeki halkın bir bölümü, El Cezire yöresinden geldiğini unutmamıştır. Örneğin; İsaköy halkının bir bölümü Urfa’nın Viranşehir yöresinden geldiklerini söylemektedir. Aynı köydeki Telli-Ören adındaki bir sülale ise Kerkük kökenli olduğunu unutmamıştır. Kızıklılar ise Kuzey Irak’tan geldiklerini söylemektedir. Günümüzde Hekimhan topraklarında yer alan ve Arguvan köylerine çok yakın olan Güvenç köyü halkı da Urfa’nın Akçakale yöresinden geldiğini söylemektedir. Doğal olarak; Arguvan’ın tüm köylerinin halkının yedi yüzyıl önceki ilk yurtlarını unutmamasını bekleyemeyiz. bize düşen; geçmişten günümüze, yöredeki köylerle El-Cezire yöresindeki köy ve ekinlik adlarını karşılaştırarak daha güvenilir bilgiler elde etmeyi denemektir. Arguvan’ın köyleriyle ilgili en eski belgeler on altıncı yüzyıla aittir. Sözü edilen yüzyılda şimdiki Arguvan kasabası 19-84 haneli bir köydü (3). Arguvan nahiyesi ise, Fırat ırmağından Hekimhan kasabasının ( Hekimhan mezra idi, yani Hekimhan’da kimse yaşamıyordu. ) doğusundaki Bağırsak deresine kadar olan yörenin adıydı. İşte bu yöredeki yerleşimler ve ekinlikleri El-Cezire yöresinde aramayı denemek gerekirse:<br />
<br />
1- Çavuş: Mardin’in güneybatısında yer alan Çavuş köyünün adını taşımaktadır. (29) On altıncı yüzyılda Arguvan-Çavuş köyü Çavuşlu olarak kaydedilmiştir.<br />
2- Bozan: On sekizinci yüzyılda yaşamış olan halk ozanı Şah Sultan’ın türbesiyle ünlü olan Bozan köyünün Alevi toplulukların ilk yurdundaki adaşı, yukarıda belirttiğimiz gibi Mardin’in güneybatısındaydı. (27) Arguvan’ın Bozan köyü on altıncı yüzyılda 4-9 haneliydi. (28)<br />
3- Eymür: Ünlü Türkmen boyunun adını taşıyan Eymür’ün, Alevi toplulukların ilk yurdunda ad verdiği yerler, Eymir, Eymirlü adlarını taşıyordu. (17) Baba İlyas da Eymür boyundandı ve İlyas obasındandı. (18) Arguvan’daki Eymür köyü, on altıncı yüzyılda çevrenin ortalama büyüklükteki köylerindendi. (19)<br />
4- Kızık: Ünlü Türkmen boyu Kızık’ın adını taşıyan köy, Arguvan’ın kuzeyindedir. Köy, Halep Türkmenleri içindeki Kızık boyunca kurulmuş olmalıdır. Çünkü, Kızık adlı topluluğa yalnızca Halep Türkmenleri içinde rastlanmaktadır.(34) Kızıklılar Kuzey Irak kökenli olduklarını söylemektedir. (35)<br />
5- Akviran: Arguvan’ın kuzeyinde yer alan Akviran, yaygın kullanılan adlardandır. On altıncı yüzyılda Çavuşlu köyü yakınlarında bir mezra olan Akviran’ın (24) adaşları, Alevi toplulukların ilk yurdunda bir çok yerde karşımıza çıkmaktadır. (25) Ancak, bunlardan dikkate almamız gereken Akviran, Mardin’in güneybatısındaki Çavuş, Bozan, Eymür yerleşimleriyle komşu olanıdır ki, (26) Arguvan’da da bu köyler komşudur.<br />
6- Kuşu: Arguvan-Hekimhan karayolu üzerindeki Kuşu köyünün Alevi toplulukların ilk yurdundaki adaşının Kuşukend (30) olduğu söylenebilir. ‘Kend’ köy anlamındadır. Kuşu köyü on altıncı yüzyılda 5-14 neferanlı bir yerleşimdi. (31)<br />
7- Musu: Akkoyunluların temel topluluklarından olan Musu’nun adını taşıyan köy, Arguvan’ın güneybatısındadır. Abdal Musa’nın obası olan Musu, Hacı Bektaş’ın obası olan Bektaş ile çok yakın kan bağı olan bir topluluktur. (32) Uzun Hasan’ın yanındaki derviş komutanlardan Sufi Halil-i Bektaş, Safeviler’deki Emir Beğ bu obadandı. (33)<br />
8- Bayındır: Ünlü Türkmen boyunun adını taşıyan bu yer, Musu köyünün mezrasıydı. (10) Bayındır, Akkoyunlu devletinin başat boyuydu. Diyarbakır-Bismil kırsalında Dicle kenarındaki bir köy Bayındır adını taşıyordu. (11)<br />
9- Avşar: Ünlü Türkmen boyunun adını taşıyan Avşar, Arguvan’ın Kuşu köyünün batısındaydı. On altıncı yüzyılda küçük bir köy olan Avşar’ın (20) halkı daha sonra Kuşu köyüne yerleşmiştir. Avşar köyünün bulunduğu yerden başlayan büyük bir dere günümüzde Avşar çayı adını taşımaktadır. Ayrıca; İsaköy halkının bir bölümü Avşar’dır.<br />
10- Sarılar: Musu köyünün ekinliklerinden birisi Sarılar adını taşıyordu. (8) Sarılar, Çepni’nin bir obasıdır. Sarılar’ın yurdu, Urfa-Bozova’da ve Kuzey Irak’taydı. (9)<br />
11- İsaköy: Arguvan’ın Fırat tarafında olan köyü, İsa adlı topluluk kurmuş olmalıdır. İsa topluluğunun ilk yurdu, Savur kazasında ve Bozova’daydı. (36) On altıncı yüzyılda İsaköy, 88-104 neferanlı büyük bir köydü. (37)<br />
12- Ağuçen: Arguvan’ın Mineyik köyünde oturan dedeler Ağuçan ocağındandır. Ağuçan, Ağuçlu anlamındadır. Ocak, Urfa ve Mardin’in kuzeyinde uzanan Tektek sıradağlarından çıkan Aviç çayı (38) yöresinden ad almıştır.<br />
13- Şeyh İbrahimli, Şıhlı: Merkezi Merzirme köyünde bulunan ocağın adı Şeyh İbrahim’dir. Arguvan’ın birkaç köyünde daha üyeleri olan ocağın kökeni, Viranşehir’deki İbrahimiyye Circip’i adlı çay ve Kızıltepe yakınlarındaki İbrahimiyye (39) köyüdür. Şeyh İbrahim, Viranşehir’deki Dede köyünde yaşayan Dede Garkın’ın halifelerindendir. (40)<br />
14- Turuçlu: Arguvan’ın kuzeyinde yer alan bir mezradır. On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre, Turuçlu, Nusaybin’in batısında, şimdiki Suriye-Türkiye sınırı boyunca uzanan nahiyenin adıydı. ( Nahiye terimi, idari bir birimi değil, coğrafi bir yöreyi ifade eder.) (4) Konumuz olan mezra, Atma aşireti köyleri yöresindedir. Atma aşiretinin kollarından birisi Turuçlu adını taşımaktadır ki bu ad kuşkusuz, Nusaybin’in batısındaki Turuçlu kökenlidir.<br />
15- Küçek Hacılu: On altıncı yüzyılda Arguvan’ın güney tarafındaki nahiyenin ( yörenin ) adı Küçek Hacılu idi. (5) Kerkük’ün kuzeyinde ve Diyarbakır’ın batısındaki iki yöre Hacılı adını taşıyordu. (6) Ayrıca, El-Cezire yöresinde kışlayan kalabalık bir Hacılu topluluğu vardı. (7)<br />
16- Uran/Ören: Arguvan’ın Fırat tarafında yer alan büyük köylerden olan İsaköy’deki sülalelerden üçü Ören adını taşımaktadır: Telliören, Kavakören, Vaysören. Ören/Uran Bozulus Türkmenleri içinde yer alan ve Diyarbakır kırsalında kışlayan bir Türkmen topluluğunun adıydı. (12) Ören, zenaatkarlıkla ilgili bir terimdir. Örneğin, Telliörenler, çalgı vb. yaparlar. Ören sülaleleri, Kekük’ten Tunceli’ye, oradan da İsaköy’e geldiklerini söylemektedir. (13)<br />
17- Haydarlu: Arguvan’ın Fırat tarafında yer alan Haydarlı’da tahrir kayıtlarına göre bir zaviye vardı. 1560 kaydına göre zaviyede Tengiz Bördi’nin oğulları Hacı Buldık ve Ümmet dervişlik yapıyordu. (14) Haydarlı, Akkoyunluların önemli topluluklarındandı. (15) Haydarlı adlı köyler, Diyarbakır’ın doğusundaydı. (16)<br />
18- Doyran: Arguvan’ın güneyinde yer alan Doyran köyü, Bozulus Türkmenleri içindeki Doyran obasının (21) adını taşımaktadır. Oba, Mardin yöresindeki Doyran’a da ad vermişti (22) Balıkesir’deki Alevi köylerden birisinin ad babası Doyran obası olmalıdır. On altıncı yüzyılda Arguvan’ın Toyran köyü, 10-18 haneliydi. (23)<br />
19- Hacılar: Arguvan-Hekimhan yolu üzerindeki İğdir köyü yakınlarında bir köy olan Hacılar (41) günümüze ulaşmamıştır. Bayat boyunun obalarından olan Hacılar’ın çevrede kurduğu bir başka yerleşim, Hekimhan’ın Hacılar köyüdür.<br />
20- Tecir: Arguvan’ın kuzeyinde yer alan Tecir köyü günümüze yer adı olarak ulaşmıştır. On altıncı yüzyılda 16-55 neferanlı bir köy olan Tecir’in (42) ilk yurdu, Mardin-Kızıltepe-Halep yolu üzerindeki Tecir yöresi olmalıdır. Sözü edilen yol üzerinde Tecir adlı bir han vardı. (43) Tecir topluluğunun kurduğu bir başka köy, Fırat yakınlarındaki Tecirli köyüdür.<br />
21- Yellu: On altıncı yüzyılda Arguvan yakınlarında haneli bir köy olan Yelli, (44) Bozulus Türkmenleri içindeki Yelli obasınca (45) kurulmuş olmalıdır. Kangal Yellice köyünü kuran da bu obadır ve oba Beğdili boyundandır. (46)<br />
22- Çaruk: Eymir’in Çaruk obasınca (47) kurulmuş olan Çaruk köyü, on altıncı yüzyılda 13-44 neferanlı bir yerleşimdi. (48) Çaruk obasının kurduğu bir başka yerleşim, günümüzde Hekimhan ilçesine bağlı olan ancak, Arguvan’a uzak olmayan Çarukpınarı adlı köydür.<br />
23- Beğdiz: On altıncı yüzyılda Doyran köyünün mezralarından birisi Oğuz boylarından olan Beğdiz’in adını taşıyordu. (49)<br />
24- Kınık: Oğuz boylarından Kınık’ın adını taşıyan Kınık adlı üç yerleşim vardır. Bunlardan Tatkınık adını taşıyanı Sünni’dir. Burası, on altıncı yüzyılda Tatlar adlı bir mezra, daha sonra ise Tatlar Kınığı adlı bir köydü ve 34- 64 neferanlıydı. (50) Öteki iki köy ise Ağcakınık ve Küçük Kınık adlarını taşımaktadır ve Alevilerle meskundur. Ağcakınık, on altıncı yüzyılda 11-27 haneli bir köydü. (51) Küçük Kınık ise Atma aşireti köyleri yöresindedir ve on altıncı yüzyıl kayıtlarında adına rastlanmamaktadır. Kınık adını taşıyan bir başka yerleşim Hekimhan’a bağlı olan Başkınık’tır. Arguvan yöresine komşu olan bu köy on altıncı yüzyıl tahrirlerinde Kınık adıyla yer almaktadır. (52)<br />
25- Lek: Bozulus Türkmenleri içindeki topluluklardan olan Lek, (53) Arguvan’ın kuzeydoğusundaki dağlara ad vermiş ve bu dağlarda yaylamıştır.<br />
26- Sülmenli: Arguvan’a bağlı iki köy bu toplulukça kurulmuştur: Yukarı Sülmenli ve Aşağı Sülmenli. Osmanlı kayıtlarında Selmanlı olarak adı geçen ve Rafızi olduğu belirtilen Selmanlu topluluğu (54) ile Sülmenli’nin aynı olduğunu varsayarsak, bu köyleri Halep Türkmenleri içindeki Selmanlılar kurmuş olmalıdır. Tahrir kayıtlarında Selman-ı Ülya olarak adı geçen Yukarı Sülmenli köyü on altıncı yüzyılda 10-39 neferanlı, Selman-ı Süfla olarak adı geçen Aşağı Sülmenli köyü ise 34-61 neferanlıydı.(55) Sülmenli/Selmanlı topluluğunun adaşı olan yerler, Nusaybin’deki Zeynel Abidin zaviyesinin ve köyünün yanındaki Selman köyü ve Selman-ı Pak adlı türbe (56) ile Diyarbakır kırsalındaki Selman adlı iki köydür. (57)<br />
Görüldüğü gibi ele aldığımız 26 yerleşim ve topluluğun kökeni, Alevi erenlerin ve toplulukların ilk yurdu olan Kuzey Mezopotamya’dır. Ayrıca ekleyelim; Arguvan’ın Kızık ve Eymür köylerindeki kutsal balık gölleri de Urfa kökenli olmalıdır.<br />
<br />
KAYNAK NOTLARI<br />
Açıklama: Yukarıda adı geçen köylerin ayrıntılı tarihi ve on altıncı yüzyılda bu köylerde yaşayan neferan ( on yaşından büyük erkek ) adları için Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri adlı kitabıma bakmalıdır.<br />
Köylerdeki neferan sayısının ilk bölümü 1519 yılı, ikinci bölümü ise 1560 yılındaki tahrir kaydındaki bilgileri ifade eder.<br />
1- RAMSAY, E; Küçük Asya’nın Tarihi Coğrafyası, s:379<br />
2- UMAR, Bilge; Türkiye’de Tarihsel Yer Adları, ilgili madde<br />
3- GG ( Göknur GÖĞEBAKAN), XVI Yüzyılda Malatya Kazası, s: 257<br />
4- M. Salih ERPOLAT, Diyarbekir Beylerbeyliğindeki Yer İsimleri, basılmamış doktora tezi s: 134-135; Nejat GÖYÜNÇ, XVI Yüzyılda Mardin Sancağı, s: 45<br />
5- Refet YİNANÇ; Mesut ELİBÜYÜK, Malatya Tahrir Defteri, s: 59 vd.<br />
6- Suavi AYDIN, Mardin, Aşiret Devlet, s: 8<br />
7- Tufan GÜNDÜZ, Anadolu’da Türkmen Aşiretleri, s: 74<br />
8- Malatya Tahrir Defteri, s: 191<br />
9- AKSÜT Hamza, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 36, 37, 50, 103, 229, 276, 331<br />
10- Malatya Tahrir Defteri, s: 190<br />
11- N. GÖYÜNÇ, s: 76<br />
12- Tufan GÜNDÜZ, ATA, s: 102<br />
13- Hamza AKSÜT, aynı yapıt, 106, 246<br />
14- Malatya Tahrir Defteri, s: 123<br />
15- Ebu Bekr-i Tihrani, Kitab-ı Diyarbekriyye, s: 120, 169, 177, çeviren Mürsel ÖZTÜRK<br />
16- M. İLHAN, Some Notes on the Settlements and Population of the Sancak of Amid to the 1518 Cadastral Survey, Tarih Araştırmaları Dergisi, sayı: 25, ilgili harita; T. GÜNDÜZ, S: 76<br />
17- M. Salih ERPOLAT, S: 161; T. GÜNDÜZ, s: 71-72, 157, 161<br />
18- H. AKSÜT, Baba Resul Olayının İki Önderinin Kimlikleri, Gazi Üni. Hacı Bektaş-ı Veli dergisi, 2003/1<br />
19- Malatya Tahrir Defteri, s: 182<br />
20- Aynı yapıt, s: 175-176<br />
21- T. GÜNDÜZ, s: 159<br />
22- M. S. ERPOLAT, s: 137<br />
23- Malatya Tahrir Defteri, s: 184; GG, 241<br />
24- GGöğebakan, s:404<br />
25- M.S. ERPOLAT, 161; T. GÜNDÜZ, s: 159<br />
26- M. S. ERPOLAT, s: 161<br />
27- Aynı yapıt, aynı yer<br />
28- G. Göğebakan, s: 236<br />
29- M. S. ERPOLAT, s: 161<br />
30- Aynı yapıt, s: 153<br />
31- GG, s: 238<br />
32- H. AKSÜT, Abdal Musa’nın Kimliği, Cem dergisi, 2003/1<br />
33- Kitab-ı Diyarbekriyye, s: 280, 329, 348, 349; Faruk Sümer, Safevi Devletinin Kuruluşunda Anadolu Türklerinin Rolü, s: 29<br />
34- Faruk SÜMER, Oğuzlar, 224<br />
35- Malatya Güneş TV arşivi, 1998<br />
36- M. S. ERPOLAT, s: 153; T. GÜNDÜZ, s: 156<br />
37- GGÖĞEBAKAN, s: 227<br />
38- Suavi AYDIN…, Mardin, Aşiret, Devlet, s:8<br />
39- M. S. ERPOLAT, s: 126, N. GÖYÜNÇ, s: 63, M. İLHAN, ilgili harita<br />
40- H. AKSÜT, s: 142-147<br />
41- G. GÖĞEBAKAN, s: 234, 238<br />
42- Aynı yapıt, s: 238<br />
43- M. İLHAN, ilgili harita<br />
44- G. GÖĞEBAKAN, s: 244<br />
45- T. GÜNDÜZ, s: 103<br />
46- H. AKSÜT, Şeyh Şazeli Ocağının Sosyal Ve Coğrafi Kökeni, Yol dergisi, Hüseyin Gazi Derneği yayın organı, sayı: 16<br />
47- Faruk SÜMER, Oğuzlar, s: 254<br />
48- G. GÖĞEBAKAN, s: 227<br />
49- Malatya Tahrir Defteri, s: 184<br />
50- G. GÖĞEBAKAN, s: 244<br />
51- Aynı yapıt, s: 234<br />
52- H. AKSÜT, aynı yapıt, s: 302-305<br />
53- T. GÜNDÜZ, s: 89<br />
54- G. GÖĞEBAKAN, s: 203<br />
55- Aynı yapıt, s: 225<br />
56- M. S. ERPOLAT, s: 154<br />
57- M. İLHAN, ilgili harita<br />
Bu makale Araştırmacı yazar Sayın Hamza Aksüt’e ait olup /YOL Dergisininde yayınlanmıştır.<br />
<br />
Kaynak : aleviunluler.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Türkü makamıyla ünlü Arguvan, Anadolu Alevilerinin önemli tarihsel yurtlarındandır. Arguvan’ın kaynaklarda rastlanan ilk adı Argaous’tur. Argaous, ilkçağda Malatya yakınlarındaki bir kentti. (1) Sözcüğün kökü Arga’dır ve bu durumuyla Akçadağ’ın eski adı olan Arga ile adaştır. Argaous’un sonundaki ‘ous’ eki Helenleşme döneminde eklenmiştir ve ‘li’ ekinin karşılığıdır. Arga’nın Luwi dilindeki anlamları, ‘yukarı’ ve ‘sınır’dır. Eski Anadolu dillerindeki anlamı ise ‘ışıldayan’dır. ( 2 )<br />
<br />
Yama dağlarının bir bölümü olan Göl dağları ile Fırat ırmağı arasındaki yörede yurt tutan Arguvanlılar, Anadolu Aleviliğinin oluştuğu yer olan Kuzey Mezopotamya, bir başka adıyla El-Cezire kökenlidir. ( El-Cezire, güneyi Tikrit kenti olmak üzere Fırat ve Dicle arasında kalan ve Diyarbakır’a kadar uzanan coğrafya parçasının adıdır.) Bu yazının konusu bu belirlemenin ayrıntılarıdır.<br />
<br />
Yöredeki halkın bir bölümü, El Cezire yöresinden geldiğini unutmamıştır. Örneğin; İsaköy halkının bir bölümü Urfa’nın Viranşehir yöresinden geldiklerini söylemektedir. Aynı köydeki Telli-Ören adındaki bir sülale ise Kerkük kökenli olduğunu unutmamıştır. Kızıklılar ise Kuzey Irak’tan geldiklerini söylemektedir. Günümüzde Hekimhan topraklarında yer alan ve Arguvan köylerine çok yakın olan Güvenç köyü halkı da Urfa’nın Akçakale yöresinden geldiğini söylemektedir. Doğal olarak; Arguvan’ın tüm köylerinin halkının yedi yüzyıl önceki ilk yurtlarını unutmamasını bekleyemeyiz. bize düşen; geçmişten günümüze, yöredeki köylerle El-Cezire yöresindeki köy ve ekinlik adlarını karşılaştırarak daha güvenilir bilgiler elde etmeyi denemektir. Arguvan’ın köyleriyle ilgili en eski belgeler on altıncı yüzyıla aittir. Sözü edilen yüzyılda şimdiki Arguvan kasabası 19-84 haneli bir köydü (3). Arguvan nahiyesi ise, Fırat ırmağından Hekimhan kasabasının ( Hekimhan mezra idi, yani Hekimhan’da kimse yaşamıyordu. ) doğusundaki Bağırsak deresine kadar olan yörenin adıydı. İşte bu yöredeki yerleşimler ve ekinlikleri El-Cezire yöresinde aramayı denemek gerekirse:<br />
<br />
1- Çavuş: Mardin’in güneybatısında yer alan Çavuş köyünün adını taşımaktadır. (29) On altıncı yüzyılda Arguvan-Çavuş köyü Çavuşlu olarak kaydedilmiştir.<br />
2- Bozan: On sekizinci yüzyılda yaşamış olan halk ozanı Şah Sultan’ın türbesiyle ünlü olan Bozan köyünün Alevi toplulukların ilk yurdundaki adaşı, yukarıda belirttiğimiz gibi Mardin’in güneybatısındaydı. (27) Arguvan’ın Bozan köyü on altıncı yüzyılda 4-9 haneliydi. (28)<br />
3- Eymür: Ünlü Türkmen boyunun adını taşıyan Eymür’ün, Alevi toplulukların ilk yurdunda ad verdiği yerler, Eymir, Eymirlü adlarını taşıyordu. (17) Baba İlyas da Eymür boyundandı ve İlyas obasındandı. (18) Arguvan’daki Eymür köyü, on altıncı yüzyılda çevrenin ortalama büyüklükteki köylerindendi. (19)<br />
4- Kızık: Ünlü Türkmen boyu Kızık’ın adını taşıyan köy, Arguvan’ın kuzeyindedir. Köy, Halep Türkmenleri içindeki Kızık boyunca kurulmuş olmalıdır. Çünkü, Kızık adlı topluluğa yalnızca Halep Türkmenleri içinde rastlanmaktadır.(34) Kızıklılar Kuzey Irak kökenli olduklarını söylemektedir. (35)<br />
5- Akviran: Arguvan’ın kuzeyinde yer alan Akviran, yaygın kullanılan adlardandır. On altıncı yüzyılda Çavuşlu köyü yakınlarında bir mezra olan Akviran’ın (24) adaşları, Alevi toplulukların ilk yurdunda bir çok yerde karşımıza çıkmaktadır. (25) Ancak, bunlardan dikkate almamız gereken Akviran, Mardin’in güneybatısındaki Çavuş, Bozan, Eymür yerleşimleriyle komşu olanıdır ki, (26) Arguvan’da da bu köyler komşudur.<br />
6- Kuşu: Arguvan-Hekimhan karayolu üzerindeki Kuşu köyünün Alevi toplulukların ilk yurdundaki adaşının Kuşukend (30) olduğu söylenebilir. ‘Kend’ köy anlamındadır. Kuşu köyü on altıncı yüzyılda 5-14 neferanlı bir yerleşimdi. (31)<br />
7- Musu: Akkoyunluların temel topluluklarından olan Musu’nun adını taşıyan köy, Arguvan’ın güneybatısındadır. Abdal Musa’nın obası olan Musu, Hacı Bektaş’ın obası olan Bektaş ile çok yakın kan bağı olan bir topluluktur. (32) Uzun Hasan’ın yanındaki derviş komutanlardan Sufi Halil-i Bektaş, Safeviler’deki Emir Beğ bu obadandı. (33)<br />
8- Bayındır: Ünlü Türkmen boyunun adını taşıyan bu yer, Musu köyünün mezrasıydı. (10) Bayındır, Akkoyunlu devletinin başat boyuydu. Diyarbakır-Bismil kırsalında Dicle kenarındaki bir köy Bayındır adını taşıyordu. (11)<br />
9- Avşar: Ünlü Türkmen boyunun adını taşıyan Avşar, Arguvan’ın Kuşu köyünün batısındaydı. On altıncı yüzyılda küçük bir köy olan Avşar’ın (20) halkı daha sonra Kuşu köyüne yerleşmiştir. Avşar köyünün bulunduğu yerden başlayan büyük bir dere günümüzde Avşar çayı adını taşımaktadır. Ayrıca; İsaköy halkının bir bölümü Avşar’dır.<br />
10- Sarılar: Musu köyünün ekinliklerinden birisi Sarılar adını taşıyordu. (8) Sarılar, Çepni’nin bir obasıdır. Sarılar’ın yurdu, Urfa-Bozova’da ve Kuzey Irak’taydı. (9)<br />
11- İsaköy: Arguvan’ın Fırat tarafında olan köyü, İsa adlı topluluk kurmuş olmalıdır. İsa topluluğunun ilk yurdu, Savur kazasında ve Bozova’daydı. (36) On altıncı yüzyılda İsaköy, 88-104 neferanlı büyük bir köydü. (37)<br />
12- Ağuçen: Arguvan’ın Mineyik köyünde oturan dedeler Ağuçan ocağındandır. Ağuçan, Ağuçlu anlamındadır. Ocak, Urfa ve Mardin’in kuzeyinde uzanan Tektek sıradağlarından çıkan Aviç çayı (38) yöresinden ad almıştır.<br />
13- Şeyh İbrahimli, Şıhlı: Merkezi Merzirme köyünde bulunan ocağın adı Şeyh İbrahim’dir. Arguvan’ın birkaç köyünde daha üyeleri olan ocağın kökeni, Viranşehir’deki İbrahimiyye Circip’i adlı çay ve Kızıltepe yakınlarındaki İbrahimiyye (39) köyüdür. Şeyh İbrahim, Viranşehir’deki Dede köyünde yaşayan Dede Garkın’ın halifelerindendir. (40)<br />
14- Turuçlu: Arguvan’ın kuzeyinde yer alan bir mezradır. On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre, Turuçlu, Nusaybin’in batısında, şimdiki Suriye-Türkiye sınırı boyunca uzanan nahiyenin adıydı. ( Nahiye terimi, idari bir birimi değil, coğrafi bir yöreyi ifade eder.) (4) Konumuz olan mezra, Atma aşireti köyleri yöresindedir. Atma aşiretinin kollarından birisi Turuçlu adını taşımaktadır ki bu ad kuşkusuz, Nusaybin’in batısındaki Turuçlu kökenlidir.<br />
15- Küçek Hacılu: On altıncı yüzyılda Arguvan’ın güney tarafındaki nahiyenin ( yörenin ) adı Küçek Hacılu idi. (5) Kerkük’ün kuzeyinde ve Diyarbakır’ın batısındaki iki yöre Hacılı adını taşıyordu. (6) Ayrıca, El-Cezire yöresinde kışlayan kalabalık bir Hacılu topluluğu vardı. (7)<br />
16- Uran/Ören: Arguvan’ın Fırat tarafında yer alan büyük köylerden olan İsaköy’deki sülalelerden üçü Ören adını taşımaktadır: Telliören, Kavakören, Vaysören. Ören/Uran Bozulus Türkmenleri içinde yer alan ve Diyarbakır kırsalında kışlayan bir Türkmen topluluğunun adıydı. (12) Ören, zenaatkarlıkla ilgili bir terimdir. Örneğin, Telliörenler, çalgı vb. yaparlar. Ören sülaleleri, Kekük’ten Tunceli’ye, oradan da İsaköy’e geldiklerini söylemektedir. (13)<br />
17- Haydarlu: Arguvan’ın Fırat tarafında yer alan Haydarlı’da tahrir kayıtlarına göre bir zaviye vardı. 1560 kaydına göre zaviyede Tengiz Bördi’nin oğulları Hacı Buldık ve Ümmet dervişlik yapıyordu. (14) Haydarlı, Akkoyunluların önemli topluluklarındandı. (15) Haydarlı adlı köyler, Diyarbakır’ın doğusundaydı. (16)<br />
18- Doyran: Arguvan’ın güneyinde yer alan Doyran köyü, Bozulus Türkmenleri içindeki Doyran obasının (21) adını taşımaktadır. Oba, Mardin yöresindeki Doyran’a da ad vermişti (22) Balıkesir’deki Alevi köylerden birisinin ad babası Doyran obası olmalıdır. On altıncı yüzyılda Arguvan’ın Toyran köyü, 10-18 haneliydi. (23)<br />
19- Hacılar: Arguvan-Hekimhan yolu üzerindeki İğdir köyü yakınlarında bir köy olan Hacılar (41) günümüze ulaşmamıştır. Bayat boyunun obalarından olan Hacılar’ın çevrede kurduğu bir başka yerleşim, Hekimhan’ın Hacılar köyüdür.<br />
20- Tecir: Arguvan’ın kuzeyinde yer alan Tecir köyü günümüze yer adı olarak ulaşmıştır. On altıncı yüzyılda 16-55 neferanlı bir köy olan Tecir’in (42) ilk yurdu, Mardin-Kızıltepe-Halep yolu üzerindeki Tecir yöresi olmalıdır. Sözü edilen yol üzerinde Tecir adlı bir han vardı. (43) Tecir topluluğunun kurduğu bir başka köy, Fırat yakınlarındaki Tecirli köyüdür.<br />
21- Yellu: On altıncı yüzyılda Arguvan yakınlarında haneli bir köy olan Yelli, (44) Bozulus Türkmenleri içindeki Yelli obasınca (45) kurulmuş olmalıdır. Kangal Yellice köyünü kuran da bu obadır ve oba Beğdili boyundandır. (46)<br />
22- Çaruk: Eymir’in Çaruk obasınca (47) kurulmuş olan Çaruk köyü, on altıncı yüzyılda 13-44 neferanlı bir yerleşimdi. (48) Çaruk obasının kurduğu bir başka yerleşim, günümüzde Hekimhan ilçesine bağlı olan ancak, Arguvan’a uzak olmayan Çarukpınarı adlı köydür.<br />
23- Beğdiz: On altıncı yüzyılda Doyran köyünün mezralarından birisi Oğuz boylarından olan Beğdiz’in adını taşıyordu. (49)<br />
24- Kınık: Oğuz boylarından Kınık’ın adını taşıyan Kınık adlı üç yerleşim vardır. Bunlardan Tatkınık adını taşıyanı Sünni’dir. Burası, on altıncı yüzyılda Tatlar adlı bir mezra, daha sonra ise Tatlar Kınığı adlı bir köydü ve 34- 64 neferanlıydı. (50) Öteki iki köy ise Ağcakınık ve Küçük Kınık adlarını taşımaktadır ve Alevilerle meskundur. Ağcakınık, on altıncı yüzyılda 11-27 haneli bir köydü. (51) Küçük Kınık ise Atma aşireti köyleri yöresindedir ve on altıncı yüzyıl kayıtlarında adına rastlanmamaktadır. Kınık adını taşıyan bir başka yerleşim Hekimhan’a bağlı olan Başkınık’tır. Arguvan yöresine komşu olan bu köy on altıncı yüzyıl tahrirlerinde Kınık adıyla yer almaktadır. (52)<br />
25- Lek: Bozulus Türkmenleri içindeki topluluklardan olan Lek, (53) Arguvan’ın kuzeydoğusundaki dağlara ad vermiş ve bu dağlarda yaylamıştır.<br />
26- Sülmenli: Arguvan’a bağlı iki köy bu toplulukça kurulmuştur: Yukarı Sülmenli ve Aşağı Sülmenli. Osmanlı kayıtlarında Selmanlı olarak adı geçen ve Rafızi olduğu belirtilen Selmanlu topluluğu (54) ile Sülmenli’nin aynı olduğunu varsayarsak, bu köyleri Halep Türkmenleri içindeki Selmanlılar kurmuş olmalıdır. Tahrir kayıtlarında Selman-ı Ülya olarak adı geçen Yukarı Sülmenli köyü on altıncı yüzyılda 10-39 neferanlı, Selman-ı Süfla olarak adı geçen Aşağı Sülmenli köyü ise 34-61 neferanlıydı.(55) Sülmenli/Selmanlı topluluğunun adaşı olan yerler, Nusaybin’deki Zeynel Abidin zaviyesinin ve köyünün yanındaki Selman köyü ve Selman-ı Pak adlı türbe (56) ile Diyarbakır kırsalındaki Selman adlı iki köydür. (57)<br />
Görüldüğü gibi ele aldığımız 26 yerleşim ve topluluğun kökeni, Alevi erenlerin ve toplulukların ilk yurdu olan Kuzey Mezopotamya’dır. Ayrıca ekleyelim; Arguvan’ın Kızık ve Eymür köylerindeki kutsal balık gölleri de Urfa kökenli olmalıdır.<br />
<br />
KAYNAK NOTLARI<br />
Açıklama: Yukarıda adı geçen köylerin ayrıntılı tarihi ve on altıncı yüzyılda bu köylerde yaşayan neferan ( on yaşından büyük erkek ) adları için Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri adlı kitabıma bakmalıdır.<br />
Köylerdeki neferan sayısının ilk bölümü 1519 yılı, ikinci bölümü ise 1560 yılındaki tahrir kaydındaki bilgileri ifade eder.<br />
1- RAMSAY, E; Küçük Asya’nın Tarihi Coğrafyası, s:379<br />
2- UMAR, Bilge; Türkiye’de Tarihsel Yer Adları, ilgili madde<br />
3- GG ( Göknur GÖĞEBAKAN), XVI Yüzyılda Malatya Kazası, s: 257<br />
4- M. Salih ERPOLAT, Diyarbekir Beylerbeyliğindeki Yer İsimleri, basılmamış doktora tezi s: 134-135; Nejat GÖYÜNÇ, XVI Yüzyılda Mardin Sancağı, s: 45<br />
5- Refet YİNANÇ; Mesut ELİBÜYÜK, Malatya Tahrir Defteri, s: 59 vd.<br />
6- Suavi AYDIN, Mardin, Aşiret Devlet, s: 8<br />
7- Tufan GÜNDÜZ, Anadolu’da Türkmen Aşiretleri, s: 74<br />
8- Malatya Tahrir Defteri, s: 191<br />
9- AKSÜT Hamza, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 36, 37, 50, 103, 229, 276, 331<br />
10- Malatya Tahrir Defteri, s: 190<br />
11- N. GÖYÜNÇ, s: 76<br />
12- Tufan GÜNDÜZ, ATA, s: 102<br />
13- Hamza AKSÜT, aynı yapıt, 106, 246<br />
14- Malatya Tahrir Defteri, s: 123<br />
15- Ebu Bekr-i Tihrani, Kitab-ı Diyarbekriyye, s: 120, 169, 177, çeviren Mürsel ÖZTÜRK<br />
16- M. İLHAN, Some Notes on the Settlements and Population of the Sancak of Amid to the 1518 Cadastral Survey, Tarih Araştırmaları Dergisi, sayı: 25, ilgili harita; T. GÜNDÜZ, S: 76<br />
17- M. Salih ERPOLAT, S: 161; T. GÜNDÜZ, s: 71-72, 157, 161<br />
18- H. AKSÜT, Baba Resul Olayının İki Önderinin Kimlikleri, Gazi Üni. Hacı Bektaş-ı Veli dergisi, 2003/1<br />
19- Malatya Tahrir Defteri, s: 182<br />
20- Aynı yapıt, s: 175-176<br />
21- T. GÜNDÜZ, s: 159<br />
22- M. S. ERPOLAT, s: 137<br />
23- Malatya Tahrir Defteri, s: 184; GG, 241<br />
24- GGöğebakan, s:404<br />
25- M.S. ERPOLAT, 161; T. GÜNDÜZ, s: 159<br />
26- M. S. ERPOLAT, s: 161<br />
27- Aynı yapıt, aynı yer<br />
28- G. Göğebakan, s: 236<br />
29- M. S. ERPOLAT, s: 161<br />
30- Aynı yapıt, s: 153<br />
31- GG, s: 238<br />
32- H. AKSÜT, Abdal Musa’nın Kimliği, Cem dergisi, 2003/1<br />
33- Kitab-ı Diyarbekriyye, s: 280, 329, 348, 349; Faruk Sümer, Safevi Devletinin Kuruluşunda Anadolu Türklerinin Rolü, s: 29<br />
34- Faruk SÜMER, Oğuzlar, 224<br />
35- Malatya Güneş TV arşivi, 1998<br />
36- M. S. ERPOLAT, s: 153; T. GÜNDÜZ, s: 156<br />
37- GGÖĞEBAKAN, s: 227<br />
38- Suavi AYDIN…, Mardin, Aşiret, Devlet, s:8<br />
39- M. S. ERPOLAT, s: 126, N. GÖYÜNÇ, s: 63, M. İLHAN, ilgili harita<br />
40- H. AKSÜT, s: 142-147<br />
41- G. GÖĞEBAKAN, s: 234, 238<br />
42- Aynı yapıt, s: 238<br />
43- M. İLHAN, ilgili harita<br />
44- G. GÖĞEBAKAN, s: 244<br />
45- T. GÜNDÜZ, s: 103<br />
46- H. AKSÜT, Şeyh Şazeli Ocağının Sosyal Ve Coğrafi Kökeni, Yol dergisi, Hüseyin Gazi Derneği yayın organı, sayı: 16<br />
47- Faruk SÜMER, Oğuzlar, s: 254<br />
48- G. GÖĞEBAKAN, s: 227<br />
49- Malatya Tahrir Defteri, s: 184<br />
50- G. GÖĞEBAKAN, s: 244<br />
51- Aynı yapıt, s: 234<br />
52- H. AKSÜT, aynı yapıt, s: 302-305<br />
53- T. GÜNDÜZ, s: 89<br />
54- G. GÖĞEBAKAN, s: 203<br />
55- Aynı yapıt, s: 225<br />
56- M. S. ERPOLAT, s: 154<br />
57- M. İLHAN, ilgili harita<br />
Bu makale Araştırmacı yazar Sayın Hamza Aksüt’e ait olup /YOL Dergisininde yayınlanmıştır.<br />
<br />
Kaynak : aleviunluler.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Afyonkarahisar ve iki Alevi köyü]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-afyonkarahisar-ve-iki-alevi-koyu.html</link>
			<pubDate>Thu, 22 Feb 2018 00:45:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-afyonkarahisar-ve-iki-alevi-koyu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tanıdıkça insan insana bağlanıyor<br />
Yolların sonu yok<br />
Sevenler için sevmenin<br />
Arayan için<br />
Buldum sanmanın anlamı yok<br />
Sevmeyi bir kez öğrendin mi<br />
Gitmelerin için sebep çok<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ali Aksüt)</span><br />
<br />
Dedirten dizeler bizi bu kez Afyon’a attı. Eğer özel bir araba ile Afyon’un Sandıklı ilçesinden geçerseniz ilk rastladığınız insana herhangi bir türbenin yerini sorun. Çok değil birkaç yüz metre yakınınızda Alevi Kızılbaş öğretisinden bir ismin adına bir mâkamı ya da ziyaret yerini işaret edecektir. Peki Sandıklı ilçesinde bu öğretiyi sürdüren ne kadar yerleşim yeri kaldı derseniz üzüleceksiniz ama sıfır demek çok doğru olur. Bir ilçede hemen hemen tüm ziyaret yerlerinin inancınızdan izler taşıdığını görüp ilçeye bağlı yüze köyün içinde bir mahalle ile tek bir köyü Alevi görmek düşünen ve duyarlılığını yitirmemiş insanlara hayli acı veriyor.<br />
<br />
Elindeki inancın, kültürün korunması kollanması gereken bir değer olduğunu bilmeyen toplumların sonu bu olsa gerek. Erimek ve yok olmak. Sandıklı’daki türbe , yatır ve ziyaret yerlerinin çoğu bizim değerlerimiz. Sandıklı’daki Alevi yerleşim yerlerini tekrar yazma gereği duyuyorum. Hepsi bir mahalle ,bir köy.<br />
<br />
Derneklerde , vakıflarda lokallerde, söyleşilerde fantezilere zaman ayıranların kulağını çınlatıyor bu acı çığlık. Alarm , zil ya da düdük şeklinde mi çalmalı her dem? Sandıklı Akdere mahallesinde bir grup Abdal yaşıyor. Yaptıkları iş ağırlıklı olarak çalgıcılık. Eğitim düzeylerinin düşüklüğü, inanç önderi yokluğu dolayısıyla cem yapılamaması geleceğe farklı öğretide bir Abdal kümesi hazırlıyor. Bunun farkında olanlar da var. Yolda araç konuğumuz bir Abdal “Doğru dede doğru yol , Dede yok , yol da yok, yol yoksa gelecek de yok” cümleleri ile bir gerçeğin pankartını kaldırır gibiydi. Alevi kurumlarının çok ama çok ciddi bir çalışma içerisine girmelerine o kadar ihtiyaç var ki bu ihtiyaç öğretiyi geleneksel olarak sürdürenlerin son kuşak olmasından kaynaklanıyor.<br />
<br />
Sandıklı da bir Alevi köyüne düştü yolumuz. (Selcik) Köyü. Selcik Köyü Sandıklı ilçesinin 4 km . doğusunda , 70 haneli ve 300’e yakın nüfuslu. Köy muhtarı şu anda Ali Nayır. Selçikliler geçimlerini ağırlıklı olarak tahıl ekiminden karşılıyorlar. Konuğu olduğumuz Selçikli Ali Özdemir’e göre Selçik Köyü hicri 1113’de kurulmuş. Özdemir Oğuz Boylarından Danişmentli Türkmenlerinden ve Alevi olduklarını söylüyor. Köyde ağırlıklı olarak Danişmentliler yaşamakta imiş. Yaşayan Ali Özdemir’in dedikleri ile Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun dedikleri adeta birbirini doğruluyor. “…..Bir müddet önce Keçiborlu Geyikli (Geyikler) Sanduklu ve Çölâbâd kazalarına tabi 42 sahipsiz köye yerleştirilen Danişmentlü Türkmenleri cemaatlerinden Mevaşiler, Sermayeli, Karalı, Horbendelü(Harbendelü) cemaatları İskanı kabul etmeyerek eşkiyalığa başlamıştır. Kanunsuz hareketlerin önlenerek iskan mahallerine yerleştirilmeleri ve bir miktar nezre bağlanmaları münasip görülerek 1701 yılında Hamid ve Karahisar mutasarrıflığına , Kütahya Mollasına , Denizli, Geyikler, Kamer-i Hamid (Burhaniye) , Urla , Dazkırı, Şeyhlü, Çarşamba, Lazkıye, Uluborlu, Burdur, Homa, Çöl-Abat, Uşak , Baklan, Sandıklı ve Honaz Kadılarına ve Kütahya Mütesellimine hükümler gönderilmiştir.” (1)<br />
<br />
Köyde Selçikliler’in Sarı Dede adını verdiği Sarı Selçuk adını verdikleri bir türbe var. Köy adını Sarı Selçuk Dede’den almış. Köyün orta yerinde asırlık tek minareli eski bir camii var. On yıldır da kadrolu imamlar çalışıyormuş. Köylülerden birkaç kişi Cuma namazına katılıyormuş. Bayram namazlarını ise tüm köylü birlikte kılıyormuş. Muharrem orucunu aksatmadıklarını söyleyen Özdemir, Ramazan orucunu ise tutan olmadığını , cenazeleri kadrolu imamın kaldırdığını söylüyor. Selçik köyünün 4 km kadar batısında Yunus Emre’ye ait bir makam var. Köylüler Selçik Dede’ye her yıl adaklar adayıp kurbanlar kesiyor. Cemlerini yaptırmak üzere Isparta Senirkent Uluğbey kasabasından Veli Baba evlatlarından Dede Hüseyin Keskin geliyormuş. 12 erkanlı olarak yapılan cemlerini zaman zaman farklı ocaklardan gelen dedeler de yönetiyormuş bu güne kadar cemlerini hiç mi hiç aksatmamışlar. Cemlerinde genellikle;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dün gece dün gece seyran içinde<br />
Cennet bağlarını seyran eyledim<br />
Al kırmızı giymiş huri kızları<br />
Kırması donlarını seyran eyledim</span><br />
<br />
Diye başlayan Şah Hatayi’ye ait bir nefesle semah dönüyorlar. Kırklar semahına sıra geldiğinde canların tümü semaha kalkıyor. Köyün delikanlılarından olan Metin Özdemir Alevi kitapları okumak istediğini ancak kimsenin kendisine yardımcı olmadığını söylüyor. Selçik köyünde çağırmalı semah adı altında bir semah daha döndüklerini söylüyor delikanlı.<br />
Çağırmalı semahın sözleri şöyle:<br />
<br />
Gül ağacı gül ağacı<br />
Açılır ucu açılır ucu<br />
Ev sahibi gelin bacı<br />
Kalksın semah eylesin<br />
Gelsin orta yere niyaz eylesin, niyaz eylesin<br />
Döksün günahını semah eylesin<br />
<br />
Kapıya da vardım dopdolu nurdan,<br />
Biz de bunu böyle gördük uludan<br />
Kaldır kollarını çimeni yeşil, çimeni yeşil<br />
Gelmişsin meydana kendini devşir<br />
<br />
Bu semahın sözleri ve ezgisi Armut Ağacı semahının adeta kendisi. <br />
<br />
Sandıklı da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunus Emre</span> makamına 100 m uzaklık da Taptuk Emre makamı da bulunmaktadır. Şaşırtacak ama Sandıklı’da ayrıca Yalıncak Sultan Tekkesi , Ali Rumi (Halk Ali Rum diyor) Hacım Sultan Türbesi Uşak Susuz da olduğu gibi burada da Susuz Köyünde imiş. Sandıklı Susuz arası 11 Km imiş. Ayrıca Sandıklı da Ahi locasından Leblebicilerinden piri sayılan Şeyh Hamza adı bir çok şiirde ve halk belleğinde yaşamaktadır. Kendini tasavvufa kaptırmış bir başka Sandıklılı ise Şeyh Safa , tasavvufcu şair Fikri de Sandıklıların hemşehrisi. Sandıklı da tanıdık isim çok: Çölmek Baba, Mürüvvet Baba , Şeyh Müslihaddin, Ali Rumi Baba, Kutsi, Hürmayi(Fermayi Baba) Sarı Baba, Kara Baba(İğdeli Dede), Abid Baba, Er Mehmed-i Veli, Kavak Sultan Baba, Ah-ı Beyazıd, Çomaklı Baba, Helva-i Dede, Cırım Baba,Şeyh İdris Sinan, Hadım Sultan, Karaca Ahmet Baba (Çolhisar Dede) , Yusuf Dede, Sultanlar, Kudum Baba, İsa Dede, Şeyh Sefa, Saltuk Baba, Menteş Baba, Karkın Baba, Ağıl Eli Baba, Şeyh Hamza , Kabuli Baba, Meryem Ana Yatırı, Uyusak Dede, Taceddin Dede, Topal Dede, Aziz Dede, Kumluk Dede, Kuzu Dede, Sarı Dede , Sarı Selçuk Dede (2) gibi isimlerle bağ kurmak isteyenleri Selçik Köylüleri kapıda karşılayacaklar. Yaşlı bir nine “Oğlum keşke senede bir gelip bir konuşma yapan olsa , bu bize yeterdi” diyor. Bunu bir feryat bir çığlık olarak algılayamazsak Sandıklı’da Selçik Köyünü de unutacağız demektir. 80 yaşlarında Hatice Nine bize nefesler okudu. Görüntüleri kameramda var. Köklü bir kültürün büyüklüğü ile davrandı. Ondan aldığımız güç ile dağları aşıp Şuhut’un Tekke Köyü’ne ulaştık.<br />
<br />
Kaynaklar<br />
1 Halaçoğlu Yusuf, XVIII. YY’da Osm. İmp. İskan Siy. Ve Aşiretlerin Yer. T.T.K Yay. Ankara 1997 S.46-47<br />
2 Karataş Yalçın , Sevgi Seli Yunus Emre , Sandıklı Bld. Y. 2001 S. 66-67<br />
K.K Afyon Sandıklı Selçik Köyü Hatice Özdemir Ev. 6 Ç . Ev. Kad.<br />
K.K Afyon Sandıklı Selçik Köyü Ali Özdemir 55Y. Ev. 2 Ç. Çiftçi<br />
K.K Afyon Şuhut Tekke Köyü Hüseyin Üçpınar 72 Y. Ev. 4Ç. Em.<br />
K.K Afyon Şuhut Tekke Köyü İsmail Çiçek. 39.Y. Ev. 1Ç. Kahveci<br />
<br />
alevinet.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tanıdıkça insan insana bağlanıyor<br />
Yolların sonu yok<br />
Sevenler için sevmenin<br />
Arayan için<br />
Buldum sanmanın anlamı yok<br />
Sevmeyi bir kez öğrendin mi<br />
Gitmelerin için sebep çok<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ali Aksüt)</span><br />
<br />
Dedirten dizeler bizi bu kez Afyon’a attı. Eğer özel bir araba ile Afyon’un Sandıklı ilçesinden geçerseniz ilk rastladığınız insana herhangi bir türbenin yerini sorun. Çok değil birkaç yüz metre yakınınızda Alevi Kızılbaş öğretisinden bir ismin adına bir mâkamı ya da ziyaret yerini işaret edecektir. Peki Sandıklı ilçesinde bu öğretiyi sürdüren ne kadar yerleşim yeri kaldı derseniz üzüleceksiniz ama sıfır demek çok doğru olur. Bir ilçede hemen hemen tüm ziyaret yerlerinin inancınızdan izler taşıdığını görüp ilçeye bağlı yüze köyün içinde bir mahalle ile tek bir köyü Alevi görmek düşünen ve duyarlılığını yitirmemiş insanlara hayli acı veriyor.<br />
<br />
Elindeki inancın, kültürün korunması kollanması gereken bir değer olduğunu bilmeyen toplumların sonu bu olsa gerek. Erimek ve yok olmak. Sandıklı’daki türbe , yatır ve ziyaret yerlerinin çoğu bizim değerlerimiz. Sandıklı’daki Alevi yerleşim yerlerini tekrar yazma gereği duyuyorum. Hepsi bir mahalle ,bir köy.<br />
<br />
Derneklerde , vakıflarda lokallerde, söyleşilerde fantezilere zaman ayıranların kulağını çınlatıyor bu acı çığlık. Alarm , zil ya da düdük şeklinde mi çalmalı her dem? Sandıklı Akdere mahallesinde bir grup Abdal yaşıyor. Yaptıkları iş ağırlıklı olarak çalgıcılık. Eğitim düzeylerinin düşüklüğü, inanç önderi yokluğu dolayısıyla cem yapılamaması geleceğe farklı öğretide bir Abdal kümesi hazırlıyor. Bunun farkında olanlar da var. Yolda araç konuğumuz bir Abdal “Doğru dede doğru yol , Dede yok , yol da yok, yol yoksa gelecek de yok” cümleleri ile bir gerçeğin pankartını kaldırır gibiydi. Alevi kurumlarının çok ama çok ciddi bir çalışma içerisine girmelerine o kadar ihtiyaç var ki bu ihtiyaç öğretiyi geleneksel olarak sürdürenlerin son kuşak olmasından kaynaklanıyor.<br />
<br />
Sandıklı da bir Alevi köyüne düştü yolumuz. (Selcik) Köyü. Selcik Köyü Sandıklı ilçesinin 4 km . doğusunda , 70 haneli ve 300’e yakın nüfuslu. Köy muhtarı şu anda Ali Nayır. Selçikliler geçimlerini ağırlıklı olarak tahıl ekiminden karşılıyorlar. Konuğu olduğumuz Selçikli Ali Özdemir’e göre Selçik Köyü hicri 1113’de kurulmuş. Özdemir Oğuz Boylarından Danişmentli Türkmenlerinden ve Alevi olduklarını söylüyor. Köyde ağırlıklı olarak Danişmentliler yaşamakta imiş. Yaşayan Ali Özdemir’in dedikleri ile Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun dedikleri adeta birbirini doğruluyor. “…..Bir müddet önce Keçiborlu Geyikli (Geyikler) Sanduklu ve Çölâbâd kazalarına tabi 42 sahipsiz köye yerleştirilen Danişmentlü Türkmenleri cemaatlerinden Mevaşiler, Sermayeli, Karalı, Horbendelü(Harbendelü) cemaatları İskanı kabul etmeyerek eşkiyalığa başlamıştır. Kanunsuz hareketlerin önlenerek iskan mahallerine yerleştirilmeleri ve bir miktar nezre bağlanmaları münasip görülerek 1701 yılında Hamid ve Karahisar mutasarrıflığına , Kütahya Mollasına , Denizli, Geyikler, Kamer-i Hamid (Burhaniye) , Urla , Dazkırı, Şeyhlü, Çarşamba, Lazkıye, Uluborlu, Burdur, Homa, Çöl-Abat, Uşak , Baklan, Sandıklı ve Honaz Kadılarına ve Kütahya Mütesellimine hükümler gönderilmiştir.” (1)<br />
<br />
Köyde Selçikliler’in Sarı Dede adını verdiği Sarı Selçuk adını verdikleri bir türbe var. Köy adını Sarı Selçuk Dede’den almış. Köyün orta yerinde asırlık tek minareli eski bir camii var. On yıldır da kadrolu imamlar çalışıyormuş. Köylülerden birkaç kişi Cuma namazına katılıyormuş. Bayram namazlarını ise tüm köylü birlikte kılıyormuş. Muharrem orucunu aksatmadıklarını söyleyen Özdemir, Ramazan orucunu ise tutan olmadığını , cenazeleri kadrolu imamın kaldırdığını söylüyor. Selçik köyünün 4 km kadar batısında Yunus Emre’ye ait bir makam var. Köylüler Selçik Dede’ye her yıl adaklar adayıp kurbanlar kesiyor. Cemlerini yaptırmak üzere Isparta Senirkent Uluğbey kasabasından Veli Baba evlatlarından Dede Hüseyin Keskin geliyormuş. 12 erkanlı olarak yapılan cemlerini zaman zaman farklı ocaklardan gelen dedeler de yönetiyormuş bu güne kadar cemlerini hiç mi hiç aksatmamışlar. Cemlerinde genellikle;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dün gece dün gece seyran içinde<br />
Cennet bağlarını seyran eyledim<br />
Al kırmızı giymiş huri kızları<br />
Kırması donlarını seyran eyledim</span><br />
<br />
Diye başlayan Şah Hatayi’ye ait bir nefesle semah dönüyorlar. Kırklar semahına sıra geldiğinde canların tümü semaha kalkıyor. Köyün delikanlılarından olan Metin Özdemir Alevi kitapları okumak istediğini ancak kimsenin kendisine yardımcı olmadığını söylüyor. Selçik köyünde çağırmalı semah adı altında bir semah daha döndüklerini söylüyor delikanlı.<br />
Çağırmalı semahın sözleri şöyle:<br />
<br />
Gül ağacı gül ağacı<br />
Açılır ucu açılır ucu<br />
Ev sahibi gelin bacı<br />
Kalksın semah eylesin<br />
Gelsin orta yere niyaz eylesin, niyaz eylesin<br />
Döksün günahını semah eylesin<br />
<br />
Kapıya da vardım dopdolu nurdan,<br />
Biz de bunu böyle gördük uludan<br />
Kaldır kollarını çimeni yeşil, çimeni yeşil<br />
Gelmişsin meydana kendini devşir<br />
<br />
Bu semahın sözleri ve ezgisi Armut Ağacı semahının adeta kendisi. <br />
<br />
Sandıklı da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunus Emre</span> makamına 100 m uzaklık da Taptuk Emre makamı da bulunmaktadır. Şaşırtacak ama Sandıklı’da ayrıca Yalıncak Sultan Tekkesi , Ali Rumi (Halk Ali Rum diyor) Hacım Sultan Türbesi Uşak Susuz da olduğu gibi burada da Susuz Köyünde imiş. Sandıklı Susuz arası 11 Km imiş. Ayrıca Sandıklı da Ahi locasından Leblebicilerinden piri sayılan Şeyh Hamza adı bir çok şiirde ve halk belleğinde yaşamaktadır. Kendini tasavvufa kaptırmış bir başka Sandıklılı ise Şeyh Safa , tasavvufcu şair Fikri de Sandıklıların hemşehrisi. Sandıklı da tanıdık isim çok: Çölmek Baba, Mürüvvet Baba , Şeyh Müslihaddin, Ali Rumi Baba, Kutsi, Hürmayi(Fermayi Baba) Sarı Baba, Kara Baba(İğdeli Dede), Abid Baba, Er Mehmed-i Veli, Kavak Sultan Baba, Ah-ı Beyazıd, Çomaklı Baba, Helva-i Dede, Cırım Baba,Şeyh İdris Sinan, Hadım Sultan, Karaca Ahmet Baba (Çolhisar Dede) , Yusuf Dede, Sultanlar, Kudum Baba, İsa Dede, Şeyh Sefa, Saltuk Baba, Menteş Baba, Karkın Baba, Ağıl Eli Baba, Şeyh Hamza , Kabuli Baba, Meryem Ana Yatırı, Uyusak Dede, Taceddin Dede, Topal Dede, Aziz Dede, Kumluk Dede, Kuzu Dede, Sarı Dede , Sarı Selçuk Dede (2) gibi isimlerle bağ kurmak isteyenleri Selçik Köylüleri kapıda karşılayacaklar. Yaşlı bir nine “Oğlum keşke senede bir gelip bir konuşma yapan olsa , bu bize yeterdi” diyor. Bunu bir feryat bir çığlık olarak algılayamazsak Sandıklı’da Selçik Köyünü de unutacağız demektir. 80 yaşlarında Hatice Nine bize nefesler okudu. Görüntüleri kameramda var. Köklü bir kültürün büyüklüğü ile davrandı. Ondan aldığımız güç ile dağları aşıp Şuhut’un Tekke Köyü’ne ulaştık.<br />
<br />
Kaynaklar<br />
1 Halaçoğlu Yusuf, XVIII. YY’da Osm. İmp. İskan Siy. Ve Aşiretlerin Yer. T.T.K Yay. Ankara 1997 S.46-47<br />
2 Karataş Yalçın , Sevgi Seli Yunus Emre , Sandıklı Bld. Y. 2001 S. 66-67<br />
K.K Afyon Sandıklı Selçik Köyü Hatice Özdemir Ev. 6 Ç . Ev. Kad.<br />
K.K Afyon Sandıklı Selçik Köyü Ali Özdemir 55Y. Ev. 2 Ç. Çiftçi<br />
K.K Afyon Şuhut Tekke Köyü Hüseyin Üçpınar 72 Y. Ev. 4Ç. Em.<br />
K.K Afyon Şuhut Tekke Köyü İsmail Çiçek. 39.Y. Ev. 1Ç. Kahveci<br />
<br />
alevinet.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tahtacı Alevileri kimdir ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-tahtaci-alevileri-kimdir--2822.html</link>
			<pubDate>Sat, 30 Dec 2017 23:36:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-tahtaci-alevileri-kimdir--2822.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tahtacılar, genel olarak Ege ve Akdeniz bölgelerinin ormanlık yörelerinde yaşayan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve kısmen günümüzde ağaç işçiliğiyle uğraşan Alevî Türkmenlerdir.<br />
<br />
Ataları, Oğuz boylarına bağlı Ağaçeriler'dir. Diğer bazı kaynaklara göre ise Tahtacılar, tarihi Hunlara dayanan bir soya sahiptirler. Büyük Hun İmparatorluğu‘ nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunların bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu’ya gelmiştir.<br />
<br />
<br />
İnançlarında ve yaşam biçimlerinde Şamanizm' e ilişkin kanıtlar bulunmasıyla birlikte, korudukları bu kültür, Alevilik inanç ve töreleri ile harmanlanmıştır. İçinde Öz Türkçe' den pek çok kelimeler barındıran, günümüze kadar muhafaza edebildikleri bir günlük konuşma dili kullanmaktadırlar.<br />
<br />
<br />
Tahtacılar tarih boyunca hep doğayla iç içe yaşamışlardır. Giyim kuşamları, el sanatları, yemek kültürleri ile büyük bir kültürel zenginliğe sahiptirler. Örf, adet ve gelenekler bakımından Orta Asya Türk kültüründen izler taşırlar. Zanaat olarak sürdürdükleri ağaç işçiliğinde kadın - erkek birlikte çalışırlar. Bir kısım halk, Cumhuriyet ilan edildikten sonra azalan kamusal baskı nedeniyle Ziraat, Esnaflık, Memurluk, Serbest meslek vb. meslek gruplarına da ayrılmıştır.<br />
<br />
<br />
Zamanla yerleşik yaşama geçmeye başlayan Tahtacılar günümüzde daha çok Adana, Mersin, Antalya, Denizli, Isparta, Burdur, Muğla, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir, Çanakkale gibi illerde görülmektedir.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Tahtacılar, genel olarak Ege ve Akdeniz bölgelerinin ormanlık yörelerinde yaşayan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve kısmen günümüzde ağaç işçiliğiyle uğraşan Alevî Türkmenlerdir.<br />
<br />
Ataları, Oğuz boylarına bağlı Ağaçeriler'dir. Diğer bazı kaynaklara göre ise Tahtacılar, tarihi Hunlara dayanan bir soya sahiptirler. Büyük Hun İmparatorluğu‘ nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunların bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu’ya gelmiştir.<br />
<br />
<br />
İnançlarında ve yaşam biçimlerinde Şamanizm' e ilişkin kanıtlar bulunmasıyla birlikte, korudukları bu kültür, Alevilik inanç ve töreleri ile harmanlanmıştır. İçinde Öz Türkçe' den pek çok kelimeler barındıran, günümüze kadar muhafaza edebildikleri bir günlük konuşma dili kullanmaktadırlar.<br />
<br />
<br />
Tahtacılar tarih boyunca hep doğayla iç içe yaşamışlardır. Giyim kuşamları, el sanatları, yemek kültürleri ile büyük bir kültürel zenginliğe sahiptirler. Örf, adet ve gelenekler bakımından Orta Asya Türk kültüründen izler taşırlar. Zanaat olarak sürdürdükleri ağaç işçiliğinde kadın - erkek birlikte çalışırlar. Bir kısım halk, Cumhuriyet ilan edildikten sonra azalan kamusal baskı nedeniyle Ziraat, Esnaflık, Memurluk, Serbest meslek vb. meslek gruplarına da ayrılmıştır.<br />
<br />
<br />
Zamanla yerleşik yaşama geçmeye başlayan Tahtacılar günümüzde daha çok Adana, Mersin, Antalya, Denizli, Isparta, Burdur, Muğla, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir, Çanakkale gibi illerde görülmektedir.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şeyh Hasan Köyü - Elazığ- Baskil]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-seyh-hasan-koyu-elazig-baskil.html</link>
			<pubDate>Thu, 21 Sep 2017 23:35:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-seyh-hasan-koyu-elazig-baskil.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şeyh Hasan Köyü ( aslında ) Malatya ilinin Muşar nahiyesine bağlı bir köydür. 1987 yılında köy Karakaya Baraj Gölü altında kalınca, köy halkı Elazığ iline bağlı Baskil kazasının Tabanbükü (Şeyh Hasan) mezrasına yerleştiler.Elazığ iline 81 km, Baskil ilçesine 43 km uzaklıktadır.Ulaşımını Malatya battalgazide bulunan atabey iskelesinden hareket 25 dk.sürer 8 km mesafesi vardır Çiğdemli Köyü iskelesinde ulaşım sağlanır. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihi</span><br />
<br />
<br />
Köy adını Şeyh Hasan adlı aşiretten alır. Irak ve Horasan üzerinden gelerek yerleşmiş bir Alevi Ocağı ve Aşiretidir.Bügüne kadar inançlarına bağlı kalmışlardır,Hatice Gültekin (Ana) bize şu bilgileri aktarmaktadır.<br />
<br />
Hatice Gültekin; "Ben bu köylüyüm, burada doğdum ama, aslımız Selçuklu Nuşabur'dan, Horasan'dan gelmedir. Ecdadımız Garipler Mezarlığı'nda bulunan Şeyh Ahmed Yesevi ile birlikte buraya gelmiştir. Şeyh Ahmed Yesevi Horasan'dan atmış olduğu yanmış köseği Fırat kenarında bugünkü köyün yerine düşmüş, burada göğermiş, o'da ecdadımızla birlikte burayı vatan tutmuşlar."<br />
<br />
seyhahmeddedeocagi.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Şeyh Hasan Köyü ( aslında ) Malatya ilinin Muşar nahiyesine bağlı bir köydür. 1987 yılında köy Karakaya Baraj Gölü altında kalınca, köy halkı Elazığ iline bağlı Baskil kazasının Tabanbükü (Şeyh Hasan) mezrasına yerleştiler.Elazığ iline 81 km, Baskil ilçesine 43 km uzaklıktadır.Ulaşımını Malatya battalgazide bulunan atabey iskelesinden hareket 25 dk.sürer 8 km mesafesi vardır Çiğdemli Köyü iskelesinde ulaşım sağlanır. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihi</span><br />
<br />
<br />
Köy adını Şeyh Hasan adlı aşiretten alır. Irak ve Horasan üzerinden gelerek yerleşmiş bir Alevi Ocağı ve Aşiretidir.Bügüne kadar inançlarına bağlı kalmışlardır,Hatice Gültekin (Ana) bize şu bilgileri aktarmaktadır.<br />
<br />
Hatice Gültekin; "Ben bu köylüyüm, burada doğdum ama, aslımız Selçuklu Nuşabur'dan, Horasan'dan gelmedir. Ecdadımız Garipler Mezarlığı'nda bulunan Şeyh Ahmed Yesevi ile birlikte buraya gelmiştir. Şeyh Ahmed Yesevi Horasan'dan atmış olduğu yanmış köseği Fırat kenarında bugünkü köyün yerine düşmüş, burada göğermiş, o'da ecdadımızla birlikte burayı vatan tutmuşlar."<br />
<br />
seyhahmeddedeocagi.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kaz Dağlarında 800 Yıldır Süren Gelenek]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-kaz-daglarinda-800-yildir-suren-gelenek.html</link>
			<pubDate>Tue, 05 Sep 2017 22:11:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-kaz-daglarinda-800-yildir-suren-gelenek.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BALIKESİR — Balıkesir’de bulunan Kaz Dağlarının zirvesi 800 yıldır süren bir geleneğe ev sahipliği yapıyor. Yöredeki Alevi Türkmen köylüleri her yıl, Ağustos ayının kutup yıldızının dünyaya en yakın olduğu günlerinde zirvede çadır kurup, kurbanlar kesiyor.Geleneğin Şamanizm’den kaldığına inanılıyor.<br />
<br />
<br />
<img src="https://gdb.voanews.com/9418F8CB-4C09-4EFA-B064-F1ED4B81BCFD_w650_r1_s.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9418F8CB-4C09-4EFA-B064-F1ED4B81BCFD_w650_r1_s.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Kaz dağlarının deniz seviyesinden 1700 metre yükseklikteki zirvesi bugünlerde hareketli. Hareketliliğin sebebi ziyarete giden turistler kadar, bölgeye kurulan çadırlar. Onlarca çadır ve içinde yüzlerce kişi… Kadınlar yöresel kıyafetlerini giymiş, kazanlarda yemekler pişiriyor. Çadırdan çadıra bir şeyler ikram ediliyor. Çadırların kurulduğu alana dışardan kimse gitmiyor. Yasak değil ancak çadır sakinleri hoş karşılamıyor. Yılda bir kez yapılan bu etkinliğe katılanlar rahatsız edilmek istemiyor. Çadırlarda kalanlar, tahtacılar olarak bilinen, yörenin 10 Alevi Türkmen köylüleri. Üç gün boyunca çadırlarda kalan köylüler, Sarıkız Türbesi denilen yerde kurban kestikten sonra evlerine dönüyor.<br />
<br />
Türkiye’nin oksijen deposu olarak bilinen ve Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Kaz Dağları en az 800 yıldır, sessiz sedasız bu geleneğe ev sahipliği yapıyor. Geleneği yaşatanların başında Tahtakuşlar, Kavlaklar ve Yassıçalı köylüleri geliyor. Ancak diğer tahtacı köylüleri de küçük gruplar halinde bu etkinliğe katılıyor. Peki, Tahtacı köylüleri kim? Tahtacılar, isimlerinde de anlaşılacağı gibi ağaç işleriyle uğraşan köylüler. Ege ve Akdeniz bölgelerinin ormanlık yörelerinde yaşayan Alevi Türkmen Tahtacılar, Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet döneminde, bölgeye yerleştirilmişler. Tahtacıların, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi sırasında kullandığı gemilerin tahtalarını imal ettiklerine inanılıyor.<br />
<br />
Tahtacı köylülerinin 800 yıldır yaşattıkları geleneklerinin kökeninde Şamanizm inancı olduğu sanılıyor. Tahtacı Türkmenleriyle ilgili araştırmalar yapan Yazar Mustafa Selim Kudar, geleneğin Şamanlardan kaldığını söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Kudar, geleneğin kutup yıldızının hareketlerine göre yapıldığına dikkat çekerek, ”Şamanizm’e göre yapılan kurban ayin töreni. Kurban adak töreninde Mayıs ayında toprak anaya, Ağustos ayında ana tanrıya kurban kesilir. 12. asırda geçen bir efsane ama bana göre daha eski de olabilir. Sarıkız (kurban kesilen yer) tapma yeri değil tapınma yeri. Şamanların ana tanrıya kurban kesme yerleri olarak biliniyor. Kutup yıldızına dünyanın en yakın olduğu tarih Ağustos ayı. Ağustos ayının 15 ile 25’i arası orada Sarıkız törenleri yapılır. Ayın evrimi yani dolunay olma zamanı 14-24 Ağustos arası. Bu tarihlerde köylüler çıkar buraya. 10 gün içinde kutup yıldızının en yakın olduğu tarihlerde kurbanlarımızı sunma tarihidir. Anlamı enerjinin çıkış noktasıyla gitsin tanrıya ulaşsın diyedir. Ana teması budur" dedi.<br />
<br />
Bölge Milli Park olduğu için kamp yapmak yasak ancak Tahtacı köylüleri özel izinle kalabiliyorlar. Köylülerin kurban kestiği iki türbeden biri askeri bölge içinde kalmış. Köylülerin buraya da özel izinle girmesine izin veriliyor.<br />
Kudar, Alevi Türkmenlere son yıllarda Yörüklerin de katıldığını ifade ederek, “10 yıldır Yörük Türkmenler de özlerine dönme için oraya gidiyorlar. Sarıkız sadece Alevilere has değil Yörük kızı olduğu da söyleniyor. 10 yıl öncesine kadar sadece Türkmenler yaşatıyordu ama Yörükler de baktılar ‘güzel bir iş, özümüze dönelim, sahiplenelim’ duygusuyla onlar da başladı. Şimdi onlar da bir hafta on gün kalıyorlar. Oraya çıkıyorlar, dinleniyorlar, hazıklıklarda oluyor, birbirleriyle kaynaşıyorlar eski yaşantılarını yaşatıyorlar. Çadırlarda kendi geleneklerini yaşatıyorlar, birlik beraberlik aşılanıyor. Günümüzde herkes çalışıyor orası bir nevi buluşma yeri oluyor. Ay tanrısına, ana tanrı dediğimiz tanrıya kurban kesiyoruz” diye konuştu.<br />
<br />
Kudar, geleneğin geçmişinin 800 yıldan eski olduğunu savunarak, “Dağda mezarlığımız vardı bir taş getirdik, 850 yıllıktı. O tarihlerde burada Türk olmaması gerekir. Ormanda üç mezarlığımız var en azından 2-3 bin yılın üzerinde, kazayağı dediğimiz damgamız var. Arkeologlar 850 yıl dediler” şeklinde konuştu.<br />
<br />
amerikaninsesi.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">BALIKESİR — Balıkesir’de bulunan Kaz Dağlarının zirvesi 800 yıldır süren bir geleneğe ev sahipliği yapıyor. Yöredeki Alevi Türkmen köylüleri her yıl, Ağustos ayının kutup yıldızının dünyaya en yakın olduğu günlerinde zirvede çadır kurup, kurbanlar kesiyor.Geleneğin Şamanizm’den kaldığına inanılıyor.<br />
<br />
<br />
<img src="https://gdb.voanews.com/9418F8CB-4C09-4EFA-B064-F1ED4B81BCFD_w650_r1_s.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9418F8CB-4C09-4EFA-B064-F1ED4B81BCFD_w650_r1_s.jpg]" class="mycode_img img-responsive" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Kaz dağlarının deniz seviyesinden 1700 metre yükseklikteki zirvesi bugünlerde hareketli. Hareketliliğin sebebi ziyarete giden turistler kadar, bölgeye kurulan çadırlar. Onlarca çadır ve içinde yüzlerce kişi… Kadınlar yöresel kıyafetlerini giymiş, kazanlarda yemekler pişiriyor. Çadırdan çadıra bir şeyler ikram ediliyor. Çadırların kurulduğu alana dışardan kimse gitmiyor. Yasak değil ancak çadır sakinleri hoş karşılamıyor. Yılda bir kez yapılan bu etkinliğe katılanlar rahatsız edilmek istemiyor. Çadırlarda kalanlar, tahtacılar olarak bilinen, yörenin 10 Alevi Türkmen köylüleri. Üç gün boyunca çadırlarda kalan köylüler, Sarıkız Türbesi denilen yerde kurban kestikten sonra evlerine dönüyor.<br />
<br />
Türkiye’nin oksijen deposu olarak bilinen ve Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Kaz Dağları en az 800 yıldır, sessiz sedasız bu geleneğe ev sahipliği yapıyor. Geleneği yaşatanların başında Tahtakuşlar, Kavlaklar ve Yassıçalı köylüleri geliyor. Ancak diğer tahtacı köylüleri de küçük gruplar halinde bu etkinliğe katılıyor. Peki, Tahtacı köylüleri kim? Tahtacılar, isimlerinde de anlaşılacağı gibi ağaç işleriyle uğraşan köylüler. Ege ve Akdeniz bölgelerinin ormanlık yörelerinde yaşayan Alevi Türkmen Tahtacılar, Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet döneminde, bölgeye yerleştirilmişler. Tahtacıların, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi sırasında kullandığı gemilerin tahtalarını imal ettiklerine inanılıyor.<br />
<br />
Tahtacı köylülerinin 800 yıldır yaşattıkları geleneklerinin kökeninde Şamanizm inancı olduğu sanılıyor. Tahtacı Türkmenleriyle ilgili araştırmalar yapan Yazar Mustafa Selim Kudar, geleneğin Şamanlardan kaldığını söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Kudar, geleneğin kutup yıldızının hareketlerine göre yapıldığına dikkat çekerek, ”Şamanizm’e göre yapılan kurban ayin töreni. Kurban adak töreninde Mayıs ayında toprak anaya, Ağustos ayında ana tanrıya kurban kesilir. 12. asırda geçen bir efsane ama bana göre daha eski de olabilir. Sarıkız (kurban kesilen yer) tapma yeri değil tapınma yeri. Şamanların ana tanrıya kurban kesme yerleri olarak biliniyor. Kutup yıldızına dünyanın en yakın olduğu tarih Ağustos ayı. Ağustos ayının 15 ile 25’i arası orada Sarıkız törenleri yapılır. Ayın evrimi yani dolunay olma zamanı 14-24 Ağustos arası. Bu tarihlerde köylüler çıkar buraya. 10 gün içinde kutup yıldızının en yakın olduğu tarihlerde kurbanlarımızı sunma tarihidir. Anlamı enerjinin çıkış noktasıyla gitsin tanrıya ulaşsın diyedir. Ana teması budur" dedi.<br />
<br />
Bölge Milli Park olduğu için kamp yapmak yasak ancak Tahtacı köylüleri özel izinle kalabiliyorlar. Köylülerin kurban kestiği iki türbeden biri askeri bölge içinde kalmış. Köylülerin buraya da özel izinle girmesine izin veriliyor.<br />
Kudar, Alevi Türkmenlere son yıllarda Yörüklerin de katıldığını ifade ederek, “10 yıldır Yörük Türkmenler de özlerine dönme için oraya gidiyorlar. Sarıkız sadece Alevilere has değil Yörük kızı olduğu da söyleniyor. 10 yıl öncesine kadar sadece Türkmenler yaşatıyordu ama Yörükler de baktılar ‘güzel bir iş, özümüze dönelim, sahiplenelim’ duygusuyla onlar da başladı. Şimdi onlar da bir hafta on gün kalıyorlar. Oraya çıkıyorlar, dinleniyorlar, hazıklıklarda oluyor, birbirleriyle kaynaşıyorlar eski yaşantılarını yaşatıyorlar. Çadırlarda kendi geleneklerini yaşatıyorlar, birlik beraberlik aşılanıyor. Günümüzde herkes çalışıyor orası bir nevi buluşma yeri oluyor. Ay tanrısına, ana tanrı dediğimiz tanrıya kurban kesiyoruz” diye konuştu.<br />
<br />
Kudar, geleneğin geçmişinin 800 yıldan eski olduğunu savunarak, “Dağda mezarlığımız vardı bir taş getirdik, 850 yıllıktı. O tarihlerde burada Türk olmaması gerekir. Ormanda üç mezarlığımız var en azından 2-3 bin yılın üzerinde, kazayağı dediğimiz damgamız var. Arkeologlar 850 yıl dediler” şeklinde konuştu.<br />
<br />
amerikaninsesi.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevi ocaklari...]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-ocaklari.html</link>
			<pubDate>Fri, 06 Jan 2017 20:42:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-alevi-ocaklari.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAZI OCAKLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER</span><br />
<br />
AĞU İÇEN OCAĞI (KARA DONLU CAN BABA)<br />
Tunceli ili Pertek ilçesinde bulunan Karabakır (Bargini) Köyü’ndedir. Ağuiçen Ocağı’na gelenler arasında daha çok çocuğu olmayanlar yer alır, türbede kalarak kurban keserler. Kendilerini Ağuiçenli olarak nitelendiren dede ocakları Mir Seyyit, Köse Seyyit, Seyyit Mençek, Koca Seyyit olmak üzere dört koldur. (Ali Kemali 1932: 192) Ağuiçen’in menkıbelerine ilişkin hem Ali Kemali, hem Nazmi Sevgen ve hem de Nuri Dersimi de bazı bilgiler bulunmaktadır. (Uluğ 1939a: 89; 1939b 33; Ali Kemali 1932: 184; Dersimi 1997: 117-118) Tunceli’de bulunan ve Ağuiçen olarak adlandırılan evliya Seyyid Mençek olarak da bilinir.Elazığ’ın Sün Köyü’ndeki eren ise Koca Seyyid’dir. Ağuiçen’in bir diğer yaygın adı da Kara Donlu Can Baba’dır. Hem Elazığ, Sün Köyü ve hem de Tunceli Hozat Karabakır köyü’nde bu konuda yaşlılarla görüştüm. Anlatılanlar kapsamlı olduğundan burada en genel bilgilere değinmekle yetiniyorum. Ağuiçen Ocağı’ndan dedeler ağırlıkla Elazığ, Erzincan ve Tunceli’de bulunurlar. Sivas Karakeban yakınlarında bulunan Alevi Ocak Ulularından Kara Pirbad’da Kara Donlu Can Baba olarak adlandırıldığından bazı araştırmacılar bu iki evliyayı karıştırmaktadırlar. (Birdoğan 1992: 149)<br />
<br />
ALİ ABBAS OCAĞI<br />
Sözlü geleneğe göre Hazreti Abbas neslindendir. Ali Abbas Ocağı dedeleri Özellikle Erzincan ve Tunceli yörelerine dağılmışlardır. (Ali Kemali 1932: 193) Bazı dedeler Ali Abbas ve Celal Abbas Ocaklarının aynı ocağı nitelediğini ifade ederler.<br />
<br />
ALİ BABA OCAĞI<br />
Bu ocağa adını veren evliyanın türbesi Sivas Ali Baba mahallesinde bulunmaktadır.(Clarke 203-208) Bu ocağın Sivas yöresinde talipleri bulunmaktadır.<br />
<br />
ALİYYÜL ŞAZELİ/MOLLA YAKUP OCAĞI<br />
Molla Yakup evlatları, dedelerinin soyunu Hz. Şazeli’ye dayandırdıklarından bu ocak soyu hem Aliyyül Şazeli ve hem de Molla Yakup Ocağı olarak adlandırılmaktadır. (Özen 1997: 107) Ayrıca halk arasında Şeyh Şazeli Sultan (Kahveci) Ocağı olarak da bilinir. Bu ocağın merkezi ve Molla Yakup’un türbesi Sivas Kangal ilçesi, Yellice Köyü’nde bulunmaktadır. Molla Yakup’a ilişkin birçok menkıbe yüzyıllardır anlatılmaktadır. Bu Ocağa bağlı talipler daha çok Divriği ve Kangal yörelerinde toplanmıştır. Gökçeoğulları ailesi bu ocaktandır ve kendilerinde bu ocağa ait birçok belge bulunmaktadır. Bildiğim kadarıyla bu aileden Yesari Bey bunların yeni türkçeye kazandırılması için oldukça duyarlı şekilde çalışmaktadır.<br />
<br />
BABA MANSUR OCAĞI<br />
Tunceli ili Mazgirt ilçesinin doğusunda Darıkent (Muhundi) Bucağı’nda ünlü Alevi evliyalarından Baba Mansur’un yürüttüğüne inanılan bir duvar bulunur. Muhundi orada bulunan bu ziyaretin anısı nedeniyle Dersim ve çevresinin en ünlü ziyaretgahlarındandır. Ali Kemali’ye göre Baba Mansur Dedeleri seyyidlerdendir, kolları yoktur, üç büyük kabiledir. Bir kabilesi Mazgirt kazasının Darıkent (Muhundi) bucağında, İkincisi Pülümür’ün Tahti ve üçüncüsü yine Pülümür’ün Gersinot köylerinde bulunur. Gersinot’ta oturanlara Şahverdi Evladı derler ki, Sivas ve Koçgiri aşiretinin seyyitleridir. (Ali Kemali 1932: 193) Bu seyyitler ayrıca Erzincan’ın Kısmikör ve Erdene, Pülümür’ün Seyyitler Kapiri ve Tahsini köylerinde bulunurlar. Mazgirt kazasında da vardır. (Ali Kemali 1932: 184) Bir araştırmada Tunceli Pülümür Yeldeğen Bucağı’nda Şah Mansur’un evlatlarının türbesinin ve Sivas Zara Kızılkale Köyü’nde de Baba Mansurluların bulunduğu ifade edilmiştir. (Clarke 1998: 205)Baba Mansur’un Horasan’dan geldiğine inanılır. Halk Cuma akşamları buraya toplanır, kurbanlar keser, cem yaparlardı. Baba Mansur’un yüzyıllardır dilden dile dolaşan menkıbelerinin en bilineni şu şekildedir: Bir de Baba Kureyş (Hacı Kureyş) varmış. Bir gün vahşi bir ayıya binmiş ve bileğine de bir yılan dolamış, onunla ayıyı kamçılayarak yürütmüş. O sırada duvar yapmakta olan Baba Mansur ise bu duvara binerek Baba Kureyş’e doğru yürümüş. Kureyş Baba bu mucize karşısında hayran olarak “Sen taş duvara can verdin.” diyerek, Baba Mansur’un eline sarılıp öpmüş. Baba Kureyş Ocağı’nın talipleri, Kureyş Baba’nın Baba Mansur’a bağlılığı üzere, Baba Mansur Ocağı’nın da müritleridir. Yüzyıllardır Kureyşan Ocağı Dedeleri’nin mürşidleri de Baba Mansurlu Dedeler olmuştur. Pir ve seyitleriyle birlikte Koçgiri ve Hiran aşiretleri de Baba Mansur Ocağı’na bağlıdırlar. (Ayrıca bk: Uluğ 1939 1939a: 83; 1939b: 34; Dersimi 1997: 140-141.)<br />
Ayrıca Baba Mansur Ocağı’ndan Ali Düzgün Dede’den edindiğim bilgilere göre Baba Mansur Dedeleri , Kureyşanlar , Şavalanlar , Arelliler , Gaboranlılar , Butkanlılar Aşiretlerine Dedelik ve Lolanlılar, Çarekanlılar ve diğer aşiretlere de mürşidlik yapmaktadırlar. Bu ocağın dedelerinin de bağlı olduğu Baba Mansurlu dede ailesi Baba Mansur’un duvarı yürüttüğü duvarın yanında bulunan evin sahibidirler ve ziyaretle bu aile ilgilenmektedir. Hem İstanbul’da hem Tunceli’de bu ocaktan dedesoylularla görüstüm. Darıkentteki ocağı da ziyaret ettim. Yine Darıkent yakınlarında bulunan Şöbek, Lödek, Küpük Köylerinde de Baba Mansurlu seyyid aileleri vardır. Bir bölümü çeşitli nedenlerle Tunceli dışındadırlar ve özellikle de Sivas’ta yoğunlaşmışlardır.<br />
<br />
BATTAL GAZİ OCAĞI<br />
Bilindiği üzere Seyyid Battal Gazi’nin Eskişehir’de türbesi ve büyük bir dergahı bulunmaktadır. Battal Gazi Ocağı’ndan Dedeler hem Eskişehir’de hem de Amasya’da bulunmaktadırlar. Amasya Merzifon, Sarı Köyü, Oymaağaç Köyü, Balgöze (Emert) Köyü ve Merzifondaki Tekke mahallesinde bu soydan dedeler bulunmaktadır.<br />
<br />
BOSTANKOLU HASAN HALİFE OCAĞI<br />
Bostankulu Ocağı Dedeleri genellikle Tokat’ta bulunurlar. Bostankulu Hasan Halife keramet göstermiş, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda kazan kaynatmış, hizmet etmiş ve kendisine bu görev verilmiş. Bu ocağın talipleri Yozgat Çorum ve Tokat havalisinde bulunmaktadır.<br />
<br />
CELAL ABBAS OCAĞI<br />
Ali Abbas Ocağı ile aynı ocak olduğu söylenir.Bu ocak ulusu hem Ali Abbas hem Celal Abbas olarak aynı kişi olabilir veya iki farklı kişi olup aynı aileden gelebilirler. Celal Abbas Ocağı Dedeleri Tunceli Ovacık’ta da bulunurlar. (Kaya 1995: 99) Ancak Erzincan ve Elazığ yörelerinde de bu soydan ocakzadelere raslamak olanaklıdır.<br />
<br />
CEMAL ABDAL OCAĞI<br />
Cemal Abdal Ocağı Elazığ Karakoçan’da Madran ile Delikan Köylerinin arasında bulunmaktadır. İki türbe vardır. Büyük Cemal Abdal ve Küçük Cemal Abdal türbeleri. Şadılı Aşireti’nin bir bölümü bu ocağın talipleridir. Cemal Abdal Ocağı Dedelerinin mürşidleri ise Ağuiçen Ocağı Dedeleridir. Tunceli ili Mazgirt ilçesi’de bulunan Kızılkale Köyü’nde de bu ocağa mensup Dede aileleri bulunur. Cemal Abdal, Derviş Cemal ve Seyyid Nuri Cemaleddin’in aynı kişi olduğu ifade edilmektedir. Bu konu tam açıklığa kavuşuncaya kadar ben bunları ayrı Ocaklar şeklinde değerlendirme yanlısıyım.<br />
<br />
DERVİŞ CEMAL/SEYİT CEMAL OCAĞI<br />
Tunceli ili Hozat ilçesine iki saat uzaklıkta Seyit Cemaller (Derviş Cemal) Köyü’ne adını veren ziyaretgahtır. Erzincan’ın Tercan ilçesinin otuz kilometre güneybatısındaki Bulmuş Köyü’nde ve yine Erzincan Tercan’a bağlı Zorum Köyü’nde de Derviş Cemal Ocağı Dedeleri ve ziyaretler bulunurdu. İnanışa göre Derviş Cemal’in oturduğu köy kuru bir meşelik iken yemyeşil bir yere dönüşmüştür. Bir başka rivayete göre de Derviş Cemal Hacı Bektaş Dergahı’nda hizmet görmüş erenlerdendi. Hatta bu konuyu Derviş Cemalli dedeler sürekli anlatırlar. Ali Kemali’nin verdiği bilgilere göre Şeyh Hasan koluna mensup aşiretler Derviş Cemal Ocağı talipleridir. (Bak Ali Kemali 1932: 185)<br />
<br />
EMİROĞULLARI/EMİRBEYLİ/HACI EMİRLİ OCAĞI<br />
Alevi Tahtacıların iki ocağından biridir. Dedeleri Aydın Reşadiye’de bulunurlar. (Yılmaz 1948:17; Şapolyo 1964: 257, 289) Yörükan’a göre Hacı Emirli Ocağı’na bağlı Tahtacı Oymakları, Şehepli, Kabakçı ve Aydınlı Oymakları’dır. Bu oymak Tahtacıları Aydın, İzmir, Adana, Denizli yörelerinde bulunmaktadırlar. (Yörükan 1998: 202-203)<br />
<br />
GARİP MUSA OCAĞI<br />
Sivas Divriği Güneş Köyü yakınında türbe ve tekkesi vardır.(Clarke 1998 ; Özen 1997: 58) Türbenin yakınında kutsal bir ziyaret haline gelmiş olan ardıç ağacı vardır.Garip Musalı dedesoyluların bir bölümü de Kars’ta bulunmaktadır. Bu ocaktan Musa Karakaş ve Kutluay Erdoğan’ın Ocaklarına ilişkin bilgi ve belgelerin günışığına yönelik çalışmaları oldukça yararlı olmaktadır.<br />
<br />
GÖZÜ KIZIL OCAĞI<br />
Gaziantep’te varolan Gözü Kızıl Camisi’ne (Clarke 1998: 203-208) adını veren evliyanın, Gözü Kızıl Ocağı’nın dayandığı ve Vilayetnamede adı geçen evliya ile aynı olup olmadığını bilemiyoruz. Ayrıca Şarkışla Karpınar Köyü’nde de(Kum 1957:1518n) bu ocak mensupları varmış.<br />
HACIM SULTAN OCAĞI<br />
Hacım Sultan’ın Uşak’ta Hacım bucağının Susuz mevkiinde türbesi bulunuyor. (Clarke 203-208) Hacım Sultan Ocağı Dedelerinin varolduğunu çeşitli sözlü verilerden duydum ancak nerede bulunduklarına ilişkin bilgiyi derlediğim bilgilerin çözümünden sonra sunacağım.<br />
<br />
HIDIR ABDAL OCAĞI<br />
Hıdır Abdal Sultan, Gözcü Karaca Ahmet Sultan’ın oğludur. Türbesi Erzincan, Kemaliye Ocak Köyü’nde bulunmaktadır. Hem sözlü hem yazılı kaynaklara göre (Sevgen 1946; Dersimi 1997: 144) Hıdır Abdal Ocağı Dedeleri yüzyıllardır Hacı Bektaş Dergahı’na vekaleten Düşkün Ocağı olarak işlev görmüşlerdir. Özellikle Malatya, Erzincan ve Tunceli yörelerinden talipler Hıdır Abdal Sultan’ın türbesinin bulunduğu bu yere akın akın gelirler. Eskiden düşkünlük konularında başvuru makamı olan Hıdır Abdal Ocağı dedelerinin bu işlevi bugün artık geçmişte yaşanmış bir konu olmaktan öteye geçmiyecektir. Şimdi Hıdır Abdal’ın anısına her Ağustos’un ilk Pazar günü onbinlerce kişinin katıldığı büyük bir etkinlik düzenlenmektedir. Hıdır Abdal Ocağı’na mensup dedeler Ocak Köyü’nde 12 ailedir. Bunların dışındaki Ocaklılar talip soylu ailelere mensupturlar. Hıdır Abdal Ocağı’ndan dedesoylular Erzincan ve Sivas Divriği’nin (Mesela Höbek Köyü) çeşitli köylerinde de bulunmaktadırlar. Hıdır Abdal Ocağı’na bağlı talipler de Malatya, Erzincan ve Sivas yörelerinde bulunmaktadır. Bazı Garip Musalı dedesoylulardan dinlediğime göre de Hıdır Abdallı dedeler, Garip Musalı dedelere pirlik yapıyorlarmış.<br />
<br />
HUBYAR OCAĞI<br />
Hubyar Sultan’ın türbesi, Tokat’ın Almus İlçesi, Hubyar Tekke Köyü’nde bulunmaktadır. Hubyarlı Dedelerin kimisi onun İmam Rıza soyundan kimi de İmam Musa Kazım soyundan olduğunu ve mürşidinin de Üryan Hızır olduğunu ifade ediyorlar. Yine Hubyar Sultan’ı, Hoca Ahmet Yesevi’nin okuttuğuna inanılıyor. Hubyar’ın dört oğlu varmış Mustafa Abdal, Himmet Abdal, Behzad Abdal, Hasan Abdal. Özellikle Tokat yöresinde Hubyarlı talipler yoğundur. Hubyar Sultan’a ilişkin bilgilerin yazılı olmaktan çok sözlü geleneğe dayanması ve varolan kısıtlı kaynakların da bazı kişilerce bilim dünyasından gizlenmesi ne yazık ki bazı bilgilerde karmaşaya yol açmaktadır. Üzülerek ifade etmek istiyorum ki bazı kişilerin bencilliği çok köklü bir Alevi Ocağı’na ilişkin bilgilerin ortaya çıkmasını ne yazık ki engellemektedir.<br />
<br />
HÜSEYİN ABDAL OCAĞI<br />
Hüseyin Abdal’ın türbesi Sivas Divriği İlçesindeki Aşudu Tekke (Güvenkaya) köyünde bulunmaktadır. (Özen 1997: 121) Karakesici Hüseyin Abdal olarak da adlandırılır. Bu Ocaktan dedesoylulara göre Karakesici Hüseyin Abdal Horasan’dan gelerek Hacı Bektaş Dergahı’nda hizmet etmiş. Sonra Aşudu Tekke(Güvenkaya) köyüne yerleşmiş burada halkı irşad etmiş ve burada Hakka yürümüştür.<br />
<br />
İMAM MUSA-İ KAZIM OCAĞI<br />
Dedelerden elde ettiğim bilgilere göre Elazığ, Baskil, Kumlutarla (Adaf) Köyü’nde, Erzurum, Tekman, Mir Seyid ve Erduran Köyleri’nde bu soydan dedeler var. Yine İmam Musa-i Kazım Ocağı talipleri de Tunceli ve Erzurum’da bulunuyorlar.<br />
<br />
İMAM ZEYNEL ABİDİN OCAĞI<br />
İmam Zeynel Abidin veya dedelerinin bulunduğu yer olan Kuyudere (Mineyik) Köyü’nün eski adı nedeniyle Mineyik Ocağı olarak da bilinir. İmam Zeynel Abidin Ocağı’ndan bazı dedeler bütün ocaklara mürşid olduklarını ileri sürerler. Diğer ocaklar gibi onların da mürşid olduğu ocaklar vardır. Ancak bütün ocakların mürşidi olduklarına dair bir uygulama olmamıştır. Bu ocaktan hala otantik dedeler bulunmaktadır.<br />
<br />
KARA PİRBAD OCAĞI<br />
Daha önce de belirttiğimiz üzere Kara Pirbad’da Karadonlu Can Baba diye adlandırılmaktadır. Kara Pirbat ziyareti Sivas’ın Divriği ilçesi, Karakeban Bucağı, Ömerli Köyü’ndedir. 22 Ekim 1999’da burayı ziyaret ederek bilgi topladık. Köyde bulunan yaşlıların anlattığına göre Kara Pirbad, Hacı Bektaş Veli tarafından Anadolu’da islamiyeti yaymakla görevlendirilmiş bir erendir. Son on onbeş yıldır da eski dedeler olmadığından köyde cem de yapılmamış.<br />
<br />
KAYGUSUZ ABDAL OCAĞI<br />
Kaygusuz Abdal’ın Dergahı Mısır Kahire Makattam tepesinde bulunuyor. Bu soydan hala ocakzadeler var. Bunların bazılarıyla Gaziantepte görüştüm, ancak onlar Dedelik yapmıyorlardı.<br />
<br />
KEÇECİ BABA OCAĞI<br />
Keçeci Baba’nın türbesi Tokat Erbaa’ya yaklaşık 30 km uzaklıkta bulunan Keçeci Köyü’ndedir. Keçeci Ahi Baba olarak da bilinir. Keçeci Köyü’nde herkes ocakzadedir. Talipleri de Tokat ve Amasya yörelerindedir.<br />
<br />
KOCA LEŞKER OCAĞI<br />
Koca Leşker’in ziyaretgahı Erzincan’ın Bağıştas İstasyonu yakınlarında ve Fırat’ın yakınındadır. Türbenin yakınında oldukça eski mezarların bulunduğu bir mezarlık bulunmaktadır. Ayrıca buraya kurban ve lokma hizmetlerini görmek üzere bir yer yaptırılmıştır. Koca Leşker ile Koca Seyyid’in aynı evliya olduğunu ifade eden dedesoylular vardır. Ancak bu iki yerde yani hem Sün Köyü’nde Koca Seyyid’in türbesinin ve hem de Bağıştaş yakınında Koca Leşker’in türbesinin olması bu durumu karmaşık hale getirmektedir.<br />
<br />
KOCA SAÇLI SEYYİD MUHAMMED OCAĞI<br />
Sivas Divriği İlçesi Erikli Köyü’ndedir. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dervişlerinden olduğu söylenir. (Özen 1997: 100) Böyle bir ocağın varlığını duymama karşın bu ocaktan dedelerle görüşme olanağım olmadı.<br />
<br />
KÖSE SÜLEYMAN OCAĞI<br />
Alevi Çepnilerin Ocağı’dır. Görüştüğüm bir Çepni Dedesinden elde ettiğim bilgilere göre Batı Anadolu’daki Çepnilerin piri, rehberi ve mürşidi bu ocaktır. Bu konuda başka alan çalışmaları yapıldıktan sonra daha sağlıklı bilgiler verilebilir düşüncesindeyim. Bu ocak dedeleri de kendilerine pir olarak Hacıbektaş Çelebilerini kabul ederler. Sözlü geleneğe göre, Köse Süleyman, İmam Rıza soyundan Yunus Mukri’nin oğludur ve Kösedağ Savaşı’nda şehit olmuştur. Onun soyundan gelenler boyları olan Çepnilerle Anadolu’da inaçlarını ve geleneklerini sürdürmüşlerdir. Ocağın en önemli merkezi, Balıkesir, Merkeze bağlı Kavakbaşı Köyü’dür. Ayrıca Bergama’nın Narlıca Köyü’nde de Köse Süleyman Ocağı Dedeleri bulunmaktadır. Kavakbaşı Köyü’nden Enver Oğuz Dede ile görüştük ve kendisi balıkesir yöresinde 30 civarında Çepni köyü olduğunu ifade etti. Ayrıca çeşitli icazetnameleri de verdi.<br />
<br />
KUL HİMMET OCAĞI<br />
Kul Himmet Ocağı’nın merkezi Tokat’ın Almus ilçesi Görümlü (Varzıl) Köyü’ndedir. Kul Himmet Ocağı dedeleri bu köydedir. Yedi Ulu Ozandan biri olan Kul Himmet’e ilişkin bir çok menkıbe ve deyişleri yüzyıllardır dilden dile dolaşmaktadır. Bu ocağın Tokat ve çevresinde bir çok talibi bulunmaktadır.<br />
<br />
KUREYŞAN/HACI KUREYŞ OCAĞI<br />
Bu soydan dedelerin anlattığına göre Hacı Kureyş, Seyyid Mahmut Hayrani’nin soyundan gelmektedir. Düzgün Baba da Hacı Kureyş’in tek oğludur. Tunceli’deki ocak Mazgirt kazasının Düzgün Baba Dağı civarındaki Büyük Köyü’ndedir. Rivayete göre Moğol istilasıyla başlayan göç sırasında Hacı Kureyş, Horasan’dan çıkarak Nizip’in Milelis Köyü’ne gelmiş, burada Hakka yürümüş ve köy civarındaki Zarar mevkiine defnedilmiştir. Tunceli, Nazımiye ve Mazgirt’te, Adıyaman’ın Yukarı Şeyhler Köyü’nde de bu ocağa mensup Dede aileleri bulunmaktadır. Halk tarafından Kureyşan Ocağı Dedeleri ruh hastalıklarına şifa bulmak amacıyla ziyaret edilmektedirler. Bu ocağın bir merkezi’nin de Malatya’nın eski Adıyaman mıntıkasında olduğu ileri sürülmektedir. <br />
Tunceli’de başta Kureyşan aşireti olmak üzere Bahtiyarlar, Sisanlar, Erzincan’ın Cibice Boğazı’ndaki Balabanlar, Kuziçan’daki Çarekanlılar, Haydaran, Demenan, Yusufan, Karsan, Alan, Lolan, Şeyhmehmetli aşiretleri ve Koç ve Kalan aşiretlerinin bir bölümü Kureyşan Ocağı’nın talipleridir. Yine bir araştırmada belirtildiği üzere Adıyaman’ın Kayabaşı Köyü’nün 2 km güneyinde Hacı Kureyş ve oğlunun bulunduğu ziyaret vardır.(Clarke 1998: 204). Bir rivayete göre bir keramet olayı sonrasında Baba Mansur mürşid, Kureyş Baba pir, Derviş Beyaz da rehberlik görevlerini paylaşmışlardır. (Aynı yönde bk.: Yazıcı 1996: 53-55)<br />
<br />
MUNZUR BABA/SULTAN MUNZUR OCAĞI<br />
Munzur Ocağı’nın talipleri Erzincan, Kemah ve Tunceli’nin çeşitli yerlerindedirler. Ali Kemali’nin verdiği bilgilere göre Sultan Munzur evlâdı; Tunceli Ovacık kazasının Ziyaret, Erzincan’ın Kiştim Köyü ve Başköy nahiyesinde bulunurlar.(Ali Kemali 1932: 193)<br />
<br />
PİR SULTAN OCAĞI<br />
Hem Sivas, Yıldızeli, Banaz Köyü ve hem de Tunceli, Pülümür ilçesi Hacılı Köyü’ndedir. Bu köyün adı eskiden Bahçecik idi. Bir rivayete göre burada bulunan Ocakzadeler, Sivas’ta bulunan Pir Sultan Abdal’ın soyundandırlar. Bu köyün bütünüyle ocakzade olan halkı Kerbela’ya gidip geleli köyün adı Bahçecik’ten Hacılı’ya dönüşmüştür. Bu köydeki cemevinin içinde onun ilk inşaatı sırasında Pir Sultan’ın Horasan’dan getirdiğine inanılan ve ziyaret haline gelmiş olan bir ağaç sütun vardır. Bu direği inanışa göre Pir Sultan Abdal Horasan’dan getirmiştir. Halk arasında bu direğin büyük bir ağırlık üzerinde olmasına karşın havada durduğu inanışı yaygındır. Bu direk yüzyıllardır cem ibadetlerinin yürütüldüğü bir cem odasının içinde bulunmaktadır. Bu cem odasına ilişkin de bir çok kerametler anlatılmaktadır. Ruslar buraları işgal ettiğinde burayı yakmak istemişler ama başaramamışlardır. Bu cemevini 1 Kasım 1999’da ziyaret ettim. Burada 1996’da kendisiyle Şahkulu Dergahı’nda görüştüğüm Pir Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Çelebi ile görüştüm.<br />
<br />
PİRİ BABA OCAĞI<br />
Piri Baba’nın türbesi Amasya’nın Merzifon ilçesi Tekke mahallesinde bulunmaktadır. Piri Baba Ocağı’ndan gelen dede aileleri yine Merzifon’un Oymak Köyü’nde bulunurlar.<br />
<br />
SARI SALTIK OCAĞI<br />
Tunceli’de Hozat-Ovacık yolu üzerinde 2000 metre yükseklikte bir tepede oldukça bakımlı bir türbe içinde Sarı İsmail ve Sarı Sultan da denilen (Aynı yönde bk. Ali Kemali 1932: 192) Sarı Saltık yatmaktadır. Sarı Saltık Hakka yürüdüğünde yedi tabutta baş göstermiş. Sarı saltık’ın Anadolu dışında da makamları bulunmaktadır. Eskiden Sarı Saltık ziyareti Dersim aşiretlerinin vicdanı durumundaydı. En büyük antlar onun başında içilir, aşiretler antlaşmalarını bu ziyaretin başında yaparlardı. Bu ziyaretin yakınında bulunan Karaca Köyü’nde bulunan seyitler Sarı Saltuk Ocağı dedeleridir.Ancak eskiden göç etmiş ve Sivas, Erzincan gibi başka yerlere yerleşmiş bulunan Sarı Saltık Ocağı’na mensup dede aileleri bulunmaktadır. Gölpınarlı’ya göre Divrik Gürenlerli Köyü’nde de Sarı Saltuklu Dede aileleri vardır. (Gölpınarlı 1961: 45); Eskiden halk ağız ve göz hastalıkları için Sarı Saltık Dedelerine gelirlerdi. Bu soydan dedelerden birinden dinlediğim şu kısa bilgi dedelerin nasıl çeşitli yerlere dağıldığını gösteriyor: “...Sivas İmranlı İlçesinin Tokluca Köyü’nden Emir Hüseyin’in torunu Seyit Kasım’ım ben. Dedem Tunceli Hozat’ın Ağviran Köyü’nden gelmiş. Erzincan’ın Kabullar Köyü’ne oradan da bu İmranlı’ya gelmişler burada 200-300 senelik mazimiz var. Bizim ocak Sarı Saltık, Musayı Kazım’a bağlı. Tapduk Emre’den el alma Sarı Saltuk Sultan. Hünkara hizmet eden Tapduk Emre’den el almış. Soy şeceresinde böyle yazılıdır. Bir şecere var heder olmuş Tunceli Hozat’ta. Bir de Sivas’ın Ezeltere Köyü’nde...” Sarı Saltık’ın menkıbevi yaşamına göre yedi tabutta baş gösterdiğine inanılır ve buna dayanarak da bir çok yerde makam ve türbelerinin olduğu söylenir. Bunların en tanınmışları yukarıda belirttiğim Tunceli’deki ziyaret ve Romanya Kaligra’da Babadağ’da bulunan Sarı Saltuk türbeleridir. Ayrıca son olarak Sivas Koyulhisar Bahçe Köyü Delmece yaylasında da bir Sarı Saltuk ziyareti bulunduğunu öğrendim.<br />
<br />
SARIBAL OCAĞI<br />
Sarıbal Ocağı’nın Sarı Saltık Ocağı’ndan ayrılma olduğu söylenir. Sarıbal Ocağı Dedeleri Gümüşhane’de bulunurlar. Çelebilerden icazet almak suretiyle bu hizmetlerini sürdürürler. Bu ocağın talipleri Giresun’un Kayacık Köyü’nde, Şebinkarahisar, Karaköy, Armutlu, Toklal, Leylek, Aziz ve Suboyu köyleri, Gümüşhane Şiran’a bağlı Kırıntı, Yeniköy ve Çal köylerinde bulunmaktadır.<br />
<br />
SEYYİD BABA OCAĞI<br />
Seyyid Baba türbesi, Divriği Akmeşe (Ziniski) köyündedir. Bu köyde ve yakın köylerde Seyyid Baba Ocağı dedeleri bulunur. Talipleri de yine Divriği yöresindedir.<br />
<br />
SEYİT SEYFİ OCAĞI<br />
Bu ocak evladı Musa Küçük Dede’nin verdiği bilgilere göre Seyit Seyfi, Oniki İmamların yedincisi olan İmam Musa Kazım evlatlarındandır. Elazığ ili, Palu ilçesinde Seydili Köyü’nde ocağı vardır. Ocak ve Vakfiye şu anda kullanılmamaktadır. Tunceli, Elazığ yöresinde Seyit Sabun olarak bilinir. Vesikalarda ise Seyit Sabır olarak geçmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemekle birlikte, Yavuz Selim döneminde yaşadığı biliniyor. Bu soydan gelenler Tunceli’ye yerleşmişlerdir. Mazgirt ilçesinde Seyitli ve Balan köylerini yurt edinmişlerdir.<br />
<br />
SULTAN SİNEMİL OCAĞI<br />
Kahramanmaraş Elbistan ilçesinin Kantarma Köyü, Sinemil Ocağı’nın dedelerinin mekanı olarak bilinir. 6 Kasım 1999’da Kantarma Köyü’nü ziyaret ettiğimde bu Alevi Ocağı’nda eski dedelerin artık hiç kalmadığını bizzat gördüm. Kantarma’nın ünlü dedelerinden Hakka yürümüş olan Tacim Dede’nin oğlu Ali Ekber Dede’nin evinde Kantarma’nın eski günlerindeki canlılığı ve sosyal yaşamı dinledik. Erzincan Kemah’ın Nekkâr oğlu ve Vaver, (Ali Kemali 1932: 193) Ayrıca Kemah’ın Dere köyü ve Malatya Akçadağ’da Sinemil Ocağı’ndan dedeler bulunurlar.<br />
<br />
ŞAH İBRAHİM VELİ OCAĞI<br />
Şah İbrahim Veli Ocağı’nın merkezi, Malatya’nın Arguvan ilçesinde bulunan Ballıkaya (Mezirme) Köyü’dür. Şah İbrahimli Dedeler bu köyde bulunurlar. 30 Ekim 1999’da burayı ziyaretim sırasında Hasan Yıldırım Dede’den edindiğim bilgilere göre: “Şah Veli, yani Şah İbrahim İran’ın Erdebil kentinden Elazığ’ın Sün Köyü’ne geliyor. Oradan Arguvan Eymir köyüne geliyor orada kalıyor. Sonra da bir müddet Kozdere Köyü’nde kalıyor. Burada Mezirme’de kendisine bağlı 3-5 talip evi varmış onlarla kalıyor. Burada onlarla kalıyor. Bir müddet geçenden sonra Kerbela’ya Hz. Hüseyin’e ziyarete gidiyor. 7 sefer gidiyor Kerbela’ya, En son gitmesinde oğlu Şah Hüseyinle ve talipleriyle vedalaşıyor. Ben bir daha gelmeyeceğim diyor ve burada iki emanet bırakıyor. Birisi ayağının pabucu, şimdi hali hazırda burada mevcut, ikincisi de elinin asası dediğimiz karadirek. Bu emanetleri burada bırakıyor. Ondan sonra da dua ediyor. Beni gören bunları bu emanetleri görsün diyor. Ondan sonra da nerede başı ağrıyan, bir derdi olan olsa çevrilip buraya geliyor, en son çareyi burada buluyor. Pabuç yıllardır hep aynı ailede bulunuyor. Her yerden buraya ziyaretçiler geliyor. Şah İbrahim Veli ile, Hacı Bektaş Veli ikisi amca çocuklarıymış. 7. İmam İmam Musa-i Kazım’ın soyundan geliyorlar.” Malatya çevresinde bu ocağın talipleri bulunmaktadır. Yakın zamanda hakka yürüyen Gürgür Dede bu ocağın aktif dedelerindendi.<br />
<br />
ŞEYH AHMET DEDE OCAĞI<br />
Ali Kemali’nin verdiği bilgilere göre Ocaktır ama yeri belli değildir. Ancak ve Şeyh Hasan onun soyundandır. Malatya, Erzincan, Tercan ve Tunceli Mazgirt’te dedeleri bulunur. Şeyh Ahmed Yesevî evlâdındandır, bütün seyyit ve ocakların serçeşmesidir. Biri Şeyh Hasan, diğeri Seyyit namında iki oğlu vardır, bazı aşiretler, bu iki babadan türemişlerdir; fakat o aşiretler beyninde seyyit namı zikredilmez, her ikisinin soyuna birden (Şeyh Hasanlı) adı verilir. (Ali Kemali 1932: 192) Cemal Abdallı bir dedenin anlattığına göre Şeyh Ahmet Dede Ocağı, Cemal Abdallıların piri olurmuş.<br />
<br />
ŞEYH ÇOBAN OCAĞI<br />
Şeyh Çoban Ocağı’nın merkezi Tunceli, Mazgirttir. Türbesi oradadır. Şeyh Çoban soyundan dedelerin bir bölümü Elazığ’ın içinde Fevzi Çakmak mahallesinde diğer bir bölümü ise Çorum, Alaca ilçesi Büyükkeşlik köyünde bulunmaktadırlar. Şeyh Çoban Ocağı talipleri Çorum, Sivas, Tunceli ve Elazığ bölgelerinde bulunmaktadır.Pilvenk ve Kavli aşiretinin bir bölümü de bu ocağın talibidir. (Onarlı 1999a: 26-27)<br />
<br />
ŞEYH DELİL BERHİCAN OCAĞI<br />
Bu ocağın merkezi Tunceli yakınında Kırmızıdağ’ın güneybatısındaki Dedeağaç (Pilvenk) Köyü’ndedir. Bu ocağın kurucusu bu köyde türbesi olan Şeyh Delil Berhican’dır. Menkıbeye göre bu zat bir gün müritleriyle birlikte bir kuzu yemişler; sonra kuzunun kemiklerini bir araya getirip dua etmiş, kuzu dirilmiş, bundan dolayı da “kuzuyu dirilten şeyh” manasına kendisine Şeyh Delil Berhican denilmiştir. (Ali Kemali 1932: 12) Gazi Üniversitesi’nin hazırladığı belgesel çerçevesinde Tunceli’de bulunduğumuz sırada buraya da gitmek istemiştik ancak hem programın yoğunluğu ve hem de güvenlik güçlerince bu köyde kimsenin yaşamadığının ve harap olduğunun ifade edilmesi sonucu gidilemedi.<br />
<br />
ŞEYH HASAN OCAĞI<br />
Şeyh Hasan Ocağı denildiği zaman onunla ilintili dört ocağı daha açıklamak gerekir. Bunlar Sultan Onar Ocağı, Şeyh Ahmet Dede Ocağı, Şeyh Bahşiş Ocağı ve Seyyidan Ocağıdır. Sultan Onar Ocağı olarak bilinen, Şeyh Hasan’ın Piri Baba’nın kızıyla evliliklerinden olma çocuklarının Malatya Arapgir ilçesine bağlı Onar Köyü’nde kurdukları ocaktır. Şeyh Ahmet Dede Ocağı olarak bilinen, Şeyh Hasan’ın kardeşi ve Şeyh Hasan oymağının ikinci reisi olan Şeyh Ahmet’in çocuklarının Elazığ, Baskil’e bağlı Tabanbükü (Şeyh Hasan) Köyü’nde kurdukları ocaktır. Şeyh Bahşiş Ocağı, yine Şeyh Hasan’ın evlatlarının Elazığ, Baskil’e bağlı Kumlutarla (Adaf) Köyü’nde kurdukları ocaktır. Seyyidan Ocağı olarak bilinen, yine Şeyh Hasan’ın oğlunun torunlarından Seyyid adlı bir zatın Tunceli’nin Bodik Köyü’nde(Ali Kemali 1932: 188) kurduğu ocaktır. Şeyh Hasan’ın oğlunun diğer torunlarından Şeyh Hasan ise, Tunceli Ağdat Köyü’nde Şeyh Hasan Ocağı’nı kurmuşlardır. Ataları Şeyh Hasan’ın ocağına “Büyük Şeyh Hasan Ocağı” ya da sadece “Büyük Ocak” denir ki bu Malatya Arapgir’e bağlı Onar Köyü’ndedir. Torun Şeyh Hasan’ın Ağdat’taki ocağına ise Küçük Şeyh Hasan Ocağı denilmektedir. (Onarlı 1999b)<br />
<br />
ÜRYAN HIZIR/SULTAN HIDIR OCAĞI<br />
Üryan Hızır Ocağı Tunceli ilinde Pertek-Hozat yolu kenarında bir sırtın üzerinde bulunan Dorutay (Zeve) Köyü’ndedir. Bu köyde Üryan Hızır’ın kutsal ziyaretgahı bulunur. Bu ocak çocuğu olmayanlar, sara ve akıl hastalarının akınına uğramakla ünlüdür. (Ayrıca bak: Dersimi 1997: 128) Bu ocağın Kahramanmaraş ve Erzurumda da talipleri bulunur. Hubyar Dedeleri mürşit ocaklarının Üryan Hızır olduğunu söylerler. 3-4 Kasım 1999 tarihinde bu köye yaptığım ziyarette Ocağı gördüm. Bu köyün tamamı taliplerden oluşuyor. Dört aileye dayanıyormuş Dorutay köylüleri. Üryan Hızırlı ve Ağuiçenli Dedeler zaman zaman bu köye gelerek cem yapıyor ve sorunları çözmeye çalışıyorlarmış.<br />
<br />
YALINCAK ABDAL/YALINCAK SULTAN OCAĞI<br />
Yalıncak Sultan’ın türbesi Sivas Yalıncak Köyü’ndedir. Sivas’ın Hafik ilçesi’ne bağlı Karayaprak Köyü’nde bu ocaksoylu dedeler bulunur. Köyün tümü ocakzadedir.Yalıncak Abdal Ocağı’nın Sivas, Yozgat, Çorum, Malatya ve Amasya yörelerinde talipleri bulunmaktadır.<br />
<br />
YANYATIR/YANINYATIR/YANYATIROĞULLARI OCAĞI<br />
İki Tahtacı ocağından bir diğeri olan Yanyatır Ocağı dedeleri İzmir Narlıdere’de bulunurlar. Bu ocağın talipleri Hacı Emirli Ocağı’na oranla daha fazladır. Bazı yazarlara göre Çepnilerle, Tahtacılar Narlıdere’ye bağlıdır. (Erk 1954: 93,96; Şapolyo 1964: 257, 289) Yanyatır Ocağı’na bağlı oniki tahtacı ocağı bulunmaktadır. Bunlar Çobanlı, Çaylak, Sivrikülahlı, Cingöz, Üsküdarlı, Enseli, Ala Abalı, Çiçili, Mazıcı, Kahyalı, Gökçeli ve Nacarlı Oymakları’dır. Tahtacı talipleri olan bu oymaklar Kıbrıs, İzmir, Bergama, Menemen, Adana, Manisa Akhisar, Balıkesir, Çanakkale yörelerinde yaşamaktadırlar. (Yörükan 1998: 178-209)<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/alevi-koyleri-asiretler-ocaklar/60098-alevi-ocaklari.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/alevi-koyle...klari.html</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAZI OCAKLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER</span><br />
<br />
AĞU İÇEN OCAĞI (KARA DONLU CAN BABA)<br />
Tunceli ili Pertek ilçesinde bulunan Karabakır (Bargini) Köyü’ndedir. Ağuiçen Ocağı’na gelenler arasında daha çok çocuğu olmayanlar yer alır, türbede kalarak kurban keserler. Kendilerini Ağuiçenli olarak nitelendiren dede ocakları Mir Seyyit, Köse Seyyit, Seyyit Mençek, Koca Seyyit olmak üzere dört koldur. (Ali Kemali 1932: 192) Ağuiçen’in menkıbelerine ilişkin hem Ali Kemali, hem Nazmi Sevgen ve hem de Nuri Dersimi de bazı bilgiler bulunmaktadır. (Uluğ 1939a: 89; 1939b 33; Ali Kemali 1932: 184; Dersimi 1997: 117-118) Tunceli’de bulunan ve Ağuiçen olarak adlandırılan evliya Seyyid Mençek olarak da bilinir.Elazığ’ın Sün Köyü’ndeki eren ise Koca Seyyid’dir. Ağuiçen’in bir diğer yaygın adı da Kara Donlu Can Baba’dır. Hem Elazığ, Sün Köyü ve hem de Tunceli Hozat Karabakır köyü’nde bu konuda yaşlılarla görüştüm. Anlatılanlar kapsamlı olduğundan burada en genel bilgilere değinmekle yetiniyorum. Ağuiçen Ocağı’ndan dedeler ağırlıkla Elazığ, Erzincan ve Tunceli’de bulunurlar. Sivas Karakeban yakınlarında bulunan Alevi Ocak Ulularından Kara Pirbad’da Kara Donlu Can Baba olarak adlandırıldığından bazı araştırmacılar bu iki evliyayı karıştırmaktadırlar. (Birdoğan 1992: 149)<br />
<br />
ALİ ABBAS OCAĞI<br />
Sözlü geleneğe göre Hazreti Abbas neslindendir. Ali Abbas Ocağı dedeleri Özellikle Erzincan ve Tunceli yörelerine dağılmışlardır. (Ali Kemali 1932: 193) Bazı dedeler Ali Abbas ve Celal Abbas Ocaklarının aynı ocağı nitelediğini ifade ederler.<br />
<br />
ALİ BABA OCAĞI<br />
Bu ocağa adını veren evliyanın türbesi Sivas Ali Baba mahallesinde bulunmaktadır.(Clarke 203-208) Bu ocağın Sivas yöresinde talipleri bulunmaktadır.<br />
<br />
ALİYYÜL ŞAZELİ/MOLLA YAKUP OCAĞI<br />
Molla Yakup evlatları, dedelerinin soyunu Hz. Şazeli’ye dayandırdıklarından bu ocak soyu hem Aliyyül Şazeli ve hem de Molla Yakup Ocağı olarak adlandırılmaktadır. (Özen 1997: 107) Ayrıca halk arasında Şeyh Şazeli Sultan (Kahveci) Ocağı olarak da bilinir. Bu ocağın merkezi ve Molla Yakup’un türbesi Sivas Kangal ilçesi, Yellice Köyü’nde bulunmaktadır. Molla Yakup’a ilişkin birçok menkıbe yüzyıllardır anlatılmaktadır. Bu Ocağa bağlı talipler daha çok Divriği ve Kangal yörelerinde toplanmıştır. Gökçeoğulları ailesi bu ocaktandır ve kendilerinde bu ocağa ait birçok belge bulunmaktadır. Bildiğim kadarıyla bu aileden Yesari Bey bunların yeni türkçeye kazandırılması için oldukça duyarlı şekilde çalışmaktadır.<br />
<br />
BABA MANSUR OCAĞI<br />
Tunceli ili Mazgirt ilçesinin doğusunda Darıkent (Muhundi) Bucağı’nda ünlü Alevi evliyalarından Baba Mansur’un yürüttüğüne inanılan bir duvar bulunur. Muhundi orada bulunan bu ziyaretin anısı nedeniyle Dersim ve çevresinin en ünlü ziyaretgahlarındandır. Ali Kemali’ye göre Baba Mansur Dedeleri seyyidlerdendir, kolları yoktur, üç büyük kabiledir. Bir kabilesi Mazgirt kazasının Darıkent (Muhundi) bucağında, İkincisi Pülümür’ün Tahti ve üçüncüsü yine Pülümür’ün Gersinot köylerinde bulunur. Gersinot’ta oturanlara Şahverdi Evladı derler ki, Sivas ve Koçgiri aşiretinin seyyitleridir. (Ali Kemali 1932: 193) Bu seyyitler ayrıca Erzincan’ın Kısmikör ve Erdene, Pülümür’ün Seyyitler Kapiri ve Tahsini köylerinde bulunurlar. Mazgirt kazasında da vardır. (Ali Kemali 1932: 184) Bir araştırmada Tunceli Pülümür Yeldeğen Bucağı’nda Şah Mansur’un evlatlarının türbesinin ve Sivas Zara Kızılkale Köyü’nde de Baba Mansurluların bulunduğu ifade edilmiştir. (Clarke 1998: 205)Baba Mansur’un Horasan’dan geldiğine inanılır. Halk Cuma akşamları buraya toplanır, kurbanlar keser, cem yaparlardı. Baba Mansur’un yüzyıllardır dilden dile dolaşan menkıbelerinin en bilineni şu şekildedir: Bir de Baba Kureyş (Hacı Kureyş) varmış. Bir gün vahşi bir ayıya binmiş ve bileğine de bir yılan dolamış, onunla ayıyı kamçılayarak yürütmüş. O sırada duvar yapmakta olan Baba Mansur ise bu duvara binerek Baba Kureyş’e doğru yürümüş. Kureyş Baba bu mucize karşısında hayran olarak “Sen taş duvara can verdin.” diyerek, Baba Mansur’un eline sarılıp öpmüş. Baba Kureyş Ocağı’nın talipleri, Kureyş Baba’nın Baba Mansur’a bağlılığı üzere, Baba Mansur Ocağı’nın da müritleridir. Yüzyıllardır Kureyşan Ocağı Dedeleri’nin mürşidleri de Baba Mansurlu Dedeler olmuştur. Pir ve seyitleriyle birlikte Koçgiri ve Hiran aşiretleri de Baba Mansur Ocağı’na bağlıdırlar. (Ayrıca bk: Uluğ 1939 1939a: 83; 1939b: 34; Dersimi 1997: 140-141.)<br />
Ayrıca Baba Mansur Ocağı’ndan Ali Düzgün Dede’den edindiğim bilgilere göre Baba Mansur Dedeleri , Kureyşanlar , Şavalanlar , Arelliler , Gaboranlılar , Butkanlılar Aşiretlerine Dedelik ve Lolanlılar, Çarekanlılar ve diğer aşiretlere de mürşidlik yapmaktadırlar. Bu ocağın dedelerinin de bağlı olduğu Baba Mansurlu dede ailesi Baba Mansur’un duvarı yürüttüğü duvarın yanında bulunan evin sahibidirler ve ziyaretle bu aile ilgilenmektedir. Hem İstanbul’da hem Tunceli’de bu ocaktan dedesoylularla görüstüm. Darıkentteki ocağı da ziyaret ettim. Yine Darıkent yakınlarında bulunan Şöbek, Lödek, Küpük Köylerinde de Baba Mansurlu seyyid aileleri vardır. Bir bölümü çeşitli nedenlerle Tunceli dışındadırlar ve özellikle de Sivas’ta yoğunlaşmışlardır.<br />
<br />
BATTAL GAZİ OCAĞI<br />
Bilindiği üzere Seyyid Battal Gazi’nin Eskişehir’de türbesi ve büyük bir dergahı bulunmaktadır. Battal Gazi Ocağı’ndan Dedeler hem Eskişehir’de hem de Amasya’da bulunmaktadırlar. Amasya Merzifon, Sarı Köyü, Oymaağaç Köyü, Balgöze (Emert) Köyü ve Merzifondaki Tekke mahallesinde bu soydan dedeler bulunmaktadır.<br />
<br />
BOSTANKOLU HASAN HALİFE OCAĞI<br />
Bostankulu Ocağı Dedeleri genellikle Tokat’ta bulunurlar. Bostankulu Hasan Halife keramet göstermiş, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda kazan kaynatmış, hizmet etmiş ve kendisine bu görev verilmiş. Bu ocağın talipleri Yozgat Çorum ve Tokat havalisinde bulunmaktadır.<br />
<br />
CELAL ABBAS OCAĞI<br />
Ali Abbas Ocağı ile aynı ocak olduğu söylenir.Bu ocak ulusu hem Ali Abbas hem Celal Abbas olarak aynı kişi olabilir veya iki farklı kişi olup aynı aileden gelebilirler. Celal Abbas Ocağı Dedeleri Tunceli Ovacık’ta da bulunurlar. (Kaya 1995: 99) Ancak Erzincan ve Elazığ yörelerinde de bu soydan ocakzadelere raslamak olanaklıdır.<br />
<br />
CEMAL ABDAL OCAĞI<br />
Cemal Abdal Ocağı Elazığ Karakoçan’da Madran ile Delikan Köylerinin arasında bulunmaktadır. İki türbe vardır. Büyük Cemal Abdal ve Küçük Cemal Abdal türbeleri. Şadılı Aşireti’nin bir bölümü bu ocağın talipleridir. Cemal Abdal Ocağı Dedelerinin mürşidleri ise Ağuiçen Ocağı Dedeleridir. Tunceli ili Mazgirt ilçesi’de bulunan Kızılkale Köyü’nde de bu ocağa mensup Dede aileleri bulunur. Cemal Abdal, Derviş Cemal ve Seyyid Nuri Cemaleddin’in aynı kişi olduğu ifade edilmektedir. Bu konu tam açıklığa kavuşuncaya kadar ben bunları ayrı Ocaklar şeklinde değerlendirme yanlısıyım.<br />
<br />
DERVİŞ CEMAL/SEYİT CEMAL OCAĞI<br />
Tunceli ili Hozat ilçesine iki saat uzaklıkta Seyit Cemaller (Derviş Cemal) Köyü’ne adını veren ziyaretgahtır. Erzincan’ın Tercan ilçesinin otuz kilometre güneybatısındaki Bulmuş Köyü’nde ve yine Erzincan Tercan’a bağlı Zorum Köyü’nde de Derviş Cemal Ocağı Dedeleri ve ziyaretler bulunurdu. İnanışa göre Derviş Cemal’in oturduğu köy kuru bir meşelik iken yemyeşil bir yere dönüşmüştür. Bir başka rivayete göre de Derviş Cemal Hacı Bektaş Dergahı’nda hizmet görmüş erenlerdendi. Hatta bu konuyu Derviş Cemalli dedeler sürekli anlatırlar. Ali Kemali’nin verdiği bilgilere göre Şeyh Hasan koluna mensup aşiretler Derviş Cemal Ocağı talipleridir. (Bak Ali Kemali 1932: 185)<br />
<br />
EMİROĞULLARI/EMİRBEYLİ/HACI EMİRLİ OCAĞI<br />
Alevi Tahtacıların iki ocağından biridir. Dedeleri Aydın Reşadiye’de bulunurlar. (Yılmaz 1948:17; Şapolyo 1964: 257, 289) Yörükan’a göre Hacı Emirli Ocağı’na bağlı Tahtacı Oymakları, Şehepli, Kabakçı ve Aydınlı Oymakları’dır. Bu oymak Tahtacıları Aydın, İzmir, Adana, Denizli yörelerinde bulunmaktadırlar. (Yörükan 1998: 202-203)<br />
<br />
GARİP MUSA OCAĞI<br />
Sivas Divriği Güneş Köyü yakınında türbe ve tekkesi vardır.(Clarke 1998 ; Özen 1997: 58) Türbenin yakınında kutsal bir ziyaret haline gelmiş olan ardıç ağacı vardır.Garip Musalı dedesoyluların bir bölümü de Kars’ta bulunmaktadır. Bu ocaktan Musa Karakaş ve Kutluay Erdoğan’ın Ocaklarına ilişkin bilgi ve belgelerin günışığına yönelik çalışmaları oldukça yararlı olmaktadır.<br />
<br />
GÖZÜ KIZIL OCAĞI<br />
Gaziantep’te varolan Gözü Kızıl Camisi’ne (Clarke 1998: 203-208) adını veren evliyanın, Gözü Kızıl Ocağı’nın dayandığı ve Vilayetnamede adı geçen evliya ile aynı olup olmadığını bilemiyoruz. Ayrıca Şarkışla Karpınar Köyü’nde de(Kum 1957:1518n) bu ocak mensupları varmış.<br />
HACIM SULTAN OCAĞI<br />
Hacım Sultan’ın Uşak’ta Hacım bucağının Susuz mevkiinde türbesi bulunuyor. (Clarke 203-208) Hacım Sultan Ocağı Dedelerinin varolduğunu çeşitli sözlü verilerden duydum ancak nerede bulunduklarına ilişkin bilgiyi derlediğim bilgilerin çözümünden sonra sunacağım.<br />
<br />
HIDIR ABDAL OCAĞI<br />
Hıdır Abdal Sultan, Gözcü Karaca Ahmet Sultan’ın oğludur. Türbesi Erzincan, Kemaliye Ocak Köyü’nde bulunmaktadır. Hem sözlü hem yazılı kaynaklara göre (Sevgen 1946; Dersimi 1997: 144) Hıdır Abdal Ocağı Dedeleri yüzyıllardır Hacı Bektaş Dergahı’na vekaleten Düşkün Ocağı olarak işlev görmüşlerdir. Özellikle Malatya, Erzincan ve Tunceli yörelerinden talipler Hıdır Abdal Sultan’ın türbesinin bulunduğu bu yere akın akın gelirler. Eskiden düşkünlük konularında başvuru makamı olan Hıdır Abdal Ocağı dedelerinin bu işlevi bugün artık geçmişte yaşanmış bir konu olmaktan öteye geçmiyecektir. Şimdi Hıdır Abdal’ın anısına her Ağustos’un ilk Pazar günü onbinlerce kişinin katıldığı büyük bir etkinlik düzenlenmektedir. Hıdır Abdal Ocağı’na mensup dedeler Ocak Köyü’nde 12 ailedir. Bunların dışındaki Ocaklılar talip soylu ailelere mensupturlar. Hıdır Abdal Ocağı’ndan dedesoylular Erzincan ve Sivas Divriği’nin (Mesela Höbek Köyü) çeşitli köylerinde de bulunmaktadırlar. Hıdır Abdal Ocağı’na bağlı talipler de Malatya, Erzincan ve Sivas yörelerinde bulunmaktadır. Bazı Garip Musalı dedesoylulardan dinlediğime göre de Hıdır Abdallı dedeler, Garip Musalı dedelere pirlik yapıyorlarmış.<br />
<br />
HUBYAR OCAĞI<br />
Hubyar Sultan’ın türbesi, Tokat’ın Almus İlçesi, Hubyar Tekke Köyü’nde bulunmaktadır. Hubyarlı Dedelerin kimisi onun İmam Rıza soyundan kimi de İmam Musa Kazım soyundan olduğunu ve mürşidinin de Üryan Hızır olduğunu ifade ediyorlar. Yine Hubyar Sultan’ı, Hoca Ahmet Yesevi’nin okuttuğuna inanılıyor. Hubyar’ın dört oğlu varmış Mustafa Abdal, Himmet Abdal, Behzad Abdal, Hasan Abdal. Özellikle Tokat yöresinde Hubyarlı talipler yoğundur. Hubyar Sultan’a ilişkin bilgilerin yazılı olmaktan çok sözlü geleneğe dayanması ve varolan kısıtlı kaynakların da bazı kişilerce bilim dünyasından gizlenmesi ne yazık ki bazı bilgilerde karmaşaya yol açmaktadır. Üzülerek ifade etmek istiyorum ki bazı kişilerin bencilliği çok köklü bir Alevi Ocağı’na ilişkin bilgilerin ortaya çıkmasını ne yazık ki engellemektedir.<br />
<br />
HÜSEYİN ABDAL OCAĞI<br />
Hüseyin Abdal’ın türbesi Sivas Divriği İlçesindeki Aşudu Tekke (Güvenkaya) köyünde bulunmaktadır. (Özen 1997: 121) Karakesici Hüseyin Abdal olarak da adlandırılır. Bu Ocaktan dedesoylulara göre Karakesici Hüseyin Abdal Horasan’dan gelerek Hacı Bektaş Dergahı’nda hizmet etmiş. Sonra Aşudu Tekke(Güvenkaya) köyüne yerleşmiş burada halkı irşad etmiş ve burada Hakka yürümüştür.<br />
<br />
İMAM MUSA-İ KAZIM OCAĞI<br />
Dedelerden elde ettiğim bilgilere göre Elazığ, Baskil, Kumlutarla (Adaf) Köyü’nde, Erzurum, Tekman, Mir Seyid ve Erduran Köyleri’nde bu soydan dedeler var. Yine İmam Musa-i Kazım Ocağı talipleri de Tunceli ve Erzurum’da bulunuyorlar.<br />
<br />
İMAM ZEYNEL ABİDİN OCAĞI<br />
İmam Zeynel Abidin veya dedelerinin bulunduğu yer olan Kuyudere (Mineyik) Köyü’nün eski adı nedeniyle Mineyik Ocağı olarak da bilinir. İmam Zeynel Abidin Ocağı’ndan bazı dedeler bütün ocaklara mürşid olduklarını ileri sürerler. Diğer ocaklar gibi onların da mürşid olduğu ocaklar vardır. Ancak bütün ocakların mürşidi olduklarına dair bir uygulama olmamıştır. Bu ocaktan hala otantik dedeler bulunmaktadır.<br />
<br />
KARA PİRBAD OCAĞI<br />
Daha önce de belirttiğimiz üzere Kara Pirbad’da Karadonlu Can Baba diye adlandırılmaktadır. Kara Pirbat ziyareti Sivas’ın Divriği ilçesi, Karakeban Bucağı, Ömerli Köyü’ndedir. 22 Ekim 1999’da burayı ziyaret ederek bilgi topladık. Köyde bulunan yaşlıların anlattığına göre Kara Pirbad, Hacı Bektaş Veli tarafından Anadolu’da islamiyeti yaymakla görevlendirilmiş bir erendir. Son on onbeş yıldır da eski dedeler olmadığından köyde cem de yapılmamış.<br />
<br />
KAYGUSUZ ABDAL OCAĞI<br />
Kaygusuz Abdal’ın Dergahı Mısır Kahire Makattam tepesinde bulunuyor. Bu soydan hala ocakzadeler var. Bunların bazılarıyla Gaziantepte görüştüm, ancak onlar Dedelik yapmıyorlardı.<br />
<br />
KEÇECİ BABA OCAĞI<br />
Keçeci Baba’nın türbesi Tokat Erbaa’ya yaklaşık 30 km uzaklıkta bulunan Keçeci Köyü’ndedir. Keçeci Ahi Baba olarak da bilinir. Keçeci Köyü’nde herkes ocakzadedir. Talipleri de Tokat ve Amasya yörelerindedir.<br />
<br />
KOCA LEŞKER OCAĞI<br />
Koca Leşker’in ziyaretgahı Erzincan’ın Bağıştas İstasyonu yakınlarında ve Fırat’ın yakınındadır. Türbenin yakınında oldukça eski mezarların bulunduğu bir mezarlık bulunmaktadır. Ayrıca buraya kurban ve lokma hizmetlerini görmek üzere bir yer yaptırılmıştır. Koca Leşker ile Koca Seyyid’in aynı evliya olduğunu ifade eden dedesoylular vardır. Ancak bu iki yerde yani hem Sün Köyü’nde Koca Seyyid’in türbesinin ve hem de Bağıştaş yakınında Koca Leşker’in türbesinin olması bu durumu karmaşık hale getirmektedir.<br />
<br />
KOCA SAÇLI SEYYİD MUHAMMED OCAĞI<br />
Sivas Divriği İlçesi Erikli Köyü’ndedir. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dervişlerinden olduğu söylenir. (Özen 1997: 100) Böyle bir ocağın varlığını duymama karşın bu ocaktan dedelerle görüşme olanağım olmadı.<br />
<br />
KÖSE SÜLEYMAN OCAĞI<br />
Alevi Çepnilerin Ocağı’dır. Görüştüğüm bir Çepni Dedesinden elde ettiğim bilgilere göre Batı Anadolu’daki Çepnilerin piri, rehberi ve mürşidi bu ocaktır. Bu konuda başka alan çalışmaları yapıldıktan sonra daha sağlıklı bilgiler verilebilir düşüncesindeyim. Bu ocak dedeleri de kendilerine pir olarak Hacıbektaş Çelebilerini kabul ederler. Sözlü geleneğe göre, Köse Süleyman, İmam Rıza soyundan Yunus Mukri’nin oğludur ve Kösedağ Savaşı’nda şehit olmuştur. Onun soyundan gelenler boyları olan Çepnilerle Anadolu’da inaçlarını ve geleneklerini sürdürmüşlerdir. Ocağın en önemli merkezi, Balıkesir, Merkeze bağlı Kavakbaşı Köyü’dür. Ayrıca Bergama’nın Narlıca Köyü’nde de Köse Süleyman Ocağı Dedeleri bulunmaktadır. Kavakbaşı Köyü’nden Enver Oğuz Dede ile görüştük ve kendisi balıkesir yöresinde 30 civarında Çepni köyü olduğunu ifade etti. Ayrıca çeşitli icazetnameleri de verdi.<br />
<br />
KUL HİMMET OCAĞI<br />
Kul Himmet Ocağı’nın merkezi Tokat’ın Almus ilçesi Görümlü (Varzıl) Köyü’ndedir. Kul Himmet Ocağı dedeleri bu köydedir. Yedi Ulu Ozandan biri olan Kul Himmet’e ilişkin bir çok menkıbe ve deyişleri yüzyıllardır dilden dile dolaşmaktadır. Bu ocağın Tokat ve çevresinde bir çok talibi bulunmaktadır.<br />
<br />
KUREYŞAN/HACI KUREYŞ OCAĞI<br />
Bu soydan dedelerin anlattığına göre Hacı Kureyş, Seyyid Mahmut Hayrani’nin soyundan gelmektedir. Düzgün Baba da Hacı Kureyş’in tek oğludur. Tunceli’deki ocak Mazgirt kazasının Düzgün Baba Dağı civarındaki Büyük Köyü’ndedir. Rivayete göre Moğol istilasıyla başlayan göç sırasında Hacı Kureyş, Horasan’dan çıkarak Nizip’in Milelis Köyü’ne gelmiş, burada Hakka yürümüş ve köy civarındaki Zarar mevkiine defnedilmiştir. Tunceli, Nazımiye ve Mazgirt’te, Adıyaman’ın Yukarı Şeyhler Köyü’nde de bu ocağa mensup Dede aileleri bulunmaktadır. Halk tarafından Kureyşan Ocağı Dedeleri ruh hastalıklarına şifa bulmak amacıyla ziyaret edilmektedirler. Bu ocağın bir merkezi’nin de Malatya’nın eski Adıyaman mıntıkasında olduğu ileri sürülmektedir. <br />
Tunceli’de başta Kureyşan aşireti olmak üzere Bahtiyarlar, Sisanlar, Erzincan’ın Cibice Boğazı’ndaki Balabanlar, Kuziçan’daki Çarekanlılar, Haydaran, Demenan, Yusufan, Karsan, Alan, Lolan, Şeyhmehmetli aşiretleri ve Koç ve Kalan aşiretlerinin bir bölümü Kureyşan Ocağı’nın talipleridir. Yine bir araştırmada belirtildiği üzere Adıyaman’ın Kayabaşı Köyü’nün 2 km güneyinde Hacı Kureyş ve oğlunun bulunduğu ziyaret vardır.(Clarke 1998: 204). Bir rivayete göre bir keramet olayı sonrasında Baba Mansur mürşid, Kureyş Baba pir, Derviş Beyaz da rehberlik görevlerini paylaşmışlardır. (Aynı yönde bk.: Yazıcı 1996: 53-55)<br />
<br />
MUNZUR BABA/SULTAN MUNZUR OCAĞI<br />
Munzur Ocağı’nın talipleri Erzincan, Kemah ve Tunceli’nin çeşitli yerlerindedirler. Ali Kemali’nin verdiği bilgilere göre Sultan Munzur evlâdı; Tunceli Ovacık kazasının Ziyaret, Erzincan’ın Kiştim Köyü ve Başköy nahiyesinde bulunurlar.(Ali Kemali 1932: 193)<br />
<br />
PİR SULTAN OCAĞI<br />
Hem Sivas, Yıldızeli, Banaz Köyü ve hem de Tunceli, Pülümür ilçesi Hacılı Köyü’ndedir. Bu köyün adı eskiden Bahçecik idi. Bir rivayete göre burada bulunan Ocakzadeler, Sivas’ta bulunan Pir Sultan Abdal’ın soyundandırlar. Bu köyün bütünüyle ocakzade olan halkı Kerbela’ya gidip geleli köyün adı Bahçecik’ten Hacılı’ya dönüşmüştür. Bu köydeki cemevinin içinde onun ilk inşaatı sırasında Pir Sultan’ın Horasan’dan getirdiğine inanılan ve ziyaret haline gelmiş olan bir ağaç sütun vardır. Bu direği inanışa göre Pir Sultan Abdal Horasan’dan getirmiştir. Halk arasında bu direğin büyük bir ağırlık üzerinde olmasına karşın havada durduğu inanışı yaygındır. Bu direk yüzyıllardır cem ibadetlerinin yürütüldüğü bir cem odasının içinde bulunmaktadır. Bu cem odasına ilişkin de bir çok kerametler anlatılmaktadır. Ruslar buraları işgal ettiğinde burayı yakmak istemişler ama başaramamışlardır. Bu cemevini 1 Kasım 1999’da ziyaret ettim. Burada 1996’da kendisiyle Şahkulu Dergahı’nda görüştüğüm Pir Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Çelebi ile görüştüm.<br />
<br />
PİRİ BABA OCAĞI<br />
Piri Baba’nın türbesi Amasya’nın Merzifon ilçesi Tekke mahallesinde bulunmaktadır. Piri Baba Ocağı’ndan gelen dede aileleri yine Merzifon’un Oymak Köyü’nde bulunurlar.<br />
<br />
SARI SALTIK OCAĞI<br />
Tunceli’de Hozat-Ovacık yolu üzerinde 2000 metre yükseklikte bir tepede oldukça bakımlı bir türbe içinde Sarı İsmail ve Sarı Sultan da denilen (Aynı yönde bk. Ali Kemali 1932: 192) Sarı Saltık yatmaktadır. Sarı Saltık Hakka yürüdüğünde yedi tabutta baş göstermiş. Sarı saltık’ın Anadolu dışında da makamları bulunmaktadır. Eskiden Sarı Saltık ziyareti Dersim aşiretlerinin vicdanı durumundaydı. En büyük antlar onun başında içilir, aşiretler antlaşmalarını bu ziyaretin başında yaparlardı. Bu ziyaretin yakınında bulunan Karaca Köyü’nde bulunan seyitler Sarı Saltuk Ocağı dedeleridir.Ancak eskiden göç etmiş ve Sivas, Erzincan gibi başka yerlere yerleşmiş bulunan Sarı Saltık Ocağı’na mensup dede aileleri bulunmaktadır. Gölpınarlı’ya göre Divrik Gürenlerli Köyü’nde de Sarı Saltuklu Dede aileleri vardır. (Gölpınarlı 1961: 45); Eskiden halk ağız ve göz hastalıkları için Sarı Saltık Dedelerine gelirlerdi. Bu soydan dedelerden birinden dinlediğim şu kısa bilgi dedelerin nasıl çeşitli yerlere dağıldığını gösteriyor: “...Sivas İmranlı İlçesinin Tokluca Köyü’nden Emir Hüseyin’in torunu Seyit Kasım’ım ben. Dedem Tunceli Hozat’ın Ağviran Köyü’nden gelmiş. Erzincan’ın Kabullar Köyü’ne oradan da bu İmranlı’ya gelmişler burada 200-300 senelik mazimiz var. Bizim ocak Sarı Saltık, Musayı Kazım’a bağlı. Tapduk Emre’den el alma Sarı Saltuk Sultan. Hünkara hizmet eden Tapduk Emre’den el almış. Soy şeceresinde böyle yazılıdır. Bir şecere var heder olmuş Tunceli Hozat’ta. Bir de Sivas’ın Ezeltere Köyü’nde...” Sarı Saltık’ın menkıbevi yaşamına göre yedi tabutta baş gösterdiğine inanılır ve buna dayanarak da bir çok yerde makam ve türbelerinin olduğu söylenir. Bunların en tanınmışları yukarıda belirttiğim Tunceli’deki ziyaret ve Romanya Kaligra’da Babadağ’da bulunan Sarı Saltuk türbeleridir. Ayrıca son olarak Sivas Koyulhisar Bahçe Köyü Delmece yaylasında da bir Sarı Saltuk ziyareti bulunduğunu öğrendim.<br />
<br />
SARIBAL OCAĞI<br />
Sarıbal Ocağı’nın Sarı Saltık Ocağı’ndan ayrılma olduğu söylenir. Sarıbal Ocağı Dedeleri Gümüşhane’de bulunurlar. Çelebilerden icazet almak suretiyle bu hizmetlerini sürdürürler. Bu ocağın talipleri Giresun’un Kayacık Köyü’nde, Şebinkarahisar, Karaköy, Armutlu, Toklal, Leylek, Aziz ve Suboyu köyleri, Gümüşhane Şiran’a bağlı Kırıntı, Yeniköy ve Çal köylerinde bulunmaktadır.<br />
<br />
SEYYİD BABA OCAĞI<br />
Seyyid Baba türbesi, Divriği Akmeşe (Ziniski) köyündedir. Bu köyde ve yakın köylerde Seyyid Baba Ocağı dedeleri bulunur. Talipleri de yine Divriği yöresindedir.<br />
<br />
SEYİT SEYFİ OCAĞI<br />
Bu ocak evladı Musa Küçük Dede’nin verdiği bilgilere göre Seyit Seyfi, Oniki İmamların yedincisi olan İmam Musa Kazım evlatlarındandır. Elazığ ili, Palu ilçesinde Seydili Köyü’nde ocağı vardır. Ocak ve Vakfiye şu anda kullanılmamaktadır. Tunceli, Elazığ yöresinde Seyit Sabun olarak bilinir. Vesikalarda ise Seyit Sabır olarak geçmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemekle birlikte, Yavuz Selim döneminde yaşadığı biliniyor. Bu soydan gelenler Tunceli’ye yerleşmişlerdir. Mazgirt ilçesinde Seyitli ve Balan köylerini yurt edinmişlerdir.<br />
<br />
SULTAN SİNEMİL OCAĞI<br />
Kahramanmaraş Elbistan ilçesinin Kantarma Köyü, Sinemil Ocağı’nın dedelerinin mekanı olarak bilinir. 6 Kasım 1999’da Kantarma Köyü’nü ziyaret ettiğimde bu Alevi Ocağı’nda eski dedelerin artık hiç kalmadığını bizzat gördüm. Kantarma’nın ünlü dedelerinden Hakka yürümüş olan Tacim Dede’nin oğlu Ali Ekber Dede’nin evinde Kantarma’nın eski günlerindeki canlılığı ve sosyal yaşamı dinledik. Erzincan Kemah’ın Nekkâr oğlu ve Vaver, (Ali Kemali 1932: 193) Ayrıca Kemah’ın Dere köyü ve Malatya Akçadağ’da Sinemil Ocağı’ndan dedeler bulunurlar.<br />
<br />
ŞAH İBRAHİM VELİ OCAĞI<br />
Şah İbrahim Veli Ocağı’nın merkezi, Malatya’nın Arguvan ilçesinde bulunan Ballıkaya (Mezirme) Köyü’dür. Şah İbrahimli Dedeler bu köyde bulunurlar. 30 Ekim 1999’da burayı ziyaretim sırasında Hasan Yıldırım Dede’den edindiğim bilgilere göre: “Şah Veli, yani Şah İbrahim İran’ın Erdebil kentinden Elazığ’ın Sün Köyü’ne geliyor. Oradan Arguvan Eymir köyüne geliyor orada kalıyor. Sonra da bir müddet Kozdere Köyü’nde kalıyor. Burada Mezirme’de kendisine bağlı 3-5 talip evi varmış onlarla kalıyor. Burada onlarla kalıyor. Bir müddet geçenden sonra Kerbela’ya Hz. Hüseyin’e ziyarete gidiyor. 7 sefer gidiyor Kerbela’ya, En son gitmesinde oğlu Şah Hüseyinle ve talipleriyle vedalaşıyor. Ben bir daha gelmeyeceğim diyor ve burada iki emanet bırakıyor. Birisi ayağının pabucu, şimdi hali hazırda burada mevcut, ikincisi de elinin asası dediğimiz karadirek. Bu emanetleri burada bırakıyor. Ondan sonra da dua ediyor. Beni gören bunları bu emanetleri görsün diyor. Ondan sonra da nerede başı ağrıyan, bir derdi olan olsa çevrilip buraya geliyor, en son çareyi burada buluyor. Pabuç yıllardır hep aynı ailede bulunuyor. Her yerden buraya ziyaretçiler geliyor. Şah İbrahim Veli ile, Hacı Bektaş Veli ikisi amca çocuklarıymış. 7. İmam İmam Musa-i Kazım’ın soyundan geliyorlar.” Malatya çevresinde bu ocağın talipleri bulunmaktadır. Yakın zamanda hakka yürüyen Gürgür Dede bu ocağın aktif dedelerindendi.<br />
<br />
ŞEYH AHMET DEDE OCAĞI<br />
Ali Kemali’nin verdiği bilgilere göre Ocaktır ama yeri belli değildir. Ancak ve Şeyh Hasan onun soyundandır. Malatya, Erzincan, Tercan ve Tunceli Mazgirt’te dedeleri bulunur. Şeyh Ahmed Yesevî evlâdındandır, bütün seyyit ve ocakların serçeşmesidir. Biri Şeyh Hasan, diğeri Seyyit namında iki oğlu vardır, bazı aşiretler, bu iki babadan türemişlerdir; fakat o aşiretler beyninde seyyit namı zikredilmez, her ikisinin soyuna birden (Şeyh Hasanlı) adı verilir. (Ali Kemali 1932: 192) Cemal Abdallı bir dedenin anlattığına göre Şeyh Ahmet Dede Ocağı, Cemal Abdallıların piri olurmuş.<br />
<br />
ŞEYH ÇOBAN OCAĞI<br />
Şeyh Çoban Ocağı’nın merkezi Tunceli, Mazgirttir. Türbesi oradadır. Şeyh Çoban soyundan dedelerin bir bölümü Elazığ’ın içinde Fevzi Çakmak mahallesinde diğer bir bölümü ise Çorum, Alaca ilçesi Büyükkeşlik köyünde bulunmaktadırlar. Şeyh Çoban Ocağı talipleri Çorum, Sivas, Tunceli ve Elazığ bölgelerinde bulunmaktadır.Pilvenk ve Kavli aşiretinin bir bölümü de bu ocağın talibidir. (Onarlı 1999a: 26-27)<br />
<br />
ŞEYH DELİL BERHİCAN OCAĞI<br />
Bu ocağın merkezi Tunceli yakınında Kırmızıdağ’ın güneybatısındaki Dedeağaç (Pilvenk) Köyü’ndedir. Bu ocağın kurucusu bu köyde türbesi olan Şeyh Delil Berhican’dır. Menkıbeye göre bu zat bir gün müritleriyle birlikte bir kuzu yemişler; sonra kuzunun kemiklerini bir araya getirip dua etmiş, kuzu dirilmiş, bundan dolayı da “kuzuyu dirilten şeyh” manasına kendisine Şeyh Delil Berhican denilmiştir. (Ali Kemali 1932: 12) Gazi Üniversitesi’nin hazırladığı belgesel çerçevesinde Tunceli’de bulunduğumuz sırada buraya da gitmek istemiştik ancak hem programın yoğunluğu ve hem de güvenlik güçlerince bu köyde kimsenin yaşamadığının ve harap olduğunun ifade edilmesi sonucu gidilemedi.<br />
<br />
ŞEYH HASAN OCAĞI<br />
Şeyh Hasan Ocağı denildiği zaman onunla ilintili dört ocağı daha açıklamak gerekir. Bunlar Sultan Onar Ocağı, Şeyh Ahmet Dede Ocağı, Şeyh Bahşiş Ocağı ve Seyyidan Ocağıdır. Sultan Onar Ocağı olarak bilinen, Şeyh Hasan’ın Piri Baba’nın kızıyla evliliklerinden olma çocuklarının Malatya Arapgir ilçesine bağlı Onar Köyü’nde kurdukları ocaktır. Şeyh Ahmet Dede Ocağı olarak bilinen, Şeyh Hasan’ın kardeşi ve Şeyh Hasan oymağının ikinci reisi olan Şeyh Ahmet’in çocuklarının Elazığ, Baskil’e bağlı Tabanbükü (Şeyh Hasan) Köyü’nde kurdukları ocaktır. Şeyh Bahşiş Ocağı, yine Şeyh Hasan’ın evlatlarının Elazığ, Baskil’e bağlı Kumlutarla (Adaf) Köyü’nde kurdukları ocaktır. Seyyidan Ocağı olarak bilinen, yine Şeyh Hasan’ın oğlunun torunlarından Seyyid adlı bir zatın Tunceli’nin Bodik Köyü’nde(Ali Kemali 1932: 188) kurduğu ocaktır. Şeyh Hasan’ın oğlunun diğer torunlarından Şeyh Hasan ise, Tunceli Ağdat Köyü’nde Şeyh Hasan Ocağı’nı kurmuşlardır. Ataları Şeyh Hasan’ın ocağına “Büyük Şeyh Hasan Ocağı” ya da sadece “Büyük Ocak” denir ki bu Malatya Arapgir’e bağlı Onar Köyü’ndedir. Torun Şeyh Hasan’ın Ağdat’taki ocağına ise Küçük Şeyh Hasan Ocağı denilmektedir. (Onarlı 1999b)<br />
<br />
ÜRYAN HIZIR/SULTAN HIDIR OCAĞI<br />
Üryan Hızır Ocağı Tunceli ilinde Pertek-Hozat yolu kenarında bir sırtın üzerinde bulunan Dorutay (Zeve) Köyü’ndedir. Bu köyde Üryan Hızır’ın kutsal ziyaretgahı bulunur. Bu ocak çocuğu olmayanlar, sara ve akıl hastalarının akınına uğramakla ünlüdür. (Ayrıca bak: Dersimi 1997: 128) Bu ocağın Kahramanmaraş ve Erzurumda da talipleri bulunur. Hubyar Dedeleri mürşit ocaklarının Üryan Hızır olduğunu söylerler. 3-4 Kasım 1999 tarihinde bu köye yaptığım ziyarette Ocağı gördüm. Bu köyün tamamı taliplerden oluşuyor. Dört aileye dayanıyormuş Dorutay köylüleri. Üryan Hızırlı ve Ağuiçenli Dedeler zaman zaman bu köye gelerek cem yapıyor ve sorunları çözmeye çalışıyorlarmış.<br />
<br />
YALINCAK ABDAL/YALINCAK SULTAN OCAĞI<br />
Yalıncak Sultan’ın türbesi Sivas Yalıncak Köyü’ndedir. Sivas’ın Hafik ilçesi’ne bağlı Karayaprak Köyü’nde bu ocaksoylu dedeler bulunur. Köyün tümü ocakzadedir.Yalıncak Abdal Ocağı’nın Sivas, Yozgat, Çorum, Malatya ve Amasya yörelerinde talipleri bulunmaktadır.<br />
<br />
YANYATIR/YANINYATIR/YANYATIROĞULLARI OCAĞI<br />
İki Tahtacı ocağından bir diğeri olan Yanyatır Ocağı dedeleri İzmir Narlıdere’de bulunurlar. Bu ocağın talipleri Hacı Emirli Ocağı’na oranla daha fazladır. Bazı yazarlara göre Çepnilerle, Tahtacılar Narlıdere’ye bağlıdır. (Erk 1954: 93,96; Şapolyo 1964: 257, 289) Yanyatır Ocağı’na bağlı oniki tahtacı ocağı bulunmaktadır. Bunlar Çobanlı, Çaylak, Sivrikülahlı, Cingöz, Üsküdarlı, Enseli, Ala Abalı, Çiçili, Mazıcı, Kahyalı, Gökçeli ve Nacarlı Oymakları’dır. Tahtacı talipleri olan bu oymaklar Kıbrıs, İzmir, Bergama, Menemen, Adana, Manisa Akhisar, Balıkesir, Çanakkale yörelerinde yaşamaktadırlar. (Yörükan 1998: 178-209)<br />
<br />
alıntıdır...<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/alevi-koyleri-asiretler-ocaklar/60098-alevi-ocaklari.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/alevi-koyle...klari.html</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İzmir Bergama Tahtacıları (Alevileri)]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-izmir-bergama-tahtacilari-alevileri.html</link>
			<pubDate>Tue, 08 Nov 2016 23:17:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-izmir-bergama-tahtacilari-alevileri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bergama Türkiye’nin en çok köyü olan ikinci ilçesidir. 114 köyü vardır. Bu köylerden 9’u Alevi köyleridir: Narlıca, Pınarköy, Tepeköy, Tekkedere, Yalnızev, Kapukaya, Demircidere, Yerlitahtacı, Gültepe(Önceki adı karalarbaşı).<br />
Yukarıda isimlerini yazdığım beş köy Çepni, diğerleri Tahtacı köyleridir.</span><br />
<br />
Tahtacı çoktandır geleneksel mesleklerini ve köylerini terketmiş, geçimlerini sağladıkları ilçe ve il merkezlerine, daha uzaklara, hatta dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır. Bu günlerde 4 Tahtacı köyündeki toplam nüfus 500’ü ancak geçer: Yerlitahtacı182, Demircidere 250, kapukaya 32 Gültepe 50. Buna karşılık Bergama ilçe merkezinde Feyzipaşa Mahallesi Tahtacıların yığun olarak yaşadıkları yerlerdendir. Bergama’nın komşu ilçesi Kınık’a bağlı bir Tahtacı köyü 60’lı 70’li yıllarda köylerini köylerini terk ederek tamamen Bergama’ya göçmüştür. Tarihimize göre Bergama’da köyleriyle birlikte 2000 Tahtacı yaşamaktadır. Tahtacılar gelenleri ile yaptığımız görüşmelerde, bu sayının doğru olmadığını Tahtacı nüfusunun daha fazla olduğunu belirlemişlerdir.<br />
<br />
Halen Tahtacıların yaşadığı 4 köyün öğrencileri taşımalı eğitim sistemi ile yakın merkezlere taşımaktadır.<br />
Bergama’daki Tahtacılar iki aşiretten oluşur. Yerli tahtacı, Kapukaya (Yukarı mahalle), Gültepe Kahyalı (burada keeli deniyor), Kapukaya (Aşağı mahalle) Üsküderli / Sivri Külahlılar aşiretindendir. Yine Enalanlılar da Üsküdarli / Sivrikülahlı aşiretindendir. Demircidere köyü’nün hangi aşiretten olduğunu öğrenemedik.<br />
Yerlitahtacı ile Kapukaya birbirine komşu, ilçe merkezine 7 km uzaklıkta köylerdir. Bu iki köyün arası da 7 km’dir. Demircidere Kozak yaylasında, Bergama’nın en uzak köylerinden biridir. İlçe merkezine 44 km uzaklıktadır. Gültepe de Madra dağında, ilçeye 34 km. uzaklıkta bir Tahtacı köyüdür.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Bu köylerden en eskisi hangisidir ?<br />
</span><br />
Yerlitahtacı ile Demircidere en eski köyler olara öne çıkmaktadır. Bilindiği gibi Tahtacılar konargöçer topluluklar iken, sonradan yerleşik yaşama geçmişlerdir. Yaşlılarımızın bize söyledikleri şudur: ‘Biz Adana’dan çıkıp buralara geldik. Çıkış yerimiz Adana Pozantı’dır.’ Hangi yıllar ? Belirsiz. Kaynaklar, Pirimiz Durhasan Dede’nin ölümünden sonra onun dul işine göz koyan Adana’daki en yetkili devlet büyüğünün Tahtacılar üzerinde büyük bir baskı kurduğu, çatışmalar çıktığı, zulümler, ölümler olduğunu kaydeder. Sonuçta Tahtacılar Adana’da dağılırlar. Bu 1700’lü yılların sonu olmalıdır. Yine yaşlılar bir uğrak/ara durulama yerinin Aydın ortaklar olduğunu belirtirler. <br />
<br />
Daha sonraki durak Bergama’dır. Dikili taraflarında kaynarca taraflarına giderler. Ovadır, batakdır. Sıcaktan sinekten bulanırlar. Onları dağlar çeker. Bergama’ya dönerler. Çukurbağ mahallesinde iskan edilmeye çalışılır. Sadırvan semtindeki bedesten aşirete verilir. 1940’lı yıllara kadar bedesten köyün malıdır. 1940’lı yıllarda bir işe yaramadığını gerekçesiyle satılır. Tahtacılar Çukurbağ’da da duramazlar. Geyikli Dağına doğru hareketlenirler. Önce Gıranyurdu’na konarlar. Oradan Öletlibelen’e geçerler. Bergama’da kayıtlara geçen 1838-1842 yıllarında büyükbir veba salgını olmuştur. Gıranyurdu’nda insanların kırılması, kitlerler halinde ölmesi(Günde 3 ölüm bile görülmüştür. Sonucu Öletlibelen’e geçilmiştir. Burada da ölümleri arkası kesilmemiş, sonunda yavaş yavaş bugünkü Yerlitahtacı köyüne tek odalı toprak damlı evler yaparak yerleşmeye başlamışlar. Biz önce Gıranyurdu’nun ardından da Öletlibelen’in terk edilmesini Bergama’daki veba salgınına bağlıyoruz. Tarih 1940’lı yılların sonu olmalıdır. O sıralarda Köy, 12 haneli bir rum köyüdür. Zaman içerisinde Rum nüfus azalır. Sonunda Rumlar tamamen göçüp giderler. Köyün adındaki “Yerli” sözcüğü daha önceki yerleşik Rumları, “Tahtacı” sözcüğü de sonradan gelip buraya yerleşen atalarımızı ifade etmektedir. Bir zaman köyde yaşayan Rumlardan kalan bazı yer isimleri halen kullanılmaktadır.<br />
Araştırmacı Sinan Kahyaoğlu, “Ege’de en eski Tahtacı köyünün tarihi 250 yıldan öteye gitmektedir” demektedir. Çocukluğumda yaşlılar “bizim köy200 yıllıktır” derlerdi. Aradan 50 yıl geçtiğine göre Sinan Kahyaoğlu’nun ifadesi doğrudur diyebiliriz.<br />
<br />
Yerlitahtacı köyü’nde kutsal yerler çoktur. Geyikli Baba, Bazayıt Dede ve Genç Dedesi. Mezarlıktaki Dede Mezeri, İmamın mezeri, Derviş Dede, Yaren Dedesi, Panafır Dede, Dibecik Dedesi, kayabaşı ilk akla gelenler.<br />
Demircidere köyü de aşiretin bir kolunun Bergama’dan daha ileri yakınındaki Kozak yaylasına yerleşmesi ile oluşmuştur.Belgelerde eski adı Temurcudere olarak geçer.<br />
<br />
Demircidere Köyü’nde iki kutsal yer bulunmaktadır. Biri köyün üst yanındaki fıstık çamlarının altındaki yatır, diğeri de Demircidere ile AşağıBey köyleri arasında yol üzerinde kabaağaçların(ulu meşe ağaçların) içindeki yatırdır. Demircidere köylüleri adaklarını ikinci yatırda yaparlar.<br />
<br />
Kapukaya ile Gültepe köyleri Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuşlardır.<br />
<br />
Kapukaya köyüne yerleşen Tahtacılar önce kozak yoluna yakın, şimdiki köy yolunun başlarındaki alana konmuşlar. Burada eşkiyaların rahat vermemesi sonucu, eski bir yörük köyü(İncecikler’in bir parçası) olan bugünkü köye çekilmişlerdir. Farklı yerlerden başka Tahtacıların da gelmesiyle Yörükler yerlerini, yurtlarını, evlerini, Tahtacılara satmışlar ve kendi köylerine çekilmişlerdir.<br />
<br />
Eskide Kapukaya’nın da bir Aşağı mahallesi vardı. 1970’lerden sonraki birkaç yıl içinde Bergama Feyzipaşa Mahallesine göçmüşlerdir.<br />
<br />
Kapukaya köyünde Kepenekli Dede, Çıbab Dedesi, eski okuldaki yatır kutsal yerlerdir.<br />
Gültepe köyü de yine dağınık bir şekilde göçebe yaşayan Tahtacıların yıllar içinde karalar köyünün yukarısını yurt tutmasıyla kurulmuştur. ilk adı Karalabaşı ike 1991 yılında Gültepe ismini almıştır.<br />
<br />
Gültepe’de de bir yatır vardır: Resul Dede köyünün hemen yakınında, Aykırı çeşmelere giden yol üzerindedir.<br />
Bergama’da bir süre yerleşilen sonra dağılan kaybolan Tahtacı köyleride vardır: Mahmudiye Tahtacı ve Akçaalan gibi. Bu konular da araştırmayı gerektirmektedir. Bugün Bergama’nın Mahmudiye isimli bir köyü vardır. Sunni inançlıdır. <br />
<br />
Acaba Mahmudiye Tahtacı köyü Sünnileşmişmidir ? Yoksa dağılıp daha sonra Kapukaya ve Gültepe köylerindemi toplanmışlardır ?<br />
<br />
Musa Güneş<br />
Kaynaklar: Hasan Çetin, Cafer Akkılıç, Süleyman Şengül, Fatma Ardıç, Sinan Kahyaoğlu<br />
<br />
alevikoyleri.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bergama Türkiye’nin en çok köyü olan ikinci ilçesidir. 114 köyü vardır. Bu köylerden 9’u Alevi köyleridir: Narlıca, Pınarköy, Tepeköy, Tekkedere, Yalnızev, Kapukaya, Demircidere, Yerlitahtacı, Gültepe(Önceki adı karalarbaşı).<br />
Yukarıda isimlerini yazdığım beş köy Çepni, diğerleri Tahtacı köyleridir.</span><br />
<br />
Tahtacı çoktandır geleneksel mesleklerini ve köylerini terketmiş, geçimlerini sağladıkları ilçe ve il merkezlerine, daha uzaklara, hatta dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır. Bu günlerde 4 Tahtacı köyündeki toplam nüfus 500’ü ancak geçer: Yerlitahtacı182, Demircidere 250, kapukaya 32 Gültepe 50. Buna karşılık Bergama ilçe merkezinde Feyzipaşa Mahallesi Tahtacıların yığun olarak yaşadıkları yerlerdendir. Bergama’nın komşu ilçesi Kınık’a bağlı bir Tahtacı köyü 60’lı 70’li yıllarda köylerini köylerini terk ederek tamamen Bergama’ya göçmüştür. Tarihimize göre Bergama’da köyleriyle birlikte 2000 Tahtacı yaşamaktadır. Tahtacılar gelenleri ile yaptığımız görüşmelerde, bu sayının doğru olmadığını Tahtacı nüfusunun daha fazla olduğunu belirlemişlerdir.<br />
<br />
Halen Tahtacıların yaşadığı 4 köyün öğrencileri taşımalı eğitim sistemi ile yakın merkezlere taşımaktadır.<br />
Bergama’daki Tahtacılar iki aşiretten oluşur. Yerli tahtacı, Kapukaya (Yukarı mahalle), Gültepe Kahyalı (burada keeli deniyor), Kapukaya (Aşağı mahalle) Üsküderli / Sivri Külahlılar aşiretindendir. Yine Enalanlılar da Üsküdarli / Sivrikülahlı aşiretindendir. Demircidere köyü’nün hangi aşiretten olduğunu öğrenemedik.<br />
Yerlitahtacı ile Kapukaya birbirine komşu, ilçe merkezine 7 km uzaklıkta köylerdir. Bu iki köyün arası da 7 km’dir. Demircidere Kozak yaylasında, Bergama’nın en uzak köylerinden biridir. İlçe merkezine 44 km uzaklıktadır. Gültepe de Madra dağında, ilçeye 34 km. uzaklıkta bir Tahtacı köyüdür.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Bu köylerden en eskisi hangisidir ?<br />
</span><br />
Yerlitahtacı ile Demircidere en eski köyler olara öne çıkmaktadır. Bilindiği gibi Tahtacılar konargöçer topluluklar iken, sonradan yerleşik yaşama geçmişlerdir. Yaşlılarımızın bize söyledikleri şudur: ‘Biz Adana’dan çıkıp buralara geldik. Çıkış yerimiz Adana Pozantı’dır.’ Hangi yıllar ? Belirsiz. Kaynaklar, Pirimiz Durhasan Dede’nin ölümünden sonra onun dul işine göz koyan Adana’daki en yetkili devlet büyüğünün Tahtacılar üzerinde büyük bir baskı kurduğu, çatışmalar çıktığı, zulümler, ölümler olduğunu kaydeder. Sonuçta Tahtacılar Adana’da dağılırlar. Bu 1700’lü yılların sonu olmalıdır. Yine yaşlılar bir uğrak/ara durulama yerinin Aydın ortaklar olduğunu belirtirler. <br />
<br />
Daha sonraki durak Bergama’dır. Dikili taraflarında kaynarca taraflarına giderler. Ovadır, batakdır. Sıcaktan sinekten bulanırlar. Onları dağlar çeker. Bergama’ya dönerler. Çukurbağ mahallesinde iskan edilmeye çalışılır. Sadırvan semtindeki bedesten aşirete verilir. 1940’lı yıllara kadar bedesten köyün malıdır. 1940’lı yıllarda bir işe yaramadığını gerekçesiyle satılır. Tahtacılar Çukurbağ’da da duramazlar. Geyikli Dağına doğru hareketlenirler. Önce Gıranyurdu’na konarlar. Oradan Öletlibelen’e geçerler. Bergama’da kayıtlara geçen 1838-1842 yıllarında büyükbir veba salgını olmuştur. Gıranyurdu’nda insanların kırılması, kitlerler halinde ölmesi(Günde 3 ölüm bile görülmüştür. Sonucu Öletlibelen’e geçilmiştir. Burada da ölümleri arkası kesilmemiş, sonunda yavaş yavaş bugünkü Yerlitahtacı köyüne tek odalı toprak damlı evler yaparak yerleşmeye başlamışlar. Biz önce Gıranyurdu’nun ardından da Öletlibelen’in terk edilmesini Bergama’daki veba salgınına bağlıyoruz. Tarih 1940’lı yılların sonu olmalıdır. O sıralarda Köy, 12 haneli bir rum köyüdür. Zaman içerisinde Rum nüfus azalır. Sonunda Rumlar tamamen göçüp giderler. Köyün adındaki “Yerli” sözcüğü daha önceki yerleşik Rumları, “Tahtacı” sözcüğü de sonradan gelip buraya yerleşen atalarımızı ifade etmektedir. Bir zaman köyde yaşayan Rumlardan kalan bazı yer isimleri halen kullanılmaktadır.<br />
Araştırmacı Sinan Kahyaoğlu, “Ege’de en eski Tahtacı köyünün tarihi 250 yıldan öteye gitmektedir” demektedir. Çocukluğumda yaşlılar “bizim köy200 yıllıktır” derlerdi. Aradan 50 yıl geçtiğine göre Sinan Kahyaoğlu’nun ifadesi doğrudur diyebiliriz.<br />
<br />
Yerlitahtacı köyü’nde kutsal yerler çoktur. Geyikli Baba, Bazayıt Dede ve Genç Dedesi. Mezarlıktaki Dede Mezeri, İmamın mezeri, Derviş Dede, Yaren Dedesi, Panafır Dede, Dibecik Dedesi, kayabaşı ilk akla gelenler.<br />
Demircidere köyü de aşiretin bir kolunun Bergama’dan daha ileri yakınındaki Kozak yaylasına yerleşmesi ile oluşmuştur.Belgelerde eski adı Temurcudere olarak geçer.<br />
<br />
Demircidere Köyü’nde iki kutsal yer bulunmaktadır. Biri köyün üst yanındaki fıstık çamlarının altındaki yatır, diğeri de Demircidere ile AşağıBey köyleri arasında yol üzerinde kabaağaçların(ulu meşe ağaçların) içindeki yatırdır. Demircidere köylüleri adaklarını ikinci yatırda yaparlar.<br />
<br />
Kapukaya ile Gültepe köyleri Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuşlardır.<br />
<br />
Kapukaya köyüne yerleşen Tahtacılar önce kozak yoluna yakın, şimdiki köy yolunun başlarındaki alana konmuşlar. Burada eşkiyaların rahat vermemesi sonucu, eski bir yörük köyü(İncecikler’in bir parçası) olan bugünkü köye çekilmişlerdir. Farklı yerlerden başka Tahtacıların da gelmesiyle Yörükler yerlerini, yurtlarını, evlerini, Tahtacılara satmışlar ve kendi köylerine çekilmişlerdir.<br />
<br />
Eskide Kapukaya’nın da bir Aşağı mahallesi vardı. 1970’lerden sonraki birkaç yıl içinde Bergama Feyzipaşa Mahallesine göçmüşlerdir.<br />
<br />
Kapukaya köyünde Kepenekli Dede, Çıbab Dedesi, eski okuldaki yatır kutsal yerlerdir.<br />
Gültepe köyü de yine dağınık bir şekilde göçebe yaşayan Tahtacıların yıllar içinde karalar köyünün yukarısını yurt tutmasıyla kurulmuştur. ilk adı Karalabaşı ike 1991 yılında Gültepe ismini almıştır.<br />
<br />
Gültepe’de de bir yatır vardır: Resul Dede köyünün hemen yakınında, Aykırı çeşmelere giden yol üzerindedir.<br />
Bergama’da bir süre yerleşilen sonra dağılan kaybolan Tahtacı köyleride vardır: Mahmudiye Tahtacı ve Akçaalan gibi. Bu konular da araştırmayı gerektirmektedir. Bugün Bergama’nın Mahmudiye isimli bir köyü vardır. Sunni inançlıdır. <br />
<br />
Acaba Mahmudiye Tahtacı köyü Sünnileşmişmidir ? Yoksa dağılıp daha sonra Kapukaya ve Gültepe köylerindemi toplanmışlardır ?<br />
<br />
Musa Güneş<br />
Kaynaklar: Hasan Çetin, Cafer Akkılıç, Süleyman Şengül, Fatma Ardıç, Sinan Kahyaoğlu<br />
<br />
alevikoyleri.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>