<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Alevi Forum - Sağlık-Kadın-Güzellik-Yaşam]]></title>
		<link>https://www.aleviforum.net/</link>
		<description><![CDATA[Alevi Forum - https://www.aleviforum.net]]></description>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2026 04:56:58 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Gün gün koronavirüs belirtileri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-gun-gun-koronavirus-belirtileri.html</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2020 15:48:02 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-gun-gun-koronavirus-belirtileri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacettepe Üniversitesi, koronavirüse karşı dikkat çekmek için koronavirüs belirti takvimi hazırladı. Buna göre, hasta 1'inci ve 3'üncü gün soğuk algınlığı ve gribe benzeyen belirtiler yaşıyor. Hafif ateş ve boğaz ağrısı görülebiliyor. Hastanın bağışıklığı zayıfsa mide bulantısı ve ishal de görülebiliyor. İşte bilmeniz gereken gün gün koronavirüs belirtileri...</span><br />
<br />
<br />
Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı dünya genelinde 14 bini aştı. Vaka sayısı ise 336 bine ulaştı. Hacettepe Üniversitesi, koronavirüse karşı dikkat çekmek için koronavirüs belirti takvimi hazırladı.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜN GÜN KORONAVİRÜS BELİRTİLERİ</span><br />
<br />
1-3. gün: Soğuk algınlığı ve gribe benzeyen belirtiler ortaya çıkar. Hafif ateş ve boğaz ağrısı görülebilir. Bağışıklık zayıfsa mide bulantısı ve ishal görülebilir.<br />
4. gün: Boğaz ağrısı şiddetlenir. Ses boğuklaşır. Yeme ve içmede zorluk yaşanabilir. Hafif baş ağrısı ile birlikte ishal başlar.<br />
5. gün: Boğaz ağrısı şiddetlenir. Yeme ve içme oldukça ağrılı bir hale gelir. Vücudu ve uzuvları hareket ettirmek sancılı olur. Eklem ağrıları görülür.<br />
6. gün: Kuru öksürük başlar. Konuşurken yutkunurken boğaz ağrısı şiddetlenir. Şiddetli bitkinlik başlar. Mide bulantısı artar. Zaman zaman nefes almada zorluk yaşanır. İshal ve kusma şiddetlenir.<br />
7. gün: Ateş 38 dereceye yükselir. Öksürük ve balgam çok şiddetlenir. Vücut ve baş ağrılarıyla birlikte kusma çok şiddetli bir hale gelir.<br />
<br />
8. gün: Soluk alıp vermek çok güç bir hale gelir. Göğüs bölgesi çok ağır olarak hissedilir. Öksürükle birlikte baş ve eklem ağrıları son derece artar. Vücut sıcaklığı 38 derecenin üzerine çıkar.<br />
9. gün: Tüm belirtiler şiddetle artar. Yüz veya dudaklarda mavileşme görülür. Öksürük ve balgam çok şiddetlenir. Vücut ve baş ağrılarıyla birlikte kusma çok şiddetli bir hale gelir. Bu belirtilere sahipseniz hemen tıbbi yardım alın.<br />
<br />
<a href="http://www.mynet.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.mynet.com/</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacettepe Üniversitesi, koronavirüse karşı dikkat çekmek için koronavirüs belirti takvimi hazırladı. Buna göre, hasta 1'inci ve 3'üncü gün soğuk algınlığı ve gribe benzeyen belirtiler yaşıyor. Hafif ateş ve boğaz ağrısı görülebiliyor. Hastanın bağışıklığı zayıfsa mide bulantısı ve ishal de görülebiliyor. İşte bilmeniz gereken gün gün koronavirüs belirtileri...</span><br />
<br />
<br />
Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı dünya genelinde 14 bini aştı. Vaka sayısı ise 336 bine ulaştı. Hacettepe Üniversitesi, koronavirüse karşı dikkat çekmek için koronavirüs belirti takvimi hazırladı.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÜN GÜN KORONAVİRÜS BELİRTİLERİ</span><br />
<br />
1-3. gün: Soğuk algınlığı ve gribe benzeyen belirtiler ortaya çıkar. Hafif ateş ve boğaz ağrısı görülebilir. Bağışıklık zayıfsa mide bulantısı ve ishal görülebilir.<br />
4. gün: Boğaz ağrısı şiddetlenir. Ses boğuklaşır. Yeme ve içmede zorluk yaşanabilir. Hafif baş ağrısı ile birlikte ishal başlar.<br />
5. gün: Boğaz ağrısı şiddetlenir. Yeme ve içme oldukça ağrılı bir hale gelir. Vücudu ve uzuvları hareket ettirmek sancılı olur. Eklem ağrıları görülür.<br />
6. gün: Kuru öksürük başlar. Konuşurken yutkunurken boğaz ağrısı şiddetlenir. Şiddetli bitkinlik başlar. Mide bulantısı artar. Zaman zaman nefes almada zorluk yaşanır. İshal ve kusma şiddetlenir.<br />
7. gün: Ateş 38 dereceye yükselir. Öksürük ve balgam çok şiddetlenir. Vücut ve baş ağrılarıyla birlikte kusma çok şiddetli bir hale gelir.<br />
<br />
8. gün: Soluk alıp vermek çok güç bir hale gelir. Göğüs bölgesi çok ağır olarak hissedilir. Öksürükle birlikte baş ve eklem ağrıları son derece artar. Vücut sıcaklığı 38 derecenin üzerine çıkar.<br />
9. gün: Tüm belirtiler şiddetle artar. Yüz veya dudaklarda mavileşme görülür. Öksürük ve balgam çok şiddetlenir. Vücut ve baş ağrılarıyla birlikte kusma çok şiddetli bir hale gelir. Bu belirtilere sahipseniz hemen tıbbi yardım alın.<br />
<br />
<a href="http://www.mynet.com/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.mynet.com/</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Corona virüsü insan vücudunu nasıl etkiliyor?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-corona-virusu-insan-vucudunu-nasil-etkiliyor.html</link>
			<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 02:07:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-corona-virusu-insan-vucudunu-nasil-etkiliyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Corona virüsü gibi bilinmeyen bir virüsle mücadele etmek, doktorlar için zorlu bir mücadeleye dönüştü. Çin'de yaklaşık 10 bin kişide virüs görüldü, en az 213 kişi hayatını kaybetti. Çin dışında 18 ülkede de 98 Corona virüsü vakası var.</span><br />
<br />
<br />
BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Çin’de tedavi olan ilk 99 hasta hakkında yapılan ayrıntılı bir araştırmanın sonuçları ise tıp dergisi Lancet’te yayımlandı.<br />
Corona virüsü vücuda nasıl saldırıyor? Hastalığın belirtileri neler? Kimin ciddi şekilde hastalanması veya ölmesi olası? Hastalık nasıl tedavi edilir? Vuhan’daki Jinyintan Hastanesi’nde virüsle mücadelenin başını çeken doktorların yürüttüğü çalışma tüm bu soruların yanıtlarına ilişkin önemli bilgiler içeriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CORONA VİRÜSÜ AKCİĞERE SALDIRIYOR</span><br />
Jinyintan Hastanesi’ne küfürlü içerikürülen 99 hastanın hepsinde pnömoni (zatürre) görüldü.<br />
Hastaların akciğerlerinin iltihaplandığı ve oksijenin havadan kana geçtiği küçük keselerin suyla dolduğu gözlemlendi. Hastaların;<br />
* 82’sinin ateşi yüksekti<br />
* 81’i düzenli öksürüyordu<br />
* 31’i nefes darlığı çekiyordu<br />
* 11’i kas ağrısından, sekizi baş ağrısından, beşi de boğaz ağrısından şikayetçiydi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CORONA VİRÜSÜNDEN İLK ÖLÜMLER</span><br />
Corona virüsü sonucu ölen ilk iki hasta, uzun süredir sigara içmelerine ve akciğerlerinin zayıflamasına rağmen sağlıklı gözüküyordu.<br />
Hayatını kaybeden ilk hasta, 61 yaşında bir erkekti. Bu kişi hastaneye getirildiğinde kendisine zatürre teşhisi kondu.<br />
Hasta, akut solunum sıkıntısı yaşıyordu, akciğerleri vücudunu hayatta tutmak için yeterli oksijeni salgılayamadı.<br />
Solunum cihazına bağlanan hastanın önce akciğerleri tamamen devre dışı kaldı, sonra da kalbi, durdu.<br />
İkinci hasta ise 69 yaşındaydı ve o da akut solunum sıkıntısından muzdaripti.<br />
Hastaya bir akciğer makinesine bağlandı. Ancak ne yazık ki kurtarılamadı.<br />
Kan basıncı düştüğünde hastanın zatürre olduğu görüldü, vücudunda septik şok yaşadığı tespit edildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MARKET KAÇILANLARI</span><br />
Corona virüsünün ilk olarak Huanan’da deniz ürünlerinin satıldığı marketteki canlı ******larda görüldüğü düşünülüyor.<br />
99 hastadan 49’unun marketle doğrudan bağlantısı vardı.<br />
47 kişi ya dükkan sahibi ya da tezgahtardı.<br />
İki kişinin ise marketten alışveriş yaptığı tespit edilmişti.<br />
Virüsten en çok etkilenenler orta yaşlılar<br />
99 hastanın çoğu orta yaş grubundaydı.<br />
67’si erkek olan hastaların ortalama yaşı ise 56’ydı.<br />
Ancak Çin’de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin açıkladığı son veriler, virüsün kadınlarda görülme oranının erkeklere yaklaştığını gösteriyor.<br />
Bu verilere göre yine de kadınların virüse yakalanma olasılıkları yüzde 20 daha az.<br />
Aradaki farkın ise muhtemel iki nedeni var:<br />
Erkekler kadınlardan daha ağır hastalık geçirmiş olabilir ve bu nedenle hastanede tedavi görmeleri gerekebilir.<br />
Salgın başladığında, sosyal ve kültürel nedenlerle erkeklerin virüse yakalanma olasılığı daha yüksek olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KADIN VE ERKEKLERİ NASIL ETKİLİYOR?</span><br />
Vuhan’daki Jinyintan Hastanesi’nden Doktor Li Zhang bu farkla ilgili olarak şunları söyledi:<br />
“Kadınların viral enfeksiyonlara karşı duyarlılıklarının daha az olması, bağışıklıkta önemli bir rol oynayan X kromozomundan ve seks hormonlarından kaynaklanıyor olabilir. Bu da kadınların bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olmasında önemli bir rol oynuyor.<br />
99 hastanın çoğunda, “bağışıklıklarının zayıf olması” sonucu gelişen ve vücutlarını virüse karşı savunmasız hale getirebilecek başka hastalıklar da görüldü.<br />
Hastaların 40’ının kalplerinde ya da kan damarlarında sorun olduğu tespit edildi.<br />
12 kişinin ise diyabet hastası oldukları ortaya çıktı.<br />
<br />
sozcu.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Corona virüsü gibi bilinmeyen bir virüsle mücadele etmek, doktorlar için zorlu bir mücadeleye dönüştü. Çin'de yaklaşık 10 bin kişide virüs görüldü, en az 213 kişi hayatını kaybetti. Çin dışında 18 ülkede de 98 Corona virüsü vakası var.</span><br />
<br />
<br />
BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Çin’de tedavi olan ilk 99 hasta hakkında yapılan ayrıntılı bir araştırmanın sonuçları ise tıp dergisi Lancet’te yayımlandı.<br />
Corona virüsü vücuda nasıl saldırıyor? Hastalığın belirtileri neler? Kimin ciddi şekilde hastalanması veya ölmesi olası? Hastalık nasıl tedavi edilir? Vuhan’daki Jinyintan Hastanesi’nde virüsle mücadelenin başını çeken doktorların yürüttüğü çalışma tüm bu soruların yanıtlarına ilişkin önemli bilgiler içeriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CORONA VİRÜSÜ AKCİĞERE SALDIRIYOR</span><br />
Jinyintan Hastanesi’ne küfürlü içerikürülen 99 hastanın hepsinde pnömoni (zatürre) görüldü.<br />
Hastaların akciğerlerinin iltihaplandığı ve oksijenin havadan kana geçtiği küçük keselerin suyla dolduğu gözlemlendi. Hastaların;<br />
* 82’sinin ateşi yüksekti<br />
* 81’i düzenli öksürüyordu<br />
* 31’i nefes darlığı çekiyordu<br />
* 11’i kas ağrısından, sekizi baş ağrısından, beşi de boğaz ağrısından şikayetçiydi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CORONA VİRÜSÜNDEN İLK ÖLÜMLER</span><br />
Corona virüsü sonucu ölen ilk iki hasta, uzun süredir sigara içmelerine ve akciğerlerinin zayıflamasına rağmen sağlıklı gözüküyordu.<br />
Hayatını kaybeden ilk hasta, 61 yaşında bir erkekti. Bu kişi hastaneye getirildiğinde kendisine zatürre teşhisi kondu.<br />
Hasta, akut solunum sıkıntısı yaşıyordu, akciğerleri vücudunu hayatta tutmak için yeterli oksijeni salgılayamadı.<br />
Solunum cihazına bağlanan hastanın önce akciğerleri tamamen devre dışı kaldı, sonra da kalbi, durdu.<br />
İkinci hasta ise 69 yaşındaydı ve o da akut solunum sıkıntısından muzdaripti.<br />
Hastaya bir akciğer makinesine bağlandı. Ancak ne yazık ki kurtarılamadı.<br />
Kan basıncı düştüğünde hastanın zatürre olduğu görüldü, vücudunda septik şok yaşadığı tespit edildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MARKET KAÇILANLARI</span><br />
Corona virüsünün ilk olarak Huanan’da deniz ürünlerinin satıldığı marketteki canlı ******larda görüldüğü düşünülüyor.<br />
99 hastadan 49’unun marketle doğrudan bağlantısı vardı.<br />
47 kişi ya dükkan sahibi ya da tezgahtardı.<br />
İki kişinin ise marketten alışveriş yaptığı tespit edilmişti.<br />
Virüsten en çok etkilenenler orta yaşlılar<br />
99 hastanın çoğu orta yaş grubundaydı.<br />
67’si erkek olan hastaların ortalama yaşı ise 56’ydı.<br />
Ancak Çin’de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin açıkladığı son veriler, virüsün kadınlarda görülme oranının erkeklere yaklaştığını gösteriyor.<br />
Bu verilere göre yine de kadınların virüse yakalanma olasılıkları yüzde 20 daha az.<br />
Aradaki farkın ise muhtemel iki nedeni var:<br />
Erkekler kadınlardan daha ağır hastalık geçirmiş olabilir ve bu nedenle hastanede tedavi görmeleri gerekebilir.<br />
Salgın başladığında, sosyal ve kültürel nedenlerle erkeklerin virüse yakalanma olasılığı daha yüksek olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KADIN VE ERKEKLERİ NASIL ETKİLİYOR?</span><br />
Vuhan’daki Jinyintan Hastanesi’nden Doktor Li Zhang bu farkla ilgili olarak şunları söyledi:<br />
“Kadınların viral enfeksiyonlara karşı duyarlılıklarının daha az olması, bağışıklıkta önemli bir rol oynayan X kromozomundan ve seks hormonlarından kaynaklanıyor olabilir. Bu da kadınların bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olmasında önemli bir rol oynuyor.<br />
99 hastanın çoğunda, “bağışıklıklarının zayıf olması” sonucu gelişen ve vücutlarını virüse karşı savunmasız hale getirebilecek başka hastalıklar da görüldü.<br />
Hastaların 40’ının kalplerinde ya da kan damarlarında sorun olduğu tespit edildi.<br />
12 kişinin ise diyabet hastası oldukları ortaya çıktı.<br />
<br />
sozcu.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeterince su içilmediğinin şaşirtici işaretleri!]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-yeterince-su-icilmediginin-sasirtici-isaretleri.html</link>
			<pubDate>Tue, 18 Jun 2019 17:44:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-yeterince-su-icilmediginin-sasirtici-isaretleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yeterli su içmenin vücudun çok çeşitli fonksiyonlarını düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için şart olduğu kuşkusuz. Vücudun susuz kaldığının kabızlık, baş ağrısı, açlık hissetmek gibi bilinen işaretleri var. Ancak bazı durumlar var ki bunların yeterince su içmemenin işareti olduğu şaşırtıcı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Ağız kokusu</span><br />
Tükürük antibakteriyeldir. Yeterince su içilmezse tükürük salgısı azalır bu da kokuya neden olan bakterilere yaşama şansı verir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Tatlı krizleri</span><br />
Susuz kalındığında tatlı krizine girilmesi çok yaygındır çünkü karaciğerin depolanmış şekeri salması için suya ihtiyacı vardır. Yeterince su içilmeden egzersiz yapılırsa karaciğerdeki glikojen depoları daha da hızlı boşalır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Egzersiz performansında düşüş</span><br />
Egzersiz anında vücutta su eksikse performans daha düşük olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Uykululuk ve yorgunluk hali</span><br />
Araştırmalar yeterli su içmemenin uykulu ve yorgun hissedilmesine neden olduğunu, ruh halini etkilediğini ve zihinsel konsantrasyonu düşürdüğünü gösteriyor.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Üşüme</span><br />
Nedensiz yere üşüyorsanız bunun nedeni susuz kalmış olmak olabilir. Susuz kalındığında vücut cilde kan akışını yavaşlatır. Bu da üşümeye neden olabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne kadar su içilmeli?</span><br />
Herkesin günde en az 2 litre su içmesi gerektiği görüşü çoktan çökertildi.Su ihtiyacını belirleyen, yaştan sağlık durumuna kadar pek çok faktör var.Su içmek için susayıncaya kadar beklemek de çok geç olabilir. En iyisi vücudun verdiği sinyallere bakarak karar vermektir.<br />
İdrarın rengi çok iyi bir göstergedir. Koyu sarı olması yeterince su içilmediğini gösterirken açık sarı saman renginde olması yeterli su içildiğini gösterir. İdrarın kokulu olması da susuzluk belirtisidir. Uzun süreler idrara çıkmamak da yeterli su içilmediğini gösterir.<br />
Çocuklar daha çabuk susuz kalma belirtileri gösterirler. O nedenle çocuğunuzda bu söz edilen belirtilerin bulunup bulunmadığına dikkat ederek yeterince su içmesini sağlayabilirsiniz.<br />
<br />
<br />
articles.mercola.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yeterli su içmenin vücudun çok çeşitli fonksiyonlarını düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için şart olduğu kuşkusuz. Vücudun susuz kaldığının kabızlık, baş ağrısı, açlık hissetmek gibi bilinen işaretleri var. Ancak bazı durumlar var ki bunların yeterince su içmemenin işareti olduğu şaşırtıcı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Ağız kokusu</span><br />
Tükürük antibakteriyeldir. Yeterince su içilmezse tükürük salgısı azalır bu da kokuya neden olan bakterilere yaşama şansı verir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Tatlı krizleri</span><br />
Susuz kalındığında tatlı krizine girilmesi çok yaygındır çünkü karaciğerin depolanmış şekeri salması için suya ihtiyacı vardır. Yeterince su içilmeden egzersiz yapılırsa karaciğerdeki glikojen depoları daha da hızlı boşalır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Egzersiz performansında düşüş</span><br />
Egzersiz anında vücutta su eksikse performans daha düşük olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Uykululuk ve yorgunluk hali</span><br />
Araştırmalar yeterli su içmemenin uykulu ve yorgun hissedilmesine neden olduğunu, ruh halini etkilediğini ve zihinsel konsantrasyonu düşürdüğünü gösteriyor.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Üşüme</span><br />
Nedensiz yere üşüyorsanız bunun nedeni susuz kalmış olmak olabilir. Susuz kalındığında vücut cilde kan akışını yavaşlatır. Bu da üşümeye neden olabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne kadar su içilmeli?</span><br />
Herkesin günde en az 2 litre su içmesi gerektiği görüşü çoktan çökertildi.Su ihtiyacını belirleyen, yaştan sağlık durumuna kadar pek çok faktör var.Su içmek için susayıncaya kadar beklemek de çok geç olabilir. En iyisi vücudun verdiği sinyallere bakarak karar vermektir.<br />
İdrarın rengi çok iyi bir göstergedir. Koyu sarı olması yeterince su içilmediğini gösterirken açık sarı saman renginde olması yeterli su içildiğini gösterir. İdrarın kokulu olması da susuzluk belirtisidir. Uzun süreler idrara çıkmamak da yeterli su içilmediğini gösterir.<br />
Çocuklar daha çabuk susuz kalma belirtileri gösterirler. O nedenle çocuğunuzda bu söz edilen belirtilerin bulunup bulunmadığına dikkat ederek yeterince su içmesini sağlayabilirsiniz.<br />
<br />
<br />
articles.mercola.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Plastik poşetlerde yeni dönem]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-plastik-posetlerde-yeni-donem.html</link>
			<pubDate>Wed, 09 Jan 2019 22:07:23 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-plastik-posetlerde-yeni-donem.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar hakkında, "Poşetlerin bir yüzeyinde çevreci slogan ve sıfır atık logosu kullanımını zorunlu hale getirdik." dedi.</span><br />
<br />
Kurum, yaptığı açıklamada, ülke genelinde başlayan uygulamanın ilk dönemlerinde karşılaşılan hususlar göz önünde bulundurularak, bahse konu usul ve esasların yeniden düzenlenmesi ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti.<br />
<br />
Bu kapsamda 9 Ocak tarihli ve "66745475-145.07-6267" sayılı olur ile Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın yeniden düzenlenerek yürürlüğe konulduğunu aktaran Kurum, söz konusu düzenleme ile eczanelerde sadece ilaç satışlarında kullanılan, çift kat kalınlığı 15 mikron ve altında olan, 200x350 milimetre (körük kalınlığı ve sap uzunluğu dahil) ebadından küçük, saplı ve sapsız poşetlerin usul ve esasların kapsamından çıkarıldığına değindi.<br />
<br />
Kurum, eczanelerde ilaçlar için kullanılacak plastik poşetlerin tüketiciye ücretsiz olarak verilebileceğine işaret ederek, şunları söyledi:<br />
"Usul ve esaslar kapsamında yer alan ve ücrete tabi tutulan poşetlerin çift kat kalınlığı için 40 mikron ve üzerinde olma zorunluluğunu getirdik. Çift kat kalınlığı 40 mikrondan daha küçük olanların (gıda hijyeni amaçlı verilenler ile eczanelerde ilaçların taşınması için verilenler hariç) kullanımı kısıtlandı. Usul ve esaslar kapsamında kalan ve ücretlendirmeye tabi tutulan poşetlerin bir yüzeyinde çevreci slogan ve sıfır atık logosu kullanımını zorunlu hale getirdik. Plastik poşetlerde yer alan satış noktalarına ait marka ve logolar, poşetin tek yüzeyinde yer alacak ve alanın yüzde yirmisini geçemeyecek.<br />
<br />
<br />
Satış noktalarının, ücrete tabi olan plastik poşetlere alternatif olarak kullanıcı ve tüketicilere kağıt veya bez ile file ve benzeri çok kullanımlık taşıma ekipmanlarını sunmaları gerektiği vurgulandı. Satış noktalarının plastik poşet talep etmeyen kullanıcı ve tüketicilere talepleri dışında plastik poşet satılamayacağı ayrıca belirtilmiş olmakla birlikte tüketici veya kullanıcının kendisine ait taşıma ekipmanı ile alışveriş yapmasına engel olacak herhangi bir faaliyette bulunamayacağı hususunda da düzenlemede bulunulmuştur. Plastik poşetlerin barkodlu olarak üretilme zorunluluğu ayrıca vurgulanmış olmakla birlikte barkod sistemi bulunmayan satış noktalarının plastik poşet satışlarını adet bazlı göstermeleri için yazar kasalarda düzenleme yapılması gerektiği de ayrıca belirtilmiştir. Düzenlemeye uymayan plastik poşetlerin 31 Mart 2019 tarihinden itibaren satışına izin verilmeyeceği belirtilmiştir."<br />
<br />
Bakan Kurum, bu çerçevede, plastik poşet üretici ve ithalatçıları ile satış noktalarının bugünden itibaren yürürlüğe konulan Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'da yer alan hükümler doğrultusunda gerekli iş ve işlemleri gerçekleştirmeleri gerektiğini bildirdi.<br />
<br />
hurriyet.com.tr</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar hakkında, "Poşetlerin bir yüzeyinde çevreci slogan ve sıfır atık logosu kullanımını zorunlu hale getirdik." dedi.</span><br />
<br />
Kurum, yaptığı açıklamada, ülke genelinde başlayan uygulamanın ilk dönemlerinde karşılaşılan hususlar göz önünde bulundurularak, bahse konu usul ve esasların yeniden düzenlenmesi ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti.<br />
<br />
Bu kapsamda 9 Ocak tarihli ve "66745475-145.07-6267" sayılı olur ile Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın yeniden düzenlenerek yürürlüğe konulduğunu aktaran Kurum, söz konusu düzenleme ile eczanelerde sadece ilaç satışlarında kullanılan, çift kat kalınlığı 15 mikron ve altında olan, 200x350 milimetre (körük kalınlığı ve sap uzunluğu dahil) ebadından küçük, saplı ve sapsız poşetlerin usul ve esasların kapsamından çıkarıldığına değindi.<br />
<br />
Kurum, eczanelerde ilaçlar için kullanılacak plastik poşetlerin tüketiciye ücretsiz olarak verilebileceğine işaret ederek, şunları söyledi:<br />
"Usul ve esaslar kapsamında yer alan ve ücrete tabi tutulan poşetlerin çift kat kalınlığı için 40 mikron ve üzerinde olma zorunluluğunu getirdik. Çift kat kalınlığı 40 mikrondan daha küçük olanların (gıda hijyeni amaçlı verilenler ile eczanelerde ilaçların taşınması için verilenler hariç) kullanımı kısıtlandı. Usul ve esaslar kapsamında kalan ve ücretlendirmeye tabi tutulan poşetlerin bir yüzeyinde çevreci slogan ve sıfır atık logosu kullanımını zorunlu hale getirdik. Plastik poşetlerde yer alan satış noktalarına ait marka ve logolar, poşetin tek yüzeyinde yer alacak ve alanın yüzde yirmisini geçemeyecek.<br />
<br />
<br />
Satış noktalarının, ücrete tabi olan plastik poşetlere alternatif olarak kullanıcı ve tüketicilere kağıt veya bez ile file ve benzeri çok kullanımlık taşıma ekipmanlarını sunmaları gerektiği vurgulandı. Satış noktalarının plastik poşet talep etmeyen kullanıcı ve tüketicilere talepleri dışında plastik poşet satılamayacağı ayrıca belirtilmiş olmakla birlikte tüketici veya kullanıcının kendisine ait taşıma ekipmanı ile alışveriş yapmasına engel olacak herhangi bir faaliyette bulunamayacağı hususunda da düzenlemede bulunulmuştur. Plastik poşetlerin barkodlu olarak üretilme zorunluluğu ayrıca vurgulanmış olmakla birlikte barkod sistemi bulunmayan satış noktalarının plastik poşet satışlarını adet bazlı göstermeleri için yazar kasalarda düzenleme yapılması gerektiği de ayrıca belirtilmiştir. Düzenlemeye uymayan plastik poşetlerin 31 Mart 2019 tarihinden itibaren satışına izin verilmeyeceği belirtilmiştir."<br />
<br />
Bakan Kurum, bu çerçevede, plastik poşet üretici ve ithalatçıları ile satış noktalarının bugünden itibaren yürürlüğe konulan Plastik Poşetlerin Ücretlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'da yer alan hükümler doğrultusunda gerekli iş ve işlemleri gerçekleştirmeleri gerektiğini bildirdi.<br />
<br />
hurriyet.com.tr</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[D Vitamini Eksikliğiniz Olduğunu Bu 13 İşaretle Gösteriyor]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-d-vitamini-eksikliginiz-oldugunu-bu-13-isaretle-gosteriyor.html</link>
			<pubDate>Tue, 04 Dec 2018 21:48:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-d-vitamini-eksikliginiz-oldugunu-bu-13-isaretle-gosteriyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gün geçtikçe D vitamini eksikliğinin sağlığınızı ne kadar olumsuz etkilediği ortaya çıkıyor.</span><br />
Kalsiyum emilimini hızlandıran ve kemiklerinizin gelişmesini sağlayan D vitamini, özellikle dişleriniz ve iskeletiniz için çok önemli. Çoğu kişinin yeterince alamadığı vitaminlerden en önde geleni.<br />
<br />
D vitamini eksikliğinin tespiti dikkat isteyen bir iş. Eksikliği birçok hastalığa kapı açıyor.<br />
Bu nedenle belirtilerinden haberdar olmak çok önemli.<br />
İşte D vitamini eksikliğinde vücudunuzun size verdiği 13 işaret.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">D vitamini eksikliği nedir?</span><br />
D vitamini eksikliği, neredeyse dünyanın her ülkesindeki insanları etkiliyor.<br />
Eğer fazla dışarıya çıkmıyorsanız ve güneş ışığı almıyorsanız D vitamini eksikliği çekmeniz işten bile değil. Vücut bu vitamini kendiliğinden üretemiyor. Güneş ışığı almanız gerekiyor.<br />
D vitamini yağ hücrelerinde aylarca depo edilebiliyor. Ancak soğuk bölgelerde yaşıyorsanız, D vitaminleri vücut tarafından hızlıca kullanılıyor. Bazı kaynaklardan aktarılanlara göre, D vitamini vücutta ortalama üç ay boyunca saklanıyormuş ancak bu kişiden kişiye değişiyormuş.<br />
D vitamine ihtiyacınız olduğunun 13 işareti:<br />
1– Kas zayıflığı/yorgunluğu<br />
D vitamini güçlü bir sinir sisteminin olmazsa olmazıdır. D vitamini eksikliği ağrıya, kas zayıflığına ve hatta kofnitif yetersizliğe neden oluyor.<br />
Newcastle Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yeterince D vitamini alıyorsanız spor yaptıktan sonra daha az yorgun hissediyormuşsunuz.<br />
2- Kemik ağrısı<br />
Kemik ağrısı çeken 150 kişiye yapılan testlerde, %93’ünün D vitamini seviyesinin çok düşük olduğu görüldü.<br />
D vitamini eksikliğinde kas lifleri tam olarak çalışmadığından kalça ve leğen kemiği çevresinde ağrılar meydana gelir.<br />
3- Solunum problemleri<br />
D vitamini solunum yollarınızın düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayıp sizi hastalıklardan ve enfeksiyonlardan korur. Özellikle de çocuk için çok önemlidir.<br />
Çocuğunuzda astım varsa, daha fazla D vitamini almasını sağlamalısınız. Yapılan yeni bir araştırmada, D vitamini takviyesi alan çocukların astım krizi geçirme riskinin %50 daha düşük olduğu görüldü.<br />
4- Sıcak basması<br />
Alnınız durup dururken terliyor mu? Oda sıcaklığı normal olmasına rağmen anormal bir şekilde terliyor musunuz? Boston University Medical Center’da çalışan Michael Holick’e göre bunların hepsi D vitamini eksikliğinin belirtisiymiş.<br />
<br />
Yine eskiden doktorlar, yeni bebeği olan annelere alınlarını kontrol etmelerini söylerlermiş.<br />
5- Depresyon<br />
Yapılan birçok araştırmada D vitamini eksikliğinin depresyona neden olduğu kanıtlandı. D vitamini eksikliği çeken kadınların depresyona girme riski erkeklerin iki katı oranındaymış.<br />
Finlandiya’da yapılan bir araştırmada D vitamini seviyesi yüksek olanların depresyona girme riski %35 daha azmış.<br />
Yine de depresyon ve D vitamini arasındaki bağa dair tartışmalar yok değil.<br />
6- Doğurganlık<br />
Avustralya’da 2008’de yapılan bir araştırmada D vitamininin doğurganlıkta hayati önemi olduğu görüldü.<br />
Ek olarak yapay döllenme yoluyla gebe kalmak isteyen anne adaylarından, D vitamini seviyesi yüksek olanlar tedaviye daha iyi yanıt veriyormuş.<br />
7- Kronik baş ağrısı<br />
Sık sık başınız mı ağrıyor? D vitamini eksikliği kronik baş ağrılarına neden oluyor.<br />
Finlandiya’da 1984 ile 1989 yılları arasında 42 ile 60 yaşları arasında 2.600 erkeğin katıldığı bir araştırma yapıldı. Erkeklerden %68’inde D vitamini eksikliği ve beraberinde kronik baş ağrısı olduğu tespit edildi.<br />
8- Cilt problemleri<br />
Yapılan birçok araştırmada D vitamininin vitiligo ve sedef hastalığıyla savaştığı görüldü.<br />
Greenmedinfo’dan aktarılanlara göre 2013 yılında 16 vitiligo ve 9 sedef hastasına D vitamini takviyesi verilmiş. Takviyenin ardından hastalıklarının ve belirtilerinin hafiflediği görülmüş.<br />
9- Saç dökülmesi<br />
Saçlarınız mı dökülüyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir.<br />
18 ile 45 yaşları arasında saçların dökülmesinden şikayetçi olan 80 kadının katıldığı bir çalışmada hepsinde D vitamini eksikliği tespit edildi.<br />
10- Yorgunluk<br />
Sık sık yoruluyor musunuz? Böyle hisseden birçok insan D vitamini eksiklikleri olduğunu bilmiyorlar.<br />
Vücudunuz enerji üretebilmek için D vitaminine ihtiyaç duyar. D vitamini eksikliğinde günün büyük bir bölümünde yorgun hissedersiniz.<br />
11- Yüksek tansiyon<br />
D vitamini eksikliği direk olarak yüksek tansiyona neden oluyor. Güney Avustralya Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı bir araştırmada kendilerini sürekli yorgun hisseden kişiler incelendi ve hepsinde de D vitamini eksikliği olduğu görüldü.<br />
12- Kemiklerde zayıflık<br />
30’lu yaşlara yaklaştığınızda vücudunuz kemik gelişimini durduruyor. D vitamini eksikliği bunun daha erken yaşlarda görülmesine neden oluyor.<br />
Kemik erimesi ve D vitamini eksikliği arasındaki ilişki üzerine de yıllardır araştırmalar yapılıyor. Kalsiyum ve D vitamini takviyeleri alarak kemiklerinizin düzgün bir şekilde gelişmesini sağlayabilir ve kemik erimesinin önüne geçebilirsiniz.<br />
13- Ruh hali değişikliği<br />
D vitamini, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salınımında direk olarak etkilidir.<br />
Sık sık kızgın hissediyor musunuz? Küçük şeyler sizi hemen rahatsız mı ediyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir. Sheffield Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada D vitamininin anksiyete, uykusuzluk ve depresyona iyi geldiği görüldü.<br />
D vitamini açısından zengin yiyecekler<br />
Vücudunuzdaki D vitamini oranını arttırmak mı istiyorsunuz? İşte D vitamini açısından zengin olan yiyecekler:<br />
Süt<br />
Peynir<br />
Yumurta sarısı<br />
Karaciğer<br />
Balık (Somon, levrek, turna, sardalya)<br />
Mantar<br />
<br />
D vitamini takviyeleri<br />
Aşağıdaki yaş grubundakiler için D vitamini takviyeleri özellikle önerilir:<br />
<br />
İki yaşının altındaki çocuklar<br />
İki yaşının üstündeki koyu renk saçlara sahip çocuklar<br />
Dışarıya fazla çıkmayan çocuklar<br />
Balık yemeyen çocuklar<br />
D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeyen hamile kadınlar<br />
Dışarıda fazla vakit geçirmeyen yaşlılar<br />
<br />
<br />
esosyalmedya.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gün geçtikçe D vitamini eksikliğinin sağlığınızı ne kadar olumsuz etkilediği ortaya çıkıyor.</span><br />
Kalsiyum emilimini hızlandıran ve kemiklerinizin gelişmesini sağlayan D vitamini, özellikle dişleriniz ve iskeletiniz için çok önemli. Çoğu kişinin yeterince alamadığı vitaminlerden en önde geleni.<br />
<br />
D vitamini eksikliğinin tespiti dikkat isteyen bir iş. Eksikliği birçok hastalığa kapı açıyor.<br />
Bu nedenle belirtilerinden haberdar olmak çok önemli.<br />
İşte D vitamini eksikliğinde vücudunuzun size verdiği 13 işaret.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">D vitamini eksikliği nedir?</span><br />
D vitamini eksikliği, neredeyse dünyanın her ülkesindeki insanları etkiliyor.<br />
Eğer fazla dışarıya çıkmıyorsanız ve güneş ışığı almıyorsanız D vitamini eksikliği çekmeniz işten bile değil. Vücut bu vitamini kendiliğinden üretemiyor. Güneş ışığı almanız gerekiyor.<br />
D vitamini yağ hücrelerinde aylarca depo edilebiliyor. Ancak soğuk bölgelerde yaşıyorsanız, D vitaminleri vücut tarafından hızlıca kullanılıyor. Bazı kaynaklardan aktarılanlara göre, D vitamini vücutta ortalama üç ay boyunca saklanıyormuş ancak bu kişiden kişiye değişiyormuş.<br />
D vitamine ihtiyacınız olduğunun 13 işareti:<br />
1– Kas zayıflığı/yorgunluğu<br />
D vitamini güçlü bir sinir sisteminin olmazsa olmazıdır. D vitamini eksikliği ağrıya, kas zayıflığına ve hatta kofnitif yetersizliğe neden oluyor.<br />
Newcastle Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yeterince D vitamini alıyorsanız spor yaptıktan sonra daha az yorgun hissediyormuşsunuz.<br />
2- Kemik ağrısı<br />
Kemik ağrısı çeken 150 kişiye yapılan testlerde, %93’ünün D vitamini seviyesinin çok düşük olduğu görüldü.<br />
D vitamini eksikliğinde kas lifleri tam olarak çalışmadığından kalça ve leğen kemiği çevresinde ağrılar meydana gelir.<br />
3- Solunum problemleri<br />
D vitamini solunum yollarınızın düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayıp sizi hastalıklardan ve enfeksiyonlardan korur. Özellikle de çocuk için çok önemlidir.<br />
Çocuğunuzda astım varsa, daha fazla D vitamini almasını sağlamalısınız. Yapılan yeni bir araştırmada, D vitamini takviyesi alan çocukların astım krizi geçirme riskinin %50 daha düşük olduğu görüldü.<br />
4- Sıcak basması<br />
Alnınız durup dururken terliyor mu? Oda sıcaklığı normal olmasına rağmen anormal bir şekilde terliyor musunuz? Boston University Medical Center’da çalışan Michael Holick’e göre bunların hepsi D vitamini eksikliğinin belirtisiymiş.<br />
<br />
Yine eskiden doktorlar, yeni bebeği olan annelere alınlarını kontrol etmelerini söylerlermiş.<br />
5- Depresyon<br />
Yapılan birçok araştırmada D vitamini eksikliğinin depresyona neden olduğu kanıtlandı. D vitamini eksikliği çeken kadınların depresyona girme riski erkeklerin iki katı oranındaymış.<br />
Finlandiya’da yapılan bir araştırmada D vitamini seviyesi yüksek olanların depresyona girme riski %35 daha azmış.<br />
Yine de depresyon ve D vitamini arasındaki bağa dair tartışmalar yok değil.<br />
6- Doğurganlık<br />
Avustralya’da 2008’de yapılan bir araştırmada D vitamininin doğurganlıkta hayati önemi olduğu görüldü.<br />
Ek olarak yapay döllenme yoluyla gebe kalmak isteyen anne adaylarından, D vitamini seviyesi yüksek olanlar tedaviye daha iyi yanıt veriyormuş.<br />
7- Kronik baş ağrısı<br />
Sık sık başınız mı ağrıyor? D vitamini eksikliği kronik baş ağrılarına neden oluyor.<br />
Finlandiya’da 1984 ile 1989 yılları arasında 42 ile 60 yaşları arasında 2.600 erkeğin katıldığı bir araştırma yapıldı. Erkeklerden %68’inde D vitamini eksikliği ve beraberinde kronik baş ağrısı olduğu tespit edildi.<br />
8- Cilt problemleri<br />
Yapılan birçok araştırmada D vitamininin vitiligo ve sedef hastalığıyla savaştığı görüldü.<br />
Greenmedinfo’dan aktarılanlara göre 2013 yılında 16 vitiligo ve 9 sedef hastasına D vitamini takviyesi verilmiş. Takviyenin ardından hastalıklarının ve belirtilerinin hafiflediği görülmüş.<br />
9- Saç dökülmesi<br />
Saçlarınız mı dökülüyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir.<br />
18 ile 45 yaşları arasında saçların dökülmesinden şikayetçi olan 80 kadının katıldığı bir çalışmada hepsinde D vitamini eksikliği tespit edildi.<br />
10- Yorgunluk<br />
Sık sık yoruluyor musunuz? Böyle hisseden birçok insan D vitamini eksiklikleri olduğunu bilmiyorlar.<br />
Vücudunuz enerji üretebilmek için D vitaminine ihtiyaç duyar. D vitamini eksikliğinde günün büyük bir bölümünde yorgun hissedersiniz.<br />
11- Yüksek tansiyon<br />
D vitamini eksikliği direk olarak yüksek tansiyona neden oluyor. Güney Avustralya Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı bir araştırmada kendilerini sürekli yorgun hisseden kişiler incelendi ve hepsinde de D vitamini eksikliği olduğu görüldü.<br />
12- Kemiklerde zayıflık<br />
30’lu yaşlara yaklaştığınızda vücudunuz kemik gelişimini durduruyor. D vitamini eksikliği bunun daha erken yaşlarda görülmesine neden oluyor.<br />
Kemik erimesi ve D vitamini eksikliği arasındaki ilişki üzerine de yıllardır araştırmalar yapılıyor. Kalsiyum ve D vitamini takviyeleri alarak kemiklerinizin düzgün bir şekilde gelişmesini sağlayabilir ve kemik erimesinin önüne geçebilirsiniz.<br />
13- Ruh hali değişikliği<br />
D vitamini, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salınımında direk olarak etkilidir.<br />
Sık sık kızgın hissediyor musunuz? Küçük şeyler sizi hemen rahatsız mı ediyor? D vitamini eksikliğiniz olabilir. Sheffield Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada D vitamininin anksiyete, uykusuzluk ve depresyona iyi geldiği görüldü.<br />
D vitamini açısından zengin yiyecekler<br />
Vücudunuzdaki D vitamini oranını arttırmak mı istiyorsunuz? İşte D vitamini açısından zengin olan yiyecekler:<br />
Süt<br />
Peynir<br />
Yumurta sarısı<br />
Karaciğer<br />
Balık (Somon, levrek, turna, sardalya)<br />
Mantar<br />
<br />
D vitamini takviyeleri<br />
Aşağıdaki yaş grubundakiler için D vitamini takviyeleri özellikle önerilir:<br />
<br />
İki yaşının altındaki çocuklar<br />
İki yaşının üstündeki koyu renk saçlara sahip çocuklar<br />
Dışarıya fazla çıkmayan çocuklar<br />
Balık yemeyen çocuklar<br />
D vitamini açısından zengin yiyecekleri tüketmeyen hamile kadınlar<br />
Dışarıda fazla vakit geçirmeyen yaşlılar<br />
<br />
<br />
esosyalmedya.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türk kahvesi içmek için 5 neden]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-turk-kahvesi-icmek-icin-5-neden.html</link>
			<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 23:35:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-turk-kahvesi-icmek-icin-5-neden.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu başlık takip ettiğimiz beslenme sitelerinden Authority Nutrition’da yayımlanan bir yazının başlığı. 10 Kasım nedeniyle paylaştığımız Atatürk’ün Türk Kahvesi içen fotoğrafı bu bağlamda çok anlamlı.<br />
Bakalım Amerikalılar kahvemizle ilgili neleri fark etmişler:<br />
Türk kahvesi iyice öğütülmüş kahvenin kaynama noktasına getirilip köpürtüldükten sonra fincanlara alınmasıyla hazırlanır. İçine bazen kakule gibi baharat da eklenir. Filtrelenmemiş olduğundan kafein konsantrasyonu fazladır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk kahvesi içmek için 5 sağlık nedeni:</span><br />
1- Atletik performansı artırır<br />
Kafeinin atletik performansı artırdığı biliniyor. Türk kahvesi ile yapılan bir çalışmada kahve içen atletlerin, reaksiyon süresi, enerji seviyesi gibi performans göstergelerinde avantaj sağladıkları görülmüş.<br />
2- Kafeinin yanı sıra başka yararlı bileşikler de içerir<br />
Filtrelenmediği için Türk kahvesinde yararlı bileşikler yoğun olarak bulunur. Bunlardan biri de bir tür polifenol antioksidan olan klorojenik asittir. Klorojenik asitlerin inflamasyona iyi geldiği, kan şekeri, kolesterol düzeyi ve tansiyonu düşürücü etkileri olduğu gösterildi. Kahvede bulunan bir diğer bileşik olan terpenoidin de inflamasyonu azalttığı, enfeksiyonlara karşı etkili olduğu ve kalp sağlığını desteklediği gösterilmiştir.<br />
3- Zihinsel çöküşe karşı koruyucudur<br />
Kafeinin beyni, alzheimer, Parkinson gibi bazı nörolojik durumlardan koruduğu araştırmalarla gösterilmiştir.<br />
4- Bazı hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır<br />
Araştırmalar kahvenin diyabet ve kalp hastalığına karşı koruyucu etkileri olduğunu gösteriyor.<br />
5- Kahveye ilave edilen kakule ek faydalar sağlayabilir<br />
Türk kahvesine bazen kakule eklenir. Kakulenin anti-inflamatuar, anti-kanser ve antibakteriyel etkileri olduğu araştırmalarla gösterilmiştir.<br />
Sonuç olarak Türk kahvesi filtre edilmediğinden kafein ve diğer yararlı bileşikleri yoğun olarak içeriyor. Pek çok kişi için bunlar yararlıdır ancak kafeine karşı hassasiyeti olanlar Türk kahvesinden kaçınmalılar.<br />
<br />
Özet çeviri: Nurçin Çağlar<br />
Sağlıklı Yaşıyoruz®</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Bu başlık takip ettiğimiz beslenme sitelerinden Authority Nutrition’da yayımlanan bir yazının başlığı. 10 Kasım nedeniyle paylaştığımız Atatürk’ün Türk Kahvesi içen fotoğrafı bu bağlamda çok anlamlı.<br />
Bakalım Amerikalılar kahvemizle ilgili neleri fark etmişler:<br />
Türk kahvesi iyice öğütülmüş kahvenin kaynama noktasına getirilip köpürtüldükten sonra fincanlara alınmasıyla hazırlanır. İçine bazen kakule gibi baharat da eklenir. Filtrelenmemiş olduğundan kafein konsantrasyonu fazladır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk kahvesi içmek için 5 sağlık nedeni:</span><br />
1- Atletik performansı artırır<br />
Kafeinin atletik performansı artırdığı biliniyor. Türk kahvesi ile yapılan bir çalışmada kahve içen atletlerin, reaksiyon süresi, enerji seviyesi gibi performans göstergelerinde avantaj sağladıkları görülmüş.<br />
2- Kafeinin yanı sıra başka yararlı bileşikler de içerir<br />
Filtrelenmediği için Türk kahvesinde yararlı bileşikler yoğun olarak bulunur. Bunlardan biri de bir tür polifenol antioksidan olan klorojenik asittir. Klorojenik asitlerin inflamasyona iyi geldiği, kan şekeri, kolesterol düzeyi ve tansiyonu düşürücü etkileri olduğu gösterildi. Kahvede bulunan bir diğer bileşik olan terpenoidin de inflamasyonu azalttığı, enfeksiyonlara karşı etkili olduğu ve kalp sağlığını desteklediği gösterilmiştir.<br />
3- Zihinsel çöküşe karşı koruyucudur<br />
Kafeinin beyni, alzheimer, Parkinson gibi bazı nörolojik durumlardan koruduğu araştırmalarla gösterilmiştir.<br />
4- Bazı hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır<br />
Araştırmalar kahvenin diyabet ve kalp hastalığına karşı koruyucu etkileri olduğunu gösteriyor.<br />
5- Kahveye ilave edilen kakule ek faydalar sağlayabilir<br />
Türk kahvesine bazen kakule eklenir. Kakulenin anti-inflamatuar, anti-kanser ve antibakteriyel etkileri olduğu araştırmalarla gösterilmiştir.<br />
Sonuç olarak Türk kahvesi filtre edilmediğinden kafein ve diğer yararlı bileşikleri yoğun olarak içeriyor. Pek çok kişi için bunlar yararlıdır ancak kafeine karşı hassasiyeti olanlar Türk kahvesinden kaçınmalılar.<br />
<br />
Özet çeviri: Nurçin Çağlar<br />
Sağlıklı Yaşıyoruz®</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Seyahat Hastalıklarına Karşı 8 Önlem!]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-seyahat-hastaliklarina-karsi-8-onlem.html</link>
			<pubDate>Tue, 21 Aug 2018 23:52:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-seyahat-hastaliklarina-karsi-8-onlem.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyahat sağlığı ile ilgili bilgiler veren Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, en çok karşılaşılan hastalıkları ve alınması gereken 8 önemli önlemi sıraladı.</span><br />
<br />
9 günlük bayram tatili başladı. Tatilin sağlıklı tamamlanması için alınması gereken önlemler olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, “Tatillerde turist ishali nedeniyle birçok insan doktora başvuruyor. Turist ishalinin yanı sıra sıtma, sarıhumma, kolera, hepatit A ve B, tifo, zatürre ve gribe dikkat edilmeli” dedi. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kronik hastalığı bulunanlara ve alerjisi olanlara özellikle uyarılarda bulunan Doç. Dr. Elif Hakko, tatilde alınabilecek 8 önlemi şöyle sıraladı:</span><br />
<br />
1. Diyabet, kalp, kanser gibi kronik hastalığı olan kişiler riskli gruba dahildirler. Aynı şekilde hamileler de diğer kişilere göre daha fazla risk taşırlar. Seyahate çıkacak kişinin düzenli kullandığı ilaçlar varsa seyahatten önce bu ilaçlar mutlaka gözden geçirilmeli.<br />
<br />
2. Akla gelen en sık enfeksiyonlar turist ishali, sıtma, sarı humma, kolera, hepatit A ve B, tifo, zatürre, griptir. Gidilecek lokasyona göre gerekli aşılar yaptırılmalı. Aşıların seçilmesi seyahat edilecek ülkeye, kişinin bağışıklık durumuna, daha önce yapılmış aşılarına, eğer enfeksiyon edinilirse ciddiyetine, aşının kendisinin yapacağı yan etkilere göre yapılır.<br />
<br />
3. Tatile gidecek kişinin varsa alerjisi olan ilaçları bir liste haline getirilerek yanında bulundurmalı.<br />
<br />
4. İshalden korunmak için eller sıkça yıkanmalı, kapalı şişelerdeki sular tercih edilmeli. Musluk suyu ve musluk suyundan yapılmış buzlu içecekler içilmemeli ve paketsiz açıkta yiyecekler ve deniz ürünleri, pişmemiş etler, soyulmamış meyveleri soslar, salatalar gibi riskli olabilecek yiyeceklerden uzak durulmalı.<br />
<br />
5. Güvenli olmayan yerlerde dövme, akupunktur ve piercing yaptırmak Hepatit B, C AIDS gibi kanla bulaşan hastalıkların görülme oranını arttırır. İğnelerin tek kullanımlık olmasına dikkat edilmeli.<br />
<br />
6. Gebeler için en uygun seyahat gebeliğin 3-6 ayı arasıdır. Gebelerin kayak, dalma, su kayağı gibi sporları yapmaları sakıncalıdır. Gebeler ve emziren kadınlar her ilacı rahatlıkla kullanamayacakları için ilaç seçiminde dikkatli olmak gerekir.<br />
<br />
7. Uzun yolculuklarda uzun süreli hareketsizliğe bağlı bacaklarda pıhtılaşma yaygın görülen bir sorundur. Özellikle yaşlı, kalp veya şeker hastası kişilerde bu duruma rastlanır ve bu kişilere de pıhtılaşmayı önleyen ilaçlar verilir.<br />
<br />
8. Araç tutması ve jet lag da sıklıkla görülen ve seyahat kalitesini azaltan sorunlardır. Araç tutması olan kişiler için yolculuk öncesi alabilecekleri ilaçlar mevcuttur.<br />
<br />
<br />
Kaynak: sözcü<br />
<br />
sarizeybekhaber.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seyahat sağlığı ile ilgili bilgiler veren Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, en çok karşılaşılan hastalıkları ve alınması gereken 8 önemli önlemi sıraladı.</span><br />
<br />
9 günlük bayram tatili başladı. Tatilin sağlıklı tamamlanması için alınması gereken önlemler olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, “Tatillerde turist ishali nedeniyle birçok insan doktora başvuruyor. Turist ishalinin yanı sıra sıtma, sarıhumma, kolera, hepatit A ve B, tifo, zatürre ve gribe dikkat edilmeli” dedi. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kronik hastalığı bulunanlara ve alerjisi olanlara özellikle uyarılarda bulunan Doç. Dr. Elif Hakko, tatilde alınabilecek 8 önlemi şöyle sıraladı:</span><br />
<br />
1. Diyabet, kalp, kanser gibi kronik hastalığı olan kişiler riskli gruba dahildirler. Aynı şekilde hamileler de diğer kişilere göre daha fazla risk taşırlar. Seyahate çıkacak kişinin düzenli kullandığı ilaçlar varsa seyahatten önce bu ilaçlar mutlaka gözden geçirilmeli.<br />
<br />
2. Akla gelen en sık enfeksiyonlar turist ishali, sıtma, sarı humma, kolera, hepatit A ve B, tifo, zatürre, griptir. Gidilecek lokasyona göre gerekli aşılar yaptırılmalı. Aşıların seçilmesi seyahat edilecek ülkeye, kişinin bağışıklık durumuna, daha önce yapılmış aşılarına, eğer enfeksiyon edinilirse ciddiyetine, aşının kendisinin yapacağı yan etkilere göre yapılır.<br />
<br />
3. Tatile gidecek kişinin varsa alerjisi olan ilaçları bir liste haline getirilerek yanında bulundurmalı.<br />
<br />
4. İshalden korunmak için eller sıkça yıkanmalı, kapalı şişelerdeki sular tercih edilmeli. Musluk suyu ve musluk suyundan yapılmış buzlu içecekler içilmemeli ve paketsiz açıkta yiyecekler ve deniz ürünleri, pişmemiş etler, soyulmamış meyveleri soslar, salatalar gibi riskli olabilecek yiyeceklerden uzak durulmalı.<br />
<br />
5. Güvenli olmayan yerlerde dövme, akupunktur ve piercing yaptırmak Hepatit B, C AIDS gibi kanla bulaşan hastalıkların görülme oranını arttırır. İğnelerin tek kullanımlık olmasına dikkat edilmeli.<br />
<br />
6. Gebeler için en uygun seyahat gebeliğin 3-6 ayı arasıdır. Gebelerin kayak, dalma, su kayağı gibi sporları yapmaları sakıncalıdır. Gebeler ve emziren kadınlar her ilacı rahatlıkla kullanamayacakları için ilaç seçiminde dikkatli olmak gerekir.<br />
<br />
7. Uzun yolculuklarda uzun süreli hareketsizliğe bağlı bacaklarda pıhtılaşma yaygın görülen bir sorundur. Özellikle yaşlı, kalp veya şeker hastası kişilerde bu duruma rastlanır ve bu kişilere de pıhtılaşmayı önleyen ilaçlar verilir.<br />
<br />
8. Araç tutması ve jet lag da sıklıkla görülen ve seyahat kalitesini azaltan sorunlardır. Araç tutması olan kişiler için yolculuk öncesi alabilecekleri ilaçlar mevcuttur.<br />
<br />
<br />
Kaynak: sözcü<br />
<br />
sarizeybekhaber.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[OMEGA-3 ile OMEGA-6 DENGESİ NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-omega-3-ile-omega-6-dengesi-neden-cok-onemli.html</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jul 2018 01:02:40 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-omega-3-ile-omega-6-dengesi-neden-cok-onemli.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnsan vücûdu mükemmel bir denge üzerine kurulmuş. Size bir soru. Kanın pıhtılaşması mı iyi, sulu olması mı? Bir düşünün...<br />
İkisi de tek başına iyi değil. Kanınız sulu olsa bir yeriniz kesilse pıhtılaşmaz akar gider. Diğer türlü de damar tıkanır. Yani dengede olması iyi. Bu konu hakkında rahmetli Prof. Dr. Ahmet Aydın neler söylüyor.<br />
"Omega yağ asitlerinin yapıtaşı olmalarının ötesinde çok sayıda başka fonksiyonları mevcut.<br />
Omega-6 yağ asitleri ****bolitleri enflamatuvar (iltihap yapıcı), hiperaljezik (ağrı yapıcı), trombotik (pıhtı yapıcı) ve mitojenik (hücre üremesini artıran) özelliklere sahip. Aslında vücudun bu özelliklere ihtiyacı vardır. Aksi halde düşmanlara karşı mücadele edemeyiz (iltihap), kanamalarımız artar, ağrı hissetmeyiz ve hücrelerimiz çoğalmaz.<br />
Fakat Omega-6 yağ asitlerinin aşırı etkileri de dizginlenmeli. Aksi halde denetlenemeyen iltihap vücudumuzu tahrip eder, kanımız pıhtılaşır, aşırı ağrı hissi olur ve kanserleşmeye eğilimimiz artar.<br />
Omega-3 yağ asitlerinin ise görevleri tam tersidir. Yani Omega-3 yağ asitleri iltihap azaltıcı, ağrı kesici, kan sulandırıcı ve kanser önleyici özellikleri ile Omega-6 ****bolitlerinin aşırı etkilerini dizginler.<br />
Bu nedenle diyet ile aldığımız Omega-6 / Omega-3 oranı dengeli olmalı. Taş devrinde yaşayan insanların diyetlerinde Omega-6 / Omega-3 oranı yaklaşık 1:1 ile 4:1 arasında değişiyormuş. Ama geleneksel beslenme tarzımızdan uzaklaştıkça maalesef çok büyük bir bölümümüzde Omega-6 fazlalığı ve Omega-3 eksikliği gelişti."<br />
İşte biz bu yüzden 300 gram hamsi yiyemediğimiz günlerde mutlaka 3 grama yakın EPA + DHA içeren Omega-3 alıyoruz. İşte bu yüzden aşırı derecede Omega-6 içeren ürünlerden (dün paylaştığımız mısır gibi) uzak duruyoruz.<br />
<br />
<br />
Kaynak: Aydın, Prof. Dr. Ahmet, 7'den 70'e Taş Devri Diyeti, HayyKitap, İstanbul, 2010, (S.73) ISBN: 978-605-4325-35-1</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">İnsan vücûdu mükemmel bir denge üzerine kurulmuş. Size bir soru. Kanın pıhtılaşması mı iyi, sulu olması mı? Bir düşünün...<br />
İkisi de tek başına iyi değil. Kanınız sulu olsa bir yeriniz kesilse pıhtılaşmaz akar gider. Diğer türlü de damar tıkanır. Yani dengede olması iyi. Bu konu hakkında rahmetli Prof. Dr. Ahmet Aydın neler söylüyor.<br />
"Omega yağ asitlerinin yapıtaşı olmalarının ötesinde çok sayıda başka fonksiyonları mevcut.<br />
Omega-6 yağ asitleri ****bolitleri enflamatuvar (iltihap yapıcı), hiperaljezik (ağrı yapıcı), trombotik (pıhtı yapıcı) ve mitojenik (hücre üremesini artıran) özelliklere sahip. Aslında vücudun bu özelliklere ihtiyacı vardır. Aksi halde düşmanlara karşı mücadele edemeyiz (iltihap), kanamalarımız artar, ağrı hissetmeyiz ve hücrelerimiz çoğalmaz.<br />
Fakat Omega-6 yağ asitlerinin aşırı etkileri de dizginlenmeli. Aksi halde denetlenemeyen iltihap vücudumuzu tahrip eder, kanımız pıhtılaşır, aşırı ağrı hissi olur ve kanserleşmeye eğilimimiz artar.<br />
Omega-3 yağ asitlerinin ise görevleri tam tersidir. Yani Omega-3 yağ asitleri iltihap azaltıcı, ağrı kesici, kan sulandırıcı ve kanser önleyici özellikleri ile Omega-6 ****bolitlerinin aşırı etkilerini dizginler.<br />
Bu nedenle diyet ile aldığımız Omega-6 / Omega-3 oranı dengeli olmalı. Taş devrinde yaşayan insanların diyetlerinde Omega-6 / Omega-3 oranı yaklaşık 1:1 ile 4:1 arasında değişiyormuş. Ama geleneksel beslenme tarzımızdan uzaklaştıkça maalesef çok büyük bir bölümümüzde Omega-6 fazlalığı ve Omega-3 eksikliği gelişti."<br />
İşte biz bu yüzden 300 gram hamsi yiyemediğimiz günlerde mutlaka 3 grama yakın EPA + DHA içeren Omega-3 alıyoruz. İşte bu yüzden aşırı derecede Omega-6 içeren ürünlerden (dün paylaştığımız mısır gibi) uzak duruyoruz.<br />
<br />
<br />
Kaynak: Aydın, Prof. Dr. Ahmet, 7'den 70'e Taş Devri Diyeti, HayyKitap, İstanbul, 2010, (S.73) ISBN: 978-605-4325-35-1</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayati önem taşıyan bir vitamin: B 12]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-hayati-onem-tasiyan-bir-vitamin-b-12.html</link>
			<pubDate>Tue, 03 Jul 2018 16:02:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-hayati-onem-tasiyan-bir-vitamin-b-12.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN BİR VİTAMİN: B 12 </span><br />
<br />
B 12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ:<br />
1- yorgunluk ve düşük enerji <br />
2- nefes darlığı<br />
3- kalp çarpıntısı <br />
4- iştah kaybı<br />
5- ishal veya kabızlık <br />
6- hızlı kilo alma, zor kilo verme<br />
7- kansızlık<br />
8- depresif ruh hali<br />
9- ellerde ya da ayaklarda uyuşma<br />
10- kafa karışıklığı ve unutkanlık<br />
11- baş dönmesi<br />
12- kulak çınlaması<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HANGİ GIDALARDA BULUNUR?</span><br />
1- Deniz ürünleri<br />
2- Sakatat<br />
3- Dana eti<br />
4- Peynir<br />
5- Yumurta<br />
6- Yoğurt<br />
7- Süt<br />
8- Tavuk<br />
9- Deniz yosunu<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B12 EKSİKLİĞİ NASIL TEST EDİLİR?</span><br />
Kan sayımı, MTHFR gen testleri, Organik asit testi, Homosistein testi ve Metilmalonik asit testiyle tam olarak tespit edilebilir.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN BİR VİTAMİN: B 12 </span><br />
<br />
B 12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ:<br />
1- yorgunluk ve düşük enerji <br />
2- nefes darlığı<br />
3- kalp çarpıntısı <br />
4- iştah kaybı<br />
5- ishal veya kabızlık <br />
6- hızlı kilo alma, zor kilo verme<br />
7- kansızlık<br />
8- depresif ruh hali<br />
9- ellerde ya da ayaklarda uyuşma<br />
10- kafa karışıklığı ve unutkanlık<br />
11- baş dönmesi<br />
12- kulak çınlaması<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HANGİ GIDALARDA BULUNUR?</span><br />
1- Deniz ürünleri<br />
2- Sakatat<br />
3- Dana eti<br />
4- Peynir<br />
5- Yumurta<br />
6- Yoğurt<br />
7- Süt<br />
8- Tavuk<br />
9- Deniz yosunu<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">B12 EKSİKLİĞİ NASIL TEST EDİLİR?</span><br />
Kan sayımı, MTHFR gen testleri, Organik asit testi, Homosistein testi ve Metilmalonik asit testiyle tam olarak tespit edilebilir.<br />
<br />
alıntıdır...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu Ürünler Cilt Kanserine Neden Oluyor]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-bu-urunler-cilt-kanserine-neden-oluyor.html</link>
			<pubDate>Thu, 21 Jun 2018 17:20:15 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-bu-urunler-cilt-kanserine-neden-oluyor.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Yapay tatlandırıcılar<br />
<br />
Birçok insan şeker yerine tatlandırıcının daha iyi olduğunu düşünür. Doğal tatlandırıcılar sağlıklı olsa da bazıları sağlığımızı bozabilir.<br />
Aspartam: cilt kanseri riski taşır<br />
Sakarin: mesane kanseri riski taşır<br />
Asesülfam K: gebeliği etkiler ve tümörlere neden olur<br />
Sorbitol: şişkinlik, gaz oluşumu ve ishale neden olur<br />
<br />
Önerilen doğal tatlandırıcılar ise aşağıdaki gibi:<br />
<br />
Ksilitol: kemik yoğunluğunu arttırır ve diş çürüğü riskini azaltır<br />
Yacon şurubu: bağırsaklardaki iyi huylu bakterileri besler<br />
Stevia: kan basıncını ve şeker seviyesini düşürür<br />
<br />
2. Oda Spreyleri<br />
<br />
Bu spreyler evinizi temiz ve güzel kokulu tutmak için yapılan kimyasal ürünlerdir. Bazı temizlik ürünleri temiz olmamız için önemlidir ancak sağlık sorunlarına da sebep olabilir.<br />
Solunum yolu rahatsızlıkları ve astım<br />
Hormonal sorunlar<br />
Bunun yerine karbonat ve sirke karışımını temizlik için kullanabilirsiniz. İkincil etkilere neden olmazlar ve E. coli ve Staph salmonella gibi bakterilerle savaşırlar.<br />
<br />
3. Kepek önleyici şampuan<br />
<br />
Bu şampuanda amonyum sülfat ve metilkloroizotiyazolinon bulunur. Sağlık sorunlarına neden olabilir, bu yüzden tamamen doğal olan ev yapımı bir şampuan öneririz.<br />
Beş çorba kaşığı normal bir şampuana dal üç biberiye ve aynı miktarda servi, 5 çorba kaşığı elma sirkesi veya limon suyunu ekleyin ve karıştırın. Bu şampuan, kepeği gidermek için size yardımcı olabilir.<br />
<br />
4. Antibakteriyel sabun<br />
<br />
Bu sabunlar kötü bakteri ve mikroplardan kurtulmak için kulanılır ancak araştırmalar bu sabunların Triclosan içerdiğini göstermiştir. Bu maddenin oluşturabileceği zararlar ise:<br />
Kısırlık ve kanser riskini arttırır<br />
Hormon seviyelerini bozar<br />
Evde yapılan sabunlar cilt sağlığı ve genel sağlığımız için çok daha iyidir. Evde sabun yapmanın bir yolu:<br />
Standart bir rende kullanarak kimyasal içermeyen bir sabunu rendeleyin<br />
Sabunu düşük sıcaklıkta eritin<br />
Eriyen sabuna 30 damla esans ilave edin.<br />
Karışımı kuruması için uygun bir kaba dökün.<br />
Lavanta, biberiye, okaliptüs, karanfil, limon ve çay bitkisi gibi esansları tercih edin.<br />
<br />
<br />
faydalicerik.net</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">1. Yapay tatlandırıcılar<br />
<br />
Birçok insan şeker yerine tatlandırıcının daha iyi olduğunu düşünür. Doğal tatlandırıcılar sağlıklı olsa da bazıları sağlığımızı bozabilir.<br />
Aspartam: cilt kanseri riski taşır<br />
Sakarin: mesane kanseri riski taşır<br />
Asesülfam K: gebeliği etkiler ve tümörlere neden olur<br />
Sorbitol: şişkinlik, gaz oluşumu ve ishale neden olur<br />
<br />
Önerilen doğal tatlandırıcılar ise aşağıdaki gibi:<br />
<br />
Ksilitol: kemik yoğunluğunu arttırır ve diş çürüğü riskini azaltır<br />
Yacon şurubu: bağırsaklardaki iyi huylu bakterileri besler<br />
Stevia: kan basıncını ve şeker seviyesini düşürür<br />
<br />
2. Oda Spreyleri<br />
<br />
Bu spreyler evinizi temiz ve güzel kokulu tutmak için yapılan kimyasal ürünlerdir. Bazı temizlik ürünleri temiz olmamız için önemlidir ancak sağlık sorunlarına da sebep olabilir.<br />
Solunum yolu rahatsızlıkları ve astım<br />
Hormonal sorunlar<br />
Bunun yerine karbonat ve sirke karışımını temizlik için kullanabilirsiniz. İkincil etkilere neden olmazlar ve E. coli ve Staph salmonella gibi bakterilerle savaşırlar.<br />
<br />
3. Kepek önleyici şampuan<br />
<br />
Bu şampuanda amonyum sülfat ve metilkloroizotiyazolinon bulunur. Sağlık sorunlarına neden olabilir, bu yüzden tamamen doğal olan ev yapımı bir şampuan öneririz.<br />
Beş çorba kaşığı normal bir şampuana dal üç biberiye ve aynı miktarda servi, 5 çorba kaşığı elma sirkesi veya limon suyunu ekleyin ve karıştırın. Bu şampuan, kepeği gidermek için size yardımcı olabilir.<br />
<br />
4. Antibakteriyel sabun<br />
<br />
Bu sabunlar kötü bakteri ve mikroplardan kurtulmak için kulanılır ancak araştırmalar bu sabunların Triclosan içerdiğini göstermiştir. Bu maddenin oluşturabileceği zararlar ise:<br />
Kısırlık ve kanser riskini arttırır<br />
Hormon seviyelerini bozar<br />
Evde yapılan sabunlar cilt sağlığı ve genel sağlığımız için çok daha iyidir. Evde sabun yapmanın bir yolu:<br />
Standart bir rende kullanarak kimyasal içermeyen bir sabunu rendeleyin<br />
Sabunu düşük sıcaklıkta eritin<br />
Eriyen sabuna 30 damla esans ilave edin.<br />
Karışımı kuruması için uygun bir kaba dökün.<br />
Lavanta, biberiye, okaliptüs, karanfil, limon ve çay bitkisi gibi esansları tercih edin.<br />
<br />
<br />
faydalicerik.net</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evinizdeki En Mikroplu 9 Yer]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-evinizdeki-en-mikroplu-9-yer.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jun 2018 00:46:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-evinizdeki-en-mikroplu-9-yer.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evinizde öyle yüzeyler var ki, aslında tuvaletteki klozetteki mikroplardan bile daha fazla mikrop ve bakteriyi barındıyıor.<br />
<br />
Bu yüzeylere sizin dikkatinizi çekmek istiyoruz. Çünkü bu yüzeyleri gün içinde hem çok fazla kullanıyorsunuz, hem temizliği aile sağlığı için çok önemli..<br />
<br />
Kesme tahtası<br />
<br />
Arizona Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada ortalama bir kesme tahtasında bulunan bakteri sayısının bir kozetten 200 kat daha fazla olduğu ortaya çıktı. Bu kadar çok bakterinin bulunmasının sebebi, çiğ et gibi hayvansal bakterilerin bu tahtalarda bulunması gösteriliyor. Örneğin son olarak tavuk mu kestirniz? Tahtanın üzerindeki küçük kesiklerin arasında binlerce mikroorganizma yaşamaya başlıyor. Sonra başka bir şey keserken bu bakteriler diğer yiyeceklere de geçiyor. Nasıl mı temizlemeniz gerekiyor? Sıvı bulaşık deterjanı ile kesme tahtalarınızı yıkayın. Daha sonra 2 yemek kaşığı çamaşır suyunu 3 litre suyun içine ilave edin. Gece boyunca tahtanızı bu sıvının içinde tutun.<br />
<br />
<br />
 <br />
Evcil hayvanınızın yemek kaseleri<br />
<br />
Evinizin en kirli yüzeylerinden biri evcil hayvanlarınızın mama tabakları olabilir. Bir köpeğin yemek tabağında 2bin 110 bakteri bulunduğunu biliyor musunuz? Evcil hayvanlarınızın kaselerindeki bakterilerden kurtulmak için her yemekten sonra kaseleri yıkayın. Kaseleri yıkarken, karbonat, tuz ve sıcak su karışımını kullanabilirsiniz. Eğer bu temizlemeyi yapmazsanız, hayvanınız sürekli bakterileri maruz kalacak ve bu bakterileri size taşıyacaktır.<br />
<br />
Çamaşır makinası<br />
<br />
İç çamaşırlarınız yıkama öncesinde en 100 milyon e-coli bakterisi bulundurur. İshal olunması halinde ise bu bakteriler diğer giyim eşyalarına da geçer. Bunun için iç çamaşırlarınız ile giysilerini aynı anda yıkamamalısınız. Çünkü iç çamaşırının yıkanması sırasında bakteriler çamaşır makinasının içine yayılır.. Makinaların içi sürekli nemli olduğu için bakterilerin üremeleri için de uygun zemin oluşturur. Çamaşır makinalarını en az ayda bir kez çamaşır suyu ile dezefekte edebilirsiniz. Çamaşır suyu ile makinanızı boş olarak çalıştırabilirsiniz. Makinanızı kullandıktan sonra mutlaka kapağını açık olarak bırakın.<br />
<br />
Telefon ve tabletleriniz<br />
<br />
2013 yılında İngiliz araştırmacıların yaptıkları bir çalışmaya göre, 30 tablet, 30 telefon ve 30 kolozet incelendi. Tabletlerde şiddetli mide hastalığına neden olan “stafilokok” bakterisine rastlandı. Telefonlarda 140 adet tabletlerde 600 adet stafilokok baktaresi bulundu. Normal bir kolozette ise sadece 20 adet stafilokok bakteri bulundu. 2011 yılında yapılan bir başka araştırma rahatsız edici sonuçları ortaya koydu. Amerikalılar e-postalarının yüzde 75’i tuvalette iken gönderiyor. Telefon ve tabletlerinizi temizlemek için temizleme mendillerini kullanabilirsiniz. Ve kesinlikle telefon ve tabletlerinizi tuvaletle kullanmayın.<br />
<br />
Halılarınız<br />
<br />
Bakteriler ölü derilerin üzerinde var olmaya ve üremeyi çok seviyorlar. Ortalama bir kişinin 1.5 milyon saat yaşadığını düşünürsek, bu kişinin üzerinden dokülen ölü deriler bir halı oluşturabilir. Halılarımızda yaklaşık 200 bin bakteri yaşıyor. (tuvalete göre 700 kat fazla) Halılarımızın bakteri yuvasına haline gelmemesi için elektrik süpürgesiyle derinlemesine temizlenmesi gerekiyor. Ayrıca yılda bir kez halının üstü ve altı temizleme şirketi tarafından derinlemesine temizlenmesi gerekiyor.<br />
<br />
Musluk kolları<br />
<br />
Banyonuzdaki musluk kollarında tuvalete göre 21 kat daha fazla bakteri bulunabilir. Bunun sebebi de tuvaletten sonra ellerinizi yıkamanız. Ancak ellerinizi yıkadıktan sonra da banyonuzu temizleyerek çıkmanız gerekir.<br />
<br />
Bilgisayarınızın klavyesi<br />
<br />
Bilgisayar klavyesini sürekli kullanıyorsunuz. Bilgisayar başında yemek yiyor ve içiyorsunuz. İngiliz araştırmacılar, bilgisayar klavyesinde kolozete oranla 5 kat daha fazla bakteri bulunduğunu tespit ettiler. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin verilerine göre 2007 yılında Washington DC ilköğretim okulundaki mide rahatsızlığı klavyeden alınan bakterilerden kaynaklanmıştır<br />
<br />
Çantanız<br />
<br />
Yapılan araştırmalara göre, çantalar, ofis kolozetlerinden 3 kat daha fazla bakteri taşıdığını ortaya koyuyor. Kadınların kullandıkları çantalarındaki en kirli malzemeler el ve yüz kremleri, ruj gibi makyaj mazlemeler. Çantalarının temizliği için yıkanabilir çantaların tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor. Plastik ve deri çantaların ise ıslık mendillerle düzenli olarak temizlenmesi tavsiye ediliyor.<br />
<br />
Mutfak bezi ve süngerler<br />
<br />
Arizona Üniversitesi’ndeki araştırmacılar mutfaklarda 1000 sünger ve mutfak bezi üzerine araştırma yaptılar. Bez ve süngerlerin yüzde 10’unda salmonella bakteri bulundu. Bir mutfak bezinde veya süngerinde yaklaşık 134.630 bakteri bulunuyor. Mutfak bezlerinin temizliği için hafta bir kez çamaşır makinasında yıkayın. Süngerlerinizi ise mikrodalga içinde 30 saniye yüksek ısıta tutun. Süngeri nemli olarak mikrodalga içine koymayı unutmayın.<br />
<br />
faydalicerik.net</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evinizde öyle yüzeyler var ki, aslında tuvaletteki klozetteki mikroplardan bile daha fazla mikrop ve bakteriyi barındıyıor.<br />
<br />
Bu yüzeylere sizin dikkatinizi çekmek istiyoruz. Çünkü bu yüzeyleri gün içinde hem çok fazla kullanıyorsunuz, hem temizliği aile sağlığı için çok önemli..<br />
<br />
Kesme tahtası<br />
<br />
Arizona Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada ortalama bir kesme tahtasında bulunan bakteri sayısının bir kozetten 200 kat daha fazla olduğu ortaya çıktı. Bu kadar çok bakterinin bulunmasının sebebi, çiğ et gibi hayvansal bakterilerin bu tahtalarda bulunması gösteriliyor. Örneğin son olarak tavuk mu kestirniz? Tahtanın üzerindeki küçük kesiklerin arasında binlerce mikroorganizma yaşamaya başlıyor. Sonra başka bir şey keserken bu bakteriler diğer yiyeceklere de geçiyor. Nasıl mı temizlemeniz gerekiyor? Sıvı bulaşık deterjanı ile kesme tahtalarınızı yıkayın. Daha sonra 2 yemek kaşığı çamaşır suyunu 3 litre suyun içine ilave edin. Gece boyunca tahtanızı bu sıvının içinde tutun.<br />
<br />
<br />
 <br />
Evcil hayvanınızın yemek kaseleri<br />
<br />
Evinizin en kirli yüzeylerinden biri evcil hayvanlarınızın mama tabakları olabilir. Bir köpeğin yemek tabağında 2bin 110 bakteri bulunduğunu biliyor musunuz? Evcil hayvanlarınızın kaselerindeki bakterilerden kurtulmak için her yemekten sonra kaseleri yıkayın. Kaseleri yıkarken, karbonat, tuz ve sıcak su karışımını kullanabilirsiniz. Eğer bu temizlemeyi yapmazsanız, hayvanınız sürekli bakterileri maruz kalacak ve bu bakterileri size taşıyacaktır.<br />
<br />
Çamaşır makinası<br />
<br />
İç çamaşırlarınız yıkama öncesinde en 100 milyon e-coli bakterisi bulundurur. İshal olunması halinde ise bu bakteriler diğer giyim eşyalarına da geçer. Bunun için iç çamaşırlarınız ile giysilerini aynı anda yıkamamalısınız. Çünkü iç çamaşırının yıkanması sırasında bakteriler çamaşır makinasının içine yayılır.. Makinaların içi sürekli nemli olduğu için bakterilerin üremeleri için de uygun zemin oluşturur. Çamaşır makinalarını en az ayda bir kez çamaşır suyu ile dezefekte edebilirsiniz. Çamaşır suyu ile makinanızı boş olarak çalıştırabilirsiniz. Makinanızı kullandıktan sonra mutlaka kapağını açık olarak bırakın.<br />
<br />
Telefon ve tabletleriniz<br />
<br />
2013 yılında İngiliz araştırmacıların yaptıkları bir çalışmaya göre, 30 tablet, 30 telefon ve 30 kolozet incelendi. Tabletlerde şiddetli mide hastalığına neden olan “stafilokok” bakterisine rastlandı. Telefonlarda 140 adet tabletlerde 600 adet stafilokok baktaresi bulundu. Normal bir kolozette ise sadece 20 adet stafilokok bakteri bulundu. 2011 yılında yapılan bir başka araştırma rahatsız edici sonuçları ortaya koydu. Amerikalılar e-postalarının yüzde 75’i tuvalette iken gönderiyor. Telefon ve tabletlerinizi temizlemek için temizleme mendillerini kullanabilirsiniz. Ve kesinlikle telefon ve tabletlerinizi tuvaletle kullanmayın.<br />
<br />
Halılarınız<br />
<br />
Bakteriler ölü derilerin üzerinde var olmaya ve üremeyi çok seviyorlar. Ortalama bir kişinin 1.5 milyon saat yaşadığını düşünürsek, bu kişinin üzerinden dokülen ölü deriler bir halı oluşturabilir. Halılarımızda yaklaşık 200 bin bakteri yaşıyor. (tuvalete göre 700 kat fazla) Halılarımızın bakteri yuvasına haline gelmemesi için elektrik süpürgesiyle derinlemesine temizlenmesi gerekiyor. Ayrıca yılda bir kez halının üstü ve altı temizleme şirketi tarafından derinlemesine temizlenmesi gerekiyor.<br />
<br />
Musluk kolları<br />
<br />
Banyonuzdaki musluk kollarında tuvalete göre 21 kat daha fazla bakteri bulunabilir. Bunun sebebi de tuvaletten sonra ellerinizi yıkamanız. Ancak ellerinizi yıkadıktan sonra da banyonuzu temizleyerek çıkmanız gerekir.<br />
<br />
Bilgisayarınızın klavyesi<br />
<br />
Bilgisayar klavyesini sürekli kullanıyorsunuz. Bilgisayar başında yemek yiyor ve içiyorsunuz. İngiliz araştırmacılar, bilgisayar klavyesinde kolozete oranla 5 kat daha fazla bakteri bulunduğunu tespit ettiler. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin verilerine göre 2007 yılında Washington DC ilköğretim okulundaki mide rahatsızlığı klavyeden alınan bakterilerden kaynaklanmıştır<br />
<br />
Çantanız<br />
<br />
Yapılan araştırmalara göre, çantalar, ofis kolozetlerinden 3 kat daha fazla bakteri taşıdığını ortaya koyuyor. Kadınların kullandıkları çantalarındaki en kirli malzemeler el ve yüz kremleri, ruj gibi makyaj mazlemeler. Çantalarının temizliği için yıkanabilir çantaların tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor. Plastik ve deri çantaların ise ıslık mendillerle düzenli olarak temizlenmesi tavsiye ediliyor.<br />
<br />
Mutfak bezi ve süngerler<br />
<br />
Arizona Üniversitesi’ndeki araştırmacılar mutfaklarda 1000 sünger ve mutfak bezi üzerine araştırma yaptılar. Bez ve süngerlerin yüzde 10’unda salmonella bakteri bulundu. Bir mutfak bezinde veya süngerinde yaklaşık 134.630 bakteri bulunuyor. Mutfak bezlerinin temizliği için hafta bir kez çamaşır makinasında yıkayın. Süngerlerinizi ise mikrodalga içinde 30 saniye yüksek ısıta tutun. Süngeri nemli olarak mikrodalga içine koymayı unutmayın.<br />
<br />
faydalicerik.net</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Yaz geliyor, eyvah kilolarım!" diyenlere 5 öneri]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-yaz-geliyor-eyvah-kilolarim-diyenlere-5-oneri.html</link>
			<pubDate>Tue, 15 May 2018 23:33:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-yaz-geliyor-eyvah-kilolarim-diyenlere-5-oneri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Havalar ısındı, güneş yüzünü gösterdi. Mini etekler, elbiseler, dar tişörtler geldi çattı. Hemen kilo vermem lazım telaşı kapıyı çaldı bile. Henüz vakit varken bir yerden başlamak gerek, daha fazla yan gelip yatmak yok. O halde neler yapmamız gerekiyor? Diyetisyen Ceysi Kazado, sağlıklı kilo verme konusunda önemli noktaları sizler için anlattı.<br />
<br />
öĞÜN ATLAMAK YOK, AZ AZ SIK SIK BESLENİN!<br />
Her zaman söylerim ara öğünler de ana öğünler kadar çok önemlidir. Günde 3 ana 3 ara öğün yapmalısınız. Aç kalarak kilo verilir yönündeki duyumlara asla inanmayın. Önemli olan aç kalmadan sağlıklı bir şekilde kilo vermektir. Çünkü aç kaldığımızda kan şekeri bir anda düşüyor ve bir sonraki öğüne ‘Kurt gibi acıktım’ diyerek yiyecek tüketimi fazla abartıp direk karbonhidratlara saldırıyoruz. O yüzden aç kalmak yok, mutlaka ara öğünler yapılacak. Ara öğünlerde hafif ve sağlıklı atıştırmalıklar tüketilmelidir. Örneğin; meyve, kuru meyve, kuruyemiş, süt, yoğurt, grisini vb.<br />
<br />
<br />
SU İÇMEYİ UNUTMAYIN!<br />
Her gün 2-2.5 litre su içmeyi mutlaka alışkanlık haline getirin. Gerekiyorsa düzenli olarak yanınıza su şişesi taşıyın hem böylece içtiğin suyun miktarını daha kolay hesaplayabilirsiniz. Unutmayın ki, susuz ne form ne egzersiz ne de doğru beslenme olur. Su tüketimi azaldıkça vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar, vücut ödem tutar ve kilo alımı gerçekleşir. O zaman ilk olarak ne mi yapıyoruz, bol bol su içiyoruz.<br />
<br />
SEBZE VE MEYVE OLMAZSA OLMAZINIZ OLSUN!<br />
‘Unutma ne yersen o’sun!’ Beslenme programınızda bolca sebze ve meyveye yer verin. Sebzeler ve meyvelere en zengin vitamin ve mineral kaynağıdır. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler diğerlerine göre çok daha fazla vitamin ve mineral içerir. Aynı zamanda içerdikleri yüksek posa ve liften dolayı sindirim sisteminin en iyi dostudur.<br />
<br />
<br />
EGZERSİZLE DESTEK ŞART!<br />
****bolizmayı hızlandıran bir diğer temel faktör ise fiziksel aktiviteyi artırmaktır. Havalar da hazır güzelleşmişken herhangi bir sağlık sorununuz yoksa bol bol yürüyüş yapın. Sağlıklı beslenme ve egzersizin olduğu bir hayat, kilonuzu kontrol altında tutmanızı kolaylaştıracak ve diğer işleriniz için daha da enerjik olmanızı sağlayacaktır.<br />
<br />
KARBONHİDRATTAN KORKMAYIN!<br />
Kilo kaybı sürecindeyken yapılan en büyük hata karbonhidratı listeden tamamen kaldırmak oluyor. Aslında yapılan en büyük yanlışlardan bir tanesi de budur. Tabii ki börek, çörek, açma, poğaça, kek, pasta vb. gibi beyaz unlu ürünlerden bahsetmiyoruz. Onları komple hayatımızdan çıkarıyoruz, elveda beyaz un!<br />
<br />
Ekmekten korkmayın, her öğünde mutlaka 1 dilim tam buğday, çavdar, ekşi mayalı vb. gibi esmer ekmek tüketin. Karbonhidrat birincil enerji kaynağıdır ve karbonhidratın en güzel kaynağı da ekmektir. Eğer sıfır karbonhidrat tüketirseniz yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, unutkanlık ve yeterince doyamamak gibi problemler beliriverir.<br />
hurriyet.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Havalar ısındı, güneş yüzünü gösterdi. Mini etekler, elbiseler, dar tişörtler geldi çattı. Hemen kilo vermem lazım telaşı kapıyı çaldı bile. Henüz vakit varken bir yerden başlamak gerek, daha fazla yan gelip yatmak yok. O halde neler yapmamız gerekiyor? Diyetisyen Ceysi Kazado, sağlıklı kilo verme konusunda önemli noktaları sizler için anlattı.<br />
<br />
öĞÜN ATLAMAK YOK, AZ AZ SIK SIK BESLENİN!<br />
Her zaman söylerim ara öğünler de ana öğünler kadar çok önemlidir. Günde 3 ana 3 ara öğün yapmalısınız. Aç kalarak kilo verilir yönündeki duyumlara asla inanmayın. Önemli olan aç kalmadan sağlıklı bir şekilde kilo vermektir. Çünkü aç kaldığımızda kan şekeri bir anda düşüyor ve bir sonraki öğüne ‘Kurt gibi acıktım’ diyerek yiyecek tüketimi fazla abartıp direk karbonhidratlara saldırıyoruz. O yüzden aç kalmak yok, mutlaka ara öğünler yapılacak. Ara öğünlerde hafif ve sağlıklı atıştırmalıklar tüketilmelidir. Örneğin; meyve, kuru meyve, kuruyemiş, süt, yoğurt, grisini vb.<br />
<br />
<br />
SU İÇMEYİ UNUTMAYIN!<br />
Her gün 2-2.5 litre su içmeyi mutlaka alışkanlık haline getirin. Gerekiyorsa düzenli olarak yanınıza su şişesi taşıyın hem böylece içtiğin suyun miktarını daha kolay hesaplayabilirsiniz. Unutmayın ki, susuz ne form ne egzersiz ne de doğru beslenme olur. Su tüketimi azaldıkça vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar, vücut ödem tutar ve kilo alımı gerçekleşir. O zaman ilk olarak ne mi yapıyoruz, bol bol su içiyoruz.<br />
<br />
SEBZE VE MEYVE OLMAZSA OLMAZINIZ OLSUN!<br />
‘Unutma ne yersen o’sun!’ Beslenme programınızda bolca sebze ve meyveye yer verin. Sebzeler ve meyvelere en zengin vitamin ve mineral kaynağıdır. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler diğerlerine göre çok daha fazla vitamin ve mineral içerir. Aynı zamanda içerdikleri yüksek posa ve liften dolayı sindirim sisteminin en iyi dostudur.<br />
<br />
<br />
EGZERSİZLE DESTEK ŞART!<br />
****bolizmayı hızlandıran bir diğer temel faktör ise fiziksel aktiviteyi artırmaktır. Havalar da hazır güzelleşmişken herhangi bir sağlık sorununuz yoksa bol bol yürüyüş yapın. Sağlıklı beslenme ve egzersizin olduğu bir hayat, kilonuzu kontrol altında tutmanızı kolaylaştıracak ve diğer işleriniz için daha da enerjik olmanızı sağlayacaktır.<br />
<br />
KARBONHİDRATTAN KORKMAYIN!<br />
Kilo kaybı sürecindeyken yapılan en büyük hata karbonhidratı listeden tamamen kaldırmak oluyor. Aslında yapılan en büyük yanlışlardan bir tanesi de budur. Tabii ki börek, çörek, açma, poğaça, kek, pasta vb. gibi beyaz unlu ürünlerden bahsetmiyoruz. Onları komple hayatımızdan çıkarıyoruz, elveda beyaz un!<br />
<br />
Ekmekten korkmayın, her öğünde mutlaka 1 dilim tam buğday, çavdar, ekşi mayalı vb. gibi esmer ekmek tüketin. Karbonhidrat birincil enerji kaynağıdır ve karbonhidratın en güzel kaynağı da ekmektir. Eğer sıfır karbonhidrat tüketirseniz yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, unutkanlık ve yeterince doyamamak gibi problemler beliriverir.<br />
hurriyet.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yumurtadaki kan lekesine dikkat!]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-yumurtadaki-kan-lekesine-dikkat.html</link>
			<pubDate>Mon, 02 Apr 2018 20:55:01 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-yumurtadaki-kan-lekesine-dikkat.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yumurta, temel besin kaynaklarımızla karşılaştırıldığında, protein içeriği yüksek gıdalar sınıfında ilk sıralarda yer alıyor. Neredeyse her yemeğe girebilme özelliğiyle ülkemizde en çok tüketilen gıdaların başında gelen yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan birçok besin öğesini içeriğinde bulundurur.<br />
<br />
İçerdiği A, D, E ve B grubu vitaminlerinin yanı sıra kolin sayesinde de çeşitli vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynayan ve çoğu zaman yumurta içerisinde görülen kan lekesine aynı zamanda kabukta da rastlanabilmektedir.<br />
<br />
Tavuğun karaciğeriyle ilgili Yumurtanın içeriği hakkında mevcut bilgiler ve uzmanların gözlemleri bu kan lekelerinin tavuğun karaciğeri ya da yumurtalığından gelen kan pıhtıları olduğunu belirtiyor.<br />
<br />
Dolayısıyla yumurta henüz bayatlamamışsa ve tazeyse bu kan lekelerinin insana bir zararı olmuyor. Bu arada, görülen kan lekelerinin yumurtayı bir bütün olarak ele aldığımızda %1 oranından fazla olmadığını görüyoruz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niçin kan lekesi var?</span><br />
Kan lekesi, yumurtanın bayat olduğu veya uygun şekilde döllenmediği anlamına gelmez, bunun sebebi ise yumurta sarısının oluşumu sırasında tavuktaki bir kılcal damar sorunudur. Bunun nedenleri değişik olabilir.<br />
Kümesteki hayvnların beslenme şekilleri gibi etkenler vardır. Ancak bu durum kümesin sağlıksız olduğu anlamına da gelmemektedir. Kısacası, kan lekeleri görünüş olarak hoş olmayabilir ama oldukça olağandır.<br />
<br />
Kan lekelerinin ticari yumurtalarda görülmesi az olur. Çünkü bu yumurtalar piyasada çıkmadan önce özel bir yöntemle taranır ve sorunlu olarak ayıklanır. Andaç seyrek de olsa gözden kaçanlarda bu lekeler görülür. Ticariler dışındaki yumurtalarda, çiftliklerde aldığınız ürünlerde görülmesi daha sık yaşanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kan lekesi varsa ne yapılmalıdır?</span><br />
Uzmanlar, kan lekesi görülen yumurtaların hem beslenme hem de kimyasal açıdan güvenle tüketilebileceğini söylüyorlar. Mynet’in haberine göre kan lekelerinden rahatsız olduğunuzda bir bıçak yardımıyla lekeyi alıp kahvaltıya devam edebileceğimiz belirtiyorlar.<br />
<br />
e-sosyalmedya.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yumurta, temel besin kaynaklarımızla karşılaştırıldığında, protein içeriği yüksek gıdalar sınıfında ilk sıralarda yer alıyor. Neredeyse her yemeğe girebilme özelliğiyle ülkemizde en çok tüketilen gıdaların başında gelen yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan birçok besin öğesini içeriğinde bulundurur.<br />
<br />
İçerdiği A, D, E ve B grubu vitaminlerinin yanı sıra kolin sayesinde de çeşitli vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynayan ve çoğu zaman yumurta içerisinde görülen kan lekesine aynı zamanda kabukta da rastlanabilmektedir.<br />
<br />
Tavuğun karaciğeriyle ilgili Yumurtanın içeriği hakkında mevcut bilgiler ve uzmanların gözlemleri bu kan lekelerinin tavuğun karaciğeri ya da yumurtalığından gelen kan pıhtıları olduğunu belirtiyor.<br />
<br />
Dolayısıyla yumurta henüz bayatlamamışsa ve tazeyse bu kan lekelerinin insana bir zararı olmuyor. Bu arada, görülen kan lekelerinin yumurtayı bir bütün olarak ele aldığımızda %1 oranından fazla olmadığını görüyoruz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niçin kan lekesi var?</span><br />
Kan lekesi, yumurtanın bayat olduğu veya uygun şekilde döllenmediği anlamına gelmez, bunun sebebi ise yumurta sarısının oluşumu sırasında tavuktaki bir kılcal damar sorunudur. Bunun nedenleri değişik olabilir.<br />
Kümesteki hayvnların beslenme şekilleri gibi etkenler vardır. Ancak bu durum kümesin sağlıksız olduğu anlamına da gelmemektedir. Kısacası, kan lekeleri görünüş olarak hoş olmayabilir ama oldukça olağandır.<br />
<br />
Kan lekelerinin ticari yumurtalarda görülmesi az olur. Çünkü bu yumurtalar piyasada çıkmadan önce özel bir yöntemle taranır ve sorunlu olarak ayıklanır. Andaç seyrek de olsa gözden kaçanlarda bu lekeler görülür. Ticariler dışındaki yumurtalarda, çiftliklerde aldığınız ürünlerde görülmesi daha sık yaşanır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kan lekesi varsa ne yapılmalıdır?</span><br />
Uzmanlar, kan lekesi görülen yumurtaların hem beslenme hem de kimyasal açıdan güvenle tüketilebileceğini söylüyorlar. Mynet’in haberine göre kan lekelerinden rahatsız olduğunuzda bir bıçak yardımıyla lekeyi alıp kahvaltıya devam edebileceğimiz belirtiyorlar.<br />
<br />
e-sosyalmedya.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kabak Çekirdeğinin Yedi Faydası]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-kabak-cekirdeginin-yedi-faydasi.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Mar 2018 21:58:44 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-kabak-cekirdeginin-yedi-faydasi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Karnımız acıktığında hızla tüketebileceğimiz çöp gıdalara yönelebiliyoruz. Maalesef bu yönelme bazı kişilerde zamanla alışkanlığa dönüşüyor. Mutfak çekmecelerine cips, şeker ve çikolata depolamaya başladınız ise tehlike çanları çalıyor demektir.<br />
<br />
Neyse ki çöp gıda yeme alışkanlığını daha sağlıklı tercihlerle değiştirebiliriz. Bir daha markete gittiğinizde açlığınızı bastıracak daha sağlıklı bir atıştırmalığa yönelebilirsiniz.<br />
<br />
Bunun en iyi örneği kabak çekirdeğidir. Neredeyse her markette bulabileceğiniz kabak çekirdeği son derece sağlıklı bir gıdadır.<br />
<br />
İsterseniz kabak çekirdeğinin faydalarına hep birlikte bir göz atalım:<br />
<br />
1. Kalp ve karaciğere iyi gelir<br />
<br />
Kalp sağlığı için önemli bir mineral olan magnezyum kabak çekirdeğinde bol miktarda bulunur. Her gün yiyeceğiniz bir avuç kabak çekirdeği ihtiyacınız olan tüm magnezyumu size sağlayacaktır. Böylece kemikleriniz ve dişleriniz güçlü olur ve kaslarınıza kramp girme riski azalır.<br />
<br />
Düzenli kabak çekirdeği yiyerek kalp krizi ve felç riskini azaltırsınız. Ayrıca magnezyum aldığınızda tansiyonunuz da dengeli olacaktır.<br />
<br />
Kabak çekirdeği sadece magnezyum içermekle kalmaz. Ayrıca bol miktarda lif ve sağlıklı yağ içerir. Böylece karaciğer hastalıklarına karşı koruma sağlar.<br />
<br />
2. Uyku kalitesini arttırır<br />
<br />
Sabah uyandığında iyi dinlenmiş olarak kalkmayı kim istemez. Kabak çekirdeği bu konuda size yardımcı olacaktır. Kabak çekirdeğinin içerdiği triptofan beden tarafından serotonin’e ve seratonin de uyku hormonu olarak bilinen melatonin’e dönüştürülür. Bu şekilde kabak çekirdeği daha rahat bir uyku uyumamızı sağlar. Triptofan ayrıca düzenli alındığında gerginlik ve stresi azaltır.<br />
<br />
3. Soğuk algınlığına iyi gelir<br />
<br />
Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için bedenin çinko ihtiyacının karşılanması gereklidir. Yeterli çinko alınamadığında üzerimizde hafif bir kırıklık hissederiz. Dolayısıyla grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara daha kolay yakalanırız. Düzenli tüketildiğinde kabak çekirdeğinin içindeki çinko size doğal bir koruma sağlayacaktır.<br />
<br />
<br />
4. Şeker hastalığına iyi gelir<br />
<br />
Doğru beslenme ve gıda takviyeleriyle tip 1 ve tip 2 diyabet kontrol altına alınabilir. Bu noktada kabak çekirdeği yağı şeker hastalarının diyetinde bulunmalıdır.<br />
<br />
Ayrıca kabak meyvesinin şeker hastalığına iyi geldiği Çin’de yapılan bir araştırmada ispatlanmıştır. Kabak meyvesindeki bileşenler şeker hastalığı olan farelerin pankreas hücrelerini onararak insülin seviyesini arttırmıştır.<br />
<br />
5. Erkeklerde saç dökülmesini azaltır<br />
<br />
Kabak çekirdeği saç sağlığı için son derece gerekli bir mineral olan çinko içerir. Araştırmalara göre çinko eksikliği hipotiroid ve saç kaybı ile ilişkilendirilmektedir.<br />
<br />
Ayrıca, erkeklerde dihidro testosteron adlı hormonun üretimi arttığında saç kayıpları görülmeye başlar. Sağlıklı bir diyetle hormonları düzenlemek mümkündür. Kabak çekirdeğindeki çinko hormonları dengeler ve saç dökülmelerine engel olur.<br />
<br />
6. Prostatı korur<br />
<br />
Kabak çekirdeğinin prostat kanserine karşı koruma sağladığı bilinmektedir. Bunun da ötesinde kabak çekirdeği prostata ilişkin tüm rahatsızlıklara iyi gelen bir gıdadır.<br />
<br />
Erkekler yaş aldıkça testosteron hormonu azalır ve buna bağlı olarak prostat büyümesi görülebilir. Araştırmalar kabak çekirdeğinde bulunan fitosterollerin prostat büyümesine iyi geldiğini göstermektedir.<br />
<br />
7. Cildi gençleştirir<br />
<br />
Kabak çekirdeği yağ asitleri yönünden zengin, çok kuvvetli bir iltihap gidericidir. Böylece ciltteki kızarıklıkları giderir. Cildin nemli ve sıkı kalmasını sağlar. Ayrıca deri hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olarak kolajen seviyesini yükseltir.<br />
<br />
Kabak çekirdeği ayrıca E vitamini içerir. E vitamini cildi hasara karşı korur ve yaşlanma etkilerini geciktirir.<br />
<br />
sifabulun.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Karnımız acıktığında hızla tüketebileceğimiz çöp gıdalara yönelebiliyoruz. Maalesef bu yönelme bazı kişilerde zamanla alışkanlığa dönüşüyor. Mutfak çekmecelerine cips, şeker ve çikolata depolamaya başladınız ise tehlike çanları çalıyor demektir.<br />
<br />
Neyse ki çöp gıda yeme alışkanlığını daha sağlıklı tercihlerle değiştirebiliriz. Bir daha markete gittiğinizde açlığınızı bastıracak daha sağlıklı bir atıştırmalığa yönelebilirsiniz.<br />
<br />
Bunun en iyi örneği kabak çekirdeğidir. Neredeyse her markette bulabileceğiniz kabak çekirdeği son derece sağlıklı bir gıdadır.<br />
<br />
İsterseniz kabak çekirdeğinin faydalarına hep birlikte bir göz atalım:<br />
<br />
1. Kalp ve karaciğere iyi gelir<br />
<br />
Kalp sağlığı için önemli bir mineral olan magnezyum kabak çekirdeğinde bol miktarda bulunur. Her gün yiyeceğiniz bir avuç kabak çekirdeği ihtiyacınız olan tüm magnezyumu size sağlayacaktır. Böylece kemikleriniz ve dişleriniz güçlü olur ve kaslarınıza kramp girme riski azalır.<br />
<br />
Düzenli kabak çekirdeği yiyerek kalp krizi ve felç riskini azaltırsınız. Ayrıca magnezyum aldığınızda tansiyonunuz da dengeli olacaktır.<br />
<br />
Kabak çekirdeği sadece magnezyum içermekle kalmaz. Ayrıca bol miktarda lif ve sağlıklı yağ içerir. Böylece karaciğer hastalıklarına karşı koruma sağlar.<br />
<br />
2. Uyku kalitesini arttırır<br />
<br />
Sabah uyandığında iyi dinlenmiş olarak kalkmayı kim istemez. Kabak çekirdeği bu konuda size yardımcı olacaktır. Kabak çekirdeğinin içerdiği triptofan beden tarafından serotonin’e ve seratonin de uyku hormonu olarak bilinen melatonin’e dönüştürülür. Bu şekilde kabak çekirdeği daha rahat bir uyku uyumamızı sağlar. Triptofan ayrıca düzenli alındığında gerginlik ve stresi azaltır.<br />
<br />
3. Soğuk algınlığına iyi gelir<br />
<br />
Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için bedenin çinko ihtiyacının karşılanması gereklidir. Yeterli çinko alınamadığında üzerimizde hafif bir kırıklık hissederiz. Dolayısıyla grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara daha kolay yakalanırız. Düzenli tüketildiğinde kabak çekirdeğinin içindeki çinko size doğal bir koruma sağlayacaktır.<br />
<br />
<br />
4. Şeker hastalığına iyi gelir<br />
<br />
Doğru beslenme ve gıda takviyeleriyle tip 1 ve tip 2 diyabet kontrol altına alınabilir. Bu noktada kabak çekirdeği yağı şeker hastalarının diyetinde bulunmalıdır.<br />
<br />
Ayrıca kabak meyvesinin şeker hastalığına iyi geldiği Çin’de yapılan bir araştırmada ispatlanmıştır. Kabak meyvesindeki bileşenler şeker hastalığı olan farelerin pankreas hücrelerini onararak insülin seviyesini arttırmıştır.<br />
<br />
5. Erkeklerde saç dökülmesini azaltır<br />
<br />
Kabak çekirdeği saç sağlığı için son derece gerekli bir mineral olan çinko içerir. Araştırmalara göre çinko eksikliği hipotiroid ve saç kaybı ile ilişkilendirilmektedir.<br />
<br />
Ayrıca, erkeklerde dihidro testosteron adlı hormonun üretimi arttığında saç kayıpları görülmeye başlar. Sağlıklı bir diyetle hormonları düzenlemek mümkündür. Kabak çekirdeğindeki çinko hormonları dengeler ve saç dökülmelerine engel olur.<br />
<br />
6. Prostatı korur<br />
<br />
Kabak çekirdeğinin prostat kanserine karşı koruma sağladığı bilinmektedir. Bunun da ötesinde kabak çekirdeği prostata ilişkin tüm rahatsızlıklara iyi gelen bir gıdadır.<br />
<br />
Erkekler yaş aldıkça testosteron hormonu azalır ve buna bağlı olarak prostat büyümesi görülebilir. Araştırmalar kabak çekirdeğinde bulunan fitosterollerin prostat büyümesine iyi geldiğini göstermektedir.<br />
<br />
7. Cildi gençleştirir<br />
<br />
Kabak çekirdeği yağ asitleri yönünden zengin, çok kuvvetli bir iltihap gidericidir. Böylece ciltteki kızarıklıkları giderir. Cildin nemli ve sıkı kalmasını sağlar. Ayrıca deri hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olarak kolajen seviyesini yükseltir.<br />
<br />
Kabak çekirdeği ayrıca E vitamini içerir. E vitamini cildi hasara karşı korur ve yaşlanma etkilerini geciktirir.<br />
<br />
sifabulun.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı Biçimde Kilo Almanın 4 Yolu]]></title>
			<link>https://www.aleviforum.net/Konu-saglikli-bicimde-kilo-almanin-4-yolu.html</link>
			<pubDate>Sat, 03 Mar 2018 23:05:05 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.aleviforum.net/member.php?action=profile&uid=0">çerağ</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.aleviforum.net/Konu-saglikli-bicimde-kilo-almanin-4-yolu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aşırı kilolu olmak dünya genelinde pek çok insanın sorunu haline gelmiş durumda. Kilo vermeye ilişkin o kadar çok bilgi, ürün ve hizmet var ki zayıf insanların şanslı olduğunu düşünüyoruz. Halbuki zayıf olmak her zaman bir sağlık göstergesi değildir ve bu kişiler için kilo almak, kilo vermek kadar zor olabilir.<br />
<br />
Özellikle kilolu veya obez kişiler için yağ kötü şöhrete sahip ve kurtulunması gereken bir şey olarak görülüyor. Aslında her yağ kötü değildir. Kalorileri yağ olarak saklamak bedenin işleyişi açısından önemli bir özelliktir. Yağlar bedenin işlemesini, iyileşmesini ve gelişmesini sağlar. Yağ beyin gelişiminde büyük rol oynar. Çünkü beynin %60’ı yağdan oluşmaktadır. Yağlar ayrıca yoğun efor sarf ettiğinizde bedenin yakacağı kalorileri saklar.<br />
<br />
Vücut kitle endeksinizi hesaplayarak kilonuzun normal seviyenin ne kadar altında olduğunu öğrenebilirsiniz. Eğer vücut kitle endeksine göre ideal kilonun altında iseniz kilo almanız sağlık açısından önemlidir.<br />
Bu tabii ki fast food ve diğer çöp gıdalara hücum edebilirsiniz anlamına gelmiyor. Sağlıklı kilo almak da kilo vermek gibi dengeli ve sağlığı gözeterek yapılmalıdır. Çöp gıdalar kilo aldırabilir ama bedenin ihtiyacı olan besin maddelerini veremez. Çöp gıdalardaki yağ, şeker ve tuz kilo aldırmasa dahi bedene zarar verebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsterseniz sağlıklı bir şekilde kilo alma yöntemlerine hep birlikte göz atalım.<br />
<br />
1. En az dört saatte bir yemek yiyin.</span><br />
Beden kapatma düğmesi olmayan bir motor gibi sürekli çalıştığından düzenli olarak enerjiye ihtiyaç duyar. Öğün atladığınızda bedenin enerji kaynağı kesilir ve yağ tutmayan zayıf bir bedende bu kas kütlesinin azalması anlamına gelir. Bedenin kütle kaybetmemesi için en iyi yöntem yaklaşık 4 saatlik aralıklarla yemektir. Eğer kilo almak istiyorsanız düzenli yemek büyük önem taşır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Besin değeri yüksek gıdalar yiyin</span><br />
Boş kalorili gıdalar yerine besin değeri yüksek gıdaları tercih ederek kilo alabilirsiniz. Önemli bir protein kaynağı olan kırmızı et yendiğinde kas gelişimine katkıda bulunur. Esmer pirinç ve tam tahıllar gibi besleyici karbonhidratlar ve somon gibi yağlı balıklar iyi tercihlerdir. Sebzelerden mısır, bezelye ve patates gibi bol nişastalı olanlar diğer sebzelere göre daha çok kalori içerir. İştahınız az olsa dahi besin değeri yüksek gıdalar yemek kilo kaybını önleyecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Sağlıklı atıştırmalıklar yiyin</span><br />
Çok yemek yemeden besin maddeleri almanın yolu bol bol protein ve karbonhidrat içeren sağlıklı atıştırmalıklardan geçiyor. Bunun en iyi örneği kuru meyvelerdir. Suyu çekildiğinde meyvenin boyu %75 oranında azalır. Bir bardak üzüm çeyrek bardak kuru üzüme dönüşür. Her türlü kurutulmuş meyve ve yemişi çantanızdan eksik etmeyerek gün içinde ara öğünler yapabilir ve bolca sağlıklı kalori alabilirsiniz.<br />
Yalnız ilave şeker ve koruyucu madde içermeyen, doğal kuru meyveleri tercih etmeniz önerilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Gece yatmadan önce yiyin</span><br />
Uyuduğumuzda beden kendini tamir eder ve iyileştirir. Uyku aynı zamanda kas ve doku üretiminin olduğu bir zamandır. Bu nedenle yatmadan önce besin değeri yüksek bir yemek yemek kilo almada faydalı olacaktır.<br />
<br />
<br />
sifabulun.com</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aşırı kilolu olmak dünya genelinde pek çok insanın sorunu haline gelmiş durumda. Kilo vermeye ilişkin o kadar çok bilgi, ürün ve hizmet var ki zayıf insanların şanslı olduğunu düşünüyoruz. Halbuki zayıf olmak her zaman bir sağlık göstergesi değildir ve bu kişiler için kilo almak, kilo vermek kadar zor olabilir.<br />
<br />
Özellikle kilolu veya obez kişiler için yağ kötü şöhrete sahip ve kurtulunması gereken bir şey olarak görülüyor. Aslında her yağ kötü değildir. Kalorileri yağ olarak saklamak bedenin işleyişi açısından önemli bir özelliktir. Yağlar bedenin işlemesini, iyileşmesini ve gelişmesini sağlar. Yağ beyin gelişiminde büyük rol oynar. Çünkü beynin %60’ı yağdan oluşmaktadır. Yağlar ayrıca yoğun efor sarf ettiğinizde bedenin yakacağı kalorileri saklar.<br />
<br />
Vücut kitle endeksinizi hesaplayarak kilonuzun normal seviyenin ne kadar altında olduğunu öğrenebilirsiniz. Eğer vücut kitle endeksine göre ideal kilonun altında iseniz kilo almanız sağlık açısından önemlidir.<br />
Bu tabii ki fast food ve diğer çöp gıdalara hücum edebilirsiniz anlamına gelmiyor. Sağlıklı kilo almak da kilo vermek gibi dengeli ve sağlığı gözeterek yapılmalıdır. Çöp gıdalar kilo aldırabilir ama bedenin ihtiyacı olan besin maddelerini veremez. Çöp gıdalardaki yağ, şeker ve tuz kilo aldırmasa dahi bedene zarar verebilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsterseniz sağlıklı bir şekilde kilo alma yöntemlerine hep birlikte göz atalım.<br />
<br />
1. En az dört saatte bir yemek yiyin.</span><br />
Beden kapatma düğmesi olmayan bir motor gibi sürekli çalıştığından düzenli olarak enerjiye ihtiyaç duyar. Öğün atladığınızda bedenin enerji kaynağı kesilir ve yağ tutmayan zayıf bir bedende bu kas kütlesinin azalması anlamına gelir. Bedenin kütle kaybetmemesi için en iyi yöntem yaklaşık 4 saatlik aralıklarla yemektir. Eğer kilo almak istiyorsanız düzenli yemek büyük önem taşır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Besin değeri yüksek gıdalar yiyin</span><br />
Boş kalorili gıdalar yerine besin değeri yüksek gıdaları tercih ederek kilo alabilirsiniz. Önemli bir protein kaynağı olan kırmızı et yendiğinde kas gelişimine katkıda bulunur. Esmer pirinç ve tam tahıllar gibi besleyici karbonhidratlar ve somon gibi yağlı balıklar iyi tercihlerdir. Sebzelerden mısır, bezelye ve patates gibi bol nişastalı olanlar diğer sebzelere göre daha çok kalori içerir. İştahınız az olsa dahi besin değeri yüksek gıdalar yemek kilo kaybını önleyecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Sağlıklı atıştırmalıklar yiyin</span><br />
Çok yemek yemeden besin maddeleri almanın yolu bol bol protein ve karbonhidrat içeren sağlıklı atıştırmalıklardan geçiyor. Bunun en iyi örneği kuru meyvelerdir. Suyu çekildiğinde meyvenin boyu %75 oranında azalır. Bir bardak üzüm çeyrek bardak kuru üzüme dönüşür. Her türlü kurutulmuş meyve ve yemişi çantanızdan eksik etmeyerek gün içinde ara öğünler yapabilir ve bolca sağlıklı kalori alabilirsiniz.<br />
Yalnız ilave şeker ve koruyucu madde içermeyen, doğal kuru meyveleri tercih etmeniz önerilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Gece yatmadan önce yiyin</span><br />
Uyuduğumuzda beden kendini tamir eder ve iyileştirir. Uyku aynı zamanda kas ve doku üretiminin olduğu bir zamandır. Bu nedenle yatmadan önce besin değeri yüksek bir yemek yemek kilo almada faydalı olacaktır.<br />
<br />
<br />
sifabulun.com</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>