12-14-2018, 04:13 PM
Atatürk, yalnız doğayı sevmekle kalmamış, ağaçları, yeşili, çiçekleri de koruması altına almıştır. Bir gün Sabiha Gökçen’e,
“Sabiha kızım, ben hayattayken çiçeklerimle kendim meşgul oluyorum. Onlara bakıyorum, baktırıyorum. Biz
bakmasak dilleri mi var, bizden su isteyecek, gübre isteyecek, ışıklı bir yer ya da
gölgelik isteyecek” der.
Bir keresinde de, bir dal badem baharını vazo içinde gördüğünde, Afet İnan’a yakınmış;
“Bahar gelmiş ne güzel, fakat bu güzel çiçekler
meyve vermeden solacak ve sade bizim birkaç günlük göz zevkimizi tatmin edebilecek, ne yazık” demiştir.
Değil ağaçların kesilmesi, Çankaya’daki eski köşkün
önüne dikilmiş akasya ağaçlarını bahçıvanın biraz fazla budaması bile onu üzüntüye boğmaya yetiyormuş.
Atatürk, bir ağaç dalının kesilmesine rıza göstermeyecek kadar yeşili ve ağacı severmiş. Türklerin Orta Asya’dan kuraklık ve ağaçsızlık yüzünden göç ettiklerini pek iyi bildiği için, ağaca karşı, sevgi ve saygı gösterilmesini teşvik etmiş ve
“Orman servetlerimizin korunmasına, lüzumuna ayrıca işaret etmek isterim. Ancak burada mühim olan, koruma esaslarını, memleketin tüm ağaç ihtiyacını devamlı olarak karşılaması icap eden ormanlarımızı muvazeneli ve teknik bir suretle işleterek istifade etmek esasıyla makbul bir şekilde teyid etmek mecburiyeti vardır” demiştir.
alıntıdır...
“Sabiha kızım, ben hayattayken çiçeklerimle kendim meşgul oluyorum. Onlara bakıyorum, baktırıyorum. Biz
bakmasak dilleri mi var, bizden su isteyecek, gübre isteyecek, ışıklı bir yer ya da
gölgelik isteyecek” der.
Bir keresinde de, bir dal badem baharını vazo içinde gördüğünde, Afet İnan’a yakınmış;
“Bahar gelmiş ne güzel, fakat bu güzel çiçekler
meyve vermeden solacak ve sade bizim birkaç günlük göz zevkimizi tatmin edebilecek, ne yazık” demiştir.
Değil ağaçların kesilmesi, Çankaya’daki eski köşkün
önüne dikilmiş akasya ağaçlarını bahçıvanın biraz fazla budaması bile onu üzüntüye boğmaya yetiyormuş.
Atatürk, bir ağaç dalının kesilmesine rıza göstermeyecek kadar yeşili ve ağacı severmiş. Türklerin Orta Asya’dan kuraklık ve ağaçsızlık yüzünden göç ettiklerini pek iyi bildiği için, ağaca karşı, sevgi ve saygı gösterilmesini teşvik etmiş ve
“Orman servetlerimizin korunmasına, lüzumuna ayrıca işaret etmek isterim. Ancak burada mühim olan, koruma esaslarını, memleketin tüm ağaç ihtiyacını devamlı olarak karşılaması icap eden ormanlarımızı muvazeneli ve teknik bir suretle işleterek istifade etmek esasıyla makbul bir şekilde teyid etmek mecburiyeti vardır” demiştir.
alıntıdır...
