Ela Gözlü Sultan Baba
Ela gözlü Sultan Baba
Ululardan ulusun sen
Yedi iklim dört köşeye
Arşa kürse dolusun sen
Seni gören yoksul bay olur
Kafirler imana gelir
Seni sevmeyenler n'olur
Şah-ı Kerem Ali'sin sen
Şahısın eksikli kulun
İçenler ayrılmaz dolun
İnceden incedir yolun
Tamam gerçek velisin sen
Doğru sözün yol kılıcı
Çaldığın iki bölücü
Düşmüşler elin alıcı
Hakkın kudret elisin sen
Dehanından kevser akar
Nazar-ı kula Hak bakar
Kokun cüml'aleme kokar
Muhammed'in gülüsün sen
Parlayıp ateşin yanar
Cüml'alem şulene konar
Susayanlar senden kanar
Ab-ı hayat gölüsün sen
Muhiddin Abdal n'eylersin
Dipsiz denizler boylarsın
Ne bilirsin ne söylersin
Aklın mı var delisin sen
Muhiddin Abdal
İstemem alemde gayrı meyvayı
İstemem alemde gayrı meyvayı
Tadına doyulmaz balımdır Ali
İstemem eşyayı verseler dahi
Kokmazam sünbülü gülümdür Ali
Ali'mdir kadehim Ali'mdir şişe
Ali'm sahralarda morlu menekşe
Ali'm dolu yedi iklim dört köşe
Ali'm saki Kevser dolumdur Ali
Ali vahid şah-ı Resul kibriya
İmam Hasan Hüseyn Şah-ı Kerbela
İmam Zeynel-Aba ol sahib-liva
Büküldü kametim dalımdır Ali
Muhamrned Bakır'dır tendeki canım
Ca'ferüs -Sadık'tır dinim imanım
Musa-i Kazım'dır derde dermanım
Varlığım kalmadı malımdır Ali
Aliyyür -Rıza'dır Şah-ı Horasan
Taki ile Naki gösterdi burhan
Hasanül-Askeri mah-ı dırahşan
Yokladım talihim falımdır Ali
Muhamrned Mehdi'dir sahibüz-zaman
Oniki İmam'a kul oldum heman
Ma'sum-ı pakandır envar -ı cihan
Esrar-ı Huda'ya alemdir Ali
Virani'yem düştüm şimdi derdine
Vücudum gark oldu çile bendine
Gönül sormaz oldu kendi kendine
Söyler dehanımda dilimdir Ali
Virani Baba
Gönül sunalım bari hüdaya
Hak didarı gören geride kalmaz
Pirim yardım eyle bari gedaya
Bize başka yerden şefaat olmaz
Âşıklara dolu gelir dem gelir
Yar elinden yaramıza em gelir
Benim sözüm ladenlere kem gelir
İblistir âdeme secdeyi kılmaz
Ali dükkânında eyledim pazar
Pazar olan yerde olmaz mı nazar
İnanmaz cahiller beyhude gezer
Hakkın nerde mihman olduğun bilmez
Ahmed-i Cemal’dan tuttum damanı
Daman içinde de buldum imanı
Cahiller inanmaz eyler gümanı
Altını göstersem pul diye almaz
FEDAİ der alana sattım malımı
Ancak Balım Sultan bilir halimi
Mürşit eteğinden kesmem elimi
İnşallah açılan gülümüz solmaz
Fedai Baba
Benim pirim Hacı Bektaş Veli dir
Pirim piri Şahımerdan Ali dir
Seyyit Ali Sultanın kendisidir
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır
Erenlerin lokmasından yer isen
Gerçek imamların aslı der isen
Dinle pendi sana derim er isen
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır
Arslan gibi apıl apıl yürüyen
Kendi özün Hak sırrına bürüyen
Kepenegin yanı sıra yürüyen
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır
Mümin olan lokmasını yedirir
Her sözleri rumuz ile bildirir
Gümansız bil anı gerçek Velidir
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır
Kızıl Deli ocağında uyanan
Baştan başa yeşillere boyanan
Varıp pirin eşiğine dayanan
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır
Mekan tutmuş Hanbağında bucağın
Bulutlara ağıp tutan sancağın
Uyandırdı pirimizin ocağın
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır
Kazak Abdal der rivayet eyledim
Üç yüz altmış er ziyaret eyledim
Bu da söz başı bir hikayet eyledim
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır
Kazak Abdal
Biz urum abdallarıyız
Maksudumuz yardır bizim
Geçtik ziynet kabasından
Gencinemiz erdir bizim
Daim kılarız biz varı
Harc-eyleriz elde varı
Dost yoluna verdik seri
Münkirimiz hordur bizim
Aşk bülbülüyüz öteriz
Rah-Hakka yüz tutarız
Mana gevherin satarız
Müşterimiz vardır bizim
Haber aldık Muhammedden
Geçmeyiz zat u sıfattan
Balım nihan söyler zattan
İrşadımız sırdır bizim
Balım Sultan
ALİ'Yİ GÖRDÜM
Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali' yi gördüm
Eğildim niyaz eyledim
Düldül' ün nalını gördüm
Kanber' i durur sağında
Salınır cennet bağında
Ali, Musa Turdağı' nda
Ben dedem Ali' yi gördüm
Üç çerağ yanar şişede
Arslanlar gizli meşede
Yedi iklim dört köşede
Ben dedem Ali' yi gördüm
Yüce dağlar boran coşkun
Kul Himmet aşkına düşkün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali' yi gördüm
Kul Himmet
Gel tâlip Pîr’den rızâsız yürüme
Sakın seni üstadın kabul eylemez
Farkla dur, otur, mîzanla yürü
Sakın Sultân kapıda kul eylemez.
Bu yol tâ ezelden Kaalû Belî’dir
Benliğinden geçen Hakk’ın kuludur
ŞAH HATÂYÎ cümlemizin halidir
Vefâsından cefâsın bol eylemez.
BANA KARA DİYEN DİLBER
Bana kara diyen dilber
Gözlerin kara değil mi
Yüzünü sevdiren gelin
Kaşların kara değil mi
Güzel, ben seni isterim
Seni koynumda beslerim
Yüzünü, güzel, göreyim
Zülüfün kara değil mi
Boyun uzun, belin ince
Yanakların olmuş gonca
Salıverirsin kolunca
Beliğin kara değil mi
Utanırım akar terim
Güzellikte yok benzerin
En sevgili makbul yerin
Saçların kara değil mi
Beni kara diye yerme
Mevlâ'm yaratmış, hor görme
Ala göze siyah sürme
Çekilir, kara değil mi
Hind'den, Yemen'den çekilir
İner Bağdad'a dökülür
Türlü taama ekilir
Biber de kara değil mi
Göllerde kuğular olur
Göğüs ak, kara benlidir
Mısır'da çok zengin vardır
Kölesi kara değil mi
Pınara konan kuğunun
Kanadı beyaz çoğunun
Çöldeki Arab beyinin
Çadırı kara değil mi
İller de konup göçerler
Lâle sünbülü biçerler
Ağalar, beyler içerler
Kahve de kara değil mi
Evlerinde sular akar
Güzelleri göze bakar
Hublar yanağına sokar
Sünbül de kara değil mi
Karac'oğlan der, inşallah
Görenler desin maşallah
Kara donlu Beytullah
Örtüsü kara değil mi
Ta ezelden meyil verdik bu sırra
Mayası Hak'dandır boyandık nura
Arşdan yüz dört kitap inince yere
Kur'an Muhammed'e inen Ali'dir...
***Derviş Ali***
İmam Cafer ilmin kitabın okur
Daim bülbül olmuş gülşende şakır
Yağını dergâhta delile yakın
Delil-i Şahımerdan kendi nur deyi
Kırklar meydanında çark-ı pervane
Musayı Kazım’dan ol şirin cana
Rıza lokmasın getir meydana
Dört kapısı tamam olan yer deyi
Muhammet Takı’dır lokmayı sunan
Aliyel Nakı’dır nuş edip kanan
Hasan’ ın askeri cihana gelen
Mehti şu cihanda oldu sır deyi
Çok hikmet var ol kurbanın başında
Hesap onun yüreğinde döşünde
Ehl-i Mümin divan durur başında
Sakiler doldurur kadeh sun deyi
Hatayim nuş eder aşkın dolusu
Doluyu nuş eden pirim Ali’si
Rehbere teslim eyle derisin
Kamberin serdiği sofra bu deyi...